Koç Holding

Koç Holding CEO’su Çakıroğlu, “CEO Eylem Grubu”nda Türkiye’yi temsil ediyor

İSTANBUL (AA) – Dünya Ekonomik Forumu, Avrupa Komisyonu’yla yakın çalışmak üzere “Yeşil Mutabakat” kapsamında küresel 30 şirketin üye olduğu bir CEO Eylem Grubu oluşturdu. Koç Holding Üst Yöneticisi (CEO) Levent Çakıroğlu, Türkiye’den grupta yer alan tek temsilci oldu.

Koç Holding'den yapılan açıklamaya göre, Avrupa Komisyonu’nun, iklim değişikliğini durdurmak, biyolojik çeşitlilik kaybını geriye çevirmek, döngüsel bir ekonomiye geçerek ve kirliliği azaltarak kaynakların verimli kullanımını artırmak amacıyla 2019 yılında duyurduğu Yeşil Mutabakat’a Dünya Ekonomik Forumu’ndan dikkati çeken bir destek geldi.

Dünya Ekonomik Forumu, Avrupa Komisyonu’yla yakın çalışmak üzere “Yeşil Mutabakat” kapsamında küresel 30 şirketin üye olduğu bir CEO Eylem Grubu oluşturdu.

Koç Holding CEO'su Levent Çakıroğlu, Türkiye’den grupta yer alan tek temsilci olurken, CEO Eylem Grubu, iş dünyasını aynı hedefler doğrultusunda harekete geçirmek için ortak bir bildiri açıkladı.

Yayınlanan ortak bildiride, sürdürülebilir ve dirençli bir gelecek ihtiyacının önemi vurgulanırken, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının yarattığı krizden çıkış yolunun eskisiyle aynı olmadığı belirtildi.

Kovid-19 sonrası toparlanmayı hızlandırmayı amaçlayan CEO Eylem Grubu; hükümetlerin, şirketlerin ve sivil toplumun güçlü ortaklıklar kurmasının önemine dikkati çekti. Avrupa'yı 2050 yılına kadar sıfır karbon hedefine ulaştırmak için Yeşil Mutabakat’a destek olacak adımlar atacaklarına, ayrıca önemli ticaret ortaklarının ve Gümrük Birliği çerçevesinde birbirine bağlı değer zincirlerinin Yeşil Mutabakat kapsamındaki programlarda göz önünde bulundurulmasını destekleyeceklerine yönelik taahhütte bulundu.

– “Yeşil Mutabakat’ın uluslararası ticarete yeni bir boyut kazandırması bekleniyor”

Açıklamada görüşlerine yer verilen Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, sürdürülebilirlik ve iklim değişikliğinin uzun yıllardır Koç Topluluğu’nun önceliklendirdiği konular arasında yer aldığını vurgulayarak, bu küresel soruna yönelik geliştirilen en kapsamlı yanıtlardan birinin geçen yıl sonunda açıklanan Avrupa Yeşil Mutabakatı olduğuna dikkati çekti.

Yeşil Mutabakat’ın dış ticaretinin yüzde 50’sinden fazlasını Avrupa Birliği ile gerçekleştiren Türkiye için de büyük önem taşıdığını belirten Çakıroğlu, şunları kaydetti:

"Yeşil Mutabakat, Avrupa Birliği’ne rekabet üstünlüğü kazandıracak yeni bir ekonomik büyüme stratejisi. Bu yeni yaklaşımla iklim krizine somut bir yanıt vermenin yanı sıra, teknolojik ve kapsayıcı çözümlerle Avrupa Birliği’ne yeni yatırım ve istihdam fırsatları yaratılması hedefleniyor. Avrupa Birliği, ‘Yeşil Mutabakat’ ile ekonominin ve uluslararası ticaretin işleyişini değiştirecek. Koç Topluluğu şirketleri olarak gerek iklim krizine ilişkin dünyadaki gelişmeleri, gerekse Yeşil Mutabakat’ı aktif olarak takip ediyoruz. Şimdi de Yeşil Mutabakat’ın en iyi şekilde hayata geçirilebilmesi için özel sektörün rolünü tanımlamak üzere Dünya Ekonomik Forumu bünyesinde oluşturulan CEO Eylem Grubu’na dâhil olduk. Burada ülkemizi temsil etmek bizim için çok önemli."

– “Ülkemizin, yeni oluşturulacak bu tedarik zinciri mimarisinde önemli bir rol oynayacak”

Küresel ticaret ve tedarik zincirlerinin Avrupa’nın hedeflediği Yeşil Mutabakat sürecinde önemli birer unsur olarak konumlandırıldığını ifade eden Çakıroğlu, “Avrupa Birliği’nin bu süreçte politikaları ve araçları oluştururken kapsayıcı bir biçimde çok taraflı bir yaklaşım benimsemesinin Yeşil Mutabakat’ın hedeflerine ulaşmasında elzem olduğunu düşünüyoruz. Avrupa Birliği, Yeşil Mutabakat’a uyum sürecinde, yalnızca rekabet gücünü artırmakla kalmayacak, aynı zamanda Avrupa Birliği üyesi olmayan ticaret ortaklarındaki tedarik zincirlerini güçlendirecek ve bu ülkelerin de iklim değişikliğiyle mücadelesine önemli katkılar sunacak. Ülkemizin de, yeni oluşturulacak bu tedarik zinciri mimarisinde önemli bir rol oynayacağına inanıyoruz." ifadelerini kullandı.

Çakıroğlu, "CEO Eylem Grubu’nun bir temsilcisi olarak, Koç Topluluğu bünyesindeki şirketlerimizle birlikte küresel olarak hedeflenen ‘yeşil toparlanma’ için gerekli yol haritasının oluşturulmasına somut bir katkı sunacağımızı taahhüt ediyoruz. Ayrıca Avrupa Birliği ile ticari ilişkileri Gümrük Birliği’ne dayanan Türkiye’nin ilgili finansal teşvik mekanizmalarından faydalanması ve Avrupa Birliği üyesi olmayan ülkelerdeki sürdürülebilirlik kriterleri açısından başarılı şirketlerin, süreçlere dâhil olması adına önerdiğimiz yaklaşımın yayınlanan bildiride yer almasından memnuniyet duyuyoruz. Süreç boyunca da bu yaklaşımın takipçisi olacağız.” açıklamasında bulundu.

Koç Holding'den ilk yarıda 4,4 milyar lira konsolide net kar

İSTANBUL (AA) – Koç Holding, yılın ilk yarısında 4,4 milyar lira konsolide net kar elde etti.

Koç Holding'den yapılan açıklamada, holdingin, yılın ilk yarısında konsolide bazda toplam 74 milyar TL gelir elde ederken, 4,4 milyar TL ana ortaklık payı net dönem karına ulaştığı bildirildi.

Açıklamada, yılın ilk yarısındaki finansal sonuçlara ilişkin görüşlerine yer verilen Koç Holding Üst Yöneticisi (CEO) Levent Çakıroğlu, küresel koronavirüs salgınının etkilerinin devam ettiği yılın ilk yarısında tüm gayretleriyle değer sağlamayı sürdürdüklerini vurguladı.

Yılın ikinci çeyreğinde ekonomik açıdan hem keskin bir duraklamayı hem de hızlı bir toparlanmayı gözlemlediklerini aktaran Çakıroğlu, şu açıklamalarda bulundu:

"Disiplinli yönetim anlayışımız, sağlam bilançomuz, dengeli portföy yapımız, 2016 yılında başlattığımız dijital dönüşüm programı çerçevesinde elde ettiğimiz dijital yetkinliklerimiz, çevik yönetimimiz, kuvvetli bayi teşkilatımız ve etkin tedarik zincirimiz sayesinde pandeminin menfi ekonomik etkilerini azaltabildik. Ülkemiz ekonomisi, canlanan tüketici talebi neticesinde ana ihracat pazarlarımıza göre daha hızlı bir iyileşme gösterdi. Olumlu faiz ortamı ve ertelenen tüketim talebinin ikinci çeyreğe yansıması neticesinde, beyaz eşya ve otomotiv sektörlerinde hızlı bir toparlanma yaşadık."

Çakıroğlu, bu sürecin kesintiye uğramadan devam etmesi ve salgında ikinci dalganın yaşanmaması halinde, yılın ikinci yarısında büyümenin sürmesini beklediklerini vurguladı.

Levent Çakıroğlu, Türkiye'nin pandemi dönemini olabildiğince hasarsız atlatması ve akabinde ekonomik büyümesini sürdürmesi için üzerlerine düşen sorumluluğun bilinciyle çalıştıklarını bildirdi.

– "Çalışanlarımızın istihdam ve gelir kaybına uğramasını engelledik"

Koç Holding Üst Yöneticisi Çakıroğlu, topluluk şirketlerinin, salgının etkilerini sınırlandırmak amacıyla hızlı bir şekilde gerekli önlemleri hayata geçirdiğini belirterek, salgının ilk günlerinde aldıkları karar doğrultusunda, çalışanların istihdam ve gelir kaybına uğramamasını sağladıklarını anlattı.

Yeni çalışma modellerine hızlıca adapte oldukları bu süreç sonrasında da Koç Topluluğu'nda en az haftada bir gün uzaktan çalışmayı kalıcı hale getirdiklerini kaydeden Çakıroğlu, Arçelik, Ford Otosan, Tofaş ve TürkTraktör'ün girişimleriyle başlattıkları vantilator, entübasyon kabini, siperlikli maske üretimine ihtiyaçlar kapsamında devam ettiklerini bildirdi.

Yerli solunum cihazlarının üretimine değinen Çakıroğlu, şu bilgileri verdi:

"Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde, Sağlık Bakanlığı liderliğinde Biosys tarafından geliştirilen, seri üretimi Aselsan ve Baykar iş birliğiyle Arçelik tarafından yapılan yerli mekanik ventilatörlerin 5 bin adedinin üretimini tamamladık. Ülkemizin ihtiyacının karşılanmasının yanında 5 bin adet cihazın 2 bin 607 adedi, Afganistan, Azerbaycan, Bangladeş, Birleşik Arap Emirlikleri, Brezilya, Çad, Dağıstan, Ekvator, Kazakistan, Kırgızistan, Kolombiya, Libya, Nijer, Nijerya, Özbekistan, Romanya, Somali ve Suriye'ye ihraç edildi."

– "Tüketimdeki canlanma, beyaz eşya ve otomotiv sektörlerini olumlu etkiledi"

Koç Holding CEO'su Çakıroğlu, salgın nedeniyle zayıflayan iç talebin normalleşme sürecinin başlamasıyla hızla toparlandığına ve faizlerin önemli ölçüde gerilemesiyle birlikte bunun beyaz eşya ile otomotiv sektörlerine olumlu yansıdığına dikkati çekti.

Arçelik'in bu dönemde etkin çoklu kanal stratejisi ve çevik üretim modeli neticesinde artırmayı başardığı yurt içi satışlarının, ihracat hacmindeki daralmadan ve üretim yaptığı diğer ülkelerdeki duraklamalardan yaşanan kayıpları sınırladığını anlatan Çakıroğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Otomotiv sektörüne baktığımızda, pandemi sürecinde elektronik ticaretin hız kazanmasıyla birlikte yurt içi ticari araç pazarında oluşan güçlü talep ve ihracat pazarlarındaki hızlı toparlanma, Ford Otosan'ın performansına olumlu yansıdı. Pandemi sürecini başarılı şekilde yöneten ve 2020'de 150 milyon avroluk yatırım planlayan Tofaş da toplum ve müşterilerinin sağlığına yönelik pek çok projeyi devreye aldı; aynı zamanda başarılı faaliyet sonuçları elde etti. Fiat markası yılın ilk yarısını lider olarak tamamlarken, Tofaş'ın geliştirdiği Fiat Egea yine Türkiye'nin en çok tercih edilen otomobili oldu."

Çakıroğlu, Otokar'ın modern toplu taşıma araçlarıyla ihracatını artırmayı sürdürdüğünü, 2020'nin en büyük ihracat anlaşmalarından birini Gürcistan ile yaptığını bildirdi.

– "Yapı Kredi ekonomiyi desteklemeyi sürdürdü"

Levent Çakıroğlu, Tüpraş'ın salgın döneminde de ülkenin enerji ihtiyacını başarıyla karşılamaya devam ettiğini, Aygaz'ın evlere ulaştırdığı kesintisiz hizmetin tüplü gaz satışlarına olumlu yansıdığını aktardı.

Yapı Kredi'nin, salgının olumsuz etkilerini azaltmak için gerek bireysel gerekse de ticari krediler aracılığıyla ekonomiyi desteklemeyi sürdürdüğünü kaydeden Çakıroğlu, şu bilgileri verdi:

"Banka yılın ilk yarısında nakdi ve gayrinakdi kredilerini yüzde 9 artırarak Türkiye ekonomisine sağladığı kaynağı 349 milyar lira seviyesine çıkardı. KGF destekli kredilerin pazarı canlandırmasıyla, Yapı Kredi ilk yarıda güçlü bir performans gösterdi. Nakdi kredi hacmini yılbaşından bu yana yüzde 11 artışla 254,7 milyar liraya çıkaran Yapı Kredi'nin özel bankalar arasındaki toplam kredi pazar payı yüzde 16 oldu."

– "Tarım sektörüne güçlü destek veriyoruz"

Koç Holding Üst Yöneticisi Levent Çakıroğlu, salgın sürecinde tarım sektörünün stratejik öneminin bir kez daha anlaşıldığına dikkati çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"TürkTraktör, salgın döneminde verilen araya rağmen üretimini geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 23 oranında artırdı. TürkTraktör'ün ilk 6 aylık rakamlara göre, ülkemizin toplam traktör üretiminin yüzde 71'ini tek başına gerçekleştirmesi, tarım sektörüne verdiğimiz güçlü desteğin de bir göstergesidir. Son yıllarda dijital tarım, kalite ve verimlilik gibi konulara odaklanan Tat Gıda, dünya standartlarındaki üretim altyapısıyla artan müşteri talebini başarıyla karşılayarak, faaliyet gösterdiği alanlarda öncü çalışmalarına devam ediyor."

Koç Topluluğu'nda 2016'dan bu yana sürdürülen Dijital Dönüşüm Programı'nın faydalarını pandemi döneminde somut bir şekilde gördüklerini belirten Çakıroğlu, "Çok önem verdiğimiz bu kültürel dönüşüm yolculuğuyla edindiğimiz yeni kabiliyetler, pandemi döneminde işlerimizi yönetirken bize güç ve çeviklik sağladı." açıklamasında bulundu.

Çakıroğlu, "Şirketlerimizin karantinanın ilk dönemlerinde kaynaklarını sağlık ekipmanı üretiminde kullanmaları, başta üretim olmak üzere tüm operasyonların pandemi şartlarında hızlı şekilde yeniden devreye alınması, bazılarının hiç kesintiye uğramadan sürdürülmesi, bu dönemin ihtiyaçlarına uygun yeni ürün ve çözümlerin hızla hayata geçirilmesi; söz konusu dönüşümün neticeleri oldu." ifadelerini kullandı.

Koç Holding İK Direktörü Akkol, 100 bin çalışanı bulunan Koç’ta pandemi dönemini anlattı

İSTANBUL (AA) – Koç Holding İnsan Kaynakları Direktörü Özgür Burak Akkol, "Pandemi döneminde 30 bine yakın çalışma arkadaşımız uzaktan çalıştı ve memnuniyet oranı yüzde 74. Bu uygulamaya pandemi sonrası dönemde de devam edeceğiz. Ofislerimizde görev yapan çalışma arkadaşlarımız haftada bir gün artık uzaktan çalışabilecekler." açıklamasını yaptı.

Koç Holding açıklamasına göre, Koç Topluluğu’nun kurumsal yayını "Bizden Haberler Söyleşileri"ne konuk olan Akkol, "Pandemi Öncesi ve Sonrası: Koç Topluluğu’nda Çalışma Hayatı"nı anlattı.

Moderatörlüğünü Koç Holding Dış İlişkiler ve Kurumsal İletişim Direktörü Oya Ünlü Kızıl’ın üstlendiği söyleşide Koç çalışanlarının sorularını cevaplayan Akkol, "Koç Topluluğu’nda görev yapan 100 bin çalışma arkadaşımızın yüzde 72’si, 1980 ve sonrası doğumlu. Yaş ortalamamız 34. Dolayısıyla çok genç bir topluluğuz. Yeni normalden önce de bizim normalimiz sürekli bir değişime tabi idi. Değişimin hızı esasında bu dönem ana konu. Pandemi nedeniyle önümüzdeki 6 ay veya 1 – 1,5 yıl, 5-10 yıllık değişimleri çok daha kısa zaman zarfında hissedeceğimiz bir dönem olacak. Biz bu değişimi insan kaynağımızla, geniş, kocaman bir aile olarak yöneteceğiz." ifadelerini kullandı.

Pandeminin ilk günlerinde ve tüm süreç boyunca Koç Topluluğu çalışanlarının ihtiyaçlarını belirlemek için, "Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?" anketi yaptıklarını aktaran Akkol, yol haritalarını bu doğrultuda belirlediklerini kaydetti.

Akkol, "Biz neler yapabiliriz, öneriniz, eleştirileriniz nelerdir diye sorduk. İlk ankette kaygı oranı yüzde 60’tı. İkinci ankette yüzde 32’ye, üçüncü ankette yüzde 12’ye düştü. Yüzde 12’yi de aşağı çekmek için çalışmaya devam ediyoruz. Bu dönemde tüm süreçlerimizi planlarken iki temel önceliğimiz oldu. Birincisi çalışma arkadaşlarımızın ve ailelerimizin sağlığı, ikincisi ise tek bir çalışma arkadaşımızın dahi istihdam ve gelir kaybına uğramaması idi. Bunu sağladık. Ümit ediyorum ki bundan sonrası dönemi de bundan önceki 4 ay gibi hep birlikte başarıyla yöneteceğiz." değerlendirmesini yaptı.

– "Muazzam bir dayanışma ile kenetlendik"

Özgür Burak Akkol, yeni dönemin dinamiklerini dikkate alarak "Future of Work" şemsiyesi altında Koç Topluluğu’nda pek çok yeni insan kaynakları uygulamasını devreye almaya hazırlandıklarını da kaydetti.

Akkol şunları aktardı:

"Çevik dönüşüm (Agile) ve rotasyon gibi hali hazırda gündemimizde olan uygulamaların yanı sıra şirketler arası ofislerin ortak kullanımı, hiyerarşinin azaltılması ve uzaktan çalışma gibi pek çok yeni başlığı da çalışıyoruz. Pandemi döneminde 30 bine yakın çalışma arkadaşımız uzaktan çalıştı ve memnuniyet oranı yüzde 74.

Bu uygulamaya pandemi sonrası dönemde de devam edeceğiz. Ofislerimizde görev yapan çalışma arkadaşlarımız haftada bir gün artık uzaktan çalışabilecekler. Ayrıca Koç ofislerinin, hangi şirkette çalıştığından bağımsız Koç çalışanları tarafından ortak kullanılabileceğini düşünüyoruz. Gerektiğinde Sütlüce’de görev yapan bir çalışma arkadaşımızın, Ataşehir’deki bir şirketimizdeki ofisi kullanabilmesini mümkün hale getireceğiz."

Akkol, "Sabah 07, akşam 21 arasında evdeki, ofisteki, sahadaki çalışma arkadaşlarımıza dokunacak bin 500’ün üzerinde uygulama hayata geçirdik." bilgisini verdi.

Oya Ünlü Kızıl’ın, "Son 5 yılda insan kaynakları süreçlerimizde çok ciddi, yenilikçi, iyi model olarak gösterilebilecek adımlar attınız. Forbes’un ‘Dünyanın En İyi İşverenleri’ listesinde iki bin şirket arasında 35’inci sıradayız ve ilk 100’de yer alan Türkiye’den tek şirketiz. Bu kadar büyük bir yapıda insan kaynakları süreçlerimizi yönetmenin de zorlukları vardır. Pandemi döneminde süreçlerinizi nasıl belirlediniz?" sorusuna Akkol’un yanıtı şöyle oldu:

"Zorluk diyemesem de, kolay olmayan tarafları var elbette. Koç Ailesi’nden başlayarak, CEO’muz, başkanlarımız, iş sağlığı güvenliği ekiplerimiz, bütün topluluğumuz bu süreçte bir araya geldik. Muazzam bir dayanışma ile kenetlendik. İnsan Kaynakları olarak öncelikle çalışma arkadaşlarımızı dinledik. İhtiyaçları doğru tanımlayabilmek için 30’a yakın 'persona' belirledik.

Topluluk genelinde maske ve dezenfektan süreçlerimizde hiç sorun yaşamadık. Hali hazırda da 8 milyonun üzerinde maske stokumuz var. Tüm altyapılarımız hazırdı ve evden çalışmaya çok hızlı geçtik. KoçAilem ile talep eden çalışma arkadaşlarımıza 5 GB internet hediye ettik. 30 bin kişi faydalandı. Tat, Sek ve Düzey’in ürünlerinde KoçAilem’e özel kampanyalarla 100 TL’lik alışverişe 50 TL’lik indirim sağladık."

– "5 bin TL’lik faizsiz finansal yardım paketi sunduk"

Akkol, Koç Topluluğu Spor Kulübü ile sabah 7’de başlayan ve gün boyu devam eden online spor dersleri başlattıklarını ifade ederek, Koç Akademi’yi çok yoğun kullandıklarını aktardı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunun 100’üncü yılını KoçAilem Online Çocuk Şenliği ile kutladıklarını belirten Akkol, şunları kaydetti:

"Komşu Koçlu projemiz ile 1000’e yakın farklı ilçe grubu oluşturduk ve çalışma arkadaşlarımızın ihtiyaç olduğunda tanışmasalar bile birbirlerine, yaşlılarımıza, ailelerine destek olmasına vesile olduk. Çalışma arkadaşlarımızın merak ettiklerini sorabilecekleri bir WhatsApp hattı kurduk. Koç Holding Emekli ve Yardım Sağlığı Vakfı üzerinden 5 bin TL’lik faizsiz finansal yardım paketi sunduk, 15 bin arkadaşımız yararlandı. Bizim işletmelerimizin en önemli farklarından biri teknoloji kullanımıdır. Yapay zekâ destekli kamera teknolojileri ile filyasyon uygulamasını devreye aldık. Vaka çıkması durumunda geriye dönük olarak kiminle temas edildiğini hızlı şekilde belirleyebiliyoruz.

Metal sektöründeki işveren sendikamız MESS ile sosyal mesafenin korunup korunmadığını, riskleri analiz eden bir ürün geliştirdik. Arzu eden şirketlerimizin ve çalışma arkadaşlarımızın hizmetine sunacağız. Özetle şöyle diyebilirim. Sabah 7, akşam 21 arasında evdeki, ofisteki, sahadaki çalışma arkadaşlarımıza dokunacak bin 500’ün üzerinde uygulama hayata geçirdik."

– Koç Akademi yıl sonuna kadar tüm Türkiye’nin erişimine açık olacak

Akkol, 12 binden fazla içeriği ile online eğitim platformu Koç Akademi’yi pandemi döneminde Türkiye’nin erişimine açmalarının büyük ilgi gördüğünü de belirterek, "Koç Akademi’yi 2 aylığına açmıştık ancak çok kısa bir sürede 8 milyondan fazla kez görüntülendi. Yıl sonuna kadar platformumuzu tüm ülkemizin kullanımına sunmaya devam edeceğiz." bilgisini verdi.

Yeni devreye alacakları "kan paylaşım platformunu" da ilk kez duyuran Özgür Burak Akkol, şöyle devam etti:

"Aslında bu projeye pandemi öncesinde başlamıştık. Pandemi ihtiyacı körükledi. KoçAilem ile kan bağışı süreçlerini sahipleneceğiz. Bir ihtiyaç olduğunda tüm çalışma arkadaşlarımızın KoçAilem mobil uygulaması üzerinden erişebileceği konum bazlı bir teknoloji olacak. Çalışma arkadaşlarımızın ve ailelerinin, bayilerimizin, emeklilerimizin hem ihtiyaç olduğunda kan bağışı yapabilecek diğer Koçlulara ulaşabilecekleri, hem de gönüllülük esasına dayalı şekilde bağışçı olmak isteyenlerin isterlerse bağışçı olabilecekleri bir uygulamayı hayata geçiriyoruz."

Koç Holding CEO'su Çakıroğlu: “Türkiye yeni tedarik zinciri mimarisinde önemli rol oynayabilir”

İSTANBUL (AA) – Koç Holding Üst Yöneticisi (CEO) Levent Çakıroğlu, pandemi sonrası Türkiye'nin önünde bir fırsat penceresi olduğunu belirterek, "Türkiye’nin önünde bir fırsat penceresi görüyorum. Başta Avrupa olmak üzere çok büyük pazarların ortasında yer alıyoruz. Girişimci yapımız var, genç nüfusumuz var, kaliteli iş gücümüz var. Bunları bir araya getirdiğimizde yeni tedarik zinciri mimarisinde Türkiye çok önemli bir rol oynayabilir." dedi.

Koç Holding’in kurumsal dergisi Bizden Haberler’in yeni video formatının ilk konuğu olan Levent Çakıroğlu ile gerçekleştirilen söyleşi Holding’in sosyal medya hesaplarından yayınlandı.

Çakıroğlu “Pandemi Sonrası İş Dünyası; Uluslararası İlişkiler, Türkiye ve Koç Topluluğu” başlığı ile düzenlenen söyleşide, Koç Holding Dış İlişkiler ve Kurumsal İletişim Direktörü Oya Ünlü Kızıl’ın sorularını yanıtladı.

Oya Ünlü Kızıl’ın, pandemi sürecini anımsatarak, “Koç Topluluğu olarak biz bu krize nerede yakalandık?” sorusu üzerine Çakıroğlu, şunları kaydetti:

“Bir süredir belirsizlik ve değişim temalarını çok sık olarak ifade ediyorum. Buna bağlı olarak hem vizyonumuzu hem stratejilerimizi, hazırlıklarımızı bu çerçevede yapmaya devam ediyoruz. 2016 yılından bu yana Koç Topluluğu’nda büyük bir kültürel dönüşüm programı uyguluyoruz. Bu dönüşümün başlangıcı Dijital Dönüşüm Projemizi başlatmakla devreye girdi. Amacımız dijital, teknolojik dönüşümle sınırlı değil. Bizim hedefimiz kültürel dönüşüm. Değişim ihtiyacı hiç bitmeyecek. Önümüzdeki dönemlerde de bugünden bilmediğimiz başka dinamikler değişimi tetikleyecek ve zorlayacak. İhtiyacımız olan değişimden korkmayan, değişime liderlik edecek, değişimi kucaklayacak, liderlik edecek kültüre sahip olmamız. O kültürü oluşturmamız."

Çakıroğlu, bu kapsamda, Koç Topluluğu'nda içinde inovasyon olan birçok ilave projeyi devreye soktuklarını belirterek, "Kurum içi girişimcilik programımızı hayata geçirdik. Şirketlerimizde birçok yenilikçi fikrin hayata geçirilebilmesi için uygun iklimi sağlayabilmemiz lazım. Bir diğer konu çevik yönetim. Zaman gün geçtikçe sanki daha hızlı akıyor. İş hayatında da daha hızlı karar vermek ve bu kararları daha hızlı hayata geçirmek zorundayız. Böyle bir ortamda çevik çalışma yöntemi bu ihtiyaca en doğru şekilde isabet eden yönetim modeli olarak karşımıza çıkıyor." diye konuştu.

Sıfır bazlı bütçeleme deyince çok önemli bir yönetim aracından bahsettiklerini aktaran Çakıroğlu, "Buradaki hedef şirketlerimizdeki kaynak dağılımına yepyeni bir bakış açısıyla bakmak. Her bir masrafı 'gerçekten buna ihtiyaç var mı?' veya 'bu kaynağı burada değil de başka bir alanda kullanırsam şirkete daha fazla değer yaratır mıyım?' bakış açısıyla tüm süreçlerimizi gözden geçiriyoruz. Yani işimizi bir anlamda yeniden tarif ediyoruz. Bütün bunların sonucunda en başta söylediğim o değişimi kucaklayan, değişimden korkmayan kültür içinde bulunduğumuz pandemiye de bizi daha hazırlıklı kıldı. Dolayısıyla sonuç olarak elbette hiç beklemediğimiz bir durumla karşı karşıya kaldık ama şunu rahatlıkla ifade edebilirim ki bu yaptığımız çalışmalar, kültürel dönüşüm gayretleri, hiç beklenmedik bu sürece karşı bizi panik yapmadan, sağduyulu bir şekilde karşı karşıya bulunduğumuz pandemi sürecini tüm Topluluk olarak yönetebileceğimiz bir duruma getirmişti. Biz de bu şekilde yönettik."

– Kriz Yönetim Merkezi'ndeki süreç

Holding’deki Kriz Yönetim Merkezi'ndeki yönetim sürecine ilişkin soru üzerine Çakıroğlu, bu krize özel bakıldığında birkaç tane farklı aşamayı yaşadıklarını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ocak ayının 20’sinden itibaren Davos’taydım. Davos’ta her yıl küresel risklerle ilgili raporlar yayınlanır. Yine bizim gibi farklı şirketleri yöneten şirketlerle bir araya geliriz. Akademisyenlerle, düşünürlerle bir araya gelip dünyanın geleceğine dair görüş alışverişinde bulunma fırsatı buluruz. Davos’ta Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı risk raporunda öncelikli riskler arasında böyle bir pandemi yer almıyordu. O tarihlerde aslında Çin’den haberler gelmeye başlamıştı. Davos’tan geldik, hayatımıza devam ettik. Şubat ayının 11’inde Koç Holding Yönetim Kurulu toplantımız vardı. Hazırlıklar kapsamında da Çin’deki hareketlenmeyi dikkate alarak topluluğumuza etkileri ne olur diye baktık. İtiraf etmeliyim ki biz o dönemdeki etkileri tedarik zinciri ile sınırlı değerlendirdik. İlk başta başta otomotiv, beyaz eşya olmak üzere Çin’e bağlı bir tedarik yapısı var. Tedarik zincirimiz nasıl etkilenecek diye şirketlerimize sorduk.

Çin’de fabrikalar durursa üretimimiz aksamadan ne kadar süre devam eder ona göre bir değerlendirme yaptık. Böyle bir kriz olursa ne kadar sürede yönetilir diye kendi risk değerlendirmemizi ortaya koyduk. Neden tedarik zinciriyle sınırlı gördük dersek de daha önceki SARS krizlerinde daha bölgesel, daha izole etki ettiler. Hiçbir zaman dünyanın tamamını bu kadar hızlı, bu kadar derinden etkileyen bir durum söz konusu olmamıştı. Tabi Dünya Sağlık Örgütü verileri de biraz bizi bu yönde düşünmeye itekledi. Sonra gördük ki hiç öyle değil gerçek resim. Bir anda bütün dünyayı etkilemeye başlayan bir krizle karşı karşıya kaldık. Bu da öyle bir etki ki; gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler arasında bir farkın kalmadığı, en yüksek ölüm oranlarının aslında gelişmiş ülkelerde görüldüğü çok çarpıcı bir kriz ortaya çıktı."

Yönetim ekibi olarak krizlere hem hazırlıklı hem de bu konularda tecrübeli olduklarını vurgulayan Çakıroğlu, "İlk yaptığımız iş Koç Holding’de bir kriz masası oluşturmak oldu ve tüm yönleriyle bu kriz masasında bilim insanlarından gelen verileri, dünyanın her tarafından gelen vaka verilerini, Türkiye’de Sağlık Bakanlığı'nın tavsiyelerini dikkate alarak uyulması gereken ana prensipleri belirledik, şirketlerimize bildirdik. Şirketlerimiz de kendi içlerinde kendi kriz masalarını oluşturdular. Bu şekilde çok yakından takip ederek, çok yakın iletişim içinde olarak bu süreci yönetmeye karar verdik. İlk başlarda başkanlarımızla her gün toplandık. Bu toplantılar dijital ortamda oldu. Takip eden haftalarda önce haftada üçe, sonra ikiye, nihayetinde de bu gelişen süreçte baktık ki daha yoluna girmeye başladı, normalleşmeye başladı bu görüşmelerimizi haftada bire indirerek hiçbir zaman o hassasiyetimizi kaybetmeden süreci yönetmeye çalıştık." diye konuştu.

– "Koç Ailesi’nin desteği kritik ve önemliydi"

Çakıroğlu, bir taraftan başkanlar, genel müdürler ile iletişim halindeyken, diğer taraftan Koç Ailesi ile de bu iletişimi sürdürmenin, oradaki beklentileri karşılayabilmek ve onların desteğini alabilmenin çok önemli olduğunu aktararak, "Ömer Bey (Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı) ile sürekli beraber çalışıyoruz ama bu dönemde Rahmi Bey (Koç Holding Yönetim Kurulu Şeref Başkanı) ile de her gün konuşarak, telefonda görüşerek gelişmeleri değerlendirdik, desteklerini aldık. Karşılıklı moral anlamında çok kritik ve önemliydi. Benim açımdan cesaret veren, motive eden, birçok önemli kararı almamızda en kritik destek faktörüydü." ifadelerini kullandı.

– Öncelik istihdamın korunması

Levent Çakıroğlu, “Bu süreçte özetlemenizi istersem 3 ana önceliğiniz ne idi?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:

“Birinci öncelik her şeyden önce sağlık. Çalışma arkadaşlarımızın, iş ortaklarımızın, bayilerimizin, tedarikçilerimizin ve ailelerinin sağlığı birinci önceliğimiz idi. Gerçekten çok dikkatli ve hassas davrandık. Uzaktan çalışma konusunda Türkiye’de ilk adım atan şirketlerden biri olduk. İşyerlerinde çalışmaya devam eden arkadaşlarımız için alınması gereken her türlü tedbiri hızla aldık. Küresel verileri takip etmek suretiyle de alınması gereken ilave tedbirler neler ise sürekli tedbir setini güncelleyerek çalışmaya devam ettik. Aynı kapsamda istihdamın korunması önceliğimiz idi. Hükümetin işten çıkarma ile getirdiği yasak kararından çok önce kendi içimizde tüm çalışma arkadaşlarımızın işlerinde devam etmeleri kararını vermiştik. Sadece Türkiye’de değil tüm global işlerimizde bunu yaptık. Koç ailesinin desteği bu noktada kritikti. Ana hissedarımızdan bu desteği almadan bu kararları vermek çok kolay olmazdı. Bu bizim için çok önemliydi. Çünkü birinci öncelik sağlık. İkinci öncelik evdeki gelirimizin eve götüreceğimiz ekmeğin devam etmesi."

Bir taraftan devam eden işler, üretimin olduğunu ama diğer taraftan yaklaşık 39 bin çalışanın idari izinle evlerinde kaldığına işaret eden Çakıroğlu, "28 bin arkadaşımız uzaktan çalıştı. Çalışamayan arkadaşlarımız için kısa çalışma ödeneğinden faydalandık. Ama buna ilave olarak ödeneğin üstünü kendimiz şirketlerimizden tamamlamak suretiyle çalışma arkadaşlarımızın gelir kaybına uğramasına müsaade etmedik." değerlendirmesinde bulundu.

Çakıroğlu, ikinci önceliğin şirketlerin sağlığı olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şirketlerimiz varsa bizler varız. Şirketlerimiz varsa bu toplumsal hizmetler yapılabiliyor. Şirket sağlığı dediğimiz zaman bilançolarımızı kastediyorum. Biz evvelden beri Topluluk olarak bilançolarımızı çok disiplinli şekilde yönetiyoruz. Nakit akışı yönetimine özel önem veriyoruz. 2018’deki kur şokunda da nakit akışı, likidite en öncelikli ihtiyaçlardı o dönemde de hazırlıklı olmamızın rahatlığını yaşamıştık. Bu krizin başında da bu tedbirli yapımız bize güç ve güven verdi. Toplam olarak baktığımızda Topluluğumuzun net borcunun EBITDA’ya oranı 1,8 katı idi. Bu çok sağlıklı bir orandır. Buna rağmen biz en kötüsünü düşünerek yine ilave likidite tedbirleri aldık. Farklı senaryolar yaparak dedik ki örneğin takip eden 6 ay boyunca hiçbir gelir elde edemesek dahi bütün çalışma arkadaşlarımız devam edecek şekilde prensip kararını verdik ve bütün yükümlülüklerimizi yerine getireceğiz dedik. Bu şartlarda bize ne kadar kaynak gerekiyor, eksik varsa bunu hızla tamamlayalım dedik ve bunu yaptık."

Bu noktada şirketlerin likidite durumunu tüm aile bireylerine ve Yönetim Kuruluna gönderdiklerini belirten Çakıroğlu, "Ertesi gün Rahmi Bey’den bir mektup aldım. Şöyle diyordu bir kısmında, 'Şirketlerimiz sağlıklı bilançolara sahip olduğu için memnun oldum, bu çok önemli. Vehbi Bey’in şöyle bir sözü vardır: 'Sorumlu, mesuliyetini bilen bir tüccar olarak alacaklarımı tahsil etmesem bile yükümlülüklerimi son kuruşuna kadar ödemek zorundayım.' Nitekim tüm şirketlerimiz tedarikçilerine olan yükümlülüklerini zamanında yerine getirdiler. Bu da çok önemli. Neden çok önemli? Biz tedarikçimize yükümlülüklerimizi yerine getireceğiz ki, onlar da kendi yükümlülüklerini yerine getirsinler ve ekonominin devamlılığı da daha az sekteye uğrasın." ifadelerini kullandı.

Çakıroğlu, bu kapsamda işi sadece kendi şirketlerinden ibaret görmediklerini ifade ederek, şunları kaydetti:

"Büyük bir ekosistemin tam merkezindeyiz. 10 bin civarında bayimiz ve servisimiz var, yüzlerce tedarikçimiz var. Dolayısıyla onların sorumluluğunu da aynı şekilde hissediyoruz. Bu dönemde de her birine ihtiyaçları anında yanlarında olduğumuzu gösterdik. İhtiyaçları anında vade açtık, stoklarını yönetmelerine yardımcı olduk. Çok güzel bir dayanışma örneği olarak tam tersine bazı bayilerimiz bizleri aradılar. 'Elimde şu kadar fazla nakit var bu dönemde bu nakde ihtiyacım yok şirketimdeki cari hesabıma yatırıyorum' dediler. Ya alacaklı hale geldiler ya da borçlarını vaktinden önce ödediler. Bu da çok güzel bir dayanışma ve iş birliği örneği. Nasıl bu ekosistem üzerinde biz hassasiyet gösteriyorsak, bayilerimizi düşünüyorsak onlar da yanı şekilde ana şirketlerini düşünüyorlar. Bu da herhalde bu büyük aile içinde görülebilecek hasletlerden bir tanesi diye düşünüyorum."

Üçüncü önceliğin de hızlı adaptasyon konusu olduğunu anlatan Çakıroğlu, "Hızlı adaptasyon biraz önce söylediğim hazırlıkların aslında sonucu. Çevik çalışma metodolojisi hızlıca devreye girdi ve birçok projeyi hızlıca hayata geçirdik. Koç Topluluğu’nda müthiş bir ekibimiz var. Her bir arkadaşım canla başla çalışarak büyük bir özveriyle dinamikleri doğru okuyup bu döneme özgü yeni ürünlerin tasarlanmasına kadar pek çok projeyi hayata geçirdiler pek çok fikri hayata geçirdiler ona göre adapte oldular. Bu da değişimi kucaklayan kültür olabilmenin bir göstergesi. Arkadaşlarımın bu yetkinliklerinden memnuniyet duyuyorum." ifadelerini kullandı.

Çakıroğlu, gerçekten Topluluk tarihinde altın harflerle yazılacak bir dönemi yaşadıklarını belirterek, "Prensip olarak toplumsal faydayı nasıl sağlarız diye baktık ama projeler tek tek ilgili şirketlerimizde arkadaşlarımızın liderlikleriyle ortaya çıktı. Arçelik’in yaptığı ventilatör ki Ford Otosan da şimdi bir ventilatör geliştiriyor. Ford Otosan’ın, Tofaş’ın, Türk Traktör’ün geliştirdiği entübasyon kabinleri, örnek alma kabinleri, siperlikli maskeler, koruyucu elbiseler bütün bunlar biraz önce bahsettiğim çevik şekilde ihtiyaca hızla cevap verecek o adaptasyonu sağlayacak bir model. Bunu nasıl yaptık? Doğal olarak birçok kişinin evden çıkmaya korktuğu, tereddüt ettiği bir dönemde fabrikalarda o üretimi gerçekleştirmek üzere gönüllü giden arkadaşlarımızın sayesinde yaptık." değerlendirmesinde bulundu.

Buna ilave olarak mümkün olduğu kadar üretimi devam ettirmeleri gerektiğine işaret eden Çakıroğlu, "Tüpraş’ta, Arçelik’te, Tat’ta, Opet’te, bankamızda faaliyetlerimiz durmadı. Hem Amerikan Hastanesi, hem Koç Üniversitesi Hastanesi pandemi hastanesi oldular. Sahada, ofislerde, üretimde, mühendislikte canla başla görev yapan arkadaşlarım oldu. Hem sağlık kuruluşlarımızda çalışan kıymetli hekimlerimizi, hemşirelerimizi, sağlık personelimizi, hem fabrikalarımızda çalışan arkadaşlarımızı gerçekten kahraman olarak görüyorum. Bu bir kahramanlık. Onlara müteşekkirim bu topluluk adına. Bu ülke adına da müteşekkirim. Divan’dan bahsetmeden geçersem eksik kalacak. Divan otellerimizi sağlık çalışanlarımızın hizmetine açtık. Divan personeli günlerce evlerine gitmeden orada görev yaptı." ifadelerini kullandı.

– "Yeni tedarik zinciri mimarisinde Türkiye çok önemli bir rol oynayabilir"

Pandemi sonrasında küresel ticaretin geleceğine dair soruları da yanıtlayan Levent Çakıroğlu, şunları kaydetti:

“Dünyada tedarik zinciri birbirine çok fazla entegre olmuş bir vaziyette. Bu çok kolay değişecek bir yapı olmamakla beraber ister istemez tedarik mimarisinin değişeceğini düşünüyorum. Dolayısıyla coğrafi yakınlık burada etki edecek faktörlerden biri. Coğrafi çeşitlendirmeyi de bunu destekleyecek yaklaşımlardan biri olarak düşünüyorum. Bu anlamda Türkiye’nin önünde bir fırsat penceresi görüyorum. Başta Avrupa olmak üzere çok büyük pazarların ortasında yer alıyoruz. Girişimci yapımız var, genç nüfusumuz var, kaliteli iş gücümüz var. Bunları bir araya getirdiğimizde yeni tedarik zinciri mimarisinde Türkiye çok önemli bir rol oynayabilir. Türkiye bu krizi sağlık yönünden bence çok başarılı bir şekilde yönetti. Bence diyorum ama dünyada da aynı şekilde takdir ediliyor.

Bu da Türkiye’ye tedarik zincirinde daha kuvvetli pozisyon almak yönünden ilave bir güç veriyor. Çünkü krizi ne kadar az hasarla, ne kadar kısa sürede yönetiyorsanız orada daha kuvvetli olduğunuzu gösteriyorsunuz. Bu kapsamda Koç Topluluğu açısından da tabii ki fırsatlar söz konusu da olacaktır. Biz de bu şekliyle konularımızı stratejik açıdan değerlendiriyoruz. Hem tehditler açısından değerlendiriyoruz hem de tedarik zincirimizi ona göre gözden geçiriyoruz. Topluluk olarak hangi adımları atacağımızı da çalışmalarımızın içerisinde değerlendiriyoruz."