Mevlüt Çavuşoğlu

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Yunan Büyükelçiyi bakanlığa çağırdık

ANKARA (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan’da Demokratia Gazetesi’nin bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ağır hakaret ve küfür içeren bir manşet kullanmasıyla ilgili, “Yunan gazetesi çok alçakça bir manşet attı. Yunan Büyükelçiyi (Michael-Christos Diamessis) bakanlığa çağırdık ve en sert şekilde tepkimizi gösterdik.” dedi.

Bakan Çavuşoğlu, gündemdeki konulara ilişkin AA’ya değerlendirmelerde bulundu.

Yunan gazetesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik ağır hakaret ve küfür içeren bir manşet kullanılmasıyla ilgili, Çavuşoğlu, “Maalesef bugün bir Yunan gazetesi ağza alınmayacak şekilde son derece alçakça bir açıklama yaptı, manşet attı. Biz gerekli tepkilerimizi gösterdik. Yunan Büyükelçiyi (Diamessis) bakanlığa çağırdık ve en sert şekilde tepkimizi gösterdik.” dedi.

Türkiye’nin Atina Büyükelçisi Burak Özügergin’in de bugün Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias’la görüştüğünü söyleyen Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu aslında maalesef ne kadar alçaldıklarını gösteriyor. Bu seviyeye düşülmemesi gerekiyor. Bizim gazetelerimizde, basın yayın organımızda herhangi bir Yunan siyasetçiye veya başka bir siyasetçiye eleştiri olur, bazen ağır eleştiri olur. Basın özgürlüğü çerçevesinde bizi de eleştiriyorlar. Bu da doğal. Bazen daha da ağır eleştiriler oluyor, üzülüyoruz ama bu olabilir. Bu, basın özgürlüğü çerçevesinde olabilir ama hakaret basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmemelidir.”

Yunan Dışişleri Bakanlığının, konuyla ilgili bugün yaptığı açıklamayı olumlu bulduklarını dile getiren Çavuşoğlu, bakanlığın, bu durumun basın özgürlüğüyle alakalı olmadığını ve güçlü şekilde kınadığını aktardı.

Çavuşoğlu, “Eğer bunu basın özgürlüğüyle bağdaştırmıyorlarsa, o zaman hukuki olarak da gerekeni esasen yapmak onların sorumluluğundadır.” dedi.

İletişim Başkanlığının da gerekli girişimlerde bulunduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, “Yunanistan’ın bugüne kadar Türkiye ile ilgili meselelerinde olumlu bir adım atamaması ya da cesur davranamamasının sebebi de işte bu kamuoyu ve kamuoyunun duygusunu yansıtan basındır.” diye konuştu.

Bakan Çavuşoğlu, bu konuya ilişkin gerekli işlemlerin de yapılacağı bilgisini paylaştı.

“Başarısız olacak yeni bir maceraya atılmanın anlamı yoktur”

Çavuşoğlu, Kıbrıs meselesine ilişkin yaptığı değerlendirmede ise “Biz (Kıbrıs meselesinde) artık federasyon için müzakere etmeyeceğimizi defalarca söyledik.” dedi.

Federasyon için artık ucu açık, sonuç alınmayacak maceraya giremeceklerini belirttiklerini dile getiren Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Bir daha kaldığımız yerden başlamamız mümkün değil. Crans-Montana’nın (görüşmelerinin) başladığı yerden müzakerelere başlamamız mümkün değil. Artık o müzakere bitmiştir, başarısız olmuştur. Başarısız olacak yeni bir maceraya atılmanın anlamı yoktur.”

“Kıbrıs meselesinde artık federasyon için müzakere etmeyeceğimizi defalarca söyledik”

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kıbrıs meselesinin çözümüne ilişkin, “Birleşmiş Milletler (BM)+5 (3 garantör ülke-Kıbrıs’taki iki taraf) formatında düzenlenmesi planlanan gayriresmi toplantıda) Türkiye Cumhuriyeti olarak biz, iki devletli çözüm, konfederasyon başta olmak üzere diğer seçenekleri müzakere edeceğimizi, etmemiz gerektiğini güçlü şekilde ifade edeceğiz.” dedi.

KKTC’nin bir seçimin arifesinde olduğunu anlatan Çavuşoğlu, Kıbrıs müzakerelerine yönelik herkesin fikrini belirteceğini ancak bunların bir seçim malzemesi haline getirilmemesi ve Türkiye’den yapılan her açıklamanın bu yönde değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Çavuşoğlu, Kıbrıs’ta Türkiye’nin attığı adımların ortada olduğunu, adada kalıcı çözüm için bütün çabaları desteklediğini kaydetti.

Rumların, Annan Planı’nı önce imzalayıp daha sonra aleyhinde propaganda yaptığını ve Rum tarafında yüzde 75 ile planın reddedildiğini hatırlatan Çavuşoğlu, Türk tarafının ise plana güçlü destek verdiğini anımsattı.

Bu noktadan bakıldığında kimin adada çözüm istediğinin görüldüğünü dile getiren Çavuşoğlu, başarısız olan Annan Planı’nın ardından yeni bir müzakere sürecinin başladığını hatırlattı. Bakan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Ocak 2017’de önce Cenevre’de, daha sonra temmuz ayında Crans-Montana’da müzakereler yaptık. Cenevre kısa sürdü. Baktık ki iki taraf henüz hazır değil, ‘Biraz daha zaman verelim.’ dedik ve müzakereler İsviçre’de ve adada sürdü. Crans-Montana’da 11 gün müzakere ettik ama başarısız olduk. Crans-Montana ve Cenevre’de yeniden Annan Planı’ndaki gibi federasyonu müzakere ettik. Cenevre ve Crans-Montana müzakerelerinde federasyonu son defa müzakere ettiğimizi (KKCT Cumhurbaşkanı Mustafa) Akıncı ve ben çok açık şekilde defalarca ifade ettik. ‘Bir çözüme ulaşmamız lazım ve bu fırsat tepilirse biz bir daha federasyonu müzakere etmeyeceğiz.’ diye her seferinde hatırlattık.”

Çavuşoğlu, bu müzakerelerin sonunda Rum tarafının Yunanistan’ın da destek vermesiyle geri adım attığını, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, somut fikirler ortaya atmasına rağmen Rum tarafının geri durması ve olumsuz ortam oluşması sebebiyle hiçbir yere varılamayacağını anlayarak müzakereleri kapattığını belirtti.

Bakan Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“(Rum lideri Nikos) Anastasiadis’le yaptığımız görüşmede, federasyonu müzakere etmenin artık bir faydası olmadığını söyledi. İki devletli bir çözümün müzakere edilmesi gerektiğini ama bunu seçimler geçtikten sonra yaparsak ancak netice alabileceğimizi belirtti. New York’ta BM Genel Kurulu kapsamında gayriresmi olarak yaptığımız görüşmede Anastasiadis, iki devletli çözüm için uluslararası toplumdan gerekli desteği bulamadığını ifade etti ve iki devletin oluşturduğu bir konfederasyonun daha sağlıklı olacağına dair fikirlerini bizimle paylaştı.”

“Federasyon için müzakere yaparsak, bir neticeye varamayacağımızı çok emin biliyoruz”

KKTC’deki seçimden sonra Birleşmiş Milletler (BM)+5 (3 garantör ülke-Kıbrıs’taki iki taraf) gayriresmi toplantı önerisinde bulunulduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, BM Genel Sekreteri Guterres’in bahsettiği bu toplantıyı Türkiye’nin önerdiğinin altını çizdi.

Bu toplantının önerilmesinin sebebinin, resmi bir müzakereye başlamadan önce neyin müzakere edileceğinin kararlaştırılması olduğunu anlatan Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizim tabii ki burada önceliğimiz federasyon dışındaki seçeneklerdir. ‘İki devlet, konfederasyon veya buna benzer başka bir fikir gelirse bunları değerlendirebiliriz.’ dedik. Önce neyi müzakere edeceğiz? Federasyon konusunda müzakereye devam edecek olsaydık bu 5+1 gayriresmi toplantıyı yapmamıza gerek kalmazdı.”

Çavuşoğlu, Türkiye’nin bu önerisini, BM’nin de kabul ettiğini bildirerek, Türkiye’nin önceliklerinin farklı olduğunu vurguladı.

“Federasyon için artık biz ucu açık, sonuç alınmayacak bir maceraya giremeyiz. Sonuç alıcı bir müzakereyi gerçekleştirmemiz gerekir.” diyen Çavuşoğlu, diğer seçeneklerin de öncelikli ele alınması gerektiğini dile getirdi.

Çavuşoğlu, “Önümüzdeki gerçekleştirilecek 5+1 gayriresmi toplantıda Türkiye Cumhuriyeti olarak biz, iki devletli çözüm, konfederasyon başta olmak üzere diğer seçenekleri müzakere edeceğimizi, etmemiz gerektiğini güçlü şekilde ifade edeceğiz.” diye konuştu.

Bugüne kadar çözülemeyen Kıbrıs meselesinin de bu şekilde belki çözülebileceğine işaret eden Çavuşoğlu, “Aksi takdirde, federasyon için müzakere yaparsak, bir neticeye varamayacağımızı çok emin şekilde biliyoruz.” dedi.

Çavuşoğlu, bunun nedeninin, Rum tarafının, Türk tarafıyla hiçbir şeyi paylaşmak istememesi olduğuna dikkati çekerek, aynı şekilde Rum tarafının, enerji kaynaklarının hakça paylaşılması konusunda da bugüne kadar hiçbir olumlu adım atmadığını kaydetti.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Fransa, AB'nin ve Orta Doğu'nun liderliğine oynuyor

ANKARA (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan tarafından son zamanlarda Doğu Akdeniz konusunda ılımlı mesajlar geldiğini fakat Yunanistan’ın maksimalist politikalarından vazgeçmediğini bildirdi.

Bakan Çavuşoğlu, CNN Türk’te katıldığı “Tarafsız Bölge” programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Doğu Akdeniz konusunda son gelişmelere ilişkin, Çavuşoğlu, Yunanistan’ın maksimalist yaklaşımlarından vazgeçmediğini ve bu tutumunu terk etmesi gerektiğini belirterek, Türkiye’nin ön koşulsuz müzakerelere hazır olduğunu ve herkesle müzakere edebileceğini dile getirdiğini aktardı.

Çavuşoğlu, Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in son zamanlarda Doğu Akdeniz konusunda yaptığı açıklamalara ilişkin, şu ifadeleri kullandı:

“2-3 gündür Yunanistan Başbakanı’ndan gelen mesajlar daha ılımlı. Son zamanlarda daha ılımlı mesajlar gelmeye başladı. Yunanistan’ın Oruç Reis gemisinin ikmal ve bakım için Antalya Limanı’na dönmesini fırsat bilerek daha pozitif mesaj vermeye başladı ama bir taraftan da “Bunun daha fazlasını istiyoruz.” diyerek, maksimalist tutumlarını da sürdürüyorlar.”

Çavuşoğlu, Kardak krizinden sonra başlayan istikşafi görüşmelerin, anlaşmalarla çözülemeyen sorunların birlikte nasıl çözülebileceğine karar vermek için kurulmuş bir mekanizma olduğunu kaydederek, iki ülke arasında var olan sadece bir sorunun değil, sorunların tamamının paket halinde görüşülmesine odaklanılması gerektiğinin altını çizdi.

“Oruç Reis gemisinin bakım ve ikmal süreci, Yunanistan tarafından fırsat olarak değerlendirilebilir”

Oruç Reis gemisinin, bakım ve ikmal için Antalya Limanı’na çekilmesiyle ilgili, Yunan tarafının “ilk olumlu adım” yorumuna ilişkin, Çavuşoğlu, geminin, rutin ve periyodik bir bakım çalışması nedeniyle limana çekildiğini, bunun taviz verildiği anlamına gelmediğini vurguladı.

Bakan Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün Cumhurbaşkanımızın da (Almanya Başbakanı Angela) Merkel’e söylediği gibi, geçmişte diplomasiye bir fırsat verdik. Yunanistan bunu ters tepti. Şimdi Cumhurbaşkanımız da net bir şekilde söyledi. Gemimizi rutin bakım ve ikmal için bölgeden limana geçtik. (Cumhurbaşkanımız ) ‘Bu bakım ve ikmal süreci esasen bir fırsat olarak Yunanistan tarafından da değerlendirilebilir.’ dedi. Merkel’e de söyledi. Biz de yaptığımız açıklamalarda aynısını söyledik. Esasen Yunanistan bizden daha fazla şey beklemek yerine kendisinin de olumlu atabileceği adımları atarak, bu dönemi bir fırsata çevirebilir. Daha önce Mısır’la anlaşma imzalayarak teptiği fırsat gibi bu ortamı da tepmemesi gerektiğini söylüyoruz.”

Bakan Çavuşoğlu, Yunanistan’ın, bu süreci bir fırsat olarak değerlendirebileceğini ve bunu da ilerleyen günlerde görebileceklerini söyledi.

Öte yandan, Türkiye’nin Oruç Reis gemisinin sismik araştırma yaptığı bölgedeki hakkının da saklı olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, “Dolayısıyla bu fırsat da değerlendirilir, değerlendirilmez. Değerlendirilmezse biz yine aynı şekilde bakım bittikten sonra faaliyetlerimizi kararlı şekilde bugüne kadar sürdürdüğümüz gibi sürdüreceğiz.” dedi.

Çavuşoğlu, Yunanistan’ın Sevilla haritasına ilişkin de şunları belirtti:

“Yunanistan’ın bu haritayı kabul etmediğini bir kere açıklaması gerekiyor. Bu harita durduğu sürece sorunları çözmemiz mümkün değil. Bu harita olduğu sürece müzakere de olmaz. Müzakere olsa da sonuç elde edemezsiniz. Sonuç elde edemedikten sonra da laf olsun diye, dostlar alışverişte görsün diye bir araya gelmenin faydası yok. Buradan müzakere istemiyoruz yorumu çıkmasın. Biz müzakere istiyoruz ama müzakereler sonuç alıcı ve hakkaniyet çerçevesinde olsun.”

Çavuşoğlu, Türkiye ile Yunanistan arasında halihazırdaki temaslara ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine, “Yunanistan ile danışmanlar düzeyinde görüşmeler oluyor.” ifadesini kullandı.

“Fransa gerginlikleri artırarak silah satmak istiyor”

Çavuşoğlu, Almanya’nın Doğu Akdeniz meselesine ilişkin tutumu hakkında, “Almanya kesinlikle daha sağduyu sahibi, kesinlikle daha objektif ve yapıcı. (Avrupa Konseyi) Dönem Başkanlığını da bu şekilde kullanmaya çalışıyor. Sonuç elde etmeye çalışıyor. Bizim haklı olduğumuzu da teslim ediyorlar.” dedi.

18 Mart Göç Mutabakatı’nda da en kararlı duruşu Merkel’in ortaya koyduğunu dile getiren Çavuşoğlu, Almanya’nın, AB içinde Fransa’dan farklı bir tutum sergilediğine dikkati çekti.

Çavuşoğlu, “Fransa, AB’nin ve Orta Doğu’nun liderliğine oynuyor. Her konuda kendisine bir rol biçiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Fransa’nın bu tutumunun temelinde kendi ajandası ve gündeminin bulunmasının yattığına işaret eden Çavuşoğlu, “Fransa bu gerginlikleri artırarak silah satmak istiyor. Libya’da da öyle. Silah satan firmalar o ülkedeki bir bakanın şehrinde. Onun şehrindeki firmalar hep satıyor.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, Fransa’nın varolan kendi gündemine, Almanya’nın katılmadığını belirterek, “Ama şunu da görmek lazım. Gördük de. En nihayetinde ne kadar haklı olursak olalım Almanya da dahil ne kadar haklı olursak olalım, Yunanistan ile Türkiye arasında bir tercih yapmak zorunda kalırsa Yunanistan’ı tercih ederler.” dedi.

Bakanı Çavuşoğlu, AB’nin Doğu Akdeniz’e ilişkin tutumuyla ilgili de “AB, bu sorunun (Doğu Akdeniz meselesi) çözümünde dürüst bir arabulucu olduğunu göstermesi gerekiyor. 24-25 Eylül’de yapılacak (AB Liderler Zirvesi) toplantıda, AB, Türkiye-AB ilişkilerinde ne yapılması gerektiğine odaklanması gerekiyor.” şeklinde konuştu.

“Yunanistan 1960’dan sonra bu adaları silahlandırmaya başladı”

Bakan Çavuşoğlu, “Yunanistan’ın Ege adalarını AK Parti döneminde silahlandırdığı ve hükümetin sessiz kaldığı” yönündeki iddialara ilişkin, Yunanistan’ın 1960’dan sonra bu adaları silahlandırmaya başladığını ve Türkiye’nin uyarılarda bulunduğunu hatırlattı.

Yunanistan’ın hep inkar ettiği bu silahlandırmayı 1974’te kabul ettiğini anımsatan Çavuşoğlu, “Bu adaların silahlandırılmasıyla ilgili Yunanistan’ın hatta geçmişte NATO’nun güvenlik planlarına dahil etme çabası var. Biz hep buna itiraz etmişiz ve bu kapsama sokmadık.” ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, Ege adalarının silahsızlandırılması konusunu uluslararası gündemde tutmaya devam edeceklerini ve bu konunun da istikşafi görüşmelerin bir parçası olduğunu söyledi.

“Türkiye olarak Kıbrıs sorununun adil şekilde çözümünden yanayız”

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Doğu Akdeniz’de yaşanan gerilim bağlamında, Kıbrıs meselesiyle ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine, şunları dile getirdi:

“KKTC’de seçimden sonra önce gayriresmi bir araya gelmek lazım, BM+5 (3 garantör ülke-Kıbrıs’taki iki taraf) önce. Bundan sonra neyi müzakere edeceğimizi belirlememiz lazım. Bunun çerçevesini belirlememiz lazım. Referans belgesini oluşturmamız lazım, siyasi eşitlik gibi unsunları başta oraya koymak lazım. Bir de zaman belirlemek lazım. Sonuç odaklı belli bir zaman içinde bu işi bitireceksek, o zaman müzakerelere başlamanın bir anlamı var. Aksi takdirde, Crans Montana ve Annan Planı gibi başarısızlıkla sonuçlanacaksa zaman kaybıdır, hiçbir anlamı da yoktur. Biz Türkiye olarak Kıbrıs sorununun adil bir şekilde çözümünden yanayız.”

“Mısırla anlaşma imzalayabilmemiz için siyasi ilişkilerin biraz düzelmesi lazım”

Çavuşoğlu, Türkiye ile Mısır arasındaki halihazır ilişkilerle ilgili, “Mısırla görüşülmüyor değil. İstihbarat düzeyinde görüşmeler var.” dedi.

Konuşmasında, Mısır’ın, Yunanistan ve Rum kesimiyle deniz yetki alanlarıyla ilgili anlaşmaları yaparken, Türkiye’nin kıta sahanlığını hiçbir zaman ihlal etmediğinin altını çizen Çavuşoğlu, “Mısır burada esasen bizim haklarımıza saygılı davranmıştır. Siyasi ilişkilerimiz çok iyi değil diye haksızlık yapmayalım. Dolayısıyla yarın Mısır’la da böyle bir anlaşma imzalarız ama gerçekçi olmak lazım. Bu anlaşmayı imzalayabilmemiz için siyasi ilişkilerin biraz düzelmesi lazım. ” diye konuştu.

“Serrac, taraflar arasında mutabakat sağlanırsa, ülkeyi seçime götürürken istifa edebileceğini söylemiş”

Çavuşoğlu, Libya Başbakanı Fayiz es-Serrac’ın istifa edeceği iddialarının sorulması üzerine, şöyle dedi:

“(Libya’da) iki taraf arasında bir ateşkes için görüşme var. Bizim de desteklediğimiz kalıcı bir ateşkes, siyasi çözüm. Biz de bunu isteriz. Zaten Serrac da böyle bir mutabakat sağlanırsa, ülkeyi seçime götürürken istifa edebileceğini söylemiş. Yani ileriki bir aşamada, ülkesinin geleceği için fedakarlık yapabileceğini söylemiş. Herhangi bir şeyden canı sıkıldığı için, ‘Bugün istifa edeceğim’ diye bir açıklama yok. (Serrac) ‘İki tarafı da birleştiren bir anlaşma olacaksa, seçimlere giderken ben istifa edebilirim.’ demiş.”

Bakan Çavuşoğlu, Rusya ile Türkiye arasındaki Libya görüşmeleri de değerlendirerek, “Sonuçta Rusya ile de amacımız Libya’da bir ateşkes. Onlar diğer tarafta. Biz ise meşru yönetim tarafındayız. Ateşkes ve siyasi süreçle ilgili son görüşmelerde görüşlerimiz biraz daha yakınlaştı.” açıklamasında bulundu.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Maiteeg ile görüştü – ANKARA

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Ahmet Maiteeg'in gelişi
– Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun Maiteeg'i karşılaması
– Fotoğraf çekimi
– Masada görüşme ANKARA – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Ahmet Maiteeg ile görüştü.

Bakan Çavuşoğlu: Türkiye Doğu Akdeniz'de geri adım atmadı

ANKARA (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Oruç Reis gemisinin Antalya açıklarında demirlemesi ve yeni NAVTEX ilan edilmemesinin Yunanistan Cumhurbaşkanı Katerina Sakelaropulu tarafından geri adım olarak nitelendirildiğini belirterek, “Oruç Reis gemisi yaklaşık bir aydır sismik araştırma çalışmalarını sürdürüyordu ve aylık rutin bakım ve ikmal sebebiyle, Enerji Bakanlığının da açıkladığı gibi Antalya limanına yakın bir yere demirledi. Bu rutin bir bakım ve ikmal çalışmasıdır dolayısıyla NAVTEX’i de bu nedenle yayımlamadık. NAVTEX sismik araştırma ya da sondaj yapılacak bölge için yayımlanır. Özellikle sismik araştırmada bu çok önemlidir çünkü o bölgede seyrüseferlerin değişmesi gerekir.” dedi.

Çavuşoğlu, NTV’de katıldığı programda, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Oruç Reis gemisinin Antalya açıklarına demirlemesi ve yeni NAVTEX ilan edilmemesiyle ilgili açıklama yapan Çavuşoğlu, “Oruç Reis gemisi yaklaşık bir aydır sismik araştırma çalışmalarını sürdürüyordu ve aylık rutin bakım ve ikmal sebebiyle, Enerji Bakanlığının da açıkladığı gibi Antalya limanına yakın bir yere demirledi. Bu rutin bir bakım ve ikmal çalışmasıdır dolayısıyla NAVTEX’i de bu nedenle yayımlamadık. NAVTEX sismik araştırma ya da sondaj yapılacak bölge için yayımlanır. Özellikle sismik araştırmada bu çok önemlidir çünkü o bölgede seyrüseferlerin değişmesi gerekir.” diye konuştu.

Bu adımın Yunanistan’da farklı şekilde algılandığını söyleyen Çavuşoğlu, “Gemiler bakıma çekildiğinde NAVTEX yayımlamanın bir anlamı yok. Bakım ve ikmal yapıldıktan sonra yeni bölgeye geçeceği zaman NAVTEX yayımlanır. Yunanistan’da Başbakanı başka şey söylüyor ve olumlu bir adım görüyor, dün Meis’e giden Cumhurbaşkanı ise bir geri adım gibi algılıyor. İçeride de CHP’nin bir açıklamasını gördüm onlar da geri adım olarak algılamış. Önceden Enerji Bakanlığımıza sorsalardı. Sormadan geri adım atıldı demek iç siyasete yönelik adımlardır, bunlar doğru değildir.” ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, Yunanistan’ın “Geri adım” olarak nitelendirmesiyle ilgili de “Siyasi partilerin iç siyaset kaygısıyla bunu başka yere çekmesine gerek yok. Yunanistan çekebilir çünkü Yunanistan bizim kararlılığımız karşısında iç siyasette de zor duruma düştü. Küçük bir ülke kompleksi içinde hareket ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“İki komşu doğrudan görüşebilir”

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in “Provokasyon olmazsa görüşürüz.” ifadelerini değerlendiren Çavuşoğlu, “İki komşu ülke doğrudan görüşebilir. Yunanistan Başbakanı’nın yaptığı açıklamalar olumlu, ılımlı ama bizimle masaya oturmak için ön şartlarda diretirse biz de ön şartlarımızı ortaya koyarız.” diye konuştu.

Ön şartlar yerine gelmediği sürece sorunun çözülmeyeceğini söyleyen Çavuşoğlu, “Yunanistan, Sevilla haritasından vazgeçmediği, Türkiye’nin kıta sahanlığına saygı duymadığı ve Adalar ile Meis için maksimalist yaklaşım içindeki taleplerinden vazgeçmediği sürece bu gerginlik bitmez.” dedi.

Çavuşoğlu, Güney Kıbrıs Rum kesiminin de Ada’daki Türkleri yok sayan adımlardan vazgeçmesinin Türkiye’nin ön koşullarından olduğunu söyledi.

Yunanistan’ın ön koşullar koyarak diyalog talebi olursa Türkiye’nin ön koşullarını da kabul etmesi gerektiğini belirten Çavuşoğlu, “Yunanistan, bugüne kadar bizimle görüşmek için tüm faaliyetlerimizi durdurmamızı ön şart koşuyor. Ön şart koşarsan sen de bizim ön şartlarımızı yerine getirmelisin. Koşul olarak öne sürdüğümüz konuları ön koşulsuz oturduğumuz zaman masaya koyarız ve gerçekler ortaya çıkar.” ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin ön koşullarının Yunanistan tarafından kabul edilmesi halinde sorunun çözüleceğini de sözlerine ekledi.

“Bundan sonra da ön koşul olacaksa bizim de ön koşullarımız var”

Çavuşoğlu, Yunanistan’ın, rutin bakım ve ikmal faaliyetleri nedeniyle Türkiye’deki limana dönen Oruç Reis gemisiyle ilgili çelişkili açıklamalar yapmak yerine maksimalist taleplerinden ve bugüne kadarki sorunların sebebi olan Sevilla haritasından vazgeçmesi gerektiğini söyledi.

Yunanistan ve Rum kesimi bugüne kadar iyi niyet göstermediği için Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerine devam ettiğini belirten Çavuşoğlu, “Bundan sonra da ön koşul olacaksa bizim de ön koşullarımız var. Yunanistan’ın da onları yerine getirmesi gerekiyor.” ifadesini kullandı.

“Türkiye’ye yönelik yaptırım çalışmalarını 3 ülke yapıyor”

Bakan Çavuşoğlu, 24-25 Eylül’de düzenlenecek AB Liderler Zirvesi’nde Türkiye’ye yönelik yaptırım kararı olup olmayacağı yönündeki beklentisinin sorulması üzerine, “Yaptırım çalışması var. Bunu Fransa, Yunanistan ve Rum kesimi yapıyor. Şu anda onlara destek veren yok. Toplantıya getirilirse destek verecek ülkeler var ama Türkiye’ye yönelik yaptırım çalışmasını bu 3 ülke yapıyor.” diye konuştu.

AB içinde Türkiye’ye yaptırım uygulanmamasını isteyen de çok sayıda ülke olduğunun altını çizen Çavuşoğlu, sonuçta olası bir yaptırım kararının oy birliğiyle anılabileceğini bildirdi.

Yunanistan ve Rum kesimini, “AB’nin birçok politikasını rehin alan iki şımarık üye” olarak niteleyen Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dolayısıyla ben 24-25 Eylül’de bir yaptırım kararı beklemiyorum ama olabilir de. Böyle bir ihtimal de var. Gemimize, şirketimize veya kişilere yönelik olabilir. Geçmişte de böyle kararlar aldı. Peki biz kararlılığımızdan vazgeçtik mi? Hayır. Kararlılığımız daha da arttı.”

Bakan Çavuşoğlu, AB, Türkiye’yle gerginlik yaratmak ya da ilişkileri başka bir boyuta götürmek istiyorsa sadece göç konusunun değil aradaki ilişkilerin ya da üzerinde durulan konuların tamamının gözden geçirilebileceğini kaydetti.

Ancak AB’nin bu noktaya gelmeyeceğini de düşündüklerini dile getiren Çavuşoğlu, Birliğin, özellikle stratejik konularda Türkiye’ye ihtiyacı bulunduğunun farkında olduğunu vurguladı.

“Fransa, ‘Ben liderim’ demek istiyor ama bunu demekle de lider olunamıyor”

Çavuşoğlu, Türkiye’ye karşı sert tutumlar sergileyen Fransa’nın, Almanya’ya rağmen AB’nin yeni liderliğine oynadığına değinerek, “Fransa her yere saldırıyor. ‘Ben liderim.’ demek istiyor ama liderim demekle de lider olunamıyor. Gerek şahıs bazında (Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel) Macron gerekse de ülke olarak Fransa.” ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun, “ABD’nin, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de yürüttüğü faaliyetlerden derin endişe duyduğunu” açıklamalarına ilişkin, bir ülkenin faaliyetlerinden endişe duyulacaksa bunların uluslararası hukuka aykırı olması gerektiğini bildirdi.

“Burada endişe duyulacak bir durum varsa ABD’nin ve Pompeo’nun attığı adımlardır.” diyen Çavuşoğlu, bu adımların uluslararası hukuka ve anlaşmalara aykırı olduğunu kaydetti.

Çavuşoğlu, Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır’ın Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki adımlarına karşı hasmane tutum sergilediğini ancak Türkiye’nin ortaya koyduğu tüm çabaların, kendisini dışlamaya çalışan şer ittifakına cevap niteliği taşıdığını kaydetti.

Çavuşoğlu, “Biz diplomasiyi isteriz, herkesle iyi ilişkiler içinde olmak isteriz ama herkesin de bizim haklarımıza saygı duyması gerekiyor. Karşı tarafın da aynı şekilde diplomasiye ve iyi iş birliğine inanması gerekiyor.” diye konuştu.

“Uluslararası toplum ve Libya, Türkiye’ye çok şey borçlu”

Bakan Çavuşoğlu, Libya konusuna ilişkin son gelişmeler hakkında değerlendirmesinin sorulması üzerine, Türkiye’nin, Libya’daki iç savaşı sokak savaşına dönüşmeden dengelediğini ve daha sonra Ulusal Mutabakat Hükümetinin (UMH) sahada üstünlük de sağladığını kaydetti.

“Esasen bu anlamda uluslararası toplum ve Libya bize çok şey borçlu.” diyen Çavuşoğlu, “Libya’daki iç savaş sokak savaşına dönüşseydi bu on yıllar sürebilirdi ve milyonlarca insan da ölebilirdi.” dedi.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin Libya’daki amacının, “kalıcı ateşkes ve siyasi süreç” olduğunun altını çizerek, tarafların kendi arasında kalıcı ateşkesi tesis etmesinin önemine dikkati çekti.

Bakan Çavuşoğlu ayrıca, Fransa’nın Libya’daki meşru hükümetle ilişkileri geliştirmesinin Türkiye’yi rahatsız etmeyeceğini, buna karşılık Libya’nın doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter’e verdiği destek ve çatışmayı kışkırtan faaliyetlerinin Türkiye’yi rahatsız edeceğini bildirdi.

“Dolayısıyla (Fransa’nın) Ulusal Mutabakat Hükümetiyle, (Libya Başbakanı Fayiz) Serrac’la görüşmeleri bizi kesinlikle rahatsız etmez. Doğru yolda atılmış bir adım olarak görürüz.” diyen Çavuşoğlu, Türkiye’nin kimseyle rekabet etmediğini vurguladı.

“Rusya’nın terör örgütüyle angajmanını biz kabullenemeyiz”

Bakan Çavuşoğlu, Rusya’nın başkenti Moskova’da, terör örgütü PKK/PYD/YPG ve Halkın İradesi Partisinin siyasi bir mutabakat imzalamasının sorulması üzerine, Rusya’nın yaptığının doğru olmadığını ve Türkiye’nin buna sert tepki gösterdiğini söyledi.

Çavuşoğlu, “Sahada birlikte çalıştığımız, siyasi süreç için birlikte çaba sarf ettiğimiz, İdlib’de ateşkesi kalıcı hale getirmeye çalıştığımız Rusya’nın terör örgütüyle angajmanını biz kabullenemeyiz.” dedi.

Öte yandan, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne (GKRY) giderek ara buluculuk teklifinde bulunduğunu anımsatan Çavuşoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

“Lavrov’a şunu söylemek isterim: Bir, bu teklif Türk kesimi ile Rum kesimi arasındaysa yani Rum kesimi ile bizim aramızda bir ara buluculuk yapmak istiyorsa bu mümkün değil. Bizim muhatabımız Rum kesimi değil Rum kesiminin muhatabı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’dir, Kıbrıs Türk halkıdır. Dolayısıyla ikisi arasında bir ara buluculuk yapmak istiyorsa objektif ve dengeli olmalıdır.”

Muhabir: Behlül Çetinkaya, Zuhal Demirci