Mobbing

Hizmet-İş Sendikasından İzmit Belediyesine “işten çıkarma ve mobbing” tepkisi

KOCAELİ (AA) – Hizmet-İş Sendikası Kocaeli Şube Başkanı İdris Ersoy, İzmit Belediyesine işçi çıkardıkları ve çalışanlara mobbing uyguladıkları gerekçesiyle tepki gösterdi.

Ersoy, yaptığı yazılı açıklamada, İzmit Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğüne bağlı çöp toplama aracında çalışan Sadullah Erçin'in (38) haksız yere tazminatsız işten çıkarıldığını savunarak, bu nedenle 3 çocuk babası işçinin İŞKUR'dan işsizlik ödeneği almasının engellendiğini, çocuklarının mağdur olduğunu ve ailenin açlığa mahkum edildiğini belirtti.

Geçen yerel seçimlerde İzmit Belediyesi yönetiminin değiştiğini, belediyede iş barışının ve huzurunun yok olduğunu, çalışanların siyasi baskı, tehdit ve işten çıkarmalarla karşı karşıya geldiğini ileri süren Ersoy, "31 Mart yerel seçimlerinden sonra işçiler hızlı bir şekilde kategorize edilmiş, dosyaları ve sosyal medya hesapları incelenmiş, jurnallemelerle oluşturulan listeler aracılığıyla işçiler yer değiştirme, mobbing ve baskılarla maruz bırakılmıştır." ifadelerini kullandı.

Ersoy, baskılara dayanamayan çalışanların istifa ettirildiğini ve direnenlere kulp takılarak işten çıkartıldığını aktararak, şunları kaydetti:

"Ne yazık ki bu pandemi sürecinde işten çıkarmalara halen devam edilmektedir. Üstelik işten çıkarılanların, bugüne kadar kendilerinden kesilen ve işsiz kaldıklarında müracaat ederek almaları gereken işsizlik maaşından yararlanmaları engellemektedir. Bu hangi vicdana sığar? Bu anlayışı, ne vicdanların ne de toplumun kabul etmesi mümkün değildir. İşsizliğin arttığı, çalışanların bile geçim sıkıntısı çektiği bir süreçte böylesi insafsız bir anlayış ve kinle hareket etmek vicdanı kararmış insanların davranışı olsa gerek."

Bugüne kadar İzmit Belediyesinde çalışan 100'ü aşkın işçinin sistematik olarak bu kıyıma maruz bırakıldığını iddia eden Ersoy, şöyle devam etti:

"Seçimden önce hiçbir işçi çıkarmayacağını, kimsenin ekmeği ile oynamayacağını ifade eden Belediye Başkanı, bugüne kadar adeta işçilerin ekmeğine kan doğramış, yüzlerce işçiyi çoluk çocuğu ile perişan etmiştir. Bu kıyımları yaparken birçok işçi için 'Şu siyasinin akrabası, gelinidir. Siyasilerin akrabalarını belediyeye doldurmak ahlaksızlıktır.' gibi sözlerle işçi kıyımlarını meşrulaştırmaya çalışıyordu. Geçmiş dönemde işe alınan işçilerin liyakatsiz ve torpille alındığını, belediye kadrolarının şişirildiğini ifade ediyordu ancak kendisi göreve geldiği günden bugüne kadar belediyeye hiçbir liyakatı olmayan eş, akraba, dost ve siyasi yandaşlardan 150'ye yakın yeni işçiyi işe almıştır."

Ersoy, daha önce temizlik işleri müdürlüğünde 20 amir çalışırken, bugün siyasi torpillerle bu sayının 35'e çıkarıldığını ileri sürerek, "Ayrıca şoförlüğü olmayan birçok amire de şoför tahsis edilmiştir. Liyakat gözetilmediği için İzmit'in çöp toplanmasında büyük sorunlar oluşmuş ancak faturası gariban işçiye çıkarılmıştır. Bütün bu uygulamalar, İzmit Belediyesinin antidemokratik bir anlayışla yönetildiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır." ifadelerini kullandı.

Şeker-İş Sendikasının Kadınlar Günü etkinliği

ANKARA (AA) – Şeker-İş Sendikası Genel Başkan İsa Gök, "Şiddet, cinayet, işsizlik, eğitimsizlik, mobbing kıskacında olan kadınlarımızın sorun ve mağduriyetlerini sığ bir mevzuat alanında tartışmak yersizdir. Bunun yerine, ülkemizde ciddi yaptırımların hayata geçirildiği toplumsal cinsiyeti sağlayacak bir adalet mekanizması gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Gök, Şeker-İş Sendikası tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Antalya'daki bir otelde düzenlenen eğitim seminerine katıldı.

Kadınların iş gücünün ve sürdürülebilir kalkınmanın önemli unsuru olduğunu belirten Gök, kadınlar olmadan toplumun ilerlemesinin mümkün olmadığını belirtti.

Daha katılımcı bir çalışma hayatı için kadınların sendikal hayattaki görünürlüğünün artması gerektiğini aktaran Gök, "güçlü kadın güçlü toplum" anlayışı doğrultusunda örgütlenme çalışmaları yürüttüklerini vurguladı.

Kadın çalışanların iş yerlerinde karşılaştığı zorlukları bertaraf etmek için örgütlü dayanışma gayretinde olduklarına dikkati çeken Gök, şunları kaydetti:

"Kadının toplum içindeki dezavantajlı konumuna neden olan bu olumsuzlukların ortadan kaldırılabilmesi için gerekli önlemler alınmalı. Hem hukuki hem siyasi düzeyde karar mekanizmalarının, acilen devreye girmesi gerekmektedir. Modern Türkiye, toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığın belirgin olarak yaşandığı ülkelerden biri olmamalıdır. Şiddet, cinayet, işsizlik, eğitimsizlik, mobbing kıskacında olan kadınlarımızın sorun ve mağduriyetlerini sığ bir mevzuat alanında tartışmak yersizdir. Bunun yerine, ülkemizde ciddi yaptırımların hayata geçirildiği toplumsal cinsiyeti sağlayacak bir adalet mekanizması gerekiyor. Hayalini kurduğumuz Türkiye hedefini yakalamak için bu konu olmazsa olmaz bir toplumsal sorumluluk alanıdır."

Dünya Ekonomik Forumunca hazırlanan Cinsiyet Eşitliği Raporu'nda, Türkiye'nin cinsiyet eşitliği sıralamasında alt sıralarda olduğuna değinen Gök, "Kadınların maruz kaldığı zorlukların ülkemizde de önemli ölçüde yaşandığı bir gerçek. Bu tabloyu değiştirmek elimizde. Kadınlar iş gücüne daha çok katılarak, daha çok sendikal örgütlülük içerisinde yer alarak başkalarının kendisine biçtiği rollerin ötesine geçebilir." değerlendirmesinde bulundu.

İSMEK'lerde mobbing iddiası İBB Meclisi'nde

İBB Ocak ayı meclis 2. oturumu Meclis 1. Başkanvekili Göksel Gümüşdağ başkanlığında toplandı.

Meclis toplantısının gündem dışı konuşmalar bölümünde söz alan AK Parti’li Meclis Üyesi Batur, İSMEK’i “halk üniversitesi” olarak niteleyerek, İBB yönetimini, kurumu yok etmeye çalışmakla suçladı.

İBB yönetiminin CHP’ye geçmesinin ardından İSMEK’e bilinçli şekilde operasyon yapıldığını öne süren Batur, şöyle konuştu:

“İlgili Genel Sekreter Yardımcısı tarafından herhangi bir rapora dayanmadan tamamen keyfi olarak, depreme dayanaksız denilerek ilk etapta kurslardan 45 tanesi kapatılmıştır. Kapatılan kurs merkezlerinin olduğu binalarda diğer işletmeler faaliyetlerine devam etmektedir. Madem binalar depreme dayanıksız ise İSMEK kurslarının merkezlerinin kapatıldığı gibi neden diğer işletmelerin faaliyetlerine de son verilmemiştir. 30 Haziran 2019 itibarıyla İSMEK’te görev yapan 2 bin 100 yarı zamanlı öğretmenin, sözleşmesi bittiği gerekçesiyle görevlerine son verilmiştir.”

İBB yönetiminin, sözleşmesi biten öğretmenlerin mağdur edilmeyeceğine dair defalarca güvence verdiğini ve bu doğrultuda 23 Eylül 2019’da öğretmenlerin işe başlamasıyla ilgili hizmet ihalesi yapmayı kararlaştırdığını belirten Batur, ihalenin 16 Eylül’de iptal edilerek binlerce kişi ve ailesinin mağdur edildiğini kaydetti.

“Sözleşmelerine uygun olmayan bir iş teklif edilip sözleşmeleri feshedildi”

İSMEK yönetim merkezlerindeki eşyaların bir hafta sonu apar topar boşaltıldığını ve pazartesi günü iş yerlerine gelen insanların özel eşyalarının da kaybolduğunu aktaran Batur, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İSMEK yönetim merkezi kapandıktan sonra çalışan personeller ayrı ayrı yerlerde, farklı görevler verilerek mobbing uygulanmaya başlanmıştır. İSMEK üst yöneticilerine herhangi bir çalışma ofisi ve iş vermeden 3 ay boyunca mobbing uygulayıp aralık ayında sözleşmelerine uygun olmayan bir iş teklif edilmiş ve akabinde ‘Size uygun bir iş bulunamamıştır.’ diyerek sözleşmeleri fesih edilmiştir. İlgili Genel Sekreter Yardımcısı, İnsan Kaynakları ve Eğitim Daire Başkanı ve Hayat Boyu Öğrenme Müdürü tarafından İSMEK bölge sorumlularına ve yöneticilerine hala mobbing uygulanmaya devam ediliyor. Bu uygulamalar sırasında Genel Sekreter Yardımcısı hanımefendi tarafından bölge sorumluları, kıyafet ve dini anlayışları ile alay edilip küçük düşürülmeye çalışılmıştır.”

Lise mezunu danışma görevlileri bölge sorumlusu yapıldı

Daha önce öğretmenlik yapmış idarecilerin de haftada 3 gün öğretmenlik yapma şartı getirilip işten atılmakla tehdit edildiklerini öne süren Batur, çalışanlara baskının her alanda kendisini gösterdiğini aktardı.

İkametlerine yakın İSMEK’lerde çalışanlara, farklı yerlerde görevlendirilerek baskı kurulduğunu bildiren Batur, “Kağıthane çalışanı Beykoz’a, Beykoz çalışanı Gaziosmanpaşa’ya görevlendirilerek mobbing uygulanmaya devam ediliyor. Bölge sorumlularının yanına sözde akademik çalışma adı altında eş bölge sorumluları atanmıştır. Lise mezunu danışma görevlileri bölge sorumlusu görev yetkisiyle görevlendirilmiştir. Bu danışma görevlileri de İBB yöneticilerinin akrabası olduklarını açıkça dillendirmektedir. İBB Hayat Boyu Müdür ve Yardımcıları, İSMEK Bölge Sorumluları ile yaptığı toplantılarda kendilerine sürekli olarak önemsiz ve gereksiz kişiler gibi davranarak mobbing uygulamaya devam ediyor.” şeklinde konuştu.

Yapılan uygulamalar sebebiyle İSMEK’lere başvuruların da önemli oranda azaldığını dile getiren Batur, “2018 İSMEK kursiyerlerinin sayısı 400 binin üzerindeyken bu dönem, yani 2019-2020 İSMEK kayıt sayısı 100 bini bulmadı. Kayıt süresini bir günle sınırlı tuttunuz. Vatandaş kayıt yaptıramadı. Kayıt aldıklarınızı da öğretmenlerin sözleşmeleri iptal edildiği için kapatmak zorunda kaldınız. Açık kalanlar da kör topal misali devam ediliyor.” ifadesini kullandı.

Çalışma Yaşamında Şiddet ve Tacizin Ortadan Kaldırılması Konferansı

ANKARA (AA) – Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çalışma Genel Müdürü Nurcan Önder, "Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) iş yerinde şiddet ve tacizi önlemeyi amaçlayan 190 sayılı Sözleşmesi bizim için çok önemli. Ülke olarak, bu sözleşmenin yapılmasına katkıda bulunduk. Ülkemizin bu sözleşmeyi onaylaması ve mevzuatımızın buna uyum sağlaması için de üzerimize düşeni yapmaya çalışacağız." dedi.

Önder, bir otelde düzenlenen "Çalışma Yaşamında Şiddet ve Tacizin Ortadan Kaldırılması Konferansı"nda, iş yerlerinde psikolojik tacizin (mobbing) önlenmesine yönelik çalışmaların 2010'da başladığını hatırlattı.

Başbakanlığın 2011'de İşyerlerinde Psikolojik Tacizin Önlenmesi Genelgesi ile mevzuata girdiğini kaydeden Önder, bu genelgenin Türkiye'de mobbingi tanımlayan ilk metin olduğunu vurguladı. Aradan geçen zamanda, toplumda mobbing bilincinin oluşmaya başladığını ifade eden Önder, bu konuda Bakanlığının iletişim hattı "Alo 170"e çok sayıda başvuru yapıldığını söyledi.

Kamudan başvuruların kamunun denetim mekanizmaları, özel sektördeki başvuruların ise İŞKUR il müdürlükleri ve İş Teftiş Kurulu aracıyla denetlendiğini aktaran Önder, şunları kaydetti:

"Genel Müdürlük olarak Mobbing Mücadele Kurulunun sekreteryasını yürütüyoruz. Mobbing konusunda, Türkiye'nin en büyük verisine sahibiz. Bugüne kadar 100 bine yaklaşan başvuru söz konusu. Geldiğimiz noktada, mobbing ile mücadeleyi bir adım daha ileriye taşımayı istiyoruz. Genelgeyi, Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'ne çevirip, mobbing ile mücadeleyi ileriye taşımak istiyoruz. ILO'nun iş yerinde şiddet ve tacizi önlemeyi amaçlayan 190 sayılı Sözleşmesi bizim için çok önemli. Ülke olarak, bu sözleşmenin yapılmasına katkıda bulunduk. Ülkemizin bu sözleşmeyi onaylaması ve mevzuatımızın buna uyum sağlaması için de üzerimize düşeni yapmaya çalışacağız."

– "İş yerinde saygı yoksa saygınlık yoktur"

ILO Türkiye Direktörü Numan Özcan da şiddet ve tacizin her yerde yaşandığına dikkati çekerek, bu eylemlere maruz kalan pek çok kişinin tepki göstermeyip sessiz kaldığını belirtti.

Şiddet ve tacizin, psikolojik, fiziksel, ekonomik ya da cinsel olabileceğini vurgulayan Özcan, şöyle devam etti:

"Statüsü ve iş tanımı ne olursa olsun, toplumdaki her bir birey, mekanlar ve biçimler değişse de hayatının bir döneminde, şiddete maruz kalıyor veya tanıklık ediyor. Oysaki işte şiddet ve taciz, insana yakışır işin tam tersi. Zira, iş yerinde saygı yoksa saygınlık yoktur. Saygınlığın olmadığı yerde de sosyal adaletten bahsetmek mümkün değildir. İşte bu görüşten hareketle sosyal adaleti geliştirme mücadelesinde 100. yaşını kutlayan ILO, geçtiğimiz haziranda 187 üye ülkenin hükümet, işçi ve işveren temsilcilerinden oluşan 5 bini aşkın delegeyle İşte Şiddet ve Taciz Sözleşmesi'ni ve tavsiye kararını kabul etti."

Sözleşmeyle şiddet ve tacizin, bir insan hakları ihlali olduğu belirtilip, bu kavramların geniş bir tanımının yapıldığını ifade eden Özcan, "Toplumda kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması için gerek Birleşmiş Milletler (BM) gerekse Avrupa Konseyi'nin bu konudaki sözleşmeleri önemli bir çerçeve sunuyor. ILO Sözleşmesi, bu çerçeveyi çalışma yaşamını da kapsayacak şekilde daha da genişletip güçlendirmiş oldu." dedi.

Sendika ve sivil toplum örgütü temsilcileri ile akademisyenlerin katıldığı konferansta, İsveç Büyükelçiliği Müsteşarı Malin Stawe ve BM'nin Türkiye Mukim Koordinatörü Alvaro Rodriguez de bir konuşma yaptı.