Kadir Has Üniversitesi

“Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması”nın 2020 sonuçları açıklandı

İSTANBUL (AA) – Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma Merkezi tarafından gerçekleştirilen "Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması"nın 2020 yılı sonuçları açıklandı.

Üniversitenin, Cibali Kampüsü'nde düzenlenen basın toplantısında, Ocak-Şubat aylarında İstanbul başta olmak üzere toplam 23 ilde, kadın-erkek 18 yaş ve üzeri 1216 kişi ile gerçekleştirilen araştırma sonuçları değerlendirildi.

Bu yıl altıncısı yapılan "Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması"nın 2020 yılı sonuçları, Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mary Lou O'Neil ile İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi ve Psikoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Aslı Çarkoğlu'nun katılımıyla düzenlenen bir basın toplantısıyla paylaşıldı.

– Kadınların yüzde 68'i, erkeklerin yüzde 63'ü 'şiddet' dedi

2016-2020 yılları arasında toplam 6 bin 21 kişi ile yapılan anket çalışmalarının kapsamlı bir değerlendirmesiyle birlikte açıklanan sonuçlar, Türkiye'de kadın algısına dair çarpıcı veriler ortaya koyuyor.

Türkiye genelinde kadınların toplum içinde yaşadığı en büyük sorun yüzde 66 ile "şiddet" oldu. Geçen yıl yüzde 60 olan bu oranın, yüzde 6 artması dikkati çekiyor. Erkeklerin yüzde 63'ü de kadının yaşadığı en büyük sorunu şiddet olarak yanıtladı.

Araştırma, boşanma ve şiddet ilişkisine dair de çarpıcı veriler içeriyor. "Aile içi şiddet boşanma için yeterli bir sebeptir" diyenlerin oranı 2019'da yüzde 74 iken, bu oran 2020 yılında yüzde 79'a yükseldi.

"Bir erkek, ailesinin dirlik ve düzeni için zaman zaman şiddete başvurabilir" diyenlerin oranı ise 2016'da yüzde 14 seviyesinde iken 2020 yılına gelindiğinde yüzde 4'e geriledi. Bir diğer sonuç ise ailenin devamı için şiddetin görmezden gelinebileceğine dair. 2016'da katılımcıların yüzde 18'i bu düşünceye sahipken, 2020'de bu düşünceye katılanların oranı yüzde 8'e düştü.

Araştırmaya katılan erkeklerin sadece yüzde 3'ü diplomasız iken, bu sayı kadınlar arasında yüzde 8'e çıkıyor. Eğitim sistemine girebilen kadınların çoğunluğu (yüzde 46'sı) ilk 8 yıllık eğitimi alırken, kadın-erkek farkı lise seviyesinde belirginleşiyor. Lise mezunu kadın oranı yüzde 30 iken bu oran erkeklerde yüzde 36 oranında gözüküyor.

Araştırmaya göre annenin çalışmasının çocuk üstünde olumlu etkisi olduğu görüşüne katılım, kadınlar arasında erkeklere kıyasla daha güçlü. Ev dışında çalışan annelerin çocuklarına üretken ve dolu bir hayat kurmalarında rol modeli olduğunu düşünen kadınların oranı yüzde 64, erkeklerin ise yüzde 54 olması dikkati çekiyor. Araştırmaya göre annesi çalışan çocukların daha özgüvenli olduğuna ve kendi ayakları üzerinde durabildiğine inananların sayısı artış gösteriyor. Bu oran kadınlarda yüzde 63, erkekler de ise yüzde 50 oranında seyr ediyor.

Kadınların iş yaşamında karşılaştığı zorlukları da ortaya koyan araştırmada, ankete katılan 3 bin 92 kadının 1424'ü, yani yüzde 46'sı bugüne dek hiç çalışmadığını beyan ediyor. Çalışmayı bırakan kadınların yüzde 44'ü, aile izni veya bakım sorumluluklarına destek verilmemesi, yüzde 13'ü ise işten atılma veya güvenli çalışma ortamı sağlanmaması sebebiyle işi bıraktıklarını belirtiyor.

– Çocuklarının bakımına katkıda bulunan genç babalar arttı

Araştırmaya göre Türkiye'de çocuklarının bakımına katkıda bulunan babaların sayısında geçtiğimiz yıllara oranlara artış var. 2019'da çocuklarıyla düzenli olarak ilgilenen babaların oranı yüzde 42'lerde iken bu oran 2020'de yüzde 51'e yükseldi.

Son 5 yıl baz alındığında 25-35 yaş arası babaların, çocuklarının bakımına daha yaşlı babalara kıyasla daha fazla katkıda bulunduğu ortaya çıkan araştırmada, genel anlamda babaların yaşı arttıkça çocuklarıyla daha az ilgilendikleri kaydedildi. 25-35 yaş arası babaların yüzde 11,6'sı çocuklarıyla hiç ilgilenmediklerini bildirirken, 51 yaş ve üstü babalarda bu oran yüzde 20.9'a çıkıyor.

Yine 25-35 yaş arası babaların yüzde 10,9'u çocuklarıyla hiç oynamadığını söylerken, bu oran 51 yaş ve üzeri babalarda yüzde 31,1 oranına tekabül ediyor.

Ayrıca eğitim seviyesi yükseldikçe babaların çocuklarının bakımında daha aktif rol aldıkları görülüyor.

– "Çocuğumuz 'sorumluluk sahibi, dürüst ve hoşgörülü' olsun"

Araştırma sonuçlarına göre kadınlar ve erkekler, çocuklarına verilmesi gereken en önemli değerler konusunda fikir birliğinde görünüyorlar. "Sorumluluk sahibi, dürüst veya hoşgörülü" bir nesil yetiştirmek isteyen ebeveynler, bu değerler konusunda kız ve erkek çocuk arasında da bir ayrım yapmıyor.

Ebeveynlerin bu konudaki tek istisnası çalışkanlık konusunda farklılık gösterirken, erkek çocuklarına çalışkan olma değerini aşılama isteği, kız çocuklarına kıyasla daha fazla olduğu görünüyor.

Araştırmanın parmak bastığı bir diğer sorun ise genç kız ve kadınların akşam tek başına sokakta olmasından duyulan çekince oluyor. Buna göre 18 yaş altı kız çocuklarının akşam 19-20:00 saatleri sonrası tek başına sokakta olması hem kadınlar (yüzde 34) hem erkekler (yüzde 32) tarafından güvenli görülmüyor.

Aynı durum yetişkin kadınlar için de geçerli. Yetişkin kadınların akşam 9-10 sonrası tek başına sokakta olmasını güvenli bulmayan kadınların oranı yüzde 32 iken, erkeklerde bu oranın yüzde 25 olduğu ortaya çıkıyor.

Kadir Has Üniversitesi Rektörü Feyiz: “Toplumsal araştırmalar, Türkiye'nin resmini çeker”

İSTANBUL (AA) – Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sondan Durukanoğlu Feyiz, "Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması"nın 2020 yılı sonuçlarına ilişkin, "Yapılan araştırmalar, Türkiye'nin resmini düzenli olarak çeker. Türkiye'deki kadının durumunu takip eden bir merkezimiz var ve ben bu merkezin, üniversitemizin çatısı altında olmasından gerçekten çok mutluyum." dedi.

Prof. Dr. Feyiz, üniversitenin Cibali Kampüsü'nde gerçekleştirilen basın toplantısında yaptığı konuşmada, Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma Merkezi tarafından yapılan "Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması"nın 2020 yılı sonuçlarının önemli veriler ortaya çıkardığını söyledi.

Ocak-Şubat aylarında İstanbul başta olmak üzere toplam 23 ilde, kadın-erkek 18 yaş ve üzeri 1216 kişi ile görüşülerek gerçekleştirilen araştırma sonuçlarının değerlendirildiğini aktaran Feyiz, bu çalışmayı önemsediğini belirterek, araştırmaların düzenli ve disiplinli bir şekilde Türkiye'nin pek çok ilinde yapıldığına dikkati çekti.

Feyiz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma Merkezi'nde yapılan toplumsal araştırmalar, Türkiye'nin resmini düzenli olarak çeker. Biraz önce arkadaşlarla çıkan rakamlar üzerine fikir alışverişinde bulunduk. Türkiye'deki kadının durumunu takip eden bir merkezimiz var ve ben bu merkezin, bizim üniversitenin çatısı altında olmasından gerçekten çok mutluyum. Aslı ve Mary hocam bu anlamda çok güzel bir iş ortaya çıkarıyor. Üniversitemiz bu araştırmaları desteklemeye devam edecektir."

– "Toplum olarak eşitlik anlayışında ciddi bir artış gözleniyor"

Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mary Lou O'Neil de AA muhabirine yaptığı açıklamada, araştırma sonuçlarının olumlu olduğunu dile getirerek, "Bir kaç senedir aşağı-yukarı aynı sonuçların çıktığını görüyoruz. Genç ve eğitimli insanların eğitim seviyesinin arttıkça daha çok eşitlikten yana olduğunu görüyoruz. Bu, toplum için çok önemli bir durumdur." değerlendirmesinde bulundu.

Toplum olarak eşitlik anlayışında ciddi bir artış gözlendiğini ifade eden O'Neil, şunları kaydetti:

"Toplum olarak eşitlik anlayışında ciddi bir artış gözleniyor ama 'toplumda eşitlik var mı?' o tartışılması gereken bir konudur. Ben kadın ve erkek arasında eşit hak ve imkanların olmadığını düşünüyorum. Fakat kadın-erkek arasındaki olması gereken eşit haklara sahip olma ihtiyacı ve zihniyeti biraz biraz oluşmaya başladı. Eşitlik zihniyetinin zemini kafalarda oluştuktan sonra zaten eşitlikçi bir kültürü inşaa edebiliriz. Bu nedenle gençler, eşitlik konusunda biraz da duyarlı bir durumda. Zaten 2016 itibariyle 12 senelik zorunlu eğitime yeni başladık. Bu nedenle gençler, daha çok eğitim görüp, aile dışı ve kamu alanlarında daha fazla zaman geçirdikleri için bu etkiyi gördüğümüzü düşünüyorum."

– "Eksik kaldığımız, kadınların eğitim hayatına katılımıdır"

Kadir Has Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi ve Psikoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Aslı Çarkoğlu ise Türkiye'de kadınların erkeklerle eşit şartlara sahip olması konusunda daha çok çalışılması gerektiğini hatırlatarak, "Ciddi eksik kaldığımız yerlerden biri kadınların eğitim hayatına katılımıdır. Bu anlamda çok uğraş verdik ama daha çok çabalamamız lazım diye düşünüyorum." dedi.

Çarkoğlu, şunları ifade etti:

"Kadın-erkek arasındaki ilişkilerin eşitlik göstergelerinde kırılma noktasının lise ve lise üstü eğitim gözüküyor. Hiç diploması olmayan ilk ve orta okul mezunları ile lise ve üstü mezuniyet oranlarında çok anlamlı farklar var. Daha eşitlikçi bir ilişki ortamı oluşturmak için daha yüksek seviyede eğitimli bir topluma ihtiyacımız var. Eğitimin ön plana çıktığını görüyoruz ama bence burada bahsedilen şey eğitimin kendisi değil, kadın ve erkeklerin beraberce aynı sınıfta bir ortamda bulunuyor olmaları yani ev dışında ve kendi akrabaları olmayanlarla eşit şartlarda var olmaları burada önemli olan faktör. Okulda öğretilen bilgiden ziyade aynı okul ve iş hayatında ortak alanı eşit şekilde paylaşmanın eğitim ve bilgi ile öğretilmesi önemlidir."

Kaspersky, Kadir Has Üniversitesi'nde öğrencilere siber güvenliği anlattı

İSTANBUL (AA) – Kaspersky tarafından Kadir Has Üniversitesi'nde öğrencilere siber güvenlik anlatıldı.

Kaspersky'den yapılan açıklamaya göre, Kadir Has Üniversitesi, eğitici dersler, etkileşimli oturumlar, tartışmalar ve networking fırsatlarının bir arada sunulduğu Kaspersky'nin "Cyber Day" etkinliğine ev sahipliği yaptı.

"Cyber Day" etkinliğinde hem Kadir Has Üniversitesi’nden hem de farklı üniversitelerden öğrenciler, siber güvenlikte dünya çapındaki son gelişmeleri öğrenme şansına sahip oldu.

Türkiye özelinde alanında ilk olma özelliği taşıyan bu nitelikteki bir etkinlik, öğrencilerin siber güvenlik konusundaki bilgilerini tamamlayıcı biçimde olabilmesi amacıyla düzenlenirken, öğrencilere doğrudan endüstrinin uzmanlarıyla beraber çalışma olanağını sunması açısından da önem kazanıyor.

"Cyber Day"de konuşan Kaspersky Kıdemli Güvenlik Araştırmacısı Maher Yamout, Türkiye'nin çeşitli üniversitelerinden 100'den fazla öğrenciye siber güvenliğin halihazırdaki doğasından ve güvende olmak için alınması gereken önlemlerin neler olduğundan bahsetti.

Yamout, "Öğrencilerin meraklı ve duygusal yapıda olmalarının yanında hem boş zamanlarında hem de akademik nedenlerle internete yüksek derecede bağımlı olmaları, üniversite düzeyinde siber eğitimin kritik önem taşımasının sebebi." ifadesini kullandı.

Siber güvenlik eğitimlerinin önemine işaret eden Yamout, "Genelde en yeni teknolojileri ilk kullananlar arasında olan ve yoğun birer internet kullanıcısı olan genç öğrencilerin alacağı siber tehdit eğitimi, onları sadece siber tehlikelere karşı korumaya yardımcı olmakla kalmayacak, aynı zamanda gelecekte çalışacakları birbirinden farklı alanlarda karşılarına çıkacak siber tehditlere daha hızlı tepki verebilmelerini mümkün kılacak beceriler edinmelerini de sağlayacak." değerlendirmesinde bulundu.

Etkinlikte ayrıca, Kaspersky’nin İnteraktif Koruma Simülasyonu eğitimi (KIPS) oturumu da gerçekleştirildi.

– Türkiye, META bölgesinin siber saldırılara en açık ülkeleri arasında yer alıyor

Verilen bilgiye göre, Türkiye, META bölgesinin siber saldırılara en açık ülkeleri arasında yer alıyor. Türkiye'de 2019'un üçüncü çeyreğinde web kaynaklı tehditlerden etkilenen kullanıcıların sayısının yüzde 17,4 olduğu görülüyor. Geçen yıl ise bu yüzde 20,1 gibi bir oranla daha yüksek seviyelerde bulunuyordu.

Kaspersky, 2019'un üçüncü çeyreğinde Türkiye'de 9 milyondan fazla web kaynaklı saldırı tespit etti. Bu sayı, 2018'dekinden yaklaşık olarak 200 bin fazla saldırıyı temsil ediyor.