Köksal Toptan

Kamu Görevlileri Etik Kurulu Başkanı Köksal Toptan'dan “tarafsızlık” vurgusu

ANKARA (AA) – Kamu Görevlileri Etik Kurulu Başkanı Köksal Toptan, "Kim olursa olsun, siyasi mensubiyetine bakmadan, önümüze gelen bir belediye başkanıyla ilgili iddialarda, 'acaba bu hangi partinin mensubu' diye üzerinde bile durmadan mevcut delillere göre karar verip, sistemin iyi ve dürüst işlemesi için elimizden gelen her şeyi yapmaya çalışıyoruz." dedi.

Toptan, bir otelde düzenlenen "Yerel Yönetimlerde Seçilmiş ve Atanmış Kamu Görevlilerinin Etik Farkındalığının Artırılması Çalıştayı"nda yaptığı konuşmada, Kamu Görevlileri Etik Kurulu'nun 2004 yılında Avrupa Birliği müktesebatı çerçevesinde çıkarılan kanunla kurulduğunu söyledi.

Kurulun, Türk idare sistemi içerisindeki diğer kurullardan farklı yönlerinin olduğunu belirten Toptan, "Diğer kurullardan ayrı tarafımız, kurul kararlarının yargı denetimine tabi olmasıdır. Bizim verdiğimiz karar, taraflar tarafından idari yargı yoluna götürülebilir, orada bozulabilir veyahut onanabilir." diye konuştu.

Kanunla kurula yüklenmiş iki temel hedefin bulunduğunu vurgulayan Toptan, bunların; etik kültürünün ülke genelinde yaygınlaştırılması ve bununla ilgili projelerin hayata geçirilmesi ile kamu görevlilerinin ve tüm kamunun etik davranış ilkeleri çerçevesinde mutlaka bilinçlendirilmesi olduğunu anlattı.

Toptan, kurulun çalışma sistemini de anlatarak, şunları kaydetti:

"İddiaları incelerken, yargılama yapar gibi usullere oldukça dikkat ederek, iddiayı, savunmayı, delilleri dikkate alarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şu ana kadar idari yargı tarafından denetlenen, onaylanan ama bozulan davalarımız da var. Kim olursa olsun, siyasi mensubiyetine bakmadan, önümüze gelen bir belediye başkanıyla ilgili iddialarda, 'acaba bu hangi partinin mensubu' diye üzerinde bile durmadan mevcut delillere göre karar verip, sistemin iyi ve dürüst işlemesi için elimizden gelen her şeyi yapmaya çalışıyoruz."

Konuşmanın ardından Köksal Toptan, katılımcılara plaket takdim etti.

Toplantıya, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Cemil Çiçek, Ankara Valisi Vasip Şahin, Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve Kamu Görevlileri Etik Kurulu üyeleri ile diğer ilgililer katıldı.

Toptan, toplantı sonrasında basın mensuplarıyla bir süre sohbet etti.

Kamu Görevlileri Etik Kurulu Başkanı Köksal Toptan: “Atacağımız her adım ülkenin geleceğine katkı sağlayacak”

ERZURUM (AA) – Kamu Görevlileri Etik Kurulu Başkanı Köksal Toptan, "Siyasi tercihi ve konumuna bakılmaksızın görev alanımıza giren şikayetleri büyük dikkatle izliyoruz. Arkadaşlarımızla birlikte deryada bir katre tuzumuz olsun diye gayret ediyoruz. Bizimki amatör bir çalışma ama burada atacağımız her adımın Türkiye'nin geleceğine katkı sağlayacağına inanıyoruz." dedi.

Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen "Yerel Yönetimlerde Seçilmiş ve Atanmış Kamu Görevlilerinin Etik Farkındalığının Artırılması İçin Teknik Destek Projesi"nin üçüncü toplantısı, Erzurum'da yapıldı.

Palandöken Dağındaki bir otelde düzenlenen toplantıyla yerelde seçilmiş ve atanmış kamu görevlilerinin etik farkındalığının artırılması, etik davranış kurallarının oluşturulması ve yolsuzluğun önlenmesi çalışmalarına katkı sunulması amaçlanıyor.

Köksal Toptan, program sonrası AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kamu Görevlileri Etik Kurulu üyeleri olarak yürüttükleri proje kapsamında Erzurum ve çevre illerin yerel yöneticileri ile bir araya geldiklerini söyledi.

Çalıştayları hem bir eğitim tazelemek ve yenilmek açısından hem de yerel yöneticilerle yüz yüze gelerek görüşmek açısından önemli gördüklerini ifade eden Toptan, "Çalışmalarımızda şunu görüyoruz ki dünyanın neresinde olursa olsun ve hangi millet olursa olsun, insanların etik kurallara aykırılık teşkil eden davranışlarda bulunması kaçınılmaz ve bazı insanlar için alışkanlık haline gelmiş oluyor. Bu nedenle bütün ülkeler etik kurallarla gelecek kuşakları daha iyi insan ve vatandaş olarak yetiştirmeye çalışıyor." diye konuştu.

Toptan, Türk gelenek ve kültüründe etik davranış biçiminin, hayatın parçası olduğunu belirterek, insanlığın yüksek teknolojilerle tanıştığına ve dünyayla bütünleştiğine işaret etti.

– "Teknolojinin en üst imkanlarına sahibiz"

Etik davranış ilkelerini yeni yetişen çocukların yaşam biçimi haline getirmenin zorunlu gözüktüğünü aktaran Toptan, şunları kaydetti:

"Milli Eğitim Bakanı olduğum dönemde Kütahya'da kız meslek lisesine gittim. Bir sınıfta masaların üstünde bisküvi kutuları vardı ve sorduğumda onların bisküvi kutuları üzerine yapılmış bilgisayar olduğunu öğrendim. Nereden, nereye gelindi. Şimdi devlet, tablet ve bilgisayar dağıtıyor. Teknolojinin en üst noktasındaki imkanları hemen almak, en kozmik bilgileri anında yakalamak, savaşları canlı izlemek imkanına sahibiz. Bu çok müthiş bir teknoloji. Bunun çok avantajı var ama aynı zamanda dezavantajları ve zorlukları da var."

İyiliklerin ve güzellikler gibi kötülüklerin de aynı hızla geldiğine dikkati çeken Toptan, bu nedenle Kamu Görevlileri Etik Kurulu olarak bu alanda hizmet vermeye çalıştıklarını anlattı.

Geçen süre içerisinde Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünde başarılı sonuçlar elde ettiklerini söyleyen Toptan, "10 yıl önce Tapu Müdürlüğüne giden birinin oradan bahşiş vermeden çıkması düşünülmezdi. Şimdi bu yüzde 90 başarıyla halledilmiş bir sorun olarak geride kaldı. Gümrüklerde yüzde 50'ler civarında başarı sağlandı ve bunu yüzde 90'lara çıkarmaya çalışıyoruz. Nüfuslarda istediğiniz işlem istediğiniz anda hallolabiliyor. Devletin pek çok organı bu ilkelerle tanışıp uygulamaya geçtiği zaman başarılı sonuçlar alıyor. Biz buna uğraşıyoruz, temel görevimiz bu." değerlendirmesinde bulundu.

– "Atacağımız her adım ülkenin geleceğine katkı sağlayacak"

Toptan, genel müdür ve üstü seviyedeki bürokratlar ve yerel yöneticilerle ilgili şikayetleri inceleme görevlerinin de olduğunu anımsatarak, konuyla ilgili kendilerine gelen şikayetlerin bazılarının kanuna uygun olduğunu ancak etik olmadığını belirtti.

Bu tür konular hakkında etik ihlali kararı verdiklerini dile getiren Toptan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bizim bu kararlarımız, resmi gazetelerde yayınlanıyordu. 3-5 sene evvel Anayasa Mahkemesi kararı ile bunların ilanı anayasaya aykırı bulundu ve yanlış oldu. Bunların yayınlanması daha etkili oluyordu. Biz yine de görevimize devam ediyoruz. Siyasi tercihi ve konumuna bakılmaksızın görev alanımıza giren şikayetleri büyük dikkatle izliyoruz. Arkadaşlarımızla birlikte deryada bir katre tuzumuz olsun diye gayret ediyoruz. Bizimki amatör bir çalışma ama burada atacağımız her adımın Türkiye'nin geleceğine katkı sağlayacağına inanıyoruz."

Programa, Vali Okay Memiş, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Burhan Bölükbaşı, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı, Erzurum Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, İl Emniyet Müdürü Mehmet Aslan, ilçe kaymakamları ile belediye başkanları ve STK temsilcileri katıldı.

Köksal Toptan: “Etik farkındalık Türkiye'yi başarılı kılar”

ANKARA (AA) – Kamu Görevlileri Etik Kurulu Başkanı Köksal Toptan, "Yerel yönetimlerde etik farkındalığın artması Türkiye'yi her alanda başarılı kılar." dedi.

Avrupa Birliği iş birliği ile "Yerel Yönetimlerde Seçilmiş ve Atanmış Kamu Görevlilerinin Etik Farkındalığının Artırılması İçin Teknik Destek Projesi" toplantısı, Ankara'da bir otelde yapıldı.

Kamu Görevlileri Etik Kurulu Başkanı Toptan, toplantının açılışında, yerel yönetimlerde etik farkındalığının çok önemli olduğunu belirterek, proje kapsamında iki yıl boyunca Türkiye'nin her yerinde çalıştaylar yapacaklarını söyledi.

Toptan, Türkiye'de "yerel yönetimler" denildiğinde akla gelen olumsuzlukların büyük bölümünün "evrak-belge-kağıt" denilen unsurlardan oluştuğuna dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın da kamuda kağıt alışverişinin azaltılmasına yönelik projenin öncülüğünü yaptığını hatırlatan Toptan, bu projenin vatandaşların şikayetlerinin ortadan kaldırılması için çok önemli olduğunun altını çizdi.

Toptan, "Yerel yönetimlerde etik farkındalığın artması Türkiye'yi her alanda başarılı kılar. Hedefe varıncaya kadar küsmek, usanmak, darılmak yok." ifadelerini kullandı.

Hakkari Yüksekova'daki yetkililerin Kamu Görevlileri Etik Kurulundan etik eğitici istediğini vurgulayan Toptan, "Bir arkadaşımızı gönderdik 70-80 kişiye etik eğitimi verdi. Her yerde yapacağız. Şimdi anket çalışmaları ile algı nedir onu öğreneceğiz. İki sene sonra yeniden bir araştırma yapacağız." diye konuştu.

Bu arada proje kapsamında İsveç, Fransa ve İtalya örnekleri incelenecek ve mevzuatlarda herkesin şikayet ettiği alanların boşluğu doldurulacak.

Sivil toplum örgütlerinden başvuracak isimlere etik eğitimleri verilecek ve etik elçileri oluşturulacak. Etik elçiler, yerel yönetimlerdeki hizmet alanlarının sivil izleyicileri olarak görev yapacak.

Söylentiler yüzünden 'af' yazılı kapı bile sökülüp incelendi

ANKARA (AA) – Eski TBMM Başkanlarından Köksal Toptan, Yassıada yargılamaları sırasında yayılan “Demokrat Partililere af çıkacak” söylentileri sonrasında, bir kapıdaki “Af” yazısının bile soruşturmaya konu olduğu o günleri anlattı.

AA muhabirine değerlendirmede bulunan eski TBMM Başkanı Toptan, 27 Mayıs 1960’taki askeri darbe öncesinde Türkiye’de ekonominin bozulan bazı çarklarının düzeldiğini ve olumlu sonuçlar alınmaya başlandığını anlattı.

Kendisinin lise öğrenciliğine denk gelen o yıllarda siyasetteki gerginliğe dikkati çeken Toptan, “Seçimlerin de yaklaşıyor olması bu gerginliği arttırıyordu. Toplum politizeydi. Vatan cephesi, halk cephesi şeklindeki bir gruplaşmaya gidince o istismar edildi ve siyasi hava çok sertleşmeye başladı.” diye konuştu.

O dönemde “Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu işe seyirci kalmaması gerektiğini” söyleyen birtakım siyasi grupların ortaya çıktığını belirten Toptan, şunları dile getirdi:

“Öğrenci olayları başladı. Öğrenci olayları başlayınca, Menderes hükümeti birçok ilde sıkıyönetim ilan etti. Sıkıyönetim, bence fayda yerine zarar verdi. Sıkıyönetim sık sık gazetelere sansürler koydu. Sansür konusu haberin olduğu sütun boş yayınlandı. Öyle olunca halk dedikodularla üretilen haberleri oraya kendi kafasına göre yerleştirdi. Deniliyordu ki İstanbul’da kıyma makinelerinde gençler öldürülüyor. Deniliyordu ki, tanklar toplarını kullanmak suretiyle öğrencilere ateş ediyor.”

Tüm bu gelişmelerin tedirginlik yarattığına işaret eden Toptan, “Demokrat Parti mensupları bile tedirgindi. Ben o zaman lise öğrencisiydim. Niye böyle oluyor diye bir tedirginlik duymaya başlamıştım.” dedi.

“Menderes erken seçim kararını Kütahya’da açıklayacaktı”

Bu atmosferde merhum Başbakan Adnan Menderes’in arkadaşlarını toplayarak bir erken seçim niyeti olduğunu söylediğini aktaran Toptan, “Kütahya’da bu erken seçim kararını açıklayacaktı. Fakat daha o gün olmadan Eskişehir’den Kütahya’ya karayoluyla giderken 27 Mayıs darbesi oldu.” sözlerine yer verdi.

27 Mayıs darbesinin Türkiye’de daha sonraki askeri müdahalelerin hepsinin “anası” olduğunu vurgulayan Toptan, şunları kaydetti:

“27 Mayıs birtakım güçlere gerektiğinde ülke yönetimine müdahale etme, demokrasiye ara verme, demokrasiyi yok etme, ortadan kaldırma hakkı veriyor gibi algılanmaya başlanmıştır. 1962 yılında ben üniversiteye gittiğim zaman bazı hocalarımız 27 Mayıs darbesinin ne kadar meşru ve hukuki olduğu konusunda demeçler veriyorlardı. Bir ülkede üniversiteler böyle bir havanın içerisinde olursa, ihtilale destek olursa o ülkenin geleceğini bina etmek zordur. Ben 28 Şubat müdahalesinde rahmetli Süleyman Demirel’e bazı öğretim üyelerinin tehdit dolu mektuplar yazdığını biliyorum. ‘Siz müdahale etmezseniz müdahale edecek güçleri vardır bu ülkenin.’ diye askere çağrı yapan mektupları biliyorum.”

“27 Mayıs olunca herkes birbirini ihbar etmeye başladı”

Kendisinin Demokrat Partili bir ailenin çocuğu olduğunu belirten Toptan, “Babam DP’de yönetim kademesindeydi. Ama hiç hatırlamam ki başka partiden olan arkadaşlarına kötü bir şey söylesin. Herkes kardeşçeydi fakat enterasan şeyler oldu. 27 Mayıs olunca herkes birbirini ihbar etmeye başladı.” ifadelerini kullandı.

Toptan o dönemde babası Talat Fehmi Bey’in çalıştığı Zonguldak Ereğli Kömür İşletmesinde yaşanan olayı şöyle anlattı:

“Bir ara Yassıada davaları başladığı dönemde ‘Askeri yönetim af çıkaracak, Demokrat Partililer serbest kalacak’ diye bir şayia çıktı. Ondan dolayı af sözcüğü önemli bir sözcük haline geldi. Rahmetli babamın çalıştığı dairenin tuvalet kapısının arkasına ‘Af’ yazılmış. Soruşturmalar yapıldı, kim yazdı bulunamadı. Bunun üzerine tuvaletin kapısı söküldü bizim nahiye merkezi olan Kilimli’ye götürüldü. Oradan da uzmanlar getirtildi incelettirdiler. İçinde babamın da olduğu 15-20 kişiyi oraya götürdüler. Onlardan imza aldılar af kelimesini yazdırdılar. Hangisi uyuyor diye. Öyle garip garip şeyler vardı.”

“Köpek ve bebek davaları”nı hatırlatan Toptan sözlerine şöyle devam etti:

“Bir taraftan bu davalar ile Demokrat Partililer kötüleniyordu öbür taraftan da DP yöneticilerinin Türkiye’yi soyduğu, Dışişleri Bakanının yabancı ihalelerden pay aldığı, Maliye Bakanının ihalelerden pay aldığı dedikoduları yaygın hale getirilerek Demokrat Partililer kötüleniyordu.

O zaman bir gazete ‘Bu milleti soyan teres, ya Bayar’dır, ya Menderes’ manşeti ile çıktı. Sonradan didik didik edildi bunların tümünün servetleri. Hiçbir tanesinin kanun dışı abartılı servetlerinin ortaya çıkmadığı görüldü. Herkesin tahmininden daha ileri derecede dürüst bir yönetimin o zaman Türkiye’yi yönettiği ortaya çıktı.

İdam kararları verildi o uyduruk mahkeme tarafından. Fidan gibi insanlar. Çok başarılı bir Dışişleri Bakanı, çok başarılı bir Maliye Bakanı asıldı. Milletin sevgilisi diyebileceğimiz Adnan Menderes’i astılar. ‘İdama hazır değil.’ dediler. İki gün beklediler onu da astılar.”

“Menderes değil, Türkiye’deki demokrasi asıldı”

“Asılan aslında Menderes’in bedeni değil orada Türkiye’deki demokrasi asıldı. Ondan sonra da demokrasiyi elde etmek için yeniden ihya etmek için Türkiye çaba harcadı” ifadelerini kullanan Toptan, Menderes’i ilk kez gördüğü anı da şu sözlerle anlattı:

“Ben rahmetli Menderes’i ilk defa 1954’te gördüm. Menderes Kilimli’ye geldi orada miting yaptı. Ben de okuldan çıkınca gittim. Çok etkilendiğimi söylemeliyim. Muhteşem bir insan, muhteşem bir kişilik. Onu birileriyle mukayese etmek bana göre mümkün değil. Konuşurken sanki sizin kalbinize eliyle geliyor kalbinizi tutuyor, kalbinizi okşuyor, seviyor. O kadar halka yakın bir insan.”

Merhum Başbakan Menderes’in idamını radyodan dinlediklerini söyleyen Toptan, tüm aile olarak ağladıklarını söyledi.

“Halk, Demokrat Parti ile vatandaş olduğunu anladı”

Demokrat Parti döneminde Türkiye’nin önemli mesafeler katettiğini vurgulayan Toptan, “Ama önemli olan şu, Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle Türkiye’de insanlar vatandaş olduğunu anlamaya başladı. ‘Yeter söz benimdir.’ demeye başladı.” dedi.

27 Mayıs’ın sadece Yassıada’ya götürülen isimleri ve ailelerini değil tüm Demokrat Partilileri olumsuz etkilediğini belirten Toptan, “Benim babam işten ayrılmak zorunda kalmıştı. Ben Zonguldak’ta kaldım, lise eğitimim kesilmesin diye. Babam çoluk çocuğu toplayarak Rize’ye gitmek zorunda kaldı. Orada da geçinemedi yine geldi. Demokrat Partili bilinen her aileyi sıkıntıya sokan bir süreçtir 27 Mayıs.” diye konuştu.

‘Yenikapı’dan Yassıada’ya tünel’ iddiası 6 ay hapis yatırdı

O dönem ortaya atılan asılsız iddialara, tanık olduğu bir olaydan örnek veren Toptan, şunları dile getirdi:

“Bizim Ali Külünk diye bir arkadaşımız vardı. Bunları 20-25 kişiyi topladılar. 6 ay hapiste kaldılar. Sonra hakim önüne çıkardılar. Hakim ‘Neyle suçlandığını biliyor musun?’ dedi. Arkadaşlarımız da ‘Bilmiyoruz.’ dedi. Hakim de ‘Siz Yenikapı’dan Yassıada’ya tünel kazacakmışsınız Menderes ve arkadaşlarını kaçırmak için.’ iddiasında bulundu. Allah rahmet eylesin Ali Külünk dedi ki, ‘Hakim Bey siz Yenikapı’yı biliyorsunuz. Yassıada da orada.Oradan oraya nasıl tünel kazılır?’ ‘Hadi hadi gidin bakalım.’ dedi. Bıraktılar.”

Darbe yargılamaları yeterli miydi?

Toptan, 12 Eylül darbe yargılamaları hatırlatılıp darbe suçlarına verilen cezaların yeterli olup olmadığı sorusuna, “Hukukta daha doğrusu Mecelle’de ‘ibret’ diye bir kavram vardı. Cezaların ana nedenidir o zaten. Devlet bir suçla ilgili bir ceza tayin ederken o insandan intikam alma duygusu içerisinde olmaz. İbreti müessire dediğimiz yani etkili bir ibret olursa başkaları da o kişinin işlediği suçu işlemekten çekinir. Böyle hareket etmeli. Darbe yapan, darbeye teşebbüs eden insanların bunu bilmesi lazım. O nedenle kimse darbe fikrini aklından geçirmemeli. Yol demokrasi yoludur. Çünkü çağımızda başka şey düşünmek akla ziyan.” cevabını verdi.

“Türkiye’de darbeler dönemi bitmiştir”

Türkiye’de darbeler döneminin bittiğini, 15 Temmuz’da sokağa çıkan halkın demokrasiyi sahiplendiğini ifade eden Toptan, “Başka türlü olsaydı, halk, ‘Bana ne’ deseydi bu alışkanlık devam ederdi belki başarı da sağlanabilirdi. Ama benim kanaatime göre halkın sahip çıktığı bu mücadelenin sonunda artık Türkiye’de darbe heveslileri ve darbeler de olmayacaktır. Bunlar Türkiye’nin gündeminden kalkmıştır.” değerlendirmesinde bulundu.

Son girişimlerin “Sözde müdahaleler” olarak kaldığını hatırlatan Toptan, “Niyet ortaya kondu ama fiiliyata geçmedi. Tabii burada Sayın Cumhurbaşkanının işin içinde olması, halkın önünde olması halka cesaret vermiştir. ” diye konuştu.

Toptan buna örnek olarak 12 Eylül’den sonra yaşadığı bir anısını şöyle paylaştı:

“12 Eylül’den sonra Demirel’in evinde sohbet ediyoruz. Bir Amerikalı senatör ziyarete geldi. Amerikalı senatör bizi suçladı, ‘Halk sahip çıkmadı.’ diye. Arkadaşlardan biri dedi ki ‘Bir ülkede asker darbeye karar vermişse, nasıl çıkacaksın karşısına?’

Adam dedi ki ‘ Amerika’da Pentagondan askerler bu niyetle çıksa Beyaz Saray’a gelene kadar halk onları boğar.’ Yani halkın sahip çıkması çok önemli. Bir Azeri sözü vardır. ‘Kansız azatlık olmaz.’ diye. Bir bedel ödenmesi lazım demokrasi için. Türkiye şehitler vererek, gazileriyle o bedeli ödedi. Geçmişte de çok ödedi. Adnan Menderes gibi büyük insanı astı, düşünülebilir mi? Bayar’ı asma niyeti ile o kanunu değiştirdi. Böyle bir şey olabilir mi? Türkiye bunları yaşadı ama inşallah bizim çocuklarımız, torunlarımız böyle bir Türkiye yaşamayacak.”