Mavi Balina

Sanal ortamdaki büyük tehlike: 'Mavi Balina'

İSTANBUL (AA) – Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Bilgisayar Bilimleri Araştırma ve Uygulama Merkezi, dünya çapında çok sayıda intihar olayıyla bağdaştırılan ve sık sık gündeme gelmeye devam eden “Mavi Balina” oyununun tehlikelerine karşı aileleri uyarmak amacıyla video yayınladı.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Bilgisayar Bilimleri Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Eray Çelik tarafından hazırlanan ve Youtube’da yayınlanan “Mavi Balina Hakkında Bilinmesi Gerekenler” adlı video, 14 bin izlenme sayısına ulaştı.

Özellikle ailelerin bu tehlikeli oyuna dikkatini çekmek amacıyla hazırlanan videoda yer alan bilgilere göre, “Mavi Balina” oyununun, orijinal adı “Siniy Kit”. Bu ismin, Rus rock grubu Lumen’in bir şarkısından alındığı düşünülüyor.

“Neden çığlık atarsın/Kimse sesini duymazken/Konu ne, konu ne” sözlerinin yer aldığı şarkı, ağı delip geçemeyen devasa bir mavi balinanın öyküsünü anlatıyor.

Aynı zamanda mavi balina türlerinin, artık iyileşemeyecek kadar hasta veya yaralı olduklarında kendilerini karaya vurdukları biliniyor.

Oyunun kurucusu Philipp Budeikin, 2016 yılında Rusya’da tutuklandı. Budeikin duruşmada, “toplumda temizlik yaptığını ve kurbanlarının birer biyolojik atık” olduğunu ifade etti.

Oyun nasıl oynanıyor?

Bu oyuna, sosyal ağlar üzerinden katılan kişilerden, çoğu şiddet içeren 50 talimatı yerine getirmesi isteniyor.

50 günlük bir süreyi kapsayan bu komutlar arasında, derin olmayacak şekliyle kol ve bacakların kesilmesi, korku filmlerinin seyredilmesi, belirli bir süre boyunca kimseyle görüşülmemesi, yüksek sesli olarak müzik dinlenilmesi gibi aşamalar yer alıyor.

50. günün sonunda ise kişiye son aşama olan “yüksekten atlayarak ya da kendini asarak intihar etme” komutu veriliyor.

Oyun, “öl nasıl olsa yeniden doğacaksın” fikrini kişiye öğütlüyor. 50 günün sonunda hem duygusal hem de fiziksel olarak pek çok zarar almış çevrim içi oyuncunun, mavi balina türlerinin artık iyileşemeyecek kadar hasta veya yaralı olduklarında kendilerini karaya vurmalarına benzer şekilde intihar etmesi isteniyor.

Çocuğunuzun “Mavi Balina” oynadığını nasıl anlarsınız?

Çocuğun, “Mavi Balina” oynayıp oynamadığını anlamak için davranışlarının yakından gözlemlenmesi gerekiyor.

Çocuklar eğer günlük sürecinden ayrılıyorsa, ruh halinde değişiklik, iletişimde azalma, gece saatlerinde internette dolaşma, umutsuzluk, mutsuzluk, yeme-içme davranışlarında değişiklik gözlemleniyorsa, vücutlarında çeşitli izler, ani öfkelenmeler, korku, uykusuzluk, derslerde başarısızlık ve notlarda düşüş, algılama ve odaklanma problemleri, sosyal uyumsuzluk, saldırganlık düşüncesi, saldırgan duygularda artış, içe dönüklük söz konusuysa, anne-babaların bu hususlara dikkat etmesi önem arz ediyor.

Ebeveynlere öneriler…

* Çocuğunuzun hangi oyunları oynadığını, yakından takip edin.

* Forum siteleri ya da oyunlar için hazırlanan reyting sitelerine girip, oynanan oyunların içeriğini, yararlarını veya zararlarını araştırın.

* Çocukların çevrim içi güvenlik ayarlarını kontrol edin.

* Çocukların ekran süresini kontrol edin.

* Okul, çalışma ve uyuma sürelerinde çocuğun ekrandan (akıllı telefon, tablet, vb.) uzakta geçireceği süre için bir zamanlama ayarlayın

* Çocuğun cep telefonu faturasının inceleyin

* Ses değiştirme programları ya da araçlarından yararlananın. Çocuğunuz, canlı sohbet yapmayı gerektiren oyunlar oynuyorsa, seslerini değiştirdiklerinden emin olun. Eğer oyunda böyle bir zorunluluk yoksa, çocuğunuzun sesli sohbet yapmasına izin vermeyin.

*Çocuklarınızın bir web kamera yerine, bir avatar resmi kullanmasını sağlayın.

*Sohbet yapmayı gerektiren oyunlarda, kötü davranışlar, küfürleşme ve hatta cinsel içerikli yazışmalar dahi yapılabildiği için gerekli tedbirleri alarak, çocuğunuza çevrim içi sohbet ahlakını anlatın.

*Çocuğunuzun internet yaşına uygun sitelere girdiğinden ve etik olmayan davranışları ya da şiddeti özendiren sitelere erişmediğinden emin olun.

*Çocuğunuzla daha sık konuşun daha fazla zaman geçirin.

*Çocuğunuza rol model olun. Kendiniz de internet aracılığıyla yaptığınız aktivitelerin farkında olun.

*Akşam belli bir saatten sonra internet erişimini kapatın. (21.00-08.00)

*İnterneti iyi bilin ve gelişmeler hakkında haberdar olun. Çocuklarınız oyun oynarken, bir şeyler ters giderse, böylelikle ne yapacağınızı bileceksiniz.

*Eğer çocuğunuzun Mavi Balina oyununu oynadığını fark ederseniz, hemen bütün elektronik aletlerden internet erişimini kesin.

*Çocuğunuzun okulundaki rehberlik servisine, öğretmenlerine ve yaşadığınız yerdeki polis yetkililerine haber verin ve bir sonraki önlemleri almak için onların tavsiyelerine başvurun.

*Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun “www.guvenlicocuk.org.tr/” ve “https://www.guvenliweb.org.tr/” adreslerini ziyaret ederek, farkındalık düzeyinizi arttırın.

“Her çevirim içi oyuna ulaşmanın bir yöntemi var”

Bu oyuna ilişkin araştırmalar yapan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Eray Çelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, günümüzde çocukların da yetişkinler gibi internet aracılığıyla öğrenmek istedikleri her türlü bilgiye kolayca ulaşabildiğini ve elde ettikleri bilgiyi farklı şekillerde kullanabildiğini söyledi.

Her çevirim içi oyuna ulaşmanın bir yöntemi olduğunu aktaran Prof. Dr. Çelik, çevirim içi oyunların tamamını kötü ilan etmenin çok sağlıklı bir yaklaşım olmadığını anlattı. Çelik, çevirim içi oyunların çocukların aktif, deneysel ve probleme dayalı öğrenme süreçlerini destekleyerek hızlı ve etkili iletişim kurmalarını sağladığını dile getirdi.

“İlk düşünülmesi gereken, çocuğun yaşına uygun olup olmadığı”

Çevrimiçi oyunların çocuğun yaşına uygun olup olmadığının kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Çelik, ailelerin oyun derecelendirme kuruşlarına ait resmi web sitelerinden çocuklarının oynadıkları oyuna ilişkin bilgi sahibi olmalarının oldukça önem taşıdığını aktardı.

“Mavi Balina” ve “Momo” gibi oyunların öncelikle birer klasik anlamda dijital oyun olarak tanımlanmaması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Çelik, şu bilgileri aktardı:

“Dünya genelinde bunlarla aktif mücadele edildiğini unutmamak gerekiyor. Bunlarla en etkin biçimde mücadele eden ülkeler başında Türkiye Cumhuriyeti geliyor. BTK ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bu konularda çok önemli çalışmaları bulunmakta. Bu oyunlarla etkin mücadele söz konusu olduğundan; forum, oyun siteleri ve kendilerine ait bir web sitesi yerine farklı platformlardan özellikle de sosyal medya üzerinden çevrim içi oyunculara ulaşmaktalar. Daha açık bir ifadeyle oyunun, yöneticisinin gizlice gönderdiği linklerle sosyal medya ve benzeri ortamlarda çocuklara ulaştığını düşünüyoruz. Bizler bu oyunların yasa dışı bir ağ oluşturduğunu kabul ederek, bu ağın kendini gizlemek için her türlü siber güvenliği en üst düzeyde alacağını unutmadan en etkin biçimde mücadele etmeliyiz.

Bu oyun platformlarını gereğinden fazla dile getirerek bunu çocuklar açısından bir merak unsuru haline getiriyoruz. Sadece bu çok konuşulan çevrim içi oyunlar değil, bazı sosyal medya platformları, cinsel içerikli web sayfaları, video yayımcıları gibi farklı düzey ve biçimlerde olmak üzere benzer tehlikeleri barındırıyorlar. Toplumun tamamını etkin bir dijital okur-yazarlık düzeyine getirerek internet kullanımı konusunda doğru davranış biçimlerini güçlendirmemiz gerekiyor.”

“Sanal dünyanın, kendine dair bir gizemi var”

Sanal dünyanın, kendine dair bir gizemi ve çekiciliği olduğunu ifade eden Prof. Dr. Çelik, “Sanal dünyaya ilişkin muğlak olan ‘özgürlükler dünyası’ tanımı, aslında bizler için bir kurallar manzumesi belirleyeceğimiz yeni bir yaşam alanı olmaktan daha çok, doğru bir ahlak ve eğitim kurgusu ile hepimizin davranış biçimlerinde yapılandırılması gereken bir alan.” diye konuştu.

Çocukların, akıllı cihazları ve internet kullanım yaşının 4’e kadar düştüğünü belirten Prof. Dr. Çelik, sözlerine şöyle devam etti:

“Burada önemli olan çocuğun yaşı değil bizlerin ebeveynler olarak bu süreci ve kullanımı ne kadar kontrol altında tutabildiğimiz. Çocuğumuzun temas ettiği içerikleri kontrol edip etmediğimizdir. Cumhurbaşkanımızın da ısrarla vurguladığı gibi dijitalleşen dünyanın bir parçası olmak ve doğru bir biçimde kullanmak için çocuklardan önce tüm sorumluluk bizlerde başlamaktadır. Çocukların yaş gruplarına göre oynayacakları dijital oyunlar, sosyal medya araçları, ekran kullanma süresi, ekran kısıtlamaları tamamen aile tarafından belirlenmeli ve kontrol altında tutulmalıdır.

Ailelerin, çok açık biçimde dijital dünyanın faydaları ile görebilecekleri zararları da çocuklarına anlatmaları gerekiyor. Toplumda karşılaştığımız tüm profillerin, farklı karakteristik özelliklere sahip bireylerin, sanal dünyada da olduğunu daha fütursuz davranış ve uç kişilik sergileyebileceklerini unutmamalıyız.”

“Dijital platformlar psikososyal sorunlara yol açıyor”

Prof. Dr. Çelik, yapılan araştırmaların, dijital platformların doğru bir içeriğe sahip olmamasının, olumlu sosyal davranışlarda azalma, dikkat sorunları, yalnızlık, okul performansında düşüş, ankisyete gibi psikososyal sorunların ortaya çıkmasına neden olduğunu aktardı.

Bundan dolayı ailelerin her türlü şiddet ve ahlaki kurgusunda sorun olan içeriklerden çocuklarını korumaları gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Çelik, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu tür oyunlara ilişkin klasik anlamda bildiğimiz gibi bir erişim biçimi olmadığından yasal önlemlerin alınması oldukça zor oluyor. Bunu internet aracılığıyla dolandırıcılık, ifşa ya da bahis gibi değerlendirebiliriz. Karşımızda sadece sanal oyun kurucuları yok aynı zamanda siber güvenlik önlemleri konusuna da vakıf bir profesyonel networkün olduğunu düşünmekteyim. Burada tek mücadele aracı doğru bilgilendirme ve kontrol faaliyetlerinden geçiyor.

Rusya’da özellikle görülen intihar vakalarından sonra sosyal medya platformlarında bu oyuna ilişkin anahtar kelimeler arandığında kullanıcıya bir uyarı mesajı görüntülenmektedir. Buradaki amaç kullanıcıya aradığı içeriğe ilişkin farkındalık yaratmaktır. Ülkemizde de aynı biçimde ilgili anahtar kelimeleri arayan kullanıcılar sosyal medya platformları aracılığıyla benzer biçimde farkındalık düzeyini artıracak ya da BTK’nin “https://www.ihbarweb.org.tr/” ihbar hattına yönlendirecek önlemler alınabilir.”

“BTK, bu alanlarda etkin şekilde mücadele ediyor”

Tüm ülkelerin, bu oyunlara ilişkin en etkin mücadele biçiminin ailelerin internet hakkına bilgi sahip olması, çocuklarına rol model olmaları, çocuklarının internet erişimini yakından takip etmeleri gibi yollardan geçtiğini kabul ederek, bu perspektifle mücadelesini sürdürdüğünü aktaran Prof. Dr. Çelik, Türkiye’de de BTK’nin yayın yapan güvenli web ve güvenli çocuk internet sayfalarının, bu alanlarda etkin şekilde mücadele ettiğini anlattı.

Konunun uzmanı pedagogların ısrarlı vurgusunun, bu ve şiddet içerikli benzeri oyunların çok konuşuluyor olmasının çocuk açısından bir merak unsuru haline geldiği yönünde olduğunu belirten Prof. Dr. Çelik, bu uyarıyı çok yerinde ve haklı bulduğunu söyledi.

Prof. Dr. Çelik, doğru bir temel bilgi teknolojileri okur-yazarlığı, sosyal medya okur-yazarlığı, internet okur-yazarlığının herkes tarafından edinilmesi gerektiğini vurguladı.

“Aileler internet güvenliğini sağlamakla yükümlü”

Ailelerin öncelikle kendi yaşam alanlarında çocuklarının internette güvenliklerini sağlamakla yükümlü olduklarına dikkati çeken Prof. Dr. Çelik, şunları kaydetti:

“Buna ilişkin tüm önlemleri almak ailenin sorumluluk alanı içinde. Ancak bunu yaparken internet kullanımına ilişkin kendi tutum ve davranışlarını da gözden geçirmeleri muhakkak gerekiyor. Çocuğun internette kullandığı tüm araçların ve platformların yakından takip edilmesi ve buna ilişkin bilgiye sahip olunması en önemli adım.

Acaba çocuğumun oynadığı bu oyunun içeriği nedir? Acaba çocuğumun üye olduğu sosyal medya platformunu kimler kullanıyor ve ne tür paylaşımlar yapılıyor? Acaba çocuğun sanal dünyada arkadaşları kimlerdir? sorularına cevap aranması oldukça önemli. Çocukların çevirim içi güvenlik ayarlarını kontrol etmelerini sağlayarak, çevirim içi bilgi paylaşma düzeylerini ayarlamalarının kontrol edilmesi pek çok tehlikeyi önleyecektir.”

Web kamera yerine avatar resmi

Çocukların web kamera yerine, bir avatar resminin kullanılması ve ses değiştirme programları ya da araçlarından yararlanılmasının oldukça önemli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Çelik, şu önerilerde bulundu:

“Çocuklarla daha fazla zaman geçirilmeli ve daha sık konuşulmalı. Çocuğa internet ahlakı öğretilmeli. İnterneti iyi bilip ve gelişmeler hakkında haberdar olunmalı. Ekran süresi kısıtlama, içerik takibi gibi ebeveyn kontörlü sağlayan yardımcı programlar mutlaka kullanılmalı. Uyku zamanlarında evde internet erişiminin kesilmesi ve tüm aile bireylerinin bunu uygun davranış sergilemesi sağlanmalı. Bu konuda diğer tüm bağımlılık yapıcı konularda olduğu gibi önce eğitim ve doğru yapılandırılmış bir farkındalık düzeyi kaçınılmaz bir zorunluluk.”

“Tehdit ve meydan okuma unsuru üzerine kurulu”

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Işık Karakaya da AA muhabirine yaptığı açıklamada, internet oyunlarının rekabet içermeleri, zaman ve mekandan bağımsız olarak oynanabilmeleri, renkli, hızlı döngülü, ödül vadeden yanı gibi nedenlerle çocuklar için cezbedici olduğunu söyledi.


Çocukların, bu oyunlar aracılığı ile sosyal ilişki kurma, gündelik yaşamda yapamadıkları ya da söyleyemediklerini söyleyebilme, güç gösterebilme şansına erişebildiğini belirten Karakaya, “Mavi Balina” gibi oyunların ise diğer oyunlardan farklı olarak tehdit ve meydan okuma unsuru üzerine kurulu olduğunun söylendiğini hatırlattı.


Mavi Balina oyunundaki gibi tehdit içeren ve çocuğu zorlayan bir durumda çocukta ruhsal değişiklikler olabilir. İçe kapanma, sosyal ilişkilerinin giderek kısıtlanması, keyifsizlik, huzursuzluk, hırçınlık, okul başarısında düşme gibi belirtiler dikkat çekebilir.”

“Çocuğun uygunsuz internet kullanımında ailenin de rolü olabilir”

Karakaya, çocukların uygunsuz internet kullanımı ve bağımlılığında ailenin de rolünün olabileceğini dile getirerek, “Çatışmalı anne-baba ilişkisi, çocuklarına yeterli ilgi ve sevgi göstermeme, teknolojik araçları uygunsuz olarak kullanmaları, çocuklarının bağımlılığını kolaylaştırıcı nedenleri olabilir. Benzer şekilde bilgisayar, telefon gibi araçları çocukları için bir bakıcı olarak kullanmalarının da bir neden olduğu söylenebilir.” diye konuştu. maya çalışmalıdır.” dedi.

“Yeni akımlar hakkında bilgi sahibi olun” 


Prof. Dr. Karakaya, ayrıca çocukların bilgisayarı odalarında değil, ailenin olduğu ortamda kullanması, bilgisayar kullanımlarının denetlenmesi, hatta anne-baba eşliğinde kullanılması, belirli bir zaman sınırının mutlaka getirilmesi, ödül olarak kullanılmaması önerisinde bulundu.

Çocuğun davranışlarını yakından gözlemlemek gerektiğini vurgulayan Karakaya, “Ruh halinde değişiklik, iletişimde azalma, çalışma isteksizliği ve notlarda düşüş gibi beklenmedik değişimler konusunda dikkatli olunmalıdır. Eğer bu tür değişimler fark edilirse, internet üzerindeki faaliyetlerini yakından izlemek, okul ile iş birliği yapmak ve gerekli durumlarda bir profesyonele başvurmak uygun olacaktır.” ifadelerini kullandı.

“Mavi Balina bir oyun değil, sanal zorbalık”

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Onur Noyan da “Mavi Balina”nın bir oyun değil, bir “meydan okuma”, “sanal zorbalık” ya da “sanal saldırı” olarak tanımlanabileceğini söyledi.

Neredeyse ergenlerde karşılaşılan her türlü kendine zarar verme girişiminin, bu tarz farklı isimlerle adlandırılan meydan okuma uygulamaları ile ilişkilendirildiğini anlatan Noyan, basında çıkan haberlerde bu uygulamaların, son zamanlardaki intihar vakalarıyla ilişkili olup olmadığının kanıtlarıyla açıkça belirtilmediğini ifade etti.

“Önlemenin ilk yolu, başta ‘hayır’ diyebilmek”

Ergenlerden ilk istenen, kendine zarar verme gibi uygunsuz bir davranış ilk aşamada gelse kullanıcının korkup kaçacağını belirten Noyan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu durumu önlemenin ilk yolu, ilk başta ‘hayır’ diyerek, bu tarz uygulamalara girmemek ve uzak durmaktır. Çocuk ve ergenlere ‘hayır’ diyebilmeyi öğretmemiz gerekli öncelikle. Kendine güvenen bir tarzda, net bir tavır alarak ‘hayır’ diyebilmek çok önemlidir. İstemediğin bir davranışı yapmak zorunda değilsin, bu senin seçimin. Başkalarının düşünce ya da seçimlerine saygı duymak, kendine saygı duyulmasının temelidir. Karşıt fikirde olunan hiçbir kimse eleştirilmemeli, yadırganmamalı. 
’Başkalarının seçimlerine saygı duy, sana da saygı duysunlar.’ ‘Hayır’ diyebilen arkadaşlarla zaman geçirmek, başkalarına ‘hayır’ diyebilme cesaretini ve güvenini verir.”

“Ergenler bu süreçte en riskli gruptur”


Ergenlerin bu süreçte en riskli grup olduğunu ifade eden Doç. Dr. Noyan, “Ergenlik sürecinin en önemli özelliği, ebeveynlerinin kendilerini anlamadıklarını düşünmeleridir. Bu dönemde dış dünyadaki heyecan ve yenilikler her zaman için cazip gelmektedir. Sıkıntı, kaygı, öfke gibi olumsuz duygularını ebeveynleri ile paylaşmaktansa olumsuz duyguları ile sanal ortamda zaman geçirerek baş etmeye çalışmaktadırlar. Ergenlik dönemindeki birey, sanal ortamda bir yetişkin olma hevesi içine girer. Kendisini ispat etmeye çalışan ergenler, bu süreçte karşılarına çıkacak heyecanı, riski ve tehlikesi yüksek durumlara karşı daha yatkın olurlar. Özellikle özgüven problemi yaşayan, arkadaş ilişkilerinde sorunları olan, içe kapanık, çekingen bireyler risk altındadır.” değerlendirmesinde bulundu.

“Çocuğunuzla iyi bir iletişim içinde olun”

Doç. Dr. Noyan, ailelere şu tavsiyelerde bulundu:


“Çocuklarınızla iyi bir iletişim içerisinde olun. Hangi sitelerde gezindiklerini, hangi oyunları oynadıklarını, sosyal medya platformlarında neler paylaştıklarını takip edin.

İnternetteki yeni gelişmeleri takip edin. Çocukların kullanmış olduğu bilgisayar ve elektronik aletlerin güvenlik ayarlarının kontrol edilmesi, ebeveyn koruma sistemlerinin açık olduğundan emin olun.

Okul ismi, telefon numarası ya da adres gibi şahsi bilgilerin paylaşılmamasını, uygunsuz mesaj ya da bildirilerin ebeveynlere aktarılmasını sağlayın.

Sosyal medyada paylaşılacak olan resim ya da videoların seçimine dikkat edin.

Çocuklarla konuşabilmek çok önemlidir. Çocukların yapmış oldukları aktivitelere ilgi göstermek, duygularını paylaşmaları için teşvik etmek.

Çocuklara, karşı karşıya olduğu risklerle ilgili doğru bilgileri verin. Bu sorunlarla nasıl baş edebileceklerini aktarın. Akran zorbalığı ile ilgili farkındalık geliştirmelerini sağlayın. Sanal ortamda kendilerine sıkıntı yaratan durumları paylaşmalarını sağlayın.

Ağlayan, üzülen çocukları aşağılamadan, eleştirmeden yanlarında olduğunuzu hissettirin. Bu normal dışı davranışların altındaki ana sebepleri ortaya koymak çok önemlidir. Bazen bir mide bulantısı bile anksiyete ya da kaygının bedensel belirtisi olabilir.”

Muhabir: Çiğdem Alyanak

Polisten “Mavi Balina”ya karşı bilgilendirme

ADANA (AA) – Adana'da polis ekipleri, park ve sokaklarda ebeveynler, çocuklar ve gençlerle görüşerek "Mavi Balina" ve benzeri oyunların tehlikelerine karşı bilgilendirme çalışması yaptı.

İl Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik ile Siber Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, oynayanları psikolojik olarak baskı altına alan, hatta intihara sürükleyen sanal oyunlara karşı toplumda farkındalık oluşturmak için sokağa çıktı.

Ekip, caddelerde ve parklarda gezerek anne-babalar ile çocuk ve gençlere "Mavi Balina" ve benzeri oyunların tehlikelerine karşı bilgi verdi.

Atatürk Parkı'nda polislerin görüştüğü vatandaşlardan Bengü Karakuş, polis ve öğretmenlerin topluma örnek kişiler olduğunu belirterek, bu kişilerin toplumu bilinçlendirme konusunda da büyük bir role sahip bulunduğunu kaydetti.

Karakuş, polis ve öğretmenlerin sanal ortamdaki tehlike konusunda daha çok kişiye ulaşmasının önemine dikkati çekerek, "Benim de torunum var ve o da telefondan oyun oynuyor. Ben ve annesi oynadığı oyunlar konusunda onu sürekli gözlemliyoruz. Oynadığı oyunun ona zararlı olduğunu düşündüğümüzde anlayacağı dilden uyarıyoruz." dedi.

Lise öğrencisi Sena Küçük ise kendisinin de "Mavi Balina" oyununu yüklemek istediğini ancak anne-babasının uyarması üzerine vazgeçtiğini belirterek, "Sanal ortamda bizi bekleyen tehlikelerin ne olduğunu bilmiyoruz. O nedenle polisin aileleri ve gençleri bilgilendirmesi çok olumlu" şeklinde konuştu.

– Okullarda öğrencilere seminer verilecek

Toplum Destekli Polislik Şube Müdür Vekili Semra Kan, gazetecilere yaptığı açıklamada, İl Emniyet Müdürü Zafer Aktaş'ın talimatıyla sanal oyunların tehlikelerine karşı vatandaşları bilinçlendirmek amacıyla harekete geçtiklerini bildirdi.

Kan, okulların açılmasıyla birlikte ilkokul, ortaokul ve liselerde de öğrencilere yönelik bu konuda seminer düzenleyeceklerini kaydetti.

'Türkiye oyun sektöründe üçüncü pazar konumunda'

İSTANBUL (AA) – ELİF KÜÇÜK – Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Dijital Oyun Tasarımı Bölümü Öğretim Görevlisi Meriç Eryürek, Türkiye’nin, oyun sektöründe bölgedeki en hızlı büyüyen üçüncü pazar konumunda olduğunu belirterek, “Pazar büyüklüğü yaklaşık 1 milyar dolar ve geçtiğimiz yıl pazar büyümesi yüzde 24,7 olarak ölçüldü. Yerli oyun firmaları dünya pazarında büyük başarılar elde ediyor.” dedi.

Aynı zamanda Gaming İstanbul Marka ve Pazarlama Yöneticisi olan Eryürek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’deki Z kuşağının gözlerini internet ve oyun dünyasında açtığını ifade ederek, oyun yazmak, tasarlamak ve geliştirmek gibi konuların onlar için çekici meslekler olduğunu belirtti.

Türkiye’nin oyun sektöründeki gelişimine değinen Eryürek, “Türkiye, oyun sektöründe bölgedeki en hızlı büyüyen üçüncü pazar konumunda. Pazar büyüklüğü yaklaşık 1 milyar dolar ve geçtiğimiz yıl pazar büyümesi yüzde 24,7 olarak ölçüldü. Yerli oyun firmaları dünya pazarında büyük başarılar elde ediyor. Ticaret Bakanlığımızın yaptığı açıklamaya göre, ihracatımız 2018 yılında 1 milyar 50 milyon dolar oldu. Bu çok ciddi bir gelişme.” değerlendirmesini yaptı.

Eryürek, ithal oyunlardaki kontrolün sağlanmasında dikkat edilen hususlara ilişkin ise Türkiye’de temsilciliği bulunan dünya markalarının global politikalarını burada devam ettirdiğini, oyunların evrensel kurallara ve yaş sınırlamalarına uygun şekilde üretildiğini söyledi.

“Kaçak yazılımın engellenmesiyle ilgili güçlü düzenlemeler var”

İnternet aracılığıyla satılan oyunlardaki satış politikalarının platform tarafından belirlendiğini, her platformu takip etmenin ise imkansız olduğunu dile getiren Eryürek, “Ülkedeki temsilcilikleri aracılığıyla orijinal oyunlarını Türk pazarına sunan ve tüketicinin alım gücüne uygun pazarlama ve satış kampanyaları yapan firmaların oyunlarındaki kaçak kullanım oranı azaldı. Kopya ve kaçak yazılımın engellenmesiyle ilgili güçlü düzenlemeler var.” diye konuştu.

Eryürek, internet ortamındaki her hareketin takip edilmesinin mümkün olmadığının altını çizerek, firmaların legal faaliyetlerini ve kampanyalarını artırması sonucunda tüketicinin illegal oyunlara yönelmesinin engellenebileceğini kaydetti.

“Mücadeleci yetişmemiz oyun seçimlerimize yansıyor”

Türkiye’de rekabetçi oyunların sevildiğini aktaran Eryürek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sosyal bir milletiz. Zekamızın ve yeteneklerimizin yapay zeka tarafından değil gerçek insanlar tarafından test edilmesini seviyoruz. Bunun genetik olduğunu düşünüyorum. Doğuştan mücadeleci yetişiyoruz ve bu oyun seçimlerimize de yansıyor. Türkiye’de şu anda 14-25 yaş grubu, çok büyük yüzdeyle Battle Royale, MOBA türü oyunlar oynuyor. Fortnite ve PUBG, League of Legends, Zula, Wolfteam ve Counter Strike bu türlerin ülkemizdeki en başarılı örnekleri. Elbette FIFA, PES gibi futbol oyunlarının da ülkemizde en çok sevilen oyunlar arasında yer aldığını unutmamak lazım.”

Eryürek, oyun sektörünün dünyada 200 milyar dolar gelire yaklaştığına dikkati çekerek, gençlerin kariyer ve gelecek fırsatlarıyla dolu bu alana yönlendirilmesi ve oyun tasarlama, geliştirme ve pazarlama alanında eğitim almalarının sağlanması gerektiğini vurguladı.

“Türkiye’deki talep mobil oyunlara doğru evriliyor”

Fortnite’nin, 31 Ocak – 3 Şubat tarihlerinde Türkiye ve Avrupa’daki en büyük etkinliklerinden birinin Gaming İstanbul Fuarı’nda gerçekleştireceğini belirten Eryürek, “Firmalar tüketicinin ilgisini gördükçe bu etkinlikler de artacaktır ve bu da Türkiye’nin kazancı olacaktır. Tabii burada Fortnite’nin Türkiye ve Orta Doğu sorumlusunun bölgeyi çok iyi tanıyan bir Türk olmasının büyük payı var. Pek çok firma ‘Acaba Türkiye’de ne yaparız?’ diye düşünürken, yöneticileri Türk olan Riot Games, Epic Games, Netmarble, Ingame Group gibi firmalar doğru adımları hızla atabiliyor.” ifadelerini kullandı.

Eryürek, “Türkiye’deki talep mobil oyunlara doğru evriliyor. Gelecekte ise sanal gerçeklik konusundaki beklentinin artırılmış gerçeklikte görüleceğini ve artırılmış gerçekliğin büyük bir pazar payı edineceğini düşünüyorum.” diye konuştu.

“Mavi Balina, oyun görünümlü sohbet uygulamasıdır”

Türkiye’nin oyun ve oyun etkinliği pazarlama ağı Gaming İstanbul olarak global markalara hizmet verdiklerini aktaran Eryürek, özellikle çocuklara yönelik geliştirilen oyunların öğretici nitelikte olması için hizmet verecekleri markaları ve oyunları dikkatle seçtiklerini, bazı oyunların ise bölgede tanıtımını yapmayı reddettiklerini anlattı.

Eryürek, dijital mecralarda ticari amaçla piyasaya sürülen, çocuklarda ruhsal ve fiziksel zararlara yol açtığı iddia edilen “Mavi Balina” gibi uygulamalara ilişkin ise şu değerlendirmede bulundu:

“İki yanlış anlamaya açıklık getirmek istiyorum. Mavi Balina oyun değil, oyun görünümlü bir sohbet uygulamasıdır. Her sohbet uygulaması gibi, kullanan insanların niyeti doğrultusunda iyi veya kötü olabilir. Diğer yanlış anlama, Mavi Balina’nın çok yaygın olduğu, gençleri büyük tehlikeye sürüklediği konusunda gittikçe büyüyen dedikodular. Bu yaygın bir uygulama değil, Türkiye’de de hemen hemen hiç bilinmiyor. Geçmişteki üzücü sonuçlara bakarak ‘oyunlar gençleri öldürüyor’ demek, müziğin, sinemanın ve okumanın gençleri öldürdüğünü iddia etmekle eş değer. Çocukları ve gençleri hedef alan, o uygulamada kendisine ‘av’ arayan sorunlu insanlar. Bu insanlar her platformda bunu yapmaya devam edecekler. Her platformu devletin olanaklarıyla dahi takip etmek imkansız.”

Bu noktada asıl görevin yetişkinlere düştüğünü belirten Eryürek, çocukları ve gençleri uygunsuz içerikler konusunda uyarmak ve gerektiğinde hukuki yollara başvurmak gerektiğini vurguladı.

‘İlk üç yaşta ekran ve dijital araçlar zararlı’

İSTANBUL – ETEM GEYLAN

Gelişimini henüz tamamlamamış çocukların dijital dünya ile etkileşimi giderek artıyor. Televizyon, bilgisayar, cep telefonları, oyun sistemleri bebeklikten itibaren çocukları etkiliyor. Okullarda akıllı tahtalar, tabletle öğrenim, kodlama dersleri, bilgisayarla ders tekrarı gibi durumlarla çocuklar mecburi olarak dijital dünyayla etkileşime giriyor.

Çocuk ruh sağlığı, dikkat eksikliği, otizm gibi konularda çalışmalar yapan Doç. Dr. Osman Abalı, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Çocuk Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Abalı, çocukların yaygın ve yoğun olarak dijital araçlarla etkileşiminin özellikle okul öncesi çocuklarda dil gelişiminin bozulması, sosyal algının çarpıklaşması, empati ve duygusal zekanın körelmesi, el göz koordinasyonu ve kas gelişiminin zayıflaması, dikkat ve öğrenme bozukluklarının artması gibi sorunlara neden olabildiğini ifade etti.

Özellikle oyunlardaki şiddet ve kötü modellerin çocuklardaki olumsuz etkilerinin birçok araştırmanın konusu olduğunu ve çıkan sonuçların net bir şekilde gelişime negatif etkilerinin bulunduğunu gösterdiğini vurgulayan Abalı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Buna rağmen sadece ülkemizde değil bütün dünyada çocukların kullanımı ve maruz kalma süresi artmaktadır. Fiziksel olarak görme ve odaklanma bozukluklarından, bel boyun eğriliklerine, obezite ve kas erimesinden epilepsiye (sara nöbeti) kadar birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Tabii ki bunlar teknoloji ve dijital araçların kötüye kullanılması yani yaygın ve yoğun bir şekilde kullanılması ile oluşmaktadır.”

Teknolojinin yalnızca zararlarından söz edilemeyeceğini vurgulayan Doç. Dr. Abalı, şunları söyledi:

“Çocukların elektronik ve bilgisayar sistemleri ile tanışması onların modern hayata biraz daha kolay adapte olmalarına yardımcı olmaktadır. Özellikle internetin uygun kullanımı ile bilgiye ulaşım ve bilgi edinme artmaktadır. Farklı dünyalardan haberdar olma, sosyal medya aracılığı ile temel iletişim sistemi içinde olabilme yararlı görülmektedir. Klavye ile yazmaya, yazılım ve uygulamalara, bilgisayar ve telefon sistemlerindeki temel araçlara alışmak ve erken yaşta öğrenmekte faydalı olmaktadır. Burada en önemli konu eğer dijital dünya çocuğun günlük hayatının büyük bölümünü alıyor, orantısız bir şekilde kullanım oluyor ve çocuk artık bağımlılık derecesinde kalıyorsa bu ciddi riskler oluşmaktadır.”

“Olumsuz örnekler daha fazla”

Doç. Dr. Abalı, “Mavi balina” oyunu başta olmak üzere Türkiye’de şiddet, korku, cinsellik ve uygun olmayan kültürel modeller içeren oyunların çok yaygın olduğunu vurgulayarak, “Bugün artık oyun denince çocukların aklına kan, savaş, silah ve güç ile karşıdakini yok eden sistemler gelmektedir. Elbette ki zeka gelişimine faydalı olabilecek veya sadece eğlence amaçlı oyunlar da vardır ama genel olarak olumsuz örnekler daha fazla diyebiliriz.” ifadelerini kullandı.

“Güzel vakit geçirirsek çocuklar ekranları değil bizleri tercih edecektir”

Abalı, ebeveynlerin birçoğunun sosyal medya bağımlılığı başta olmak üzere internet ve cep telefonu kullanımında aşırıya gittiğini anlatarak, “Ailenin bir arada ortak vakit geçirmeye alışması, iletişim kalitesini artırması, teknoloji dışı oyunların ve aktivitelerin artırılması, evdeki sistemin düzenlenmesi gerekir. Bütün ev sistemi düzenlenmeden çocukların oyun bağımlılığından kurtulması mümkün değildir. Eğer çocuklarımızla güzel vakit geçirirsek çocuklar ekranları değil bizleri tercih edecektir. İlk üç yaşta ekran ve dijital araçlar kesinlikle zararlı. Bunların kullanımı, 3-6 yaş arasında günlük bir saat, 7-12 yaş arasında 2 saat, 12 yaş ve erişkinlik döneminde ise günlük 2-3 saati geçmemelidir.” dedi.

Doç. Dr. Abalı, çocuklarını sanat ve spora yönlendirmek isteyen ailelere şu tavsiyelerde bulundu:

“Özellikle ödül merkezinin sanat ve spor faaliyetleri ile aktive edilmesi gerekir. Yani çocuk üretmeli, başarmalı, kazanmalı, mücadele etmeli, ortaya koyduğu ürün takdir edilmeli ve kendini bu konuda mutlu hissetmelidir. Çocuk kendini ortaya koyamadığı alanlarda bulunmak istemeyecektir. Ağır olmayan, aşırı rekabet ve riskten uzak, eğlenceli ve sosyalleşmesine yardımcı etkinlikler seçilirse çocuklar bunları yaparken de çok mutlu olacaktır.”

“Kodlama derslerinin çocuğa çok katkısı olacağını düşünmüyorum”

Abalı, son dönemde özel okullarda yaygınlaşan kodlama derslerine de değinerek, şunları kaydetti:

“Bunun çok katkısı olacağını düşünmüyorum. Öncelikli olarak temel gelişim alanları diyebileceğimiz dil gelişimi, sosyal gelişim, kas gelişimi ve zihinsel gelişim konusunda çocukları ideal hale getirmek gerekmektedir. Ekmek ve su vermeden pasta vermek fayda getirmez. Okullar çocuklara bu dersleri vermeden önce onların gerçek zihin, sosyal ve duygusal kapasitelerini kullanıp kullanmadıklarını değerlendirmeli ve bunu artırmalıdırlar. Zihinsel kapasitesi artan bir çocuğun kodlamayı öğrenmesi hiç zor olmayacaktır. Ancak çocuk kodlamayı öğrense bile temel iletişimi öğrenemezse hayatta ciddi sıkıntılar yaşayacaktır. Sonuç olarak teknoloji ve dijital dünya kaçınılmaz bir süreçtir. Önemli olan bunu hayatımıza entegre ederken kölesi olmadan onları kendimiz ve çocuklarımız için faydalı yönde kullanmaktır. İnsani özelliklerin, konuşmanın, duygu alışverişinin, empati duygusunun, aktif dinlemenin, aile bağlarının yerini hiçbir şey tutmaz bundan sonra da tutmayacaktır.”