Mor Efrem Süryani Kadim Ortodoks Kilisesi

Prof. Dr. İlyas Topsaka: Kilisenin temel atma töreni Yunanistan'a örnek olmalı'

İSTANBUL (AA) – İstanbul Üniversitesi (İÜ) Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Genel Türk Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlyas Topsakal, Süryaniler, Ortodokslar ve Ermenilerin tarih boyunca Türk devletlerinde özgürce yaşadıklarını belirterek, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Süryani kilisesinin temel atma törenine katılması bunun en son somut örneği. Türk azınlıkların yaşadığı yabancı ülkeler neden aynı hassasiyeti göstermez? Yunanistan ve diğer Balkan ülkelerinin örnek alması gerekiyor. Ama almazlar çünkü alternatif medeniyet korkuları var.” dedi.

Prof. Dr. Topsakal, 3 Ağustos’ta Mor Efrem Süryani Kadim Kilisesi’nin temelinin atılmasını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın törene iştirakini, Türkiye’deki azınlıkların statüsünü ve yeniden gündeme taşınan Batı Trakya’daki Türklere yönelik baskıları AA muhabirine değerlendirdi.

Topsakal, tarih boyunca Türk devletlerindeki azınlıkların kendi gelenek, görenek ve dini inançlarını özgürce yaşadığını, hiçbir zaman müdahale ile karşılaşmadıklarını, bunun da Türk devlet geleneğinin en önemli erdemlerinden biri olduğunu söyledi.

Geçen hafta temeli atılan Süryani kilisesinin Türkiye’deki azınlıkların inanç hürriyetinin göstergesi olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Topsakal, “Süryaniler, Ortodokslar ve Ermeniler tarih boyunca Türk devletlerinde, her tür dini ve kültürel değerlerini özgürce yaşamışlardır. Türkiye’de hiçbir dini grubun yaşantısına karışılmaz hatta devlet bunu özellikle destekler. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Süryani kilisesinin temel atma törenine katılması bunun belki de en son somut örneği. Türk azınlıkların yaşadığı ülkeler neden aynı hassasiyeti göstermez? Yunanistan ve diğer Balkan ülkelerinin örnek alması gerekiyor. Ama almazlar çünkü alternatif medeniyet korkuları var.” diye konuştu.

“Azınlıklara tanınan özgürlükler geleneksel devlet tavrı”

Prof. Dr. Topsakal, Türklerde azınlıklara tanınan özgürlüklerin geleneksel devlet tavrı olduğunu vurgulayarak, “Moğollardan tutun Fatih Sultan Mehmet Han dönemine kadar bu böyleydi. Özellikle şuna vurgu yapmak gerekiyor. Balkanlar’da bizim mirasımız var. Bu miras 500 yıllık bir miras. Dini veya etnik tüm renklerin 500 yıl devam etmesi Türk devlet geleneğinin ne kadar adaletli olduğunu, insanın ruhuna ve fiziki özelliklerine ne kadar uygun davrandığını gösteriyor.” şeklinde konuştu.

Birinci Dünya Savaşı ve Osmanlı’nın yıkılmasından sonra Balkanlar’da büyük bir Türk kıyımının yaşandığını belirten Topsakal, şöyle konuştu:

“Bulgaristan, Sırbistan, Makedonya, Bosna Hersek, Arnavutluk yani Trakya’dan Sırbistan’a kadar olan Balkan coğrafyasında, Osmanlı hakimiyeti sona erdikten sonra Müslümanlar dehşet bir soykırıma maruz kaldı. Son soykırım örneğini de Bosna Hersek’te yaşadılar, yakın bir tarihte. Bu soykırımlarda yaklaşık 5 milyon Müslüman Türk hunharca katledilmiş, kaçabilenler Türkiye’ye sığınmıştı.

Yine tarihi kaynaklarda yer alan yüzlerce, binlerce cami, medrese, vakıf, kütüphane ve aşhanelerin yani İslam medeniyetine ait olan eserlerin yüzde biri bile kalmadı. Batı anlayışı ile Türk-İslam anlayışı arasında insanı ve devleti yönetme farkını burada çok açık bir şekilde görebiliyoruz. Bugün Yunanistan, Bulgaristan, Bosna Hersek veya Macaristan’a gidin Müslümanların ve Türk İslam kültürünün ne hale geldiğini açıkça görebilirsiniz.”

“Azınlıklar hiçbir zaman yabancı algısı yaşamadı”

Prof. Dr. Topsakal, Cumhuriyetin kurulması ile beraber imzalanan Lozan Barış Antlaşması kapsamında azınlıklara inanılmaz haklar tanındığını hatırlatarak, azınlıkların bu haklarla beraber hiçbir zaman bu ülkede “yabancı” algısını yaşamadığını dile getirdi.

Bugün Ortodoks kilisesinin “ekümenik” sorununun bile Türkiye’de tartışıldığına dikkati çeken Prof. Dr. Topsakal, “Aynı şekilde Süryaniler, azınlık muamelesi görmeden Türk vatandaşların sahip olduğu tüm haklara sahip. Hatta artı sayılabilecek yetkiler, avantajlara bile sahipler. Türk milleti onları başının üstünde taşıyor. Bu bizim geleneğimizde vardır. Bundan gocunmayız. Çünkü bu bizim devlet geleneğimiz, bizim azınlıklara karşı bu duruşumuz, anlayışımız, güzelliğimiz, estetiğimizdir. ‘Bu zarafetimiz neden Yunanistan’da, Bulgaristan’da ve diğer ülkelerde yaşanmıyor, Türk azınlık neden bu anlayışı, bu şefkati görmüyor diye sormak lazım.” değerlendirmesinde bulundu.

Bulgaristan’da 1984 yılında Todor Jivkov yönetimindeki komünist rejiminin Türk azınlığa yönelik asimilasyon ve göç politikasını anımsatan Prof. Dr. Topsakal, “1989 yılı Bulgaristan’daki Türkler için acı ve ayrılığın tarihi olarak kayda geçti. Zira komünist rejimin baskıları nedeniyle ülkede yaşayan Türkler işkenceye maruz kaldılar, evlerinden zorla çıkartılarak göçe zorlandılar. Bulgaristanlı Türkler, Türkçe olan isimlerini Bulgar isimleriyle değiştirmeye zorlandı, İslam dinine ait her şey yasaklandı. Yunanistan’da ise 1953’ten bu yana bu zulüm devam ediyor. Oradaki insanlar kendi cemaatlerinin müftüsünü dahi seçemiyorlar.” ifadelerini kullandı.

“Alternatif bir medeniyet korkusu yaşıyorlar”

Prof. Dr. Topsakal, mensubu olduğu Batı Trakya Türklerinin hakları için mücadele verirken hapis cezalarına çarptırılan ve şüpheli bir şekilde ölen tıp doktoru ve siyasetçi Sadık Ahmet’i hatırlatarak, onun mücadelesini verdiği sorunların Batı Trakya’da halen devam ettiğini aktardı.

Batı Trakya Türklerinin, azınlık olarak yaşadıkları Yunanistan’da birçok haksız uygulamaya ve baskıya maruz kaldığını dile getiren Prof. Dr. Topsakal, şöyle devam etti:

“Batı Trakyalılar tarih içerisinde birçok sorunla karşılaşmış ama cesaret ve kararlılıkla bu sorunların üstesinden gelmeye, alternatifler çözümler aramaya ve yaşam şartlarını iyileştirmeye yönelik birçok adımlar atmaya çalışmışlardır. Maalesef halen ekonomik sıkıntılar, kişi hak ve özgürlüklerine yönelik baskılar ve haksız uygulamalar devam ediyor. Çok sayıda cami olmasına rağmen hiçbirisi kullanılmıyor sadece sembolik olarak duruyorlar.

En önemlisi oradaki Müslüman Türk cemaatini yönetecek veya onlara dini önderlik edecek insanları seçmelerine bile müsaade edilmiyor. Peki ‘Türkiye’de Cumhurbaşkanı önderliğinde besmele ile kilise temeli atılırken neden onlar böyle sorusunun tek bir karşılığı var o da korku. Çünkü Osmanlı onları adaletle yönetti. Avrupa, özellikle Doğu Avrupa bunun çok iyi farkında. Bir devletin geldiğini ve bu bölgeyi 500 yıl adaletle, merhametle yönettiğini biliyorlar

Osmanlı’dan sonra ne yaşandığını da biliyorlar. Nasıl parçalandığını ve küçük küçük ulus devletlere dönüştüklerini gayet iyi biliyorlar. Etnik yapı üzerine kurulu bu devletlerde halen taşlar yerine oturmuş değil. Dolayısıyla yeni bir alternatif medeniyetin oluşmasından korkuyorlar. Bütün mesele bu. Bölgedeki dini medeniyet hiçbir zaman İslam medeniyetinin üstüne çıkamaz. Dolayısıyla bir medeniyet çatışması var. Bu da sorunun kaynağı.”

Ulus devletçiklerden oluşan bölgedeki ülkelerin Rusya ve ABD tarafından yönetilmesi ve yönlendirilmesinin bölgede yarılmalara, ayrışmalara neden olduğunu da kaydeden Prof. Dr. Topsakal, “Türk İslam geleneğinde böyle yarılmalar yoktur. Sadece adaletli bir şekilde yönetilme vardır. Türkiye bugün bile Balkan ülkelerinde, bir yandan Bosna Hersek’e yatırım yaparken bir yandan da Sırbistan’a, Makedonya’ya, Arnavutluk’a yatırım yapıyor. Üstelik Türkiye bunları yaparken art niyetli ya da bir beklenti ile yapmıyor.” şeklinde konuştu.

'Mazlumlar için kapılarımız da kalbimiz de sonuna kadar açık olmuştur'

İSTANBUL (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yeşilköy'deki İstanbul Süryani Kadim Vakfı Mor Efrem Süryani Kadim Ortodoks Kilisesi temel atma törenindeki konuşmasında, kilisenin Süryani cemaatine ve İstanbul'a kazandırılmasında emeği geçenleri tebrik etti.

"Coğrafyamızın kadim evlatları olan Süryani toplumunun diğer tüm meseleleri gibi ibadet ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin görevidir." ifadesini kullanan Erdoğan, yaklaşık 10 yıl önce Mor Filüksinos Yusuf Çetin'in talebiyle kiliseyle ilgili sürecin başlatıldığını anımsattı. Erdoğan, kilise için seçilen yerin tarihi özelliklerinin tespiti ve diğer işlemlerinin tamamlanmasıyla fiilen inşa aşamasına gelindiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanları Kadir Topbaş ve Mevlüt Uysal'ın süreç boyunca vakfa her türlü desteği sağladığını, Vatikan temsilcilerinin de gereken adımları atmasıyla Süryani vatandaşların kendilerine ait bir kiliseye kavuşma imkanı elde ettiğini dile getirdi.

Erdoğan, "Süryani cemaatinin cömert katkılarıyla kısa sürede inşaatının tamamlanacağına inandığım bu kiliseyi İstanbul'umuz için de yeni bir zenginlik olarak görüyorum." dedi.

Yusuf Çetin ile kilisenin ne zaman bitirileceğini konuştuklarını aktaran Erdoğan, "Ben 'En geç ne kadar zamanda bitecek?' diye sordum. Kendileri de bana 'En geç 1,5-2 yıl içinde bitiririz.' dedi. Ben biraz daha ilave ettim. Dedim ki 'En geç 2 yıl içerisinde burayı bitirmeniz lazım.' '2 yılda bitiririz,' dediler. Ben de şimdiden 'Hayırlı olsun.' diyorum. İnşallah açılışında da bir arada oluruz." diye konuştu.

"Türkiye'ye sevgisi, sadakati, katkısı olan herkes ülkemizin birinci sınıf vatandaşlarıdır"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu coğrafyayı yaklaşık bin yıldır, İstanbul'u da 566 yıldır yöneten bir milletiz. Bu uzun tarih boyunca coğrafyamız hep dini, etnik, kültürel çeşitliliğin, çok renkliliğin, en önemlisi de insanlık vicdanının merkezi olmuştur. İspanya'dan Kafkasya'ya, Doğu Avrupa'dan Kuzey Afrika'ya kadar her yerden bu topraklara gelen tüm mazlumlar, tüm mağdurlar için kapılarımız da kalbimiz de sonuna kadar açık olmuştur. Son olarak Suriye ve Irak'tan gelen ve içlerinde Arap, Kürt, Türkmen ve bu Müslüman kardeşlerimizin yanında Süryanilerin, Ezidilerin ve diğer inanç gruplarına mensup insanların da bulunduğu 4 milyona yakın insanı şu anda biz ülkemizde misafir ediyoruz. Terör örgütleri Irak ve Suriye'de bu insanlara her türlü zulmü yapar, canlarına ve mallarına zarar verirken, biz hiçbir ayrım yapmadan herkese yüreğimizi açtık. Tarihin her döneminde olduğu gibi bugün de kapımıza gelen insanların ne inançlarını ne kökenlerini ne renklerini ne kültürlerini sorgulamak aklımızdan dahi geçmemiştir. Çünkü bizim için buraya gelen herkes, önce insandır. Sadece ve sadece bu sıfatıyla da bizim gözümüzde her türlü hürmete, her türlü desteğe, her türlü hizmete layıktır. Kendi vatandaşlarımıza verdiğimiz hizmetlerde de asla herhangi bir ayrımcılığa tevessül etmedik. Hiç şüphesiz coğrafyamızın en kadim halklarından olan Süryaniler bu hizmetlere ulaşım konusunda herkes kadar hak sahibidir."

Bölgede son 150 yıldır yaşanan acıların, pek çok sıkıntıya ve tahribata yol açmasına rağmen birlikte yaşama iradesinde en küçük bir sarsılmaya izin verilmediğini belirten Erdoğan, "Türkiye'ye sevgisi, sadakati, katkısı olan herkes bizim nazarımızda ülkemizin birinci sınıf vatandaşlarıdır." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ne siyasette ne ticarette ne de diğer alanlarda hiç kimse için gizli veya açık bariyerlerin söz konusu olmadığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Nitekim bugün ülkemiz siyaset, iş, sanat ve spor hayatında her kesimden insanımızın kendi birikimi, gayreti ve becerisi ölçüsünde yer aldığını görüyoruz. Kendi bireysel hayatımızda da çocukluğumuzda beri bu çok renkliliğe bizzat şahit olduk, yaşadık, istifade ettik ve destekledik. Demokrasimizi güçlendirerek ülkemizdeki herkesle birlikte farklı dinlere mensup cemaatlerin özgürlük alanlarını genişleten, haklarını garanti eden çalışmalar yürüttük. Bugün geldiğimiz noktada demokrasinin geliştirilmesinin ve bu yönde atılan adımların ülkemize zarar vereceğini iddia edenlerin ne kadar yanıldıklarına hep birlikte şahit oluyoruz. Bize göre bugün Türkiye geçmişe göre çok daha güçlü bir toplumsal yapıya sahiptir. Türkiye Cumhurbaşkanı olarak önümüzdeki dönemde de aynı yaklaşımla çalışmalarımızı sürdüreceğiz."

"Büyük ve güçlü Türkiye hedefi"

İçinde bulunulan coğrafyanın sahip olduğu doğal ve beşeri zenginlik sayesinde binlerce yıldır insanlığın en büyük medeniyet ve kültür inşa hareketlerine sahne olduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Böylesine cazibe merkezi bir coğrafya ister istemez sürekli saldırılara ve bunların yol açtığı acılara da maruz kalmıştır. Ülkemizde bugün de tarihi kaderi yaşıyor. Bölgemizde cereyan eden hadiselerin önemli bir bölümümün arka planında bu toprakların zenginliklerine sahip olma emeli vardır. Farklı söylemlere ortaya çıkmış olsalar da tüm terör örgütlerinin ve onları birer maşa olarak kullanan güçlerin asıl hedefi ortak vatanımızdır. Bu saldırıları boşa çıkarmanın yolu farklılıklarımızı en önemli zenginliğimiz görerek, 82 milyon olarak tek yürek, tek bilek halinde hareket etmemizden geçiyor. Unutmayınız bu ülke hepimizin ülkesidir. Bu devlet hepimizin devletidir Türkiye güçlendikçe ortaya çıkan imkanlardan bilaistisna tüm vatandaşlarımız yararlanmıştır, yararlanacaktır."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkede hak ve özgürlükler genişledikçe bundan da yine istisnasız tüm vatandaşların faydalanacağını ifade ederek, bunun tek istisnasının terör örgütleri, teröristler, ülkesine ve milletine karşı ihanet içine girenler olduğunu söyledi.

Bunun dışında ne zihinlerinde ne de kalplerinde ayrımcılığa yer olmadığını, olmayacağını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sonlandırdı:

"Zira yaratılanı yaradandan ötürü sevme anlayışı medeniyetimizin gereğidir. Büyük ve güçlü Türkiye hedefine ne kadar yaklaşırsak hepimiz de o derece kendimizi güvende ve huzurlu hissedeceğiz. Hepimiz de ortaya çıkan refahı paylaşacağız. Üzerinde Allah'ın izniyle daha binlerce yıl boyunca beraberce yaşayacağımızın bu toprakların zenginliği ve bereketi hepimize yeter. Önemli olan birliğimize, beraberliğimize, dayanışmamıza, ortak hedefler etrafında kenetlenme azmimize sahip çıkmamızdır. Bunu başardığımızda inşallah üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir meselemiz yoktur. Doğrusu böyle anlamlı bir yaz gününde bu temel atma töreninde bu duygularla Mor Efrem Süryani Kadim Ortodoks Kilisesi'nin Süryani cemaatine, İstanbul'a kazandırılmasında emeği geçenleri özellikle tebrik ediyorum. Tabii ki buraya katkısı olacak tüm cemaat mensuplarını veya cemaat dışından olan tüm dostlarımızı da özellikle kutluyorum."

Mor Efrem Süryani Kadim Ortodoks Kilisesi Temel Atma Töreni

İSTANBUL (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Farklı söylemlerle ortaya çıkmış olsalar da tüm terör örgütlerinin ve onları birer maşa olarak kullanan güçlerin asıl hedefi ortak vatanımızdır. Bu saldırıları boşa çıkarmanın yolu farklılıklarımızı en önemli zenginliğimiz görerek, 82 milyon olarak tek yürek, tek bilek halinde hareket etmemizden geçiyor." dedi.

Erdoğan, Yeşilköy'deki İstanbul Süryani Kadim Vakfı Mor Efrem Süryani Kadim Ortodoks Kilisesi temel atma törenindeki konuşmasında, kilisenin Süryani cemaatine ve İstanbul'a kazandırılmasında emeği geçenleri tebrik etti.

"Coğrafyamızın kadim evlatları olan Süryani toplumunun diğer tüm meseleleri gibi ibadet ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin görevidir." ifadesini kullanan Erdoğan, yaklaşık 10 yıl önce Mor Filüksinos Yusuf Çetin'in talebiyle kiliseyle ilgili sürecin başlatıldığını anımsattı. Erdoğan, kilise için seçilen yerin tarihi özelliklerinin tespiti ve diğer işlemlerinin tamamlanmasıyla fiilen inşa aşamasına gelindiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanları Kadir Topbaş ve Mevlüt Uysal'ın süreç boyunca vakfa her türlü desteği sağladığını, Vatikan temsilcilerinin de gereken adımları atmasıyla Süryani vatandaşların kendilerine ait bir kiliseye kavuşma imkanı elde ettiğini dile getirdi.

Erdoğan, "Süryani cemaatinin cömert katkılarıyla kısa sürede inşaatının tamamlanacağına inandığım bu kiliseyi İstanbul'umuz için de yeni bir zenginlik olarak görüyorum." dedi.

Yusuf Çetin ile kilisenin ne zaman bitirileceğini konuştuklarını aktaran Erdoğan, "Ben 'En geç ne kadar zamanda bitecek?' diye sordum. Kendileri de bana 'En geç 1,5-2 yıl içinde bitiririz.' dedi. Ben biraz daha ilave ettim. Dedim ki 'En geç 2 yıl içerisinde burayı bitirmeniz lazım.' '2 yılda bitiririz,' dediler. Ben de şimdiden 'Hayırlı olsun.' diyorum. İnşallah açılışında da bir arada oluruz." diye konuştu.

– "Türkiye'ye sevgisi, sadakati, katkısı olan herkes ülkemizin birinci sınıf vatandaşlarıdır"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu coğrafyayı yaklaşık bin yıldır, İstanbul'u da 566 yıldır yöneten bir milletiz. Bu uzun tarih boyunca coğrafyamız hep dini, etnik, kültürel çeşitliliğin, çok renkliliğin, en önemlisi de insanlık vicdanının merkezi olmuştur. İspanya'dan Kafkasya'ya, Doğu Avrupa'dan Kuzey Afrika'ya kadar her yerden bu topraklara gelen tüm mazlumlar, tüm mağdurlar için kapılarımız da kalbimiz de sonuna kadar açık olmuştur. Son olarak Suriye ve Irak'tan gelen ve içlerinde Arap, Kürt, Türkmen ve bu Müslüman kardeşlerimizin yanında Süryanilerin, Ezidilerin ve diğer inanç gruplarına mensup insanların da bulunduğu 4 milyona yakın insanı şu anda biz ülkemizde misafir ediyoruz. Terör örgütleri Irak ve Suriye'de bu insanlara her türlü zulmü yapar, canlarına ve mallarına zarar verirken, biz hiçbir ayrım yapmadan herkese yüreğimizi açtık. Tarihin her döneminde olduğu gibi bugün de kapımıza gelen insanların ne inançlarını ne kökenlerini ne renklerini ne kültürlerini sorgulamak aklımızdan dahi geçmemiştir. Çünkü bizim için buraya gelen herkes, önce insandır. Sadece ve sadece bu sıfatıyla da bizim gözümüzde her türlü hürmete, her türlü desteğe, her türlü hizmete layıktır. Kendi vatandaşlarımıza verdiğimiz hizmetlerde de asla herhangi bir ayrımcılığa tevessül etmedik. Hiç şüphesiz coğrafyamızın en kadim halklarından olan Süryaniler bu hizmetlere ulaşım konusunda herkes kadar hak sahibidir."

Bölgede son 150 yıldır yaşanan acıların, pek çok sıkıntıya ve tahribata yol açmasına rağmen birlikte yaşama iradesinde en küçük bir sarsılmaya izin verilmediğini belirten Erdoğan, "Türkiye'ye sevgisi, sadakati, katkısı olan herkes bizim nazarımızda ülkemizin birinci sınıf vatandaşlarıdır." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ne siyasette ne ticarette ne de diğer alanlarda hiç kimse için gizli veya açık bariyerlerin söz konusu olmadığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Nitekim bugün ülkemiz siyaset, iş, sanat ve spor hayatında her kesimden insanımızın kendi birikimi, gayreti ve becerisi ölçüsünde yer aldığını görüyoruz. Kendi bireysel hayatımızda da çocukluğumuzda beri bu çok renkliliğe bizzat şahit olduk, yaşadık, istifade ettik ve destekledik. Demokrasimizi güçlendirerek ülkemizdeki herkesle birlikte farklı dinlere mensup cemaatlerin özgürlük alanlarını genişleten, haklarını garanti eden çalışmalar yürüttük. Bugün geldiğimiz noktada demokrasinin geliştirilmesinin ve bu yönde atılan adımların ülkemize zarar vereceğini iddia edenlerin ne kadar yanıldıklarına hep birlikte şahit oluyoruz. Bize göre bugün Türkiye geçmişe göre çok daha güçlü bir toplumsal yapıya sahiptir. Türkiye Cumhurbaşkanı olarak önümüzdeki dönemde de aynı yaklaşımla çalışmalarımızı sürdüreceğiz."

– "Büyük ve güçlü Türkiye hedefi"

İçinde bulunulan coğrafyanın sahip olduğu doğal ve beşeri zenginlik sayesinde binlerce yıldır insanlığın en büyük medeniyet ve kültür inşa hareketlerine sahne olduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Böylesine cazibe merkezi bir coğrafya ister istemez sürekli saldırılara ve bunların yol açtığı acılara da maruz kalmıştır. Ülkemizde bugün de tarihi kaderi yaşıyor. Bölgemizde cereyan eden hadiselerin önemli bir bölümümün arka planında bu toprakların zenginliklerine sahip olma emeli vardır. Farklı söylemlere ortaya çıkmış olsalar da tüm terör örgütlerinin ve onları birer maşa olarak kullanan güçlerin asıl hedefi ortak vatanımızdır. Bu saldırıları boşa çıkarmanın yolu farklılıklarımızı en önemli zenginliğimiz görerek, 82 milyon olarak tek yürek, tek bilek halinde hareket etmemizden geçiyor. Unutmayınız bu ülke hepimizin ülkesidir. Bu devlet hepimizin devletidir Türkiye güçlendikçe ortaya çıkan imkanlardan bilaistisna tüm vatandaşlarımız yararlanmıştır, yararlanacaktır."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkede hak ve özgürlükler genişledikçe bundan da yine istisnasız tüm vatandaşların faydalanacağını ifade ederek, bunun tek istisnasının terör örgütleri, teröristler, ülkesine ve milletine karşı ihanet içine girenler olduğunu söyledi.

Bunun dışında ne zihinlerinde ne de kalplerinde ayrımcılığa yer olmadığını, olmayacağını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sonlandırdı:

"Zira yaratılanı yaradandan ötürü sevme anlayışı medeniyetimizin gereğidir. Büyük ve güçlü Türkiye hedefine ne kadar yaklaşırsak hepimiz de o derece kendimizi güvende ve huzurlu hissedeceğiz. Hepimiz de ortaya çıkan refahı paylaşacağız. Üzerinde Allah'ın izniyle daha binlerce yıl boyunca beraberce yaşayacağımızın bu toprakların zenginliği ve bereketi hepimize yeter. Önemli olan birliğimize, beraberliğimize, dayanışmamıza, ortak hedefler etrafında kenetlenme azmimize sahip çıkmamızdır. Bunu başardığımızda inşallah üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir meselemiz yoktur. Doğrusu böyle anlamlı bir yaz gününde bu temel atma töreninde bu duygularla Mor Efrem Süryani Kadim Ortodoks Kilisesi'nin Süryani cemaatine, İstanbul'a kazandırılmasında emeği geçenleri özellikle tebrik ediyorum. Tabii ki buraya katkısı olacak tüm cemaat mensuplarını veya cemaat dışından olan tüm dostlarımızı da özellikle kutluyorum."

Cumhuriyet tarihinin ilk kilisesinin ruhsatı verildi

İSTANBUL (AA) – Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yapılacak ilk kilisenin ruhsatı Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu tarafından İstanbul-Ankara Süryani Kadim Kilisesi Metropoliti Mor Filüksinos Yusuf Çetin'e takdim edildi.

İstanbul’daki Süryani cemaatinin kilise talebiyle başlatılan çalışmalar üzerine Yeşilköy'deki İtalyan Mezarlığı'nın bulunduğu alana yapımı gerçekleştirilecek "Mor Efrem Süryani Kadim Kilisesi"nin, 2740 metrekare arsa üzerindeki 1200 metre kare alana inşa edileceği belirtildi.

Yeşilköy'deki Metropolit Merkezi'ni ziyaret eden Kerimoğlu tarafından Çetin'e ruhsat takdim edilirken, yaklaşık 2 yıl içerisinde tamamlanması planlanan kilise ile İstanbul'da ikamet eden yaklaşık 17 bin kişilik Süryani Cemaati'nin kiliseden yararlanması öngörülüyor.

Ziyarette basın mensuplarına açıklama yapan Bakırköy Belediye Başkanı Kerimoğlu, çok uzun süredir kiliseyle ilgili çalışmalarının sürdüğünü kaydederek, "Bakırköy'de yapacak olduğumuz Süryani Kilisesinin ruhsat takdimi için buradayız. İnşallah Cumhuriyet tarihinin yapılacak olan ilk kilisesiyle ilgili inşaat işlemlerine başlayacağız. Ruhsat işlemlerini tamamladık. Bu hafta itibariyle de ruhsatlarını metropolitin şahsında bütün Süryani cemaatini ve Hristiyan alemine takdim edeceğiz." dedi.

Kilisenin inşaat çalışmalarına Şubat ayı sonunda başlayacaklarını ifade eden Kerimoğlu, "Bütün bürokratik prosedürünü tamamladık. Ruhsatnamesini hazırladık ve bugün takdim ettik. En geç 1,5-2 yıl içerisinde inşaatı tamamlamış ve ibadete açmış olacağız." diye konuştu.

Kerimoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Kilisenin projesiyle ilgili çalışmalar da tamamlandı. Çok titiz bir mimari çalışma yaptık. Projemiz hazır. Yakın bir zamanda maketini de hazırlamış olacağız. Büyükşehir ve Vatikan arasında devam eden, kilise inşaatının yapılacağı alan İtalyan Mezarlığı'nın bulunduğu alan. Orayla ilgili olarak Vatikan büyükelçisinin katkı ve desteğiyle, hem de burada bulunan din adamlarının da iyi niyetiyle oradaki dava süreciyle ilgili her türlü feragati aldık. Herhangi bir sorun yok."

Yusuf Çetin de kilise için yaklaşık 10 yıldan bu yana çaba harcadıklarını belirterek, "Başta sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bu 10 yıl zarfında bakanlar ve başkanlar bugünü kendileri hazırladılar bize. Çalıştık, çaba harcadık. Dini liderler olsun birçok kişi yardımcı oldu. Şahsım ve cemaatim adına hepsine teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.

Yapılacak kilisenin Cumhuriyet tarihinde inşa edilen ilk kilise olacağına dikkati çeken Çetin, şöyle devam etti:

"Tarihimiz bir ilke imza atacak hayırlısıyla. Çaba harcayanların Süryani Kilisesi tarihinde isimleri altın harflerle yazılacaktır. Ülkemizin birlik ve beraberliği, huzuru, barışı, kalkınması ve tanıtımı için biz hem dua ediyoruz, hem de çaba harcıyoruz. Dinlerimiz, mezheplerimiz, etnik kökenimiz ayrı olabilir ama hepimizin yüreği Türkiye'miz için atıyor. Türkiye'mizi çok seviyoruz. Bu topraklarda, Türk bayrağı altında yaşamaktan gurur duyuyoruz. Hepimizin bayrağıdır. Bu ülkemiz için yalnız Türkiye'de değil dışarıda da artı bir puan olacağına inanıyoruz din özgürlüğü, insan hakları, demokrasi konusunda."

Süryani Ortodoksların Türkiye'de ve İstanbul'da Ermeni cemaatinden sonra en çok nüfusa sahip olan cemaat olduğunu kaydeden Çetin, "İstanbul'da kilise ihtiyacı olan bizleriz. Güneydoğuda ve doğuda kilise ve manastırlarımız çok. Bugün hepimiz sevinçli ve mutluyuz." şeklinde konuştu.