Kıbrıs

Özgür römorkörü KKTC'ye uğurlandı – YALOVA

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Drone ile römorkör ve alandan detaylar Özgür römorkörü Yalova'dan KKTC'ye uğurlandı

YALOVA (AA) – Kıbrıs Türk Kıyı Emniyetine ait “Özgür” adlı römorkör, Yalova'daki yenileme ve modernizasyon çalışmaları sonrası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne (KKTC) gönderildi.

Yalova'nın Altınova ilçesindeki Sanmar Tersanesi'nde düzenlenen törende konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Selim Dursun, milli ruhla birçok şeyin başarılacağını söyledi.

Devletin gücünü, özel sektörün de girişimi ve katkılarıyla çoğaltacaklarını belirten Dursun, şöyle konuştu:

“Tarihte Akdeniz'i Türk gölü haline çevirmiş bir milletiz. Ecdadımızın bıraktığı bu mirasa ne kadar sahip çıkarsak sağlam zemine oturmuş oluruz. Bin yılı bin yıllara kavuştururuz inşallah. Bugün de varız. Egemenliğimizden doğan deniz yetki alanlarındaki hak ve meşruiyet çıkarlarımızı koruyabilecek kudret ve imkana bugün her zamankinden daha çok sahibiz. Vatanımızın ve egemenliğimizin doğal bir uzantısı olan ve uluslararası hukuk ve meşruiyete dayanan deniz yetki alanlarımızda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın vizyonu ve önderliğinde yaptığımız çalışmalarla, nitelikli araştırma filomuzla, bu araştırma filomuza eşlik edecek güçlü bir donanmaya sahibiz. Akdeniz Havzası'ndaki bu kaynaklara ulaşma hususunda da her türlü imkan ve kabiliyete sahibiz.”

Uluslararası arenada Türkiye'yi rahatlatacak kararlar alındığını vurgulayan Dursun, Doğu Akdeniz'deki arama kurtarma sahasını yaklaşık iki kat büyüttüklerini dile getirdi.

Dursun, ayrıca Kıbrıs Türk Kıyı Emniyeti bünyesinde gemi trafiğini izleme, organizasyon ve düzenlemesine yönelik Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi kurulması için çalışmaları sürdürdüklerini sözlerine ekledi.

Tören, dua edilmesi ve römorkörün yola çıkarılmasıyla sona erdi.

Söndüren-10 römorkörü Kocaeli'den KKTC'ye uğurlandı – KOCAELİ

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Katılımcılardan detay görüntüler
– Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Selim Dursun'un konuşması
– Kıyı Emniyeti Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Durmuş Ünüvar'ın konuşması
– Römorkörlerin gösterisinden detay görüntüler – Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Selim Dursun:
– “Geçtiğimiz günlerde deniz ve hava araçları kazalarında arama kurtarma yönetmeliğimiz yayınlanmış olup, deniz yetki alanlarımız dahilindeki Türk arama kurtarma sahası Doğu Akdeniz'deki kıta sahanlığımızı da kapsayacak şekilde genişletildi. Diğer bir ifadeyle arama kurtarma sorumluluk sahamızı yaklaşık iki katına çıkardık”
KOCAELİ (AA) – Kıbrıs Türk Kıyı Emniyetine ait Söndüren-10 römorkörü, Kocaeli'deki yenileme ve modernizasyon çalışmalarının ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne (KKTC) uğurlandı.

Mülkiyeti, Kıbrıs Türk Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma şirketine ait Özgür ve Söndüren-10 römorkörü, uluslararası seyir kurallarına göre bütünüyle modernize edilerek, Doğu Akdeniz'in seyir emniyeti ve deniz güvenliği için tam donanımlı göreve hazır hale getirildi.

– “Çok önemli atılımlar ve kazanımlar sağladık”

Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Selim Dursun, Kocaeli'nin Başiskele ilçesindeki Uzmar Tersanesi'nde düzenlenen Söndüren-10 römorkörünü uğurlama töreninde yaptığı konuşmada, Özgür ve Söndüren-10 römorkörlerinin yenileme ve modernizasyon çalışmalarında emeği geçenlere teşekkür etti.

KKTC Cumhurbaşkanı seçilen Ersin Tatar'ı tebrik eden Dursun, deniz ve okyanusların, sahip oldukları besin, doğal kaynaklar ve alternatif enerji üretim potansiyelleri nedeniyle insanlığın ekonomik mücadelesinin temel zeminini oluşturduğunu söyledi.

Dursun, devletlerin denizlerdeki kaynaklara ulaşma ve yararlanma amacıyla mücadele içinde olduklarını dile getirerek, şöyle devam etti:

“Doğu Akdeniz havzasındaki egemenliğimizden ve uluslararası hukukla meşruiyete dayanan deniz yetki alanlarındaki hak ve çıkarlarımızı tesis edebilecek ve koruyabilecek kudret ve imkana bugün her zamankinden daha çok sahibiz. Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın vizyonu, öngörüsü ve önderliğinde nitelikli araştırma gemileri filosu ve bu filoya destek olan güçlü donanmamızla Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon ve diğer deniz kaynaklarının tespiti noktasında çok önemli atılımlar ve kazanımlar sağladık.”

– “Türkiye ve KKTC bayrakları Doğu Akdeniz'de dalgalanmaya devam edecek”

Deniz yetki alanlarında deniz, seyir, can, mal ve çevre emniyeti anlamında önemli sorumlulukları bulunduğunu aktaran Dursun, “Bu kapsamda geçtiğimiz günlerde deniz ve hava araçları kazalarında arama kurtarma yönetmeliğimiz yayınlanmış olup, deniz yetki alanlarımız dahilindeki Türk arama kurtarma sahası Doğu Akdeniz'deki kıta sahanlığımızı da kapsayacak şekilde genişletildi. Diğer bir ifadeyle arama kurtarma sorumluluk sahamızı yaklaşık iki katına çıkardık.” ifadelerini kullandı.

Dursun, Doğu Akdeniz'deki deniz emniyetinin artırılmasına yönelik Kıbrıs Türk Kıyı Emniyeti bünyesinde gemi trafik hizmetleri merkezinin kurulması amacıyla çalışmaları başlattıklarını belirterek, bu çalışmayla Doğu Akdeniz'deki gemi trafik izleme alanlarının da genişleyeceğini bildirdi.

Özgür ve Söndüren-10 römorkörlerinin modernizasyon çalışmalarıyla daha uzun süre aktif olarak bölgede ve sahada görev yapacak duruma getirildiğini aktaran Dursun, Türkiye ve KKTC bayraklarının her zaman Doğu Akdeniz'de gururla dalgalanmaya devam edeceğini vurguladı.

Kıyı Emniyeti Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Durmuş Ünüvar da Kıbrıs Türk Kıyı Emniyetinin mevcut römorkörlerinin yenilenmesi kapsamında modernize edilen Özgür ve Söndüren-10'un tesliminin kendilerini memnun ettiğini dile getirerek, çalışmada emeği geçenlere teşekkür etti.

Uzmar Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Noyan Altuğ ise tersane olarak bu proje için seferber olduklarını aktararak, görevi en iyi şekilde layıkıyla yapmak için maddi ve manevi tüm imkanları Söndüren-10 gemisi için kullandıklarını kaydetti.

Söndüren-10 römorkörünü yenilediklerini belirten Altuğ, geminin yaşam mahallinin her iki tarafına KKTC bayrağını nakşettiklerini söyledi.

Törende, ayrıca KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan'ın mesajı okundu.

Konuşmaların ardından yapılan, denizlerin zeybeği olarak nitelendirilen römorkörlerce gösteri yapıldı.

Daha sonra dua edilmesinin ardından Söndüren-10 römorkörü KKTC'ye uğurlanırken, Özgür römorkörü Yalova'da düzenlenen törenin ardından KKTC'ye gönderilecek.

Bahçeli: “KKTC Cumhurbaşkanı seçiminde mücahit ruhu, müzakereci saplantıları tarihin kenarına itmiştir” – TBMM

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin konuşması
– Devlet Bahçeli'nin kürsüden inmesi TBMM – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısında konuştu. (7)
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: “KKTC Cumhurbaşkanı Seçiminde, mücahit ruhu müzakereci saplantıları tarihin kenarına itmiştir. Çok şükür esaret değil cesaret kazanmıştır. Taviz değil milli duruş kazanmıştır. Zillet değil millet kazanmıştır. Rum tezleri değil Türk’ün muteber iradesi kazanmıştır.”

DSP Genel Başkanı Aksakal: AB ülkeleri artık KKTC'yi tanımalı

ANKARA (AA) – DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, gündeme ilişkin açıklamalarda bulunduğu AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri değerlendiren Aksakal, “Doğu Akdeniz’de öteden beri bizim savunduğumuz bir husus var. Türkiye’nin üç tarafının denizlerle kaplı olması ve dünyanın en önemli jeopolitik konumunda bulunması, emperyal sistemin iştahını her zaman kabartmıştır.” diye konuştu.

Akdeniz’in kendine özgü bir özelliğinin daha bulunduğunu aktaran Aksakal, Kıbrıs Adası’nın “yıkılmaz, sarsılmaz, yeri değiştirilemez bir uçak gemisi” konumunda olduğunu söyledi.

Aksakal, şöyle devam etti:

“(Kıbrıs) Orta Doğu’ya hakim, Asya’ya, Avrupa’ya ve Afrika’ya hakim pozisyonda. Öncelikli olarak olaya şuradan bakmak gerek, Kıbrıs Adası Osmanlı döneminden bu yana 450 yıllık bir geçmişe sahip Türk vatanıdır. Bütün dünya devletlerinin öncelikle bu gerçeği kabullenerek siyasi argümanlarını geliştirmesi gerekir. Bunu reddederek, 500 yıl öncesinin bin yıl öncesinin hevesleriyle bu topraklarda bir hakimiyet kurma idealini hala yaşatan varsa, bu bir hayaldir ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti var olduğu sürece bu hayal asla gerçekleşmeyecektir. Akdeniz’de emperyal sistemin, özellikle ABD’nin öncülüğünde ve AB ülkelerinin güdümünde Yunanistan öne çıkarılarak kullanılmaya çalışıldığı, deniz altındaki enerji kaynaklarına sahip olma stratejisi var. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de kendi sınırları içerisinde gerek kara vatanı, gerek mavi vatanı içerisinde hakkı bulunan bölgeler var.”

Türkiye’nin özellikle Doğu Akdeniz’deki araştırmalarının, sondaj gemilerinin çalışmalarının hiçbir ülkenin ya da milletin hak ve menfaatlerine yönelik olmadığını vurgulayan Aksakal, Türk milletinin geleceğine ve ihtiyacına yönelik enerji arayışlarını içeren bu çalışmaların devam etmesi gerektiğini vurguladı.

Aksakal, “Özellikle Oruç Reis’in çalışmalarının, orada elde edilen verilerin en kısa zamanda, aynı Karadeniz’de olduğu gibi müspet sonuçlarının ortaya çıkacağını, bizim özellikle ihtiyacımız olan ve gelirimizin büyük bir kısmını harcamak zorunda kaldığımız petrol ve doğal gaz ihtiyaçlarımızın buralardan karşılanacağını ümit ediyorum.” diye konuştu.

Karadeniz’de tespit edilen büyük rezervin ardından geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yeni bir rezerv müjdesi daha verildiğini hatırlatan Önder Aksakal, oldukça güçlü bir yatak elde edildiğini belirtti.

Bu rezervin 2023’e kadar çıkarılarak halkın kullanımına sunulacağının açıklandığını kaydeden Aksakal, çalışmaların yoğunlaştırılarak sürenin kısaltılmasının iyi olacağı görüşünü paylaştı.

“AB ülkeleri artık KKTC’yi tanımalı…”

Türkiye’nin tüm olumlu yaklaşımlarına karşın Yunanistan’ın diyalogdan yana tavır takınmadığını belirten Aksakal, şunları kaydetti:

“Yaklaşık 50 yılıdır Yunanistan’la aynı konular üzerinde tartışma durumunda kaldık. Bu bir havanda su dövme olayına dönüşmüş durumda. Bazı boş hayaller peşinde koşmanın ne Yunanistan’a ne de dünyanın diğer emperyal devletlerine yarar sağlamayacağını ortaya koymamız lazım. Kuzey Kıbrıs’ta 1983 yılında bir devlet ilan edildi, oradaki halkın ayrı bir millet ve devlet olarak yaşama arzusuna da demokratik teamüllere uygun olarak bütün dünya devletlerinin, kendilerini demokrasinin beşiği olarak ilan eden özellikle AB ülkelerinin saygı göstermesini ve KKTC’yi artık tanımaları gerektiğini düşünüyorum. Bundan sonra bu manada Yunanistan’la yapılacak bir görüşmenin de herhangi bir fayda getireceğine inanmıyorum.”

Ersin Tatar’ın cumhurbaşkanı seçilmesi

KKTC’deki cumhurbaşkanlığı seçimini de değerlendiren DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Kovid-19 salgını başlamadan önce mevcut cumhurbaşkanının bazı açıklamalarına DSP olarak tepki gösterdiklerini hatırlattı. Aksakal, “Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’ı bir Kırım gibi ya da geçmişte bir Hatay örneğinde olduğu gibi bir uygulamaya tabi tutabileceği yönündeki söylemler bizi rahatsız etmişti.” dedi.

KKTC’nin başta Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş olmak üzere binlerce mücahitin mücadeleleri ile bugünlere geldiğini ifade eden Aksakal, şöyle devam etti:

“Sayın Ersin Tatar güzel bir çalışma sergiledi ve 18 Ekim’de yapılan seçimlerden sonra DSP olarak bizim de siyasi çizgimize ve Kıbrıs’a bakış açımıza uygun politikalar üretebilecek bir cumhurbaşkanı seçilmiş oldu. İnanıyorum ki önümüzdeki süreç artık gerek Türkiye Cumhuriyeti gerek KKTC Devleti açısından tanınma olayının ön plana çıkarıldığı, sınırların kesinleştirildiği bir görüşme sürecinin başlayacağı dönem olacaktır. Bunu da başarabileceğimize ben inanıyorum.”

Maraş’ın da Türk toprağı olduğuna vurgu yapan Aksakal, bunu artık daha fazla tartışmanın ve siyaset malzemesi yapmanın mantıklı olmayacağını belirtti.

Aksakal, dünyanın en güzel yerlerinden biri olan Maraş’ın kısa sürede tamamının insanlığın hizmetine açılması gerektiğini de kaydetti.

Azerbaycan’ın topraklarını kurtarma mücadelesi

Azerbaycan’ın Ermenistan işgalindeki topraklarını kurtarmak için verdiği mücadeleye ve Ermenistan’ın sivillere yönelik saldırılarına da değinen Önder Aksakal, “Biz Ermenistan’ın yapısını Osmanlı – Rus Savaşı zamanından biliriz. Her zaman hain saldırıları olmuştur. Her ne kadar dünyayı bir sözde Ermeni soykırımı iddiasıyla oyalamaya çalışsalar da gerçek soykırımı Ermeniler o dönemlerde yapmıştır.” dedi.

Ermenistan’ın kendi özgün sınırları içerisinde kalma duygusunu bir türlü gerçekleştiremediğini, Karabağ’da 30 yıl öncesinde başlayan bir sorunu hala canlı tuttuğunu söyleyen Aksakal, “Elbetteki Azerbaycan bizim milletçe kardeşimizdir. Bir deyim haline gelmiştir, ‘iki devlet ve tek millet’ can kardeşlerimizdir. DSP olarak bugün Azerbaycan’ın bu haklı mücadelesinde sonuna kadar yanındayız. Türkiye de üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getiriyor. Orada vatan savunmasında yaşamını yitiren tüm Azerbaycanlı kardeşlerimize de Allah’tan rahmet diliyorum.” diye konuştu.

DSP’nin seçimlere dönük çalışmaları

Siyasi ittifaklar ve DSP’nin 2023 seçimlerine dönük çalışmaları hakkında da bilgi veren Önder Aksakal, 2023 seçimlerine kısa süre kaldığını, Türkiye’nin 2 yıl içerisinde seçim havasına gireceğini söyledi.

Türkiye siyasetinin özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin hayata geçmesiyle farklı bir boyut kazandığını belirten Aksakal, bu sistemin ittifakları zorunlu kıldığını anlattı.

Bu zorunluluğun bazı siyasi partilerde kırılmalara ve dalgalanmalara da yol açtığını dile getiren Aksakal, “Kendisini gerek parti olarak gerek kişisel olarak parlamentoda bulundurmak isteyen bazı kesimler, ya yeni parti kurmaya çalışıyorlar ya da bu tip ittifaklar içerisinde bulunabilmek adına bir organizasyon içerisine giriyorlar.” dedi.

Bu durumun yakın dönemde iki yeni partinin kurulmasına vesile olduğunu aktaran Aksakal, şöyle konuştu:

“CHP içerisinde de aynı çalışmaların sürdüğünü görüyoruz. Belki yarın DSP içerisinde de bu tip girişim olabilir. Bunları artık normal karşılamak gerekiyor. Siyasette kartlar yerinden karılmaya başlamıştır. Önemli olan toplumun, halkın çıkarları doğrultusunda siyaset yapabilecek, en önemlisi de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin milli birlik ve beraberliğini, bütünlüğünü, bekasını ön planda tutabilecek siyasi yapıların güçlü kılınması gerekiyor. DSP de bu değerler konusunda geçmişten bugüne rüştünü ispatlamış bir partidir. Toplumdan gözlemlediğimiz kadarıyla DSP’ye ciddi bir teveccüh var.”

Bu kapsamda önümüzdeki günlerde birtakım yurt içi geziler planladıklarını aktaran Aksakal, 2021’in de bu kapsamda daha yoğun çalışmaların yapılacağı bir dönem olacağını bildirdi.

Önder Aksakal, “Atatürkçü çizgide görünen ve Cumhuriyetin kuruluş değerleri olan o ana 6 ilkeye en uygun ve en sadık siyaset yapan parti olarak artık DSP’nin kaldığı görüşünde olan, toplumun sol, sosyal demokrat kısmında yer alan bireylerince bir yakınlaşma var. Şimdilik bu kadar söz edebilirim. Bu mutlaka önümüzdeki süreçte bir vücut bulacaktır, bir ete kemiğe büründürülecektir. DSP her zaman siyasette toparlayıcı bir yapı olmuştur, bu misyonunu da önümüzdeki süreçte layıkıyla yerine getirecektir.” açıklamasında bulundu.