Mayın

Mayın tehdidine yeni milli çözümler

ANKARA (AA) – Türk savunma sanayisinin mayın ve patlayıcı tehdidinin tespitine yönelik çalışmaları kapsamında yeni milli ürünler geliştirildi.

Kamu güvenliği alanında faaliyet gösteren mühendislik ve üretim şirketi MESAN, güvenlik güçlerinin envanterine kazandırdığı kritik önemdeki cihazlara yenilerini eklemeye devam ediyor.

“Mayına mesafe koyun” yaklaşımıyla yeni nesil mayın dedektörleri geliştiren ve bir ticari işletme tarafından mayın tarama faaliyetlerinde kullanılacak ilk metal dedektörü üreterek “Memed” ismiyle güvenlik güçlerinin kullanımına sunan MESAN, bir ürün ailesi oluşturdu.

Mepak operasyonel, Memar ise insani mayın taramaları için geliştirildi

Geçen yıl güvenlik güçlerinin envanterine giren Memed MMD1 modeline, operasyonel birlikler ve insani mayın tarama faaliyetleri kapsamında ihtiyaç duyulan gereksinimleri karşılamak amacıyla Memed serisi iki yeni dedektör olan Mepak ve Memar eklendi.

Söz konusu ürünlere yönelik çalışmalar güvenlik güçlerinin istek ve ihtiyaçları kapsamında başarıyla tamamlandı.

Mepak operasyonel mayın tarama birlikleri Özel Kuvvetler, Mayın El Yapımı Patlayıcı Tespiti ve İmha Timi, Patlayıcı Madde Keşif ve İmha Timi birlikleri için öne çıkarken, Memar ise insani mayın tarama faaliyeti yürüten özel mayın arama temizleme birlikleri için geliştirildi.

Tam katlanır ve hafif yapısı, hızlı kullanımı ile öne çıkan Mepak’a karşılık, Memar ergonomik tasarımı uzun operasyon süresi, operasyonel ikaz sistemi ve değişebilir arama kafalarıyla dikkati çekiyor.

Mepak 1,85 kilogram, Memar 2,3 kilogram operasyonel ağırlığa sahip bulunuyor. Operasyon süresi Mepak’ta 10 saate, Memar’da 20 saate çıkıyor.

Tamamen milli ve özgün geliştirilen her iki dedektör, toprak kompanzasyonu, yüksek tespit hassasiyeti, normal ve mineralli toprak modları, düşük metal içerikli hedeflerin sorunsuz tespiti, hedef noktasal yer belirleme özelliklerini beraberinde sunuyor. Yenilikçi dedektörlerin her ikisi için de patent süreçleri devam ediyor.

Bu sene içinde ilk ihtiyaçla birlikte projelendirilebilecek düzeye ulaşan Mepak ve Memar, ilk kez 30 Nisan-3 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek 14’üncü Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nda (IDEF’19) tanıtılacak.

Ayrım yapmayan, ateşkese uymayan silahlar: Kara mayınları

ANKARA (AA) – Dünya genelinde her yıl çoğu sivil binlerce kişinin ölümüne veya yaralanmasına yol açan kara mayınlarının sayısı tam olarak bilinmezken, birçok ülkenin mayınların yasaklanması anlaşmasını imzalamasına rağmen geçmişte döşenen çok sayıda mayın halen can almaya devam ediyor.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, “antipersonel kara mayınları” olarak tanımlanan silahlar metal, plastik veya başka malzemelerden üretiliyor. Toprak altına yerleştirilen bu ekipmanlar dokunma, basınç, hatta yaklaşmayla bile patlayabiliyor. Mayınlar, patlayana kadar yer altında on yıllarca kalabiliyor.

Kara mayınları, “sivil-asker ayrımı yapmayan, ateşkese uymayan, barış döneminde bile can alan” insanlık dışı bir silah olarak sivil ölümlere sıklıkla neden olduğu için büyük tepki çekiyor. Her yıl binlerce kişinin mayın patlamalarında hayatını kaybettiği veya yaralandığı belirtiliyor.

Mayınlar nedeniyle ölenlerin yüzde 70 ila 85’inin sivillerden oluştuğu ifade ediliyor. Üstelik ölümlerin çoğunun savaş değil, barış dönemlerinde görüldüğüne dikkat çekiliyor.

1997’de Nobel Barış Ödülü sahiplerinden olan “Kara Mayınlarının Yasaklanması için Uluslararası Kampanya” adlı girişimin verilerine göre, 2016’da 8 bin 605 kişi mayın patlamalarında yaşamını veya bir uzvunu yitirdi.

Son yıllarda mayınların yol açtığı ölümlerin önemli kısmı çatışmaların meydana geldiği Afganistan, Yemen, Ukrayna ve Libya gibi ülkelerde görüldü. 2016’da hayatını kaybeden kişilerin dörtte üçü sivillerden oluştu. Aynı yıl mayın kurbanları içinde en az 500 çocuk bulunuyordu.

Mayınlar, çatışma bölgelerinde çatışmalar bittikten sonra bile uzun yıllar hayatı tehdit edebiliyor. Ölüme yol açmalarının yanı sıra kol ve bacak gibi uzuv kaybı, ciddi yanıklar, körlük gibi etkileri de bulunuyor.

Mayın sayısı bilinmiyor

Şu anda 61 ülkede hala mayınlı araziler bulunuyor. Dünya genelinde şu anda toprak altında bulunan kara mayınlarının sayısı kesin olarak bilinemiyor. Ancak uzmanlar, mayın sayısının yanı sıra etkisinin önemine dikkati çekiyor. Çünkü bir arazide mayın bulunduğu şüphesi bile o arazi parçası ve çevresinin uzun süre kullanımını engelliyor. Mayınların arazide bulunması veya buna dair şüphe, insan hayatına tehdit oluşturmasının dışında o bölgede ulaşım, tarım, doğal kaynakların kullanımı gibi birçok konuyu da etkiliyor.

Bu nedenle 1990’lı yıllara kadar birçok ülkenin silahlı kuvvetlerinin kullandığı ve her yıl sivillerde de dahil binlerce kişinin ölümüne yol açan antipersonel kara mayınlarının yasaklanması için girişimler başlatıldı.

“Ottawa Sözleşmesi” veya kısaca “Mayın Yasağı Sözleşmesi” olarak da bilinen “Anti-Personel Mayınların Kullanımının, Depolanmasının, Üretiminin ve Devredilmesinin Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşme” 1997’de imzaya açıldı.

Sözleşme, ülkelere mayınların üretimi, kullanımı, depolanması, devredilmesini yasaklamanın yanı sıra mevcut mayınlarını imha etmeleri ve mayınlı arazileri temizlemeleri ile mayın patlamasında hayatta kalan kişilere yardım etme yükümlülüğü de getiriyor.

162 ülke mayın yasağı tarafında

Türkiye’nin de 2003’te taraf olduğu sözleşmeye 162 ülke katıldı. 33 ülke ise hala anlaşmayı imzalamadı. Buna rağmen bu ülkelerin birçoğu sözleşme şartlarına uyuyor.

Kara Mayınlarının Yasaklanması için Uluslararası Kampanya’nın verilerinde, bugüne kadar 50’den fazla ülkenin geçmişte hem kendi kullanımı hem de diğer ülkelere temin etmek üzere mayın ürettiği biliniyor.

Ancak 41 ülke antipersonel kara mayınlarının üretimini durdurdu. Mayın Yasağı Sözleşmesine taraf olmayan Mısır, İsrail, Nepal ve ABD de bu ülkeler arasında yer alıyor.

Bugün artık sözleşmeyi imzalayan ülkelerin hiçbiri kara mayını üretmiyor. Ancak sözleşmeye katılmayan 11 ülke olan Rusya, Çin, Küba, Hindistan, Pakistan, İran, Myanmar, Kuzey Kore, Güney Kore, Singapur ve Vietnam halen “mayın üretme hakkını” saklı tutuyor.

Uzmanlar, mayın üretiminin sadece Hindistan, Pakistan, Myanmar ve Güney Kore’de devam ettiğini tahmin ediyor. Aynı zamanda devlet dışı silahlı grupların birçok ülkede büyük kısmı el yapımı olmak üzere kara mayını ürettiği belirtiliyor.

Mayın stoku en fazla olan ülkeler

Şu anda Mayın Yasağı Sözleşmesi dışındaki ülkelerin büyük kısmının her an kullanıma hazır toplam 50 milyon civarında kara mayını stoku olduğu tahmin ediliyor. En büyük stokun Rusya, Çin, Hindistan, Pakistan ve ABD’de olduğu belirtiliyor.

Myanmar ise hala kara mayını döşeme ısrarını sürdüren tek ülke olarak dikkati çekiyor. Ayrıca, son yıllarda Muammer Kaddafi döneminde Libya’da ve iç savaşın sürdüğü Suriye’de kara mayınlarının kullanıldığı biliniyor.

Ottawa Sözleşmesi sayesinde son yıllarda mayınların sayısının yanı sıra üretimiyle ticaretinde ciddi düşüş olduğu belirtiliyor. Sözleşmeyle son yıllarda on milyonlarca mayının çıkarılarak imha edildiği, birçok ülkede büyük miktarlarda arazilerin yeniden kullanıma açıldığı ifade ediliyor.

Mayınların asıl amacı yaralamaktı

Kara mayınlarına benzer silahların ilk kullanımı 1800’lerdeki Amerikan İç Savaşı’na görüldü. Daha sonra geliştirilen ve tankları durdurmak için tasarlanan kara mayınlarının geniş çapta kullanıma girmesi İkinci Dünya Savaşı’na rastlıyor. O zamandan beri Vietnam Savaşı, Kore Savaşı, Körfez Savaşı gibi birçok çatışmada kara mayınları çok sayıda can aldı. Soğuk Savaş sırasında da birçok ülke sınır bölgelerine mayın döşedi. Bugün de birçok çatışma bölgesinde mayınlar halen can almaya devam ediyor.

Kara mayınlarının ortaya çıkışında ilk amaçlardan biri düşman askerini öldürmek yerine yaralamak veya sakat bırakmaktı. Böylece düşman, yaralı askerin tedavisi için daha fazla kaynağını seferber etmiş olacaktı. Zaman içinde yaygınlaşan mayınlar, toplumlara korku salmak, tarım arazilerinin kullanımını engellemek ve nüfus hareketlerinin sınırlamak için de kullanılır oldu.

Yıllar içinde mayınlı alanların işaretlenmesi veya haritada gösterilmesi uygulaması daha az önemsendi. Birçok silahlı güç belirli arazilere mayın döşemek yerine işaret koymadan stratejik bölgelerin etrafına mayın döşedi. Bunun sonucu olarak siviller, barış gücü askerleri, yardım kuruluşlarının çalışanları gibi birçok kişi mayınlı araziye girdiklerini bilmedikleri için öldü ya da yaralandı.

Yağmur, sel gibi etkenlerle yıllar boyunca mayınlar yer de değiştirdi. Zamanın ve tabiatın etkileriyle mayınların temizlenmesi daha zor hale geldi. Birinci Dünya Savaşı sırasında yerleştirilen mayınlar Kuzey Afrika ve Avrupa’nın bazı yerlerinde hala dönem dönem ölümlere ve tahribata neden olabiliyor.

Muhabir: Tuğrul Çam

Dünyanın en hafif mayın dedektörü “OZAN” hazır

ANKARA (AA) – Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi (BİLGEM) tarafından, güvenlik birimlerinin ihtiyaçları doğrultusunda tamamen yerli tasarımla geliştirilen dünyanın en hafif mayın dedektörü "OZAN"ı denedi.

Savunma Sanayii Başkanlığından (SSB) yapılan yazılı açıklamaya göre, Demir, Kocaeli Gebze'de bulunan TÜBİTAK BİLGEM'i ziyaret ederek, savunma sanayi alanında yürütülen çalışmaları yerinde inceledi ve projelerin son durumlarına ilişkin bilgi aldı.

Demir, SSB'nin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçları doğrultusunda projelendirdiği ve TÜBİTAK BİLGEM tarafından geliştirilen katlanabilir metal mayın dedektörü "OZAN"ın denemesini yaptı.

Yüzde 100 yerli tasarım OZAN, kompakt yapısı ve 1 kilo 480 gram olan düşük taşıma ağırlığıyla harekat bölgesinde görev alan güvenlik birimlerinin ihtiyaçları dikkate alınarak tasarlandı. Alanında dünyanın en hafifi olan dedektör, güvenlik birimlerinin uzun intikallerinde taşıma kolaylığı sağlıyor. Yanlış alarm oranı en aza indirgenen sistem, hedef tespitinde operatöre sesli, görsel ve titreşimli ikaz olmak üzere üç farklı tespit uyarısı imkanı sunuyor.

Sistem üzerinde bulunan grafik LCD ekranıyla tespit edilen hedefin metal yoğunluğu kolaylıkla gözlenebiliyor. OZAN'ın ilk teslimatları kabul faaliyetlerinin ardından gerçekleştirilecek.

Demir, TÜBİTAK BİLGEM'de mikroişlemci, tümdevre tasarım ve üretimi, kripto çözümleri ve yarı iletken teknolojilerinde yapılan çalışmaları da inceledi.

Daha sonra TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi'ne (MAM) geçen Demir, burada da motor, havacılık, batarya teknolojileri merkezleriyle sualtı akustik ve kimyasal sentez laboratuvarlarında yürütülen faaliyetlere ilişkin bilgi bilgi aldı.

Demir, son olarak TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitüsü'nde yürütülen projeleri inceledi.

Suriye sınırında mayına basan kadın ağır yaralandı

ŞANLIURFA (AA) – Şanlıurfa'da, Suriye'den Türkiye'ye yasa dışı yollardan geçmeye çalıştığı sırada mayına basan Suriyeli kadın ağır yaralandı.

Alınan bilgiye göre, Akçakale ilçesine 12 kilometre uzaklıktaki Topçu Mahallesi yakınlarında yasa dışı yollardan yurda girmeye çalışan Suriye uyruklu Ş.C. mayına bastı.

Ağır yaralanan kadın, 112 Acil Servis ekibince Akçakale Devlet Hastanesine kaldırıldı.

Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilen Ş.C'nin ayağının koptuğu, hayati tehlikesinin sürdüğü öğrenildi.