Muammer Kaddafi

Libyalılar, Tacura kentinde devrimin 9. yıl dönümünü kutladı

TRABLUS (AA) – Libya'nın başkenti Trablus’un doğusundaki Tacura kentinde Muammer Kaddafi'nin devrilmesiyle sonuçlanan 25 Şubat eylemlerinin 9’uncu yıl dönümü kutlandı.

Her yaştan Libyalı sabahın erken saatlerinden itibaren kent merkezinde toplanmaya başladı.

AA muhabirine konuşan Libyalı Velid Sabır, 25 Şubat’ın Tacura kenti için devrimin başladığı büyük gün olduğunu ve cuma namazından sonra özgürlük için barışçıl bir şekilde harekete geçtiklerini anlattı.

"Diktatör Kaddafi rejimini artık istemiyorduk. Bu nedenle sokaklara döküldük. Biraz ilerledikten sonra eylemcilere ateş edildiğini gördük. Allah şehitlerimize rahmet eylesin." diyen Sabır, tek istedikleri şeyin onurlu bir yaşam olduğunu vurguladı.

Sabır, 2011 yılının 17 ve 25 Şubat günlerinin Libya için zor günler olduğunu ama artık o zor günlerin geride kaldığını bundan sonraki günlerin daha da iyi olacağını söyledi.

– "Özgürlüğe susamış insanların kalbi birlikte çarptı"

Libyalı Muhammed Girav ise Tacura devrimcilerinin, Tacura’dan Trablus’taki Şehitler Meydanı’na kadar yürüyerek gitmek üzere 25 Şubat’ta sokaklara döküldüğünü hatırlattı.

Barışçıl bir eylem düzenlendiğini ve yürüyüş esnasında özgürlük sloganları atıldığını anlatan Girav, şunları aktardı:

"Biz diktatörden özgürlüğümüzü ellerimizle ve zorla aldık. Bu nedenle her sene bugünü büyük bir coşkuyla kutluyoruz, 25 Şubat bizim için bayram oldu. O gün özgürlüğe susamış bütün Libyalıların kalbinin birlikte çarptığı büyük bir gündü."

Tunus’ta Zeynel Abidin bin Ali ve Mısır’da Hüsnü Mübarek’in devrilmesinin ardından Libyalılar, 17 Şubat’ta başkent Trablus’ta, 25 Şubat’ta ise başkentin doğusundaki Tacura kentinde 42 yıllık Muammer Kaddafi yönetimine karşı ayaklanmıştı.

GRAFİKLİ – Libya şiddet sarmalından çıkamıyor

TRABLUS (AA) – ENES CANLI – Libya, Muammer Kaddafi'nin "demir yumruk" yönetiminden kurtulduktan 7 yıl sonra başkentte savaş beylerinin mücadelesinde yeniden şiddet sarmalına girdi.

Afrika'nın en büyük petrol rezervlerine sahip Libya'da 42 yıllık Kaddafi dönemi, 17 Şubat 2011'de başlayan ayaklanmaların ardından NATO müdahalesiyle sona erdi. Ancak rakip siyasi otoritelerin neden olduğu istikrarsızlık, geçiş dönemindeki başarısızlıklar ve silahlı grupların yol açtığı şiddet nedeniyle ülke 7 yıldır bir türlü huzura kavuşamadı.

Libya'nın başkenti Trablus, son haftalarda silahlı milis grupların çatışmalarına sahne oluyor. Ülkenin batısında iktidar ve doğal kaynaklar için mücadele eden milis gruplar arasında ağustos sonunda başlayan çatışmalarda aralarında sivillerin de olduğu 115 kişi hayatını kaybetti.

Başkent çevresindeki silah sesleri, ülkedeki istikrarsızlığı sonlandırmayı amaçlayan siyasi çözüm girişimlerini de gölgede bıraktı.

– Trablus'taki çatışmalar nasıl başladı?

Trablus'un güneyinde yer alan Terhune Yedinci Tugayı, 26 Ağustos'ta başkenti "yolsuzluğa bulaşmış milislerden" temizleme gerekçesiyle başkentteki gruplara karşı operasyon başlattığını açıkladı.

Uluslararası meşruiyete sahip Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin (UMH) çatısı altında güvenliği sağlayan milis grupları da başkentin güneyinde Terhune Yedinci Tugayı ile çatışmalara girişti.

Taraflar yaklaşık 10 gün süren çatışmaların ardından 4 Eylül'de Birleşmiş Milletler'in (BM) ara buluculuğunda ateşkes konusunda anlaştı. Ancak 12 Eylül'de başkent çevresinde çatışmalar yeniden başladı. Çatışmalar sırasında başkentteki Mitiga Havalimanı'na rastgele roket düşmesi sonucu havalimanı kapatıldı ve uçuşlar Misrata Havalimanı'na yönlendirildi.

BM'nin yaptırım tehdidiyle başkentte yeniden sükûnet sağlansa da geçen hafta salı akşamından itibaren başkentte yeniden çatışma sesleri yükseldi ve ölü sayısı 115'e yükseldi.

Uluslararası gözlemciler, ister UMH himayesinde görev yapsın, ister hükümet otoritesi dışında silah bulundursun, irili ufaklı milis gruplarını çıkarları doğrultusunda hareket etmekle suçluyor.

Libya'da adeta bir "mafya karteli" gibi hareket eden grupların, "gasp, adam kaçırma, kamu ve özel teşebbüsleri haraca bağlama, silah zoruyla rant anlaşmaları" gibi yasa dışı faaliyetlerde bulunduğu belirtiliyor.

– Başkent Trablus'ta kim, kiminle çatışıyor?

Trablus'ta bulunan uluslararası meşruiyete sahip UMH, kontrolündeki bölgelerin güvenliği için milis gruplarına güveniyor. Maaş ödemesi nedeniyle merkezi hükümetle çalışmak bu milis grupların da işine geliyor, ancak milisler hükümetten gelen emirlere her zaman uymuyor.

Çatışmaların odağındaki Terhune Yedinci Tugayı, "insanlar bankaların önünde birkaç dinar için beklerken nüfuzunu kullanarak bankalardan milyonlarca liralık kredi alan milis gruplarından temizlemeye çalıştığını" ileri sürüyor.

Terhune Yedinci Tugayı diğer adıyla Kenyat, Terhune kentinden üç kardeş tarafından yönetiliyor. Misrata ve Zintan kentinden savaşçıların katılımıyla bu gruplar başkentteki başlıca dört ayrı milis grubunu hedef alıyor.

Çatışmanın diğer tarafındaki silahlı gruplar söz konusu tugayın, konuşlanma noktaları başta olmak üzere Trablus'ta nüfuz ve ekonomik güç sağlamayı hedeflediğini iddia ediyor.

Başkentte UMH'nin çatısı altında faaliyet gösteren milis grupları arasında Trablus Devrimci Tugayı, Nevasi Tugayı, Özel Caydırıcı Kuvvet ve merkezi güvenlik birimine bağlı Ebu Selim birlikleri önde geliyor.

– Çatışmalar neden kaynaklanıyor?

Uzmanlar, başkente hakim milis grupların nüfuz ve mali çıkarlarını artırması ve başkent dışındaki milislerin bu imkanları ele geçirme çabasını çatışmaların nedeni olarak gösteriyor.

BM uzmanlarının bir raporunda, "Merkez Bankası, Libya Ulusal Petrol Şirketi veya Libya Yatırım Otoritesinin tüm faaliyetlerinin silahlı gruplar tarafından tehdit edildiği" belirtildi.

Libya'daki silahlı çatışmaları gözlemleyen Cenevre merkezli Küçük Silahlar Gözlemevi'nin raporunda ise Terhune Yedinci Tugayı'nın 2017'nin ortalarından itibaren genişlemeye başladığı uyarısı yapılırken, batıdaki Misrata, Zintan, Tecüra gibi kentlerden başka savaşçıların da Yedinci Tugay'a katıldığına ve uzun zamandır başkente yürümeye hazırlandığına işaret edildi.

Benzer şekilde, Alman Uluslararası Güvenlik İşleri Enstitüsü'nden Wolfram Lacher imzasıyla nisan ayında yayımlanan raporda, Libya'daki silahlı gruplar arasında bir çeşit "kartel" oluştuğuna dikkat çekildi.

Başkentteki UMH ile çalışan dört milis grubun, hükümet üzerinde nüfuz elde ettiğine işaret eden raporda, "Libya'daki siyasetin 2011 yılından bugüne ayırt edici özelliği devlet malını yağmalamak. Artık bu gelir çok daha küçük bir grubun eline geçti. Bu denklemin dışında kalan aktörler bu dengeyi güç kullanarak değiştirmek için hazırlanıyor." değerlendirmesine yer verildi.

– Libya'da kim, neyi kontrol ediyor?

Libya'da 2014 yılında gerçekleşen tartışmalı seçimlerin ardından başkent Trablus ile doğuda Tobruk kentinde rakip siyasi otoriteler ortaya çıktı.

BM aracılığıyla Fas'ın Suheyrat kentinde Aralık 2015'te imzalanan anlaşmanın sonucunda göreve gelen UMH, uluslararası meşruiyete sahip olarak başkentte bulunuyor. Ancak UMH, kendi güvenliği için iş birliği yaptığı milislerin üzerinde otorite sağlayamıyor.

Doğuda ise Libya Ulusal Ordusu isimli silahlı gruba liderlik eden Halife Hafter ve Tobruk Temsilciler Meclisi yer alıyor. Hafter, tüm ülkenin kontrolünü eline alacağı bir yönetim arzuladığını saklamıyor.

Trablus-Tobruk ayrımı ülkenin kurumları arasında çekişmeye yol açıyor. Halife Hafter, daha önceden Libya'daki Ulusal Petrol Şirketi'ni reddederek, ülkenin en önemli gelir kaynağını kendine bağlamaya çalışmış ancak uluslararası toplumun baskısıyla geri adım atmak zorunda kalmıştı.

– İşler nasıl buraya geldi?

Libya'ya 2011'de Kaddafi rejiminin sonunu getiren süreçte çok fazla sayıda silah girdi. Yaklaşık 6 milyon nüfusa sahip Libya'da bazı tahminlere göre 50 milyon parça silah bulunduğu öne sürülüyor.

Demokratik geçiş süreci henüz başlangıç aşamasındayken 2014 yılında, Kaddafi'yi deviren gruplar bu sefer mali kaynaklar ve iktidar için silahlarını birbirine çevirdi.

Emekli General Halife Hafter, 14 Şubat 2014'te televizyon ekranlarından yaptığı açıklamada, askeri ve hayati öneme sahip noktaların ele geçirildiğini ve Trablus'taki hükümetin de çalışmalarının durdurulduğunu bildirdi. Hükümet ise Hafter'in girişimini "başarısız bir darbe" olarak niteledi.

Libya'da düşük katılımla gerçekleşen 2014 seçimlerinin ardından, Trablus merkezli parlamento Milli Genel Kongre seçimleri tanımadığını açıkladı. Bunun üzerine Milli Genel Kongre ve yeni seçilen Temsilciler Meclisi'ne bağlı gruplar arasında çatışmalar başladı.

Yeni Temsilciler Meclisi, Trablus'ta çalışamadığı için ülkenin batısındaki Tobruk kentine taşındı. Böylece Libya'da silahlı gruplar üzerinden iktidar savaşı veren iki meclis ortaya çıktı.

Halife Hafter, Libya Ulusal Ordusu ismini verdiği grupla, Bingazi kentindeki aşırı radikal grupları temizlemek gerekçesiyle 2014 yılında kente operasyona başlattı. Hafter'in operasyonu yaklaşık üç yıl sürdü ve çatışmalar Libya'nın ikinci en büyük şehrinin çoğunu enkaza çevirdi.

Sirte kentinde hakimiyet kuran terör örgütü DEAŞ, 2016 yılında UMH'ye gruplara bağlı güçler ve uluslararası hava operasyonlarıyla buradan temizlendi.

– Çözüm arayışları ne durumda?

Uluslararası uzmanlar, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin Libya'da Halife Hafter'e sağladığı koşulsuz askeri ve diplomatik desteğin, hırslı generalin barış görüşmelerine yanaşmasını zorlaştırdığını sıkça dile getiriyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, göreve gelmesinden kısa süre sonra Temmuz 2017'de, Libya'daki iki rakip otorite Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac ile Tobruk Temsilciler Meclisi tarafından desteklenen General Halife Hafter'i bir araya getirerek ateşkes konusunda anlaştıklarını duyurdu. Ancak ateşkes ilanı, sahada karşılık bulmadı.

BM Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame, Eylül 2017'de üç aşamalı bir eylem planı önerisinde bulundu. BM anlaşmasını prensipte kabul eden uluslararası ve bölgesel aktörlerin, Libya içinde vekilleri üzerinden gözettikleri çıkarları yönünde hareket etmesi ve milislerin yol açtığı güvenlik durumu, Selame'nin planını çıkmaza sürükledi.

Fransa, geçen mayıs ayında Libya'daki iki rakip siyasi otoritenin lideri Hafter ve Serrac ile yaklaşık 20 ülkenin katılımıyla toplantı gerçekleştirdi. UMH'nin çalıştığı silahlı gruplar, Paris Zirvesi'ne katılmayarak protesto etti. Paris Zirvesi'nde, bu yıl sona ermeden aralık ayında Libya'da seçimlerin yapılması öngörülürken, çok geçmeden bunun imkansızlığı içeride ve dışarıda kesinlik kazandı.

Libya'nın eski sömürgecisi İtalya, Paris Zirvesi'nden çıkan seçim kararına karşı çıktığını çok önce belirtti. Roma, Libya'da çözüm için ayrı bir konferansa ev sahipliği yapacağını duyurdu. İtalyan Dışişleri Bakanı Enzo Moavero Milanesi de geçen haftalarda Bingazi kentinde Hafter'i ziyaret etti.

BM Libya Özel Temsilcisi Selame, son olarak geçen hafta yaptığı açıklamada, Libya'daki çekişme ve krizin son bulması için BM'nin barış planında değişikliğe gidileceğini duyurdu.

Trablus'taki silah seslerinin masadaki tüm çözüm planlarını gölgede bırakması üzerine, Libya için gözler bir kez daha dünya liderlerini bir araya getirecek BM Genel Kurulu'na çevrildi.

Libyalı güçlerden ulusal uzlaşı girişimi

TUNUS (AA) – Libya'da Muammer Kaddafi rejimini deviren 17 Şubat Devrimcileri, Kaddafi rejiminden yöneticiler ve emekli General Halife Hafter'e bağlı El-Kerame güçlerinden temsilcilerin oluşturduğu "Libya Barış Grubu" ulusal uzlaşı girişimi başlattı.

Girişim üyesi ve 17 Şubat Devrimcileri temsilcilerinden Basim Aşur el-Urfi, başkent Tunus'ta düzenlediği basın toplantısında, Libya krizi için en ideal çözümün halkın her kesiminin iştirak edeceği ulusal bir yönetimin oluşturulmasından geçtiğini söyledi.

Urfi, hazırlık aşamasında atılacak adımların başında, Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyine baskı yapılarak yetkilerini ulusal teknokrat hükümetine devretmesinin yer aldığını belirtti.

Ayrıca Urfi, ulusal uzlaşı girişiminin diğer aşamalarının "savaşın sona ermesi, silahlı oluşumların tamamının dağıtılması, ateşkes sağlanması ve sadece nizami polis gücünün bırakılmasından" oluştuğunu kaydetti.

Grubun başkanı ve Kaddafi rejimi yetkililerinden Yusuf Kaşune ise girişimin Libyalı yoksulların ve göçmenlerin çığlığından doğduğunu ancak siyasi, ekonomik ve güvenlik kaynaklı sorunlara çözüm bulunması adına tüm taraflarla irtibata geçilebilmesi için entelektüeller ile ileri gelenlerden gelecek desteğe ihtiyaç duyduklarını dile getirdi.

Kaşune, girişim olarak hiçbir Libyalı tarafla ilişkileri olmadığını ancak kendilerine katılmak isteyen yerli ve yabancı herkese kapılarının açık olduğunu sözlerine ekledi.

Arap Birliğinin Libya elçisi Salahaddin el-Cemali ise asıl önemli olanın Libya'nın kurtarılması olduğunu, bunun da bazı tavizler vermeyi gerekli kıldığını anlattı.

Bu şartlarda kurulacak hükümetlerin bundan fazlasını yapamayacağına değinen Cemali, sosyal ve güvenlikle ilgili şartlar iyileştiğinde bu tarz girişimler için gerekli ortamın hazırlanmış olacağını ifade etti.

Libya devriminin 7. yılında hala şiddet ve istikrarsızlık sarmalında

TUNUS – ENES CANLI

Arap Baharı isimli süreçte, NATO’nun askeri müdahalesi ile Libya’yı 42 yıldır “demir yumrukla” yöneten Muammer Kaddafi yönetimi devrildi. Ancak Libya, yedi yıldır bölgesel güçler tarafından desteklenen savaş beylerinin doğal kaynaklar ve iktidar için kanlı mücadelesine sahne oluyor. 

Afrika’nın en büyük petrol rezervlerine sahip Libya’da, 17 Şubat 2011’de başlayan ayaklanmaların ardından Kaddafi dönemi NATO’nun askeri müdahalesi ile sona erdi. Ancak istikrarsızlık ve belirsizliklerle geçen 7 yıldır tarafların iktidar ve doğal kaynaklar için savaşı devam ediyor. 

Bugün Libya, bombalı saldırılar, suikastlar, yargısız infazlar, iç çatışma ve ekonomik buhran ile mücadele ederken, istikrara kavuşmak için çözüm yolları arıyor.

Muammer Kaddafi kimdir? 

Libya’da 1959 yılında albay olarak görev yaptığı orduda Kral İdris’i kansız bir askeri darbe ile görevden uzaklaştıran Kaddafi, Mısır’daki Cemal Abdunnasır’a yakın Arap yanlısı yeni bir yönetim başlattı. Ülkedeki petrol kuyuları başta olmak üzere, tüm ekonomik faaliyetleri millileştiren Kaddafi, devlet sosyalizmini ekonomik model olarak benimsedi. 

Arap ülkelerine ve uluslararası güçlere karşı yaptığı cesur açıklamalarla tartışma konusu olan Kaddafi, renkli geleneksel kıyafetleri ve yurt dışındaki toplantılara katılırken kurduğu çadırı ile de dünya basınının dikkatini çekti. 

Libya’yı 42 yıl boyunca demir yumrukla idare etmesinin ardından Kaddafi, 20 Ekim 2011’de memleketi Sirte’de muhalif silahlı gruplar tarafından öldürüldü.

Libya’da Kaddafi’den sonra yaşananlar       

Libya’da Kaddafi yönetimini sonlandıran devrim ve ardından yaşanan önemli olaylar ise şöyle sıralanıyor:

17 Şubat 2011 – Tunus’ta fitili ateşlenen Arap Baharı isimli süreç Libya’ya ulaştı. Başta Bingazi olmak üzere biçok kentte kitlesel gösteriler başladı. Kaddafi yönetimi, gösterileri gerçek mermi ile bastırmaya çalışınca onlarca kişi hayatını kaybetti ve gösteriler ülke geneline yayıldı.

19 Mart 2011 – Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde yapılan oylamanın ardından, Libya’da sivillerin kurtarılması için NATO’nun uygulayacağı uçuşa yasak bölge ilan edilmesi kararı alındı. Kararın ardından başta Fransa ve İngiltere olmak üzere çok sayıda NATO ve Arap ülkesi, Libya’ya hava saldırılarına başladı. 

21 Ağustos 2011 – NATO bombardımanının da katkısıyla, muhalifler başkent Trablus’a girdi. Başkentteki Babul Aziziye sarayındaki çatışmaların ardından Kaddafi, Trablus’tan kaçarak saklanmaya başladı. 

20 Ekim 2011 – Libya’yı 42 yıldır demir yumrukla yöneten Kaddafi, memleketi Sirte’de muhalif savaşçılar tarafından yakalanarak öldürüldü. Libya’da geçiş döneminin siyasi temsilcisi olarak kabul edilen Ulusal Geçiş Konseyi, sekiz aylık mücadelenin ardından Libya’nın “kurtarıldığını” ilan etti. 

19 Kasım 2011 – Kaddafi’nin veliahtı olarak kabul edilen oğlu Seyfulislam Kaddafi, muhalif gruplar tarafından ülkenin güneyindeki Sebha bölgesinde yakalandı.

Temmuz-Ağustos 2012 – Libya’da devrimden sonra ilk genel seçimler gerçekleştirildi. Ulusal Geçiş Konseyi, görevi kurucu meclis niteliğindeki Milli Genel Kongre’ye (MGK) devretti. Kongre, Muhammed Mugaryef’i geçiş dönemi devlet başkanı olarak seçti. Öte yandan, Libya’daki devrim döneminde mücadele eden birçok silahlı grup, silah bırakmayı reddetti. Başta Bingazi olmak üzere birçok kentte, silahlı gruplar arasında çatışmalar başladı. 

11 Eylül 2012 – ABD’de internet üzerinde yayınlanan bir filmin Hazreti Muhammed’e hakaret içerdiği gerekçesiyle başlayan olaylarda, silahlı gruplar Bingazi’nin ABD Konsolosluğu’na saldırdı. ABD Büyükelçisi Cristopher Stevens, üç Amerikan koruma görevlisi ve onlarca Libyalı saldırılarda hayatını kaybetti.

14 Ekim 2012 – Libya’da MGK, Ali Zeydan’ı hükümeti kurması için görevlendirdi. 

Şubat – Mart 2014 – Emekli General Halife Hafter, 14 Şubat 2014’te televizyon ekranlarından yaptığı açıklamada, askeri ve hayati öneme sahip noktaların ele geçirildiğini, MGK’nin de çalışmalarının durdurulduğunu açıkladı. Hükümet ise Hafter’in girişimini “başarısız bir darbe” şeklinde niteledi. 

MGK’nin görev süresini uzatma kararının ardından silahlı göstericiler parlamentoya girdi, havaya ateş açtı. Ülkenin doğusundaki Sidra limanına izinsiz demir atan Kuzey Kore bandıralı bir petrol gemisine silahlı gruplar tarafından Libya petrolü yüklenmesi ve geminin demir almasının ardından, Libya meclisi MGK, Başbakan Ali Zeydan hükümetinden güven oyunu çekti.

25 Haziran 2014 – Libya’da, düşük katılımla gerçekleşen seçimlerin ardından, MGK seçimleri tanımadığını açıkladı. MGK ve yeni seçilen Temsilciler Meclisi’ne bağlı gruplar arasında çatışmalar başladı. Yeni temsilciler meclisi, Trablus’ta çalışamadığı için ülkenin batısındaki Tobruk kentine taşındı. Tobruk’ta Temsilciler Meclisi’nin faaliyetlerinin ardından Libya’da silahlı gruplar üzerinden iktidar savaşı veren iki meclis ortaya çıktı. 

Ekim 2014 – Suriye’de Rakka ve Irak’ta Musul’u ele geçiren DEAŞ terör örgütüne bağlı gruplar, Libya’da yönetim boşluğundan faydalanarak güç kazanmaya başladı. DEAŞ’a bağlı milisler, liman kenti Derne’de yönetimi ele geçirdi. DEAŞ militanları, Kaddafi’nin memleketi, Sirte’yi de Şubat 2015’te ele geçirerek hakimiyetini arttırdı.

17 Aralık 2015- Birleşmiş Milletler’in (BM) girişimleriyle Fas’ın Suheyrat kentinde varılan “Libya Siyasi Anlaşması” uyarınca Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi kuruldu. BM Güvenlik Konseyi 2259 sayılı kararla Başkanlık Konseyi’ni Libya’nın tek meşru temsilcisi olarak tanıdı ancak konseyin sunduğu hükümet listeleri General Halife Hafter’in baskıları nedeniyle Tobruk’taki Temsilciler Meclisi’nde onaylanmadığı için süreç tıkandı.

Eylül- Aralık 2016 – Libya’da emekli general Halife Hafter’e bağlı güçler, eylül ayında ülkenin doğusundaki petrol sahalarını kanlı çatışmaların ardından ele geçirdiğini duyurdu. 

Başkanlık Konseyi’ne bağlı silahlı gruplar ise sahil kenti Sirte’yi 18 aylık mücadelenin ardından DEAŞ güçlerinden temizlediğini açıkladı. 

11 Haziran 2017 – Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfulislam Kaddafi serbest bırakıldı.Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi’ne (TM) bağlı General Halife Hafter güçlerinin yönettiği Zintan’daki silahlı gruplardan “Ebu Bekir es-Sıddık” Tugayı’nın sosyal paylaşım sitesinden yapılan açıklamada, Zintan kentindeki cezaevinde Kasım 2011’den bu yana tutuklu bulunan Seyfülislam Kaddafi’nin serbest bırakıldığı belirtildi.

Temmuz 2017 – Libya’nın Bingazi kentinin üç yıl süren çatışmaların ardından DEAŞ’tan temizlendiği açıklandı. 

25 Temmuz 2017 – Fransa’nın girişimiyle başkent Paris yakınlarındaki La Celle Saint-Cloud kentinde bir araya gelen Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac ile Tobruk Temsilciler Meclisi tarafından desteklenen General Halife Hafter’in Libya’da ateşkes sağlanması konusunda anlaştığı bildirildi.

Eylül 2017 – BM Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame, üç aşamalı bir eylem planı önerisinde bulundu. Selame, eylem planının birinci aşamasının Suheyrat Anlaşması’nda değişiklik yapılmasını, ikinci aşamasının önceki müzakerelere katılmayan siyasi grupları bir araya getiren ulusal konferans düzenlenmesini, üçüncü aşamasının ise anayasa için bir referandum yapılması ve parlamento ile cumhurbaşkanının da anayasaya uygun bir şekilde seçilmesini öngördüğünü aktardı.

Aralık 2017 – Akdeniz üzerinden Avrupa’ya göçmek için Libya’ya gelen ve burada silahlı grupları tarafından köle pazarlarında satılan Afrikalı göçmenlerin haberleri BM’yi harekete geçirdi. BM, Afrikalı göçmenlerin Libya’dan çıkarılması için çalışmalara başladı. 

2018 – Libya, BM’nin liderliğinde sürdürülen barış görüşmeleri kapsamında yeni bir anayasa yazımı ve cumhurbaşkanlığı seçimi için çalışıyor. Siyasi odakların ve onlara bağlı silahlı grupların, iktidar ve doğal kaynaklar için mücadelesi devam ederken, Libya hâlâ çok sayıda kanlı saldırılara sahne oluyor.

Libya’da 2017’de yaşanan çatışma, şiddet eylemleri ve yasa dışı infazlar sırasında 79’u çocuk, 10’u kadın, 433 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Merkezi Trablus’ta bulunan sivil toplum kuruluşu İnsan Hakları Ulusal Komitesince hazırlanan senelik raporda, 2017 boyunca yaşanan çatışma, şiddet eylemleri ve yasa dışı infazlar sırasında 79’u çocuk, 10’u kadın, 433 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi.