İstanbul Sanayi Odası

İSO Türkiye İmalat PMI mayısta 40,9'a yükseldi

İSTANBUL (AA) – İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI), mayısta bir önceki aya göre 7,5 puan artarak 40,9'a yükseldi.

İSO Türkiye İmalat PMI anketinin mayıs ayı sonuçları açıklandı.

Eşik değer olan 50'nin üzerinde ölçülen tüm rakamların sektörde iyileşmeye işaret ettiği anket sonuçlarına göre, İSO Türkiye imalat PMI mayısta 40,9'a ulaştı. Nisanda 33,4 düzeyinde gerçekleşen endeksteki yükselişe karşın, eşik değerin altında kalan değerler yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle sektördeki faaliyet koşullarının yavaşlamaya devam ettiğini gösterdi.

Kovid-19 salgınının faaliyetleri aksatmaya ve talebi sınırlamaya devam etmesi sonucu hem üretim hem de yeni siparişler mayıs ayında sert yavaşlama kaydetti. Buna karşın bazı firmalar operasyonlarını mayısta yeniden başlattıklarını bildirdi ve böylece düşüşler daha sınırlı gerçekleşti.

İmalatçılar, istihdamı üst üste ikinci ay azalttı. Öte yandan şirketlerin çoğunluğunun personel sayılarını değiştirmemesiyle düşüş önceki aya göre hız kesti, üretim ve yeni siparişlere kıyasla çok daha ılımlı düzeyde gerçekleşti.

Yeni siparişlerdeki yetersizlik, firmaların satın alma faaliyetlerini yavaşlatmasına ve hem girdi hem de nihai ürün stoklarını azaltmasına neden oldu. Kovid-19 kısıtlamalarına bağlı olarak taşımacılıkta yaşanan aksamalar da tedarikçilerin teslimat sürelerinde sert artışa yol açtı. Özellikle yurt dışından yapılan ürün alımlarında güçlükler yaşandığı belirtildi.

Türk lirasının dolar karşısındaki değer kaybı, girdi maliyetlerinde keskin ve hızlanan bir artışa yol açtı. Girdi maliyetleri enflasyonu son bir yılın en yüksek oranında kaydedildi. Bunun yansıması olarak, imalatçılar satış fiyatlarını nisan ayına ve seri ortalamasına göre daha yüksek bir hızda artırdı.

– Sektörlerin çoğunda belirgin yavaşlama sürdü

İSO Türkiye Sektörel PMI mayıs ayı verileri Kovid-19 salgınının Türk imalat sektörünün genelini olumsuz etkilemeye devam ettiğini gösterdi.

Takip edilen 10 sektörün çoğunda belirgin yavaşlama devam ederken, faaliyet koşulları genel olarak nisan ayına göre daha hafif bir ivme kaybı sergiledi.

Sert yavaşlamanın devam ettiği giyim ve deri ürünleri, en belirgin hız kaybının gerçekleştiği sektör oldu. Diğer uçta yer alan kimyasal, plastik ve kauçuk sektöründe üretim dengelenme noktasına yaklaşırken, bu durum firmaları ek personel alımı yapmaya teşvik etti. Sektörde istihdam güçlü bir şekilde arttı ve bu artış veri serisinin başladığı Ocak 2016'dan beri en güçlü düzeyde gerçekleşti.

Diğer tüm sektörler ise çalışan sayılarını azaltmaya devam etti. Takip edilen 10 sektörün tamamı, yeni siparişlerde de yavaşlama sergiledi.

– "Büyümedeki yavaşlamada en kötünün geride kaldı"

Açıklamada görüşlerine yer verilen IHS Markit Ekonomi Direktörü Andrew Harker, Türk imalat sektörünün mayıs ayında Kovid-19 salgınının etkileriyle mücadele etmeyi sürdürdüğünü kaydetti.

Bu etkilerin aktivitenin nisan ayındaki sert yavaşlamadan sonra mayısta güçlü bir geri dönüş yapmasına engel olduğunu belirterek, "Yine de yavaşlamanın daha ılımlı gerçekleşmesi, sektörün toparlanma yolunda olduğuna işaret etti. Virüsün kontrol altına alınma sürecinin devam etmesi halinde, aktivite önümüzdeki aylarda büyüme bölgesine geçebilecektir." değerlendirmelerini yaptı.

Harket, mayıs ayında görünümün nisandaki kadar zayıf olmamasının, büyümedeki yavaşlamada en kötünün geride kaldığına işaret ettiğini vurgulayarak, "Mayıs ayında göze çarpan kimi olumlu gelişmeler de var. Kimyasal, plastik ve kauçuk ürünler sektöründe faaliyet koşulları iyileşirken, iş hacmindeki dengelenme belirtileri, firmaları istihdam artırma yönünde cesaretlendirdi. Bu arada, sektörlerin çoğunluğunda gelecek 12 aya ilişkin üretim beklentilerinin iyimser olması, önümüzdeki aylarda daha fazla sayıda sektörün büyüme bölgesine geçebileceğinin işareti." ifadelerini kullandı.

EBSO meclis üyeleri, İSO Meclisi'ne konuk oldu

İSTANBUL (AA) – Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) meclis üyeleri, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi'nin şubat ayı olağan toplantısına konuk oldu.

Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu’nda gerçekleşen ve "Yeni Yılda Ekonomiye ve Sanayimize Bir Bakış; Görünüm, Riskler, Fırsatlar ve Kurumsal İşbirliğinin Önemi" ana gündemi ile toplanan meclise EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, EBSO Meclis Başkanı Salih Esen ve meclis üyeleri katıldı

Meclis toplantısında konuşan EBSO Başkanı Yorgancılar, 2011'de İSO'yu İzmir'de ağırladıklarını ve toplantı sonunda ortak bir bülten yayınladıklarını anımsattı.

Bültende 14 madde yer aldığını anımsatan Yorgancılar, o günden bu yana sanayicinin benzer sorunlarla mücadele ettiğine işaret etti.

Türkiye'nin son 5 yılda 7 seçim yaşayan bir ülke olduğuna dikkati çeken Yorgancılar, "Reel sektörümüzün bu anlamda sınavları hiç bitmiyor. Ama şunu da çok iyi biliyoruz ki ya üretip özgür oluruz, ya da tüketir mahkum oluruz." diye konuştu.

Alın terini akıl teriyle birleştiren firmaların daha etkin desteklenmesi gerektiğine değinen Yorgancılar, şunları kaydetti:

"Ülkemizde de ivme katacak, daha etkin ve işlevsel destekler olmalıdır. Özellikle son 2 yıldır müthiş destek paketleri açıklandı. Ancak, kısa vadeli bakışla gelecek kurulamaz. 2019 vergi tahsilat oranı, 1970 yılından bu yana en düşük seviyede. Nedeni de talep daralmasına ek olarak vergi yapılandırmaları ve afların tahsilatı düşürmesidir. Bu da kamunun sanayiye aktaracağı kaynakları olumsuz etkiliyor."

Yorgancılar, dünyada izlenen gevşek para politikası, seçimsiz bir dönemin geçirilmesi ve Çin’den Türkiye’ye kaydırılması öngörülen yatırımların bu süreçte önemli fırsatlar barındırdığına işaret etti.

– İzmir'e beyin göçü

İzmir'in net ihracatçı konumda olduğunu dile getiren Yorgancılar, kentin emekliler şehri olarak nam saldığını ancak son birkaç yıldır ciddi şekilde net beyin göçüne ev sahipliği yaptığını aktardı.

Şehre gelen göçün yüzde 80'inin yüksek eğitimli olduğunu bildiren Yorgancılar, genel toplamda İzmir'in en çok göç aldığı şehrin ise İstanbul olduğunu ifade etti.

İzmir-İstanbul Otoyolu'nun açılmasının iki şehir için de büyük öneme sahip olduğunu dile getiren Yorgancılar, "Bu yol, Ege ve Marmara ekonomilerini birbirine bağlayacak, yeni bir yatırım ve ticaret ortamının oluşmasına vesile olacaktır. O nedenle, odalarımızın iş birliğini önemsediğimizin altını çiziyorum." değerlendirmesinde bulundu.

EBSO Meclis Başkanı Salih Esen ise 2020'nin zorluklarla başladığını belirterek, "2020’nin tüm zorlukları, diliyoruz ki bu iki aylık süreçte yaşanmış olsun. Kalan 10 ayda da hepimiz işimize gücümüze bakalım. Nasıl daha nitelikli, daha çok üretim ve ihracat yaparız konularına yoğunlaşalım." diye konuştu.

Bakan Varank: Savunmada gıptayla bakılan yeniliklere imza atacağız

İSTANBUL (AA) – İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından “Savunma Sanayisinde Yerli ve Milli Üretim Arayışları” temasıyla 2. Savunma Sanayisi Buluşmaları etkinliği gerçekleştirildi.

Programın açılışında konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türk savunma sanayisinin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yurt dışından hibeyle gelen ya da doğrudan satın alınan sistemler üzerine kurgulandığını anımsatarak, bu durumun sonrasında milli savunma sanayisinin gelişmesinin önünde engel olduğunu anlattı.

Savunma sanayisinin dışarıya bağımlılığının daha sonraki süreçlerde oluşturduğu olumsuzluklara değinen Varank, Kıbrıs Barış Harekatı sırasındaki ambargo sonrası savunma sanayisinde yaşanan hareketlilikten bahsetti.

Varank, savunma sanayisinin asıl büyük sıçramayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çizdiği vizyonla gerçekleştirdiğini kaydederek, şu ifadeleri kullandı:

“Hedefimiz; uluslararası savunma sanayisi üreticilerine sadece taşeronluk yapmak değil, tam bağımsız Türk savunma sanayisini oluşturmaktı. 18 sene önce yüzde 80 dışa bağımlı olan savunma sanayisi, bugün ekosistemde yer alan tüm aktörlerin katkılarıyla milli bir yapıya dönüştü. 2019’da savunma ve havacılık sanayi ihracatı, bir önceki seneye göre yüzde 35 artarak 2 milyar 740 milyon dolara ulaştı. Sektörde 50 bine yakın emekçi çalışıyor. Son 5 yılda 400’ün üzerinde yerli patent başvurusu yapıldı.”

“Küresel şirketlerle rekabet edebilecek ürünler geliştiriyoruz”

Varank, Türkiye’nin en büyük kümelenmesi olan SAHA İstanbul’un 5 yılda hızla büyüdüğünü ve 430 üyesiyle savunma sanayisinde öncü bir rol üstlendiğini belirterek, kamu, özel sektör ve üniversite ekosistemini başarıyla hayat geçiren SAHA İstanbul’un bugün savunma ve havacılık sanayisinin önemli oyunculardan olduğunu söyledi.

“Türkiye geleceğin savaş uçağı, uzun menzilli hava savunma sistemleri, uydu ve uydu fırlatma sistemleri gibi alanlarda ürün geliştirme faaliyetlerini sürdürüyor.” diyen Varank, bu alanlarda çalışan ülke sayısının bir elin parmaklarını geçmediğini vurguladı.

Varank, “Daha önce bunları hayal bile edemezken, şimdi küresel şirketlerle rekabet edebilecek ürünler geliştiriyoruz.” diye konuştu.

Savunma sanayisinde gelinen noktaya ilişkin örnekler veren Varank, ülkenin güzide savunma sanayi şirketlerinden yetişmiş mühendislerin şu an otomobilin matematik modellemeleri ve dayanıklılık testleri üzerine çalıştığını, savunma alanında biriktirdikleri tecrübelerle otomotiv sektöründe geleceği tasarladıklarını anlattı.

Savunma sanayisinde 7 yılda 4 milyar liralık yatırım teşvik belgesi

Varank, bakanlık olarak sektöre verdikleri desteklere değinerek, son 7 yılda sektörün 4 milyar liralık sabit sermaye yatırımına teşvik belgesi verdiklerini ve 5 bin kişinin istihdam edilmesini sağladıklarını söyledi.

Teknoparklardaki işletmelere sundukları Ar-Ge desteklerinden bahseden Varank, 1231 Ar-Ge merkezini desteklediklerini, bunların bir kısmının doğrudan savunma sanayisi odaklı çalıştığını anlattı.

Varank, TÜBİTAK SAGE kapsamındaki çalışmalardan Isıl Pil ve Piroteknik Bileşenler, Ataletsel Ölçüm Birimi ATLAS, Küresel Konumlama Sistemi Alıcısı KAŞİF ve Küresel Konumlama Sistemi Anteni SG KONUM gibi ürünlerden bahsederek, BİLGEM ve MAM aracılığıyla da savunma sanayi projeleri yürüttüklerini aktardı.

Bakan Varank, “Buradan şu çağrıyı yapmak istiyorum. Özel sektörün, yani her birinizin, bu enstitülerle çok daha yakın iş birliği içinde olması gerekiyor. Ar-Ge’si yapılan projelere sizler ölçek kazandırabilir, ticarileştirebilir ve ihracatını gerçekleştirebilirsiniz.” dedi.

Makine sektörüne çıktıkları ilk çağrıya 5,3 milyar liralık yatırım başvurusu geldiğini, sonuçların nisanda açıklanacağını dile getiren Varank, bundan sonra kimya, ilaç, tıbbi cihaz, otomotiv, elektronik ve raylı sistem araçları gibi alanlarda yeni başvuruları ilan edeceklerini söyledi.

“Sunduğumuz fonlar özel sektörü faiz kavgasından kurtaracak”

Varank, sundukları fonların yatırımlara ortak olacağını ve özel sektörü bankalarla faiz kavgası yapmaktan kurtaracağını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Biz kendi öz sermayesiyle yatırım yapan işletmelerimizi destekleyecek mekanizmalar için çalışıyor, projeler geliştiriyoruz. Bu fonları çok artırmamız ve geliştirmemiz lazım. Türkiye’nin potansiyeline ve sanayicilerin yapabileceklerine çok büyük bir güven duyuyoruz. Kamu ve özel sektördeki tüm paydaşlarla yakın iş birliği içinde çalışmaya devam edecek, geliştirdiğimiz ürün ve teknolojilerle, inşallah pek çok ülkenin gıptayla takip ettiği yeniliklere de imza atacağız.”

Varank, savunma sanayisi başta olmak üzere tüm alanlarlarda yenilikçi bir dönüşümün içinde olmaya devam edeceklerinin altını çizerek, “Bu dönüşümü daha da hızlandıracak herkesin fikrine, bilgisine, özgün bakış açısına ihtiyacımız var. Milli Teknoloji Hamlesini topyekün bir seferberlik ruhuyla hayata geçireceğiz.” diye konuştu.

Varank, konuşmasının ardından SAHA İstanbul ve TÜBİTAK Tüsside tarafından gerçekleştirilen Mini MBA Yönetici Gelişim Programı’nı başarıyla tamamlayanlara sertifikalarını verdi.

Muhabir: Uğur Aslanhan

İSO Başkanı Bahçıvan: “Bizim problemimiz kaynakları doğru kullanmamak”

KIRKLARELİ (AA) – İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye'nin kaynak noktasında tarımı, turizmi ve tarihiyle çok zengin bir ülke olduğunu söyledi.

Bahçıvan, Trakya Kalkınma Ajansı ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen "Meslek Liselerini Güçlendirme Projesi" kapsamında Kültür Merkezi'nde düzenlenen motivasyon eğitimine katıldı.

Bahçıvan, burada yaptığı konuşmada, sanayiciliğin özünde "hayal" olduğunu, hiç kimsenin hayal kurmaktan vazgeçmemesi gerektiğini ifade etti.

Sanayicilerin hayal kurarak işe başladığını, kurduğu hayali önce proje, sonra yatırım haline dönüştürdüğünü anlatan Bahçıvan, "Nasıl ki bir sanatçı resim yapmayı hayal edip sergiye koyduğunda o sergide değer bulursa veya bir müzisyen beslediği şarkının alkışlanmasında değer bulursa, biz sanayiciler de yıllar evvel gerçekleştirmiş olduğumuz hayallerin zaman içinde ürünün en kıymetli hazinemiz olan müşterimiz tarafından kabulünden haz duyuyoruz." dedi.

Bahçıvan, eğitimin, hayatın temeli olduğunu, bunun eksik olduğu bir yerde, diğer kabiliyet ve başarıların da yetersiz kaldığına inandığını dile getirdi.

Mesleki eğitimin çok önemli olduğunun altını çizen Bahçıvan, şöyle devam etti:

"Mesleki eğitim en önemli politika olması gerekirken, en önemli halka olması gereken bu konu Türkiye'de ne yazık ki talihsiz 28 Şubat sürecinde ciddi bir sekteye uğratılmış vaziyette. Çünkü cumhuriyetin ilk dönemlerine bakıldığında ne kadar marka mesleki okul, meslek eğitmenleri ve okullardan mezun olan çok kıymetli öğrenciler, Türkiye'nin farklı sektörlerdeki gelişmenin en önemli temel taşları. Ama 28 Şubat'tan sonra ne yazık ki mesleki eğitimin itibarı sarsıldı. Biz tekrar ana amacımız bu itibarı kazandırmak. Türkiye'nin mesleki eğitim noktasında kaybolan yıllarını olabildiğince hızlı bir şekilde kapatmamız gerekiyor."

– "Türkiye'de kaynak problemi yok"

Bahçıvan, Türkiye'nin kaynak noktasında çok zengin bir ülke olduğunu, bunun verimli ve doğru kullanılması gerektiğine işaret etti.

Türkiye'nin kaynak sorunu olduğunu düşünmediğini vurgulayan Bahçıvan, "Türkiye kaynak noktasında iddia ediyorum her noktada çok zengin bir ülke. Tarımı, turizmi, tarihiyle ve en önemlisi insanı ile…Bizim problemimiz kaynakları doğru kullanmamak. Türkiye'de kaynak problemi yok. Türkiye'de kaynakları doğru yönetememek, doğru planlayamamak problemi var." diye konuştu.

Bugün sanayinin birçok iş kolunda farklı hizmet sektörlerinde yeterli kalifiye insan bulunamadığını anlatan Bahçıvan, şunları kaydetti:

"İstanbul'da da Trakya'da da Anadolu'da da fabrikalarımız tesislerimiz ne yazık ki eğitimi kendi fabrikalarında yapıyor. Eleman aldığımız zaman ilk 6 ay bir sene o elemanı yetiştirmekle geçiyor. Neden? Kalifiye sizin aradığınız nitelikte elemanda olmamasından dolayı. Öbür tarafta da bakıyorsunuz, 10 binlerce gencimiz 24-25 yaşına gelmiş, diplomalarını almış ama elde ettikleri diplomanın karşılığını bulabilecek iş noktasında çaresiz umutlar kalıyor. Bir tarafta kalifiyeli eleman arayan güçlü bir iş veren ve iş ordusu var, bir tarafta da diploması elinde ama hayata başlayacağı zaman ona uygun iş bulamayan güçlü bir gençlik ordusu var. İşte bu köprüde planlama, bu köprü de mesleki eğitim. Eğer mesleki eğitimi doğru planlayabilirsek aradaki ihtiyaçların ne olduğunu doğru yönetebilirsek bu aradaki olumsuzluk bizim için büyük bir fırsata dönüşebilecek."