Kovid-19'la mücadelede eşi ve çocuklarından ayrı 5 ay geçirdi

KONYA (AA) – Yücel, bu sürecin eşi ve çocuğu için çok zor olduğunu belirterek hastalıkla mücadelenin belli bir seviyeye gelmesinin ardından eve gitmeye başladığını söyledi.

Oğlunun 5 ay kendinden, doğum sürecinde de annesinden ayrı kaldığını dile getiren Yücel, “Çocuk her zaman babası, annesi, kardeşi yani tüm aileyle birlikte olmak istiyor. Şu süreçte dışarı bile çıkmıyor çocuklarımız. Oğlum hem evden çıkmıyor hem de babasından uzaktaydı. Mümkün olduğunca aile büyüklerinden destek almaya çalıştık.” diye konuştu.

Yücel, salgın dönemini oğluna anlattıklarını ve en az hasarla atlatmaya çalıştıklarını söyledi.

Tedbirlere en üst seviyede uymaya gayret ettiğini vurgulayan Yücel, şunları kaydetti:

“Yoğun bakımda kullanacağım kıyafetler hastanede duruyor. Evden çıkarken N95 maskemle çıkıyorum. Yoğun bakıma geldiğimde üzerimi değiştiriyorum. Yoğun bakımda çalışırken hastaların yanına girip, tedavilerimizi yaptıktan sonra evden gelirken kullandığım kıyafetleri giyiyorum. Eve girmeden önce eşime mesaj atıyorum ‘Ben geliyorum.’ diye. O kapıyı açık bırakıyor. Ben direkt banyoya giriyorum. Dışarıda giydiğim bütün kıyafetler yıkanıyor. Temizlenip ailemin yanına geçiyorum. Bunu her gün tekrarlıyorum. Bunda esneklik göstermiyorum.”

“Bıçağın iki keskin ucu gibi”

Yücel, sürecin hastalar açısından da çok zor olduğunu vurgulayarak yoğun bakım servisine hiçbir hasta yakınının alınmadığını söyledi.

Kovid-19 tanısı alıp durumu ağırlaşan kişilerin büyük bir hava açlığı ile yoğun bakıma geldiklerini ifade eden Yücel, hastaların klinik takip ve tedavilerini yaptıklarını anlattı.

Hastalara klinik tedavinin yanında psikolojik destek de sağlamaya çalıştıklarını belirten Yücel, şöyle devam etti:

“Bıçağın iki keskin ucu gibi. Hasta kötü geliyor. Takip, tedavi, psikolojik destek sağlandıktan sonra gayet iyi olup çıkabiliyor ama öyle bir yönü de var ki bazen hasta bütün çabalarımıza rağmen kurtulamıyor. Bu süreçte mutluluk ve üzüntüyü ortada buluşturup hastalarımıza en güzel desteği sağlamaya çalışıyoruz. Oradaki kişinin annem, babam, kardeşim hatta kendim olabileceğini düşünüyorum. Sağlık çalışanları olarak elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.”

“Bir hafta arayla anne ve babasını kaybetti”

Yücel, mart ayında umreden gelen bir vatandaşın Kovid-19 tanısıyla yoğun bakım servisine yatırıldığını dile getirerek, hasta yakınıyla yaşadığı durumu şöyle anlattı:

“Takip ve tedavimizi yaptık. Bir polis oğlu vardı, babasının durumu hakkında bilgi vermek için görüşüyorduk. 7-8 gün takip ettikten sonra maalesef amcayı kaybettik. Ailesine bu bilgiyi vermek zor oluyor. Oğlu ‘Allah’ın dediği olur.’ diye metanetli durmaya çalıştı. 1-2 gün geçtikten sonra beni tekrar aradı. ‘Hocam ne olur annemi kurtarın.’ dedi. Annesi de kötüleşmiş ve yoğun bakıma getirildiğini söyledi. Annesinde de solunum güçlüğü vardı. Tedavimizi yaptık ama 3-4 gün sonra annesini de kaybettik. Bir hafta arayla hem annesini hem babasını kaybetti. Birçok olay yaşıyoruz ama bu, beni derinden etkiledi.”

İyileşen hastalarla da büyük bir mutluluk yaşadıklarını söyleyen Yücel, şöyle devam etti:

“Kovid-19 tanılı solunum sıkıntısı çeken 40 yaşlarında bir hastam vardı. Hasta oksijen açlığı çekiyordu. Gerekli tedavileri uyguladık, bir süre sonra durumu düzelmeye başladı. Hastayı 5 gün sonra servise gönderdik. Hastayı servise gönderdikten yaklaşık bir hafta sonra hastayı karşımda gördüm. ‘Hocam teşekkür etmeye geldim.’ dedi. Olayın iki ucu var. Duyduğunuz sevinç çok mutlu ediyor ama öbür taraftan duyduğunuz üzüntü de yıkıyor. İki keskin ucu yaşıyoruz. Elimizden gelen hizmetin en iyisini vermeye çalışıyoruz.”

“Bir anlık nefes dünyaya bedel”

Aynı hastanede Kovid-19 hastalarına şifa vermeye çalışan Göz Hastalıkları Uzmanı Operatör Dr. Hasan Hüseyin Uysal da temel tıbbi eğitim aldıklarını ve Kovid-19 hakkında da bilgilendirildiğini anlattı.

Konya Şehir Hastanesinde de göz polikliniğinde hasta kabul ettiğini ancak branşı göz hastalıkları olmasına rağmen 6 aydır mesaisinin büyük bir çoğunluğunda Kovid-19 hastalarına hizmet verdiğini dile getiren Uysal, “Hastanın nefes alamadığını görmek çok acı verici. Serviste yatan hastaların kişisel işlerini yapamaz duruma gelmesini görmek çok zor.” diye konuştu.

Koronavirüsle mücadelenin milli bir mesele olduğunu ifade eden Uysal, şunları kaydetti:

“Herkesin bu işin ucundan tutması gerekiyor. Sosyal medyada virüsü küçümseyen hatta virüsün olmadığını, her şeyin bir komplo olduğunu söyleyen haberler yayılıyor. Biz elimizde ölen, kıvranan insanları görüyoruz. ‘Bir saniye düzgün nefes’ isteyen insanları görüyoruz. Toplumdan, milletimizden istirhamımız şudur ki işi gören, yaşayan, işin içinde o acıyı çeken hastalarla kıvranan insanların sözlerine itibar etmek lazım. Herkesin bu işi karşıdakinin yükünü arttırmayacak şekilde sürdürmesi lazım. Süreci iyi yönetmek böyle olur. Sağlık çalışanları olarak biz elimizden geleni yapıyoruz.”

Uysal, hastaların kendilerini arayan yakınlarıyla telefonda konuşamadıklarını belirterek “Hastalar, yakınları aradığında telefonu bize veriyor. Konuşamıyor, sesi çıkmıyor, nefesi yetmiyor. Bir anlık nefes dünyaya bedel. Bazı hastalar, tat ve koku alamadıklarından şikayet ediyorlar ama hiçbirisi nefes gibi değil.” diye konuştu.

Zehra Melek Çat

Avrupa tepkilere rağmen Kovid-19'a karşı bölgesel karantinalara hazırlanıyor

MADRİD (AA) – Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında son dönemlerde vaka sayılarında ciddi artışların gözlendiği Avrupa’nın önde gelen ülkeleri, vatandaşlarının artan protestolarına rağmen bölgesel karantinalara hazırlanıyor.

Kovid-19’da yeni vaka artışlarında yoğunluk görülen İspanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Almanya’da ilk aşamada kısmi kısıtlamalar uygulayan merkezi ve yerel yönetimler, ekonomideki kayıpların daha da büyüyeceği endişesiyle genel karantina kararı almaktan çekiniyor.

Salgından dolayı sosyal ve ekonomik alanda haziran ayından bu yana uygulanmaya başlanan “yeni normal” kriterlerinde başarı sağlayamadığı görülen İspanya, Fransa ve İngiltere’de vaka sayıları, Kovid-19’un zirve yaptığı mart-nisan aylarındaki verilere oldukça yaklaştı.

Kovid-19’da yeni vakalarda artışın olduğu birçok ülkede, ekonomik kriz endişesi, siyasi çıkarlar ve sosyal baskılar, şimdiye kadar karantina ilan edilmesinin önüne geçti.

İspanya, İngiltere ve Fransa’da tepkilerini artıran ve gösteriler düzenleyen vatandaşlar, Kovid-19 nedeniyle getirilen kısıtlamaları protesto ediyor.

Diğer yandan uzmanlar, vaka artışlarının olduğu ülkelerde salgının boyutuyla ilgili esas alınan hastanelerdeki yoğunluğun şu an için kontrol edilebilir düzeyde olduğuna dikkati çekiyor.

Ancak, havaların soğumasıyla başlaması beklenen grip, soğuk algınlığı gibi hastalıklarla birlikte Kovid-19 vakalarının artabileceği kaygısı, birçok büyük kentte sahra hastaneleri yapımını hızlandırdı.

İspanya

Avrupa’da Kovid-19’un en yoğun görüldüğü İspanya’da, serbest dolaşıma kısıtlama getiren veya karantina uygulayan belediye sayısı 91’e çıktı.

Kovid-19’dan dolayı 14 Mart-21 Haziran döneminde olağanüstü hal uygulayan İspanya, 1000’in altına düşürmeyi başardığı yeni vaka sayılarını kontrol altında tutamayarak, yaz sonrasında tekrar günde 10 binin üzerinde vaka açıklamaya başladı.

Toplam vaka sayısının 748 binin üzerine çıktığı İspanya’da her 100 bin kişide 1000’in üzerinde vakanın tespit edildiği bölgelerin başında Madrid geliyor.

Yaklaşık 6,5 milyon kişinin yaşadığı başkentte, 1 milyon kişiyi etkileyecek şekilde 45 mahalleye dolaşım kısıtlaması getirildi.

Bölgede ayrıca park ve bahçelerin kapatılması, restoran ve dükkanların en geç saat 22.00’da kapanması, restoranlardaki doluluk oranının yüzde 50’ye indirilmesi, en fazla 6 kişinin bir araya gelmesine izin verilmesi gibi ülkenin diğer bazı kentlerinde de uygulanan kararlar alındı.

Madrid’de kışa hazırlık için üç otelin Kovid-19’la bağlantılı sağlık malzemeleriyle donatılıp hastaneye dönüştürülmesi ve kentte sahra hastaneleri yapılması için çalışmalar başlatıldı.

Diğer yandan başta Madrid olmak üzere birçok kentte önlemlere karşı gösteriler düzenleyen halka zaman zaman polisin müdahalede ettiği görüldü.

İspanya’da Kovid-19’dan hayatlarını kaybedenlerin sayısı 31 bini geçerken, bunun yaklaşık 20 binini yaşlı bakım evlerindeki yaşlılar oluşturuyor.

Ülkede sağlık, eğitim başta olmak üzere çok sayıda iş kolunda sendikalar grev çağrıları yapmaya başladı.

İngiltere

İngiltere’de 25 Eylül’de 6 bin 874 vaka ile salgının başından bu yana görülen en yüksek günlük vaka artışına ulaşıldı. Hükümet artan vakalar karşısında geçen hafta yeni önlemleri hayata geçirdi.

Yeni önlemler kapsamında, tüm bar ve restoranlar sadece masalara hizmet vermeye ve saat 22.00’den sonra kapanmaya başlarken, perakende mağazaları, taksiler ve konaklama sektöründeki mekanlarda da maske takmak zorunlu hale getirildi.

14 Eylül’den itibaren 6’dan fazla kişinin bir araya gelmesinin yasaklandığı ülkede, testi pozitif çıkanların karantinaya girmesini zorunlu kılacak yasal düzenleme de yapıldı.

Kurallara uymayanlara verilen cezalar iki kat artırılarak 200 sterline çıkarılırken, Başbakan Boris Johnson, bu kısıtlamaların 6 ay süreyle geçerli olabileceğini söyledi.

Araştırma şirketlerine göre halkın yüzde 78’i yeni önlemleri desteklese de başta başkent Londra olmak üzere ülkenin farklı yerlerinde Kovid-19 kısıtlamalarına karşı protestolar düzenlendi.

Londra’nın Trafalgar Meydanı’nda 26 Eylül’de yapılan ve binlerce kişinin katıldığı gösteride, bazı eylemcilerin taşkınlığı ve polisin müdahalesiyle çıkan olaylarda, 9 güvenlik görevlisi ve çok sayıda gösterici yaralandı, 16 kişi gözaltına alındı.

41 bin 988 ile Avrupa’da en çok ölümün kaydedildiği ülkede hükümetin bilim danışmanı Patrick Vallance, 20 Eylül’de yaptığı açıklamada, Kovid-19 vakalarının her hafta iki kat arttığına dikkati çekerek, bu şekilde devam etmesi durumunda ekim ayı ortalarında günlük 50 bin vakanın görülebileceği uyarısında bulundu.

Fransa

Günlük vaka sayılarının 10 binin üzerinde seyrettiği Fransa’da, 24 Eylül’deki 16 bin 96 Kovid-19 vakası şimdiye kadarki en yüksek günlük vaka sayısı olarak dikkati çekti.

Ülkede yoğun bakımdaki hasta sayısı giderek artarken, salgının seyri her geçen gün kötüleşmeye devam ediyor.

Buna karşın Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yönetimi ülke geneli için geçerli olacak tedbirler almak yerine atılacak adımlar hususunda yetkiyi ve kararı yerel yönetimlere ve valiliklere bıraktı. Bu nedenle her kentte farklı tedbirler uygulanıyor.

Diğer yandan Fransızların Kovid-19 önlemlerine yeteri kadar uymadığı ve bir rehavetin söz konusu olduğu gözlemleniyor.

Ülke basınında yapılan yorumlarda, Macron yönetiminin ekonomik kaygılarla yeni bir karantina veya sokağa çıkma kısıtlaması getirmek istemediği belirtiliyor.

Almanya’dan sonra Avro Bölgesindeki en büyük ikinci ekonomi olan Fransa ekonomisi bu yılın ikinci çeyreğinde yüzde 13,8 daralmıştı.

Merkez Bankasının bu yıla ilişkin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’daki yüzde 8,7 daralma tahmini gerçekleşse bile Fransız ekonomisi İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en sert düşüşü kaydetmiş olacak.

Bu bağlamda, Macron yönetimi ülkede yeniden sokağa çıkma kısıtlaması olması halinde ekonominin daha da kötüleşmesinden endişe ediyor.

Başbakan Jean Castex de birkaç gün önce yaptığı açıklamada, salgınının daha da kötüleşmesi halinde sokağa çıkma kısıtlaması getirilebileceğini bildirmişti.

İtalya

Kovid-19’un Avrupa’da ilk görüldüğü ülkelerden olan İtalya, salgının birinci dalgasında yaşadığı kayıplardan sonra ikinci dalgada işi daha sıkı tutuyor.

Başbakan Giuseppe Conte’nin 9 Mart’ta yaptığı ulusa sesleniş konuşmasıyla topyekun karantinaya giren ve yaklaşık 2 ay boyunca karantinada kalan İtalya, bunun meyvesini yaz aylarına girilirken, ölü ve vaka sayılarını gerileterek aldı.

Karantinadan çıkışı ve yeniden açılış sürecini kademeli şekilde gerçekleştiren İtalya, yaz sonuna doğru Avrupa’da yeni vaka sayıları ciddi şekilde artsa da bunu kendi içinde kontrol altında tutmayı başarmış durumda.

İspanya ve Fransa’da günlük vakaların 10 binleri geçtiği son bir aylık dönemde, İtalya’da günlük yeni vaka sayıları ortalama 1250 civarında seyrediyor. Ülkede günlük ölü sayısı da ortalama olarak 5 ile 20 arasında değişiyor.

Diğer AB ülkelerinden gelen yüksek günlük yeni vaka sayıları İtalyan kamuoyunu endişelendirse de Başbakan Conte, son olarak 26 Eylül’de yaptığı açıklamada, İtalya’nın yıl başındaki duruma göre daha farklı bir durumda olduğunu, bu nedenle de topyekun kapanmayı gerektirecek karantinayı ihtimal dışı gördüğünü belirtti.

Son yıllarda ekonomik büyümesi durağan seyreden İtalya’nın, Kovid-19 salgını nedeniyle bu yıl ekonomisinin yüzde 8’in üzerinde daralması bekleniyor. Uzmanlar, yeni bir topyekun karantinanın İtalyan ekonomisini daha da zorlayacağı görüşünde birleşiyor.

Almanya

Almanya’da son haftalarda günlük vaka sayısının ortalama 1500 olarak açıklanması Başbakan Angela Merkel’in yeni uyarılar yapmasına neden oldu.

Merkel, Hristiyan Demokrat Birliği (CDU) yöneticileriyle yaptığı video konferansta, önlem alınmazsa Noel döneminde diğer ülkeler gibi günde 19 bini aşan vaka sayılarıyla karşılaşabilecekleri uyarısında bulundu.

Enfeksiyon sürecini hızlı şekilde kontrol altına alıp salgınla mücadele etmeleri gerektiğini kaydeden Şansölye, ekonomiyi canlı tutmak ile okul ve kreşlerin açık kalmasını öncelik olarak gördüklerini, futbol başta olmak üzere spor müsabakalarının ise ikinci aşamada değerlendirilebileceğini söyledi.

Halihazırda ülkede büyük çaplı organizasyonlar yılbaşına kadar yasaklanmış durumda.

Riskli bölgelerden gelenler için tanı testi yaptırmanın zorunlu olduğu ve pozitif vakalar ile test yaptırmayanlara 14 günlük karantinanın zorunlu tutulduğu Almanya’da, ülkenin en büyük eyaletlerinden Bavyera’da ise kamuya açık alanlarda maske takılması zorunluluğu getirildi.

Hükümet, riskli bölgeler olarak ilan ettiği bazı ülkelere ve bölgelere seyahat edilmemesi için halka çağrıda bulunuyor.

Diğer yandan Kovid-19’dan dolayı Almanya, planlanandan fazla borçlanacak. Ülkenin, 4. çeyrekte borç ihracının 44,5 milyar avrodan 50,5 milyar avroya yükseleceği belirtiliyor.

Alman hükümeti, bu yıl Kovid-19’un vergi gelirlerini olumsuz etkilemesi nedeniyle ve ekonomik toparlanmayı teşvik etmek için toplamda 401 milyar avro borçlanmayı planlıyor.

DOKTORLAR KOVİD-19'LA SAVAŞI ANLATIYOR – Kovid-19'la mücadelede eşi ve çocuklarından ayrı 5 ay geçirdi – KONYA

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Kovid-19 polikliniğinden görüntüler
– Sıra bekleyen hastalar
– Yoğum bakın ünitesindeki doktorlar
– Yoğun bakın ünitesinde tedavi gören hastalar
– Dr. Fatih Yücel'in açıklamaları
– Dr. Hasan Hüseyin Uysal'ın açıklamaları
DOKTORLAR KOVİD-19'LA SAVAŞI ANLATIYOR – Kovid-19'la mücadelede eşi ve çocuklarından ayrı 5 ay geçirdi
– Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakım uzmanı Dr. Fatih Yücel:
– “Bıçağın iki keskin ucu gibi. Hasta kötü geliyor. Takip, tedavi, psikolojik destek sağlandıktan sonra gayet iyi olup çıkabiliyor ama öyle bir yönü de var ki bazen de hasta bütün çabalarımıza rağmen kurtulamıyor”
– “Hastalığın bulaştırıcı yönünün olması ve eşimin gebe olmasından dolayı eve gitmeme kararı aldım. İl Sağlık Müdürlüğünün tahsis ettiği otelde yaklaşık 5 ay konakladım. Ailemle sadece doğum zamanı 10 gün görüştük”
– Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Hasan Hüseyin Uysal:
– “Hastalar, yakınları aradığında telefonu bize veriyor. Konuşamıyor, sesi çıkmıyor, nefesi yetmiyor. Bir anlık nefes dünyaya bedel”
KONYA (AA) – ZEHRA MELEK ÇAT – Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi yeni tip koronavirüs (Kovid-19) yoğun bakım ünitesinde uzman doktor Fatih Yücel, salgınla mücadelede, 6 aylık hamile eşi ve 9 yaşındaki oğlundan ayrı görev yaptı.

Dünyayı etkisi altına alan Kovid-19'un Türkiye'de ilk vakanın görülmesiyle sağlık çalışanları, mücadelede ön safta yer aldı.

Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık çalışanları için tahsis edilen otelde konaklayan Yücel, eşinin hamileliğinin son aylarında ve doğumdan sonra 2 ay ailesinin yanında çok fazla olamadı. İlk zamanlar eşi ve çocuklarından uzun süre ayrı kalan Yücel, bugünlerde hijyenle ilgili gerekli tedbirleri alarak ailesiyle bir araya geliyor.

Bu süreçte yaşadıklarını AA muhabirine anlatan Yücel, Türkiye'de ilk Kovid-19 vakası görülmesinden sonra yoğun bakım servisinde aktif çalıştığını söyledi.

Mart ayında ikinci çocuklarını beklediklerini dile getiren Yücel, “Hastalığın bulaştırıcı yönünün olması ve eşimin gebe olmasından dolayı eve gitmeme kararı aldım. İl Sağlık Müdürlüğünün tahsis ettiği otelde yaklaşık 5 ay konakladım. Ailemle sadece doğum zamanı 10 gün görüştük.” dedi.

Yücel, bu sürecin eşi ve çocuğu için çok zor olduğunu belirterek hastalıkla mücadelenin belli bir seviyeye gelmesinin ardından eve gitmeye başladığını söyledi.

Oğlunun 5 ay kendinden, doğum sürecinde de annesinden ayrı kaldığını dile getiren Yücel, “Çocuk her zaman babası, annesi, kardeşi yani tüm aileyle birlikte olmak istiyor. Şu süreçte dışarı bile çıkmıyor çocuklarımız. Oğlum hem evden çıkmıyor hem de babasından uzaktaydı. Mümkün olduğunca aile büyüklerinden destek almaya çalıştık.” diye konuştu.

Yücel, salgın dönemini oğluna anlattıklarını ve en az hasarla atlatmaya çalıştıklarını söyledi.

Tedbirlere en üst seviyede uymaya gayret ettiğini vurgulayan Yücel, şunları kaydetti:

“Yoğun bakımda kullanacağım kıyafetler hastanede duruyor. Evden çıkarken N95 maskemle çıkıyorum. Yoğun bakıma geldiğimde üzerimi değiştiriyorum. Yoğun bakımda çalışırken hastaların yanına girip, tedavilerimizi yaptıktan sonra evden gelirken kullandığım kıyafetleri giyiyorum. Eve girmeden önce eşime mesaj atıyorum 'Ben geliyorum.' diye. O kapıyı açık bırakıyor. Ben direkt banyoya giriyorum. Dışarıda giydiğim bütün kıyafetler yıkanıyor. Temizlenip ailemin yanına geçiyorum. Bunu her gün tekrarlıyorum. Bunda esneklik göstermiyorum.”

– “Bıçağın iki keskin ucu gibi”

Yücel, sürecin hastalar açısından da çok zor olduğunu vurgulayarak yoğun bakım servisine hiçbir hasta yakınının alınmadığını söyledi.

Kovid-19 tanısı alıp durumu ağırlaşan kişilerin büyük bir hava açlığı ile yoğun bakıma geldiklerini ifade eden Yücel, hastaların klinik takip ve tedavilerini yaptıklarını anlattı.

Hastalara klinik tedavinin yanında psikolojik destek de sağlamaya çalıştıklarını belirten Yücel, şöyle devam etti:

“Bıçağın iki keskin ucu gibi. Hasta kötü geliyor. Takip, tedavi, psikolojik destek sağlandıktan sonra gayet iyi olup çıkabiliyor ama öyle bir yönü de var ki bazen hasta bütün çabalarımıza rağmen kurtulamıyor. Bu süreçte mutluluk ve üzüntüyü ortada buluşturup hastalarımıza en güzel desteği sağlamaya çalışıyoruz. Oradaki kişinin annem, babam, kardeşim hatta kendim olabileceğini düşünüyorum. Sağlık çalışanları olarak elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.”

– “Bir hafta arayla anne ve babasını kaybetti”

Yücel, mart ayında umreden gelen bir vatandaşın Kovid-19 tanısıyla yoğun bakım servisine yatırıldığını dile getirerek, hasta yakınıyla yaşadığı durumu şöyle anlattı:

“Takip ve tedavimizi yaptık. Bir polis oğlu vardı, babasının durumu hakkında bilgi vermek için görüşüyorduk. 7-8 gün takip ettikten sonra maalesef amcayı kaybettik. Ailesine bu bilgiyi vermek zor oluyor. Oğlu 'Allah'ın dediği olur.' diye metanetli durmaya çalıştı. 1-2 gün geçtikten sonra beni tekrar aradı. 'Hocam ne olur annemi kurtarın.' dedi. Annesi de kötüleşmiş ve yoğun bakıma getirildiğini söyledi. Annesinde de solunum güçlüğü vardı. Tedavimizi yaptık ama 3-4 gün sonra annesini de kaybettik. Bir hafta arayla hem annesini hem babasını kaybetti. Birçok olay yaşıyoruz ama bu, beni derinden etkiledi.”

İyileşen hastalarla da büyük bir mutluluk yaşadıklarını söyleyen Yücel, şöyle devam etti:

“Kovid-19 tanılı solunum sıkıntısı çeken 40 yaşlarında bir hastam vardı. Hasta oksijen açlığı çekiyordu. Gerekli tedavileri uyguladık, bir süre sonra durumu düzelmeye başladı. Hastayı 5 gün sonra servise gönderdik. Hastayı servise gönderdikten yaklaşık bir hafta sonra hastayı karşımda gördüm. 'Hocam teşekkür etmeye geldim.' dedi. Olayın iki ucu var. Duyduğunuz sevinç çok mutlu ediyor ama öbür taraftan duyduğunuz üzüntü de yıkıyor. İki keskin ucu yaşıyoruz. Elimizden gelen hizmetin en iyisini vermeye çalışıyoruz.”

– “Bir anlık nefes dünyaya bedel”

Aynı hastanede Kovid-19 hastalarına şifa vermeye çalışan Göz Hastalıkları Uzmanı Operatör Dr. Hasan Hüseyin Uysal da temel tıbbi eğitim aldıklarını ve Kovid-19 hakkında da bilgilendirildiğini anlattı.

Konya Şehir Hastanesinde de göz polikliniğinde hasta kabul ettiğini ancak branşı göz hastalıkları olmasına rağmen 6 aydır mesaisinin büyük bir çoğunluğunda Kovid-19 hastalarına hizmet verdiğini dile getiren Uysal, “Hastanın nefes alamadığını görmek çok acı verici. Serviste yatan hastaların kişisel işlerini yapamaz duruma gelmesini görmek çok zor.” diye konuştu.

Koronavirüsle mücadelenin milli bir mesele olduğunu ifade eden Uysal, şunları kaydetti:

“Herkesin bu işin ucundan tutması gerekiyor. Sosyal medyada virüsü küçümseyen hatta virüsün olmadığını, her şeyin bir komplo olduğunu söyleyen haberler yayılıyor. Biz elimizde ölen, kıvranan insanları görüyoruz. 'Bir saniye düzgün nefes' isteyen insanları görüyoruz. Toplumdan, milletimizden istirhamımız şudur ki işi gören, yaşayan, işin içinde o acıyı çeken hastalarla kıvranan insanların sözlerine itibar etmek lazım. Herkesin bu işi karşıdakinin yükünü arttırmayacak şekilde sürdürmesi lazım. Süreci iyi yönetmek böyle olur. Sağlık çalışanları olarak biz elimizden geleni yapıyoruz.”

Uysal, hastaların kendilerini arayan yakınlarıyla telefonda konuşamadıklarını belirterek “Hastalar, yakınları aradığında telefonu bize veriyor. Konuşamıyor, sesi çıkmıyor, nefesi yetmiyor. Bir anlık nefes dünyaya bedel. Bazı hastalar, tat ve koku alamadıklarından şikayet ediyorlar ama hiçbirisi nefes gibi değil.” diye konuştu.