22. Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı toprağa verildi

İSTANBUL (AA) – Tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren 22. Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, Çengelköy Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Dün Kadıköy Florance Nightingale Hastanesi'nde vefat eden Karadayı'nın cenazesi İstanbul Sultan 2. Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna getirildi. Hastane bahçesinde yapılan askeri törende Karadayı'nın ailesi başsağlığı dileklerini kabul etti.

Cenaze namazının ardından Karadayı'nın naaşı defnedilmek üzere Çengelköy Mezarlığı'na nakledildi.

22. Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'nın vefatı

İSTANBUL (AA) – 22. Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı'nın, tedavi gördüğü hastanede multipl organ yetmezliği ve septisemi nedeniyle hayatını kaybettiği açıklandı.

Kadıköy Florence Nightingale Hastanesinden yapılan açıklamada, Karadayı'nın bir süredir kanser tedavisi gördüğü belirtildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Eski Genelkurmay Başkanımız İsmail Hakkı Karadayı, multipl organ yetmezliği ve septisemi nedeniyle hayatını kaybetti. Karadayı bir süredir metastatik kanser nedeniyle kemoterapi tedavisi görüyordu. Son hafta terminal dönemde yoğun bakımda tedavisi devam eden Karadayı bugün saat 11.45'te vefat etti."

22. Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı vefat etti

İSTANBUL (AA) – 22. Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı tedavi gördüğü hastanede 88 yaşında hayatını kaybetti.

Alınan bilgiye göre, kanser hastalığı nedeniyle bir süredir tedavi gören İsmail Hakkı Karadayı, Kadıköy Florance Nightingale Hastanesi'nde vefat etti.

– Karadayı'nın öz geçmişi

Türk Silahlı Kuvvetlerinin 22. Genelkurmay Başkanı olan Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, 1932 yılında Çankırı'da doğdu.

Kara Harp Okulu'ndan 1951, Uçaksavar Okulu'ndan 1953 yılında mezun olan Karadayı, 1961 yılına kadar Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı çeşitli birlik ve kurumlarda Takım Komutanlığı ve Karargah Subaylığı yaptı.

Karadayı, 1963 yılında Kara Harp Akademisi'ni kurmay subay olarak bitirdikten sonra; 12. Tümen İstihbarat Şube Müdürlüğü, 2. Tümen Topçu Komutanlığında Karargah Subaylığı, Kara Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığında Proje Subaylığı, Kara Harp Okulu'nda Öğretim Üyeliği ile Lojistik Şube Müdürlüğü, Şam Kara Ataşeliği, 33. Tümen 86. Piyade Alay Komutanlığı ve Genelkurmay Plan Prensipler Başkanlığı Plan Prensipler Şube Müdürlüğü görevlerini yürüttü.

Tuğgeneralliğe 1977 yılında terfi eden Karadayı, Kara Kuvvetleri Tayin Daire Başkanlığı ve 28. Piyade Tugay Komutanlığı yaptı.

Karadayı, 1981 yılında Tümgeneralliğe terfi ederek, 39. Piyade Tümen Komutanlığı ve Kara Kuvvetleri Personel Başkanlığı görevlerinde bulundu

İsmail Hakkı Karadayı, 1985 yılında Korgeneral olarak 8. Kolordu Komutanlığı ve Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı görevlerinde bulunduktan sonra 1989 yılında Orgeneralliğe terfi etti. Karadayı, Orgeneral rütbesi ile Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı, 1. Ordu Komutanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevlerini yürüttü.

Orgeneral Karadayı, 30 Ağustos 1994'te atandığı Genelkurmay Başkanlığı görevinden 30 Ağustos 1998'de emekliye ayrıldı.

Karadayı, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Şeref Madalyası, TSK Üstün Hizmet Madalyası, TSK Altın Şeref Madalyası, Güney Kore TONG ILJANG Madalyası, Pakistan Nişan-ı İmtiyaz Madalyası, ABD Liyakat Madalyası, Ürdün Birinci Derece İstihkak Nişanı, Fransız Liyakat Nişanı (Commander Dans L'ordre De La Legion D'Honneur) ve ABD Liyakat Madalyası (ikinci kez) sahibiydi.

Emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı'ya 14 Nisan 1999'da Trakya Üniversitesi tarafından Kamu Yönetimi dalında "Fahri Doktora" ünvanı verildi.

Seren Karadayı ile evli olan Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı iki çocuk babasıydı.

– 28 Şubat sürecinde Genelkurmay Başkanı'ydı

Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, Genelkurmay Başkanı olarak Türk siyasi tarihine "postmodern darbe" olarak geçen ve "Etkileri gerekirse bin yıl sürecek" denilen 28 Şubat 1997'deki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısına katıldı. Toplantıdan, tarihe "postmodern darbe" olarak geçecek 4 maddelik bildiri çıktı.

28 Şubat süreci yıllar sonra yargıya taşındı. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 yıl süren yargılama sonunda 13 Nisan 2018'de kararını açıkladı.

Sanık eski Genelkurmay Başkanı Karadayı, mahkemede "28 Şubat süreci, bazı çevrelerce söylendiği gibi bir darbe süreci asla değildir." savunmasını yaptı.

Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi, dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı'yı da suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 147. maddesi uyarınca "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini cebren düşürmeye ve devirmeye iştirak" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, sanığın yargılama sürecindeki tutum ve davranışlarını, takdiri indirim nedeni kabul ederek cezayı müebbet hapse çevirdi.

'Postmodern darbe'nin failleri müebbet hapse çarptırıldı

ANKARA (AA) – Refah Partisi (RP) ile Doğru Yol Partisi (DYP) tarafından 1996’daki genel seçimler sonrasında kurulan ve Başbakan Necmettin Erbakan idaresindeki REFAHYOL Hükümetinin (54. Hükümet), 28 Şubat 1997’deki Milli Güvenlik Kurulu’nda (MGK) alınan kararlar ve uygulamalar sonrasında istifasıyla sonuçlanan süreç, yıllar sonra yargıya taşındı.

Sürecin yaşandığı dönemde demokrasiye yapılan bu müdahaleden hesap sorulmasının önünde engel teşkil eden bazı yasalar, ilerleyen yıllarda Anayasa’daki değişikliklerle aşıldı. Böylece, 28 Şubat darbecilerinin yargılanmalarının önü açıldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında ilk operasyon, 12 Nisan 2012’de düzenlendi.

Operasyonlar sonucu dönemin Genelkurmay 2. Başkanı emekli Orgeneral Çevik Bir, Genelkurmay İstihbarat ve İKK Daire Başkanı emekli Orgeneral Fevzi Türkeri, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri emekli Orgeneral İlhan Kılıç, Genelkurmay Harekat Başkanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Ahmet Çörekçi, Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Hikmet Köksal, Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Teoman Koman ile eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz’ün de aralarında bulunduğu birçok kişi 28 Şubat’ın faili olarak tutuklandı.

Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturma 22 Mayıs 2013’te tamamlanarak 103 kişiye, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehlerine olan Türk Ceza Kanunu’ndaki (TCK) “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini cebren düşürmeye, devirmeye iştirak etmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Davanın 1309 sayfalık iddianamesinde suç tarihi olarak 54. Hükümetin kurulduğu 8 Temmuz 1996 ve sonrası gösterildi. İddianamede Tansu Çiller “mağdur”, Meral Akşener “tanık”, Şevket Kazan, Şeref Malkoç, Merve Kavakçı, Mehmet Bekaroğlu’nun da aralarında bulunduğu 481 kişi ise “müşteki/mağdur” olarak yer aldı.

İddianamede, Refah Partisinin hükümet ortağı olması sonrası ordu içindeki cuntacıların parti ve halk üzerinde psikolojik harekat yürüttüğü, bu süreçte faaliyet gösteren Batı Çalışma Grubunun da (BÇG) alınan kararlara etki ettiğine yer verildi.

Darbe sanıkları hakim karşısında

28 Şubat davasının ilk duruşması, 2 Eylül 2013’te görüldü.

Savunma yapan ilk sanık olan dönemin Genelkurmay 2. Başkanı emekli Orgeneral Bir, iddianamede “temelsiz, hukuk dışı, birbiriyle ilgisi olmayan” hususlara yer verildiğini ileri sürdü ve “İsnat edilen suçla ilgi kurulmaya çalışılan iddialar, tümüyle mevzuat çerçevesinde cereyan eden faaliyetlerdir.” ifadesini kullandı.

Sanık eski Genelkurmay Başkanı Karadayı ise “28 Şubat süreci, bazı çevrelerce söylendiği gibi bir darbe süreci asla değildir.” savunmasını yaptı.

Çetin Doğan da “BÇG ve 28 Şubat iddianamesi adıyla açılan dava, Ergenekon ve Balyoz türevindendir.” iddiasında bulundu.

Yargılama sürecinde farklı tarihlerde, sanıkların adli kontrolle tahliyeleri kararlaştırıldı.

21 kişiye müebbet

Davanın görüldüğü Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi, 13 Nisan 2018’de hükmünü açıkladı.

Dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, Genelkurmay 2. Başkanı emekli Orgeneral Çevik Bir, Genelkurmay Harekat Başkanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Ahmet Çörekçi, dönemin Genelkurmay MEBS Başkanı ve eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Hayri Bülent Alpkaya, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Hikmet Köksal, dönemin Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Aydan Erol, Kara Kuvvetleri İstihbarat Başkanı Cevat Temel Özkaynak, dönemin Genelkurmay İstihbarat Başkanı Çetin Saner, Genelkurmay İstihbarat ve İKK Daire Başkanı emekli Orgeneral Fevzi Türkeri, dönemin Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreteri emekli Orgeneral İlhan Kılıç, dönemin Hava Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Başkanı Çetin Dizdar, eski YÖK üyesi emekli Korgeneral Erdoğan Öznal, dönemin Genelkurmay Genel Sekreteri Erol Özkasnak, dönemin Jandarma Genel Komutanlığı Harekat Başkanı Hakkı Kılıç, dönemin Genelkurmay İç Güvenlik Harekat Dairesi Plan Şube Müdürü İdris Koralp, dönemin Genelkurmay İç Güvenlik Harekat Dairesi Başkanı ve Başbakan Askeri Başdanışmanı Kenan Deniz, dönemin Genelkurmay Adli Müşaviri Muhittin Erdal Şenel, dönemin Genelkurmay Plan Prensipler Başkanı Vural Avar, dönemin Genelkurmay Personel Başkanı Yıldırım Türker ve dönemin YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 147. maddesi uyarınca “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini cebren düşürmeye ve devirmeye iştirak” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Ancak mahkeme, sanıkların yargılama sürecindeki tutum ve davranışlarını, takdiri indirim nedeni kabul ederek cezalarını müebbet hapse çevirdi. Ceza alan sanıklar hakkındaki adli kontrol uygulamasının devamı kararlaştırıldı.

Mahkeme, 10 sanığın eyleminin, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini cebren düşürmeye ve devirmeye iştirak”a ilişkin “gizli ittifak” suçu kapsamında kaldığına hükmetti ve yürürlükte olan kanunlar gereği bu sanıklar hakkındaki kamu davasını zaman aşımından düşürdü.

Diğer sanıklardan 68’inin ise yüklenen suçları işlediklerinin sabit olmaması nedeniyle beraatına hükmedildi, yargılama aşamasında ölen sanıkların ise dosyaları düşürüldü.

Gerekçeli karardan

Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi, davanın gerekçeli kararını 3 Temmuz 2018’de açıkladı.

Kararda, “Dava konusu olayda, hükümeti cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etme eylemini gerçekleştirmek üzere, bir kısım sanıkların önceden gizlice ittifak etmiş oldukları anlaşılmaktadır.” ifadeleri yer aldı.

Sanıklardan dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı ve Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir’in, “54. Hükümetin düşürülmesine yönelik tüm faaliyetlerden bilgileri olduğu” ve suça iştirak ettikleri vurgulandı.

BÇG’nin yasal dayanağı olmayan faaliyetlerde bulunduğu kaydedilen gerekçeli kararda, Sincan’da tankların yürütülmesine ilişkin, “Sincan’ın işlek caddelerinde tankların ve zırhlı araçların yürütülmesi, 54. Cumhuriyet Hükümeti’ni cebren düşürmeye, devirmeye elverişli bir eylem olarak kabul edilmiştir.” değerlendirmesi yer aldı.

Gerekçeli kararda, Çevik Bir’in, BÇG’nin faaliyetleri ve sonrasında 54. Hükümetin istifa ettirilmesi ile sonuçlanan sürece ilişkin “postmodern darbe” sözünü bizzat kullandığı belirtildi.

Söz konusu dönemde “postmodern” darbecilerin, REFAHYOL Hükümetini hedef aldığı, bakanlıklar, belediyeler ve mülki amirlerle ilgili yasa dışı tespit ve fişlemeler yaptığı, hazırlanan eylem planları ve yürütülen bütün çalışmaların seçimle iş başına gelmiş meşru hükümetin devrilmesine yönelik olduğu kaydedildi.

Muhabir: İsmet Karakaş