Lavanta

Çöp atılan araziyi lavanta bahçesine dönüştürdü – ADANA

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Lavanta bahçesinden genel görüntü
– Bahçedeki lavantalardan görüntüler
– Yeliz Tok'un lavanta bahçesiyle ilgilenmesi
– Yeliz Tok'un lavanta esanslı ürünleri rafa dizmesi
– Yeliz Tok ile röportaj ADANA (AA) – MUZAFFER ÇAĞLIYANER – Adana'da 2 çocuk annesi ev hanımı Yeliz Tok, “Genç Girişimci Kadınlar Tarımda Güçleniyor Projesi” kapsamında, eşine ait çöp dökülen araziyi 1 yıl içinde lavanta bahçesine çevirmeyi başardı.

Eşi Samet Tok'un 2016 yılında işini kaybetmesiyle arayış içine giren Yeliz Tok, kız kardeşinin teşvikiyle Tarım ve Orman Bakanlığınca hayata geçirilen “Genç Girişimci Kadınlar Tarımda Güçleniyor Projesi”ne başvurdu.

Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığınca (KOSGEB) verilen girişimcilik kursunu başarıyla bitiren Tok, hazırladığı lavanta bahçesi projesiyle Türkiye çapında düzenlenen yarışmada birincilik ödülünü kazandı.

Tok, aynı yıl hayata geçirdiği proje kapsamında Seyhan ilçesi Kuyumcular Mahallesi'ndeki 5 dönümlük çöp atılan arazide çalışmaya başlayarak 1 sene içinde burayı lavanta bahçesine çevirdi.

Tok, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2016 yılında eşinin işini kaybetmesiyle kendisi için yeni bir sayfanın açıldığını söyledi.

Kız kardeşinin teşvikiyle “Genç Girişimci Kadınlar Tarımda Güçleniyor Projesi”ne başvurduğunu anlatan Tok, “Hayatımda hiç tarım ve hayvancılık bilgim olmadığı için başta olumlu bakmadım ancak kardeşimin ısrarı üzerine katıldım. KOSGEB'de aldığımız 10 günlük kursun ardından bir proje hazırlamam gerekiyordu. Ben de çok sevdiğim lavantayla ilgili bir proje hazırladım.” dedi.

Tok, atıl durumdaki arazinin lavanta ekimi yapılarak değerlendirilmesi projesinin çok olumlu tepkiler aldığını ve Türkiye birinciliği kazandığını belirtti.

Projeye başladıktan bir yıl sonra kendisini teşvik eden kardeşini kaybettiğini anlatan Tok, vazgeçmeyerek onun anısını yaşatmak için çalışmasına dört elle sarıldığını söyledi.

Öncelikle çöp atılan 5 dönümlük araziyi temizlediğini ve ardından toprağı hazır hale getirerek lavanta ekimi yaptığını dile getiren Tok, “Atıl durumdaki araziyi değerlendirdik ve bölgeye yeni bir turizm alanı kazandırmış olduk. İlk başta hem bizim hem köydekiler için bu bitki yabancıydı ve önce bitkiyi tanıtmamız ve tanımamız gerekiyordu. Nereye satacağımızı bile bilmiyorduk. 'Olmadı, bahçesine ev yapar otururuz' dedik.” ifadelerini kullandı.

Çiçekleri görmeye gelen çok insan olunca işi turizme dönüştürmeye karar verdiklerini kaydeden Tok, şöyle devam etti:

“Önce çiçek kurutma, sonra yağ çıkartma, sonra turizme geçtik. İnsanları burada küçük bir kahvaltı salonuyla ağırlamaya başladık. Çok da iyi talep aldık. Bölgeye çok güzel bir turizm alanı katmış olduk. Şu anki durum çok iyi, her yıl talep daha da artıyor. Adana dışından bir sürü insan ağırlıyoruz. Hatta yurt dışından takipçilerimiz, Adana ve çevre illere geldiklerinde bizi de ziyarete geliyorlar. Biz de bundan çok mutlu oluyoruz.”

Tok, lavanta bahçesi sayesinde hem aile ekonomisine hem de kentin turizmine katkı sağlamaktan büyük mutluluk ve gurur duyduğunu kaydetti.i.

Lavanta kokulu köy” normalleşme sürecinde 400 bin misafir ağırladı – ISPARTA

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Kuyucak köyüne gelen ziyaretçiler
– Ziyaretçilerin fotoğraf çektirmesi
– Kuyucak Köyü Muhtarı Gürol Yılmaz ile röportaj “Lavanta kokulu köy” normalleşme sürecinde 400 bin misafir ağırladı
– Türkiye lavanta üretiminin büyük kısmının karşılandığı Isparta'da “Lavanta kokulu köy” olarak ünlenen Kuyucak'ta normalleşme süreciyle turist yoğunluğu yaşandı
– Köy muhtarı Gürol Yılmaz:
– “Bu yıl 400 bin ziyaretçiye ulaştık. Yabancı turistler de köyümüze ilgi gösteriyor. Ruslar özellikle buraya çok geliyor”
– Lavanta Kokulu Köy Projesi Koordinatörü Ali Sağdaş:
– “Salgın tedbirlerinden ödün vermeden, maske ve sosyal mesafe kurallarına dikkat ederek buradaki turizm devam etti”

ISPARTA (AA) – YALÇIN ÇELEN – Türkiye'nin lavanta üretiminin büyük kısmını karşılayan ve “mora boyanan” görselliğiyle doğa ve fotoğraf tutkunlarının uğrak mekanı olan Isparta'nın Kuyucak köyü, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) normalleşme sürecinde 400 bin turisti misafir etti.

Adı gül ile özdeşleşen Isparta, üretimine yaklaşık 40 yıl önce Keçiborlu ilçesine bağlı Kuyucak köyünde başlanan lavantayla birlikte Türkiye'nin lavanta bahçesi haline de dönüştü.

Mor rengi ve kokusuyla ziyaretçileri büyüleyen “Lavanta kokulu köy” olarak ünlenen Kuyucak'a gelen ziyaretçiler, bu bitkiden elde edilen kolonya, sıvı sabun ve hediyelik eşyaları da satın alabilme imkanı buluyor.

Türkiye'nin dört bir köşesinden gelerek köydeki eşsiz güzelliğe tanıklık eden ziyaretçiler, tarlalarda fotoğraf çektirerek hatıralarını ölümsüzleştiriyor.

Kuyucak köyü muhtarı Gürol Yılmaz, salgın nedeniyle geçen yıla göre ziyaretçi sayılarında azalma olduğunu söyledi.

Buna rağmen mor tarlaları yeni normalleşme sürecinde yaklaşık 400 bin kişinin ziyaret ettiğini ifade eden Yılmaz, “Allah'a şükürler olsun köyümüzde şu ana kadar hiçbir Kovid-19 vakası görülmedi. Biz bu yıl para kazanmaktan da öte devletimizin, milletimizin sağlığı için elimizden gelen bütün kontrolleri jandarma ve muhtarlık koordinesinde gerçekleştirdik.” diye konuştu.

– “Lavanta balı projemiz var”

Bu yıl aşırı sıcaklardan dolayı lavantaların mor rengini erken kaybettiğini belirten Yılmaz, “Bu yıl 400 bin ziyaretçiye ulaştık. Yabancı turistler de köyümüze ilgi gösteriyor. Ruslar özellikle buraya çok geliyor. Geçtiğimiz yıl Çinliler ve Güney Koreliler de çok gelmişti. Köyümüzde lavantayla ilgili her şey var. Şampuan, sabun, kolonya, krem gibi ürünlerin yanı sıra lavanta balı projemiz de var. Biz bu projeyi hayata geçirip patentini de almak istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Lavanta Kokulu Köy Projesi Koordinatörü Ali Sağdaş da lavanta sezonunda Kovid-19 salgınına rağmen umdukları ziyaretçi sayısına ulaştıklarını kaydetti.

Normalleşme adımlarının atıldığı haziran ayında evlerinde uzun süre bekleyen kişilerin kendilerini doğaya bıraktığını aktaran Sağdaş, “Salgın tedbirlerinden ödün vermeden, maske ve sosyal mesafe kurallarına dikkat ederek buradaki turizm devam etti. Bu işten çiftçimiz ekmeğini kazanırken, ziyaretçilerimiz de mor güzelliklerin tadını çıkardı.” dedi.

Sağdaş, bu yıl önceki yıllardan farklı olarak özellikle kampseverlerin köylerine yoğun ilgi gösterdiğine dikkati çekerek, “Önceki yıllarda sürekli kendi rekorunu kırarak devam eden misafir sayısı bu yıl da salgın sürecine rağmen oldukça yoğun şekilde devam etti. Ağustos ayının başlaması ile mor dönem sona erdi. Çiftçilerimiz bir yıllık emeklerinin karşılığını almak için grileşen lavantanın hasadına koyuldu.” şeklinde konuştu.

Stres atmak için başladığı lavanta yetiştiriciliğini meslek edindi

KIRKLARELİ (AA) – ÖZGÜN TİRAN – İstanbul'da yaklaşık 12 yıldır turizmle ilgilenen Ayça Özer, metropolün stresini Istranca Dağları'nın eteklerinde kurduğu lavanta tarlasında atıyor.

Uzun yıllar İstanbul'da yaşayan 40 yaşındaki Özer, 5 yıl önce turizm sektöründeki işini sonlandırarak, lavanta yetiştiriciliği yapmaya karar verdi.

Özer, eşine ait Kırklareli'nin Demircihalil köyündeki 82 dönümlük tarlanın 30 dönümüne lavanta ekerek, üretimine başladı.

Yağmur, çamur demeden lavantalarının bakımlarını yapan Özer'in bir elinde makası diğer elinde çapası eksik olmuyor.

Halen İstanbul'da yaşayan ve yılın büyük bir bölümünü lavanta tarlasında geçiren Özer, hem stresten uzak kalıyor, hem aile bütçesine katkı sağlıyor hem de köyün kadınlarını istihdam ediyor.

– Lavantayla Bulgaristan'da tanıştı

Özer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kadınların hayatın her alanında olduğunu, işini seven herkesin başarılı olabileceğini söyledi.

5 yıl önce gittiği Bulgaristan gezisinde lavantalar ile tanıştığını belirten Özer, 2 yıl önce de İstanbul'un stresinden uzaklaşıp, Istranca Dağlarının temiz havasından yararlanmak amacıyla eşinin köyündeki tarlasında lavanta yetiştiriciliğine başladığını anlattı.

Eğitim sürecinin ardından 12 yıl aktif bir şekilde turizm sektöründe çalıştığını vurgulayan Özer, lavanta yetiştiriciliğine merak saldığında turizm sektöründeki işini ise sonlandırdığını kaydetti.

Özer, lavantalarını bin bir emekle yetiştirdiğini belirterek, "Lavanta aslında bizim evimizin bahçesinde de yetişen bir bitki. Yaz boyunca çiçeklerini kestiğim, vazoma koyduğum ve kış boyunca çiçekleri ile bana eşlik eden bir bitkiydi. Lavantayı Bulgaristan'da keşfedince bir merak saldım, nasıl yetiştiriliyor acaba? diye. Sonrasında kendimi bu işin içerisinde buldum." dedi.

Her iş gibi lavanta yetiştiriciliğinin de zor olduğunu anlatan Özer, "Kadın olarak lavanta yetiştiriciliği zor mu derseniz, tabi ki her iş zor. Bir kadın ya da erkek olarak ayırmayı sevmiyorum. Çünkü ben de erkeklerin yaptığı çok ağır işlerde çalıştım. Kadın ya da erkek olarak ayırmayı sevmiyorum. İşini sevmek gerekiyor. İşini seven herkes başarılı olur." ifadelerini kullandı.

Tarlasında kadınlarla birlikte çalıştığını aktaran Özer, şöyle devam etti:

"Ben çiftçi kökenli değildim. Tarlayı, çiftçiliği, toprağı lavantalar ile öğrendim. Her gün yeni bir şey öğreniyorum, çok araştırıyorum ve emek veriyorum. Kendimle yarışıyorum. Yeni dikim yapacak çiftçi arkadaşlarımız ile aramızda hep dayanışma var. Bu işe yeni girecek olanlara da yardım etmeye her zaman hazırız."

Özer, bu yıl 30 dönümlük lavanta tarlasını 80 dönüme çıkarmayı hedeflediğini kaydetti.

Lavantanın tıp, kozmetik ve gıda gibi alanlarda kullanıldığını belirten Özer, girişimcilerin bu sektöre yönelebileceklerini sözlerine ekledi.

Pamukkale lavanta bahçeleriyle de turizmin gözdesi olmayı hedefliyor

DENİZLİ (AA) – Denizli'de UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki turizmin gözdesi Pamukkale, kurulan lavanta bahçeleriyle de turizmden pay almak istiyor.

Pamukkale ilçesine bağlı Gözler Mahallesi'nde, lavanta bahçeleri kurarak turizmden gelir elde etmek isteyenlere yönelik düzenlenen "Kırsal Turizm Etkinlikleri" kursunun tamamlanması dolayısıyla sertifika dağıtım töreni düzenlendi.

Pamukkale Tıbbi ve Aromatik Bitkileri Yetiştiriciler Birliğinin öncülüğünde Halk Eğitim Merkezi tarafından gerçekleştirilen eğitimi tamamlayan 80 girişimci, kurdukları lavanta bahçeleri ile turizme hizmet vermek üzere sertifika aldı.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Turhan Veli Akyol, gazetecilere yaptığı açıklamada, yılda 2 milyon 600 bin turistin ağırlandığı UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Pamukkale yakınlarında ekoturizme yönelik böyle bir faaliyeti çok önemli bulduklarını söyledi.

Bölgenin ekoturizm için önemine dikkati çeken Akyol, şunları söyledi:

"Bu turizm bölgesinde üretimi yapılan gerek lavanta, gerek kekik, gerek adaçayı üzerinden değerlendirdiğimizde ekoturizm yapılabilecek en önemli bölgelerden birisi. Yıl boyunca sürdürülebilir turizm üzerinden daha yoğunluk gerçekleştirmek istiyoruz. Onlardan biri de ekoturizm. Ekoturizm deyince çevreye duyarlı ve tutarlı, doğaya uyumlu ve oradaki yerel halka katkı sağlayabilecek, istihdamı artırabilecek bir turizm şeklinden bahsediyoruz. Misafirlerimizi burada ağırlayarak oluşturulan lavanta tarlalarıyla ekoturizmden pay almayı hedefliyoruz. Güzel bir destinasyon. İnşallah ekoturizm anlamındaki bu lokasyonumuz, bulunduğumuz bu saha en iyi biçilmiş kaftan."

Denizli Ziraat Odaları Koordinatörü ve Merkezefendi Ziraat Odası Başkanı Hamdi Gemici de lavantanın son dönemde üreticilerin gündemine gelmeye başladığını, Isparta'daki lavanta kokulu köye 1 milyon 200 bin turistin gittiğini belirtti.

Sertifika alan Nilgün Yılmaz (32) ise köylerinde kekiğin yanı sıra adaçayı ve lavanta da yetiştirmeye başladıklarını belirterek, "Her şeyden üretmek için elimizden geleni yapacağız. Düzenlenen bu kursta gelen turistlerin karşılanmasıyla ilgili yapılan şeyleri öğrendik. İnşallah buraya turistler geldiğinde onları en iyi şekilde ağırlayacağız. Turistler lavanta tarlalarında fotoğraf çekilmek için geldiklerinde onlara hediyeler hazırladık. Değişik, güzel yerlerimiz var. Gelmelerini, görmelerini isteriz." dedi.

Nevin Kıvrak da "Pamukkale'ye, Karahayıt'a gelen turistlerin buralarda lavanta bahçelerini görmelerini istiyoruz." diye konuştu.