Lübnan

Lübnan'daki Türk Büyükelçiliğine bayraklı destek

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Türk Büyükelçiliğine asılan bayrağın önünde konuşan Mardinli bir grup üyesi
Lübnan'daki Türk Büyükelçiliğine bayraklı destek
BEYRUT (AA) – Lübnan'da yaşayan Mardinliler, Ermeni bir grubun dün akşam düzenlediği Türk Büyükelçiliğine yönelik “bayraklı eylemine” karşı elçiliğin ana kapısına dev Türk bayrağı astı.

Başkent Beyrut'taki Türk Büyükelçiliğine gelen Mardinli bir grup, elçilik binasının ana kapısına üzerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın fotoğrafının yer aldığı Türk bayrağı asarak, Ermenilerin eylemine karşı Türkiye'ye olan desteklerini ifade etti.

Bayrağı asanlardan Ahmet Avasa, “Lübnan'daki tüm Mardinliler adına Türk bayrağına saygısızlık eden korkakları kınıyoruz.” diyerek, “Bu bayrak Müslümanların simgesidir. Bu bayrağı kendi adıma ve tüm Mardinliler adına Türk Büyükelçiliğinin kapısına asıyorum. Müslümanların simgesini yakan eller felç olsun.” dedi.

Lübnan’daki Ermeni Taşnak Partisi’ne mensup bir grup, dün akşam Türkiye'nin Beyrut Büyükelçilik binasının önünde toplanarak güvenlik güçlerine taş ve havai fişeklerle saldırmıştı.

İşgal altındaki topraklarını kurtarmak için mücadele eden Azerbaycan’a Türkiye’nin verdiği desteği protesto eden grup, Türkiye ve Azerbaycan aleyhinde yaklaşık bir saat slogan attıktan sonra Azerbaycan, Türkiye ve İsrail bayrağını yakmıştı.

– Lübnan'da yaşayan Mardinliler

Ekonomik sıkıntılar nedeniyle 1920'lerde Mardinliler Lübnan'a göç etmeye başladı. Asıl göç 1950-1970 yıllarında yoğun olarak gerçekleşti. O yıllarda Lübnan'daki Mardinlilerin sayısının 60-70 binlerde olduğu tahmin ediliyor.

Lübnan'a gelen Mardinliler, uzun yıllar kimlik almak için mücadele verdi ve bu mücadele 1994'te dönemin Başbakanı Refik Hariri'nin 15 bine yakın Mardinliye Lübnan vatandaşlığı vermesiyle sonuçlandı.

Beyrut'ta yaşayan Mardinlilerin yaklaşık 17 bini hem Türk hem de Lübnan vatandaşlığına sahip.

Lübnan mülteci kampındaki Filistinli bir genç, koronavirüse karşı elektronik sterilizatör icat etti

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :

– Sterilizatörden detaylar
– Filistinli genç Amir Derviş'in açıklaması – Cihaz, akıllı telefona takılıp dezenfektan madde doldurularak kullanılabiliyor
BEYRUT (AA) – RAYA ŞERTUNİ – Lübnan mülteci kamplarındaki Filistinli genç Amir Derviş, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı akıllı telefona takılıp dezenfektan madde doldurularak kullanılabilen küçük bir elektronik sterilizatör icat etti.

AA muhabirine konuşan Lübnan'ın kuzeyindeki Beddavi Mülteci Kampı'nda yaşayan Derviş, cihazının patentini aldığını söyledi.

İşletme alanında yüksek lisans yaptığını ancak küçüklüğünden beri mühendislik icatlarına ilgi duyduğunu ifade eden Derviş, Ekonomi ve Ticaret Bakanlığından sonuncusu “Koronavirüs Savaşçısı 48 Proje”de olmak üzere üç patent aldığını belirtti.

– Çok amaçlı aparat

Derviş, “Cihaz küçük bir aletten ibaret. Akıllı telefona bağlayıp içerisine uygun bir dezenfektan doldurduktan sonra cihaz, kullanmaya hazır duruma geliyor.” dedi.

Bu cihazın dünya çapında binlerce veya milyonlarca akıllı telefon kullanıcısına hizmet sunabileceğini kaydeden Derviş, “Cihazımız öncelikli olarak sterilizasyon hizmeti sağlıyor. Herkes biliyor ki; Kovid-19 nedeniyle dezenfektan taşımaya ihtiyaç duyuyoruz. Ayrıca akıllı telefonlara kablosuz şarj ve ateş ölçer işlevi görmesinden bahsetmiyorum bile.” diye konuştu.

– Buluşu için yatırımcı arıyor

Kişisel Facebook sayfasında cihazın tanıtımını yaptığını, Lübnan'dan ve yurt dışından büyük bir talep olduğunu aktaran Derviş, “Şimdi cihazı ticari bir ürüne dönüştürebilmek için yatırımcı arıyoruz. Bu alandaki uzman kuruluşların çabalarına ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.

Tasarım ve buluş konusunda bireysel çabasını gösterdiğini kaydeden Derviş, artık kendisinin yapabileceklerinin sona erdiğini, resmi bir sponsor bulması gerektiğini aktardı.

Akıllı telefonlarla yangınları söndürmek için bir robot icat ettiğini de söyleyen Derviş, “2017 yılında, ağır makineleri akıllı telefonlar aracılığıyla kontrol eden bir cihaz olan Blue Driver 48'i icat ettim.” dedi.

Derviş, ilgili makamlara hazırlık sürecindeki başka projelerini sunabilmesi için kendisine maddi ve manevi destek sağlamaları çağrısında bulunarak Filistinli bir mülteci olarak insan hayatını kurtarmayı ve kolaylaştırmayı temenni ettiğini söyledi.

Arap sokağında Fransa’ya öfke büyüyor – BEYRUT

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :

– Şehir merkezinden detaylar
– Muhammed Mardini ile röportaj
– Beyrut sakinlerinden Cihan ile röportaj Arap sokağında Fransa’ya öfke büyüyor
– Muhammed Mardini isimli Lübnanlı vatandaş:
– “Hazreti Muhammed, bütün Arapların yanı sıra Müslümanlar ve dünyadaki herkes için rahmettir. Müslüman halkların ve yönetimlerinin en azından Fransa'daki hakaret içerikli yayınları kınamalarını bekliyoruz”
– Filistinli esnaf Nebil Daana:
– “Fransa’nın bu terbiyesizliği aslında kültürünü ve kimliğini temsil ediyor. Eğer sen insana saygı göstermiyorsan insanlığa saygı göstermiyorsun demektir”
– Iraklı sivil aktivist İbrahim Mahmud:
– “Fransız Cumhurbaşkanının Peygamberimize yönelik sözlerini şiddetle kınıyoruz ve tüm Müslümanların Fransız mallarını boykot etmesini istiyoruz”
BEYRUT / KUDÜS / BAĞDAT (AA) – EKİP – Fransa'da Hazreti Muhammed'e ve Müslümanlara hakaret edilmesine öfkeli Arap toplumları, özür bekledikleri Fransızlara ait ürünlerin boykot edilmesini istiyor.

Fransa yönetiminin son zamanlarda Müslümanları ve ibadet yerlerini hedef almasının yanı sıra İslam Peygamberi Hazreti Muhammed'e yönelik hakaret içerikli karikatürlerin yayınlanmasının önünü açması, İslam dünyasında büyük tepki çekti.

AA muhabirleri, Lübnan'ın başkenti Beyrut'un yanı sıra işgal altındaki Doğu Kudüs ve Irak’ın başkenti Bağdat’ta mikrofon uzattığı vatandaşlardan, İslam ülkelerinin Fransız ürünlerini tümüyle boykot etmesi ve Fransız yetkililerin Müslümanlardan en kısa sürede özür dilemesi gerektiği yönünde görüşler aldı.

Muhammed Mardini isimli Lübnanlı vatandaş, İslam Peygamberi Hazreti Muhammed'e yönelik hakarete yeltenen her insanı kınadıklarını belirtti.

Mardini, “Ben buradan bu kimseleri, Hazreti Muhammed'i, güzel ahlakını ve ona nazil olan Kuran'ı öğrenmeye davet ediyorum.” dedi.

Hakaret içerikli karikatürleri yayınlayanları İslam dinine davet eden Mardini, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İslam kurtuluş dinidir. İslam Peygamberi de yeryüzünün tanıklık ettiği faziletli insandır. Ben şahsen, Hazreti Muhammed'in kim olduğunu bilmeden onun aleyhinde konuşanlara acıyorum. Dolayısıyla onları, bu şahsiyeti tanımaya ve ahlakını öğrenmeye davet etmek istiyorum.”

Mardini, İslam dinine yönelik nefret söylemlerine karşı sessizliğe bürünen Müslüman ve Arap yönetimlerini de kınadığını aktararak, “Hazreti Muhammed, bütün Arapların yanı sıra Müslümanlar ve dünyadaki herkes için rahmettir. Müslüman halkların ve yönetimlerinin en azından Fransa'daki hakaret içerikli yayınları kınamalarını bekliyoruz.” diye konuştu.

Soyadını vermek istemeyen Cihan isimli Lübnanlı vatandaş da İslam Peygamberi Hazreti Muhammed'e yönelik hakaret içerikli karikatürleri şiddetle kınayarak, “Fransa'daki Müslümanların inancına karşı tahammülsüzlük, halkların arasına fitne sokmayı hedefliyor. İslam aslında bütün halkları birleştiren birlik dinidir.” diye konuştu.

İnsani olarak da dini simge ve kutsalların hedef alınmasına müsade edilmediğine dikkati çeken Cihan, “Dolayısıyla Müslümanların kutsallarına olan saygısızlığı her türlü kınıyorum. Ayrıca Fransızları sadece Müslümanlardan değil, her insandan özür dilemeye davet ediyoruz. Çünkü kutsallara yönelik hakaretler, bütün insanlığı etkileyen küresel niteliktedir.” dedi.

– “Fransa’nın bu terbiyesizliği, kültürünü ve kimliğini temsil ediyor”

Kudüslü esnaf Nebil Daana da Fransa'nın Müslümanların inançlarına yönelik tutumuna sert tepki göstererek, “Fransa’nın bu terbiyesizliği aslında kültürünü ve kimliğini temsil ediyor. Eğer sen insana saygı göstermiyorsan insanlığa saygı göstermiyorsun demektir. Hazreti Muhammed’in peygamberliğine saygı göstermiyorsan bari insanlığına saygı göster. Bu çok önemlidir hem kültürel olarak hem de uygarlık açısından.” tespitini yaptı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un seçimlerde belli bir kesimden oy almak ve cumhurbaşkanlığını garanti etmek için bu saygısızlığını yaptığına işaret eden Daana, “Macron'un bu saygısızlığı, sadece Fransa’nın iç barışına değil, Fransa’nın dış dünyayla ilişkilerine de zarar veriyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Macron'un bilinçli olarak böyle davrandığına işaret eden Daana, şöyle devam etti:

“Dolayısıyla bu insan hem Avrupa hem de insanlık için tehlike arz ediyor. Nefret dili kullanıyor ve körüklüyor. Müslüman halklar ile Avrupa halkları arasında nefrete yol açıyor. Biz onlardan sadece dinimize saygı göstermelerini bekliyoruz. Ya da gerçek yüzünüzü ortaya koyun, biz de ona göre sizinle ilişki kuralım.”

– “Peygamberimize dil uzatamazsınız”

Kudüslü Avukat Abdülgani Abdülgani de Fransa'nın İslam dinine yönelik uygulamalarına tepki göstererek, “Öncelikle biz Filistinlileri iki şey yaralıyor. Mescid-i Aksa ve Filistinli esirler. Müslümanlar olarak ise iki şey bizim için önemli, dinimiz ve peygamberimiz.” dedi.

Abdülgani, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bize karışmayın, biz de size karışmayalım. Peygamberimize dil uzatamazsınız. Ben senin dinine karışmıyorum, sen de benim dinime karışamazsın. Biz bütün peygamberlere saygı gösteriyoruz. Hepsi bizim peygamberlerimiz.”

– “Fransız ürünlerini boykota çağırıyorum”

Umm Muntasır İdris isimli Filistinli kadın Müslüman ise Hazreti Muhammed'e hakaret içerikli karikatürler yayınlayan Fransızları kınayarak, “Allah onlardan intikam alsın. Onlara karşı Allah bize yeter. Allah İslam’ı ve Müslümanları özgürlüğe kavuştursun. İslam’ı inkarcılara karşı muzaffer eylesin.” temennilerini paylaştı.

Umm Muntasır, Müslümanların inançlarına karşı haddini aşanların tepkisiz kalmaması gerektiğinin altını çizerek, “Fransa’nın ürünlerini de boykot ediyor ve boykota çağırıyorum.” diye konuştu.

– “Fransızların bu hakaretlerine çok sert tepki gösterilmeli”

Filistinli Müslüman kadın Naime Uveysat, “Fransızların bu hakaretlerine çok sert tepki gösterilmeli. Cezalarını ahirette alacaklarını beklememek lazım. Çok sert tepki verilmelidir.” dedi.

Fransa’nın son zamanlarda İslam dinine karşı yaptıklarını kınayarak reddeden Uveysat, şunları kaydetti:

“Yani mesela ben onların herhangi bir sembol ismine hakaret etsem, ahirete mi bırakırlar? Hayır, bilakis bu dünyada perişan ederler beni. Dolayısıyla Müslüman liderler tepki göstermeli çünkü bu hakaret Hazreti Peygamber’den önce o liderlere yapılmıştır. Eğer gerçekten Müslümanlarsa bir dakika bile durmaz, buna tepki gösterirlerdi.”

Uveysat, “Dinimiz bize, 'benim dinim bana, senin dinin sana' mesajı veriyor. Biz tüm peygamberlere iman ediyoruz. Dolayısıyla her insanın inancı, medeniyeti ve kültürü var. Buna saygı gösterilmelidir.” diye konuştu.

– “Tüm Müslümanların Fransız mallarını boykot etmesini istiyoruz”

Iraklı sivil aktivist İbrahim Mahmud da “Fransa yönetimi, insan hakları ve din özgürlüğünden dem vururken Macron’un açıklamalarıyla bunun tersini görüyoruz. Yeryüzünün yarısından fazlasını oluşturan (Müslüman) camianın dini sembolüne hakaret edilmesi asla kabul edilir bir şey değildir. Fransız Cumhurbaşkanının Peygamberimize yönelik sözlerini şiddetle kınıyoruz ve tüm Müslümanların Fransız mallarını boykot etmesini istiyoruz.” dedi.

Bağdatlı Ebu Yusuf da ne Avrupa’dan ne de başka yerden Hazreti Muhammed'e yönelik saldırıları kabul etmediklerini ifade ederek, “Tüm Müslüman ülke yönetimleri, İslam dinini ucuz göstermeye kalkışan ve peygamberimize saldırıyı rutin hale getiren projelere karşı çıkmalı.” ifadelerini kullandı.

TDV, Beyrut'taki patlamada zarar gören tarihi cami ve beş evin onarımını tamamladı

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Törenden detaylar
– TDV Mütevelli Heyeti 2. Başkanı İhsan Açık'ın konuşması
– Türkiye'nin Beyrut Büyükelçisi Hakan Çakıl'ın konuşması

TDV, Beyrut'taki patlamada zarar gören tarihi cami ve beş evin onarımını tamamladı
BEYRUT (AA) – Türkiye Diyanet Vakfı (TDV), Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta 4 Ağustos'ta meydana gelen patlamada hasar gören tarihi bir cami ile ihtiyaç sahibi 5 ailenin evlerini onardı.

Beyrut Limanı'nda ağustos ayında 2 bin 750 ton amonyum nitrat maddesinin infilak etmesi sonucu yaşanan felaketin ardından insani yardım faaliyetleri için harekete geçen Türkiye'nin resmi kurumları ile sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları, Lübnanlıların gönüllerini fethetmeye devam ediyor.

Patlamanın ilk anından itibaren Lübnanlıların yaralarını sarma faaliyetlerine katılan TDV, yoksul ailelere gıda ve hijyen yardımlarının yanı sıra başkentte hasar gören yaklaşık 150 yıllık Osman Bin Affan Camii ve ihtiyaç sahibi ailelerin evlerinin onarım masraflarını karşıladı.

TDV, Türk hayırseverlerin bağışlarıyla onarımlarını tamamladığı evleri düzenlenen törenle sahiplerine teslim etti.

Törende konuşan Türkiye'nin Beyrut Büyükelçisi Hakan Çakıl, Türkiye'nin izlemekte olduğu dış politikanın en önemli unsurunun insani yönü olduğuna işaret ederek, “Türkiye'nin 2020 yılındaki temel prensibi insani ve girişimci dış politikadır. Bu nedenle Türkiye, 4 Ağustos'taki patlamanın ardından tüm imkanlarıyla Lübnan'ın yardımına koşmuştur. Hatta patlamanın üzerinden 24 saat geçmeden Türkiye'den acil yardım ekipleri Beyrut'taki arama kurtarma çalışmalarına başlamıştı.” dedi.

TDV'nin de tıpkı diğer Türk kuruluşları gibi Beyrut'taki yardım faaliyetlerine katıldığını hatırlatan Çakıl, TDV'nin bu sürede cami ve evlerin onarımının dışında da çok sayıda insani yardım projesini gerçekleştirdiğini kaydetti.

Türk sivil toplum kuruluşlarının Lübnan'da hayata geçirdikleri insani yardım projelerinin hepsinin kendileri için gurur kaynağı olduğunun altını çizen Çakıl, Türkiye'nin Lübnan'a insani yardım faaliyetlerine devam edeceğini ve Lübnan'ı yalnız bırakmayacağını vurguladı.

TDV Mütevelli Heyeti 2. Başkanı İhsan Açık da Türkiye'nin Beyrut Limanı'ndaki patlamanın ardından Lübnan'a yaptığı insani yardımlar çerçevesinde camileri de gözardı etmediklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın selamlarıyla geldiklerini dile getiren Açık, Türkiye'nin şu anda dünyadaki Müslümanlar için ensar görevi gördüğünü ve kardeşlerine yardımlarını sürdüreceğini kaydetti.

Osman Bin Affan Camii İmamı Usame Şihab da yaptığı konuşmada, Lübnan'ı her zaman olduğu gibi bu zor dönemde de yalnız bırakmayan Türkiye'nin hükümeti ve halkına teşekkür etti.

Türkiye'nin Müslüman ülkeleri için tarih boyunca koruyucu kale görevi gördüğünü söyleyen Şihab, “Hatta Haçlı Seferlerinde, Türkiye üzerinden başaramadıkları İslam coğrafyasını işgal etme girişimlerini Akdeniz'den Filistin güzergahıyla denediler.” diye konuştu.

Türkiye'ye hem insani yardımları hem insani duruş sergilediği için teşekkür ettiklerini söyleyen Şihab, “Müslümanlar şu anda en zor dönemlerden birini yaşıyorlar. Türkiye'nin sergilediği dik duruşlar ise tüm Müslümanlara güven veriyor.” ifadelerini kullandı.