Mevlüt Çavuşoğlu

Bakan Çavuşoğlu: Azerbaycan sorunu sahada çözmek istiyorsa biz yanında olacağız

ANKARA(AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Ermenistan'ın Azerbaycan'a başlattığı saldırıya dünyanın nasıl bir tepki verdiği ve Ermenistan'ın amaçlarının ne olduğuna ilişkin soruya Çavuşoğlu, Ermenistan'ın Karabağ sorununun 30 yıldır çözülmemiş olması nedeniyle cesaretlendiği karşılığını verdi.

Çavuşoğlu, son saldırılarla Ermenistan'ın Minsk Grubu ve AGİT çatısı altındaki çabaları ve Birleşmiş Milletlerin (BM) çok sayıdaki kararını tanımadığına işaret ederek, "Ermenistan bu saldırılarıyla 'uluslararası sistemi ve hukuku hiçe sayıyorum' diyor. Bunun bir karşılığı olmalı." ifadelerini kullandı.

Ermenistan'ın sorunları diplomasi ve müzakereyle çözmek istemediğini, Azerbaycan'ın yüzde 20'sini işgal ettiği topraklarından daha da fazlasını istediğini, bunu temmuz ayında Tovuz'a düzenlediği saldırıyla gösterdiğini kaydeden Çavuşoğlu, buranın kritik bir bölge, Bakü-Tiflis-Kars demir yolu ve önemli petrol boru hatlarının geçtiği bir güzergah olduğuna işaret etti.

Çavuşoğlu, bu sistematik ve planlı saldırının durdurulduğunu, Azerbaycan'ın karşı hamle yaptığını ve Rusya'nın devreye girmesiyle ateşkes sağlandığını hatırlattı.

Ermenistan'ın son saldırıyla ateşkesi de tanımadığını ifade eden Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Konuştuğumuz herkese aynı şeyi soruyoruz. Temmuz ayında da çok güçlü bir uyarı gönderdik Ermenistan'a. Aklını başına al. Biz tüm imkanlarımızla Azerbaycan ne istiyorsa Azerbaycan'ın yanındayız. Bu saldırılar yanında kalmaz. Sahada zaten o zaman da Azerbaycan gerekeni yaptı. Peki tüm bu uyarılara rağmen bu cesareti nereden buluyor? Bu soruyu herkese soruyoruz, Lavrov'a da sorduk Maas'a da sorduk. Diğer bakanlarla da görüşmeye devam edeceğiz. Sahada ve masada Azerbaycan'ın yanındayız diyoruz ya boş bir söz değil, çabalarımızı sürdürüyoruz."

"Sorun çözülmedikçe Ermenistan cesaretlendiriliyor"

Türkiye'nin "Azerbaycan ne istiyorsa, nasıl istiyorsa yanındayız" ifadesinin tam olarak ne anlama geldiğinin sorulması üzerine Çavuşoğlu, Karabağ sorununun çözülmesi için uluslararası toplum ve Minsk Üçlüsü'nün somut bir adımı olmadığına dikkati çekti.

Çavuşoğlu, Türkiye'nin Rusya'yla Suriye'de yaptığı iş birliğinin benzerini bu alana da yansıtmak istediğini ve bu çerçevede ikili düzeyde görüşmeler yapıldığını belirterek, "Sayın Cumhurbaşkanımızın Putin'e teklifleri oldu, Lavrov'la görüşmelerimiz oldu ama ikili düzeyde olsun çok taraflı düzeyde olsun bu sorun çözülmedi. Çözülmedikçe de Ermenistan cesaretlendiriliyor ve saldırıyor." diye konuştu.

Bu sorunun artık çözülmesi gerektiğine vurgu yapan Çavuşoğlu, uluslararası toplumun "çatışma dursun" mesajı verdiğinin altını çizerek, "Ermenistan'a Azerbaycan topraklarından çekil diyor musun? Hayır, demiyorsun. Bu doğru bir yaklaşım değil. Diplomasi yoluyla çözülecekse, biz yine Azerbaycan'ın haklarını masada savunuruz. Ama diplomasi yoluyla bugüne kadar çözülmedi. Azerbaycan da kendi topraklarını işgalden kurtarmak istiyor. Azerbaycan mücadeleyi kendi topraklarında veriyor. Dünyanın neresinde işgalciyle toprakları işgal edilen aynı muameleyi görüyor." değerlendirmesinde bulundu.

Çavuşoğlu, Ukrayna, Kırım ve Gürcistan'da bunun yapılmadığını belirterek, "Azerbaycan sahada çözmek istiyorsa biz Azerbaycan'ın yanında olacağız dedik." ifadelerini kullandı.

"Türkiye Azerbaycan hangi alanda ihtiyaç duyarsa hazır"

Azerbaycan'ın bu anlamda bir isteği olması halinde Türkiye'nin gereğini yapmaya hazır olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, Azerbaycan'ın kapasitesinin halihazırda yeterli olduğunu vurguladı.

Çavuşoğlu, "Ermenistan bugün başka ülkelerden destek bulmasaydı, Batı'dan, Rusya'dan, bu cesareti bulamazdı. Dolayısıyla Azerbaycan diyor ki 'Benim gücüm yeter' ve doğru, gücü ve yeterli kapasitesi var. Türkiye olarak bugüne kadar diğer ülkelerle savunma sanayi alanında ya da askeri alanda iş birliğimiz olduğu gibi Azerbaycan'la da iş birliğimiz var. Olamaz mı olur, hatta herkesten daha fazla olur ve olmalıdır. Bugüne kadar Azerbaycan'ın askeri kapasitesinin güçlenmesinde Azerbaycan kendi topraklarını kurtarmak için gerekli tedbirleri almıştır. İhtiyacı olan savunma sanayiyle ilgili malzemeleri bizden ya da başkasından ithal etmiştir, en doğal hakkıdır." diye konuştu.

Bunun Türkiye ve Azerbaycan arasındaki "bir millet iki devlet" anlayışla yapılan anlaşmaların gereği olduğunu kaydeden Çavuşoğlu, "Bugün de Azerbaycan'ın tek başına kendi topraklarını kurtaracak kapasitesi vardır ama Türkiye'ye hangi alanda nasıl bir ihtiyaç duyarsa devlet olarak da millet olarak da hükümetimiz olarak da biz varız." dedi.

"Tek başına ateşkes sorunu çözmez, Ermenistan Azeri topraklarından çekilmeli"

Birçok ülkeden "çatışmaları durdurun" mesajı geldiği anımsatılarak, çatışmaların durmasının bu soruna çözüm getirip getirmeyeceğinin sorulması üzerine Çavuşoğlu, Türkiye'nin bugüne kadar bu sorunun diplomasi yoluyla, barışçıl biçimde BM ve AGİT kararları çerçevesinde, Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü çerçevesinde çözümünü savunduğunun altını çizdi.

Çavuşoğlu, Azerbaycan'ın endişesini de çok iyi anladıklarını belirterek, "Çünkü 30 yıldır bu sorun çözülmediği gibi bu sorunu çözmek için herhangi bir somut adım da görmedi Azerbaycan. Şimdi 30 yıldır çözülmediği gibi Ermenistan saldırganlığını sürdürüyor. Ayrıca Ermenistan Orta Doğu bölgelerinden getirdiği Ermenileri de illegal bir şekilde işgal ettiği topraklara yerleştiriyor. Yani bu çözümsüzlük Ermenistan'a yarıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Diplomasiyle sorunun çözülemediğine işaret eden Çavuşoğlu, "Bu ülkelerle de sorunun çözülmeyeceği ortada. Bu ülkeler evet 'Ateşkes olsun' diyebilir. Doğru, çatışmayı kimse istemez ama burada biraz önce söylediğim gibi Ermenistan'la Azerbaycan'a eşit muamele yapmamaları gerekir. Ayrıca tek başına ateşkes sorunu çözmez. 'Ermenistan derhal Azeri topraklarından çekilsin' demeleri gerekiyor. Bunu diyorlar mı? Hayır." dedi.

Çavuşoğlu, 30 yıldır diplomatik yollarla sorunun çözülemediğini ve somut adım atılmadığını belirterek," Sadece masada anlattığın zaman sağır kulaklara hitap etmiş oluyorsunuz. Dolayısıyla ikisini birden götürmek her zaman sahada ve masada daha etkili oluyor. Biz bunu diğer alanlarda da gördük." mesajını verdi.

Azerbaycan'ın ahlaken de hukuken de haklı olduğunun altını çizen Çavuşoğlu, uluslararası ilişkilerde sert ve yumuşak güç kavramları bulunduğunu, bunların ikisinin de yerinde kullanıldığında etkili olduğunu ifade etti.

Çavuşoğlu, Azerbaycan halkının da son derece vakur ve kararlı bir duruş sergilediğini, iki ülke arasında temasların sürekli olarak devam ettiğini belirterek, "Haklıysan zaten hem kararlı olursun hem de güçlü, haklısın çünkü yüzde 100 haklısın." şeklinde konuştu.

"AB'nin her politikasında bir bölünmüşlük var"

Yarın yapılacak Avrupa Birliği (AB) zirvesine ilişkin açıklamalarda bulunan Çavuşoğlu, AB ile Türkiye arasındaki ilişkinin son dönemde olumlu bir atmosfere sahip olduğunu belirterek, "Son dönemde daha olumlu bir atmosfer var ama zorluklar da var. Zorluklar da AB'nin içinde. AB'nin her politikasında bir bölünmüşlük var ve ister istemez Türkiye karşıtlığı da var. Bazı ülkeler de bunu körüklüyor." diye konuştu.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Yunanistan'ın ise Türkiye-AB ilişkilerini rehin almaya çalıştığını söyleyen Çavuşoğlu, "Doğu Akdeniz'deki kararlı adımlarımız neticesinde biraz gerginlik oldu ama biz de kendi hakkımızı, Kıbrıs Türk halkının haklarını savunmaya çalışıyoruz." dedi.

Türkiye'nin diplomasiyi hiçbir zaman göz ardı etmediğini, AB ülkeleri liderleri ve AB yöneticileriyle görüşmeler gerçekleştiğini belirten Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Almanya Başbakanı Angela Merkel'le son dönemde 7 defa görüştüğünü kaydetti.

Çavuşoğlu, Türkiye'nin diplomasiyle bir çözüm bulmak için tanıdığı fırsatların GKRY ve Yunanistan tarafından kullanılamadığını dile getirerek, "Yeni fırsatlar da ortaya çıktı bakım için gemimizin gelmesiyle. Dolayısıyla pozitif bir atmosferde, daha önce tüm çağırımıza rağmen istikşafi görüşmelere yanaşmayan Yunanistan da bu görüşmelere hazır olduğunu açıkladı. Yunanistan 2016 yılından bu yana bizimle bu görüşmeleri yapmaktan kaçtı. Burada olumlu bir atmosferde biz diplomasiye varız diyoruz. Kendine güvenen ülke masada olmalı, diplomaside aktif olmalı ve tezlerini güçlü şekilde savunmalı." ifadelerini kullandı.

"AB yükümlülüklerini yerine getirmedi"

AB zirvesinin bir Doğu Akdeniz zirvesi olmadığına işaret eden Çavuşoğlu, Türkiye'nin de bu zirveden beklentileri olduğuna dikkati çekti.

Türkiye ile AB arasında imzalanan 18 Mart mutabakatına değinen Çavuşoğlu, "Bu mutabakat geçerliliğini yitirmedi ama güncellenmeli çünkü sorun devam ediyor. AB yükümlülüklerini yerine getirmedi ama biz getirdik. Diğer taraftan Gümrük Birliği anlaşmalarının müzakereleri konusunda somut adımlar bekliyoruz." diye konuştu.

Çavuşoğlu, vize serbestisiyle ilgili de konuşarak, "Birkaç detaya takılıp da sürecin ötelenmemesi gerekiyor. Terörle mücadele konusunda beklentilerimiz var, bugüne kadar değişik sebeplerle başlayamayan Gümrük Birliği Anlaşması müzakereleri dahil bunların başlaması gerekiyor. AB'nin şu pozitif atmosferde Türkiye'ye yönelik daha somut adımlar atması gerekiyor." dedi.

"Kıbrıs'ta hakça paylaşımı çözersek Doğu Akdeniz'de sorunun yüzde 51'i çözülür"

Doğu Akdeniz'de sorunların tartışılacağı bir konferans fikrinin Türkiye'den çıktığını ifade eden Çavuşoğlu, "Doğu Akdeniz etrafındaki kıyıdaş ülkelerle bir araya gelip hakça paylaşım konusunda bir anlaşmaya varız dedik. Bugüne kadar Türkiye'yi dışlayıcı adımlar atıldığı için bu adımlar karşısında biz de kendi adımlarımızı attık." diye konuştu.

Konferansa kimlerin katılacağı, çözümü zor ve kolay konular gibi alanlarda çalışmaların sürdüğünü söyleyen Çavuşoğlu, Kıbrıs konusunun da konferans için önemli olduğunu belirtti.

Çavuşoğlu, "Burada bir konferans olacaksa Kıbrıs'tan her iki tarafın da katılması gerek. Türk tarafı olmayacaksa Rum tarafının da katılması doğru olmaz çünkü hakça paylaşım için iki tarafı da dinlemek lazım. Kıbrıs'ta bir siyasi çözüm konusunda garanti yok ama hidrokarbon zenginliklerinin paylaşım konusu çok basit. Hakça paylaşımı tesis etmemiz gerek. Bunun için konferansa ya iki tarafın katılması ya da hiçbirinin katılmaması gerek. Bizim tercihimiz iki taraf da gelsin. Bu sorunu da belki burada çözeriz. Bunu çözersek de Doğu Akdeniz'de sorunun yüzde 51'i çözülmüş oluyor." ifadelerini kullandı.

"Birçok lider Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin haklı olduğunu kabul ediyor"

Doğu Akdeniz konusunda Türkiye'nin tezlerinin AB üyelerine anlatıldığını ifade eden Çavuşoğlu, "AB ülkelerinin çoğu Türkiye'nin haklı taleplerini çok iyi anlıyorlar. Doğu Akdeniz konusunda da önemli üye ülkelerin dışişleri bakanları ve liderleri bile hukuken, Meis konusunda, sözde Sevilla haritası konusunda Türkiye'nin haklı olduğunu, Meis için talep edilen kıta sahanlığı konusunda Türkiye'nin haklı olduğunu kabul ediyorlar." diye konuştu.

Türkiye'nin tezlerini anlatırken uluslararası hukuktan, uygulamalardan örnekler verdiğini belirten Çavuşoğlu, bir mektupla bunların Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) üyeleri, geçici üyeleri, NATO Genel Sekreteri ve AB üye ülke liderlerine de anlatıldığını vurgulayarak, "Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da o mektubu alınca görüşmek istedi. Merkel de mektubu okuduğunu, konuların güzelce anlatıldığını ve üzerine çalışılması gereken alanlar olduğunu söyledi." ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, Türkiye'nin haklılığının yeterli olmadığına da değinerek, "AB'de kararlar konsensüsle alınıyor. Bu tabiri kullanmak istemiyorum ama GKRY ve Yunanistan burada başka konuları bahane ederek AB'yi rehin almış durumda. 'Haksız olsak da bizi desteklemezseniz diğer kararları veto ederiz.' diyorlar. En son GKRY, 'Türkiye'ye yaptırım kararı almazsanız Belarus'la ilgili kararı veto ederiz.' dedi. Belarus'la Doğu Akdeniz'in ne alakası var?" dedi.

Bu durumun AB'de de rahatsızlığa neden olduğunu belirten Çavuşoğlu, AB'nin reform sürecine girmesi gerektiğine de işaret etti.

"Yunanistan'ın maksimalist yaklaşımlardan uzaklaşması gerekiyor"

Çavuşoğlu, Türkiye ile Yunanistan arasında geçmişten bu yana çözülmemiş sorunların konuşulması için 2000 yılında istikşafi görüşmeler mekanizmasının kurulduğunu, bu mekanizmanın ilk toplantısını ise 2002'de yaptığını hatırlattı.

Görüşmelerde 2016 yılına gelindiğinde Yunanistan'ın sil baştan yapmak istediğini açıklayan Çavuşoğlu, "2000'de başlayan bu süreçte her şeyi baştan almak bu sürecin kaybı demektir. Kaldığımız yerden devam edelim dedik ama önceki Yunanistan hükümeti bunu kabul etmedi. Bu hükümet de iç kamuoyu baskısı sebebiyle ve AB'den aldıkları koşulsuz destek nedeniyle yanaşmıyor." dedi.

İstikşafi görüşmelerin başlamasıyla ilgili yeniden bir irade oluştuğunu ve ev sahipliği sırasının Türkiye'de olduğunu belirten Çavuşoğlu, "Yunanistan'ın bu süreçte birilerinden aldığı destekle, silah satmak amacıyla ortamı gerginleştirenlerin teşvikiyle yanlış adım atmaması gerekiyor. Biz iki komşuysak sorunları da birlikte çözmemiz gerekiyorsa bu maksimalist yaklaşımlardan vazgeçip sözde Sevilla haritası gibi yaklaşımlardan uzaklaşıp gerçekçi şekilde Türkiye'yle konuşması gerekiyor." diye konuştu.

Çavuşoğlu, Yunanistan'ın da diyaloğa açık olduğunu söylemesinin olumlu bir adım olduğunu dile getirerek, Yunanistan'ın Ege ve Akdeniz'de kışkırtıcı adımlardan da vazgeçmesi gerektiğinin altını çizdi.

Meis adasındaki Yunanistan bayrağına yönelik saldırıya da değinen Çavuşoğlu, şunları söyledi:

"Biz millet olarak kendi bayrağımız için hassasız, herkes de kendi bayrağı için hassastır. Bizim bayrağımız geçtiğimiz günlerde Yunanistan'da yakıldı ve tepki gösterdik. Kendi bayrağımıza gösterdiğimiz hassasiyeti herkesin bayrağına göstermeliyiz. Biz bayraklara yapılan saldırıları doğru bulmuyoruz. Yunanistan'la ilişkiler gergin diye bu ilkesel tutumdan vazgeçecek değiliz. Savaşlarda bile Türk milleti başkalarının bayraklarına, sembollerine saygı duymuştur. Biz de kendi bayrağımıza saygı bekleriz."

"ABD'nin Rum kesimine uygulanan silah ambargosunu kaldırması eşitliği bozuyor"

ABD'nin bugüne kadar Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde dengeli bir tutum sergilediğini kaydeden Çavuşoğlu, AB'nin Rum kesimini üye yaparak uluslararası hukuku çiğnediğini ve anlaşmaları yok saydığını belirtti.

Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Ancak burada ABD'nin iki tarafa da eşit davrandığını gördük. Hatta önceki dönemde ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ve ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, adaya gittiklerinde kuzeye de geçip KKTC'deki yetkililerle görüştüler. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo bunu yapmadı. Kendisine de 'Daha önceki yöneticiler yapıyordu, sizde yapmanız lazım.' diye telefonda söyledim. Burada eşitliği bozmamanız lazım. ABD'nin her ne kadar 'Öldürücü silah vermiyoruz, sadece askeri malzeme ve kılık kıyafet veriyoruz.' diyerek 1 yıllığına da olsa Rum kesimine uygulanan silah ambargosunu kaldırmaları da doğru değil eşitliği bozuyor. Bizim itirazımız o."

ABD'nin Doğu Akdeniz konusunda genellikle bir tutum sergilemediğini kaydeden Çavuşoğlu, ABD'nin daha çok bunun diyalog ve diplomasiyle çözülmesi gerektiğini vurguladığını ve bu konuda kendilerinin bir sıkıntı görmediğini ifade etti.

Çavuşoğlu, ABD yönetimlerinin diaspora ve lobi güçlerinin etkisinde her zaman kaldığını belirterek, "Son zamanlarda, sembolik de deseler ABD'nin Kıbrıs'taki politikası eşitliği bozuyor, bu da doğru değil. Kendilerine de her düzeyde bunu ilettik." dedi.

Bakan Çavuşoğlu, Pompeo'nun Yunanistan ziyaretine ilişkin ise "Herkes herkesi ziyaret edebilir. ABD'nin Kıbrıs ve Doğu Akdeniz konusunda, aynı Suriye'de YPG/PKK konusunda olduğu gibi bazı ülkelerle rekabet halinde olduğunu görüyoruz." diye konuştu.

"ABD'de hangi yönetim gelirse gelsin ilişkilerimizi geliştirmek isteriz"

ABD'de başkan adayları Donald Trump ve Joe Biden'ı karşı karşıya getiren ilk canlı yayın tartışmasının biraz gergin geçtiğini dile getiren Çavuşoğlu, karşılıklı suçlamaların ardından bunun beklendiğini söyledi.

Çavuşoğlu, seçimlerle ilgili değerlendirmeyi ABD halkının yapacağını belirterek, şöyle devam etti:

"ABD halkı televizyondaki bu tartışmalara önem veriyor. İki tane daha olacak. Sonuçta biz Türkiye olarak ABD halkı hangi adayı iş başına getirirse hangi yönetim gelirse gelsin ilişkilerimizi geliştirmek isteriz ama ABD'de de aynı anlayış olması gerekiyor. Son zamanlarda ilişkilerimizi zehirleyen konulardan kurtulmamız gerekiyor. YPG, PKK, FETÖ meselesi gibi. Diğer taraftan savunma sanayisi ile ilgili konuları da kendi aramızda halletmemiz lazım. Yeni dönemde hangisi seçilirse seçilsin halletmek için karşılıklı, birlikte adımlar atabiliriz."

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Demokrat Nancy Pelosi'nin Türkiye ile ilgili yaptığı açıklamanın kabul edilebilir olmadığını vurgulayan Çavuşoğlu, gerekli cevabı verdiklerini ve bunun bilgisizliğin ve cehaletin bir göstergesi olduğunu kaydetti.

Çavuşoğlu, Biden'ın son çağrısını da doğru bulmadığının aktararak, "Ateşkes çağrısına bir şey diyemem (Azerbaycan-Ermenistan çatışması) ama Türkiye gibi ülkelerin buradan uzak durması çağrısını son derece yanlış buluyoruz. Anlamıyorlarsa bir daha söyleyelim. Biz Azerbaycan ile bir millet iki devletiz. Yeri geldiği zaman da bir devlet gibi davranıyoruz. Azerbaycan'ın meselesi bizim meselemiz, sorunu bizim sorunumuz. Azerbaycan ile Türkiye'yi ayrı göstermeye çalışmasınlar. Türkiye oradan çekilsin demek yerine 'Ermenistan, Azerbaycan'ın işgal edilmiş topraklarından çekilsin.' deseydi o zaman tarafsız bulurduk. Bu da yine içeride Ermeni diasporasının oyunu almaya yönelik bir mesaj." diye konuştu.

"Sayın Macron bugüne kadar Ermenistan'ı desteklemekten başka ne yaptınız?"

Macron'un Türkiye'nin açıklamalarını tehlikeli bulduğunu yönündeki sözlerine de değinen Çavuşoğlu, "Sayın Macron, bugüne kadar Ermenistan'ı desteklemekten başka ne yaptınız? Siz de Minsk üçlüsünün içindesiniz. Rusya, ABD ve Fransa. Bu ülkelere baktığımız zaman sonuçta Ermenistan mı Azerbaycan mı? Ermenistan'ı tercih ediyorlar, destek veriyorlar. Macron'un da açıklamaları bunun göstergesi. Bizim kardeş ülke için yaptığımız açıklamanın neresi tehlikeli ve kabul edilemez? Sen de çık dürüst bir şekilde 'Ermenistan Azerbaycan'ın topraklarını işgal ediyor ve buradan çekilsin. BMGK kararları var ve ben de bu BMGK'nin daimi üyesiyim.' desin, biz de kendisini tebrik edelim." ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, Macron'un açıklamasında "Azerbaycan'ın topraklarını yeniden fethetmesi" ifadesinin kullandığına ilişkin ise "Esasen Azerbaycan'ın topraklarının işgal edildiğini kabul etmek demek ancak bunu daha açık ve dürüstçe söylemesi gerekir. Macron, 'Azerbaycan kendi topraklarını geri aldıktan sonra Ermenistan topraklarına saldırmasın.' derse anlarım, biz de bunu söyleriz. Azerbaycan'a sanki Ermenistan topraklarına saldırmış gibi muamele etmek ikiyüzlülüğün ve çifte standardın göstergesidir ve bu sorunun bugüne kadar çözülmemesinin de göstergesidir. Azerbaycan 30 yıldır sabretti. Nereye kadar. Bu sabır da bir yere kadar."

"Fransa her platformda Türkiye karşıtlığı politikası izliyor"

Türkiye'nin Fransa ile ilişkilerinde tansiyon düşme eğilimindeyken, Türkiye karşıtlığından vazgeçmemesi ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un düşmanlıkta ısrar etmesini neye bağladıkları yönündeki soruya ilişkin Çavuşoğlu, Türkiye'nin Suriye'de terör örgütü YPG/PKK'ya yönelik başlattığı operasyondan sonra Fransa'nın her platformda Türkiye karşıtlığı politikası izlediğini kaydetti.

Çavuşoğlu, Fransa'nın bunu gizlemediğini belirterek, "En son telefon görüşmesinde de söyledi. Biz oraya niye girmişiz, bunlarla mücadele etmişiz. Neymiş efendim, oradaki sözde Kürtler, DEAŞ'la mücadele ediyormuş. Bizim oradaki Kürt kardeşlerimizle sorunumuz yok ki zaten. Ama Kürtlerle PKK/YPG'yi ayırt edelim. O masum Kürt kardeşlerimizle onları bir tutmayın." diye konuştu.

Türkiye'nin operasyon yaptığı bölgede terör örgütü DEAŞ'ın değil, terör örgütü YPG/PKK'nın olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, "DEAŞ nerde vardı? El-Bab bölgesinde vardı. Onu da kim temizledi, biz temizledik. Zaten biz girdiğimiz zaman diğer doğusunda da DEAŞ kalmamıştı. Hatta Rakka bölgesinde, Deyrizor bölgesinde DEAŞ'lıları PKK'lıları otobüse bindirip gönderdiler." dedi.

"Ermenistan'a dayanışma göstermesi işgali desteklemesi anlamına gelir"

Çavuşoğlu, Fransa'nın Libya'da yanlış tarafta durduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Diğer taraftan Libya'da yanlış tarafta durduğu için çok umutlulardı. Hafter kısa süre içinde tüm Libya'yı ele geçirecekti. Fransa bunu her platformda söylüyordu. Hafter halledecek diyorlardı. Olmadı. Oradan da canları sıkıldı. Sonra bir gemi olayı oldu. Gemide de ispatlayamadılar. Biz olmadığını ispatladık. Orada da zor duruma düştüler. Gereksiz bir agresif hale geldi."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini hatırlatan Çavuşoğlu, "En son Cumhurbaşkanımızın Macron'la telefon görüşmesi de olumlu oldu, faydalı oldu. Bu diyaloğu sürdürelim kararı çıktı." değerlendirmesinde bulundu.

Eylül ayının başında Fransız mevkidaşı Jean-Yves Le Drian'ın kendisini Paris'e davet ettiğini ancak programa uymadığı için ziyareti gerçekleştiremediklerini belirten Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Macron'la telefon görüşmesinde iki bakanın bir an önce bir araya gelme konusunda hemfikir olduklarını ve tarih konusunda çalıştıklarını söyledi.

Çavuşoğlu, bu diyalog süreci devam ederken, Fransa'nın Türkiye karşıtlığını devam ettirmesinin doğru olmadığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Biz kategorik olarak hiçbir zaman Fransa karşıtı olmadık ama Fransa'nın yanlış politikalarını geçmişte de bugün de eleştirdik, olursa yine eleştiririz. Fransa da bizi eleştirebilir. Bu doğaldır. Bizimle her zaman her konuda hemfikir olmak durumunda değildir. Ama ortada gerçekler varken, burada Azerbaycan toprakları için endişe duymazken Ermenistan'a dayanışma göstermesi işgali desteklemesi anlamına gelir. Yani Libya'da Hafter'i, darbeciyi desteklediği gibi. Güvenlik Konseyi üyesi bir ülkenin her zaman meşruiyetten yana olması lazım."

"Hepimizin saygı duyduğu bir insandı"

Kuveyt Emiri Sabah el-Ahmed el-Cabir es-Sabah'ın vefatına ilişkin değerlendirmeleri hakkındaki soruya Çavuşoğlu, "Çok kıymetli bir insandı." şeklinde cevap verdi.

Emir Sabah'a rahmet dileyen Çavuşoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Hepimizin saygı duyduğu bir insandı. Bölgedeki sorunların çözülmesi konusunda çok çaba sarf etti. Akil bir insandı. Katar'ın diğer dört ülkeyle yaşadığı sorun konusunda da ara buluculuk yaptı. Çok çaba sarf etti. Bölgede ağırlığı olan, hepimizin saydığı sevdiği bir insandı. Sayın Cumhurbaşkanımızın da kendisiyle özel bir muhabbeti vardı. Rahmetlinin de Cumhurbaşkanımıza yönelik sevgisi, saygısı vardı. Ümmetin davası konusunda dik durdu."

Emir Sabah'ın Türkiye'ye karşı olumsuz politikalar izlemesi konusunda da çok baskı gördüğünü aktaran Çavuşoğlu, "Ama ilkesinden hiçbir zaman vazgeçmedi. O yüzden kendisini her zaman saygıyla ve rahmetle anacağız. Bu sabah (Kuveyt Dışişleri Bakanı) Muhammed ile de görüştüm. Cenaze bugün defnediliyor, ikindi namazından sonra saat 15.00 gibi. Yarın sabahtan öğleye kadar ve pazar ve pazartesi yine aynı şekilde taziyeler var. İnşallah bu taziyelere de katılırız." değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Çavuşoğlu: Türkiye, Medeniyetler İttifakının çalışmalarını desteklemeye devam edecektir

WASHINGTON (AA) – Bakan Çavuşoğlu, Birleşmiş Milletler (BM) Medeniyetler İttifakı Dostlar Grubu Yıllık Üst Düzeyli Toplantısı’na telekonferans yoluyla katılarak bir konuşma yaptı.

BM 75. Genel Kurul Başkanı Volkan Bozkır’ın da katıldığı toplantı bu yıl, “Daha İyi Bir Dünyayı Şekillendirmek: Sınamalarla Dolu Kovid-19 Ortamında Bütüncül ve Kapsayıcı Toplumlar İnşa Etmek” temasıyla düzenlendi.

Medeniyetler İttifakı 15’inci yıl dönümüne girerken, Dostlar Grubunun artan üye sayısının, ittifaka karşı güçlü desteğin bir göstergesi olduğunun altını çizen Çavuşoğlu, grubun yeni üyeleri Sri Lanka, Moritanya, Nijer ve Venezuela’ya da “hoşgeldiniz” mesajı verdi.

“Kovid-19 küresel bir krize evrildi”

Çavuşoğlu, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını konusunda, “Kovid-19, bir kamu sağlığı meselesi olarak başladı ancak ciddi sosyal, ekonomik, siyasi ve güvenlik çıkarımları olan bir küresel krize evrildi. Pandemi, sadece küresel yoksulluğu ve eşitsizliği artırmadı, aynı zamanda zor kazanılmış sürdürülebilir kalkınma kazanımlarını da sarstı.” değerlendirmesinde bulundu.

Yabancı düşmanlığı, İslamofobi ve antisemitizm gibi ırkçılık şekillerinin de dikkati çekici boyutlara ulaştığının altını çizen Çavuşoğlu, “Bu tehlike karşısında korku ve önyargının toplumlarımızı kutuplaştırmasına izin veremeyiz. Bu zorlukla uğraşırken çaresiz değiliz. Yıllar içinde, ulusal ve uluslararası belgelerin güçlü bir organı geliştirildi. Türkiye ve İspanya tarafından kurulmasının ardından, 15 yılda Medeniyetler İttifakı, kültürlerarası diyalog ve anlayış için kolektif çabalarımızı destekleyen önemli bir platform olarak kendini kanıtlamıştır.” dedi.

Çavuşoğlu, 2019-2023 İttifak Eylem Planı’nın, etkili bir şekilde uygulanması çağrısını yineleyerek, Dini Mekanları Koruma Eylem Planı’nın da pandemi odağıyla, ittifakın eylemlerine rehberlik etmesi gerektiğini belirtti.

İslamofobi ve diğer ırkçılık ve ayrımcılığa karşı tepkisinden dolayı Medeniyetler İttifakı Yüksek Temsilcisi Miguel Angel Moratinos’a da teşekkür eden Çavuşoğlu, “Aynı zamanda, Kovid-19’a karşı geniş BM sistemi içinde daha çok iş birliği ve koordinasyonu destekliyoruz.” dedi.

Medeniyetler İttifakının güçlü araçları olduğunu ve bunlardan birinin de 2019-2023 Eylem Planının bir parçası olan Yüksek Düzeyli Danışma Konseyi olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“BM’nin 75. yılını kutlarken, uluslararası toplum , bu ittifaka ve kurucu ilkelerine bağlılığını bir kez daha teyit etme şansını kullanmalıdır. Karşılaştığımız zorluklara rağmen, daha güçlü ve daha iyi inşa gücümüz var. Bu anlayışla Türkiye, Medeniyetler İttifakının çalışmaları da dahil olmak üzere, çok taraflı iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan tüm uluslararası çabaları desteklemeye devam edecektir.”

BM 75. Genel Kurul Başkanı Bozkır’dan uluslararası iş birliği vurgusu

Aynı toplantıda katılımcılara hitap eden BM 75. Genel Kurul Başkanı Volkan Bozkır ise bugün burada yapılacak görüş alışverişinin Kovid-19 salgınından güçlenerek çıkmaya yönelik planlamalara önemli katkı sağlayacağını söyledi.

BM Medeniyetler İttifakının 15 yıl önce kurulduğundan bu yana, tüm dünyadaki toplumlar arasında hoşgörünün güçlendirilmesi için çalıştığını belirten Bozkır, geleneksel iletişim kanallarının, salgının etkisiyle kesintiye uğradığı bugünlerde, daha iyi bir dünyaya yönelik çabaların da güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Bozkır şöyle devam etti:

”Kovid-19 salgını, dünyamızın temel gerçeğinin, karşılıklı bağımlılık olduğunu bir kez daha gösterdi. İletişimimizde salgından kaynaklı nedenlerle ortaya çıkan kesintinin uzun vadeli etkilerini, önümüzdeki dönemde daha net biçimde görebileceğiz. Geçmiş tecrübelerimiz, ekonomik gerileme dönemlerinin ardından, siyasi ekstremizmin yükselişe geçtiğini net biçimde gösteriyor. Bu nedenle, önümüzdeki dönemde tekrar benzer sıkıntıları yaşamamak için, salgından olumsuz etkilenen ekonomilerimizi tekrar kalkındıracak ve özellikle gençler için istihdam imkanları yaratacak nitelikte tedbirleri, acilen almak mecburiyetindeyiz.”

Öğrenim çağında 1 milyardan fazla çocuk salgın nedeniyle eğitimde kesinti yaşıyor

Gençlerin hayallerini gerçekleştiremedikleri ve radikalizme karşı savunmasız kaldıkları takdirde, barışçıl toplumlar yaratmanın mümkün olmadığına ve salgından belki de en fazla zarar gören kitlenin gençler olduğuna işaret eden Bozkır, şunları söyledi:

”Öğrenim çağındaki 1 milyardan fazla çocuk ve genç, ocak ayından bu yana eğitimlerinde kesintiler yaşıyor. Teknolojik imkanlara erişim farklılıkları nedeniyle, 465 milyon öğrenci internet üzerinden yapılan eğitimlerden yararlanamıyor. Bu durum maalesef zararlı oluşumları güçlendirdi ve çocukları okul sıralarına değil, işgücüne yönlendirerek, bir anlamda, sosyal farklılıkların ve cinsiyet eşitsizliklerinin de artmasına sebep oldu. Bu gelişmeler öğrencilerimizi sadece birey olarak etkilemiyor, aynı zamanda toplumlarımıza da zarar veriyor. Okulda geçirilen ilave her bir yılın, bireylerin çatışmalara dahil olma ihtimalini yüzde 20 düşürdüğünü biliyoruz. Orta öğrenimden yararlanan kişiler, yararlanamayanlara kıyasla farklı ırk, din ve geçmişlerden gelenlere karşı daha hoşgörülü davranıyor.”

Salgınla mücadelede gençlerin ihtiyaçlarının ön plana alınması gerektiğini vurgulayan Bozkır, farklı cinsiyetteki, farklı kültürel ve dini kesimlerden gelen gençlerin, farklı nitelikte desteğe ihtiyacı olacağını ifade etti.

Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin hayata geçirilmesi için, önümüzdeki “Eylem On Yılı” boyunca, atılan adımların toplumsal düzeylerde yarattığı yaygın etkilere daha fazla dikkat etmeye çağıran Bozkır, “Halihazırda uykuda olan gerilimlerin, yeniden ortaya çıkmasına veya ayrışmaların genişlemesine izin veremeyiz. Gençlerimize, daha iyi bir gelecek için hep birlikte umut aşılamalıyız.” dedi.

Bozkır, 2005 yılında kurulduğundan bu yana eş-sponsorlar olarak Medeniyetler İttifakına güçlü destek veren İspanya ve Türkiye’ye de teşekkür etti.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Bu sorunun tek bir çözümü var; Ermenistan, Azerbaycan topraklarından çekilecek

ANKARA(AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş ile Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Hazar İbrahim’i ziyareti sonrası açıklamalarda bulundu.

Azerbaycan’a olan desteğin sadece Türk halkı değil tüm dünya tarafından bilindiğini kaydeden Çavuşoğlu, Azerbaycan Büyükelçiliğini ziyaret ederek Türkiye’nin ve Türk halkının desteğini bir kez daha vurguladıklarını söyledi.

Çavuşoğlu, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile bugün bir kez daha görüştüklerini belirterek “Sürekli temas halindeyiz. Gelişmeleri birlikte takip ediyoruz. Bu sabah (Almanya Dışişleri Bakanı) Heiko Maas ile de telefonda görüştük. Son gelişmeleri ve Ermenistan’ın saldırganlığı konuştuk. Gerekli mesajları da verdik. Nasıl çözülmesi gerektiği konusunda da düşüncelerimizi paylaştık.” değerlendirmesinde bulundu.

“Ermenistan işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilecek”

Çavuşoğlu, Ermenistan-Azerbaycan sorununun çözümünün “basit” olduğunu ifade ederek “Esasen bu sorunun çözümü basit. Tek bir çözüm var. Ermenistan işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilecek. Bu çekilme olmadığı sürece bu sorun çözülmez.” dedi.

Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü ve birliği konusunda Birleşmiş Milletler (BM) kararlarının ortada olduğuna vurgu yapan Çavuşoğlu, bütün bunlara rağmen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu’nun sorunun çözümü konusunda somut hiçbir adım atmadığını söyledi.

Somut şekilde bu sorunun çözülmesini istediklerini aktaran Çavuşoğlu, “Türkiye olarak bu sorunun siyasi yoldan barışçıl bir şekilde çözümü konusunda özellikle iktidara geldiğimiz günden bu yana da çok çaba sarf ettik. Ama bu çabalarımızın da bir faydası olmadı.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, bugün haklı olarak ve doğru bir şekilde Ukrayna’nın ve Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü hep birlikte desteklediklerini dile getirerek “Bu doğru bir şeydir. Ama söz konusu Azerbaycan olunca toprakları işgal edilen Azerbaycan’la işgalci Ermenistan’ı eşit tutuyorlar. Bu yanlış ve haksız bir yaklaşım.” ifadelerini kullandı.

“Sahada ve masada Azerbaycan’ın yanındayız”

Bakan Çavuşoğlu, Azerbaycan’ın ve Azerbaycan halkının Türkiye’nin yanında olduğu gibi, Türkiye’nin ve Türk halkının da her zaman Azerbaycan’ın yanında olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:

“Sahada ve masada Azerbaycan’ın yanındayız. Artık bu meseleyi kökünden çözmek istiyoruz. Bu sorunu çözelim ki Kafkasya’ya, bu bölgeye barış ve istikrar gelsin. Azerbaycan’ın işgal edilmiş toprakları kurtulsun, azat edilsin. Bir milyona yakın göç etmek zorunda kalan Azerbaycanlı kardeşlerimiz de evlerine dönebilsin.”

Türk diplomasisi olarak da dünyanın her yerinde kardeş Azerbaycan’ın yanında olmaya devam edeceklerini vurgulayan Çavuşoğlu, “Bir millet iki devletin gereğini yapıyoruz. Ama bizim özellikle Azerbaycan’ın büyükelçiliğinin olmadığı yerlerde adeta Azerbaycan’ın büyükelçiliği gibi hizmet veriyoruz, vermeye devam edeceğiz. Keza Azerbaycan’ın tüm temsilcilikleri de Türkiye’nin temsilcilikleri gibi hizmet veriyor. Yeri geldiği zaman da bir devlet gibi hareket ediyoruz. Bu dayanışmamızı sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.

Somalili genç yetenek Abdi, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun desteğiyle Türkiye'de eğitim alacak – ANKARA

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun genç yetenek Guled Abdi'yi karşılaması
– Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun genç yetenek Guled Abdi ile görüşmesi
– Çavuşoğlu'nun genç yetenek Guled Abdi'ye drone hediye etmesi
– Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran'ın Guled Abdi ile görüşmesi
– Toplu fotoğraf çekimi Somalili genç yetenek Abdi, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun desteğiyle Türkiye'de eğitim alacak
ANKARA (AA) – Somali'de imkansızlıklar içinde yaptığı maket uçak modelleriyle sosyal medyada ilgi odağı haline gelen genç yetenek Guled Abdi (17), Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun talimatıyla geldiği Türkiye'de eğitim alacak.

Dışişleri Bakanlığında Bakan Çavuşoğlu tarafından kabul edilen Abdi'ye annesi ve Somali'nin Ankara Büyükelçisi Jama Abdullahi Muhammed eşlik etti.

Çavuşoğlu, Abdi'ye yerli bir Türk firması ve ASELSAN tarafından ortak üretilen bir drone hediye etti.

Basında Abdi ile ilgili çok sayıda haber gördüğünü belirten Çavuşoğlu, Abdi'nin, Antalya Aksu Uçak Bakım Teknolojisi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde eğitimini tamamlayacağını söyledi.

Bakan Çavuşoğlu, Twitter hesabından da “Somali'de kısıtlı imkanlarla yaptığı uçak maketlerini görünce 'bu yetenek Teknofest'te olmalı' dedik. Guled Abdi Türkiye’de okuyacak ve gökyüzü tutkusuna ülkemizde yön verecek. Hayallerinin peşinde koşmaya devam et Guled, biz de sana destek olmaya devam edeceğiz.” mesajını paylaştı.

Abdi, Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran'ı da ziyaret etti. Kıran, Türkiye'nin Somali'yi kardeş ülke olarak gördüğünü ve Somali ile dayanışmaya devam edeceklerini söyledi.

Abdi de Türkiye'de çok iyi karşılandığını ve Türkçe öğrenmek istediğini kaydetti.

Kendi imkanlarıyla bulduğu malzemelerle maket uçak tasarlayan Abdi'yle ilgili sosyal medyada, T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar'a atıfta bulunularak, “Somali'nin Bayraktar'ı” yorumları yapılmıştı.