Lübnan

Ekonomik ve siyasi kriz girdabındaki Lübnanlılar yasa dışı göçe yöneliyor – BEYRUT

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :

– Limandan genel görüntüler
– Tekne detayları
– Göç etmeye çalışan insanlarla röportajlar
– Balıkçılarla röportajlar – İlk göç denemesi başarısız olan Lübnanlı genç A.H.:
– “Arkadaşlarım ve ben, bu ülkeden gitmekten başka bir şey istemiyoruz. Küçük bir tekneyle yeniden kaçmaya çalışacağız. Bu ülke bizim değil, sadece siyasetçilerin”
– “Lübnan'da belki yiyecek ve içecek alabilecek kadar kazanabilirim. Ama çocuklarıma iyi bir gelecek sunamam. Bu yüzden gitmek zorundayım”
– Trabluslu balıkçı Mustafa Hüseyin:
– “Yeterli param olsa bu şekilde göç eder, ailemi ve kendimi riske atar mıydım”
BEYRUT (AA) – HASAN DERVİŞ – Lübnan'da ekonomik ve siyasi kriz, Beyrut Limanı'ndaki büyük patlamayla zirveye çıkarken, yasa dışı yollarla ülke dışına göç etmeye çalışanların sayısında ciddi artış yaşanıyor.

Tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birini yaşayan Lübnan, ağustos ayında başkent Beyrut'taki limanda meydana gelen patlamayla derinden sarsıldı.

Patlama, çok sayıda can kaybı ve büyük zarara yol açmakla kalmadı, geçen yıl ekim ayından bu yana ekonomik ve siyasi taleplerle halk protestolarına katılan gençlerde, derin bir hayal kırıklığı ve öfkeye de neden oldu.

Lübnan'da iyi bir yaşam umudunu kaybeden ve çareyi başka bir ülkeye göç etmekte arayan gençler, ailelerine daha iyi bir hayat imkanı sunabilmek için yasa dışı yollarla tehlikeli deniz yolculuklarını göze almaya başladı.

Son olarak Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) 6 botla ülkeye gelen 115 düzensiz göçmeni Lübnan'a geri gönderdi.

GKRY, daha sonra yaptığı açıklamada, Lübnan kıyılarından sığınmacılarla yüklü teknelerin gelmesini engellemenin yollarını görüşmek üzere Beyrut'a bir heyet göndereceğini duyurdu.

Lübnan ordusundan yapılan açıklamada ise GKRY'ye yapılan insan kaçakçılığı girişiminin engellendiği duyuruldu.

– Gençler başarısız göç girişimlerini anlattı

Lübnan'a geri getirilen gençlerden adını tam olarak paylaşmak istemeyen A.H., fakirlik yüzünden yasa dışı yollarla göç yoluna başvurduğunu söyledi.

Lübnan'da 13 dolar için 14 saat çalışmak zorunda olduğunu, bunun da yetersiz kaldığını ifade eden A.H., “Arkadaşlarım ve ben, bu ülkeden gitmekten başka bir şey istemiyoruz. Küçük bir tekneyle yeniden kaçmaya çalışacağız. Bu ülke bizim değil sadece siyasetçilerin.” diye konuştu.

Ülkesinden umudunu kesen genç Lübnanlı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Lübnan'da belki yiyecek ve içecek alabilecek kadar kazanabilirim. Ama çocuklarıma iyi bir gelecek sunamam. Bu yüzden gitmek zorundayım.”

– Zorlu yolculuk

Daha iyi bir yaşam hayaliyle çıktıkları tehlikeli ve zorlu yolculuklarını AA muhabirine anlatan M.İ. ise çileli yolun 80 saat sürdüğünü belirtti.

M.İ., “GKRY'ye ulaştık. Orada 5 gün kaldık. Bizi sağlık kontrolünden geçirdikten sonra tekrar gemilere bindirdiler. Şoke olduk. Lübnan'a geri yolladılar.” ifadelerini kullandı.

Bir diğer Lübnanlı ise bu iş için kaçakçılara 3 bin 400 dolar ödediğini ve parasını geri alamadığını söyledi.

Suriyeli bir genç de GKRY sahillerine ulaşmak için 8 bin dolar ödediğini belirterek, “Lübnan'da yalnızım. Tüm ailem Suriye'de ve onların yanına gidemiyorum.” dedi.

Trabluslu balıkçı Mustafa Hüseyin ise neden yasa dışı göçe yöneldiğini, “Yeterli param olsa bu şekilde göç eder, ailemi ve kendimi riske atar mıydım!” diye anlattı.

– Ülkedeki ekonomik kriz

Kamu borcunun 90 milyar doları aştığı Lübnan, 1975-1990 yıllarındaki iç savaştan bu yana en büyük ekonomik krizlerden birini yaşıyor.

İşsizliğin yüzde 35 ve yoksulluğun yüzde 50'nin üzerinde olduğu Lübnan, geçen ay Beyrut Limanı'nda meydana gelen büyük patlamayla daha da zor bir duruma düştü.

Siyasi güçler ile yöneticileri ülkedeki mevcut ekonomik krizin nedeni olarak gören halk, uzun yıllardır yönetimi paylaşan mezhepsel siyasi partilerin yer almadığı, teknokratlardan oluşan küçültülmüş bir hükümetin kurulmasını talep ediyor.

Müslüman ve Hristiyan siyasi grupların desteğiyle 31 Ağustos'ta hükümeti kurma görevini alan Mustafa Edib, halkın beklentileri doğrultusunda teknokratlar hükümeti kuracağını vadetmişti..

Lübnan Cumhurbaşkanı Avn: Hükümet kurulmazsa cehenneme gideriz

BEYRUT (AA) – Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Beyrut Limanı’ndaki korkunç patlamanın ardından istifa eden hükümetin yerine yenisini kurma süreci hakkında başkent Beyrut’taki Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda basın toplantısı düzenledi.

Lübnan’da şu anda hükümeti kurma kriziyle karşı karşıya kaldıklarını aktaran Avn, “Bunun olmaması gerekiyordu, çünkü Lübnan’ın kaybedecek bir dakikası bile yok.” dedi.

Cumhurbaşkanı Avn, ülkedeki siyasi grupların tutumlarındaki ısrardan dolayı hükümetin kurulmasında yakın zamanda ufukta bir çözüm yolu görünmediğini dile getirerek, hükümeti kurmakla görevlendirilen Mustafa Edib’in Saray’a 4 kez çıktığını ancak hiçbirinde kabinesini sunamadığını belirtti.

Edib’in siyasi grupların liderlerinin görüşleriyle kabinesini kurmak istemediği söyleyen Avn, “Edib, bakanlıkların dini mezhebe ait olması yerine her dönemde farklı mezhepler arasında değişecek şekilde bir öneriyle geliyor ve ulusal bir mutabakat olmadığı sürece hükümeti kurmaya yanaşmıyor.” diye konuştu.

Anayasa’nın hiçbir bakanlığın herhangi bir mezhebe verilmesine değinmediğini ifade eden Avn, bakanlıkları herhangi bir mezhep için tahsis etmek yerine dini veya mezhebine bakmaksızın başarılarıyla öne çıkacak isimlerin atanması önerisinde bulundu.

Siyasi grupların birbirlerine karşı dışarıdan güç almaması gerektiğinin altını çizen Avn, Mustafa Edib’in hükümeti kurma görevini bırakıp bırakmayacağı sorusu üzerine ise “Hükümet kurulmazsa cehenneme gideriz.” diyerek, Lübnan’daki ekonomik çöküşün önüne geçilemeyeceğine dikkati çekti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Lübnan’da kurulacak hükümet için verdiği sürenin sona ermesine de değinen Avn, durumu Macron’la istişare ettiklerini, ancak hükümeti kuracak olan Fransa Cumhurbaşkanı değil kendileri olduğunu kaydetti.

Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, Beyrut Limanı’nda geçen ay medana gelen şiddetli patlamayla ilgili soruşturmanın ise zamana ihtiyacı olduğunu söyledi.

Lübnan’da yeni hükümet, Şii siyasi grupların Maliye Bakanlığına kendilerinden bir ismin atanması yönündeki ısrarı nedeniyle kurulamıyor.

Mustafa Edib’ten teknokratlar hükümeti çağrısı

Bu arada hükümeti kurmakla görevli Mustafa Edib, yaptığı yazılı açıklamada, siyasi güçlere ülkeyi ekonomik krizden kurtaracak ve halkın güvenini alacak teknokratlardan oluşan kabineyi oluşturma kolaylığını sağlama çağrısında bulundu.

Ülkenin içinden geçtiği ekonomik ve sosyal krizler nedeniyle kaybedecek zamanı olmadığını hatırlatan Edib, teknokratlar hükümetini kurmak için Cumhurbaşkanı Avn ile çabalarını sürdüreceğini vurguladı.

Halk teknokratlardan oluşan küçültülmüş kabine istiyor

Kamu borcunun 90 milyar doları aştığı Lübnan, 1975-1990 yıllarındaki iç savaştan bu yana en büyük ekonomik krizlerden birini yaşıyor.

İşsizliğin yüzde 35 ve yoksulluğun yüzde 50’nin üzerinde olduğu Lübnan, geçen ay Beyrut Limanı’nda meydana gelen büyük patlamayla daha da zor bir duruma düştü.

Siyasi güçler ile yöneticileri ülkedeki mevcut ekonomik krizin nedeni olarak gören halk, uzun yıllardır yönetimi paylaşan mezhepsel siyasi partilerin yer almadığı, teknokratlardan oluşan küçültülmüş bir hükümetin kurulmasını talep ediyor.

Müslüman ve Hristiyan siyasi grupların desteğiyle 31 Ağustos’ta hükümeti kurma görevini alan Mustafa Edib, halkın beklentileri doğrultusunda teknokratlar hükümeti kuracağını vadetmişti.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron ise 2 hafta önce Beyrut’a yaptığı ziyaret sırasında Edib hükümetinin 15 gün içinde kurularak reformları hayata geçirmesi halinde ekim ayında Lübnan’a destek için uluslararası konferansa ev sahipliği yapacaklarını ifade etmişti.

Beyrut ziyaretini Lübnanlı siyasilere vaat ve yaptırım tehditleriyle sonlandıran Macron’un Edib hükümeti için dile getirdiği süre 15 Eylül’de dolmuştu.

Hafızalardan silinmeyen Sabra ve Şatilla katliamının üzerinden 38 yıl geçti – BEYRUT

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :

– Sabra ve Şatilla kampından detaylar
– Katliamın tanıklarından Ebu Muhammed Salihani'nin açıklaması
– Filistinli mültecilerden Ebubekir Ahval'in açıklaması – Katliamın tanıklarından Ebu Muhammed Salihani:
– “Milisler insanları isimleriyle çağırıp öldürüyorlardı. Katliam 3 gün sürdü. İnsanlar her taraftan kaçmaya çalıştı, o anlar unutulmaz”
– Filistinli mültecilerden Ebubekir Ahval:
– “Katliamda çok sayıda kadın ve çocuk öldürüldü, kimseye merhamet etmediler. Kampta ayağı olmayan Muhammed Duhi isimli dükkan işleten bir kişi vardı, öldürmeden önce gazla işkence ettiler”
BEYRUT (AA) – MAHMUT GELDİ – Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta, işgalci İsrail ordusunun himayesinde aşırı sağcı Hristiyan Falanjist milislerin 3 binden fazla savunmasız insanın canına kıydığı Sabra ve Şatilla katliamının üzerinden 38 yıl geçti.

İsrail'in 14 Mayıs 1948'de işgal ettiği Filistin topraklarında bağımsızlığını ilan etmesinin ardından zorunlu göçe tabi tutularak Lübnan'a sığınan Filistinli mülteciler, 16 Eylül 1982'de İsrail'in yaptırdığı yeni bir saldırıya maruz kaldılar.

İsrail işgal projesinin ortaya çıktığı günden beri acı üzerine acı yaşayan Filistinliler, Lübnanlı aşırı sağcı Hristiyan milislerin 3 gün süren kanlı baskınında kadın ve çocuk ayrımı gözetmeksizin binlerce kayıp verdi.

– “Katliamın şoku ve acıları ruhlarımızla ebedi kalacak”

AA'ya konuşan Sabra ve Şatilla sakini Filistinli mülteciler, “Katliamın şoku ve acıları ruhlarımızda ebedi kalacak, unutulması mümkün değil, acılar unutulmaz.” sözleriyle 38 yıl önceki acımasız saldırının vahşetini gözler önüne seriyorlar.

Katliamın tanıklarından 97 yaşındaki Ebu Muhammed es-Salihani, milislerin insanları isimleriyle çağırıp öldürdüklerini söyledi.

Söz konusu saldırılar sırasında Ahmed Ebu Said isimli çok yakın dostunu da kaybettiğini aktaran Salihani, hala evinde koruduğu küçük baltayı elinde göstererek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu balta, Ahmed Ebu Said'in kafasındaydı, aldım yıkadım ve bugüne kadar korumaya devam ettim. Ebu Said arkadaşımdı, iş dönüşü onun yanında zaman geçirirdim, kendisi kamp için referans olacak değerli bir insandı.”

Katliam saldırılarının 3 gün sürdüğünü aktaran Salihani, insanların her taraftan kaçmaya çalıştığını ve o anların unutulmayacağını kaydetti.

– Katliam, kamplardaki Filistinli savaşçıların çıkmasından sonra gerçekleşti

Sabra ve Şatilla kampı mültecilerilerinden ve katliam tanıklarından Ebubekir Ahval da saldırının, İsrail ordusunun Lübnan'ı işgali nedeniyle evlerine kaçtıkları sırada gerçekleştiğine dikkati çekti.

Kendisinin o zaman çocuk yaşta olduğunu ancak yaşananları çok iyi hatırladığını aktaran Ahval, “O vakit Ebu Cihad el-Vezir isimli bir yetkili, Lübnan'daki Filistinli mülteci kamplarında savaşçı kalmadığı yönünde bir açıklama yaptı. İsrail ordusu ve Hristiyan milisler de bu fırsatı değerlendirerek kamplardaki insanları kesmeye başladılar.” diye konuştu.

Ahval, saldırganların katliamı sessiz yapmaya başladığına işaret ederek, şunları söyledi:

“İnsanlar, hemen yanı başlarındaki sokakta yaşanan katliamdan habersizdi. Saldırganlar, her eve yan komuşlarının ismini söyleyerek girdikten sonra bir sonraki komşunun adını da alır ve öldürmeye başlardı. İnsanları bu şekilde evlerinde öldürüyorlardı.”

Sabra ve Şatilla kamplarında o zaman silahı olan 5 Filistinlinin, insanları uyarmak için ateş açtıklarını anlatan Ahval, bunun üzerine haberdar olan kamp sakinlerinin kaçmaya başladığın belirtti.

O zaman dedesinin kendilerini yakındaki bir okula kaçırdığını dile getiren Ahval, şunları ifade etti:

“Filistinliler ile Hristiyan Ketaib milisleri arasında yaşanan çatışmayla 1975 yılında başlayan Lübnan'ın iç savaşı nedeniyle bir intikam almanın yanı sıra Filistin halkından kurtulmak istediler. Aslında Filistin davasından da kurtulmak istediler, çünkü bazıları Filistinlilere karşı kin besliyor. Biz istemeden Lübnan'a geldik ve imkanımız olduğunda vatanımız Filistin'e geri döneceğiz.”

Filistinli mülteci Ahval, Lübnan'da işgalci olmadıklarının altını çizerek, “Sabra ve Şatilla katliamını unutmamız mümkün değil, acılar unutulmaz. Katliamda çok sayıda kadın ve çocuk öldürüldü, kimseye merhamet etmediler. Kampta ayağı olmayan Muhammed ed-Duhi isimli dükkan işleten bir kişi vardı, öldürmeden önce gazla işkence ettiler.” dedi.

– İsrail Savunma Bakanı Şaron suçlu bulundu

Lübnanlı Hristiyan Ketaib Partisi lideri Beşir Cemayel'in cumhurbaşkanı seçilmesinden kısa süre sonra uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetmesini gerekçe gösteren Hristiyan Falanjist milisler, 16 Eylül 1982'de İsrail ordusunun gözetiminde Sabra ve Şatilla mülteci kamplarına saldırı başlattı.

İsrail'in eski Savunma Bakanı Ariel Şaron'un yönettiği üç gün süren saldırılarda, 3 binden fazla savunmasız Filistinli mülteci katledildi. Çoğunluğu yaşlı, kadın ve çocuklardan oluşan Filistinli mülteciler, milislerin kullandığı ağır silah ve bombaların yanı sıra balta ve kesici aletlerle vahşice öldürüldü.

Katliamın ardından Birleşmiş Milletler 16 Aralık 1982'de yaşananları kınayarak “bunun bir soykırım olduğunu” ilan emişti. Ancak hala katliama dair hiçbir yargılama ve ceza işlemi gerçekleşmedi.

İsrail'in, katliamı araştırmak üzere kurmak zorunda kaldığı komisyon, Şubat 1983’te yayımladığı raporda, Şaron’u, katliamın sorumluları arasında gösterdi.

Lübnan'ın başkenti Beyrut'un batısında yaklaşık bir kilometrekareye sıkışan Sabra ve Şatilla kampları, resmi olmayan verilere göre 12 bin Filistinli mülteciye ev sahipliği yapıyor.

– Katliamın failleri yargılanamadı

Sabra ve Şatila Katliamından sağ kurtulan 23 kişi, 2001’de İsrail başbakanı olan Şaron aleyhinde insanlık suçu işlediği gerekçesiyle, 18 Haziran 2001'de Belçika’da dava açtı.

ABD ve İsrail’in baskıları nedeniyle Belçika, bu davanın açılmasına imkan veren yasayı değiştirmek zorunda kaldı ve 15 Mayıs 2002’de dava yetkisizlik nedeniyle düştü.

Dava düşmeden önce katliamın başrolündeki Falanjist Lübnan Güçleri’nin liderlerinden Eli Hubeyka, Şaron aleyhinde şahitlik yapacağını ilan etmesinden birkaç gün sonra Beyrut’ta aracına konulan bombanın patlaması sonucu öldü.

Hamas’ın Yurt Dışı Basın Ofisi Başkanı Rafet Murra, dün Sabra ve Şatilla katliamının 38. yılı münasebetiyle yaptığı yazılı açıklamada, mültecilere karşı işlenen en kanlı saldırılardan biri olan Sabra ve Şatilla katliamının Filistin halkı ile insanlığın vicdanındaki yerini korumaya devam edeceğini belirtti.

Murra, bu acımasız suçu işleyen İsrailli ve iş birlikçisi milislerin yakalanarak yargılanması çağrısını yineledi.

Lübnan'da yeni hükümetin kurulmasına yönelik beklentiler boşa çıktı

BEYRUT (AA) – Lübnan’da yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Mustafa Edib, Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na çıkarak kabineyi oluşturma çalışmalarını Cumhurbaşkanı Mişel Avn ile paylaştı.

Edib, görüşmenin ardından basına yaptığı açıklamada, “Yeni kabineyi oluşturmaya yönelik çalışmalara ilişkin daha fazla istişarelerde bulunmak üzere Cumhurbaşkanı Mişel Avn ile görüşüm.” dedi.

Hükümeti kurma görüşmesinin yakında olup olmayacağına dair bir soru üzerine Edib, “Hayırlısı olsun.” ifadesini kullandı.

Yerel basının Cumhurbaşkanlığı kaynaklarına dayandırdığı haberlerde, son 24 saatte yaşanan birtakım gelişmeler nedeniyle istişarelerin devamının gerektiği belirtildi.

Edib’in bugün duyurması beklenen yeni kabinesinin önündeki engelin, Şii siyasi grupların Maliye Bakanlığı’na kendilerinden bir ismin atanması yönündeki ısrarı olduğu ifade ediliyor.

Halk teknokratlardan oluşan küçültülmüş kabine istiyor

Kamu borcunun 90 milyar doları aştığı Lübnan, 1975-1990 yıllarındaki iç savaştan bu yana en büyük ekonomik krizlerden birini yaşıyor.

İşsizliğin yüzde 35 ve yoksulluğun yüzde 50’nin üzerinde olduğu Lübnan, geçen ay Beyrut Limanı’nda meydana gelen büyük patlamayla daha da zor bir duruma düştü.

Siyasi güçler ile yöneticileri ülkedeki mevcut ekonomik krizin nedeni olarak gören halk, uzun yıllardır yönetimi paylaşan mezhepsel siyasi partilerin yer almadığı, teknokratlardan oluşan küçültülmüş bir hükümetin kurulmasını talep ediyor.

Müslüman ve Hristiyan siyasi grupların desteğiyle 31 Ağustos’ta hükümeti kurma görevini alan Mustafa Edib, halkın beklentileri doğrultusunda teknokratlar hükümeti kuracağını vadetmişti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise 2 hafta önce Beyrut’a yaptığı ziyaret sırasında Edib hükümetinin 15 gün içinde kurularak reformları hayata geçirmesi halinde ekim ayında Lübnan’a destek için uluslararası konferansa ev sahipliği yapacaklarını ifade etmişti.

Beyrut ziyaretini Lübnanlı siyasilere vaat ve yaptırım tehditleriyle sonlandıran Macron’un, Edib hükümeti için dile getirdiği 15 günlük süre yarın doluyor.

Muhabir: Mahmut Geldi