Kilo Verme

'Normalleşme sürecinde hızlı kilo vermeyin' uyarısı

AKSARAY (AA) – Obezite ve Metabolik Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi de olan Aksaray Üniversitesi (ASÜ) Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Namık Özkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, evde kalan vatandaşların, karbonhidrat tüketiminin fazla olmasından dolayı kilo problemi yaşadığını söyledi.

Türkiye’nin bugün normalleşme sürecine girdiğini ancak vatandaşların bu süreçte hızlıca kilo vermeye çalışmaması gerektiğini vurgulayan Özkan, “Her zamankinden daha uzun evde kaldığımız ve sabit oturduğumuz bu dönemde kaslarımız hızla zayıfladı. Bu süreçte uzun süre oturmaya bağlı omuzlarda, sırt kaslarında ve karın kaslarında zayıflama oldu. Hareketsizliğe bağlı metabolizmamızda yavaşlama oldu. Pandemi süresince evde kalan vatandaşlarda kilo kontrolünde sıkıntılar olmaya başladı. Kilo almanın en büyük sebebi hareketsizlik, insanların evlerinde yeterince hareket edememesi. Bu süreçte evlerde çok güzel yiyecekler hazırlandı. Gereğinden fazla kalori alınmasından dolayı vatandaşlarımızda kilo artışı görülüyor.” diye konuştu.

Özkan, normalleşme sürecinde vatandaşların kilo verme konusunda dikkatli davranması gerektiğini belirterek kilo kontrolünü sağlamak için en önemli etkenin, alınan kalori ile harcanan kalorinin dengede olması gerektiğinin altını çizdi. Özkan, şöyle devam etti:

“Pandemi sürecinden normal hayata geçerken aldığımız kaloriyi biraz azaltıp hareketli yaşamı artırmamız gerekiyor. Hareketi artırırken de Kovid-19 riskleri bitmiş değil, mutlaka maske ve sosyal mesafe kurallarına uymamız gerekiyor. Bir anda spor salonlarına koşup oraları doldurmamız gerekmiyor. Yiyecek kısmında da karbonhidrat ve yağlardan kaçınıp proteine ağırlık vermek, kilo kontrolünü sağlamaya yardımcı olacaktır.”

“Ölüme kadar götüren sonuçlar doğurabiliyor”

Özkan, bu süreçte çok kilo alan vatandaşlar için mutlaka diyetisyene gidip, kendilerine uygun bir program belirleyerek zayıflamaya başlaması gerektiğini belirtti.

Vatandaşlara günde 1,5 saat tempolu yürüyüş öneren Prof. Dr. Özkan, “Kilo verme konusunda eğer alınan kalori az ise yürüyüş yeterlidir. Pasta, börek ve çörek gibi hamur işlerine ara verilmesi gerekiyor. Doktor kontrolünde yapılan diyet ve tedavilerde kilo vermeyi öneriyoruz. Ancak internetten veya farklı mecralardan alınan kilo verdirici ilaçları vatandaşlarımız kesinlikle kullanmamalı. Çünkü bunların içeriğinin ne olduğu genellikle bilinmiyor, ölüme kadar götüren sonuçlar doğurabiliyor. Bir ayda vücut kilomuzun yüzde 5 ile 10’undan fazlasını vermek çok sağlıklı değil.” değerlendirmesinde bulundu.

“Tanker” lafına alındı 4 ayda 33 kilo verdi

RİZE (AA) – Rize'de, arkadaşının kiloları nedeniyle "Tanker gibisin" sözüne alınınca zayıflamaya karar veren Bahadır Türüt, 4 ayda diyet ve spor ile 33 kilo verdi.

Rize'de yaşayan ve bir televizyon kanalında ana kumandada tekniker olarak çalışan 31 yaşındaki Türüt, aynı televizyon kanalında kameraman arkadaşı Servet Bayrak'tan fotoğrafını çekmesini istedi.

Fotoğrafı sosyal medyada paylaşmak isteyen Türüt, arkadaşının "Tanker gibisin. Bu fotoğraf paylaşılır mı?" sözleriyle şaşkına döndü.

Fotoğrafı sosyal medyada paylaşmayan Türüt, arkadaşıyla kısa sürede zayıflayacağı konusunda iddiaya tutuştu.

Türüt, 4 ayda ekmeği azaltırken yediği yemeklere dikkat etmeye başladı. Bu sürede işine yürüyerek gidip gelmeye başlayan Türüt, her gün en az 8 kilometre yürüdü. Türüt, 4 ay sonunda 115 kilodan 82 kiloya düşmeyi başardı.

Bahadır Türüt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, her şeyin bir fotoğrafla başladığını belirterek, "Bana çektiği fotoğrafı paylaşmak isteyince 'tanker' dedi. İçimde yara oldu. Zayıflayacağımı söyleyince inanmayarak dalga geçti." dedi.

Kilo verdiği için artık daha mutlu olduğunu vurgulayan Türüt, şöyle devam etti:

"Sabahları daha dinç kalkıyorum. Önceden zorlukla yorgun uyanıyordum. Merdiven çıkamıyordum, ayakkabılarımı bağlayamıyordum. Şimdi çok rahatlıkla yapabiliyorum. Fotoğraf çektirirken göbeğimi veya başka bir yerimi kamufle etmek zorunda kalmıyorum. Şimdi çok rahat fotoğraf çektirebiliyorum. Artık kendisi de bana fotoğraf çekmekten usandı. İnatlaşma uğruna oldu ama galip gelen ben oldum."

– "10 kilo daha vereceğim"

Türüt, hayatında birçok şeyin olumlu anlamda değiştiğine dikkati çekerek, "Çevremdeki insanlar olumlu tepki veriyor. Bu süre zarfında kıyafetleri değiştirmek zorunda kaldım. Terzide yeniden ölçülerini alıyoruz. Sürekli kıyafet değişimi yaşıyorum. Biraz daha devam etmek istiyorum. Sanırım 10 kilo daha vereceğim." ifadesini kullandı.

Beslenmesine dikkat ettiğini dile getiren Türüt, şöyle konuştu:

"Pilav, makarnayı hayatımdan çıkardım. Günde iki bardak yeşil çay içiyorum. Dört ay geçti. Evle iş arasında yürüyerek gidip geldim. Boş zamanlarımda sahildeki spor aletlerini kullandım. Hiçbir şekilde mide ameliyatı olmadım. Kendi irademle verdim. Önce hayal ettim, sonra inandım ve başardım. İnsanlar önce kendi içinde düşünsünler, ameliyat şart değil. Yapabilirler. Az yesinler, azim göstersinler."

Servet Bayrak ise arkadaşının sağlıklı bir bedene kavuştuğunu belirterek, bu duruma iddiayla katkı sağladığı için mutlu olduğunu söyledi.

Artık arkadaşının fotoğrafını çekmekten yorulduğunu anlatan Bayrak, "Her açıdan fotoğrafının çekilmesini istiyor. Önceden karnını saklıyordu, artık her açıdan fotoğrafını çekiyoruz. Kendini daha mutlu hissetmesi, sağlıklı olması bizi de mutlu ediyor." diye konuştu.

Kilo veremiyorsanız sebebi 'duygusal' olabilir

İSTANBUL (AA) – Uzmanlar, yaklaşan yaz mevsimi öncesi kilo vermek isteyenlerin diyetleri bilinçli yapması gerektiğine işaret ederken, zayıflayamamanın çeşitli nedenleri olabileceği konusunda da uyarılarda bulunuyor.

Medicana Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Uzmanı, diyetisyen Maria Tanoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, birçok kişinin kilo verememekten veya verdiği kiloları geri almaktan şikayet ettiğini, bu durumun altında yatan sebebin duygusal açlık olabileceğini söyledi.

Tanoğlu, her başladığı diyeti çok hızlı bir şekilde bozan, sabah kararlılıkla başlanan rejimlerde gün içerisinde tatlı krizi yaşayıp buna yenilen, yemek masasından kalkıp 10 dakika gibi kısa süre içerisinde açlık hissetmeye başlayanların “duygusal açlık” ile karşı karşıya olabileceğine işaret ederek, şunları kaydetti:

“Açlık duygusunu fizyolojik ve duygusal olmak üzere ikiye ayırıyoruz. Fizyolojik açlık, vücudun enerji ihtiyacı için duyulan gerçek açlıktır. Duygusal açlık ise vücudun değil, beynin açlığıdır. Özellikle stres, aşırı üzüntü, öfke, yalnızlık duygusu, günlük hayatın getirdiği güçlükler nedeniyle negatif duyguların tetiklenmesiyle oluşan hormonal değişimlerimiz doğrultusunda duygusal açlık ortaya çıkar. Kilo veremiyorsanız, verdiğiniz kiloları koruyamıyorsanız veya yeme atakları yaşıyorsanız sebebi duygusal açlık olabilir. Fiziksel olarak midenizin dolu olduğunu bildiğiniz ama kendinizi hala aç hissettiğiniz her an duygusal açlık yaşıyor olabilirsiniz.

Normal şartlar altında bir tabak yemekle doyduğunuzu bildiğiniz fakat o gün bir tabak yediğiniz halde doymadıysanız ‘dikkat’ dediğimiz noktaya gelmişsinizdir. İkinci tabağı yemeden önce kendinize ‘dur’ deyip 20 dakikanın dolmasını bekleyin. Bırakın beyne tokluk sinyali gitsin. 20 dakikadan sonra hala açsanız önce mutlaka su için ve bulunduğunuz ortamı 5-10 dakika dahi olsa değiştirin. Yaşadığınız şeyin duygusal açlık olduğunu, midenizin aslında dolu ve doygun olduğunu hissedeceksiniz. Yapılan araştırmalar üzüntü, öfke, stres, can sıkıntısı, yalnızlık gibi sebeplerin duygusal açlığa yol açabileceğini belirtiyor.”

“10 kadından yalnızca biri başladığı diyeti bitirebiliyor”

Maria Tanoğlu, sağlıklı kilo verebilmek için yapılması gerekenlere değinirken, metabolizmayı hızlandırarak zayıflama sürecinin hızlandırılabileceğini aktardı.

Tanoğlu, vücudun ihtiyacı kadar su içmeye özen gösterilmesi gerektiğine işaret ederek, “Günlük su ihtiyacı kişinin kilosu başına 30 mililitre olacak şekilde hesaplanabilir. Örneğin 70 kilo olan bir bireyin gün içerisinde içmesi gereken su miktarı 2.100 mililitre kadardır.” ifadelerini kullandı.

Her gün en az 30 dakika yürüyüş yapılması, mutlaka düzenli hareket edilmesi, kürlerle metabolizmanın hızlandırılması tavsiyelerinde bulunan Tanoğlu, bir kase yoğurda zencefil, zerdeçal ve tarçın ekleyerek hazırlanan kürün son ara öğünde tüketilebileceğini, üzerine bol bol su içilerek kürün etkisinin maksimuma çıkartılabileceğini anlattı.

Diyete başlamak kadar diyeti sürdürmenin de ayrıca önemli olduğunu vurgulayan Tanoğlu, şöyle devam etti:

“Başlanan diyeti bitirebilmek 10 kadından birinde görülebilen bir durum aslında. Bu durumu beyin ile mide arasındaki psikolojik savaş olarak nitelendirebiliriz. Yan dal olarak psikoloji okumamın esas sebeplerinden biri de bu süreçte danışanlarımı iyi yönlendirebilmek. Çünkü kilo verme süreci sadece sağlıklı beslenmeyle değil, danışanların psikolojik süreçlerini de iyi bir şekilde yürütmeyi becerebildiğimizde başarılı oluyor. Diyeti sürdürülebilir kılmak için atılması gereken adımlardan bir tanesi, yaptığınız programın diyet değil, sağlıklı beslenme olduğunu kabul etmenizdir. Bu nedenle diyetisyeninizden günlük hayata uyarlanabilir listeler düzenlemesini talep edin. Çünkü yeni benimseyeceğiniz beslenme modelini kabul edip hayatınıza adapte ettiğiniz sürece başarılı olacaksınız. Karar verdiğiniz anda hemen uygun olduğunuz ilk güne diyetisyen randevusu alın ve başlayın. Diyete başlamak için pazartesiyi beklemenize gerek yok.”

“Kriz anında gelen tatlı isteği, meyve ve tarçın ilaveli yoğurt yenilerek kırılabilir”

Medicana Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Uzmanı, diyetisyen Tanoğlu, kişinin ruh halini, iştah ve duygu durumlarını etkileyen serotonin, endorfin gibi hormonların beyin ve bağırsakta bulunduğunu hatırlatarak, serotonin eksikliğinde kişinin depresif ve yorgun olduğunu, bu nedenle stres, üzüntü, öfke, günlük hayatın getirdiği güçlüklerden kaynaklı negatif duygular yaşanan dönemde seviyesi düşen hormonlar sebebiyle kişilerin duygusal açlık hissi yaşadığını ve yüksek kalorili ürünler tüketmeye yöneldiğini anlattı.

Basit adımlarla kişilerin bu atakları kontrol altına alabileceğini belirten Tanoğlu, duygusal açlık atakları geldiği zaman abur cubur, fast food tarzında bol şekerli ve yağlı besinler tüketmenin yapılan en büyük yanlışlardan biri olduğuna dikkati çekti.

Tanoğlu, şu tavsiyelerde bulundu:

“Bu tip kriz anında gelen tatlı isteği, meyve ve tarçın ilaveli yoğurt yenilerek kırılabilir. Kişinin canı çok yemek istiyorsa yemeli. Çünkü yeme isteği kontrol edilemiyorsa stresi daha da artacaktır, o zaman porsiyon kontrolüne dikkat ederek yemek yenmeli. Diğer yandan serotonin seviyesine olumlu katkı sağlayan ve doğal antidepresan özelliği taşıyan besinler bu tip atak anlarında çok faydalı olacaktır. Örneğin, muz, çilek, kuşkonmaz, çeri domates, çikolata, patates, Hindistan cevizi, yoğurt… Arada yaşanan yemek atakları sonucu fazla kaçırılan besinler diyetteki başarı yüzdesini 100’den 70’e çeker ama sıfırlamaz. Yani bir öğünde kaçamak yapıldığı için ‘diyet sona erdi beslenme düzeni tamamen bozuldu’ diye düşünülmemeli. Bir sonraki öğünden beslenme programına uygun bir şekilde beslenmeye devam edilmelidir.”

“Kişi kendisine 10 dakika süre tanımalı”

Maria Tanoğlu, tatlı krizi ya da aşırı yeme isteği geldiği zaman bu stresi kırabilmek için kişinin kendisine 10 dakika süre tanıması gerektiğini söyledi.

Tanoğlu, şunları kaydetti:

“Örneğin, çok çikolata yemek istiyorsa ’10 dakika sonra yiyeceğim’ diyerek zaman kazanmalı. Bu arada mutlaka önce bir bardak su içip, sonrasında dışarı çıkıp hava almalı. Çalışan kişiler ofiste müzik dinleyerek dikkatlerini başka yöne yoğunlaştırabilir hem de rahatlayıp stresten uzaklaşabilir. Ev hanımı ise mutfaktan çıkmalı, o an bulunduğu ortamdan uzaklaşmalı. Kişi kendini 10 dakika sonrası için şartlandırmalı. Bu süre içinde yeme isteğiniz azalacaktır. Stresin yol açtığı duygusal açlığı yenmenin en temel yollarından biri ise kasları aktive etmektir. Kaslar aktive oldukça stres azalır. Bunun için yürüyüş, yüzme, pilates, yoga gibi iyi hissettiren aktiviteler yapılabilir.”

Muhabir: Eda Fatma Topçu

Uzmanlardan hızlı kilo verdiren popüler diyetlere uyarı

İSTANBUL (AA) – Sabri Ülker Vakfınca İstanbul Büyükada’da düzenlenen “Uluslararası Beslenme ve Sağlık İletişimi” programında AA muhabirine açıklamalarda bulunan Doğu Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tanju Besler, doğru beslenmenin sağlığın korunmasında önem taşıdığını belirterek, kilo kontrolünün sağlanırken de bilimsel olarak ispatlanmamış uygulamalardan kaçınılması gerektiğini söyledi.

Sağlıklı kilo kaybının hızlı olmaması gerektiğine, diyet bittikten sonra verilen kilonun tekrar fazlasıyla alınabildiğine işaret eden Besler, bu durumun vücudun dengesini bozarak, sağlığı olumsuz etkilediğini ifade etti.

Besler, diyetin kişiye özgü olması gerektiğini ancak vücut ağırlığında azalmayı sağlayacak hızlı ve mükemmel diyet arayışına gidildiğini anlattı. Besler, bunu vadeden diyetlerin de çoğu zaman sorgulamadan ve bir uzmana danışmadan uygulanan ve “gelip geçici” diye tanımladığı popüler diyetler olduğunu ifade etti.

Popüler diyetlerde sağlıklı beslenmeden uzaklaşıldığını vurgulayan Besler, bunun kişinin sağlığının bozulmasına neden olduğunu, sıkıntıların uzun vadede kendini göstermeye başlayacağını söyledi. Popüler diyetlerle ciddi vitamin eksikliklerinin görülebileceğinin altını çizen Besler, şunları kaydetti:

“Üç gün aç kalındığında idrarda muazzam bir protein atılımı ile karşılaşılabilir, ancak daha sonra bu atım yavaşlar. Niye? Çünkü, kasın yıkılmaması lazım. Kas yıkımı olduğunda ise organizma hızlı bir şekilde ölüme doğru ilerler. Dolayısıyla, bir süre sonra metabolizma adaptasyon sağlayarak, yine eskisi gibi normalleşmeye başlar. Yani azla yetiniyor, enerjisini azaltıyor.

Gelip geçici diyetlerin hepsi, birçok otoriteyle zıtlık göstermektedir ve o uzmanların önerileriyle uyuşmamaktadır. Eğer söz konusu diyette ayda 2-4 kilonun ötesinde vücut ağırlığı kaybı öneriliyorsa dikkatli olunmalı. Çünkü, bu bir gelip geçici popüler diyettir. Bazı besinlerin seçimini kısıtlıyorsa ya da tamamen ortadan kaldırıyorsa sunumunda genellikle ünlü kişiler kullanılıyorsa yine dikkatli olunmalıdır. Çünkü, bu da sağlık için uygun olmayan bir diyettir.”

Diyette önerilen gıda takviyesine dikkat

Birçok popüler diyetin arkasında önerilen bir de gıda takviyesinin yer alabileceğini alabileceğine işaret eden Besler, bunun sağlığın korunmasından çok ticari bir kazanımın göstergesi olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Besler, sağlıklı bir diyetin kişinin beslenme alışkanlığının değiştirilmesi esasına dayanmaması gerektiğine de dikkati çekerek, “Bir kişi, brokoli yemiyorsa o kişiye brokoli bulunan diyet vermek ne derece doğru olabilir. Çünkü, devamlılık olmaz, kişi bir süre sonra bırakır. Bunun yerine, kişinin sevmekten hoşlandığı yiyeceklerle yola çıkarak bir program hazırlanmalı.” dedi.

“Bu tip diyetler sürdürülebilir değil”

Avrupa Gıda Bilgi Konseyi’nden (EUFIC) Raymond Gemen de popüler diyetleri “ümit verici, çabucak olsun” diyetleri şeklinde tanımladığını belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

“Çoğu zaman, bu diyetler kalori miktarlarının bir anda hızla düşürülmesine dayanır. Bu da kısa vadede vücut ağırlığının azalmasıyla sonuçlanır, fakat insanların bir noktadan sonra buna devam etmek için irade ve motivasyonu kalmadığı için bu tip diyetler sürdürülebilir değildir.” uyarısında bulundu.