Kimyasal Silah

Doğu Guta'daki kimyasal silah katliamı protesto edildi – İDLİB

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Protesto için yapılan hazırlıklar
– Dövizlere yazı yazılması
– Protestocuların Arapça ve İngilizce yazılı dövizleri taşıması Doğu Guta'daki kimyasal silah katliamı İdlib'de protesto edildi
Suriye'de Beşşar Esed rejiminin 21 Ağustos 2013'te başkent Şam'ın Doğu Guta bölgesinde kimyasal silahla 1400'ün üzerinde sivili öldürdüğü saldırı İdlib'de protesto edildi.
İDLİB (AA) – Suriye'de Beşşar Esed rejiminin 21 Ağustos 2013'te başkent Şam'ın Doğu Guta bölgesinde kimyasal silahla 1400'ün üzerinde sivili öldürdüğü saldırı İdlib'de protesto edildi.

İdlib'in birçok noktasında toplanan halk, “Katillerden hesap sorun “, “Dünya Suriye'deki katliamlara sessiz.”, “Kimyasal saldırıda şehit olanların haklarını alacağız” ve “7 yıldır adalet sağlanmadı ” yazılı Arapça ve İngilizce yazılı dövizler taşıdı.

Göstericilerden Esma Mahmut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Esed rejimin kimyasal saldırısının üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen hesap vermediğini söyledi.

Mahmut, “Uluslararası mahkemeler sessizliğini koruyor. Çok sayıda yapılan katliamla alakalı herhangi bir karar da alınmadı.” dedi.

Katliamda hayatını kaybeden siviller için adalet aramak amacıyla gösteriyi düzenlediklerini belirten Mahmut, “Adalet sağlanana kadar gösterilere devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Gösteriye katılan gazeteci Hamza Yusuf da kimyasal saldırının 7. yılında Doğu Guta'da yapılan katliama tepki göstermek için gösterilere katıldığını söyledi.

Yusuf, “Gazeteciler ve sivil toplum kuruluşları olarak katillerin adalet karşısında hesap vermelerini talep ediyoruz. Dünyaya mesajım ise hakikati boğmayın.'' ifadelerini kullandı.

Doğu Guta katliamı
Esed rejimi, 21 Ağustos 2013'te başkent Şam’ın Doğu Guta bölgesinde kimyasal silaha başvurarak, 1400’in üzerinde sivili öldürmüştü.

Hafızalardan silinmeyen bu katliamda çoğu kadın ve çocuk binlerce sivil de zehirli gazlardan etkilenmişti.

Katliamın ardından Doğu Guta, 2018'de de Beşşar Esed rejiminin en sıkı ablukasını uyguladığı, neredeyse tüm silahları kullandığı bölge haline gelmişti.

Bölgedeki muhalifler, Esed rejimi ve Rusya ile yaptıkları mecburi anlaşma neticesinde Nisan 2018'de Doğu Guta'yı boşaltmak zorunda kalmıştı.

5 yıllık kuşatmadan çıkan siviller, halihazırda ülkenin kuzeyinde muhaliflerin kontrolündeki alanlarda yaşam mücadelesi veriyor.

Suriye İnsan Hakları Ağının raporuna göre, Esed rejimi, Suriye'de iç savaşın başlamasının ardından muhaliflerin kontrolündeki yerleşimlere 217 kez kimyasal silah saldırısı gerçekleştirdi.

Doğu Guta'daki kimyasal silah katliamı İdlib'de protesto edildi

İDLİB (AA) – Suriye’de Beşşar Esed rejiminin 21 Ağustos 2013’te başkent Şam’ın Doğu Guta bölgesinde kimyasal silahla 1400’ün üzerinde sivili öldürdüğü saldırı İdlib’de protesto edildi.

İdlib’in birçok noktasında toplanan halk, “Katillerden hesap sorun “, “Dünya Suriye’deki katliamlara sessiz.”, “Kimyasal saldırıda şehit olanların haklarını alacağız” ve “7 yıldır adalet sağlanmadı ” yazılı Arapça ve İngilizce yazılı dövizler taşıdı.

Göstericilerden Esma Mahmut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Esed rejimin kimyasal saldırısının üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen hesap vermediğini söyledi.

Mahmut, “Uluslararası mahkemeler sessizliğini koruyor. Çok sayıda yapılan katliamla alakalı herhangi bir karar da alınmadı.” dedi.

Katliamda hayatını kaybeden siviller için adalet aramak amacıyla gösteriyi düzenlediklerini belirten Mahmut, “Adalet sağlanana kadar gösterilere devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Gösteriye katılan gazeteci Hamza Yusuf da kimyasal saldırının 7. yılında Doğu Guta’da yapılan katliama tepki göstermek için gösterilere katıldığını söyledi.

Yusuf, “Gazeteciler ve sivil toplum kuruluşları olarak katillerin adalet karşısında hesap vermelerini talep ediyoruz. Dünyaya mesajım ise hakikati boğmayın.” ifadelerini kullandı.

Doğu Guta katliamı

Esed rejimi, 21 Ağustos 2013’te başkent Şam’ın Doğu Guta bölgesinde kimyasal silaha başvurarak, 1400’in üzerinde sivili öldürmüştü.

Hafızalardan silinmeyen bu katliamda çoğu kadın ve çocuk binlerce sivil de zehirli gazlardan etkilenmişti.

Katliamın ardından Doğu Guta, 2018’de de Beşşar Esed rejiminin en sıkı ablukasını uyguladığı, neredeyse tüm silahları kullandığı bölge haline gelmişti.

Bölgedeki muhalifler, Esed rejimi ve Rusya ile yaptıkları mecburi anlaşma neticesinde Nisan 2018’de Doğu Guta’yı boşaltmak zorunda kalmıştı.

5 yıllık kuşatmadan çıkan siviller, halihazırda ülkenin kuzeyinde muhaliflerin kontrolündeki alanlarda yaşam mücadelesi veriyor.

Suriye İnsan Hakları Ağının raporuna göre, Esed rejimi, Suriye’de iç savaşın başlamasının ardından muhaliflerin kontrolündeki yerleşimlere 217 kez kimyasal silah saldırısı gerçekleştirdi.

Doğu Guta kimyasal silah katliamının üzerinden 7 yıl geçti

Beşşar Esed rejiminin başkent Şam’ın Doğu Guta bölgesinde 1400’ün üzerinde sivili öldürdüğü kimyasal silah saldırısı 7’nci yılını geride bırakırken, Rusya ve Çin’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) toplantılarındaki vetoları ise iç savaş boyunca 217 kez kimyasal silaha başvuran rejimin yargılanmasını engelliyor.

Esed rejiminin 21 Ağustos 2013 tarihinde başkent Şam’ın Doğu Guta bölgesinde kimyasal silahla 1400’in üzerinde sivili öldürdüğü saldırının üzerinden 7 yıl geçti.

Hafızalardan silinmeyen bu katliamda çoğu kadın ve çocuk binlerce sivil zehirli gazlardan etkilendi.

Katliamın ardından, Doğu Guta 2018’de de Beşşar Esed rejiminin en sıkı ablukasını uyguladığı, neredeyse tüm silahları kullandığı bölge haline geldi.

Bölgedeki muhalifler, Esed rejimi ve Rusya ile yaptıkları mecburi anlaşma neticesinde, Nisan 2018’de Doğu Guta’yı boşaltmak zorunda kaldı. Beş yıllık muhasaradan çıkan siviller, ülkenin kuzeyinde muhaliflerin kontrolündeki alanlara sığındı.

Sivillere yönelik hak ihlallerini belgeleyen Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR), Doğu Guta katliamının yıl dönümüne ilişkin hazırladığı raporu AA muhabiriyle paylaştı.

Raporda, Esed rejiminin Suriye’de iç savaşın başlamasının ardından muhaliflerin kontrolündeki yerleşimlere 217 kez kimyasal silah saldırısı gerçekleştirdiği anımsatıldı.

Rejimin Doğu Guta katliamından sonra da kimyasal silah saldırılarına devam ettiğinin altını çizen raporda, rejim güçlerinin söz konusu saldırıdan sonra 184 kez daha bu yolla sivilleri hedef aldığı hatırlatıldı.

İlk kimyasal silah saldırısını Aralık 2012 yılında Humus’un Beyyada semtinde gerçekleştiren rejim, en son saldırısını ise 19 Mayıs 2019’da Lazkiye’ye bağlı Kebine köyüne düzenledi.

En çok Şam ve kırsalı kimyasal saldırıların hedefi oldu

Esed rejiminin iç savaş boyunca kimyasal silah kullanımının illere göre dağılımına değinilen raporda, başkent Şam ve kırsalının en çok saldırıya maruz kalan bölge olduğu ifade edildi.

Buna göre, Şam ve kırsalındaki bölgeler 102, İdlib 45, Hama 30, Halep 26, Humus 7, Dera 3, Deyrizor 3, Lazkiye ili ise 1 kez kimyasal silahlarla hedef alındı.

SNHR, bu saldırılarda ölenlerden 1500’den fazlasının kimlik bilgilerini kaydettiklerini açıkladı.

Rusya ve Çin’in vetoları

BMGK toplantılarında rejim lehine toplam 16 kez veto kullanan Rusya ve Çin, kimyasal silah saldırılarını konu alan oturumlarda ise 6 kere yine rejimi koruyacak biçimde bu hakka başvurdu.

SNHR raporunda Rusya ve Çin’in vetoları sonucunda, Esed rejiminin yargılamasının önünün kesildiği belirtildi.

Muhabir: Ethem Emre Özcan

Han Şeyhun kimyasal katliamın 3. yılına Esed rejiminin esaretinde girdi

İDLİB(AA) – Esed rejimi, 4 Nisan 2017’de İdlib’in Han Şeyhun ilçesine kimyasal silah saldırısı düzenlemiş, 100’den fazla sivil hayatını kaybetmişti.

Katliamdan sonra da rejim ve destekçilerinin yoğun saldırılarına maruz kalmaya devam eden ilçenin sakinleri, İdlib’in kuzeyinde, Suriye-Türkiye sınır hattındaki kamplarda barınıyor.

Rejim, Astana anlaşmaları ve Soçi mutabakatını hiçe sayarak Mayıs 2019’da başlattığı kapsamlı operasyonda, Han Şeyhun’u tümüyle ele geçirdi.

Han Şeyhun’dan göç eden siviller, kimyasal katliamın 3. yılında topraklarının rejim tarafından ele geçirilmiş olması nedeniyle üzüntülerinin katlandığını söylüyor.

AA muhabirine konuşan sivillerden Muhammed Ebu Ahmed, kimyasal silah katliamına ilişkin, “Sabahın erken saatlerinde, 07.30 sularında uçak sesine uyandık. Yarım saat, 45 dakika sonra insanlar yollar da hayatlarını kaybetmiş bir şekilde yatıyorlardı.” dedi.

Han Şeyhun’a kimyasal saldırı olduğunu duyduktan sonra caddeye çıktıklarını belirten Ebu Ahmed, “Kadınlar, çocuklar dışarı çıkmışlar. Evlerinde ölenler de olmuştu. Akıl almaz bir şeydi. Katliam… Sivil Savunma ekipleri yaralıları hastaneye sevk ediyordu.” ifadelerini kullandı.

“Cesetler birbirinin üzerindeydi”

Telsizlerden kimyasal silah saldırısı yapıldığı yönünde anons duyduğunu aktaran Ebu Ahmed, şöyle devam etti:

“İki saat bekledikten sonra insanlar halen caddede yatıyorlardı. Kimse kaldırmamıştı. Kurtarmaya gelenler de (gazdan) etkilenerek yerde yatıyordu. Sivil Savunma’dan da etkilenenler vardı. Sağlık noktasına benzer bir yer vardı. Cesetleri gördük. Cesetler birbirinin üzerindeydi. Ayak basacak yer yoktu. Gördüğüm manzarayı akıl hayal edemezdi.”

Ebu Ahmed, Han Şeyhun’un rejim güçleri tarafından işgal edildiğini belirterek, “Tamamen yıkılmış. Her şeyi yaktılar, insanları, evleri, ağaçları. Caddeler bomboş çünkü merhametleri yok. Han Şeyhun, harabeye dönüşmüş. Akıl almaz bir şey. Han Şeyhun sakinleri dağıldı. Kamplara geldik. Çadır kurduk. Dört duvar ördük burada. Çocuklarla yaşamaya başladık. Biz bir gün evimize, mahallemize geri dönmeyi istiyoruz. Komşularımıza kavuşmayı istiyoruz.” diye konuştu.

“Hepsi arkadaşlarımız, komşularımız, akrabalarımız”

Bir diğer Han Şeyhunlu Ahmed Ebu Diyab da 3 yıl önce yaşanan kimyasal katliamı hiçbir zaman unutmadıklarını söyledi.

Ebu Diyab, “Saldırı anında uyuyorduk. Uçak sesi duyduk. Dışarıya çıktık. Fırın civarına hava saldırısı düzenlemişti. Bir anda sarı bir duman yükseldi, toz gibi. Sonra ambulanslar olay yerinde yaralıları taşıdı. Çığlıklar duyduk.” dedi.

İlk yardım ekibinin de yaralıları kurtarmaya çalışırken saldırıdan etkilendiğini belirten Ebu Diyab, şunları anlattı:

“Herkes bir tarafa koşuyordu. ‘Kimyasal saldırı düzenlendi’ diye bağırıyordu. Olay biraz yatıştıktan sonra ben olay yerine gittim. Kız kardeşimin, kuzenlerimin, dedemin evleri de fırın civarındaydı. Gazın kokusundan gözlerim yanıyordu. Kendimi boğulacak gibi hissediyordum. Allah’a hamd olsun ki çok az etkilendim. Çünkü motosikletle olay yerine gelmiştim. Hemen geri döndüm. Olay yerine ulaşamadım. İnsanlar ‘klor’ diye bağırıyorlardı.”

Ebu Diyab, “Ölen insanları hatırlıyoruz. Gazdan etkilenenleri… Hepsi arkadaşlarımız, komşularımız, akrabalarımız.” dedi.

Katliamın sorumlusu yargılanamadı

Birleşmiş Milletler (BM) ve Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütünce oluşturulan Suriye’de kimyasal silah kullanımını soruşturan ortak soruşturma misyonu, 6 Eylül 2017’de Han Şeyhun’da sarin gazı kullanıldığını, 27 Ekim 2017’de de saldırının rejim tarafından düzenlendiğini teyit etmişti.

Bu kararlar, Beşşar Esed yönetiminin uluslararası hukuk nezdinde savaş suçu işlediğini ortaya koymuş olsa da katliamın sorumlularının Uluslararası Ceza Mahkemesinde (UCM) yargılanmasının yolunu açamamıştı. Suriye, UCM üyesi olmadığı için BM Güvenlik Konseyinin rejimi, bu mahkemeye sevk etmesi gerekiyordu ancak Rusya, veto yetkisini kullanarak bu sürecin önünü tıkamıştı.