Mehmet Gürcan Karakaş

Yerli otomobil pazara çıkmadan ilgi gördü

ANKARA (AA) – Türkiye’nin Otomobil Girişimi Grubu (TOGG) Üst Yöneticisi (CEO) Gürcan Karakaş, yerli otomobilin prototipinin gerçek boyutlarında yürüyen bir araç olacağını belirtti.

Karakaş, AA muhabirine, Türkiye’nin Otomobili Projesi’nde gelinen son duruma ilişkin Almanya’nın başkenti Berlin’de değerlendirmelerde bulundu.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın katılımıyla 5 Ağustos’ta gerçekleştirilen TOGG Yönetim Kurulu Toplantısı’nda yıl sonunda ön gösterimi yapılacak prototipin 1/4 ölçekli modelini yönetim kurulu başkanı ve üyelerine gösterdiklerini anımsatan Karakaş, ön gösterim aracını aralık ayında tanıtacaklarını söyledi.

Fotoğrafları aralık ayından itibaren paylaşılacak

Karakaş, “Doğuştan elektrikli, fikri ve sınai mülkiyet hakları tamamen Türkiye’nin Otomobil Girişimi Grubu’na ait, C segmentinde bir SUV olan aracımızın ön gösterim aracı sadece bir maket değil gerçek boyutlarında ve yürüyen bir araç olacak. Aracın fotoğrafları da aralık ayından itibaren paylaşılabilir hale gelecek.” diye konuştu.

Türkiye’de elektrikli araçların motor güçlerine göre 3 farklı vergi dilimi içinde değerlendirildiğini aktaran Karakaş, bunların yüzde 3 Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) olan 85 kilovatı geçmeyenler, ÖTV oranı yüzde 7 olan 85-120 kilovat arasındakiler ve yüzde 15 ÖTV oranıyla vergilendirilen 120 kilovatın üzerindeki araçlar olduğunu anlattı.

Karakaş, yerli otomobilde her kategori için bir güç seçeneği sunacaklarını belirterek, “Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın daha önce açıkladığı gibi tek dolumla 500 kilometre yol alabilecek kapasitede bir seçeneğimiz de olacak.” dedi.

“Robotik ve ağa bağlı teknolojiler kullanılacak”

Türkiye’nin otomobilinin akıllı bir araç olacağına işaret eden Karakaş, aracın akıllı alt sistemlerden oluşacağını ve akıllı cihazlara bağlanabileceğini ifade etti.

Karakaş, söz konusu aracı takip edecek diğer modellerde de kullanılacak elektrik elektronik mimarisinin tasarımının da şimdiden yapıldığına işaret ederek, şunları kaydetti:

“Aracımız pazara çıktığında rekabetin gerektirdiği otonom sürüş özelliklerine sahip olacak, bataryasında ise son seviyede lityum iyon hücreler kullanılacak. Aynı zamanda otomobilimizin üretiminde de Endüstri 4.0 çerçevesinde robotik ve ağa bağlı teknolojiler kullanılacak. Fabrikanın nereye kurulacağı konusunda son değerlendirmeler yapılıyor, kısa bir süre içinde açıklanacak olgunluğa ulaşacak.”

Pazara 5 yıldızla çıkarma hedefi

Karakaş, yerli otomobil için kamu ve özel kullanıcılardan herhangi bir ön sipariş talep etmediklerini belirterek, şöyle konuştu:

“Pazara çıkmamıza 2 yıldan biraz daha fazla zaman olmasına rağmen yüzlerce yurttaşımız ön ödeme yapıp araca ilk ulaşanlardan olma arzusunu iletiyor. Bu konunun netleşmesi için biraz daha zamana ihtiyacımız var. Otomobilden daha fazlasını yapmak ve bir ekosistem inşa etmek üzere yola çıktığımızı her fırsatta dile getirdik, tüketicilerimize ulaşma konusunda da yenilikçi olacağımızı şimdiden söyleyebilirim. 2022 yılının ortasında pazara sunacağımız aracımız pazara çıktığı tarihte tüm markaların tüketiciye karşı sorumluğu neyi gerektiriyorsa onu sunacaktır.”

Yerli aracı çarpışma testinden o günün şartlarında 5 yıldız alarak pazara çıkarmayı hedeflediklerini vurgulayan Karakaş, “Türkiye’de üretilen ve bir süre sonra yurt dışı pazarlara ihracı planlanan bir otomobil gerek servis ağı, gerekse parça tedarikinde elbette ulaşılabilir ve yenilikçi olacaktır.” diye konuştu.

“Otomobilden fazlasını yapmak üzere yola çıktık”

İSTANBUL (AA) – Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) Üst Yöneticisi (CEO) Gürcan Karakaş, "Biz Türkiye için Türkiye'nin hamuruyla, fikri ham maddesiyle ama küresel ortamda rekabet edebilecek bir otomobille başladık ve otomobilden fazlasını yapmak üzere yola çıktık. Ve farklılaşacağımız nokta da budur." dedi.

"Yarının Kurulması-Hedef 2023" başlığıyla 2002'den beri gerçekleştirilen ve bu yıl "Geleceğin Hikayesi: Yarının Hikayesi Bugünden Yazılır" temasıyla düzenlenen Forum İstanbul 2019, ikinci ve son gününde devam ediyor.

Karakaş, etkinlik kapsamında düzenlenen "Geleceğin Endüstrisini Kurmak İçin Sürecin Neresindeyiz?" başlıklı oturumda yaptığı sunumda, sanayi devrimlerinin tarih boyunca toplumun derinliklerine kadar inen değişiklikleri tetiklediğini dile getirdi.

Otomobil açısından bakıldığında teknolojilerin değişmesiyle enerjide, ulaşımda, mobilitede ve iletişimde çok önemli değişimlerin olduğunu dile getiren Karakaş, şunları söyledi:

"İlk sanayi devrimiyle buhar makinasının icadıyla buharla çalışan otomobiller çıktı. İkinci sanayi devrinde özellikle otomasyonun devreye girmesiyle malum Ford'un T Model aracı ilk seri olarak üretilen araçtı ve daha sonra buhardan, kömürden, elektrik ve petrole dönüşü görüyoruz.

Bununla birlikte içten yanmalı motorların artık otomobillerden uçaklara kadar yayıldığını görüyoruz. Daha sonra 3'üncü sanayi devriminde elektronikle beraber otomasyonun çok ciddi boyutlara ulaştığını ve özellikle otomotiv sektöründe de otomotivin tüm dünyaya yayılmasını sağladığını söyleyebiliriz."

Karakaş, otomotiv teknolojisin çoklu boyutta uzmanlıklar gerektirdiğini ve bu uzmanlıkların artık otomobil fabrikasında veya teknoloji kullanılan her yerde çok önemli hale geldiğini dile getirdi.

4'üncü sanayi devriminde özellikle dijitalleşmeyle, nesnelerin internetiyle beraber, yeni iş imkanlarının ortaya çıktığını aktaran Karakaş, "Baktığımızda her yenilik, sanayideki her gelişme rekabetçiliği artırıyor. Çünkü verimliliği artırıyor. Verimlilik ve rekabetçilik arttığı zaman refah artıyor. Dolayısıyla herkesin temel motivasyonu refahını artırmak için, verimliliğini artırmak ve verimliliğini artırmak için de yeni teknolojiler geliştirmek." dedi.

– "Otomobili artık sadece A noktasından B noktasına giden bir araç değil"

Karakaş, dördüncü sanayi devriminin rekabetçilik ile verimliliği artırabileceğini, üretim maliyetleri düşürebileceğini, güvenlik ve kalite çıktılarının iyileştirebileceğini söyledi.

Araçların artık sadece bir taşıma aracı olmadığına işaret eden Karakaş, "Günümüzün otomobili artık sadece A noktasından B noktasına giden bir araç değil. Her geçen gün akıllı bir cihaza, bir bilgisayara dönüşüyor. Çünkü nesnelerin internetiyle aracın içerisindeki her türlü alt komponentleri, alt sistemleri dahi çevresiyle iletişime geçebiliyor." ifadelerini kullandı.

– "Otomotiv elektrikli araçlarla çok farklı bir yere gelecek"

Panelin ardından bir katılımcının "İşinizi bırakıp neden Türk otomobil projesinin başına geçtiniz?" şeklindeki sorusunu yanıtlayan Gürcan, şunları kaydetti:

"Birincisi tabii ki her şey bir hayalle başlar. Ben yıllar önce Bosch Türkiye’nin Genel Müdürü ve TAYSAD'ın yönetim kurulu üyesiyken, sürekli ‘Biz Türkiye’de neden kendi markamızla bir otomobil üretemiyoruz? diye sorardık. Ama o zaman şartlarının uygun olmadığının da farkındaydık. Şimdi ne değişti? Şu değişti; 10 sene içerisinde otomotiv el değiştirecek çünkü tüm dünyada otomotiv sektörü ciddi bir değişim içerisinde. Yakın bir gelecekte, 100 senedir otomotiv teknolojisine sahip şirketlerin elindeki yetkinlikler ve tecrübelerin çok fazla bir kıymeti kalmayacak.

Çünkü otomotiv elektrikli araçlarla çok farklı bir yere gelecek. Bağlantılı araçlarla bir akıllı cihaza, otonom araçlarla bir yaşam alanına dönüşecek. 2035'in projeksiyonunu şu an yaptığımız zaman ki otomotivin kendisi çok kârlı sektör değildir, 2035'e baktığınızda kârın çok büyük bir kısmının mobilite ekosistemi olarak tabir ettiğimiz bağlantılı araçlarla, otonom araçlarla olan iş potansiyelinden geleceğini görüyoruz. Bunu kurgulayabilmek için şimdiden yola koyulmak lazım."

– "Yola çıkmadan önce 2 bin kişiyle görüştük"

Karakaş, dünyanın ve Türkiye'nin önünde bu alanda bir fırsat bulunduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:

"Türkiye'nin 50 yıldan beridir de klasik otomobilde tecrübe sahibi olduğunu düşündüğümüz zaman biz Türkiye'nin gençleriyle Türkiye'nin dinamiğiyle ve küresel anlamdaki yetkinliklerle ciddi bir değer yaratabiliyorsunuz. Biz 8 kriter belirledik. Dünyada otomobil üretmek isteyen, mobilite ekosistemi yaratmak ve oluşturmak isteyen birçok şirket var ama yapamıyorlar. Çünkü bu işin başarısı için gerekli 8 kriterin hepsini eş zamanlı uygulayamıyor veya aynı anda yerine getiremiyorlar. Başarı için ilk temel kriter bir fırsatın olması, doğru zamanda doğru yerde, doğru ekiple doğru yetkinlikte olmak, ki bu şartların hepsi bizde mevcut.

İkincisi Küresel rekabet gücüne sahip bir marka yaratmak ve hedeflenen pazar payına ulaşmak için gerekli ürün portföyünü oluşturmak, bir araçla değil seçim potasına girmek için en az 3-5 araçla pazarda olmak. Maliyet hedefini ve araç başına hedeflenen karlılığı yakalamak. Ülkemize ait fikri mülkiyet hakları ortaya çıkarmak. Konusunda uzman çok yönlü kişilerden oluşan bir takım ve müşteri odaklı, çevik ve özerk yapısı olan bir organizasyon yaratmak. Dünya standartlarında kalite yakalanması bir yana bu hedef de aşılarak beklentilerin üzerinde olumlu sürprizler yapmak. Akıllı araç ile akıllı nesnelerin bağlantısı. Otonom sürüş ile 3. Yaşam alanına dönüşmesi ve mobilitenin sadece ulaşım olmaktan çıkıp nesnelerle bağlantılı bir servis haine dönüşmesi, yani bir ekosistem ortaya çıkarmak ve son olarak uzun soluklu kararlılık ve yatırım gücünü ortaya koymak."

Yola çıkmadan önce 2 bin kişiyle görüştüklerini belirten Karakaş, "10’un üzerinde "focus grup" çalışmasıyla Türk insanın neler beklediğini bunu aracımıza nasıl yansıtabileceğimizi, aracın tasarımında çizgilerinde bunu nasıl ön plana çıkabiliriz diye konuştuk. Yani biz Türkiye için Türkiye'nin hamuruyla, fikri hammaddesiyle ama küresel ortamda rekabet edebilecek bir otomobille başladık ve otomobilden fazlasını yapmak üzere yola çıktık. Ve farklılaşacağımız nokta da budur." şeklinde sözlerini tamamladı.

Karakaş: Babayiğitlerin uyumları beni çok etkiledi

ANKARA (AA) – BAHATTİN GÖNÜLTAŞ – Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu Sanayi ve Ticaret AŞ’nin üst yöneticiliğine (CEO) getirilen Mehmet Gürcan Karakaş, “Yerli Otomobil Projesi’nin paydaşları olan babayiğitler Anadolu Grubu, BMC, Kök Grubu, Turkcell, Zorlu Holding ve TOBB ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının projeye inançları, taahhütleri ve uyumları beni çok etkiledi.” dedi.

Karakaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, otomotiv sektörüne gönül vermiş bir mühendis olarak, Türkiye’nin Otomobili Projesi’nin hayallerini süsleyen ve heyecan veren bir proje olduğunu söyledi.

Türkiye’de ve yurt dışında edindiği tecrübeleri ülkesine geri verme imkanı bulduğu için çok heyecanlı olduğunu belirten Karakaş, “Türkiye’nin Otomobili Projesi, disiplinle, profesyonelce ve özveriyle yol haritası üzerinde çalışıldığı sürece yapılabilir bir proje.” diye konuştu.

Karakaş, projeyi finansal ve teknik açıdan tüm şeffaflığıyla ve detaylarıyla inceleme fırsatı bulduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Projenin paydaşları olan babayiğitler Anadolu Grubu, BMC, Kök Grubu, Turkcell, Zorlu Holding, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının projeye inançları, taahhütleri ve uyumları beni çok etkiledi. Projenin, çağın gereksinimlerini içeren bir teknoloji dönüşüm projesi olması ilgimi çekti. Bu, yöneticiliği kabul etmemde beni ikna etti.”

Küresel pazarda rekabet edebilen ve söz sahibi bir otomobil markası yaratma vizyonuyla hareket ettiklerine dikkati çeken Karakaş, “Misyonumuz, uzman ve nitelikli bir ekiple teknoloji transformasyonu projesini gerçekleştirmek. Buna, 1 Eylül’de tüm ekibimle işe başladıktan sonra son şeklini vereceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

“İmkansızın sadece bir fikir olduğuna inanırım”

Karakaş, yıllardır farklı pozisyonlarda ve pazarlarda edindiği tecrübenin başarısında önemli rolü olduğuna işaret ederek, “Özellikle Bosch Türkiye Genel Müdürlüğü dönemimde edindiğim kriz yönetimi tecrübesi küresel sorumluluklarımda çok faydalı oldu. Çünkü dünyanın bir yerlerinde mutlaka kriz ortamı vardı.” ifadesini kullandı.

Sektördeki başarısına uzanan yolu anlatan Karakaş, şunları kaydetti:

“Kişisel olarak yeteneklerimin ve tecrübelerimin farkında olmak önemliydi. Prensip ve değerlerime bağlı olarak disiplinli ve özverili çalıştım. İmkansızın sadece bir fikir olduğuna inanırım (İmpossible is just an opinion). İnsan faktörünü başarının temelinde görürüm. Nitelikli ve uzman ekiplere güvenerek çalışırım. İş hayatımdaki tüm kararlarımın merkezine müşteri odaklı yaklaşımı koymayı çok önemserim.”

Yaratıcılık ve vizyonerliğin önem taşıdığını dile getiren Karakaş, “Ekibimle gerçek empatik iletişimi önemsiyorum. Yaptığım işe tutkuyla bağlanmak ve başkalarına ilham vermek, girişimcilik ruhuyla çalışarak kararları sonuç odaklı almak önemsediğim detaylar.” dedi.

Görevine 1 Eylül’de başlayacak

Yerli bir otomobil markası yaratmak hedefiyle çıkılan yolculukta, Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu Sanayi ve Ticaret AŞ’nin kuruluş ve ortaklık sözleşmeleri için imzalar 31 Mayıs’ta atılmıştı. Anadolu Grubu, BMC, Kök Grubu, Turkcell ve Zorlu Holding’in şirketteki payları yüzde 19’ar, TOBB’un payı da yüzde 5 olarak belirlenmişti.

Bosch’ta bir süre Türkiye Genel Müdürlüğü görevini de yürüten Karakaş, yeni görevine 1 Eylül itibarıyla başlayacak.

Mehmet Gürcan Karakaş Kimdir?

Mehmet Gürcan Karakaş 1965 Antalya Akseki doğumlu. 1988 yılında Ortadoğu Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Karakaş, aynı yıl Aselsan’da çalışmaya başladı. 1990 yılında Bosch Sanayi ve Ticaret A.Ş’de görev alan Karakaş, 1991-1992 yılları arasında Almanya Feuerbach’ta dizel püskürtme sistemleri ürün geliştirme mühendisi olarak çalıştı.

1995 yılında Bursa’da teknik aplikasyon projelerinden sorumlu kısım müdürü oldu ve 1996-1997 yılları arasında Almanya Bühlertal’da enerji ve karoseri sistemleri üzerine Japon ve İskandinav müşterilerden sorumlu proje müdürü olarak görev aldı. Gürcan Karakaş, 2004 yılında Bosch Türkiye’ye Genel Müdür olarak atandı. 2007 yılında Bosch’un Almanya’daki merkezine geçen Karakaş, o tarihten bu yana grubun yenileme pazarlarından sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyor.

Alman ekonomi gazetesi Handelsblatt, 2011 yılında Gürcan Karakaş’ı Almanya’nın en tepesindeki 30 şirketi yönetmeye aday 100 kişiden biri olarak seçmişti. Gazetede Karakaş’ın Bosch firmasında ve Bosch’un son yıllarda artan başarısında çok önemli bir role sahip olduğu yazıldı. 53 yaşındaki Karakaş’ın Bosch Grubu içinde şirketin üçüncü kademe yöneticileri arasına yükselen ilk yabancı kökenli kişi olduğu da belirtilmişti.