Libya'da Hafter milislerinin tuzakladığı mayınlar bugüne kadar 55 can aldı

TRABLUS (AA) – Libya’nın doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter’e bağlı milislerin, başkent Trablus’un güneyi ile Sirte kentindeki yerleşim yerlerine tuzakladığı mayınlar nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 55’e yükseldi.

Savunma Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Hafter milislerinin tuzakladığı mayınların yol açtığı patlamalarda yaşamını yitirenlerin sayısının 55’e, yaralı sayısının da 107’ye çıktığı belirtildi.

Mayınlar nedeniyle ölen ya da yaralanan kişilerden 64’ünün patlayıcı arama ve imha timi üyesi, 98’inin ise sivil olduğu ifade edilen açıklamada, söz konusu sayıların 22 Mayıs – 9 Ağustos tarihlerini içerdiği aktarıldı.

Libya ordusu, 22 Mayıs’ta yaptığı açıklamada Hafter milislerinin Trablus’un güneyinden kaçmadan önce sivil yaşam alanlarına patlayıcılar tuzakladığını ve mayınlar yerleştirdiğini duyurmuştu.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric de 13 Temmuz’da düzenlediği basın toplantısında, “Trablus’taki patlayıcılar ve mayınlar nedeniyle 52 kişinin hayatını kaybettiğini, 96 kişinin yaralandığını” söylemişti.

Muhabir: Hacer Başer

Libya Petrol Kurumu: Petrol kesintilerinin ülkeye zararı 8 milyar doları aştı

TRABLUS (AA) – Libya Ulusal Petrol Kurumunun (NOC), sosyal medya hesabından, Libya’daki liman ve petrol sahalarının kapalı kalmasının ülkeyi uğrattığı zararla ilgili veriler paylaşıldı.

Açıklamada, liman ve petrol sahalarının kapalı kalmasının 208 günlük bilançosunun 8 milyar 221 milyon dolar olduğu kaydedildi.

Libya’da petrolün çıkartılması, işlenmesi, dağıtılması ve ihracatından sorumlu NOC, 10 Temmuz’da yaptığı açıklamada, Sidra Limanı’nda bir petrol tankerine yükleme yapıldığını ve ülke genelindeki petrol tesislerinde üretimin ve ihracatın başlayacağını duyurmuştu.

Ülkenin doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter’in liderlik ettiği sözde Libya ulusal ordusunun sözcüsü Ahmed el-Mismari de 12 Temmuz’da sosyal medya hesabından yayımladığı videolu mesajda, sundukları şartlar kabul edilene kadar petrol üretimini durdurmaya devam edeceklerini açıklamıştı.

Milisler, petrol üretimini durdurmuştu

Hafter’e bağlı milisler, Almanya’da Libya krizine ilişkin uluslararası Berlin Konferansı düzenlenmeden sadece bir gün önce, 18 Ocak’ta Petrol Hilali bölgesindeki Brega, Ras Lanuf, Hariga, Zuveytine ve Sidra’daki petrol ihracat limanlarını kapatmıştı.

NOC, yaptığı açıklamalarda birçok kez ülkedeki petrol sahalarının kapalı kalmasından sorumlu olanlara bu sektörün pazarlıktan uzak kalması yönünde çağrıda bulundu.

Bu yılın başında günde 1,2 milyon varil ham petrol üretebilen Afrika’nın en büyük petrol rezervine sahip ülkesi Libya, Hafter yanlısı grupların 7 aydan uzun süre petrol üretimini kesintiye uğratması nedeniyle günde 100 bin varilin altına gerilemiş, ülkede akaryakıt kuyrukları sıradan hale gelmişti.

Muhabir: Alaa Mohamed Aboueleinin Aly,Muhammed Semiz

Libya'da Sirte düğümü için siyasi çözüm aranırken Hafter'in askeri yığınakları devam ediyor

TRABLUS (AA) – Libya krizinin düğümlendiği Sirte ve Cufra’da, bir yandan bu bölgelerin Libya hükümetine çatışmasız teslim edilmesi yönündeki iyimser yaklaşım devam ederken, bir yandan da burada tahkimatını sürdüren Halife Hafter güçlerine Rusya’nın sağladığı “hava köprüsü” desteği nedeniyle askeri seçenek ihtimali hâlâ canlılığını koruyor.

Sahadaki askeri hareketlilikler, ülkenin doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Hafter’e bağlı milislerin ve paralı yabancı savaşçıların, başkent Trablus’un 450 kilometre doğusundaki Sirte’den ve buranın 300 kilometre güneyindeki Cufra Askeri Hava Üssü’nden yakın zamanda çekilmek niyetinde olmadığını gösteriyor.

Libya’nın doğusundaki havaalanlarına, El-Gırdabiyye (Sirte) ve Cufra hava üslerine inen Rus uçaklarının sayısı ve bu uçaklarla taşınan silahlar, Hafter milisleri ve Rus güvenlik şirketi Wagner’e bağlı paralı askerlerin, hükümete bağlı Libya ordusuyla şimdiye kadar yaşananlardan daha büyük bir askeri çatışmaya hazırlandığına işaret ediyor.

Hafter’e silah tedariki için kurulan hava köprüsü

Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri, 6 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, son bir ay içinde söz konusu havaalanları ve üslere, Hafter’e paralı savaşçı ve silah taşıyan en az 110 kargo uçuşu gözlemlediklerini aktardı.

AA muhabirinin Libya ordu kaynaklarından edindiği bilgilere göre, bu uçuşların son örnekleri olarak, cumartesi günü 2 Rus İlyuşin kargo uçağı Sirte ve Cufra üslerine, pazar günü de Suriye’nin Lazkiye şehrinden farklı saatlerde kalkan 2 İlyuşin-76 uçağı ülkenin doğusundaki Beyda Havaalanı’na iniş yaptı.

ABD’nin Afrika Kuvvetleri Komutanlığı (AFRICOM), daha önce Rusya’nın Libya’ya “MiG-29” ve “Su-27” uçaklarını sevk ettiğine ilişkin kanıtlar sunmuş, 18 Haziran’da da Rus uçaklarının Libya’da harekat icra ettiğine ilişkin yeni deliller ortaya koymuştu.

Hafter aldığı dış destekle bölgede kalıcı olma çabasında

Son dönemde Sirte ve Cufra başta olmak üzere Libya’nın doğusundaki askeri hareketlilikler, Hafter ve destekçisi ülkelerin, işgal ettikleri bölgelerden ayrılmak niyetinde olmadıklarını gösteriyor.

Ülkedeki Rus askeri varlığı Sirte ve Cufra ile sınırlı kalmazken, ülkenin hidrokarbon kaynaklarının yüzde 60’ından fazlasına ev sahipliği yapan ‘Petrol Hilali’ bölgesindeki Ras Lanuf kentine de S-300 hava savunma sistemi kurulduğu iddia edildi.

Uluslararası Fransız Radyosunun haberine göre, Mısırlı yetkililere yakın Twitter hesapları, sosyal medyada paylaşılan ve S-300’lere ait birçok materyalin Ras Lanuf petrol limanı yakınında bulunduğunu gösteren fotoğraflar hakkında, bu füzeleri Kahire’nin konuşlandırdığını teyit etti.

S-300’ler başka bir Rus hava savunma sistemi olan Pantsir-S1’lerden daha uzun menzile sahip ve daha gelişmiş sistemler olarak biliniyor. Libya ordusu ülkenin batısında haziran ayında Hafter’e karşı önemli ilerlemeler kaydetmiş ve insansız hava araçlarıyla çok sayıda Pantsir sistemini imha etmişti.

Bunların yanı sıra Libya ordusu, Sirte bölgesinde çekildiği belirtilen fotoğrafları paylaşarak yaptığı açıklamada, Hafter milislerinin, bölgedeki Carif Vadisi’nde hendekler ve toprak bariyerlerle tahkimat yaptığını kaydetti. Tahkimatların, dağ, tepe, orman gibi doğal engel barındırmayan düz arazilere sahip bölgede, ordunun ilerleyişini engellemek üzere yapıldığı ifade edildi.

Yerel basına yansıyan haberlere göre de Hafter milisleri, bölgede çok sayıda mayın ve el yapımı patlayıcı tuzakladı ve bunların patlaması sonucu bazı siviller hayatını kaybetti.

Bu süreçte Rus Wagner paralı askerlerini de Sirte ve Cufra’da sabitlemeye çalıştığı ve hem kara hem de hava savunmasını tahkim etmek için mevcut çatışmasızlık halini fırsat bildiği gözleniyor.

Ayrıca Wagner’in Rusya’nın çıkarlarına hizmet edecek şekilde Libya petrol sektörünü kapalı tutmaya devam etmesi, Moskova’nın ana aktör olarak Libya masasındaki yerini mümkün olan en uzun süre için sağlamlaştırıyor.

Libya’nın “ne savaş ne barış” konjonktüründe Moskova’nın yürüttüğü politika, bu ülkenin güney Akdeniz’de daha uzun bir süre ve en az kayıpla istikrarlı bir şekilde var olma stratejisine hizmet ediyor.

Silahtan arındırılmış bölge çözümü

Tüm bunlara karşılık ABD, Libya hükümeti ve Hafter’i, Sirte ve Cufra’nın askerden arındırılmasına dair çözümü ve kapalı petrol sektörünü açma planını kabul etmeye ikna etmek için diplomatik çabalarını yoğunlaştırdı.

Hafter güçleri ve paralı askerleri Libya hükümetine karşı petrolü koz olarak kullanırken, Ulusal Petrol Kurumunun açıkladığı verilere göre, 18 Ocak 2020’den bu yana petrol tesislerinin kapatılması Libya devlet hazinesine 7 milyar dolardan fazlaya mal oldu.

ABD’nin Libya Büyükelçiliği, ülkedeki taraflarla son günlerde temaslarını artırırken, Sirte ve Cufra’yı silahtan arındırma çözümünün uygulanması ve Ulusal Petrol Kurumunun tekrar hayati görevini icra etmesinin sağlanması için çağrılar yapıyor.

ABD bu kapsamda hem Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde meşru Libya hükümetiyle hem de Halife Hafter’i destekleyen Tobruk kentindeki Temsilciler Meclisi ile görüşüyor.

Askerden arındırılmış bölgede güvenliği kimin denetleyeceği konusunda henüz bir anlaşmaya varılmazken, BM veya Avrupa Birliğine bağlı güçlerin yanı sıra Libya hükümetinden bir polis gücünün de bölgeye konuşlanabileceği seçenekler üzerinde duruluyor.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da 6 Ağustos’ta Trablus’a yaptığı ziyarette, Hafter’in hala siyasi çözüme inanmadığını ve Sirte’de konuşlu durumdayken her an Misrata’ya ya da Trablus’a saldırabileceğini aktardı. Çavuşoğlu bu nedenle, buraların Libya hükümetine verilmesinin ya da silahtan arındırılması teklifinin gündemde olduğunu vurguladı.

Trablus’un 650 kilometre güneydoğusundaki Cufra, Hafter’in Nisan 2019 başlattığı Trablus’a saldırılarda Hafter saflarındaki paralı yabancı savaşçıların stratejik merkezi konumundayken, Sirte’nin de Ocak 2019’da Hafter kontrolüne geçmesi ülkenin üçüncü büyük kenti Misrata’ya yönelik tehdidi arttırdı.

Daha önce kurulan birçok diyalog masasından ayrılan taraf olan Hafter’in Misrata ve Trablus’a yeniden bir saldırı başlatması uzak bir ihtimal olarak değerlendirilmiyor.

Libya hükümetinin Sirte ve Cufra’yı ele geçirmesi, buranın çok yakınında bulunan Petrol Hilali’nin de 2014-2017’de olduğu gibi yine hükümetin eline geçmesini sağlayabilecekken, bu stratejik noktaları ve petrol kozunu kaybetmek Hafter için “yolun sonu” anlamına gelebilir.

Bu nedenle, şu an uygulanması muhtemel siyasi bir çözüm kapsamında silahtan arındırılmış bölge seçeneği, her iki tarafın da endişelerini belli oranda azaltarak kalıcı bir ateşkesi ve Libya krizinin sona ermesi için siyasi diyalog yolunun açılmasını sağlayabilecek bir seçenek olarak görülüyor.

AB: Üye ülkeler Türkiye ile ilişkilerin güçlendiğini görmek istiyor

BRÜKSEL (AA) – Avrupa Birliği (AB), Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell arasındaki görüşmeden sonra “AB üyesi ülkeler, Türkiye ile mevcut olumsuz gidişin tersine çevrilerek ikili ilişkilerin güçlendiğini görmek istiyor.” açıklaması yaptı.

Çavuşoğlu ile Borrell’in Malta’daki görüşmesinin ardından Borrell’in ofisinden yapılan açıklamada, Valetta’daki görüşmenin son aylarda ikili arasında yapılan toplantılarda ve son olarak 23 Temmuz’daki telefon görüşmesinde gerçekleşen yoğun görüş alışverişinin devamı olduğu belirtildi.

Açıklamada, “Türkiye, AB için önemli bir ortaktır. AB üyesi ülkeler, Türkiye ile mevcut olumsuz gidişin tersine çevrilerek ikili ilişkilerin güçlendiğini görmek istiyor.” ifadesi yer aldı.

AB Dışişleri Bakanları Gayriresmi Toplantısının 27-28 Ağustos’ta Berlin’de yapılacağı hatırlatılan açıklamada, burada 13 Temmuz’daki AB Dış İlişkiler Konseyi toplantısının devamı olarak Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin bir kez daha ele alınacağı belirtildi.

Açıklamada, Borrell’in Konsey toplantısının sonuçları hakkında Çavuşoğlu’na bilgi verdiği aktarılarak, “Borrell ve Çavuşoğlu, AB-Türkiye ilişkileri, Doğu Akdeniz’deki durum, özellikle Libya ve Suriye olmak üzere bölgesel konular hakkında açık ve samimi görüş alışverişinde bulundu.” değerlendirmesine yer verildi.