Öğrenciler, Kovid-19'dan korunma yollarını kısa filmle anlattı – ANTALYA

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Öğrencilerin oynadığı Kovid-19 kısa filminden görüntüler Öğrenciler, Kovid-19'dan korunma yollarını kısa filmle anlattı

ANTALYA (AA) – Antalya'nın Alanya ilçesinde öğrenciler, Kovid-19'dan korunma yollarına dikkati çekmek için Alanya yerel ağzıyla hazırlanan filmde oynadı.

Alanya Tahir Tuluk Ortaokulu Türkçe Öğretmeni Mesut Nergiz'in yazıp yönettiği yerel ağızla hazırlanan “Dahir Dulug Megdebi Gorona Böcüğüne Garşı” kısa filminde, okulun öğrencileri yer aldı.

Öğrencilerin maske ve sosyal mesafeyi koruma konusunda farkındalık yaratmak amacıyla oynadıkları kısa film, okulun sosyal medya hesabından yayınlandı.

Yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) yayılmasını önlemek amacıyla uyulması gereken kuralları gündeme taşıyan kısa film, sosyal medyada büyük ilgi gördü.

Nergiz, Alanya Tahir Tuluk Ortaokulu öğrencileri olarak “maske ve sosyal mesafeye” dikkat çekmek amacıyla Alanya ağzıyla bir kamu spotu hazırladıklarını belirterek, “Özellikle bölge halkının dikkatini çekmek ve salgında uyulmayan kuralları hatırlatarak farkındalık oluşturmak amacıyla böyle bir çalışmayı yaptık. Umarız duyarlı halkımız bu uyarıları dikkate alır ve bu kötü zamanları ileride tebessümle hatırlayacağımız anılara dönüştürürüz.” ifadelerini kullandı.

İdlib'de okullar Kovid-19 nedeniyle gecikmenin ardından açıldı

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Derslikten detaylar
– Öğretmenin öğrencilere ders anlatması
– Öğretmen Yahya İsa ile röportaj
– Öğrencilerden Ahmet Abbud ile röportaj
– Öğrencilerin okul sonrası evlerine dağılması
İdlib'de okullar Kovid-19 nedeniyle gecikmenin ardından açıldı
Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib'de okullar, yeni tip koronavirüs nedeniyle iki haftalık gecikmenin ardından, Türkiye ve Rusya'nın sağladığı ateşkesin güven ortamında açıldı.
İDLİB (AA) – Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib'de eylül ayının ortasında eğitim öğretime başlaması planlanan okullar, bölgede yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakalarının görülmesi sebebiyle iki haftalık gecikmenin ardından alınan tedbirlerle açıldı.

Abdullah bin Mesud İlkokulu'nda Arapça öğretmeni Yahya İsa, AA muhabirine yaptığı açıklamada, pandeminin yayılmaması için gerekli önlemleri alarak yeni eğitim ve öğretim yılına başladıklarını söyledi.

İsa, “Okulumuzu dezenfekte ettik. Çocukları sosyal mesafeye uyulması konusunda bilgilendirdik.” dedi.

Suriye'nin kuzeyinde imkanlar yetersiz olduğu için uzaktan eğitimin verimli olmadığını ifade eden İsa, “Çadırda yaşayan ailede telefon sadece babada var. Baba sabah erken işe çıkıyor, akşam dönüyor. Öğretmenler olarak öğrenciyle görüşmek istiyoruz. Ödevlerini yapmalarını istiyoruz ancak ulaşamıyoruz.'' ifadelerini kullandı.

Üçüncü sınıf öğrencisi Ahmet Abbud da koronavirüs yüzünden geçen dönemden beri okula gidemediklerini ancak yeni öğretim yılında eğitimlerine devam edeceklerini söyledi.

Okula başladıkları için çok sevinçli olduklarını dile getiren Abbud, ''Okula geldim. Arkadaşlarımı gördüm. Okulda eğitim benim için daha iyi. Evde hiçbir şeyden faydalanmıyoruz. Okulda öğretmen bizi daha iyi eğitiyor. Ödevlerimizi yapıyoruz. Oyunlar oynuyoruz.” şeklinde konuştu.

İdlib'deki durum
Türkiye, Rusya ve İran arasında 4-5 Mayıs 2017'de gerçekleşen Astana toplantısında, İdlib ve komşu illerin (Lazkiye, Hama ve Halep vilayetleri) bazı bölgeleri, Humus ilinin kuzeyi, başkent Şam'daki Doğu Guta ile ülkenin güney bölgeleri (Dera ve Kuneytra vilayetleri) olmak üzere 4 “gerginliği azaltma bölgesi” oluşturuldu.

Ancak rejim ve İran destekli teröristler, Rusya'nın hava desteğiyle 4 bölgeden 3'ünü ele geçirip İdlib'e yöneldi. Türkiye, Eylül 2018'de Rusya ile ateşkesi güçlendirmek için Soçi'de ek mutabakata vardı.

Rusya ve rejim güçleri, Mayıs 2019'da tüm bölgeyi ele geçirmek için operasyonlara başladı ve İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi içinde çok sayıda büyük yerleşimi ele geçirdi.
Son olarak Türkiye ve Rusya arasında 5 Mart'ta Moskova'da yeni bir mutabakat sağlandı.

Rejim güçlerinin zaman zaman ihlal ettiği ateşkes büyük ölçüde korunuyor. 2017-2020 döneminde yaklaşık 2 milyon sivil, Rusya ve rejim güçlerinin saldırılarında Türkiye sınırına yakın bölgelere göç etmek zorunda kaldı.

İdlib'de okullar Kovid-19 nedeniyle gecikmenin ardından açıldı

İDLİB (AA) – Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’de eylül ayının ortasında eğitim öğretime başlaması planlanan okullar, bölgede yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakalarının görülmesi sebebiyle iki haftalık gecikmenin ardından alınan tedbirlerle açıldı.

Abdullah bin Mesud İlkokulu’nda Arapça öğretmeni Yahya İsa, AA muhabirine yaptığı açıklamada, pandeminin yayılmaması için gerekli önlemleri alarak yeni eğitim ve öğretim yılına başladıklarını söyledi.

İsa, “Okulumuzu dezenfekte ettik. Çocukları sosyal mesafeye uyulması konusunda bilgilendirdik.” dedi.

Suriye’nin kuzeyinde imkanlar yetersiz olduğu için uzaktan eğitimin verimli olmadığını ifade eden İsa, “Çadırda yaşayan ailede telefon sadece babada var. Baba sabah erken işe çıkıyor, akşam dönüyor. Öğretmenler olarak öğrenciyle görüşmek istiyoruz. Ödevlerini yapmalarını istiyoruz ancak ulaşamıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Üçüncü sınıf öğrencisi Ahmet Abbud da koronavirüs yüzünden geçen dönemden beri okula gidemediklerini ancak yeni öğretim yılında eğitimlerine devam edeceklerini söyledi.

Okula başladıkları için çok sevinçli olduklarını dile getiren Abbud, ”Okula geldim. Arkadaşlarımı gördüm. Okulda eğitim benim için daha iyi. Evde hiçbir şeyden faydalanmıyoruz. Okulda öğretmen bizi daha iyi eğitiyor. Ödevlerimizi yapıyoruz. Oyunlar oynuyoruz.” şeklinde konuştu.

İdlib’deki durum

Türkiye, Rusya ve İran arasında 4-5 Mayıs 2017’de gerçekleşen Astana toplantısında, İdlib ve komşu illerin (Lazkiye, Hama ve Halep vilayetleri) bazı bölgeleri, Humus ilinin kuzeyi, başkent Şam’daki Doğu Guta ile ülkenin güney bölgeleri (Dera ve Kuneytra vilayetleri) olmak üzere 4 “gerginliği azaltma bölgesi” oluşturuldu.

Ancak rejim ve İran destekli teröristler, Rusya’nın hava desteğiyle 4 bölgeden 3’ünü ele geçirip İdlib’e yöneldi. Türkiye, Eylül 2018’de Rusya ile ateşkesi güçlendirmek için Soçi’de ek mutabakata vardı.

Rusya ve rejim güçleri, Mayıs 2019’da tüm bölgeyi ele geçirmek için operasyonlara başladı ve İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi içinde çok sayıda büyük yerleşimi ele geçirdi.
Son olarak Türkiye ve Rusya arasında 5 Mart’ta Moskova’da yeni bir mutabakat sağlandı.

Rejim güçlerinin zaman zaman ihlal ettiği ateşkes büyük ölçüde korunuyor. 2017-2020 döneminde yaklaşık 2 milyon sivil, Rusya ve rejim güçlerinin saldırılarında Türkiye sınırına yakın bölgelere göç etmek zorunda kaldı.

Türk Kardiyoloji Derneğinden “Kovid-19 kaparım korkusuyla hayatınızı riske atmayın” uyarısı – İSTANBUL

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Derneğin hazırladığı animasyon – Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kemal Erol:
– “Maskeyle, mesafeyle, temizlikle Kovid-19'dan korunabiliriz ama evde beklemekle kalp krizinden kurtulamayız ve bu bizim hayatımıza mal olabilir. Kalp krizi belirtileri başlayan hastanın süratle 112'yi arayarak ambulansla en yakın koroner anjiyo yapabilecek merkeze nakledilip, damarının bir an önce açılması gerekiyor”
– “Geçer diye beklemeyin, Kovid-19 kaparım korkusuyla hayatınızı riske atmayın, altın saatlerinizi hastane dışında geçirmeyin. Pandeminin gelecekte nasıl bir yol izleyeceğini tam olarak bilemiyoruz ancak şu anda kalplerimizi korumanın her zamankinden daha önemli olduğunu biliyoruz”
İSTANBUL (AA) – Türk Kardiyoloji Derneği, vatandaşları “Kovid-19 kaparım” korkusuyla hayatlarını riske atmamaları ve kalp krizi belirtisi hissetmeleri durumunda 112'yi aramaları konusunda uyardı.

Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kemal Erol, Gelecek Başkan Prof. Dr. Vedat Aytekin, Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Muzaffer Değertekin ve Genel Sekreter Prof. Dr. Cevat Kırma'nın katılımıyla 29 Eylül Dünya Kalp Günü kapsamında dijital basın toplantısı düzenlendi.

Prof. Dr. Mustafa Kemal Erol, dünyada olduğu gibi Türkiye'de de kalp damar ve dolaşım sistemi hastalıklarının en başta gelen ölüm nedeni olduğunu hatırlatırken, Kovid-19 pandemisi nedeniyle 2020'nin özel bir yıl olduğuna değindi.

Türk Kardiyoloji Derneği tarafından ülke genelinde 2008'de TURKMI-I çalışması yapıldığını ve 50 merkezde 15 günlük sürede kalp kriziyle yatan hastaların kaydedildiğini aktaran Erol, şu bilgileri verdi:

“Kovid-19 döneminde hastanelerimize kalp krizine bağlı başvuruların azaldığını bireysel olarak gözlemledik. Bunun doğru olup olmadığını bu 48 merkezde tekrar araştırdık TURKMI-II adı altında. 17 Nisan-2 Mayıs'ta hastaların kayıtlarını tuttuk ve gördük ki bireysel gözlemimiz gerçek, bilimsel olarak ortaya konuldu. Bu merkezlerde 15 günde pandemi öncesinde 1872 kalp kriziyle hasta yatırılmışken, pandemi dönemde bu 991'e düştü, yani yüzde 47,1 oranında azalma saptadık. Çalışma verileri, pandemi döneminde kalp krizi geçiren hastaların neredeyse yarısının hastaneye başvurmadığını gösteriyor. Hastalar maalesef 'Kovid-19 kaparım.' korkusuyla hastaneye gitmiyor. Gelen hastalar da geç gelmeye başladı. Belirtilerin başlamasından 112'yi aramaya kadar geçen süre pandemi öncesinde 52,5 dakika iken, pandemi döneminde 90 dakikaya kadar çıktı. Önemli kısım gelmiyor, gelenler de geç geliyor. Ambulans kullanmama oranı, direkt hastaneye gelme oranları da maalesef hala yüksek. Direkt hastaneye gelme de 215 dakikadan 270 dakikaya çıktı. Hastaların damarlarının açılması 196 dakikadan 245 dakikaya uzuyor pandemi döneminde. Problem şu, hastanın önemli bir kısmı gelmiyor, gelen hastalar da geç geliyor. Buna bağlı risk artıyor. Geç gelip de müdahale edilen hastaların sonlanımına baktığımızda, neredeyse 2 katı kalp yetersizliği, şok ve ölümlerde artma var.”

Erol, kalp krizindeki ilk dakikaların “altın değerinde” kabul edildiğinin altını çizerek, şu uyarılarda bulundu:

“Pandemi döneminde gecikme hastaların altın saatlerinde gecikmeye sebep oluyor. Bu hastalar ağır kalp yetersiziliği ve kardiyolojik şoka giriyorlar. Maskeyle, mesafeyle, temizlikle Kovid-19'dan korunabiliriz ama evde beklemekle kalp krizinden kurtulamayız ve bu bizim hayatımıza mal olabilir. Kalp krizi belirtileri başlayan hastanın süratle 112'yi arayarak ambulansla en yakın koroner anjiyo yapabilecek merkeze nakledilip damarının bir an önce açılması gerekiyor. Göğüs ortasında beş dakikadan uzun süre yaygın yanıcı ve sıkıştırıcı ağrı yaşayan ve diğer kalp krizi belirtilerini gösteren vatandaşlarımızdan, hemen 112 ambulansı arayıp yardım istemelerini rica ediyoruz. Geçer diye beklemeyin, Kovid-19 kaparım korkusuyla hayatınızı riske atmayın, altın saatlerinizi hastane dışında geçirmeyin. Pandeminin gelecekte nasıl bir yol izleyeceğini tam olarak bilemiyoruz ancak şu anda kalplerimizi korumanın her zamankinden daha önemli olduğunu biliyoruz.”

– “Sağlık sorunları çözümü zorlaştığı noktada elimize geldi”

Prof. Dr. Vedat Aytekin de kalp damar hastalığına neden olan risk faktörlerini, “tansiyon yüksekliği”, “kolesterol yüksekliği”, “şeker hastalığı”, “sigara kullanımı”, “genetik faktörler” şeklinde sıraladı.

Şeker hastalarının ölüm nedenlerinin yüzde 60'ını kalp hastalığının oluşturduğunu kaydeden Aytekin, günlük yapılabilecek 45 dakikalık egzersizin kalp damar hastalıkları, kolesterol ve kiloya düşürücü katkısı olduğunu söyledi.

Aytekin, “Kalp damar hastalıklarını olduğu zaman tedavi etmek yerine, öncelikle kalp damar hastalığına yakalanmamak için kendimizin doktoru olmamız gerekir. Şekerimizi, tansiyonumuzu, kolesterolümüzü çok iyi denetlemek lazım. Pandemi döneminde, dışarı çıkma korkusuyla herkesin evde kalması nedeniyle birçok sağlık sorununu ötelediğini gördük. Sağlık sorunları biraz da çözümü zorlaştığı noktada elimize geldi. Mutlaka maske, mesafe, hijyen kurallarına çok dikkat edeceğiz ancak sağlık sorunlarınızı, özellikle kalp sağlığı sorunlarınızı lütfen geciktirmeyin.” diye konuştu.

– “Kalp Krizi DurAKSatmasın” projesi

Prof. Dr. Muzaffer Değertekin, “kalp krizine yönelik farkındalık”, “doğru zamanda hastaneye ulaşma” ve “doğru zamanda hastaneye ulaşma araçlarını kullanma”nın önemine işaret etti.

Geçen yıl Yandex iş birliğiyle kalp hastalığı açısından toplumsal farkındalık yaratmak hedefiyle “Kalp Krizi DurAKSatmasın” projesini yaptıklarını dile getiren Değertekin, şu bilgileri verdi:

“Kampanya ile 19-25 Aralık döneminde yaklaşık 5,5 milyon kişiye ulaştık. Verdiğimiz temel mesajlarda, sigaranın koroner kalp hastalığı ve kalp krizinde en önemli risk faktörlerinden biri olduğunu vurguladık. Kalp krizinden korunmak için belli risk faktörlerinden uzak durmanın yetmediğini, aynı zamanda hareketli olmak, ideal kiloyu korumak gerektiğini hatırlatmaya çalıştık. Nefes darlığı, terleme, bulantı, kusma, anormal kalp çarpıntısı gibi belirtilerin önemsenmesi gerektiğini anlattık”

– “Kalp krizlerinin yarı yarıya azaldığını gördük bu dönem için”

Prof. Dr. Cevat Kırma ise Kovid-19'un kalp hastalıklarına etkisine değinirken, şunları söyledi:

“Eğer altta bir risk faktörü ve kalp hastalığı varsa bu hastalık gerçekten daha ağır seyredebiliyor. İnsanlar korkularından dolayı hastaneye gitmek istemediler. Bütün Avrupa'da ve Türkiye'de de normalde gördüğümüz kalp krizlerinin yarı yarıya azaldığını gördük bu dönem için. Bu kalp krizleri kaybolmadı, insanlar hastaneye gitmediği için evde geçirdi, bir kısmı kalp yetmezliğiyle geldi, bir kısmı evde hastalanıp öldü. Kovid-19'dan dolayı hastanede tedavi olabilirsiniz, kalp krizini evde geçirirseniz ölebilirsiniz. Şüphe durumunda mutlaka hastaneye gitmek gerekiyor.”

Kırma, pandemi sürecinin uzaktan sağlık hizmetinin devreye alınmasının önemini hatırlattığını vurguladı.