Libya'daki gelişmeler kısa vadede 'kırılgan' uzlaşıya işaret ediyor

ANKARA (AA) – Libya’nın doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter’in Nisan 2019’da başkent Trablus’u ele geçirmek için milislerine saldırı emrine vermesiyle ülkenin sürüklendiği istikrarsızlık bataklığında Libyalı aktörlerden yeni bir “kırılgan uzlaşı” mesajları yükseliyor.

Uzun zamandır silahlı çatışmalar ve bölgesel çekişmeyle öne çıkan Libya’da, bir süredir ihlallere rağmen korunan kırılgan ateşkesin ardından Libyalı aktörler yeni bir siyasi uzlaşının sinyallerini veriyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Libya diyaloğunda umut ışığı gördüklerini ve BM Libya Destek Misyonunun bir sonraki turun gerçekleşmesi için yoğun biçimde çalıştığını ifade etti.

Halife Hafter’in siyasi koz olarak kullanmak için durdurduğu ve bu nedenle Libya ekonomisini 10 milyar dolar zarara uğrattığı petrol üretimini yeniden başlatması uzlaşı işaretlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Ayrıca, Libya Başbakanı Fayiz es-Serrac’ın ülkedeki karşıt grupları bir araya getiren diyalog komitesinin bir geçiş yönetimi hazırlaması halinde ekim sonunda görevi yeni yönetime bırakma arzusunda olduğunu açıklaması da diğer bir gösterge olarak dikkati çekiyor.

Ancak, bugüne kadar Libya’da siyasi bir çözüm için bir çok zirve, anlaşma ve uzlaşıda imzası bulunan Halife Hafter’in bu son çözüme ne kadar bağlı kalacağı henüz bilinmiyor.

Sürece nasıl gelindi?

Afrika’nın en büyük petrol rezervine sahip ülkesi Libya, Halife Hafter’in başkenti ve ülkeyi ele geçirmek için Nisan 2019’da kalkıştığı silahlı maceranın ardından şiddet sarmalına sürüklendi.

Libya hükümeti, aradan geçen bir yılın ardından Hafter’in başkente yönelik saldırısını bu yılın mayıs ve haziran ayları boyunca püskürterek, Hafter ve milislerini başkentin kapılarından uzaklaştırdı.

Libya hükümetinin başkentin güneyini ve yaklaşık 13 bin kilometrekarelik alanı Hafter milislerinden arındırmasıyla, bugüne kadar Libya denklemini Hafter’in başkenti ve yönetimi silah zoruyla ele geçirmesi üzerine kuran uluslararası aktörler, yaşlı generalin bu vaadini gerçekleştiremeyeceğini anladı.

Hafter’i destekleyen Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır, Fransa ve özellikle Rusya gibi uluslararası aktörler, askeri üniformaların içinde Orta Doğu karikatürü bir isimdense, Suheyrat Anlaşması içinde de meşruiyet taşıyan Tobruk Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih gibi sivil siyasi bir isimle çıkarlarını yürütme arayışına girdi.

Rusya ve BAE’nin yoğun biçimde desteğini arttırdığı Hafter milislerinin elinde tuttuğu ve yığınak yaptığı Sirte eksenine ilerlemesi halinde büyük kayıplar vereceğini anlayan Libya hükümeti, yeni bir şiddet dalgası başlayacağını kavradı. Taraflar arasında Sirte’de kilitlenen düğüm, bir güç dengesi doğurdu.

Uluslararası toplumun da baskıları sonucu Libya Başbakanı Serrac ve Tobruk Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, 21 Ağustos’ta karşılıklı ateşkes ilan ettiklerini duyurdu.

Söz konusu adım, Libya’da uzun bir süreden sonra iki tarafın da bağlı kalacağını duyurduğu ve çatışmasızlık sonrasında gelen bir ateşkes olması nedeniyle olumlu bir beklenti ortamı oluşturdu.

Taraflar Fas’ta bir araya geldi

Fas’ın Buznika kentinde Libya hükümetine bağlı Libya Devlet Yüksek Konseyi ile Halife Hafter’in siyasi müttefiki Tobruk’taki Temsilciler Meclisi heyetleri arasında 6-10 Eylül’de “Libya Diyalog Toplantıları” başlıklı görüşmeler yapıldı.

Görüşmelerde, ülkedeki üst düzey kurumlara getirilecek isimlerin atama kriterleri hakkında uzlaşıya varıldığı duyuruldu. Söz konusu anlaşmayı hayata geçirecek prosedürlerin tamamlanması için ise eylül ayının son haftasında yeniden toplanma kararı alındı.

arafların bu hafta yeni görüşmelere başlaması bekleniyor.

Fas’ta 2015’te imzalanan Suheyrat Anlaşması’nın 15’inci maddesine göre söz konusu üst düzey kurumlar “Libya Merkez Bankası Müdürü, Sayıştay Başkanı, İdari Kontrol Birimi Başkanı, Yolsuzlukla Mücadele Heyeti Başkanı, Yüksek Seçim Kurulu Başkanı ve Üyeleri, Yüksek Mahkeme Başkanı ve Başsavcı’dan oluşuyor.

Libya’nın doğusu ve batısında iki ayrı yönetim olması nedeniyle söz konusu üst düzey kurumlar da çift başlı bir yapı sergiliyor. Ayrıca, diyalog komitesinin Suheyrat Anlaşması’nda öngörülen Başkanlık Konseyi’ni 8 üye yerine Libya’nın üç ana bölgesi, Batı, Doğu ve Fizan’ı temsil edecek biçimde üç üyeden oluşacak şekilde yeniden reform etmesi planlanıyor.

Planın hayata geçmesi durumunda ayrıca Başkanlık Konseyi altında hizmet verecek bir başbakan atanması öngörülüyor. Tüm bu aşamalar hayata geçerse, bu yönetimin ülkeyi seçime taşıması nihai hedefi teşkil ediyor.

Türkiye ve Rusya kalıcı ateşkes için temas halinde

Libya’da bugüne kadar karşıt tarafları ateşkes konusunda ikna etmeyi başaran Türkiye ve Rusya da BM görüşmeleriyle eş zamanlı biçimde eylül başında kalıcı çözüm için görüşmeler yürütme kararı aldı.

İki ülke arasındaki görüşmelerde, Libya’da kalıcı ve sürdürülebilir ateşkes için Sirte ve Cufra’nın askerden arındırılması modellerinin belirlenmesi gereği üzerinde durulurken, ocak ayında Berlin’de gerçekleştirilen konferansın sonuçlarının hayata geçirilmesinin önemi vurgulandı.
Türkiye ve Rusya arasındaki görüşme trafiğinin yanı sıra Türkiye’den üst düzey isimler ve Libyalı muhataplarının gerek Ankara gerekse Trablus hattında son dönemde görüşmeleri hız kazandı.

Benzer şekilde ülkenin doğusundaki, Tobruk Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Hafter de son dönemde Kahire’ye giderek burada görüşmeler gerçekleştirdi.

Protestolar karşısında Hafter cephesi baskı altında

Libya’da petrol üretimini siyasi baskı kurmak amacıyla durdurarak ülkenin temel enerji ve ekonomik kaynağını kesintiye uğratan Halife Hafter’in kontrolündeki bölgelerde de mali sıkıntılar, elektrik, su, akaryakıt gibi temel hizmetlerdeki eksiklikler, Libyalıları sokağa döktü.
Libya’nın doğusundaki Hafter yanlısı sözde hükümet, 13 Eylül’de protestolar karşısında istifa ettiğini duyurdu.

Serrac’tan “görevi bırakmaya hazırım” açıklaması

Fas’taki toplantıların tamamlanmasının ardından kulislerde Libya’nın BM nezdindeki meşru temsilcisi Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı Fayiz es-Serrac’ın istifa edeceği yönünde haberler dolaşmaya başladı.

Serrac, 17 Eylül’de kameraların karşısına geçerek, “Yürütme yetkimi en geç ekim sonunda devretmeyi samimiyetle istediğimi herkese ilan ediyorum.” dedi.

Libya’nın doğrudan seçimlere gitmesinin en iyi çözüm yolu olduğuna işaret eden Serrac, ekim sonuna kadar “diyalog komitesinin faaliyetlerini tamamlamış, yeni bir Başkanlık Konseyi seçmiş ve görevi devralacak yeni başbakanı görevlendirmiş olacağını” ümit ettiğini belirtti.

Petrolün vanalarını açan Hafter’in ne kadar taviz vereceği merak konusu

Uluslararası toplumun baskısı ve Libya’daki diyalog ortamının gölgesinde Halife Hafter, 18 Eylül’de ülke genelindeki petrol kesintisinin sona erdiğini duyurdu.

Ancak, bugüne kadar 10 milyar dolar kayba yol açan Hafter’in sürdürdüğü petrol kesintisini sona erdiren anlaşmaya, Libya hükümetinin siyasi ve askeri bileşenlerinden itirazlar yükseldi.

Özellikle Hafter’in söz konusu adımıyla yeniden bir meşru bir muhatap gibi kendini müzakere sahnesine yükseltme çabası, hükümet içinde ortak kaygı olarak öne çıktı.

Hafter’in nihai tutumu belirsizliğini koruyor

Libyalı taraflar gelecek hafta bir kez daha diyalog toplantısı için Fas’ın Buznika kentinde bir araya gelecek.

Ancak, Halife Hafter’in uzlaşıda varılacak adımların kendisini kenara itmesi halinde yeniden silahlı yola başvurması dahil süreci baltalayacak adımlarından endişe ediliyor.

Aynı şekilde, Hafter’in ülke ekonomisinin ve gündelik hayatın temelinde yer alan petrol sektörünü, silahlarıyla esir tutması, kendisini oyun dışı bırakan bir formül karşısında ülkenin can damarına yeniden namluyu çevirmesinden kaygı duyuluyor.

Libya hükümetinin askeri, siyasi ve sivil tüm bileşenleri, Halife Hafter’in ne müzakerelerde ne de ülkenin geleceğinde yer almasını istiyor ve bunun “kırmızı çizgi” olduğunu belirtiyor.

Hafter’in müttefiki Tobruk Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih’in Rusya ve Mısır tarafından Libya konusunda daha çok öne çıkarıldığı biliniyor. Buna karşın söz konusu iki ülke de askeri alanda Hafter’den tam olarak vazgeçemiyor. Bugüne kadar Hafter’e en yoğun askeri, siyasi, diplomatik ve mali desteği sağlamış BAE’nin de Hafter’i gözden çıkardığına ilişkin bir işaret bulunmuyor.

Libya’daki krize çözüm için düzenlenen uluslarası konferanslarda Hafter’in daha aktif bir rol alması için çabalayan Fransa, son dönemde kamuoyu önünde Hafter’i desteklemediğini savunmaya başladı. Ancak, uzmanlar Paris’in Hafter’den vazgeçtiğine ilişkin sahada herhangi bir gösterge bulunmadığına işaret ediyor.

Bugüne kadar Libya’daki çıkarlarını Hafter etrafında toplayan ülkeler köklü bir siyaset değişimine gitmemişken, darbeci liderin yeni bir çıkış yapmasından endişe ediliyor.

Arap Baharı isimli sürecin ardından bugüne kadar ani çıkışları ve sürekli silahlı hamleleriyle Libya sahnesindeki yerini tahkim eden Hafter’in daha önce varılan uzlaşılarda olduğu gibi bu çözümü de baltalamasından korkuluyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez – Libya'da son durum ve Akkuyu NGS – ANKARA

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ : – AA Editör Masası
– Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez'in açıklaması Altın üretiminde hedef 5 yılda 100 ton
– Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez:
– “Türkiye, geçen yıl 38 ton altın üretimiyle rekor kırdı. 2020 hedefimiz salgına rağmen 44-45 ton”
– “Türkiye olarak dün nasıl Libya halkının yanında olduysak yarın da olacağız. Altyapı, üstyapı eksikleri varsa süratle tamamlarız. Bunlar zor işler değil”
– “(Akkuyu NGS) Bizim planımız 2023'te birinci, 2024'te ikinci üniteyi devreye alabilmek”
ANKARA (AA) – MURAT TEMİZER – Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Türkiye'nin geçen yıl 38 ton altın üretimiyle rekor kırdığını belirterek, “Salgına rağmen 2020 hedefimiz 44-45 ton. Önümüzdeki 5 yılda da hedefimiz altın üretiminde yıllık 100 tona ulaşmak.” dedi.

Dönmez, AA muhabirine yaptığı açıklamada, altın üretiminin uzun dönemli araştırma ve yatırım gerektirdiğini, Türkiye'de altın tüketiminin yüksek olduğunu ifade etti.

Türkiye'de 2000'li yıllara kadar altın üretimi yapılmadığına dikkati çeken Dönmez, geçen yıl 38 tonla en büyük üretimin gerçekleştirildiğini söyledi.

Söz konusu üretimin, bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 40 artış gösterdiğini aktaran Dönmez, şöyle konuştu:

“2020 hedefimiz salgına rağmen 44-45 ton, ancak bu yeterli değil. Her yıl 130-160 ton altın ithal ediyoruz. Ödediğimiz rakam az değil, 8-10 milyar dolar. Bu yıl ilk 6 ayda altın ithalatına ödediğimiz bedel 11 milyar dolar. Belki en büyük ithalatı yapmış olacağız. Kuyumculuk sektörümüz iyi, ihracatımız da var ama bu kadar bedeli neden yurt dışına ödeyelim? Aramalara hız veriyoruz. Yeni altın sahalarımız da oldu. Bunların bir kısmını Türkiye Varlık Fonu'na devrettik. İnşallah orada değerlendirilecek. Hedefimiz önümüzdeki 5 yılda altın üretiminde yıllık 100 tona ulaşmak.”

– Libya'da son durum

Dönmez, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türkiye arasında üst düzey stratejik iş birliği olduğunu vurgulayarak, “Arzumuz bir an önce sükunetin, barışın ve huzurun hakim olması. Kaybeden Libya halkı oluyor. Öbür tarafta darbeci Hafter var. Meşru hükümete karşı ayaklanmış, hak, hukuk tanımayan bir taraftan bahsediyoruz. Bu iç savaşın sosyal ve ekonomik hayata yansımaları var. Yerin altında milyarlarca varillik petrol rezervi olmasına ramen üretemeyen, üretse de satamayan, taşıyamayan bir Libya'dan bahsediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Buna rağmen, Türkiye'deki bazı girişimcilerin geçmişte Libya'da doğal gaz çevrim santralleri başta olmak üzere anlaşmalarının olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:

“Libya halkının elektrik ihtiyacı büyük ve alt yapılarında ciddi eksikler var. Türkiye'nin bu alanda önemli birikim ve tecrübesi var. O coğrafyada iç savaştan önce de müteahhitlerimiz üst yapı ve alt yapıda ciddi işleri yüklenmişti. Birçok işçimiz çalışmak için oraya gitti. Şimdi tekrar umut vadeden bazı gelişmeler var. İnşallah bunlar da süratle tamamlanır. Türkiye olarak dün nasıl Libya halkının yanında olduysak yarın da olacağız. Altyapı, üstyapı eksikleri varsa süratle tamamlarız. Bunlar zor işler değil.”

Türk girişimci bir firmanın Libya'da devam eden bir santral inşaatı olduğuna da değinen Dönmez, “Bitmek üzere olan bir proje. Trablus'a yakın bir yerdeydi, güvenli ortam tekrar oluştu. 1000 megavat civarında bir santral söz konusu. Bu arada yakıt temini ve tedariki de önemli. Doğal gaza göre yapılmış durumda. Santrali yaparsınız ama gazı üretip, getirip oraya intikal ettiremezseniz yararlanma şansınız olmaz. Kaynak tedariki ve güvenliğiyle tesisin güvenliğini bir bütün olarak değerlendirmek gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

– Akkuyu NGS'de ilk reaktör 2023'te devreye girecek

Bakan Dönmez, Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) konusunda “bir hayalin gerçekleştirilmesi için gün saydıklarını” ifade ederek, Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılında 4 reaktörden ilkinin devreye alınacağını söyledi.

Çalışmaların hızlı ve planlı ilerlediğini aktaran Dönmez, geçen haftalarda bir saha ziyareti gerçekleştirdiklerini dile getirdi.

Dönmez, birinci ünitede ilerlemenin daha fazla olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Planımız 2023'te birinci, 2024'te ikinci üniteyi devreye alabilmek. Üçüncü üniteyle ilgili lisanslama çalışmaları devam ediyor. Aslında saha tek olsa da orada 4 santral yapıyoruz. 4 reaktör, 4 santral demek. Tek kalemde Türkiye'nin en büyük yatırımlarından olmaya aday. Elektrikte arz güvenliği, kaynak çeşitliliği politikamızın bir sonucu. Burada, nükleer teknolojiyi de daha yakından tanımış olacağız. 300'den fazla mühendisimiz Rusya'da bu alanda eğitim aldı. Sahaya gittiğimizde genç mühendis kardeşlerimizin henüz inşaat aşamasında heyecanla çalıştığını gördük. 2023'ten sonra işletmeye geçildiğinde de böyle bir tecrübeyi kendi insan kaynağımızı yetiştirmek suretiyle kazanmış olacağız.”

Libya Savunma Bakanlığı: Türk tarafıyla birlikte orduyu geliştirme programlarını uygulamaya başladık

TRABLUS (AA) – Nemruş, Facebook hesabından yaptığı açıklamada, Savunma Bakanlığı’nın Libya’daki meşru hükümeti destekleyen Türk tarafı ile görüştüğünü ve görüşmelerin devam ettiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Türk tarafıyla birlikte, silahlı kuvvetleri inşa ve yeniden yapılandırma, hava savunması, donanma, terörle mücadele ve özel kuvvetleri geliştirme programlarını uygulamaya başladık.”

Bu bağlamda ilk eğitim merkezinin başkent Trablus’un batısında hazırlandığını aktaran Nemruş, önceliğin uluslararası standartlara göre bir ordunun kurulması olacağını ifade etti.

Libya Savunma Bakanı Nemruş, 17 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, eğitim ve danışma alanlarında askeri kurumlar inşa edilmesi için Libya’yı desteklemeleri konusunda Türk ve Katar Savunma bakanlarıyla anlaştıklarını duyurmuştu.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile Katar Savunma Bakanı Halid bin Muhammed el-Atiyye’nin Libya temaslarına değinen Nemruş, “Akar ve Atiyye ile eğitim ve danışma alanlarında askeri kurumlar inşa edilmesi için Libya’ya destek vermeleri konusunda anlaştık.” demişti.