Kozmik Oda

'Kozmik oda'da devlet sırrını ele geçirdikleri tescillendi

ANKARA(AA) – Genelkurmay Başkanlığının tüm itirazlarına rağmen, kamuoyunda “kozmik oda” olarak bilinen Genelkurmay Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında 20 gün boyunca yapılan aramalarda, FETÖ mensuplarınca ele geçirilen belgelerin, TSK’nın devlet sırrı niteliğindeki belgeleri olduğu tescillendi.

Genelkurmay Adli Müşavirliğinden gönderilen heyet raporu dava dosyasına girdi

Eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a yönelik suikast iddialarıyla başlatılan ve Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığının “kozmik odaları”nda günlerce süren aramalarla devam eden soruşturmada görev alan hakim ve savcıların yargılandığı davanın dosyasına, Genelkurmay Adli Müşavirliğinden gönderilen heyet raporu girdi.

Yargıtay 16. Ceza Dairesindeki yargılamada daha önce alınan ara karar gereği, davaya konu belgelerin ve bilgilerin devlet sırrı olup olmadığı, devlet sırrı niteliğini kaybetmişse bunun nedeni ve suç tarihinde devlet sırrı olup olmadığının araştırılması için Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliğine yazı gönderilmişti.

Mahkemeye, “Genelkurmay Başkanlığı ve diğer birimlerinin ve Özel Kuvvetler Komutanlığı temsilcilerinin içinde bulunacağı heyet oluşturularak düzenlenecek raporun daireye gönderileceği” yönünde cevap verilmişti.

Alınan bilgiye göre, Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliğince tamamlanan İnceleme Heyeti Sonuç Raporu, Yargıtay 16. Ceza Dairesine gönderildi.

Buna göre 28 Şubat 2018 tarihli raporda, davaya konu belgelerden, incelenen 374 dijital veri ve 7 fiziki belgenin dördünün oluşturulduğu tarihten itibaren devlet sırrı niteliği taşımadığı, bunlar dışında kalan diğer tüm belgelerin başlangıcından itibaren devlet sırrı olduğu ve bu özelliklerini halen koruduklarına oy birliğiyle karar verildiği aktarıldı.

Raporda, “Devlet sırrı olduğu belirtilen bir kısım belgelerin, düşman ülkeye savaş hazırlıklarımızı, savaş etkinliğimizi ve çalışma prensiplerimizi ortaya koyabilecek nitelikte bilgiler içerdiği anlaşılmıştır” tespiti yapıldı.

‘Kozmik Odada kumpas’ davasında itiraf

ANKARA

“Kozmik Odasoruşturmasında, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personeline Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyelerince kumpas kurulduğu gerekçesiyle açılan davanın sanıklarından Adem Eraslan, FETÖ içinde yer aldığını kabul etti, bundan pişmanlık duyduğunu söyledi.

Eski Emniyet Müdürü Ali Fuat Yılmazer ve darbe girişiminin ardından TSK’dan ihraç edilen eski Genelkurmay Adli Müşaviri Muharrem Köse’nin de aralarında bulunduğu 121 kişinin yargılandığı davaya Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi.

Duruşmaya eski tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile sanık avukatları katılırken, tutuklu bazı sanıklarla bulundukları cezaevlerinden telekonferans sistemiyle bağlantı kuruldu.

Mahkeme Başkanı Hüsamettin Otçu, sanıklardan Ali Fuat Yılmazer’in dosyasının ayrılarak yetkisizlik kararıyla İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiğini, bu mahkemenin karşı yetkisizlik verdiğini bildirdi ve Yılmazer’in dosyasına hangi mahkemenin bakacağına Yargıtayın karar vereceğini açıkladı.

Etkin pişmanlıktan yararlanmak istedi

Bulunduğu cezaevinden telekonferans sistemiyle savunması alınan sanık Adem Eraslan, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini söyleyerek savunmasını yaptı.

Eraslan, 1996-1997’de Kayseri’de, lise eğitimi görürken, okuma salonunda tanıştığı Şenol Dutlu adlı kişi aracılığıyla FETÖ ile ilk kez temas kurduğunu bildirdi. Dutlu’nun kendisine ders anlattığını aktaran Eraslan, sonraki süreçte Eyüp Bilgin adlı kişinin kendisiyle ilgilenmeye başladığını anlattı.

Üniversite eğitimi gördüğü Malatya’da FETÖ evinde kaldığını, kendileriyle Nafi Yiğit adlı kişinin ilgilendiğini, sonradan “ev ağabeyi” olduğunu ve toplantılara katıldığını ifade eden Eraslan, hatırladığı kadarıyla beraber kaldığı kişilerin isimlerini, memleketlerini, okullarını aktardı.

 “Maklube olduğunu görünce…”

Eraslan, Ankara Hassas Koruma Şube Müdürlüğünde göreve başladığını belirterek, “Önce Ankara İl Emniyet Müdürlüğünün girişinde çalışmaya başladım. Beraber çalıştığım Mustafa Yücel ile zamanla arkadaş olduk. Bir gün beni yemeğe davet etti. Gittiğimde maklube olduğunu görünce evin örgüt evi, şahsın örgüt üyesi olduğunu anladım. FETÖ ile irtibatım bu şekilde tekrar başladı” bilgisini verdi.

Sonraki yıllarda TEM Şube’de çalışmaya başladığını ifade eden Eraslan, Hassas Koruma Şube Müdürlüğü ve TEM Şube Müdürlüğünde çalıştığı dönemde FETÖ toplantılarına katıldığını, bu toplantılara kendisi ve Mustafa Yücel’in dışında Fatih Kurt, Emrullah Sarıoğlu, Hasan Bozoğlan, Halis Karaot, Murat Agül, Adem Gedikli, Hüseyin Topal, İlyas İcik, Ferhat Yaşar, Şükrü Köseoğlu, Bayram Çiftçi, Abdullah Özer Demirel, İlyas Varlı, Sinan Yıldız, Birkan Ayaksız, Yahya Şükrü Genç, Sinan Güngör, Şaban Yılmaz, Dilaver Tok, İbrahim Fıçıcı, Ferhat Yaşar, Emrah Yurdakul, Halit Kocaağaoğlu, Erhan Budancamalak’ın da arasında bulunduğu kişilerin katıldığını anlattı.

Örgütün programları

Eraslan, TEM’den sonra Foto Film Şubesi’nde çalıştığını, 2014’te Mardin’e tayininin çıktığını aktararak, bu dönemde birçok kişinin farklı yerlere dağılması nedeniyle örgütle irtibatının kopma noktasına geldiğini belirtti ve şöyle konuştu:

“Mardin’de göreve başlamadan önce İlyas İcik beni aradı, ‘Telefon numaranı verdik. Seninle irtibata geçecekler’ dedi. Aynı şubeden Mehmet Emin Işık beni aradı. Ne zaman geleceğimi, kiralık ev bakmamı isteyip istemediğimi sordu. İstemediğimi söyledim. Mardin’de ilk toplantıyı Şanlıurfalı olan mahrem imam ‘Selim’ kod adlı kişi yaptı. Telefonuma ByLock programını yükledi. Başkalarının telefonuna da yükledi. Selim, 2015 sonlarında ByLock kullanılmayacağını belirterek, bu defa Telegram X’i yükledi. Bunu yüklerken programın, yapının Başbakanlıktaki elemanlarınca da kullanıldığını söylemişti. Ardından Eagle, daha sonra da Tango görünümlü programı da bir önceki programı kaldırtarak ekledi.”

“Darbeden bilgisi olduğunu düşündüm”

Eraslan, Kayseri’deyken kendisiyle ilgilenmeye başlayan Eyüp Bilgin ile en son haziran veya temmuz 2016’da görüştüğünü ifade ederek, şunları kaydetti:

“Okul aile birliğinden olduğunu söylediği iki bayanla geldi. Midyat tarafını gezmek istedi. Bu kişiye o tarihte hakkımda İstanbul’da yürütülen soruşturmadan bahsederek, tutuklanmaktan korktuğumu söyledim. ‘Korkma. Eğer öyle bir şey olursa kimsenin adını verme. 13 yıldır bunlar çalıp çırparken, biz deli gibi adam yetiştirdik. Aldıkları adamların yerine yine kendi adamlarımızı koyacağız’ dedi. Sonra ‘Eğik bir bina düşün, ne yaparsın?’ diye sordu. ‘Güçlendiririz’ dedim. O da ‘Yıkıp yenisini yapsak ne dersin?’ dedi.”

Bilgin’in kastını o anda anlayamadığını söyleyen Eraslan, ancak 15 Temmuz’dan sonra Bilgin’in, o tarihte darbe girişiminin hazırlıklarından haberdar olduğunu düşünmeye başladığını aktardı.

Eraslan, darbe girişimi akşamı, Şanlıurfa’da kendileriyle ilgilenen “Selim” kod adlı kişinin, “Darbeye girişen askerlere mukavemet etmeyin, yardım edin” mesajı gönderdiğini anlatan Eraslan, kendisinin ise buna, “Amirlerimin emrini uygularım. Darbe ile işim olmaz. Bundan sonra beni aramayın” mesajı gönderdiğini kaydetti.

Örgüte geçmişte üye olduğu için pişmanlık duyduğunu dile getiren Eraslan, “Kozmik Oda” soruşturmasına ilişkin suçlamalarla ilgili de bilgisi olmadığını söyledi.

Bir devlet büyüğüne yönelik suikast hazırlığında olduğu”na ilişkin telefon geldi

Duruşmada, dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a suikast yapacakları iddia edilen askeri personeli yakalayan ekipte yer alan sanık polis memuru Bülent Gürbüzoğlu ile komiser yardımcısı Bülent Bek de savunma yaptı.

Gürbüzoğlu, olay günü Cebeci’de ekip arkadaşlarıyla devriye attıkları sırada Bek’e şubeden, “Çukurambar’da iki DHKP/C’linin bir devlet büyüğüne yönelik suikast hazırlığında olduğu”na ilişkin telefon geldiğini anlattı.

Tutanağı amirlerinin dediği şekilde yazdığını söyleyen Gürbüzoğlu, suç işleme kastıyla hareket etmediğini kaydetti ve beraatını istedi.

Sanık Bek de örgütsel amaçla hareket ettiği suçlamasını reddederek, “Tutanağın hazırlanmasıyla ilgili yaşananları soruşturma aşamasındaki beyanımda anlattım. Ayrıca benden önce dinlenen Gürbüzoğlu da anlattı. Olay Bülent’in anlattığı şekildedir. Yaşanan olaylarda Mercan ve Çor’un talimatıyla hareket ettim. Suç işleme kastıyla hareket etmedim” diye konuştu.

Savunmasını yapan diğer sanıklar da suçlamaları reddettiler.

Davaya yarın devam edilecek.

Muhabir: Barış Kılıç


‘Kozmik oda’ belgelerinin ‘devlet sırrı’ olup olmadığı incelenecek

ANKARA

Eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç‘a yönelik suikast iddialarıyla başlatılan ve Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığının “kozmik odaları”nda günlerce süren aramalarla devam eden soruşturmada görev alan hakim ve savcıların “Fetullahçı terör örgütü üyesi olmanın” da arasında bulunduğu suçlardan yargılanmasına devam edildi.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 16. Ceza Dairesinde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar “Kozmik Odasoruşturmasını yürüten eski savcı Mustafa Bilgili, soruşturma kapsamında bazı kararlar veren eski hakim Halil İbrahim Kütük, tutuksuz sanıklar Abdullah Bahçeci ve Nihal Uslu katıldı.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi Başkanı Eyüp Yeşil, sanıklardan bir dönem Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği de yapan eski savcı Şadan Sakınan ile bir dönem CMK’nın 250. maddesi ile yetkili Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olan eski hakim Dündar Örsdemir’in halen yakalanamadığını belirtti.

Yeşil, başka soruşturmalar kapsamında bazı yargı mensuplarının sanıklar hakkındaki beyanlarının dosyaya gönderildiğini, bazı yargı mensuplarının beyanlarının gönderilmesi için yazılan müzekkerelere ise cevap verilmediğini aktardı.

Belgelerin “devlet sırrı” olup olmadığı incelenecek

Yeşil, dosyada yer alan 30 Aralık 2015 tarihli “İnceleme Heyeti Ön Raporu ve İnceleme Heyeti Sonuç Raporuna” göre davaya konu belgelerin ve bilgilerin devlet sırrı olup olmadığı, devlet sırrı niteliğini kaybetmişse bunun nedeni ve suç tarihinde devlet sırrı olup olmadığının araştırılması için önceki celsenin ara kararı uyarınca Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliğine yazı gönderildiğini belirterek, buna, “Genelkurmay Başkanlığı ve diğer birimlerinin ve Özel Kuvvetler Komutanlığı temsilcilerinin içinde bulunacağı heyet oluşturularak düzenlenecek raporun daireye gönderileceği” yönünde cevap verildiğini kaydetti.

Sanıklar ve avukatları gelen belgeleri inceleyip, beyanda bulunmak için süre talep ederken, Cumhuriyet Savcısı Kenan Zeybek, tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamını istedi.

Tahliyeye yönelik beyanı sorulan Mustafa Bilgili, “FETÖ üyeliği ve ByLock kullandığı suçlamalarını” reddederek, “Hayatımda ByLock kullanmadım” dedi.

Bilgili, devlet sırrı niteliğindeki belgelerin “Kozmik Oda”dan çıkartılmasına yönelik suçlamaya da “Soruşturma dosyasında ‘Mustafa Bilgili, şu belgeyi aldın, sattın. Şu belgeyi aldın, çaldın’ diye beyan yok. MİT’in de Genelkurmayın da raporu yok.” diye konuştu. Sanık Bilgili, tahliyesini istedi.

Kütük de hangi devlet sırrının kaybolduğunun iddianamede belirtilmediğini öne sürerek, “18 aydır tutukluyum. Tutukluluğum cezaya dönüştü. Darbe teşebbüsünü lanetledim. Bunun esas mağduru benim. Tahliyemi istiyorum.” dedi.

Bilgili ve Kütük’ün tutukluluk hali devam edecek

Mahkeme, dosya kapsamına göre Bilgili ve Kütük’ün tutukluluklarının devamına karar verdi.

Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliğine müzekkere gönderilerek, 30 Aralık 2015 tarihli cevap yazısına göre, dava konusu belgelerin devlet sırrı olmadığının ifade edilmesi karşısında, bu belgelerin başlangıcından itibaren devlet sırrı olup olmadığı, devlet sırrı niteliğini kaybetmişse hangi nedene dayalı olduğu, suç tarihi itibarıyla devlet sırrı niteliğinde bulunup bulunmadığı hususunun bildirilmesinin istenmesini kararlaştıran mahkeme duruşmayı erteledi.

Sanıklar, “kozmik oda” soruşturması sürecinde FETÖ/PDY içerisinde yer alarak hareket etmek suretiyle devlet sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelerin hukuka aykırı yollarla ele geçirilip askeri ve siyasal casusluk amacıyla açıklanması eylemine katılmakla suçlanıyor ve “silahlı terör örgütüne üye olma”, “gizli kalması gereken bilgileri açıklama” ve “görevi kötüye kullanma” suçlarından yargılanıyor.