Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'ne layık görülen MFÖ: Onur duyduk

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’ne “müzik” alanında layık görülen MFÖ grubu üyeleri, ödülden onur duyduklarını ifade etti.

Mazhar Alanson: Bu ödülü aldığımız için onur duydum

Mazhar-Fuat-Özkan olarak da müzik dünyasında tanınan gruptan Mazhar Alanson, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ödül dolayısıyla mutluluğunu dile getirerek, “Bu ödülü aldığımız için onur duydum. Hala müziğe devam edip, üretebildiğimiz için mutluyuz. Hakikaten bu tip ödüllerle de nefsimiz okşanıyor.” dedi.

Fuat Güner: Bu tür ödülleri almak bir sanatçı için yaşama sevincidir

Fuat Güner de 1984 yılında çıkardıkları “Ele Güne Karşı Yapayalnız” albümündeki aynı adlı şarkının “Yüzyılın En İyi Şarkısı” seçildiğini belirterek, şunları söyledi:

“Bize bu ödülü layık gören herkese teşekkür ediyoruz. Aslında bu tür ödülleri almak bir sanatçı için yaşama sevincidir. Bu kadar yıldır uğraştığınız müzikle demek ki halk tarafından bir beğeni elde edilmiş, sizi sevmişler, sizin parçalarınızı benimsemiş, şarkılarınızı konserlerde bütün sözleriyle suratınıza söylüyorlar. Bu tabii bir sanatçı için oldukça mutluluk verici ve de ‘İyi ki bu işi yapıyorum.’ dedirten bir şey. Dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Ödülümüzü de bu çerçevede ele alırsak, aldığımız her ödül bize ilerisi için biraz daha fazla çalışma isteği ve daha fazla devam etme arzusu veriyor. Yaşlarımız ilerlese de büyük bir şevk oluyor. Tabii ki çok mutlu oluyoruz. Ne güzel. Böyle ödülleri, hayatımızın geri kalan kısmında da almaya devam etsek, belki de daha uzun yaşarız.”

Özkan Uğur: Kalıcı doğru, güzel eserler bırakmışız ki bu ödüle layık görülmüşüz

Özkan Uğur ise ödüle layık görülmekten duyduğu memnuniyeti, “Ne güzel. Çok teşekkür ederiz. Onur duyduk. Bu beraberliğimiz şükürler olsun ki yıllardır devam ediyor. Sağlığımız yerinde olduğu müddetçe devam da edecek inşallah. Ne güzel, kalıcı doğru, güzel eserler bırakmışız ki bu ödüle layık görülmüşüz. Çok memnun olduk tabii ki. Cumhurbaşkanlığından ödül almak çok önemli bir şey bizim için tabii ki. Grup olarak devamlılığımızı sürdüreceğiz inşallah. Sağlığımız yerinde olduğu müddetçe tabii. O da önemli. Demek ki doğruyu, güzeli hedefleyen eserler bırakmışız. Her zaman kalıcı eserler bırakmak da önemli. Bunun karşılığını görmek de çok güzel bir duygu.” sözleriyle dile getirdi.

“Türk pop ve rock müziğinde kültürel kimliğin temsiline verdikleri önem ve 40 yılı aşkın süredir devam ettirdikleri müzik çizgilerindeki istikrar ve başarıları dolayısıyla “müzik” dalındaki ödüle layık görülen topluluk, kariyerleri boyunca “Güllerin İçinden”, “Bu Sabah Yağmur Var İstanbul’da”, “Yalnızlık Ömür Boyu”, “Sarı Laleler”, “Hep Yaşın 19”, “Bodrum Bodrum” ve “Vurgun Yedim adlı eserlerin de aralarında bulunduğu çok sayıda unutulmaz şarkıya imza attı.

“Biz üçümüz de aşıklarız, aşıklara laf etmeyin”

İSTANBUL (AA) – Mazhar Alanson, Fuat Güner ve Özkan Uğur'dan oluşan MFÖ, hayranlarıyla buluştu.

Atlantis Yapım ve SM Production iş birliğiyle düzenlenen "Bellona Harbiye Açıkhava Konserleri"nin ilk gecesinde sahne alan topluluk, Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nda sahne aldı.

Müzikseverlerin yoğun ilgi gösterdiği konserde grup, aralarında "Sarı Laleler", "Yaşın 19", "Ah Bu Ben", "Sarı Laleler", "Mecburen", "Yandım", "Ele Güne Karşı", "Güllerin İçinden" adlı şarkılarının da olduğu özel bir repertuvarı yorumladı.

Unutulmaz şarkıların hikayelerini izleyenlerle paylaşan Alanson, ilk defa koroyla sahneye çıktıklarını belirterek, "Eskiden sadece önümüzde siz değerli dinleyicilerimizden oluşan bir koro olurdu. Bugünse önlü arkalı koromuz var." dedi.

– "Biz aşk şarkıları yazarız"

Mazhar Alanson, şarkı sözlerini gidip gördüğü yerlerden esinlenerek yazdığını vurguladı.

"Yandım" şarkısına ilişkin özellikle sosyal medyada çıkan bazı eleştirilere de değinen sanatçı, şunları kaydetti:

"New York'a gitmişim. New York Sokakları diye bir şarkı sözü getirmişim. Ondan sonra Ankara'dan İstanbul'a gelmişim, 'Bu Sabah Yağmur Var İstanbul’da' şarkısının sözlerini yazmışım. 1974’te Bodrum'un o zamanki haline yönelik 'Bodrum' şarkısını yapmışım. Yani bazı yerlerden etkileniyorum. Hindistan'a gittim, 'Hindistan' diye parçam vardı. Başka bir yere gittiğimde de bir iki satır da oradan almışım. Aman ortalık birbirine girdi sosyal medyada. Ben sanatçı olarak baleye de gitsem, bir iki satır da oradan alırım. Bunlar gayet normal şeylerdir. Siz şarkıya bakın. Aşk şarkısıdır bu. Biz aşk şarkıları yazarız. Biz üçümüz de aşıklarız. Aşıklara laf etmeyin."

İki saati aşkın süren konserde, MFÖ grubu ilk kez kendilerine eşlik eden "Çok Sesli Renkler Korosu" ile aynı sahneyi paylaştı. Şef Turhan Yükseler yönetimindeki koroda, 4 soprano, 4 alto, 4 tenor, 4 bariton-bas sanatçı yer aldı.

MFÖ sevilen şarkılarını hayranları için seslendirdi

İSTANBUL (AA) – Ünlü isimlerin sahne alacağı "fizy İstanbul Müzik Haftası", MFÖ konseriyle başladı.

Zorlu PSM Turkcell Sahnesi'nde gerçekleşen konserde sahne alan Mazhar Alanson, seyircileri selamlayarak, "Evlerinizden çıktınız, vesaitlere bindiniz geldiniz, burada beklediniz. Alkışlayan ellerinize sağlık. Çok teşekkür ediyoruz." dedi.

Alanson'a sahnede Özkan Uğur ile Fuat Güner eşlik etti.

"Ele Güne Karşı" ile başlayan "Mazeretim Var Asabiyim Ben", "Ah Bu Ben", "Sarı Laleler", "Sakın Gelme" şarkılarıyla devam eden konserde ünlü grup şarkılarını hayranlarıyla birlikte söyledi.

Hareketli performanslarıyla dikkati çeken grup, "Sarı Laleler", "Sakın Gelme", "Mecburen", "Psikopat", "Yandım" ve "Yalnızlık Ömür Boyu" gibi eserleri de dinleyicilerin beğenisine sundu.

Athena, Bülent Ortaçgil, Teoman, Şebnem Ferah, Kenan Doğulu, Selda Bağcan, Nil Karaibrahimgil, Mor ve Ötesi ile Gripin grubunun yanı sıra Kalben, Edis, Sena Şener, Alper Erözer gibi isimlerin de müzikseverlerle buluşacağı festival panel, söyleşi ve imza günü çeşitli etkinliklerle devam edecek.

“Batı emperyalizminin etkisi altında büyüdük”

İSTANBUL (AA) – Sanatçı Mazhar Alanson, Batı emperyalizminin etkisi altında büyüdüklerini belirterek, "Ben kendi kültürümle tasavvuf vesilesiyle tanıştım. Bir değişim oldu. İngilizce şarkılar yazardım ve ilk olarak 'Güllerin İçinden' şarkısını Türkçe olarak yazdım. Ben tesadüf diye bir şeye inanmıyorum. 5 milyonluk şehirde bir tanıdıkla karşılaşmak tesadüf olabilir mi? Muhakkak onun bir sebebi var. Burada olmamızın da bir sebebi var." dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ tarafından düzenlenen "Yazar ve Okur Buluşmaları"nın bu haftaki konuğu Alanson oldu.

Resimlerini, şarkı sözlerini, notalarını, yazılarını, günlüklerini ve şarkılarının çıkış hikayesini "Mazhar Olmak" adlı kitabında paylaşan sanatçı, Kadıköy İstanbul Kitapçısı'nda sevenleriyle bir araya geldi.

Yılların hızla geçtiğini belirten Alanson, eski dönemlerde özellikle albüm çalışmaları sırasında yaşadıkları anılarından bahsetti.

Alanson, şarkılarının zamanla anlaşıldığına işaret ederek, "İlk zamanlar biraz anlaşılmazdı. Mesela 'Ele Güne Karşı' uzun çalar için yapımcı, 'Bu satmaz' dedi. Sonra yüzyılın uzunçaları seçildi. Müzik konusunda şans ve doğru insanları bulmak çok önemli." diye konuştu.

– "Artık hangi şehir, hangi konser, hangi otel olduğunu çoğu zaman bilmiyorum"

Şarkı yazman için ilhamın ne zaman geleceğinin belli olmadığını vurgulayan Alanson, şöyle devam etti:

"Yanımda sürekli kağıt kalem bulundururum, iki satır aklıma gelir ve not alırım. Zaten o iki satırla başlar her şey. Adam pencereyi açmış, 'Yağmur damlacıkları damlıyordu cama' falan dememişim, meteoroloji raporu verir gibi, 'Bu sabah yağmur var İstanbul'da' demişim. Bazı şarkılarda kafiye şarttır ama her şarkıyı da kafiyeli yapmak gerekmez. Benim şarkı yazmam uzun sürer. Sezen Aksu'nun 15 dakikada yazacağı bir şarkıyı ben 3-4 ayda yazarım. Çok süzerim, çalışma şeklim öyle. Bu işin en sıkıldığım kısmı havaalanı, bekleme, rötarlar, indikten sonra otele yolculuk, konseri beklemek için ya televizyona ya da tavana bakarak vakit geçirmek. Yoksa konser kısmı eğlence, güzellik. Artık ben hangi şehir, hangi konser, hangi otel olduğunu çoğu zaman bilmiyorum."

Mazhar Alanson, farklı ülkelere olan seyahatlerinden bahsederek, "Yıllar önce Hindistan'a gitmiştim, orada kafam çok karıştı. 30 binden fazla tanrıları var. Hindistan'ı gördükten sonra ben tanrı kelimesini kullanmaktan vazgeçtim, Allah kelimesini kullanmak gerek. Her şeye tapıyorlar, maymuna tapıyorlar mesela. Tek bir Allah'a inandığımız için bir yandan şükrettim." şeklinde konuştu.

Şimdilerde gitar çalıp şarkı sözü yazmaya devam ettiğini aktaran Alanson, "İnsandaki 'Ben' meselesi benim kafamı bayağı yoruyor. 'Benim kitabım', 'Ben yaptım', 'O fikir var ya, o fikir benim', hep 'Ben' diyoruz. Güvercinler uçuyor, kurbağa da özeniyor onlara. 'Beni de uçurun' deyince güvercinler 'Nasıl yapalım?' diyor. Kurbağa, 'Bir çubuk alalım, ben orta yerinden ısırayım, siz de iki yanından tutun öyle uçalım' diyor ve havalanıyorlar. O sıra oradan geçen başka bir güvercin, 'Vay be çok iyi fikirmiş, kim buldu bu fikri?' diye soruyor. Kurbağa 'Ben buldum' deyip ısırdığı çubuğu bırakınca yere düşüyor. O 'Ben' meselesi maalesef hepimizde var. 'Ah Bu Ben' şarkısını da oraya ithafen yazmışımdır." değerlendirmesinde bulundu.

– "Yabancı şarkıcıların hayatından haberimiz vardı ama bir Türk bestekarından haberimiz yoktu"

Alanson, Batı emperyalizminin etkisi altında büyüdüklerine dikkati çeken Alanson, şunları kaydetti:

"Kendimize ait şeyleri bilmezdik. Yabancı şarkıcıların hayatından haberimiz vardı ama bir Türk bestekarından haberimiz yoktu. Ben kendi kültürümle tasavvuf vesilesiyle tanıştım. Bir değişim oldu. İngilizce şarkılar yazardım ve ilk olarak 'Güllerin İçinden' şarkısını Türkçe olarak yazdım. Ben tesadüf diye bir şeye inanmıyorum. 5 milyonluk şehirde bir tanıdıkla karşılaşmak tesadüf olabilir mi? Muhakkak onun bir sebebi var. Burada olmamızın da bir sebebi var."

Mazhar Alanson, rüyaları çok ciddiye aldığının altını çizerek, "Eskiden rüyaları bir bilene sorardım, şimdi yavaş yavaş meseleyi kavramaya başladım. Artık kulaktan dolma mı dersiniz, hissiyat mı bilmem. Çok önemserim. Çok mesajlar vardır rüyada ama tabii bir bilene soracaksınız." yorumunu yaptı.

Programın ardından kitaplarını imzalayan Alanson, sevenleriyle fotoğraf çektirdi.