Kıbrıs

KKTC Cumhurbaşkanı Tatar: Müzakere sürecinde artık alternatif çözüm modelleri masaya getirilmeli

ANKARA (AA) – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cumhurbaşkanlığı görevi için cuma günü KKTC Cumhuriyet Meclisinde yemin etmesinin ardından ilk röportajını Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda Anadolu Ajansına (AA) verdi.

Tatar, Kıbrıs müzakereleri, Türkiye ile ilişkiler, Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynakları, KKTC’nin tanıtılması, Avrupa Birliği (AB) ile ilişkiler ve görev süresi boyunca hayata geçirmeyi planladığı politikalarla ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

“Müzakere masasına getirmek için mücadele vereceğim”

Cumhurbaşkanı olarak dün göreve başladınız? Ajandanızda hangi konular var ve hangilerine öncelik vermeyi planlıyorsunuz?

Ben, halkın Cumhurbaşkanıyım. Bütün halkın Cumhurbaşkanı olarak her kesimi kucaklayıcı, birlik, beraberlik, toplumsal uzlaşı ve mutabakat anlayışıyla çalışmalarımı sürdürmek istiyorum. Bizdeki Cumhurbaşkanlığı makamı, yıllardır yurt dışındaki müzakere sürecine endekslenmiş durumda. Ben bunu değiştirmek istiyorum. Ekonomi, sosyal ve spor konularında KKTC ile Kıbrıs Türk halkının bütün dünyaya bir kez daha tanıtılmasında, amaçlarımızın ve hedeflerimizin anlatılmasında yoğun çaba içerisinde olacağım. Dünyanın çeşitli yerlerinde çok sayıda Kıbrıslı Türk vatandaşlarımız vardır. Bu kişilere daha fazla sahip çıkma, bağlarımızı daha fazla güçlendirme ve öz vatanları KKTC’ye onların da daha yakın ilgi göstermelerini ve buraya daha fazla gelip gitmeleri, belki yerleşmelerini temin etmek için çalışmalar yapacağım.

Türkiye ile ilişkilerimizi de çok önemsiyorum. Hem devletten devlete hem de kader ve gönül birliği içerisinde KKTC ile Türkiye halkını daha da yakınlaştırmak ve aramızdaki bağların daha da güçlendirilmesi için çalışmalar içerisinde olacağım. Kıbrıs konusunda da söylediklerim ve iddialarım vardır. Artık 52 yıldır sürdürülen bu müzakere süreçlerinden herhangi bir netice alınamadı çünkü Rum tarafının niyeti açık ve nettir. Son olarak, Crans Montana’da Sayın Akıncı’nın (KKTC’nin 4. Cumhurbaşkanı) katıldığı toplantılarda, Türk tarafının her türlü iyi niyetine rağmen karşı taraftan bir iyi niyet göstergesi gelmemesi ve dolayısıyla bu şekilde bir sürecin artık kimseye fayda sağlamayacağı noktasıyla, Türkiye’nin de bizle örtüşen düşünceleri ve beklentileriyle, artık alternatif çözüm modellerinin masaya getirilmesi lazım. Egemen eşitlik temelinde, yan yana yaşayan iki devlet ve o devletlerin iş birliğini daha fazla müzakere masasına getirmek için mücadele vereceğim.

Seçim kampanyanız boyunca 52 yıldır görüşülen “federasyon tezi” yerine “egemen eşitlik temelinde iki devletli çözümü konuşacağım” ifadelerini kullanmıştınız. Bu konuda Türkiye’den de bazı açıklamalar yapılmıştı. Rum kesimi ve uluslararası toplumun sizi ikna etmesi için şartlarınız ne olacak?

İki devletli çözüm, esas itibarıyla doğru olandır çünkü gerçek budur. Şu anda Kıbrıs’ta iki devlet vardır. Bu yapıyı isteseler de değiştiremezler, hiçbir güç de bu yapının değişmesine imkan tanımaz. Türkiye, bizim ana vatanımızdır, onun garantörlüğünde bu günlere geldik. Özellikle Doğu Akdeniz’de bütün bu zenginliklerin olduğunu ve bu süreçte uluslararası aktörlerin de pozisyon alma noktasında verdikleri mücadeleyi görüyoruz. Hiç burayla alakalı olmayan milletler buralarda üs almaya, buralarda parselleri paylaştırmaya çalışıyor ve Rum-Yunan ikilisiyle çeşitli oyunlara giriyor.

Dolayısıyla biz, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin de bu kadar önemli olduğu bir noktada asla taviz vermemeliyiz. Türkiye de “garantörlük hakkımdan vazgeçmem” diyor. Vazgeçmeyeceğine göre, artık Kıbrıs’ta yan yana yaşayan, iş birliği içerisinde olacak iki devletten bahsetmek durumundayız. Şimdi zaten iki devlet vardır. Bu, 1974 Barış Harekatı’ndan hemen sonra federal bir yapı içerisinde çözülebilirdi çünkü o zaman daha kuzeydeki devlet tam yerleşmiş değildi, belki daha merkezi güçlü bir federal yapıyla iki tane eyalet, iki halkın da serbest dolaşacağı ve yerleşeceği üniter yapıya benzer bir yapı olabilirdi ancak olmadı, olamadı. Çünkü Rumlar, hiçbir zaman Türkleri eşit görmedi ve “Biz daha fazlayız ve güçlüyüz. Biz her yerde olacağız dolayısıyla Kıbrıs’ın tümüne sahip çıkacağız.” diyor. Yani eski Enosis (Ada’nın Yunanistan’a bağlanması) fikri hala devam etmektedir. Bu tehlikeleri gören biri olarak ben, asla öyle bir tehlikenin altına imza atmam.

Ben, her zaman KKTC halkının kendi kendini yönetmesi, geleceğini tayin etme hakkından vazgeçmemesi ve özellikle AB içerisindeki bütün tehlikelere (serbest dolaşım, yerleşim ve sermaye hareketleri) de işaret ettim. Günün birinde Türkiye buradan çekilirse, kuzeydeki yapı, Türklerin aleyhine, Rumlarına lehine olarak bambaşka bir duruma gelebilir. Çünkü herkes gelip burada mal da alabilecek, şirket de kurabilecek ve ekonomiyi de ele geçirebilecek. Türkler 1974’ten önceki gibi kurum ve kuruluşların sahipleri değil, yabancıların yanında çalışan işçi pozisyonuna getirilecektir. Oynan oyun budur. Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da, 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu da bunu söyledi. 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Akıncı, Rumlarla bir anlaşma yapabileceklerini söyledi, ikisi de denedi ve başaramadı. Dolayısıyla ben 5. Cumhurbaşkanı olarak, bütün tecrübe ve geçmişimle yeni bir şey söylemem gerekiyor. Bütün kampanya boyunca “Artık Kıbrıs Türkü ayağa kalkmalı, yeni, daha güvenli ve umut verici bir gelecek için artık birtakım yeniliklere gerek vardır” dedim, bu yenilikleri söylüyoruz. KKTC’yi yıkmaya ve ortadan kaldırmaya kimsenin gücü yetmez. Devlet kurma erdemine, onuruna ve haysiyetine erişmiş bir halk, yarım asır sonra kendi devletinin ortadan kalkmasına asla seyirci kalamaz.

“Gücümüzü Türkiye’den alıyoruz”

Şayet Rum kesimi, sizin ifade ettiğiniz çözüm modeline (iki devletli çözüm) yanaşmazsa tavrınız ne olacak? Böyle bir durumda, Rumlardan sizi müzakere masasına getirmeleri için ne gibi adımlar beklersiniz?

Biz, gücümüzü Türkiye’den alıyoruz. Türkiye ile uyum içinde çalışmak bizi güçlü kılıyor. Bu siyaseti beraber belirleyeceğiz, müzakere süreçlerinde tavrımızı ortaya net bir şekilde koyacağız. İnandıklarımızdan ve Kıbrıs Türk halkının önem verdiği birtakım beklentilerden asla taviz vermeyeceğiz.

Yakın zamanda BM öncülüğünde 5+1 formatında bir konferans (garantörlerin de katılımıyla) olması bekleniyor. Bu toplantıda ne gibi konular gündeme gelecektir. Yine BM ve Rum kesiminden federasyon konusunda ısrar gelirse tavrınız ne olacak?

Biz, Türkiye ile uyum içerisinde bunlara hazırlık yapacağız ve gerekli cevapları vereceğiz. Biz “müzakereden kaçalım, görüşmeyelim” anlayışında değiliz ancak söylediklerimiz vardır, bu söylediklerimizden de geri adım atmayacağımızı karşı tarafa net şekilde ifade etmemiz gerekir. Bunu yapacağız.

“Türkiye ile hidrokarbonlar konusunda yüzde yüz tam bir iş birliği içerisindeyiz”

Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarıyla ilgili anlaşmazlıklar henüz neticelendirilmiş değil. Doğu Akdeniz konusunda, Türkiye ile nasıl bir iş birliği içerisinde olmayı planlıyorsunuz?

2011’de Eroğlu Cumhurbaşkanı iken Türkiye ile “Türkiye-KKTC Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması” imzalanmıştı ve hala daha yürürlüktedir. Dolayısıyla Türkiye ile hidrokarbonlar konusunda yüzde yüz tam bir iş birliği içerisindeyiz. Bu coğrafyada örtüşen menfaatlerimizle ilgili olarak bu süreci, bu şekilde yönetmek durumundayız, böyle anlaşma yapma hakkına sahibiz. Türkiye’nin gücü, gemileri ve sondaj çalışma yapma becerisi vardır, dolayısıyla bunlar bizler için önemli zenginliktir. Bütün bu kavga içerisinde güney komşularımızla bir ortaklık görülmüyor ve Rumlar, “Kıbrıs’ta çözüm sonrası size payınızı verebiliriz” diyor ancak çözüm gelmeyeceğine göre, Rumlar, bize payımızı ne zaman verecek? Türkiye ile iş birliği içerisinde bu zenginliklerin araştırılması ve günü geldiğinde, bulunduğunda payımızı almamız bizim için en güvenli yoldur.

Hidrokarbon kaynaklarıyla ilgi anlaşmazlık konusunun Kıbrıs müzakerelerinin önüne geçtiği ve ilk olarak Rum kesimi ve uluslararası aktörlerle bu konunun ele alınması gerektiği konusu da gündemde. Buna katılıyor musunuz?

Şimdi mantık bunu der fakat Rum tarafı öyle bir kompleks içerisindedir ki Kıbrıslı Türklerinin statüsünün yükseltilmemesi için her şeyi yapar. Dolayısıyla ben, o beklenti içerisinde değilim çünkü karşı taraf, Kıbrıslı Türkleri az bile tanıma noktasına gelse, “bu bizim için bir mağduriyet, büyük bir sıkıntı yaratacak” diye hiçbir şeyi ne paylaşıyor ne de bizimle görüşme içerisine girebiliyor.

Şu ana kadar Türk tarafı iyi niyetle yaklaşmıştır, “geliniz ortak komite kuralım, bütün bu zenginliklerin araştırılmasında, başka ülke ve büyük şirketlerle beraber bütün bu anlaşmaları yapalım” demiştir ancak hiçbir zaman buna olumlu yanıt gelmemiştir. Gerçekten bu, Kıbrıslı Türkleri dışlamaktır, Kıbrıslı Türklerin haklarına tecavüz etmektir. Milyar dolarlık zenginliklerin paylaşımında, anlaşmalarda mutlaka Kıbrıslı Türklerin de onayı lazım ancak tamamen hukuki olmayan bir süreç yaşatılmıştır.

“AB’den bir beklentim yok”

AB de hem Doğu Akdeniz hem de Kıbrıs konusunda yaşanan krizin bir parçasıdır. Bu konularda AB’den beklentiniz nedir?

AB’ye çok olumlu bakamıyoruz çünkü hem Yunanistan hem de Kıbrıslı Rumlar, AB içerisindedir. AB içerisinde olduğu için bütün komisyonlarda yakınları ve kendi adamları vardır, onların meselesi olduğu için o komisyonlardaki yakınlarını etkileyebiliyorlar ve bizim beğenmediğimiz birtakım sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Dolayısıyla AB taraf olduğu için çok dikkatli olunması gerektiğini düşünüyorum. AB’den bir beklentim yok çünkü taraftırlar. Dolayısıyla biz onlara karşı dik durmak durumundayız. Türkiye’nin tavrı ve duruşu çok önemlidir. Türkiye, kendi duruşuyla hem Türkiye’ye hem de KKTC’ye büyük bir avantaj elde etmektedir.

Türkiye ile ilişkilerde Cumhurbaşkanı olarak nasıl bir rol oynayacaksınız. Malum Sayın Akıncı döneminde, devletin zirvesi anlamında geriye giden bir ilişki süreci olmuştu. Bu konuda nasıl bir yol haritası izleyeceksiniz?

Kıbrıs davası, büyük bir davadır. Doğu Akdeniz’in bu önemli köşesinde, özellikle son yıllarda hidrokarbon zenginliklerinin ortaya çıkmasıyla, bunların paylaşımında ve bu zenginliklerin gelecekte bu ülke için ne kadar önemli olduğunun bilinci içerisinde biz, her daim ve koşulda Türkiye ile hareket etmek durumundayız. Zaten öyleydi, öyle de gidecek çünkü bu müşterek bir davadır. Kıbrıs Türkü zamanında burada yalnızken yanında Türkiye vardı ve var olmaya devam ediyor. Müşterek bir davayı başarılı şekilde ileri götürebilmek, hak ve çıkarlarımızı koruyabilmek için mutlaka Türkiye ile uyum içinde çalışmak lazım. Benim cumhurbaşkanlığım dönemimde bu olacaktır.

Türkiye’ye hem gönül bağım hem de büyük sevgi ve saygım var. O bakımdan uyum içerisinde çalışmak zaten başlı başlına bize güç vermektedir. Hem devletler arası hem de iki halk arasındaki gönül bağlarının daha da güçlenmesi için çalışmalar yapacağım. Zaten benim seçilmemle Türkiye ile KKTC arasındaki gönül bağları bir kez daha güçlenmiştir. KKTC’de herkes Türkiye’yi seviyor ve Türkiye’nin bize olan yakın ilgi ve alakasının ne kadar önemli olduğunu biliyor.

Cumhurbaşkanlığı için ekibinizi oluşturdunuz mu? Hangi isimlerle çalışmak istediğiniz belli midir? Daha çok müzakereci geçmişi olan isimler mi çalışma ekibinizde olacak?

Ekip arkadaşlarımız bellidir, isimleri daha sonra açıklanır ama tecrübe çok önemlidir. Kıbrıs davası, yılların davasıdır. Yeni kişilerin kolay kolay elbette öğrenebilecekleri bir şey değildir. Zaman içerisinde dosyaları ve geçmişte yaşananları hazmetmek lazım. Dolayısıyla geçmişi ve tecrübesi olanlar önde geleceklerdir ama yeni insanları da bu ekiplere katmak önemlidir. Bizim ekiplerimizde her türlüsü olacaktır.

“Diplomatik tanıma BM’nin engeli ve Rumların vetosuyla olmuyor”

Kampanyanızda KKTC’yi tanıtmak istediğinizi de ifade etmiştiniz, bu konudaki planlarınız nedir? Bu noktada yurt dışında lobicilik faaliyetlerine de ağırlık verecek misiniz?

Tanıtmadan önce Kıbrıs gerçeğinin kabul edilmesi lazım, Kıbrıs’ta iki ayrı halk ve devlet vardır. Bütün bunları dünyaya anlatmaya devam ediyoruz, zaten dünya bunun farkında. KKTC’de 100’den fazla ülkeden öğrenci vardır. KKTC çok daha fazla ülke ile ticaret yapıyor. KKTC’nin diplomatik tanınması eğer bugün olmuyorsa, BM’nin engeli ve Kıbrıslı Rumların vetosuyla olmuyor. Doğasına bıraksanız çoğu ülke bizi zaten tanıyor, diplomatik anlamda da tanıyacaktır. Ben bu konuyu önemsiyorum ama buna bağlı kalmak da doğru değil. Hayat devam ediyor, günü geldiğinde o da olacak.

Önemli olan Türkiye ile uyum içerisinde çeşitli ülkelerle temas kurabilmek ve onlara gerçeği anlatabilmektir. Şu anda esas gündem maddesi, kültürel, ekonomik ve siyasi her türlü iş birliği içerisinde temasları yoğun şekilde sürdürmektir. Gelecekte belki diplomatik tanınmayı da sağlayabiliriz. Ambargo ve kısıtlamaları aşabilmek gündemimizde olacaktır. Günümüzde KKTC’ye direkt uçuş olmaması insan haklarının ayıbıdır. Bunların mücadelesini de vermek gündemimizde olacaktır.

İngiltere ve diğer ülkelerle direkt uçuş ve ticaret gibi çalışmalarınız olacak mı?

Zaten oluyor, bilahare lobicilik faaliyetlerimiz var. Direkt temas kurabileceğimiz İngiliz milletvekili, bakanlar ve lordlar var. Bunlar üzerinden sürekli çalışmalarımızı zaten yapıyoruz. Şimdi AB’den ayrılmalarıyla bu biraz kolaylaşır fakat şu an İngiltere, nasıl ayrılacağıyla ilgili pazarlık halinde. Çok da rahat bir durum yok şu anda ama gelecekte olacaktır diye düşünüyorum.

“Kasım ayında gayriresmi bir görüşme olacaktır”

Sizin Başbakanlığınız döneminde, Kapalı Maraş’ın açılması, pandemi hastanesi gibi konularda atılımlar olmuştu. Bu konularda da takipçi olacak mısınız? Yoksa bu gibi devam eden politikaları hükümetlere mi bırakacaksınız?

Türkiye’de başkanlık sistemi var. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın muhatabı olarak görüşmeleri devam ettireceğiz. Ben, bunu Sayın Cumhurbaşkanı ile zaten görüştüm. Onun muhatabı olduğum için o düzeyde toplantılara benim de iştirakim söz konusu olacak. Dolayısıyla büyük projeler ve önemli meselelerde Türkiye Cumhurbaşkanı’nın muhatabı olarak ben de devrede olacağım.

Benim bu ülkede önemli meselelere liderlik yapmam, Türkiye ile temaslarda, dışa açılma noktasında ve KKTC’yi dünyaya tanıtma noktasında yapacağım faaliyetler çok önemli. Onun için Türkiye’nin desteğine mutlaka ihtiyacım vardır. Bu desteği de mutlaka alacağıma inanıyorum. Bütün bu çalışmalar halkın önünü açmak içindir. Halkın önünü açtığında, elbette hükümetlerle istişare ederek birlikte çalışmak en doğalı ve doğrusudur. Orada da bir sıkıntı olacağını düşünmüyorum.

26 Ekim’de ilk resmi ziyaretinizi Türkiye’ye yapacağınızı açıklamıştınız? Ne gibi konular gündemde olacak?

Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere, davet için Türkiye’ye teşekkür ediyorum. Eşimle birlikte Ankara’ya resmi temas için gidiyorum. Bu ziyarete fevkalade önem veriyorum. Bu kabul, inanıyorum ki dünyaya da bir mesaj verecektir, “KKTC’yi tanıyoruz, onun yeni seçilen Cumhurbaşkanı’nı hem tanıyoruz hem ona önem veriyoruz. Dolayısıyla ilk ziyaretini Ankara’ya yapıyor.” mesajı verilecek. Ankara’da gösterilecek olan ilgi bütün dünyaya da mesaj verilmesine vesile olacaktır. Şu anda ilk resmi ziyaret olduğu için esas bir gündem maddesi yok fakat çeşitli konular elbette görüşülecektir.

Rum lider Nikos Anastasiadis ile gayriresmi bir görüşme yapacağınız gündemde, onun için tarih belirlediniz mi?

Kasım ayında gayriresmi bir görüşme olacaktır.

Muhabir: Şerife Çetin,Muhammet İkbal Arslan

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay'dan KKTC Acil Durum Hastanesi'ne ziyaret – LEFKOŞA

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın Acil Durum Hastanesi'ni ziyaret etmesi
– Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay'ın hastane odalarını gezmesi
– Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay'ın konuşması
– Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay'ın hastane inşaatında çalışan personel ve beraberindekilerle fotoğraf çekimi Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay'dan KKTC Acil Durum Hastanesi'ne ziyaret
– Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay:
– “Türkiye'de Kovid-19 ile mücadelede hangi imkanımız varsa, bu, Kıbrıs Türkü kardeşimizin bütün her şeyi ile hizmetindedir”
– “Henüz 2 ay olmamış bir inşaatın önündeyiz, muhteşem bir eser çıktı ortaya”

LEFKOŞA (AA) – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) inşaatı devam KKTC Acil Durum Hastanesi'ni ziyaret etti.

Oktay, Türkiye tarafından KKTC'de yaptırılan Acil Durum Hastanesi'nin inşaat alanını gezerek incelemelerde bulundu ve yetkililerden bilgi aldı. Oktay, hastanede bulunan ve kısa süre önce faaliyete giren PCR testi merkezine de ziyarette bulundu.

İnşasına ağustosta başlanan hastanenin kısa sürede hizmete girmesi bekleniyor.

İnceleme sonrası basın mensuplarına değerlendirmelerde bulunan Oktay, yapımı süren hastanenin hayırlı olmasını diledi.

Oktay, salgın döneminde KKTC'deki vatandaşlara Türkiye'den her türlü desteğin verilmesiyle ilgili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kendilerine net talimatları ve bu konuda yakın takibi olduğunu kaydetti.

Oktay, “Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını hareketlendiği dönemde de, çok hızlı bir şekilde İstanbul ve diğer yerlerde yaptığımız gibi çok hızlı hastane inşaatını burada yapmak istedik. Dolayısıyla salgınla alakalı Kıbrıs Türkü'nün zerre kadar bir endişesi olmasın istedik. Türkiye'de Kovid-19 ile mücadelede hangi imkanımız varsa, bu, Kıbrıs Türkü kardeşimizin bütün her şeyi ile hizmetindedir. Henüz 2 ay olmamış bir inşaatın önündeyiz, muhteşem bir eser çıktı ortaya.” dedi.

Hastanenin maksimum 10 güne kadar açılışa hazır hale geleceğini kaydeden Oktay, acil durum hastanesinin KKTC ve Kıbrıs Türkü'ne hayırlı olmasını diledi.

“İnşallah hiç kimsenin buraya ihtiyacı olmaz, hiç Kovid-19 salgını olmaz ama olursa da hazırız.” diyen Oktay, KKTC'de Kovid-19 sebebiyle yoğun bakımda olan tüm hastalarla ilgili, ambulans uçaklar da dahil, Türkiye'nin Kıbrıs Türkü kardeşlerinin hizmetinde olduğunu kaydetti.

– “Asla ve asla yalnız değilsiniz”

Oktay, şöyle devam etti:

“Türkiye'de ne varsa, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına verdiğimiz hizmetlerin tamamı sizin (KKTC) de burada hizmetinizdedir. Rahat olun, asla ve asla yalnız değilsiniz. Yürekler tek atsın yeter ki, biz bir ve beraber olalım, sonrası hiç kimse ve hiçbir sıkıntı ne bizim bileğimizi bükebilir ne de bizi endişeye sevk edebilir. Yeter ki biz bir olalım, beraber olalım ve dayanışma içerisinde olalım, ki hamd olsun öyleyiz.”

Oktay'a ziyareti sırasında, KKTC Sağlık Bakanı Ali Pilli, Maliye Bakanı Olgun Amcaoğlu ile beraberindeki heyet de eşlik etti.

– 100 yatak ve 24 yoğun bakım kapasitesi

Acil durum hastanesi, 24'ü yoğun bakım odası olmak üzere, toplam 100 yatak kapasitesine sahip olacak.

Tam donanımlı 6 ameliyathane bulunacak hastanede, anjiyo ve endoskopi de yapılabilecek.

Hastanenin bir laboratuvarı, MR, ultrason, tomografi ve röntgen ünitelerinin bulunduğu görüntüleme merkezi de olacak.

KKTC'de Cumhurbaşkanı Tatar görevi devraldı

LEFKOŞA (AA) – KKTC’nin 5. Cumhurbaşkanı seçilen Tatar, Cumhurbaşkanlığı’nda gerçekleştirilen törende, görevi 4. KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’dan devraldı.

Törene, Tatar ile Akıncı’nın yanı sıra, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Teberrüken Uluçay, bakanlar, milletvekilleri, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, KKTC’nin 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Sezai Öztürk, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Zorlu Topaloğlu, Ersin Tatar’ın babası Rüstem Tatar, eşi Sibel Tatar ve kızları ile diğer davetliler katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan tören, Tatar ve Akıncı’nın biyografilerinin okunmasıyla devam etti.

Cumhurbaşkanı Tatar, burada yaptığı konuşmada, özgür iradesiyle yaşamının en anlamlı ve yüce görevini kendisine veren Kıbrıs Türk halkının önünde bir kez daha saygıyla eğildiğini kaydetti.

4. Cumhurbaşkanı Akıncı’ya yaptığı hizmetlerden ötürü teşekkür eden Tatar, “Doğu Akdeniz’de ve dünyada önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde üstlendiğim bu görevin onurlu olduğu kadar, sorumluluk gerektirdiğinin de bilincindeyim. Bizler, en büyük gücümüzün, demokratik parlamenter sistemimiz, halkımız, devletimiz ve ana vatanımız Türkiye Cumhuriyeti olduğunun farkındayız. Hedefimiz Kıbrıs Türk halkının birlik ve beraberliğini en üst düzeye çıkartmaktır. Hemen çalışmalara başlıyoruz.” dedi.

Tatar, parlamento ve hükümetle istişare ederek Ulusal Danışma Konseyi’ni mutlaka yaşama geçireceklerini kaydederek, “Ulusal Kıbrıs davamızın müşterek olduğunun bilinciyle kardeş Türkiye Cumhuriyeti devlet ve hükümet yetkilileriyle uyum içinde hareket edeceğiz.” diye konuştu.

“Kıbrıs Türk halkı asla saldırgan taraf olmamıştır”

Gerek görüşmeci heyetinin belirlenmesinde gerek diğer ekiplerin oluşturulmasında halkın değerlerinden azami oranda yararlanma konusunda kararlılı olduklarını aktaran Tatar, Cumhurbaşkanlığının kapılarının her zaman halka açık olacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Tatar, şöyle devam etti:

“Üzerimizdeki izolasyon ve kısıtlamaların yarattığı prangalardan kurtulmak, başlıca hedeflerimiz arasında olacaktır. Tarihi gerçekler ortadadır. Kıbrıs Türk halkı asla saldırgan taraf olmamış, Kıbrıs Rumlarının Ada’da eşit hak sahibi olduğunu inkar etmemiştir. Ama onlar bizim eşit hak sahibi oluğumuzu inkar ediyor. Bu yanlış, Kıbrıs konusundaki çözümsüzlüğün esas sebebidir. İnanıyorum ki geç de olsa, Avrupa Birliği ve dünya bu gerçeği mutlaka görecektir.”

Tatar, Kıbrıs Türk halkının bugüne kadar hep uzlaşıdan ve anlaşmadan yana tavır koyduğunu ancak Rum komşularından olumlu yanıt alamadığının altını çizerek, “Uzun yıllardır Birleşmiş Milletler gözetiminde sürdürülen görüşmelerde bir sonuca ulaşılamamışsa, bunun sorumlusu Kıbrıs Türk tarafı değildir. 2017 yılının Temmuz ayında Crans-Montana’da sona eren süreç bunun en son kanıtıdır. Kıbrıs Türk tarafı ortaya çıkan uzlaşı fırsatlarına olumlu yaklaşmasına rağmen, Rum kesimi hep maksimalist davranmış ve uzlaşıyı reddeden taraf olmuştur.” dedi.

Halk olarak Kıbrıs meselesinin artık bir neticeye bağlanmasından yana olduklarını vurgulayan Tatar, arzularının en kısa sürede bu zeminde kalıcı ve adil bir çözüme ulaşmak olduğunu söyledi.

“BM ile garantör ülkeler artık üzerlerine düşeni yapmalı”

Tatar, ilk etapta BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e görüşlerini açık bir şekilde bildireceğini söyleyerek, “Türkiye’nin ortaya koyduğu beşli konferans fikrine egemen eşitlik temelinde iki devletli çözümün görüşme masasına gelmesi ve bir anlaşmanın mümkün olup olamayacağının belirlenmesi açısından son derece sıcak bakıyorum. BM ile garantör ülkeler İngiltere ve Yunanistan artık üzerlerine düşeni yapmalı ve Kıbrıs konusunun adil, yaşayabilir bir sonuca bağlanması için Rum tarafını doğruya yönlendirilmelidir.” ifadelerini kullandı.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne de çağrıda bulunan Tatar, Rum lider Nikos Anastasiadis’in, iyi niyetle ve gerekli siyasi iradeyle beşli konferansa gelmesi halinde, görüşmelerin olumlu sonuç vermemesi için bir neden olmadığını sözlerine ekledi.

Tatar, “Önümüzde duran hidrokarbonlar konusu bu bağlamda Kıbrıs Rum tarafı için bir samimiyet testidir. Kendilerine bu konuda Kıbrıs Türk tarafınca sunulan ortak bir komite kurulması önerilerimiz hala masadadır. Daha fazla gecikmeden bu önerileri bir fırsat olarak değerlendirmelerini bekliyoruz.” diye konuştu.

“Gönül huzuru içinde ayrılıyorum”

4. Cumhurbaşkanı Akıncı ise yaptığı veda konuşmasında, Tatar’a başarılar diledi.

Akıncı, “Bugün geride kalan görev yıllarıma bakarak buradan kendi açımdan gönül huzuru içinde ayrılıyorum.” açıklamasında bulundu.

Bütün siyasi yaşamında olduğu gibi cumhurbaşkanlığı görevi boyunca da barışa, demokrasiye ve toplumsal çıkarlara uygun hizmet etmeyi ilke edindiğini belirten Akıncı, “Bizi biz yapan toplumsal değerlere sahip çıkmaya, çağdaş ve laik yapımızı güçlendirmeye, demokratik ve çoğulcu anlayışımıza uygun davranmaya özen gösterdim.” diye konuştu.

Akıncı, aktif siyasi hayatının sonuna gelmiş olsa da. bu toplumun bir bireyi olarak toplumsal kaygılarla hareket etmekten geri durmayacağını da sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanı Tatar, daha sonra tebrikleri kabul etti.

Öte yandan, salgın dolayısıyla tören sırasında maske kullanımı ve sosyal mesafe kurallarına dikkat edildi.

KKTC Cumhurbaşkanı Tatar'ın ilk konuğu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay oldu (2) – LEFKOŞA

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ın görevine başlaması
– KKTC Cumhurbaşkanı Tatar'ın konuşması
– Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın konuşması – KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar:
– “Ben Türkiye'ye çok önem veriyorum çünkü Türkiye bizim anavatanımızdır. Doğu Akdeniz'de yaşanan bu gelişmeler, ulusal çıkarlarımız ve müşterek menfaatlerimiz, bizlerin uyumlu çalışmasını gerektirmektedir”
– Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay:
– “Bizim müşterek bir davamız var. Doğu Akdeniz'de daha büyük resme baktığımızda, orda da davamız müşterektir. Kıbrıs Türkü’nün siyasi eşitliği, KKTC'nin egemenlik hakları ve kaynakların hakça paylaşımı bizim olmazsa olmazlarımızdandır”

LEFKOŞA (AA) – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı seçilen ve görevi bugün devralan Ersin Tatar'ın ilk konuğu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay oldu.

Tatar ve Oktay, KKTC Cumhurbaşkanlığı'ndaki ikili görüşmelerinin öncesinde basına açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Tatar, Oktay'ın KKTC'ye ziyaretinden ve yemin törenine katılmasından dolayı çok memnun olduğunu belirterek teşekkürlerini iletti.

Tatar, “Her zaman biz Türkiye ile birlikte ulus müşterek davasının yürütülmesinde fevkalade önemli adımlar attık. Geçmişe bakıldığında çok fedakarlıklar ve özverilerde bulunulmuştur. Türkiye en zor anımızda her zaman bizim yanımızdaydı.” diye konuştu.

Kıbrıs görüşmeleri bağlamında Türkiye ile önemli çalışmalar yapmanın ve dünyaya verilecek mesajın son derece önemli olduğuna dikkati çeken Tatar, “Ben Türkiye'ye çok önem veriyorum çünkü Türkiye bizim anavatanımızdır. Doğu Akdeniz'de yaşanan bu gelişmeler, ulusal çıkarlarımız ve müşterek menfaatlerimiz, bizlerin uyumlu çalışmasını gerektirmektedir. Bu uyumlu çalışmayla, benim cumhurbaşkanlığımın bu 5 yılında önemli adımlar atılması ve dünyaya Kıbrıs Türk halkının çıkar ve menfaatlerinin, Kıbrıs Türk halkının geleceği için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurgulayarak Kıbrıs Rum yönetiminin yaptığı birtakım yanlışların görülmesi bakımından önemli olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun “5’li Konferans” önerisi olduğunu anımsatan Tatar, bu öneriyi Crans Montana'dan sonra çöken sürecin nasıl ileriye götürüleceğini değerlendirmek ve doğruları tartışmak adına önemsediklerini söyledi.

Tatar, ilk resmi ziyaretini pazartesi günü Ankara'ya düzenleyeceğini kaydederek, “Biz her zaman Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğiyle KKTC'yi güçlendirdik ve güçlendirmeye devam edeceğiz.” dedi.

KKTC'nin 5. Cumhurbaşkanı olarak arzu ve temennisinin “Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarlarının, refah ve mutluluğun güvenlik içerisinde ilelebet geleceğe taşınmasıdır” diyen Tatar, “Yanıbaşımızda anavatan Türkiye'yi her zaman görmek bizi fevkalade mutlu etmektedir. Bu müşterek bir davadır. Kıbrıs Türkü'nün tüm dünyaya karşı tek başına verebileceği bir mücadele değildir.” açıklamasında bulundu.

Tatar, Maraş açılımına ilişkin ise, 46 yıldır kapalı olan bölgenin hem insanlığa hem de KKTC ekonomisi ve turizmi açısından gelecek vadettiğini ve bu adımın Birleşmiş Milletler kararlarına ters düşmediğini belirtti.

– “Müşterek bir davamız var”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti devleti ve milleti adına Tatar'a tebriklerini ileterek, “KKTC bir demokrasi şöleni, bayramı çerçevesinde bir süreç yaşadı. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ortamında seçim sürecini başarıyla tamamladınız. Yürekten tebrik ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Türkiye ve KKTC'nin çok daha güçlü ve sıkı iş birliğinde refah seviyesini daha da yukarıya çıkaracak şekilde güzel işler yapacağına inandığını kaydeden Oktay, Tatar'ın başarılı bir başbakanlık süreci yürüttüğünü kaydetti.

Oktay, Türkiye'nin Kovid-19 sürecinin yönetiminde de KKTC'ye her türlü desteği sunduğuna dikkati çekerek, Tatar'ın başbakanlık döneminde de tarafların her alanda birlikte başarılı çalışmalar yürüttüğünün altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Tatar'ı pazartesi günü Türkiye'ye davet ettiğini anımsatan Oktay sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“46 yıldır sadece iyi niyet göstergesi için kapalı kalan bir bölgenin, neredeyse çok kompleks ve karmaşık ifade edilen Maraş sorununun, aslında çok basit bir çözümünün olduğunu (gösterdiniz.) Bölgenin ekonomik anlamda kalkınma damarı olabilecek Kıbrıs'taki gençlerin geleceğini tesis edecek, ümit vadedecek bir yerin farelere teslim edilmesi içimiz acıttı. Böyle bir karar aldınız biz de sonuna kadar yanınızda olduk. Bu kararlı çalışmamız devam edecek. Tüm Kıbrıs'ın gelişmesi için çalışmalarımız önümüzdeki süreçte devam edecek.”

Kıbrıs Türkü'nün haklı davasına ilişkin doğru mesajın dünyaya verilmesinin büyük önem taşıdığına işaret eden Oktay, “Bizim müşterek bir davamız var. Doğu Akdeniz'de daha büyük resme baktığımızda, orda da davamız müşterektir. Kıbrıs Türkü’nün siyasi eşitliği, KKTC'nin egemenlik hakları ve kaynakların hakça paylaşımı bizim olmazsa olmazlarımızdandır.” vurgusunda bulundu.