Mevlüt Çavuşoğlu

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun talimatıyla Somalili genç yetenek Abdi Türkiye'ye getiriliyor – ANKARA

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Maket uçakların görüntüleri
– Guled Abdi'nin açıklamaları ANKARA (AA) – Somali'de imkansızlıklar içinde yaptığı maket uçak modelleriyle sosyal medyada ilgi odağı haline gelen genç yetenek Guled Abdi, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun talimatıyla bugün Türkiye'ye getirilecek.

Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, Twitter'daki paylaşımda, “Bakanımız Çavuşoğlu'nun talimatlarıyla ulaştığımız Somalili kardeşimiz Abdi'yi bugün ülkemize getiriyoruz. Teknofest Gaziantep'e katılacak, drone eğitimi alacak ve Türkiye'nin 'Milli Teknoloji Hamlesi' kahramanlarıyla buluşacak. Yanındayız Guled!” ifadelerini kullandı.

Kendi imkanlarıyla ulaştığı malzemelerle maket uçak tasarlayan Somalili Abdi'yle ilgili sosyal medyada, T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar'a atıfta bulunularak, “Somali'nin Bayraktar'ı” yorumları yapılmıştı.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'ndan ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Pelosi'ye tepki

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Twitter hesabından, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin ABD Başkanı Donald Trump’ı eleştirmek için Türkiye’ye yönelik kullandığı ifadelere yönelik mesaj paylaştı.

Bakan Çavuşoğlu, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

“İbretlik cehaletiyle Pelosi’nin ABD Temsilciler Meclisi Başkanlığına kadar yükselmesi esas Amerikan demokrasisi adına kaygı vericidir. Türk Milletinin iradesine saygı duymayı öğreneceksiniz.”

Trump, düzenlediği basın toplantısında bir gazetecinin, “Seçimlerden sonra barışçıl bir geçiş süreci olacağına söz veriyor musunuz?” sorusuna, “Olacaklara bakacağız.” cevabını vermişti.

Buna karşılık Pelosi, “Trump’ın kime hayranlık duyduğunu biliyoruz. Putin’e, Kim Jong-un’a, Erdoğan’a hayranlık duyuyor. Ancak Sayın Başkan, Kuzey Kore, Rusya, Türkiye ya da Suudi Arabistan’da olmadığınızı hatırlatayım. Demokrasiyle yönetilen ABD’desiniz.” ifadelerini kullanmıştı.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Yunan Büyükelçiyi bakanlığa çağırdık

ANKARA (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan’da Demokratia Gazetesi’nin bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ağır hakaret ve küfür içeren bir manşet kullanmasıyla ilgili, “Yunan gazetesi çok alçakça bir manşet attı. Yunan Büyükelçiyi (Michael-Christos Diamessis) bakanlığa çağırdık ve en sert şekilde tepkimizi gösterdik.” dedi.

Bakan Çavuşoğlu, gündemdeki konulara ilişkin AA’ya değerlendirmelerde bulundu.

Yunan gazetesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik ağır hakaret ve küfür içeren bir manşet kullanılmasıyla ilgili, Çavuşoğlu, “Maalesef bugün bir Yunan gazetesi ağza alınmayacak şekilde son derece alçakça bir açıklama yaptı, manşet attı. Biz gerekli tepkilerimizi gösterdik. Yunan Büyükelçiyi (Diamessis) bakanlığa çağırdık ve en sert şekilde tepkimizi gösterdik.” dedi.

Türkiye’nin Atina Büyükelçisi Burak Özügergin’in de bugün Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias’la görüştüğünü söyleyen Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu aslında maalesef ne kadar alçaldıklarını gösteriyor. Bu seviyeye düşülmemesi gerekiyor. Bizim gazetelerimizde, basın yayın organımızda herhangi bir Yunan siyasetçiye veya başka bir siyasetçiye eleştiri olur, bazen ağır eleştiri olur. Basın özgürlüğü çerçevesinde bizi de eleştiriyorlar. Bu da doğal. Bazen daha da ağır eleştiriler oluyor, üzülüyoruz ama bu olabilir. Bu, basın özgürlüğü çerçevesinde olabilir ama hakaret basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmemelidir.”

Yunan Dışişleri Bakanlığının, konuyla ilgili bugün yaptığı açıklamayı olumlu bulduklarını dile getiren Çavuşoğlu, bakanlığın, bu durumun basın özgürlüğüyle alakalı olmadığını ve güçlü şekilde kınadığını aktardı.

Çavuşoğlu, “Eğer bunu basın özgürlüğüyle bağdaştırmıyorlarsa, o zaman hukuki olarak da gerekeni esasen yapmak onların sorumluluğundadır.” dedi.

İletişim Başkanlığının da gerekli girişimlerde bulunduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, “Yunanistan’ın bugüne kadar Türkiye ile ilgili meselelerinde olumlu bir adım atamaması ya da cesur davranamamasının sebebi de işte bu kamuoyu ve kamuoyunun duygusunu yansıtan basındır.” diye konuştu.

Bakan Çavuşoğlu, bu konuya ilişkin gerekli işlemlerin de yapılacağı bilgisini paylaştı.

“Başarısız olacak yeni bir maceraya atılmanın anlamı yoktur”

Çavuşoğlu, Kıbrıs meselesine ilişkin yaptığı değerlendirmede ise “Biz (Kıbrıs meselesinde) artık federasyon için müzakere etmeyeceğimizi defalarca söyledik.” dedi.

Federasyon için artık ucu açık, sonuç alınmayacak maceraya giremeceklerini belirttiklerini dile getiren Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Bir daha kaldığımız yerden başlamamız mümkün değil. Crans-Montana’nın (görüşmelerinin) başladığı yerden müzakerelere başlamamız mümkün değil. Artık o müzakere bitmiştir, başarısız olmuştur. Başarısız olacak yeni bir maceraya atılmanın anlamı yoktur.”

“Kıbrıs meselesinde artık federasyon için müzakere etmeyeceğimizi defalarca söyledik”

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kıbrıs meselesinin çözümüne ilişkin, “Birleşmiş Milletler (BM)+5 (3 garantör ülke-Kıbrıs’taki iki taraf) formatında düzenlenmesi planlanan gayriresmi toplantıda) Türkiye Cumhuriyeti olarak biz, iki devletli çözüm, konfederasyon başta olmak üzere diğer seçenekleri müzakere edeceğimizi, etmemiz gerektiğini güçlü şekilde ifade edeceğiz.” dedi.

KKTC’nin bir seçimin arifesinde olduğunu anlatan Çavuşoğlu, Kıbrıs müzakerelerine yönelik herkesin fikrini belirteceğini ancak bunların bir seçim malzemesi haline getirilmemesi ve Türkiye’den yapılan her açıklamanın bu yönde değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Çavuşoğlu, Kıbrıs’ta Türkiye’nin attığı adımların ortada olduğunu, adada kalıcı çözüm için bütün çabaları desteklediğini kaydetti.

Rumların, Annan Planı’nı önce imzalayıp daha sonra aleyhinde propaganda yaptığını ve Rum tarafında yüzde 75 ile planın reddedildiğini hatırlatan Çavuşoğlu, Türk tarafının ise plana güçlü destek verdiğini anımsattı.

Bu noktadan bakıldığında kimin adada çözüm istediğinin görüldüğünü dile getiren Çavuşoğlu, başarısız olan Annan Planı’nın ardından yeni bir müzakere sürecinin başladığını hatırlattı. Bakan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Ocak 2017’de önce Cenevre’de, daha sonra temmuz ayında Crans-Montana’da müzakereler yaptık. Cenevre kısa sürdü. Baktık ki iki taraf henüz hazır değil, ‘Biraz daha zaman verelim.’ dedik ve müzakereler İsviçre’de ve adada sürdü. Crans-Montana’da 11 gün müzakere ettik ama başarısız olduk. Crans-Montana ve Cenevre’de yeniden Annan Planı’ndaki gibi federasyonu müzakere ettik. Cenevre ve Crans-Montana müzakerelerinde federasyonu son defa müzakere ettiğimizi (KKCT Cumhurbaşkanı Mustafa) Akıncı ve ben çok açık şekilde defalarca ifade ettik. ‘Bir çözüme ulaşmamız lazım ve bu fırsat tepilirse biz bir daha federasyonu müzakere etmeyeceğiz.’ diye her seferinde hatırlattık.”

Çavuşoğlu, bu müzakerelerin sonunda Rum tarafının Yunanistan’ın da destek vermesiyle geri adım attığını, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, somut fikirler ortaya atmasına rağmen Rum tarafının geri durması ve olumsuz ortam oluşması sebebiyle hiçbir yere varılamayacağını anlayarak müzakereleri kapattığını belirtti.

Bakan Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“(Rum lideri Nikos) Anastasiadis’le yaptığımız görüşmede, federasyonu müzakere etmenin artık bir faydası olmadığını söyledi. İki devletli bir çözümün müzakere edilmesi gerektiğini ama bunu seçimler geçtikten sonra yaparsak ancak netice alabileceğimizi belirtti. New York’ta BM Genel Kurulu kapsamında gayriresmi olarak yaptığımız görüşmede Anastasiadis, iki devletli çözüm için uluslararası toplumdan gerekli desteği bulamadığını ifade etti ve iki devletin oluşturduğu bir konfederasyonun daha sağlıklı olacağına dair fikirlerini bizimle paylaştı.”

“Federasyon için müzakere yaparsak, bir neticeye varamayacağımızı çok emin biliyoruz”

KKTC’deki seçimden sonra Birleşmiş Milletler (BM)+5 (3 garantör ülke-Kıbrıs’taki iki taraf) gayriresmi toplantı önerisinde bulunulduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, BM Genel Sekreteri Guterres’in bahsettiği bu toplantıyı Türkiye’nin önerdiğinin altını çizdi.

Bu toplantının önerilmesinin sebebinin, resmi bir müzakereye başlamadan önce neyin müzakere edileceğinin kararlaştırılması olduğunu anlatan Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizim tabii ki burada önceliğimiz federasyon dışındaki seçeneklerdir. ‘İki devlet, konfederasyon veya buna benzer başka bir fikir gelirse bunları değerlendirebiliriz.’ dedik. Önce neyi müzakere edeceğiz? Federasyon konusunda müzakereye devam edecek olsaydık bu 5+1 gayriresmi toplantıyı yapmamıza gerek kalmazdı.”

Çavuşoğlu, Türkiye’nin bu önerisini, BM’nin de kabul ettiğini bildirerek, Türkiye’nin önceliklerinin farklı olduğunu vurguladı.

“Federasyon için artık biz ucu açık, sonuç alınmayacak bir maceraya giremeyiz. Sonuç alıcı bir müzakereyi gerçekleştirmemiz gerekir.” diyen Çavuşoğlu, diğer seçeneklerin de öncelikli ele alınması gerektiğini dile getirdi.

Çavuşoğlu, “Önümüzdeki gerçekleştirilecek 5+1 gayriresmi toplantıda Türkiye Cumhuriyeti olarak biz, iki devletli çözüm, konfederasyon başta olmak üzere diğer seçenekleri müzakere edeceğimizi, etmemiz gerektiğini güçlü şekilde ifade edeceğiz.” diye konuştu.

Bugüne kadar çözülemeyen Kıbrıs meselesinin de bu şekilde belki çözülebileceğine işaret eden Çavuşoğlu, “Aksi takdirde, federasyon için müzakere yaparsak, bir neticeye varamayacağımızı çok emin şekilde biliyoruz.” dedi.

Çavuşoğlu, bunun nedeninin, Rum tarafının, Türk tarafıyla hiçbir şeyi paylaşmak istememesi olduğuna dikkati çekerek, aynı şekilde Rum tarafının, enerji kaynaklarının hakça paylaşılması konusunda da bugüne kadar hiçbir olumlu adım atmadığını kaydetti.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Fransa, AB'nin ve Orta Doğu'nun liderliğine oynuyor

ANKARA (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan tarafından son zamanlarda Doğu Akdeniz konusunda ılımlı mesajlar geldiğini fakat Yunanistan’ın maksimalist politikalarından vazgeçmediğini bildirdi.

Bakan Çavuşoğlu, CNN Türk’te katıldığı “Tarafsız Bölge” programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Doğu Akdeniz konusunda son gelişmelere ilişkin, Çavuşoğlu, Yunanistan’ın maksimalist yaklaşımlarından vazgeçmediğini ve bu tutumunu terk etmesi gerektiğini belirterek, Türkiye’nin ön koşulsuz müzakerelere hazır olduğunu ve herkesle müzakere edebileceğini dile getirdiğini aktardı.

Çavuşoğlu, Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in son zamanlarda Doğu Akdeniz konusunda yaptığı açıklamalara ilişkin, şu ifadeleri kullandı:

“2-3 gündür Yunanistan Başbakanı’ndan gelen mesajlar daha ılımlı. Son zamanlarda daha ılımlı mesajlar gelmeye başladı. Yunanistan’ın Oruç Reis gemisinin ikmal ve bakım için Antalya Limanı’na dönmesini fırsat bilerek daha pozitif mesaj vermeye başladı ama bir taraftan da “Bunun daha fazlasını istiyoruz.” diyerek, maksimalist tutumlarını da sürdürüyorlar.”

Çavuşoğlu, Kardak krizinden sonra başlayan istikşafi görüşmelerin, anlaşmalarla çözülemeyen sorunların birlikte nasıl çözülebileceğine karar vermek için kurulmuş bir mekanizma olduğunu kaydederek, iki ülke arasında var olan sadece bir sorunun değil, sorunların tamamının paket halinde görüşülmesine odaklanılması gerektiğinin altını çizdi.

“Oruç Reis gemisinin bakım ve ikmal süreci, Yunanistan tarafından fırsat olarak değerlendirilebilir”

Oruç Reis gemisinin, bakım ve ikmal için Antalya Limanı’na çekilmesiyle ilgili, Yunan tarafının “ilk olumlu adım” yorumuna ilişkin, Çavuşoğlu, geminin, rutin ve periyodik bir bakım çalışması nedeniyle limana çekildiğini, bunun taviz verildiği anlamına gelmediğini vurguladı.

Bakan Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün Cumhurbaşkanımızın da (Almanya Başbakanı Angela) Merkel’e söylediği gibi, geçmişte diplomasiye bir fırsat verdik. Yunanistan bunu ters tepti. Şimdi Cumhurbaşkanımız da net bir şekilde söyledi. Gemimizi rutin bakım ve ikmal için bölgeden limana geçtik. (Cumhurbaşkanımız ) ‘Bu bakım ve ikmal süreci esasen bir fırsat olarak Yunanistan tarafından da değerlendirilebilir.’ dedi. Merkel’e de söyledi. Biz de yaptığımız açıklamalarda aynısını söyledik. Esasen Yunanistan bizden daha fazla şey beklemek yerine kendisinin de olumlu atabileceği adımları atarak, bu dönemi bir fırsata çevirebilir. Daha önce Mısır’la anlaşma imzalayarak teptiği fırsat gibi bu ortamı da tepmemesi gerektiğini söylüyoruz.”

Bakan Çavuşoğlu, Yunanistan’ın, bu süreci bir fırsat olarak değerlendirebileceğini ve bunu da ilerleyen günlerde görebileceklerini söyledi.

Öte yandan, Türkiye’nin Oruç Reis gemisinin sismik araştırma yaptığı bölgedeki hakkının da saklı olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, “Dolayısıyla bu fırsat da değerlendirilir, değerlendirilmez. Değerlendirilmezse biz yine aynı şekilde bakım bittikten sonra faaliyetlerimizi kararlı şekilde bugüne kadar sürdürdüğümüz gibi sürdüreceğiz.” dedi.

Çavuşoğlu, Yunanistan’ın Sevilla haritasına ilişkin de şunları belirtti:

“Yunanistan’ın bu haritayı kabul etmediğini bir kere açıklaması gerekiyor. Bu harita durduğu sürece sorunları çözmemiz mümkün değil. Bu harita olduğu sürece müzakere de olmaz. Müzakere olsa da sonuç elde edemezsiniz. Sonuç elde edemedikten sonra da laf olsun diye, dostlar alışverişte görsün diye bir araya gelmenin faydası yok. Buradan müzakere istemiyoruz yorumu çıkmasın. Biz müzakere istiyoruz ama müzakereler sonuç alıcı ve hakkaniyet çerçevesinde olsun.”

Çavuşoğlu, Türkiye ile Yunanistan arasında halihazırdaki temaslara ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine, “Yunanistan ile danışmanlar düzeyinde görüşmeler oluyor.” ifadesini kullandı.

“Fransa gerginlikleri artırarak silah satmak istiyor”

Çavuşoğlu, Almanya’nın Doğu Akdeniz meselesine ilişkin tutumu hakkında, “Almanya kesinlikle daha sağduyu sahibi, kesinlikle daha objektif ve yapıcı. (Avrupa Konseyi) Dönem Başkanlığını da bu şekilde kullanmaya çalışıyor. Sonuç elde etmeye çalışıyor. Bizim haklı olduğumuzu da teslim ediyorlar.” dedi.

18 Mart Göç Mutabakatı’nda da en kararlı duruşu Merkel’in ortaya koyduğunu dile getiren Çavuşoğlu, Almanya’nın, AB içinde Fransa’dan farklı bir tutum sergilediğine dikkati çekti.

Çavuşoğlu, “Fransa, AB’nin ve Orta Doğu’nun liderliğine oynuyor. Her konuda kendisine bir rol biçiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Fransa’nın bu tutumunun temelinde kendi ajandası ve gündeminin bulunmasının yattığına işaret eden Çavuşoğlu, “Fransa bu gerginlikleri artırarak silah satmak istiyor. Libya’da da öyle. Silah satan firmalar o ülkedeki bir bakanın şehrinde. Onun şehrindeki firmalar hep satıyor.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, Fransa’nın varolan kendi gündemine, Almanya’nın katılmadığını belirterek, “Ama şunu da görmek lazım. Gördük de. En nihayetinde ne kadar haklı olursak olalım Almanya da dahil ne kadar haklı olursak olalım, Yunanistan ile Türkiye arasında bir tercih yapmak zorunda kalırsa Yunanistan’ı tercih ederler.” dedi.

Bakanı Çavuşoğlu, AB’nin Doğu Akdeniz’e ilişkin tutumuyla ilgili de “AB, bu sorunun (Doğu Akdeniz meselesi) çözümünde dürüst bir arabulucu olduğunu göstermesi gerekiyor. 24-25 Eylül’de yapılacak (AB Liderler Zirvesi) toplantıda, AB, Türkiye-AB ilişkilerinde ne yapılması gerektiğine odaklanması gerekiyor.” şeklinde konuştu.

“Yunanistan 1960’dan sonra bu adaları silahlandırmaya başladı”

Bakan Çavuşoğlu, “Yunanistan’ın Ege adalarını AK Parti döneminde silahlandırdığı ve hükümetin sessiz kaldığı” yönündeki iddialara ilişkin, Yunanistan’ın 1960’dan sonra bu adaları silahlandırmaya başladığını ve Türkiye’nin uyarılarda bulunduğunu hatırlattı.

Yunanistan’ın hep inkar ettiği bu silahlandırmayı 1974’te kabul ettiğini anımsatan Çavuşoğlu, “Bu adaların silahlandırılmasıyla ilgili Yunanistan’ın hatta geçmişte NATO’nun güvenlik planlarına dahil etme çabası var. Biz hep buna itiraz etmişiz ve bu kapsama sokmadık.” ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, Ege adalarının silahsızlandırılması konusunu uluslararası gündemde tutmaya devam edeceklerini ve bu konunun da istikşafi görüşmelerin bir parçası olduğunu söyledi.

“Türkiye olarak Kıbrıs sorununun adil şekilde çözümünden yanayız”

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Doğu Akdeniz’de yaşanan gerilim bağlamında, Kıbrıs meselesiyle ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine, şunları dile getirdi:

“KKTC’de seçimden sonra önce gayriresmi bir araya gelmek lazım, BM+5 (3 garantör ülke-Kıbrıs’taki iki taraf) önce. Bundan sonra neyi müzakere edeceğimizi belirlememiz lazım. Bunun çerçevesini belirlememiz lazım. Referans belgesini oluşturmamız lazım, siyasi eşitlik gibi unsunları başta oraya koymak lazım. Bir de zaman belirlemek lazım. Sonuç odaklı belli bir zaman içinde bu işi bitireceksek, o zaman müzakerelere başlamanın bir anlamı var. Aksi takdirde, Crans Montana ve Annan Planı gibi başarısızlıkla sonuçlanacaksa zaman kaybıdır, hiçbir anlamı da yoktur. Biz Türkiye olarak Kıbrıs sorununun adil bir şekilde çözümünden yanayız.”

“Mısırla anlaşma imzalayabilmemiz için siyasi ilişkilerin biraz düzelmesi lazım”

Çavuşoğlu, Türkiye ile Mısır arasındaki halihazır ilişkilerle ilgili, “Mısırla görüşülmüyor değil. İstihbarat düzeyinde görüşmeler var.” dedi.

Konuşmasında, Mısır’ın, Yunanistan ve Rum kesimiyle deniz yetki alanlarıyla ilgili anlaşmaları yaparken, Türkiye’nin kıta sahanlığını hiçbir zaman ihlal etmediğinin altını çizen Çavuşoğlu, “Mısır burada esasen bizim haklarımıza saygılı davranmıştır. Siyasi ilişkilerimiz çok iyi değil diye haksızlık yapmayalım. Dolayısıyla yarın Mısır’la da böyle bir anlaşma imzalarız ama gerçekçi olmak lazım. Bu anlaşmayı imzalayabilmemiz için siyasi ilişkilerin biraz düzelmesi lazım. ” diye konuştu.

“Serrac, taraflar arasında mutabakat sağlanırsa, ülkeyi seçime götürürken istifa edebileceğini söylemiş”

Çavuşoğlu, Libya Başbakanı Fayiz es-Serrac’ın istifa edeceği iddialarının sorulması üzerine, şöyle dedi:

“(Libya’da) iki taraf arasında bir ateşkes için görüşme var. Bizim de desteklediğimiz kalıcı bir ateşkes, siyasi çözüm. Biz de bunu isteriz. Zaten Serrac da böyle bir mutabakat sağlanırsa, ülkeyi seçime götürürken istifa edebileceğini söylemiş. Yani ileriki bir aşamada, ülkesinin geleceği için fedakarlık yapabileceğini söylemiş. Herhangi bir şeyden canı sıkıldığı için, ‘Bugün istifa edeceğim’ diye bir açıklama yok. (Serrac) ‘İki tarafı da birleştiren bir anlaşma olacaksa, seçimlere giderken ben istifa edebilirim.’ demiş.”

Bakan Çavuşoğlu, Rusya ile Türkiye arasındaki Libya görüşmeleri de değerlendirerek, “Sonuçta Rusya ile de amacımız Libya’da bir ateşkes. Onlar diğer tarafta. Biz ise meşru yönetim tarafındayız. Ateşkes ve siyasi süreçle ilgili son görüşmelerde görüşlerimiz biraz daha yakınlaştı.” açıklamasında bulundu.