MSGSÜ

MSGSÜ Rektörü İnci, AA'nın “Yılın Fotoğrafları” oylamasına katıldı

İSTANBUL (AA) – Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) Rektörü Prof. Dr. Handan İnci, Anadolu Ajansının (AA) düzenlediği "Yılın Fotoğrafları" oylamasına katıldı.

İnci, AA muhabirleri ile foto muhabirlerinin yurt içi ve dışında çektiği, "haber", "yaşam" ve "spor" kategorilerindeki fotoğrafları tek tek inceledi.

"Haber" kategorisinde Mustafa Hassona'nın "Gazze'de Enkazlar Arasında İftar" fotoğrafını seçen İnci, "Önce sadece yıkılmış binaların hatırlattıkları yüzünden bu fotoğrafa oy verecektim ancak aynı zamanda insanlığın her şartta hayata tutunma direncini ve aynı masada bir arada paylaşımda bulunma arzusunu da gördüğüm için kesinlikle bu fotoğrafı seçiyorum." diye konuştu.

İnci, "Yaşam" kategorisinde de Cem Genco'nun "Kendi Engelini Unuttu Evladına Şifa Arıyor" fotoğrafına oy vererek, "Ben hep yaşam ve direnç temalarına yakın duruyorum sanırım. Her şeye rağmen çocuğun yüzündeki neşe, umut ve mutluluğu görmek ama daha da önemlisi babanın ona bunu yaşatma arzusu, bu gibi duyguları anımsattığı için onu tercih ediyorum." dedi.

"Spor" kategorisinde ise Durmuş Genç'in Türkiye'nin bin 440 kilometrelik en uzun kıyı şeridine sahip turizm merkezlerinden Muğla'daki Dalaman Çayı'nda çektiği "Raftingin Zorlu Parkuru" fotoğrafını seçen İnci, "Diğer seçtiklerimle aynı temayı içermesi ve bir bütünlük teşkil etmesi bakımından bunu seçiyorum." ifadelerini kullandı.

Oğuz Atay'ın evine bilgilendirme tabelası yerleştirildi

İSTANBUL (AA) – Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) Tanpınar Araştırmaları Merkezi'nin "İstanbul'un Edebiyat Coğrafyası" projesi kapsamında, yazar Oğuz Atay'ın "Tutunamayanlar" romanını yazdığı Beyoğlu'ndaki evine bilgilendirme tabelası asıldı.

Beyoğlu Belediyesi ile MSGSÜ iş birliğinde gerçekleşen etkinliğe katılan Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız, vefatının 42. yılında Oğuz Atay'ı anma ve anlama adına bir araya geldiklerini söyledi.

Yıldız, "Atay'ı rahmetle anıyoruz. Bugün onun 'Tutunamayanlar' romanını yazdığı bu tarihi mekanda, onu sevenler olarak hatırasını yaşatmak üzere toplandık." dedi.

Beyoğlu'nun geçmişinden güç alarak, kültür ve sanat merkezi olduğunu daha güçlü şekilde ifade etmeye sürdüreceklerini belirten Yıldız, şunları kaydetti:

"Bugün MSGSÜ Tanpınar Araştırmaları Merkezi'nin projesi olarak Türk edebiyatına yön veren ve 20. yüzyılın en seçkin edebiyatçılarından kabul edilen Oğuz Atay'ı anıyoruz. Bundan sonra Beyoğlu Belediyesi olarak biz de 'Beyoğlu'na Değer Katanlar' projesi kapsamında benzer etkinlikler gerçekleştireceğiz."

MSGSÜ Rektörü Prof. Dr. Handan İnci de bir hayalin gerçekleştiğini ve çok mutlu olduğunu belirterek, "Tanpınar Araştırmaları Merkezi'nin projelerinden biri İstanbul'da yaşamış değerli bütün yazarların yaşadıkları mekanlara dair plakalar koymak ve böylece farkındalık yaratmaktı. Beyoğlu Belediye Başkanımıza sürecin bu kadar hızlı gerçekleştirilmesinde göstermiş olduğu çabadan ötürü teşekkür ediyorum." diye konuştu.

Beyoğlu'nun İstanbul kültür sanat hayatının merkezi olduğunu vurgulayan İnci, binanın önünden geçenlerin "Tutunamayanlar" romanının yazıldığı yer olduğunu gösteren tabelayı okuduğunda Oğuz Atay'a bir selam vereceklerini söyledi.

İnci, yerleştirilecek tabelaların MSGSÜ tarafından tasarlanacağını dile getirerek, "İstanbul'un Edebiyat Coğrafyası" projesinin ikinci durağının Üsküdar'da Ahmet Hamdi Tanpınar ile ilişkili bir mekana asılacak bilgilendirme tabelasıyla devam edeceğini bildirdi.

Törene Beyoğlu Kaymakamı Mustafa Demirelli ile sanatseverler katıldı.

Oğuz Atay, 13 Aralık 1977'de vefat etti. Atay, ünlü romanı Tutunamayanlar'ı, Beyoğlu Hayriye Caddesi'nde bulunan 7 numaralı binanın ikinci katındaki evinde yazmıştı.

“26. Sakıp Sabancı Sanat Ödülleri” verildi

İSTANBUL (AA) – Kariyerlerinin başındaki genç sanatçıları desteklemek amacıyla 1994 yılında Sakıp Sabancı'nın başlattığı sanat ödülleri, 26'ncı kez sahiplerini buldu.

Sakıp Sabancı Müzesi The Seed'te düzenlenen törende, MSGSÜ 2018-2019 akademik yılı sonunda resim, heykel ve geleneksel Türk sanatları bölümlerinden ilk üç derece ile mezun olan başarılı öğrencilere ödülleri takdim edildi.

"26. Sakıp Sabancı Sanat Ödülleri" bu yıl resim bölümünden Su Alara Acerol, Burcu Nur Cengiz ve Zeynep Yazgan'a, heykelde Işıl Özsakabaşı, Aylin Taslak ve Aysun Telli'ye, geleneksel Türk sanatları bölümünde ise Esra Kocaman, Hatice Kahraman ve Zübeyde Uzun'a verildi.

Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, sanatın toplumsal konularda farkındalık gücünün yüksek olduğunu belirterek, bugüne kadar 234 öğrenciyi, 6 binden fazla cumhuriyet altınıyla desteklediklerini kaydetti.

Safkan, ayrıca ödül alan öğrencilerin sadece Türkiye'de değil, uluslararası arenada da adının duyulmasını temenni ettiğini söyledi.

Prof. Dr. Handan İnci Elçi ise ödüllerin 26 yıl boyunca devam etmesinin önemli olduğunu belirterek, sanat alanında yapılan faaliyetlerin farkedilmesinin de sanatçıların üretimini arttırdığının kaydetti.

Toplamda 240 cumhuriyet altını değerinde Türk lirası ödül verilen genç sanatçıların eserleri, aynı zamanda müzede sanatseverlerle buluştu.

“Edebiyat tarihi yazan kişinin objektif bakması gerekir”

İSTANBUL (AA) – Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Uçman, "Edebiyat tarihçiliğinde olmazsa olmaz unsurlardan biri objektif olunması gerektiğidir. Edebiyat tarihi yazan kişi neticede bir insandır, onun da duyguları ve hisleri söz konusudur ama ele aldığı konulara mümkün olduğu kadar tarafsız bir gözle, yani objektif bir bakış açısıyla bakması gerekir." dedi.

Yunus Emre Enstitüsü (YEE) tarafından düzenlenen "Türk Edebiyatı Yaz Okulu-2019" programı kapsamında "Türk Edebiyatı Tarihçileri" başlıklı seminer gerçekleştirildi.

Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı'ndaki etkinlikte konuşan Prof. Dr. Abdullah Uçman, edebiyat tarihinin bir milletin tarih boyunca ortaya koyduğu ve belli bir estetik değer taşıyan eserlerin belli bir metot dahilinde ele alınması olduğunu söyledi.

Avrupa'da edebiyat tarihi çalışmalarının genel olarak tarih sahnesinde bir milletin yer almasından başlayan ve yakın zamana kadar gelen sözlü ve yazılı edebi eserlerden oluştuğunu ifade eden Uçman, şöyle konuştu:

"Bunların bir kısmı estetik ve edebi değeri yüksek olan ve edebiyat tarihçilerinin şaheser diye nitelendirdiği eserler. Tabii aralarında orta seviyede eserlerin de bulunduğu bir gerçek. Ancak her milletin edebi mahsullerinin belli bir takım kriterler dahilinde ele alınması, değerlendirilmesi ve tasnif edilmesi gerekiyor."

Edebiyat tarihçiliği üzerine yapılan çalışmalara ilişkin bilgi veren Uçman, Avrupa'da bu çalışmaların çok geç bir tarih olan 18. yüzyıl sonlarında başladığını dile getirdi.

Prof. Dr. Uçman, ünlü edebiyatçıların eserlerinden örnekler vererek bu çalışmaların bir kısmının edebi şahsiyetler etrafında oluşturulmuş bir tür antoloji olduğunu ifade etti.

– "Edebiyat tarihi konusunda çok sayıda eser kaleme alındı"

Son yüzyılda edebiyat tarihi konusunda çok sayıda eser kaleme alındığını anımsatan Uçman, Türk edebiyat tarihi üzerine Mehmed Fuad Köprülü, Nihad Sami Banarlı, Ahmet Kabaklı ve Mehmet Kaplan'ın önemli eserler ortaya çıkardıklarını kaydetti.

Türk edebiyat tarihi üzerine Agah Sırrı Levend, Sadettin Nüzhet Ergun, İbrahim Necmi Dilmen, Mustafa Nihat Özön, Nihal Atsız, Vasfi Mahir Kocatürk, Kenan Akyüz'ün de çalışmalar yaptığını belirten Uçman, "Edebiyat tarihçiliğinde önemli olan bir diğer konu da tamamlanmış olmasıdır. Hangi dönemi ele alıyorsanız başlangıcından itibaren yaşadığınız döneme kadar tamamlanmış olması gerekir." şeklinde konuştu.

Uçman, edebiyat tarihçilerinin objektif olması gerektiğini vurgulayarak, "Edebiyat tarihçiliğinde olmazsa olmaz unsurlardan biri objektif olunması gerektiğidir. Edebiyat tarihi yazan kişi neticede bir insandır, onun da duyguları ve hisleri söz konusudur ama ele aldığı konulara mümkün olduğu kadar tarafsız bir gözle, yani objektif bir bakış açısıyla bakması gerekir. Edebi eserin hakkı verilmesi lazım objektiflik son derece önemli." ifadesini kullandı.

Konuşmasının ardından Uçman, seminere katılanların sorularını cevapladı.