Mevlevihane

Bursa'da 4 asırlık mevlevihane yeniden ayağa kaldırılıyor

BURSA (AA) – Bursa Büyükşehir Belediyesi, kaderine terk edildikten bir süre sonra yıkılıp yerine su depoları yapılan 400 yıllık Bursa Mevlevihanesi'ni gün yüzüne çıkarıyor.

Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Pınarbaşı Mezarlığı'nın karşısında, 17'nci yüzyılda mevleviliğin önemli zatlarından Cünuni Ahmed Dede tarafından kurulan ve döneminin en büyük mevlevihanelerinden olan, ancak zaman içinde yıkılıp yerine su depoları yapılan Bursa Mevlevihanesi, aslına uygun şekliyle yeniden ayağa kaldırılıyor.

Rekonstrüksiyon çalışmalarının devam ettiği bölgede, bugüne dek sadece türbe şeklindeki yapı ayakta kalmıştı. Çalışma kapsamında, 1970'li yıllarda alanın büyük bir kısmında yer alıp, şehrin ciddi bir bölümüne de su temini sağlayan betonarme su deposu, başka bir alanda konumlandırıldı. Mevlevihaneyi özgün kimliğiyle kente kazandıracak çalışmaların, yıl sonunda tamamlanması hedefleniyor.

Bina; "Semahane", "Türbe, Meydan-ı Şerif ve Matbah-ı Şerif" ve "Dedegan Hücreleri, Selamlık ve Harem Dairesi" olmak üzere 3 bölümden oluşacak. Şantiye sahasında öncelikle Bursa Müze Müdürlüğü kontrolünde arkeolojik kazılar yapıldı ve orijinal yapı temel kalıntıları ortaya çıkarıldı. Daha sonra bulunan temel kalıntıları uyarınca mimari proje revize edilerek Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca onaylanan projelere göre imalatlara başlandı. Yapıldığı dönemde büyüklüğü itibariyle sayılı mevlevihanelerden olan yapı, tüm bölümleriyle bir külliye olarak ayağa kaldırılarak ve tüm ihtişamıyla kent siluetindeki yerini alacak.

Devam eden çalışmaları yerinde inceleyen Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, 1615 yılında yapılan tarihi yapının, restorasyonun ardından yeniden aslına uygun olarak mevlevihane olarak kullanılacağını belirterek, şunları kaydetti:

"Amacına uygun bir şekilde inşallah mevlevihane olarak Bursa'mıza kazandırmış olacağız. Çevre düzenlemeleriyle, cephe aydınlatmaları ile, otoparkı ile, ulaşım da kolay olması hasebiyle, ben inanıyor ve ümit ediyorum ki Hanlar Bölgesi, Osman Gazi ve Orhan Gazi türbeleri yine Bey Sarayı, Zindan Kapı ve Hisar bölgesindeki Osmangazi Belediyemizin yapmış olduğu restorasyon ve düzenleme çalışmalarıyla beraber bu alanı tamamlayan mükemmel bir yapı olacak. Hem Bursa içinden hem de Bursa dışından tam bir ziyaretgaha dönüşeceğine yürekten inanıyoruz. Tabii pandemi sürecinden ve yaşadığımız süreçlerden dolayı bir miktar gecikmeler oldu. Yıl sonuna kadar toparlayıp bir aksilik olmazsa da inşallah 2021'in ilk aylarında açmayı düşündüğümüz bir proje. Hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum."

Hazreti Mevlana 746. vuslat yıl dönümünde Galata Mevlevihanesi'nde anıldı

İSTANBUL (AA) – Öğretileri ile tüm dünyada ilgi uyandıran düşünce adamı ve mutasavvıf Mevlana Celaleddin-i Rumi, vefatının 746'ncı yılında Galata Mevlevihanesi'nde düzenlenen özel programla anıldı.

Beyoğlu Belediyesi tarafından düzenlenen Şeb-i Arus programı, tekke pilavı ikramıyla başladı.

Programa, farklı dinlere mensup cemaat liderleri ve İstanbul'da görev yapan konsolosların yanı sıra çok sayıda davetli katıldı.

Programın ev sahibi olarak açılış konuşmasını yapan Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız, Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin 746. vuslat yıl dönümü münasebetiyle bir araya geldiklerini söyledi.

İçinde bulunulan günlerin Hazreti Mevlana'yı anma ve anlama günleri olduğunu belirten Yıldız, şöyle konuştu:

"Mevlana bulunduğu topraklara sevgiyi, barışı, muhabbeti ve kardeşliği aşılamıştır. Sevginin her zorluğu aşabileceği bu topraklarda, birliğin her türlü güçlüğün üstesinden gelebileceğini bugün dahi öğretilerinde görebiliyoruz. Hazreti Mevlana ölüm döşeğinde sevenlerinin üzüldüğünü görünce bunun aslında bir yok oluş değil, Yaradan'a ulaşmak için bir başlangıç olduğunu söyleyerek sevincini dile getirmiştir. Hazreti Mevlana bir gerçeği ifade etmiştir, ölüm bir yok oluş değildir, başlangıçtır."

Sema törenini yöneten postnişin Hüseyin Erek de Mevlana'nın öğretilerinden bahsederek, "Bugün burada anam, babam, dinim, mezhebim aşk, 'Ben aşkın çocuğuyum' diyen birisini anıyoruz. Hazreti Mevlana, 'Ben Kuran'ın beldesi, Hazreti Muhammed'in yolunun tozuyum, bunun dışında benim için kim bir şey söylerse o sözden de o sözü söyleyenden de şikayetçiyim' der. Bu sema meydanı bir arınma meydanıdır. Semazenler her dönüşünde Allah zikrini söyler. En büyük arınma da zikirdir." diye konuştu.

Selamlama konuşmalarının ardından başlayan sema ayin-i şerifi katılımcılar tarafından ilgiyle izlendi.

Gelibolu Mevlevihanesi'nde sema gösterisi

ÇANAKKALE (AA) – Çanakkale'nin Gelibolu ilçesindeki Gelibolu Mevlevihanesi'nde sema gösterisi düzenlendi.

Gelibolu Mevlevihanesini Tanıtma ve Yaşatma Derneği, Tasavvuf Vakfı ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Tasavvuf Topluluğu iş birliğiyle gerçekleştirilen gösteri öncesinde Mevlevi üstadı Mustafa Özbağ ile söyleşi yapıldı.

Mevlevilik ve sema törenleriyle ilgili bilgi verilen söyleşide Mesnevi okumaları gerçekleştirildi.

Programın sonunda semazenlerin farklı renklerdeki tennureleriyle yaptığı gösteri beğeniyle izlendi.

Sema gösterisine Bursa, Çanakkale, Tekirdağ ve bazı ilçelerden gelen misafirler katıldı.

'Kabe Örtüleri ve Kabe Yolunda Hatıralar' sergisi açıldı

İSTANBUL (AA) – “Kabe Örtüleri ve Kabe Yolunda Hatıralar” sergisi, Eyüp’teki Bahariye Mevlevihanesi’nde ziyarete açıldı.

Proje kapsamında Mukaddes Emanetler Işığında Sempozyumu da “500. Yılında Mukaddes Emanetler” adıyla kitaplaştırıldı. Eser, sergiyi ziyaret eden sanatseverlere armağan edilecek.

Bekir Kantarcı, sergiye ilişkin AA muhabirine, 1992’den itibaren Suudi Arabistan’da kaldığı yıllarda Kabe örtüsü koleksiyonu yapmaya başladığını söyledi.

Kantarcı, Kabe örtüsünün mukaddes olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

“Çok farklı dönemlere ait örtüler elime geçtikçe bu işi bir koleksiyon heyecanına dönüştürdük. Şu an elimizde son 70 yılın tüm örnekleri mevcut. Kabe örtüsünün tarihi cahiliye dönemiyle başlayan bir olay aslında. Tabii Kabe örtülerini elde ederken bunun tarihi arka planını, nasıl bir gelişme kaydettiğini de izleme fırsatı bulduk. Zaman içinde tecrübe kazandık ve naçizane kabe örtüsü eksperi olduk.

Cahiliye döneminden beri devam eden Kabe’yi örtme geleneği Peygamber efendimiz döneminde de devam etmiş. Özellikle ramazan ayında efendimizin Kabe’yi beyaz örtüyle örttüğüne dair bazı rivayetler var. Bu gelenek Abbasiler döneminde örtünün üstünde hat yazıları işlenmesiyle de bambaşka bir yere taşınmış.”

Sergi, 24 Kasım’a kadar ziyaret edilebilecek

Kantarcı’nın 25 yılı aşkın süredir biriktirdiği parçalardan oluşan koleksiyonu Mekke’deki İslami Dinar Müzesi tarafından sertifikalanmış Kabe örtülerini ve hac yolculuklarına ait hatıra eşyaları barındırıyor.

Sergide, İstanbul halkından Mekke ve Medine’ye gönderilen hediyeler, Osmanlı’da her yıl Kabe örtüsünün gönderilme seremonisi olan Surre Alayı’na ait sandıklar ve bu sandıklara konulan feraşet çantaları gibi bir çok değerli parça bulunuyor.

1900’lü yılların başında Mekke’den getirilen koku, gülaptan, zemzemlik gibi orijinal hediyelikler ve antikalar, ayrıca Hazreti Muhammed’in kabrinde bulunan ve zamanında İstanbul’a getirilen mukaddes emanetlerin Kiswah Jewellery tarafından üretilen replikaları da sergileniyor.

Sergi, farklı dönemlere ait örtüler aracılığıyla Kabe örtüsünün tarihinin yanı sıra Emeviler, Abbasiler, Memluklar ve Osmanlı dönemi örtülerindeki farklılıkları da gözler önüne seriyor ve bu sayede zamanla değişen kültürel ve sanatsal yaklaşımlara ışık tutuyor. Abbasi döneminden itibaren başlayan Kabe örtüsüne dini yazılar yazma geleneği, hat sanatının yıllar içerisinde geçirdiği değişimi de gösteriyor.

Sergi, 24 Kasım’a kadar ziyaret edilebilecek.