Lübnan

Lübnan Cumhurbaşkanı Avn: Hükümet kurulmazsa cehenneme gideriz

BEYRUT (AA) – Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Beyrut Limanı’ndaki korkunç patlamanın ardından istifa eden hükümetin yerine yenisini kurma süreci hakkında başkent Beyrut’taki Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda basın toplantısı düzenledi.

Lübnan’da şu anda hükümeti kurma kriziyle karşı karşıya kaldıklarını aktaran Avn, “Bunun olmaması gerekiyordu, çünkü Lübnan’ın kaybedecek bir dakikası bile yok.” dedi.

Cumhurbaşkanı Avn, ülkedeki siyasi grupların tutumlarındaki ısrardan dolayı hükümetin kurulmasında yakın zamanda ufukta bir çözüm yolu görünmediğini dile getirerek, hükümeti kurmakla görevlendirilen Mustafa Edib’in Saray’a 4 kez çıktığını ancak hiçbirinde kabinesini sunamadığını belirtti.

Edib’in siyasi grupların liderlerinin görüşleriyle kabinesini kurmak istemediği söyleyen Avn, “Edib, bakanlıkların dini mezhebe ait olması yerine her dönemde farklı mezhepler arasında değişecek şekilde bir öneriyle geliyor ve ulusal bir mutabakat olmadığı sürece hükümeti kurmaya yanaşmıyor.” diye konuştu.

Anayasa’nın hiçbir bakanlığın herhangi bir mezhebe verilmesine değinmediğini ifade eden Avn, bakanlıkları herhangi bir mezhep için tahsis etmek yerine dini veya mezhebine bakmaksızın başarılarıyla öne çıkacak isimlerin atanması önerisinde bulundu.

Siyasi grupların birbirlerine karşı dışarıdan güç almaması gerektiğinin altını çizen Avn, Mustafa Edib’in hükümeti kurma görevini bırakıp bırakmayacağı sorusu üzerine ise “Hükümet kurulmazsa cehenneme gideriz.” diyerek, Lübnan’daki ekonomik çöküşün önüne geçilemeyeceğine dikkati çekti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Lübnan’da kurulacak hükümet için verdiği sürenin sona ermesine de değinen Avn, durumu Macron’la istişare ettiklerini, ancak hükümeti kuracak olan Fransa Cumhurbaşkanı değil kendileri olduğunu kaydetti.

Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, Beyrut Limanı’nda geçen ay medana gelen şiddetli patlamayla ilgili soruşturmanın ise zamana ihtiyacı olduğunu söyledi.

Lübnan’da yeni hükümet, Şii siyasi grupların Maliye Bakanlığına kendilerinden bir ismin atanması yönündeki ısrarı nedeniyle kurulamıyor.

Mustafa Edib’ten teknokratlar hükümeti çağrısı

Bu arada hükümeti kurmakla görevli Mustafa Edib, yaptığı yazılı açıklamada, siyasi güçlere ülkeyi ekonomik krizden kurtaracak ve halkın güvenini alacak teknokratlardan oluşan kabineyi oluşturma kolaylığını sağlama çağrısında bulundu.

Ülkenin içinden geçtiği ekonomik ve sosyal krizler nedeniyle kaybedecek zamanı olmadığını hatırlatan Edib, teknokratlar hükümetini kurmak için Cumhurbaşkanı Avn ile çabalarını sürdüreceğini vurguladı.

Halk teknokratlardan oluşan küçültülmüş kabine istiyor

Kamu borcunun 90 milyar doları aştığı Lübnan, 1975-1990 yıllarındaki iç savaştan bu yana en büyük ekonomik krizlerden birini yaşıyor.

İşsizliğin yüzde 35 ve yoksulluğun yüzde 50’nin üzerinde olduğu Lübnan, geçen ay Beyrut Limanı’nda meydana gelen büyük patlamayla daha da zor bir duruma düştü.

Siyasi güçler ile yöneticileri ülkedeki mevcut ekonomik krizin nedeni olarak gören halk, uzun yıllardır yönetimi paylaşan mezhepsel siyasi partilerin yer almadığı, teknokratlardan oluşan küçültülmüş bir hükümetin kurulmasını talep ediyor.

Müslüman ve Hristiyan siyasi grupların desteğiyle 31 Ağustos’ta hükümeti kurma görevini alan Mustafa Edib, halkın beklentileri doğrultusunda teknokratlar hükümeti kuracağını vadetmişti.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron ise 2 hafta önce Beyrut’a yaptığı ziyaret sırasında Edib hükümetinin 15 gün içinde kurularak reformları hayata geçirmesi halinde ekim ayında Lübnan’a destek için uluslararası konferansa ev sahipliği yapacaklarını ifade etmişti.

Beyrut ziyaretini Lübnanlı siyasilere vaat ve yaptırım tehditleriyle sonlandıran Macron’un Edib hükümeti için dile getirdiği süre 15 Eylül’de dolmuştu.

Hafızalardan silinmeyen Sabra ve Şatilla katliamının üzerinden 38 yıl geçti – BEYRUT

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :

– Sabra ve Şatilla kampından detaylar
– Katliamın tanıklarından Ebu Muhammed Salihani'nin açıklaması
– Filistinli mültecilerden Ebubekir Ahval'in açıklaması – Katliamın tanıklarından Ebu Muhammed Salihani:
– “Milisler insanları isimleriyle çağırıp öldürüyorlardı. Katliam 3 gün sürdü. İnsanlar her taraftan kaçmaya çalıştı, o anlar unutulmaz”
– Filistinli mültecilerden Ebubekir Ahval:
– “Katliamda çok sayıda kadın ve çocuk öldürüldü, kimseye merhamet etmediler. Kampta ayağı olmayan Muhammed Duhi isimli dükkan işleten bir kişi vardı, öldürmeden önce gazla işkence ettiler”
BEYRUT (AA) – MAHMUT GELDİ – Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta, işgalci İsrail ordusunun himayesinde aşırı sağcı Hristiyan Falanjist milislerin 3 binden fazla savunmasız insanın canına kıydığı Sabra ve Şatilla katliamının üzerinden 38 yıl geçti.

İsrail'in 14 Mayıs 1948'de işgal ettiği Filistin topraklarında bağımsızlığını ilan etmesinin ardından zorunlu göçe tabi tutularak Lübnan'a sığınan Filistinli mülteciler, 16 Eylül 1982'de İsrail'in yaptırdığı yeni bir saldırıya maruz kaldılar.

İsrail işgal projesinin ortaya çıktığı günden beri acı üzerine acı yaşayan Filistinliler, Lübnanlı aşırı sağcı Hristiyan milislerin 3 gün süren kanlı baskınında kadın ve çocuk ayrımı gözetmeksizin binlerce kayıp verdi.

– “Katliamın şoku ve acıları ruhlarımızla ebedi kalacak”

AA'ya konuşan Sabra ve Şatilla sakini Filistinli mülteciler, “Katliamın şoku ve acıları ruhlarımızda ebedi kalacak, unutulması mümkün değil, acılar unutulmaz.” sözleriyle 38 yıl önceki acımasız saldırının vahşetini gözler önüne seriyorlar.

Katliamın tanıklarından 97 yaşındaki Ebu Muhammed es-Salihani, milislerin insanları isimleriyle çağırıp öldürdüklerini söyledi.

Söz konusu saldırılar sırasında Ahmed Ebu Said isimli çok yakın dostunu da kaybettiğini aktaran Salihani, hala evinde koruduğu küçük baltayı elinde göstererek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu balta, Ahmed Ebu Said'in kafasındaydı, aldım yıkadım ve bugüne kadar korumaya devam ettim. Ebu Said arkadaşımdı, iş dönüşü onun yanında zaman geçirirdim, kendisi kamp için referans olacak değerli bir insandı.”

Katliam saldırılarının 3 gün sürdüğünü aktaran Salihani, insanların her taraftan kaçmaya çalıştığını ve o anların unutulmayacağını kaydetti.

– Katliam, kamplardaki Filistinli savaşçıların çıkmasından sonra gerçekleşti

Sabra ve Şatilla kampı mültecilerilerinden ve katliam tanıklarından Ebubekir Ahval da saldırının, İsrail ordusunun Lübnan'ı işgali nedeniyle evlerine kaçtıkları sırada gerçekleştiğine dikkati çekti.

Kendisinin o zaman çocuk yaşta olduğunu ancak yaşananları çok iyi hatırladığını aktaran Ahval, “O vakit Ebu Cihad el-Vezir isimli bir yetkili, Lübnan'daki Filistinli mülteci kamplarında savaşçı kalmadığı yönünde bir açıklama yaptı. İsrail ordusu ve Hristiyan milisler de bu fırsatı değerlendirerek kamplardaki insanları kesmeye başladılar.” diye konuştu.

Ahval, saldırganların katliamı sessiz yapmaya başladığına işaret ederek, şunları söyledi:

“İnsanlar, hemen yanı başlarındaki sokakta yaşanan katliamdan habersizdi. Saldırganlar, her eve yan komuşlarının ismini söyleyerek girdikten sonra bir sonraki komşunun adını da alır ve öldürmeye başlardı. İnsanları bu şekilde evlerinde öldürüyorlardı.”

Sabra ve Şatilla kamplarında o zaman silahı olan 5 Filistinlinin, insanları uyarmak için ateş açtıklarını anlatan Ahval, bunun üzerine haberdar olan kamp sakinlerinin kaçmaya başladığın belirtti.

O zaman dedesinin kendilerini yakındaki bir okula kaçırdığını dile getiren Ahval, şunları ifade etti:

“Filistinliler ile Hristiyan Ketaib milisleri arasında yaşanan çatışmayla 1975 yılında başlayan Lübnan'ın iç savaşı nedeniyle bir intikam almanın yanı sıra Filistin halkından kurtulmak istediler. Aslında Filistin davasından da kurtulmak istediler, çünkü bazıları Filistinlilere karşı kin besliyor. Biz istemeden Lübnan'a geldik ve imkanımız olduğunda vatanımız Filistin'e geri döneceğiz.”

Filistinli mülteci Ahval, Lübnan'da işgalci olmadıklarının altını çizerek, “Sabra ve Şatilla katliamını unutmamız mümkün değil, acılar unutulmaz. Katliamda çok sayıda kadın ve çocuk öldürüldü, kimseye merhamet etmediler. Kampta ayağı olmayan Muhammed ed-Duhi isimli dükkan işleten bir kişi vardı, öldürmeden önce gazla işkence ettiler.” dedi.

– İsrail Savunma Bakanı Şaron suçlu bulundu

Lübnanlı Hristiyan Ketaib Partisi lideri Beşir Cemayel'in cumhurbaşkanı seçilmesinden kısa süre sonra uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetmesini gerekçe gösteren Hristiyan Falanjist milisler, 16 Eylül 1982'de İsrail ordusunun gözetiminde Sabra ve Şatilla mülteci kamplarına saldırı başlattı.

İsrail'in eski Savunma Bakanı Ariel Şaron'un yönettiği üç gün süren saldırılarda, 3 binden fazla savunmasız Filistinli mülteci katledildi. Çoğunluğu yaşlı, kadın ve çocuklardan oluşan Filistinli mülteciler, milislerin kullandığı ağır silah ve bombaların yanı sıra balta ve kesici aletlerle vahşice öldürüldü.

Katliamın ardından Birleşmiş Milletler 16 Aralık 1982'de yaşananları kınayarak “bunun bir soykırım olduğunu” ilan emişti. Ancak hala katliama dair hiçbir yargılama ve ceza işlemi gerçekleşmedi.

İsrail'in, katliamı araştırmak üzere kurmak zorunda kaldığı komisyon, Şubat 1983’te yayımladığı raporda, Şaron’u, katliamın sorumluları arasında gösterdi.

Lübnan'ın başkenti Beyrut'un batısında yaklaşık bir kilometrekareye sıkışan Sabra ve Şatilla kampları, resmi olmayan verilere göre 12 bin Filistinli mülteciye ev sahipliği yapıyor.

– Katliamın failleri yargılanamadı

Sabra ve Şatila Katliamından sağ kurtulan 23 kişi, 2001’de İsrail başbakanı olan Şaron aleyhinde insanlık suçu işlediği gerekçesiyle, 18 Haziran 2001'de Belçika’da dava açtı.

ABD ve İsrail’in baskıları nedeniyle Belçika, bu davanın açılmasına imkan veren yasayı değiştirmek zorunda kaldı ve 15 Mayıs 2002’de dava yetkisizlik nedeniyle düştü.

Dava düşmeden önce katliamın başrolündeki Falanjist Lübnan Güçleri’nin liderlerinden Eli Hubeyka, Şaron aleyhinde şahitlik yapacağını ilan etmesinden birkaç gün sonra Beyrut’ta aracına konulan bombanın patlaması sonucu öldü.

Hamas’ın Yurt Dışı Basın Ofisi Başkanı Rafet Murra, dün Sabra ve Şatilla katliamının 38. yılı münasebetiyle yaptığı yazılı açıklamada, mültecilere karşı işlenen en kanlı saldırılardan biri olan Sabra ve Şatilla katliamının Filistin halkı ile insanlığın vicdanındaki yerini korumaya devam edeceğini belirtti.

Murra, bu acımasız suçu işleyen İsrailli ve iş birlikçisi milislerin yakalanarak yargılanması çağrısını yineledi.

Lübnan'da yeni hükümetin kurulmasına yönelik beklentiler boşa çıktı

BEYRUT (AA) – Lübnan’da yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Mustafa Edib, Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na çıkarak kabineyi oluşturma çalışmalarını Cumhurbaşkanı Mişel Avn ile paylaştı.

Edib, görüşmenin ardından basına yaptığı açıklamada, “Yeni kabineyi oluşturmaya yönelik çalışmalara ilişkin daha fazla istişarelerde bulunmak üzere Cumhurbaşkanı Mişel Avn ile görüşüm.” dedi.

Hükümeti kurma görüşmesinin yakında olup olmayacağına dair bir soru üzerine Edib, “Hayırlısı olsun.” ifadesini kullandı.

Yerel basının Cumhurbaşkanlığı kaynaklarına dayandırdığı haberlerde, son 24 saatte yaşanan birtakım gelişmeler nedeniyle istişarelerin devamının gerektiği belirtildi.

Edib’in bugün duyurması beklenen yeni kabinesinin önündeki engelin, Şii siyasi grupların Maliye Bakanlığı’na kendilerinden bir ismin atanması yönündeki ısrarı olduğu ifade ediliyor.

Halk teknokratlardan oluşan küçültülmüş kabine istiyor

Kamu borcunun 90 milyar doları aştığı Lübnan, 1975-1990 yıllarındaki iç savaştan bu yana en büyük ekonomik krizlerden birini yaşıyor.

İşsizliğin yüzde 35 ve yoksulluğun yüzde 50’nin üzerinde olduğu Lübnan, geçen ay Beyrut Limanı’nda meydana gelen büyük patlamayla daha da zor bir duruma düştü.

Siyasi güçler ile yöneticileri ülkedeki mevcut ekonomik krizin nedeni olarak gören halk, uzun yıllardır yönetimi paylaşan mezhepsel siyasi partilerin yer almadığı, teknokratlardan oluşan küçültülmüş bir hükümetin kurulmasını talep ediyor.

Müslüman ve Hristiyan siyasi grupların desteğiyle 31 Ağustos’ta hükümeti kurma görevini alan Mustafa Edib, halkın beklentileri doğrultusunda teknokratlar hükümeti kuracağını vadetmişti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise 2 hafta önce Beyrut’a yaptığı ziyaret sırasında Edib hükümetinin 15 gün içinde kurularak reformları hayata geçirmesi halinde ekim ayında Lübnan’a destek için uluslararası konferansa ev sahipliği yapacaklarını ifade etmişti.

Beyrut ziyaretini Lübnanlı siyasilere vaat ve yaptırım tehditleriyle sonlandıran Macron’un, Edib hükümeti için dile getirdiği 15 günlük süre yarın doluyor.

Muhabir: Mahmut Geldi

Beyrut'taki patlamanın geride bıraktığı kırık camlar, ekonomiye geri kazandırılıyor

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Beyrut'taki patlamanın ardından
– Beyrut'taki patlamanın etkisyle harabeye dönen binalar ve yıkık dökük manzaralar
– Lübnanlı gönüllülerin kırık camları toplamaları
– Toplanan kırık camların Trablusşam kentine gönderilmesi
– Kırık camların Trablusşam'daki cam işleme atölyelerinde ekonomiye kazandırılması
– Lübnanlı gönüllü genç Anthony Abdülkerim ile röportaj
– Trablusşam'daki cam işleme atölyesinin sahibi Salih Hammud ile röportaj Beyrut'taki patlamanın geride bıraktığı kırık camlar, ekonomiye geri kazandırılıyor
– Lübnanlı gönüllü genç Anthony Abdülkerim:
– “Bu girişimle hem cadde ve sokakları cam molozlarından temizlemeyi hedefliyor, hem de cam atıklarını sürahi, kavanoz ve diğer ürünlere dönüştürerek ekonomiye kazandırıyoruz”

BEYRUT (AA) – MAHMUT GELDİ – Lübnanlı gönüllüler, Beyrut Limanı'nda geçen ay meydana gelen büyük patlamanın etkisiyle kentte oluşan on binlerce ton kırık camı sürahi, kavanoz ve diğer ürünlere çevrilmesini sağlarken, kenti de cam molozlarından temizliyor.

Güney komşusu İsrail'le diplomatik ilişkileri olmayan ve doğu ile kuzey sınırına komşu Suriye'deki savaşın uzun yıllardır devam etmesinden büyük ölçüde etkilenen Lübnan, uzun yılların birikmiş siyasi istikrarsızlık ve kamu borcu nedeniyle derin ekonomik krizle boğuşuyor.

Ülkenin Akdeniz'e açılan en önemli ithalat üssü olan ve temel gıda maddeleri için büyük bir ambar görevi gören Beyrut Limanı'ndaki büyük patlamayla kentte binlerce bina ve araç kullanılmaz hale geldi.

Beyrut Limanı'nda 2 bin 750 ton amonyum nitratın infilak etmesiyle meydana gelen felaket sonucu 191 can kaybı ve 6 binden fazla kişinin yaralanmasının yanı sıra 15 milyar dolar maddi hasar oluştu.

– Kırık camları ekonomiye kazandırma girişimi

İşsizliğin yüzde 35'e yükseldiği ve yoksulluk oranının yüzde 50'nin üzerine çıktığı Lübnan'ın başkentide oluşan cam yığınlarını ekonomiye kazandırma girişimi başlatıldı.

Girişime öncülük eden Anthony Abdülkerim, AA muhabirine yaptığı açıklamada, patlamadan en çok etkilenen Cimmeyze ve Mar Mihayil bölgelerinde gönüllü gençlerle çalıştıklarını söyledi.

Kendilerine katılan gönüllü sayısının artmasıyla bir iletişim hattı oluşturduklarını aktaran Abdülkerim, bu hat üzerinden cadde ve sokaklarda toplanan kırık camlarla ilgili kendileriyle iletişim kurulduğunu dile getirdi.

Beyrut'ta küçük kamyonetlerle topladıkları cam yığınlarını işlemek için kuzeydeki Trablusşam kentine gönderdiklerini dile getiren Abdülkerim, “Bugüne kadar Beyrut'un farklı bölgelerinden 65 ton cam toplayarak ekonomiye geri kazandırdık.” dedi.

Genç gönüllü Abdülkerim, yaptıkları çalışmanın kolay olmadığının altını çizerek, “Toplanan kırık camları geri dönüşüm için Trablusşam'daki atölyeye gönderiyoruz. Ancak toplanan camların içindeki metal ve diğer bazı yabancı maddeleri ayırma işlemi çok zor oluyor.” diye konuştu.

Girişimleriyle birçok yönden faydalı olmaya çalıştıklarına dikkati çeken Abdülkerim, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu girişimle hem cadde ve sokakları cam molozlarından temizlemeyi hedefliyor hem de cam atıklarını sürahi, kavanoz ve diğer cam ürünlerine dönüştürerek ekonomiye kazandırıyoruz. Ayrıca ekonomik krizin olduğu bu dönemde boşta duran kamyonet sahipleri ve cam işleme atölyesinde istihdam edilen insanlara iş fırsatı sağlamış oluyoruz.”

Beyrut'taki on binlerce ton cam atığın geri kazanılmasıyla ülkedeki çöp dağlarının daha da büyümesini de engellemeye çalıştıklarına işaret eden Abdülkerim, elde edilen ürünleri nakliye ve atölye çalışanlarının emeklerinin karşılığını verecek düzeyde düşük fiyatlarla piyasaya sürdüklerini anlattı.

– Hammud, hala Beyrut'tan günlük 2 kamyon cam alıyoruz

Trablusşam'daki cam işleme atölyesinin sahibi Salih Hammud ise atölyenin 1975 yılında babası tarafından kurulduğu ve ham madde yerine daha çok geri dönüşüm üzerine odaklı çalıştıklarını belirtti.

Son olarak Beyrut Limanı'ndaki patlamanın arkasında bıraktığı cam yığınlarının geri dönüşümü konusunda kendileriyle iletişime geçildiğini dile getiren Hammud, gönüllü grupların kendilerine getirdiği camları işleme aldıklarını kaydetti.

Hammud, hala Beyrut'tan her 2-3 günde bir kendilerine 2 kamyon cam ulaştığını söyledi.

– Ülkedeki ekonomik kriz

Farklı din ve mezheplere dayalı siyasi bölünmeler açısından oldukça kırılgan bir yapıya sahip Lübnan'ın ekonomisi, 1975-1990 yıllarındaki iç savaştan bu yana en büyük krizlerden birini yaşıyor.

Başbakan Hassan Diyab, geçen aylarda ülkesindeki kamu borcunun 90 milyar doları aştığını kaydetmişti.

Lübnan hükümeti, her yıl 2 milyar dolar olmak üzere 5 yılda toplam 10 milyar dolar kredi almak için Uluslararası Para Fonu ile müzakerelere başladığını açıklamıştı.

Ekonomik kriz içindeki Lübnan, geçen ay Beyrut Limanı'nda meydana gelen büyük patlamayla daha da zor duruma düşmüştü.

Halk, siyasi güçler ile yöneticileri ülkedeki mevcut ekonomik krizin sebebi olarak gördüğü yolsuzluklarla suçluyor.