Migren

“Migren iş performansını olumsuz etkiliyor”

SAMSUN (AA) – Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Algoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Özkan, "Migren hastalarının yüzde 65'inin çalıştığı çevrede sorun yaşadığını görüyoruz. Bu kişilerin şiddetli ağrı çektiğini ve normal performansının yüzde 10'u kadarıyla o günü geçirdiğini düşünürseniz, ciddi sorun olduğu görülüyor." dedi.

Özkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, migrenin, beyinde hormonal ve kimyasal değişikliklerin meydana getirdiği bir hastalık olduğunu söyledi.

Migren tedavisinin devlete ve kişiye büyük maliyet getirdiğini belirten Özkan, maliyetin Amerika için yıllık 40, Avrupa için ise 50 milyon dolar olarak hesaplandığını ifade etti.

Migrenin basit önlemlerle kontrol altında tutulabileceğine işaret eden Özkan, "Migren tedavi edilebilir ama hiçbir zaman tamamen geçmez. Buradaki asıl mesele atakların sıklığının, şiddetinin, iş gücü kaybının azaltılması. Migren hastasıysanız, bir gün migren yine karşınıza çıkabilir." diye konuştu.

Özkan, migrenin çocukluk çağında da görülebildiğini, en çok kadınlarda ve 18-55 yaş grubunda ortaya çıktığını vurguladı.

– Alternatif geleneksel tedaviler

Migren aşısı geliştirildiği yönünde yeni bilgiler olduğunu ancak bu konuda henüz bir serumun piyasada bulunmadığını anlatan Özkan, şöyle devam etti:

"Tamamen migreni ortadan kaldıracak bir aşı ya da bir ilaç bulunmadı. Mevcut ilaçların yaptığı şeyler, ağrıların sıklığının ve şiddetinin azaltılması gibi şeyler. Bunun dışında bazı geleneksel ve tamamlayıcı tıp kapsamında yapılan işlemleri görüyoruz. Bunlar, bilimsel temeli olmamakla birlikte insanların bazen fayda gördüklerini ifade ettikleri yöntemler. Bilimsel temeli henüz oluşmadığı için hacamat ve sülük gibi geleneksel ve tamamlayıcı tedavileri bilimsel ve teknik olarak migren tedavisinde önermemiz mümkün değil."

Prof. Dr. Özkan, girişimsel ağrı tedavisinin, migren hastalarını da rahatlattığını söyledi.

– İş performansını düşürüyor

Migren konusunda insanların bilinçlenmesi gerektiğini dile getiren Özkan, şunları kaydetti:

"Migren felçten sonra en önemli engellilik nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. İnsanlara ve devlete ciddi maliyet oluşturuyor. Migren hastalarının yüzde 65'inin çalıştığı çevrede sorun yaşadığını görüyoruz. Migren hastalarının şiddetli ağrı çektiğini, günlük performanslarının yüzde 90'ının bozulduğu, normal performansının yüzde 10'u kadarıyla o günü geçirdiğini düşünürseniz, ciddi bir sorun ve sıkıntı olduğu görülüyor. Dünyada da artışı olmalı ki Dünya Sağlık Örgütü migreni müdahale edilmesi gereken ilk 10 hastalık arasında gördü."

Türk hekimlerinin geliştirdiği cihaz migrene umut olacak

KONYA(AA) – Konya’da özel bir hastanede pratisyen hekim olarak görev yapan Kudsi Öncü, vücudun belli bölgelerinde bulunan akupunktur noktalarına verilen sinyalle migreni tedavi eden bir cihaz tasarladı.

Meslekte 40 yılını dolduran pratisyen hekim Kudsi Öncü, 6 yıl önce migren hastalığının tedavisi için çalışma başlattı.

Öncü, 6 yıllık araştırmaların sonucunda vücudun belli bölgelerinde bulunan akupunktur noktalarına gönderdiği sinyaller ile hastalığın tedavisinin sağlandığını tespit etti.

Seri üretime geçmeyi hedefliyor

Ardından bu sinyalleri gönderen cihazı tasarlayarak patentini alan Öncü, klinik çalışmaların tamamlanmasıyla cihazın seri üretimine geçmeyi hedefliyor.

Öncü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, migrenin insanlarda yaşam konforunu bozan bir rahatsızlık olduğunu hatırlattı.

Geliştirdiği cihazın 20 santimetre boyunda ve kalem şeklinde taşınabilir bir yapıda olduğunu dile getiren Öncü, şöyle devam etti:

“Yaklaşık 6 yıldır üzerinde çalıştığım, kişiye özgü olan ve akupunktur noktalarına verilen sinyalle migreni tedavi eden cihazın klinik çalışmaları, İstanbul’da özel bir üniversitede devam ediyor. İnşallah 5-6 ay sonra cihazın seri üretimine geçerek insanlığın hizmetine sunacağız. Hem önleyici hem tedavi edici özelliğe sahip cihazın biyouyumluluk testleri de Hacettepe Üniversitesi’nde tavşanlar üzerinde yapıldı. Çünkü cihazın belli testleri yapılmadan klinik çalışmalarına izin verilmiyor.”

“Migreni tamamen ortadan kaldırıyor”

Öncü, dünyada ve Türkiye’de milyonlarca migren hastası olduğunu belirterek, “Türkiye’de kadınların yüzde 14’ü, erkeklerin de yüzde 8’i migren hastası. Bu, yaşam konforunu bozmakta ve insanların şiddetli ağrılar çekmesine sebep olmaktadır. Dünyada migren için belli cihazlar var ancak bizim tamamen yerli olarak geliştirdiğimiz bu cihaz, hem önleyici hem tedavi edici özelliğe sahip. Yani migreni tamamen ortadan kaldırıyor. Bu yönüyle dünyada tek. Öte yandan cihazla ilaç kullanımı da son bulacak. Migren için kullanılan ilaçlar gerçekten çok ağır. Doğal olarak ilaçların yan etkisi de oluyor. Tasarladığımız cihazla bunların önüne geçmiş olacağız. Cihazımızın çok konforlu bir kullanımı var. Şu anda adaptör ile çalışıyor ancak pille çalışanını da tasarladık. Bunun da TÜBİTAK süreci devam ediyor.” diye konuştu.

Migreni 'frenleyecek' yeni ilaç yolda

ANTALYA (AA) – Yaşam kalitesini büyük ölçüde düşüren migren hastalığına karşı geliştirilen ve koldan enjekte edildiği için “migren aşısı” olarak bilinen, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) onaylı ilacın, Sağlık Bakanlığınca ruhsatlandırılması sonrası Türkiye’de 2020 yılında kullanıma girmesi öngörülüyor.

Antalya’da düzenlenen 54. Ulusal Nöroloji Kongresi’ne katılan Türk Nöroloji Derneği Başkan Yardımcısı ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Neşe Çelebisoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, baş ağrısı ile kendisini gösteren migrenin, kişinin iş ve sosyal yaşamında ciddi verim düşüklüğüne neden olduğunu anımsattı.

Migrenin 20-65 yaşlarındaki bireylerde görülme sıklığının yaklaşık yüzde 16, çocuklarda ise yüzde 5 civarında olduğunu belirten Çelebisoy, hastalığın kadınlarda görülme sıklığının ise erkeklere göre 2,5-3 kat daha fazla olduğunu aktardı.

Çelebisoy, ataklarla seyreden olgularda yaklaşık yüzde 10, kronik migren hastalarında ise yaklaşık yüzde 20 iş gücü kaybı tanımlandığını ifade ederek “4 ile 72 saat devam eden, orta şiddetli, zonklayıcı, sıklıkla tek taraflı, fiziki aktivite ile şiddetlenen, bulantı, kusmanın eşlik edebildiği, ışık ve sesten rahatsızlığın belirgin olduğu baş ağrısı atakları, migren tanısı koydurur. Migren hastalarında doğru teşhis konmayıp hastaların çok miktarda ağrı kesici alarak ağrılarını ortadan kaldırmaya çalışması, sık yapılan yanlış tedavi biçimidir.” diye konuştu.

Migrende, atakların ortadan kaldırılmasını ya da sıklığını azaltıcı tedavilerin akla geldiğini dile getiren Çelebisoy, atak tedavisinde, sadece migren ağrısı için geliştirilmiş “triptan” diye bilinen ilaçların, atak önleyici olarak ise bazı antidepressan, antiepileptik ve bir grup antihipertansif ilaçların kullanıldığını kaydetti.

Prof. Dr. Çelebisoy, daha etkin tedavi arayışlarının ise sürdüğünü anlattı.

Halk arasında “migren aşısı” olarak biliniyor

Migren ağrısının ortaya çıkışında rol alan unsurların kaldırılmasını amaçlayan araştırmalar olduğunu aktaran Çelebisoy, yaklaşık 3 yıldır yapılan çalışmalar kapsamında, migren hastalığının nedenine yönelik özel bir ajan geliştirildiğini bildirdi.

Söz konusu ajanın, ağrının santral sinir sisteminde iletimini sağlayan aracı proteine karşı geliştirilen antikorlar içerdiğini ifade eden Çelebisoy, bununla ağrı atak sıklığının azaltılmasının hedeflendiğini vurguladı.

Bununla ilgili önce laboratuvar, ardından klinik hasta çalışmalarının gerçekleştirildiğini anlatan Çelebisoy, klinik çalışma havuzuna, Türkiye’den de 5 merkezden hastalar dahil edildiğini belirtti.

Halk arasında “migren aşısı” olarak nitelendirilen ilacın, hastalar için bir umut olduğunu aktaran Çelebisoy, şunları söyledi:

“Belirli aralıklarla aylık ya da 3 aylık enjeksiyonlarla uygulanarak migren hastalarında atak sıklığının azaltılması hedefleniyor. Söz konusu ilaçla atak sayısında yüzde 50 oranında azalma olduğu, hatta bir grup hastada atakların tamamen ortadan kalkmasını sağladığı görüldü. Bu açıdan önemli. Bu ilaç, daha spesifik, bu nedenle daha etkili olması bekleniyor. İlaç ABD’de FDA onayı aldı, Türkiye’de de başvuru süreci başladı. 2020 gibi bizde de kullanıma geçmesi hedefleniyor.”

Geliştirilen ajan ile ilgili çalışmaların devam ettiğini dile getiren Çelebisoy, ilacın kimlerde nasıl yanıt verdiği, iyi yanıt verdiği hastaların da özelliklerine ilişkin analizler yapıldığını ifade etti.

Migrenin ölümcül bir hastalık olmadığını ancak iş gücü kaybına, sosyal aktivitelerin engellenmesine, verimliliğin ciddi oranda düşmesine yol açtığını söyleyen Çelebisoy, ilacın önleyici özelliğe sahip olduğunu kaydetti.

“Heyecanla bekleniyor”

Mevcut tedavilerde kullanılanların, doğrudan migrenin oluşum mekanizmalarına yönelik ilaçlar olmadığına işaret eden Neşe Çelebisoy, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz tansiyon ilaçlarının bir bölümü, bir grup depresyon ilacı ve bazı epilepsi tedavisinde kullandığımız ilaçlarla migren ataklarının sıklığını azaltmaya çalışıyoruz ancak bunların hiçbiri direkt spesifik olarak hastalığın mekanizmaları üzerinden etki etmiyor. Yeni geliştirilen ilacın ayrıcalığı mekanizmalar üzerinden etki ediyor olması. Kişilerin yaşamını engelleyen bir hastalık olduğu için bu ilaç büyük bir özlemle heyecanla bekleniyor.”

İlacın erişkin hastalar için planlandığını belirten Çelebisoy, Sağlık Bakanlığınca ruhsatlandırıldıktan sonra Türkiye’de de kullanılmasının hedeflendiğini sözlerine ekledi.