Türkiye'nin Prag Büyükelçisi Egemen Bağış'tan İslamofobi değerlendirmesi – PRAG

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :

– Türkiye'nin Prag Büyükelçisi Egemen Bağış'ın açıklaması – “Özellikle Avrupa’da bazı kesimler başta olmak üzere İslam ve Müslüman düşmanlığının ve peygamberimize saygısızlığın kanser gibi yayıldığı bir dönemdeyiz”
– “İslam dahil tüm dinler çok açık bir şekilde öldürmeyi yasaklıyor. Her türlü şiddete karşı birleşmeli ve mücadele etmeliyiz”
PRAG (AA) – Türkiye’nin Prag Büyükelçisi Egemen Bağış, dünyada artan İslam düşmanlığına ilişkin, “Özellikle Avrupa’da bazı kesimler başta olmak üzere İslam ve Müslüman düşmanlığının ve peygamberimize saygısızlığın kanser gibi yayıldığı bir dönemdeyiz.” dedi.

Çekya Dışişleri Bakanlığı öncülüğünde beş yıldır düzenlenen; din ve kültürler arası diyaloğu konu alan konferansta Çekya Dışişleri Bakanı Tomas Petricek, Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu ve Büyükelçi Egemen Bağış gibi çok sayıda konuşmacı, din ve vicdan özgürlüğü üzerine konuşma yaptı.

Bağış, konferansa, Türkiye’nin Prag Büyükelçiliği olarak, dünyaca ünlü Antakya Medeniyetler Korosu'nun konseriyle katkıda bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.

Koroya ilişkin bilgi veren Bağış, Koro’nun Antakya'da asırlardır barışçıl bir şekilde bir arada yaşama ve hoşgörü kültürünü temel aldığını, evrensel müzik dilini kullanarak farklı kültür ve inançları temsil eden çeşitli dillerde performans sergilediğini anlattı.

Bağış, Antakya Medeniyetler Korosu’nun son bir aydır bu konferansa hazırlandığını ancak yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle dijital platformda yapılan programa, video konferans yoluyla katılmak durumunda kaldığını kaydetti.

Koro’nun 3 ilahi dine ait eserlerin yanı sıra Türkçe ve Çekçe de eserler seslendirdiğini ifade eden Bağış, koroya ilham kaynağı olan Antakya’nın, Bizans’tan Osmanlı'ya, çok farklı kültür ve medeniyete ev sahipliği yaptığını anlattı.

– “Antakya hoşgörü şehri”

Barış, Antakya’nın ilk Hristiyan yerleşim yerlerinden biri olduğuna işaret ederek Antakya’da farklı dinlere mensup insanların barış içinde uzun yıllardır birlikte yaşadığını, bu kentte hoşgörünün tarihinin çok eskilere dayandığını ifade etti.

Kısa süre önce Federal Almaya Hükümetinin Din Özgürlüğü Özel Temsilcisi Markus Grubel tarafından dünya genelinde din özgürlüğünü ele alan bir raporun paylaşıldığını belirten Bağış, raporda küresel çapta dini inançlara yönelik baskı ve kısıtlamaların ciddi oranda artış gösterdiğine işaret edildiğini aktardı.

– “Din ve inanç özgürlüğünü temel bir insan hakkı”

Bağış, raporda din ve inanç özgürlüğünü temel bir insan hakkı olduğuna dikkatin çekildiği ve dünya nüfusunun neredeyse dörtte üçünün din ve inanç özgürlüklerinin kısıtlandığı ülkelerde yaşadığı bilgisinin paylaşıldığını ifade etti.

Bu bağlamda dünya genelinde artan İslam düşmanlığına dikkati çeken Bağış, “Maalesef, özellikle Avrupa’da bazı kesimler başta olmak üzere, İslam ve Müslüman düşmanlığının ve peygamberimize saygısızlığın kanser gibi yayıldığı bir dönemdeyiz.” dedi.

Bağış, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Hiçbir Müslüman terörist olamaz, hiçbir terörist Müslüman olamaz. Terörist, masum insanları öldürmekten çekinmeyen kanlı bir katildir.” ifadelerini hatırlatarak “İslam dahil tüm dinler çok açık bir şekilde öldürmeyi yasaklıyor. Her türlü şiddete karşı birleşmeli ve mücadele etmeliyiz.” diye konuştu.

Hollandalı siyasetçi Doorn ve İngiliz aktivist Booth artan İslamofobik söylemleri değerlendirdi – İSTANBUL

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– BİLAL Derneği Başkanı Ömer Lütfi Türkmenoğlu'nun konuşması
– Hollandalı siyasetçi Arnoud Van Doorn'un konuşması
– İngiliz gazeteci, aktivist Lauren Booth'un konuşması
– Hollandalı siyasetçi Arnoud Van Doorn :
– “İslam'ı araştırıp Müslüman olmaya karar verdim. İslam'ın bir tehdit değil, bir barış dini ve insanlar için güzellikler getiren bir din olduğunu öğrendim ve bunu anlatmaya başladım”
– “Müslümanlar sosyal ve siyasi ortamlarda etki yaratıyor. Çünkü Avrupa çıkar üzerine kurulu, finansal olarak bankalar ve büyük şirketler Müslümanların bu açıdan riskli olduğunu düşünüyor”
– İngiliz gazeteci, aktivist Lauren Booth:
– “Müslümanlar medyada daha fazla yer almalı ve sesimizi güçlendirmeliyiz”
– “İslam barış dini ve Müslümanlar Avrupa'nın ekonomisine katkı sağlıyor”
İSTANBUL (AA) – Hollandalı siyasetçi Arnoud Van Doorn ve İngiliz gazeteci, aktivist Lauren Booth, Uluslararası Bilgi ve Algı Derneğince (BİLAL) düzenlenen toplantıda, Avrupa'da artan İslam karşıtı söylemlerin neden ve sonuçlarını değerlendirdi.

Bağcılar'da bir otelde düzenlenen etkinlikte başta Fransız Charlie Hebdo dergisinin yayınladığı Hz. Muhammed'e hakaret içerikli karikatür krizi olmak üzere son yıllarda Müslümanlar üzerine artan baskılar ve İslamofobi ele alındı.

BİLAL Derneği Başkanı Ömer Lütfi Türkmenoğlu, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, derneğin çalışmaları hakkında bilgi vererek, İslamofobiyle mücadele eden öncelikle İslam'ın doğru bir şekilde tanıtılması gerektiğinin altını çizdi.

Türkmenoğlu, Fransa'daki bir derginin Hz. Muhammed'e ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret içerikli karikatürlerinin amacının Müslümanları provoke etmek olduğunu ve “ifade özgürlüğü” söylemi altına gizlenerek hakaretlere devam edildiğini belirtti.

Ömer Lütfi Türkmenoğlu, Müslümanlara karşı dünyanın birçok yerinde artan baskılara karşı en güzel mücadele aracının İslam'ı tanıtmak olduğunu, “İslam'ın iyiyi ve güzeli teşvik ettiğini anlatmaya devam edeceklerini” söyledi.

– “İslam için mücadele etmeye başladım”

Hollandalı siyasetçi Arnauld Von Doorn da konuşmasına İzmir'deki depremde hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet dileyerek başladı.

7 sene önce Müslüman olduğunu anlatan Doorn, şöyle devam etti:

“Önceden İslam'ın terörü beslediğini düşünüyordum ve Hollanda'da bunu destekliyordum ki birçok insan da hala bu düşüncede. Başkalarını suçlamak istemiyorum herkes kendi fikrinden sorumludur. Bu kötü fikirlerin tamamında medyadan etkilenmiştim. Zamanla İslam'a karşı mücadelemin doğru olmadığını düşündüm ve İslam'a karşı ilgim arttı. Araştırdıkça İslam'ın güzelliklerin görmeye başladım. 1 yıl boyunca İslam'ın kalbimde oluşturduğu kıvılcım büyüdü ve Müslüman olmaya karar verdim. İslam'ın bir tehdit değil, bir barış dini ve insanlar için güzellikler getiren bir din olduğunu öğrendim ve bunu anlatmaya başladım. Artık Hollanda'da bunun için mücadele ediyorum.”

Doorn, birçok aşırı sağcı siyasetçinin İslam karşıtı söylemlerinin ekonomik gerekçelerinin olduğunun altını çizdi.

Avrupa'daki Müslüman azınlıkların sayısı ve etkisi arttıkça bazı ekonomik çevreler için risk oluşturacağının düşünüldüğünü söyleyen Doorn, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Müslümanlar artık eskisi gibi değil. Önceden sadece işçiler vardı ve haklarını bilmiyorlardı. Şimdi ise güçleniyorlar ve giderek daha eğitimli hale geliyorlar. Müslümanlar sosyal ve siyasi ortamlarda etki yaratıyor. Çünkü Avrupa çıkar üzerine kurulu, finansal olarak bankalar ve büyük şirketler Müslümanların bu açıdan riskli olduğunu düşünüyor. Çünkü İslam faizin olmadığı daha güzel bir sistem getirebilir ve bundan kesinlikle korkuyorlar. İslam'ın getirebileceği sistemden rahatsız olan kesimlerin başında kesinlikle bu gruplar geliyor. ”

Doorn, İslamofobi söylemine karşı birçok Müslüman ülke liderinin sessiz kaldığı değerlendirmesini yaparak, şunları kaydetti:

“Arap ülkelerinin bazıları Avrupa etkisi altında olduğu için maalesef etkisiz kalıyorlar. Türkiye bu süreçte liderlik yapıyor ve herkes Türkiye'nin yardımını bekliyor. Hollanda'da özellikle ılımlı bir İslam yaratmaya çalışıyorlar. Bazı rol modeller gençler için ön plana çıkarılıyor ve dini ritüellerini yerine getiren insanlara bunların aşırıcılık olduğunu söylüyorlar. Genç nesillerin daha iyi yetiştirilmesi için Türkiye'de de çalışmalar yapılması, eğitim alanının güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.”

– “Müslümanların medya gücü çok zayıf, güçlendirilmeli”

İngiliz gazeteci, aktivist Lauren Booth da konuşmasında Batı'da artan İslamofobi söyleminin belirli kesimler tarafından artırıldığını ve bununla mücadelenin en önemli araçlarından birinin medya olduğunu söyledi.

Fransa'daki Charlie Hebdo dergisinin yayınladığı İslam ve Müslümanlara hakaret içerikli karikatürleri değerlendiren Booth, şu değerlendirmede bulundu:

“Macron bu konuda büyük hata yapıyor. Müslümanların topluma yaptığı katkılar görmezden geliniyor ve Müslümanlar provoke edilmeye çalışılıyor. Başka bir İslam algısı ve İslam düşüncesi yaratılmaya çalışılıyor. Recep Tayyip Erdoğan bu provokasyonlara karşı güzel bir yaklaşım içinde girdi. Fransa'nın Cezayir'de yaptığı soykırımı hatırlattı ve onların nasıl bir terör eylemiyle katledildiğini biliyoruz. İslam barış dini ve Müslümanlar Avrupa'nın ekonomisine katkı sağlıyor. Avrupa bunu unutuyor. Zor günlerden geçiyor.”

Booth, İngiltere'de uzun yıllar gazetecilik yapmış biri olarak medyadaki süreçleri iyi bildiğini ve Müslümanların sesinin medyada daha fazla yer alması için mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.

Müslüman olduğu her güne şükrettiğini ve İslam'ın güzellikleriyle hayatının tamamen değiştiğini belirten Booth, şunları kaydetti:

“Bir zamanlar İslam'a karşı durmak için yollar ararken şimdi İslam'ı savunmak ve güzelliklerini anlatmak için emek veriyorum. Avrupa'da birçok ülkede yaşanan gelişmelerde aşırı sağcı partilerin etkisi çok yüksek. Ülkelerin karıştırmasını istiyorlar. Ben bir Avrupalıyım ama ruhsal olarak artık bir Müslüman'ım. İslamofobiyle mücadelede elimden gelen her şeyi yapmak istiyorum.

Ne kadar tehdit altında olduğumuzu konuşabiliriz ama biz BİLAL Derneği'nde çözüm bulmak için mücadele ediyoruz. Medyada zayıfız ve medya platformlarında etkimiz yok. Örneğin en sonki bıçaklı saldırıda kişinin Allah-u Ekber dediği söylendi ama savcı bunun doğru olmadığını belirtti. Bu bilgi aşırı sağcılar tarafından yayıldı ve herkes bu şekilde öğrendi. Bunun için medyada daha fazla yer almalı ve sesimizi güçlendirmeliyiz. ”

Booth, Müslümanların özellikle İngiltere'de topluma oldukça katkı sağlayan çalışmalar yürüttüklerini ve Avrupa'nın Müslümanlara, İslam'a ihtiyacı olduğunu dile getirdi.