Abdullah Mursi'nin cenazesi de gece defnedildi

KAHİRE (AA) – Mısır’ın demokratik yollarla seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin küçük oğlu Abdullah Mursi’nin cenazesi, yalnızca ailesi, amcaları ve birkaç yakın arkadaşının katılmasına izin verilen törenle babasının mezarının yakınında bulunan mezarlığa defnedildi.

Mursi ailesinin avukatı Abdulmunim Abdulmaksud, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çarşamba akşamı 25 yaşında vefat eden Abdullah Mursi’nin sıkı güvenlik önlemleri altında yapılan cenaze törenine hapisteki kardeşi Üsame Mursi’nin yanı sıra annesi, kardeşleri, amcaları ve birkaç yakın arkadaşının da katılmasına izin verildiğini söyledi.

Abdulmaksud, “Mısır Başsavcılığı kararıyla Kahire’deki bir hastaneden cenazesi alınan Abdullah Mursi’nin cenazesi, Zeynhum morguna getirildi. Orada ailesi tarafından kılınan cenaze namazının ardından Kahire’nin doğusundaki Medinet Nasr semtindeki babasının cenazesinin medfun bulunduğu kabristan yakınında defnedildi.” dedi.

Mısır makamları tarafından Abdullah Mursi’nin defni ve vefat sebebine ilişkin henüz resmi bir açıklama ise yapılmadı.

Muhammed Mursi’nin büyük oğlu Ahmed Mursi, dün AA muhabirine yaptığı açıklamada, kardeşi Abdullah’ın geçirdiği bir kalp krizi sonucu kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiğini bildirmişti. Mursi ailesinden yapılan açıklamada, vefata ilişkin herhangi bir cinayet şüphesinin bulunmadığı belirtilmişti.

Abdullah Mursi daha önce hapis yatmıştı

Mursi ailesi, Ekim 2018’de Kahire’nin batısında yer alan Şeyh Zayid bölgesindeki evlerine baskın yapan güvenlik güçlerinin Abdullah’ı gözaltına aldığını, aynı gün içinde de serbest bıraktığını duyurmuştu.

Abdullah Mursi ve arkadaşı Muhammed İmad Abdulmunim, Mart 2014’te bir kontrol noktasında durdurulan araçlarında uyuşturucu bulunduğu gerekçesiyle tutuklanmış, Benha Ceza Mahkemesi tarafından 1 yıl hapis ve 10 bin Mısır cüneyhi (yaklaşık 3 bin 515 lira) para cezasına çarptırılmıştı.

22 Temmuz 2015’te serbest bırakılan Abdullah Mursi’nin ailesi oğullarının uyuşturucu kullanmadığını, söz konusu tutuklamanın siyasi amaçlı olduğunu ifade etmişti.

Abdullah Mursi, babası Muhammed Mursi’nin vefatının ardından Facebook hesabından, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve diğer yetkilileri babasını öldürmekle suçlayan paylaşımlarda bulunmuştu.

Muhammed Mursi mahkeme salonunda vefat etmiş ve gece defnedilmişti

Mısır’ın demokratik yollarla seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, yargılandığı “Vadi en-Natrun Hapishanesi’nden kaçış ve Hamas adına casusluk” davasının duruşması esnasında, 17 Haziran’da hayatını kaybetmişti.

Mısır devlet televizyonu, 67 yaşındaki Mursi’nin mahkeme salonunda geçirdiği baygınlığın ardından yaşamını yitirdiğini duyurmuştu.

Mursi’nin naaşı, ölümünden bir gün sonra yerel saatle 05.00’te ailesi ve avukatının katılımıyla başkent Kahire’nin doğusunda, Medinet Nasr semtindeki Müslüman Kardeşler Teşkilatının (İhvan) mürşitlerinin defnedildiği kabristanda toprağa verilmişti.

Prof. Dr. Yasin Aktay: “Rabia katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur”

İSTANBUL (AA) – AK Parti Genel Başkan Danışmanı Prof. Dr. Yasin Aktay, Mısır'ın İslam dünyasının çok önemli bir ülkesi olduğunu belirterek, "Rabia katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. İnsanlığa karşı işlenmiş suça bu kadar sesiz kalan dünya utanmalıdır. Katliamlar unutulmaması gereken, insanlığa karşı işlenmiş suçlardır. İnsanlığa karşı işlenmiş suçlara karşı susarsak biz de o suçun bir parçası oluruz." dedi.

Mısır'ın demokratik yollarla seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı olan ve yargılandığı davanın duruşması sırasında mahkeme salonunda hayatını kaybeden Muhammed Mursi'yi anma ve Rabia katliamının 6. yılı dolayısıyla İstanbul Kongre Merkezinde etkinlik düzenlendi.

Rabia katliamında hayatını kaybedenlerinin fotoğraflarının taşındığı ve isimlerinin okunduğu etkinlikte Muhammed Mursi'nin hayatı anlatıldı, şiirler okundu.

Etkinliğe katılan Yasin Aktay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2013 yılında, Mısır tarihinde özgür ve demokratik yollarla seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi'ye karşı bir darbe teşebbüsü yapıldığını hatırlattı.

Aktay, şunları kaydetti:

"Haziran ayında Muhammed Mursi'ye karşı uyarı şeklinde ortaya çıkan hareketler aslında birileri tarafından kışkırtılan ve bir darbe için zemin olarak hazırlanan söylemlerdi. Ortada henüz uyarılmayı gerektiren bir durum yok. Mursi'nin seçilmesi daha 11 ay olmamıştı. Mursi, hem de özgür ve dürüst seçimlerle iki turlu seçimin ikinci turunda yüzde 51,7 oy alarak, iktidara gelmişti. İcraat yapabilecek ne bir parlamentosu kalmıştı, parlamentosu feshedilmişti. Eli kolu bağlanmış bir Muhammed Mursi'yi adeta diktatör olmakla suçlanan söylem oluştu."

Mursi'nin, Savunma Bakanı olarak atadığı Sisi'nin, Mısır'daki yaşanan olaylardan fırsat kollayarak işi darbeye sürüklediğine dikkati çeken Aktay, "Mısır'da bu olaylar yaşanırken Türkiye'de de eş zamanlı olarak Gezi olayları vardı. Gezi hadisesi ile bu olayın ne kadar paralel yürüyor olduğunu çok yakından izleme imkanımız olabilir. Ben her iki hareketin dilindeki o orduya ve darbeye karşı davetkar üslubu, paralelliği çok yakından müşahede etme fırsatı bulmuştum." diye konuştu.

Rabia katliamına değinen Aktay, şunları söyledi:

"Rabia Meydanı'nda toplanan insanlar 48 gün boyunca oradan, ramazan ayı sıcağında ayrılmadılar. Defalarca onları dağıtma girişiminde bulunuldu. 14 Ağustos tarihinde Mısır tarihinin şahit olduğu en acımasız, vahşi, gaddar, insanlık dışı müdahalesiyle 3 bine yakın insanın yaylım ateşiyle öldüğü bir durum yaşandı. Barışçıl bir gösteriyi yapmakta olan insanlara ateş açılması suretiyle 3 bine yakın insanın katledildiği bir olay yaşanmıştır. Bugün o olayın üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen, yaşanan o olaylardan dolayı kimse yargılanmadı.3 bin insan nasıl öldü, bunların sorumlusu var mıydı? Bu katliamı yapan Sisi uluslararası toplumda hiçbir şey olmamış gibi, meşru, normal bir ülkenin lideri gibi karşılanmaya devam etti. Darbenin neticesinde orta çıkan Mısır, tam bir açık hava hapishanesi oldu."

Mısır'ın İslam dünyasının çok önemli bir ülkesi olduğunu belirten Aktay, "Rabia katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. İnsanlığa karşı işlenmiş suça bu kadar sesiz kalan dünya utanmalıdır. Katliamlar unutulmaması gereken, insanlığa karşı işlenmiş suçlardır. İnsanlığa karşı işlenmiş suçlara karşı susarsak biz de o suçun bir parçası oluruz." ifadelerini kullandı.

Mısırlı Gençlik Girişimi Başkanı Ammar Fayed de "Rabia katliamının 6. yılında anma töreni yapıyoruz. Özellikle Mursi'nin vefatından sonra yaptığımız ilk tören. Bunun için çok önemli. Rabia katliamından sonra İstanbul'a geldik. İstanbul'da çok Mısırlı olduğu için İstanbul'da bu töreni yapmak istedik. Ülkelerimizden çıkmak zorunda kaldık, biz nerede olursak olalım bu etkinleri yapacağız. Rabia katliamını hiç unutmayacağız." şeklinde konuştu.

Mursi, vefatının 40. gününde anıldı (2)

İSTANBUL (AA) – Mahkeme salonunda hayatını kaybeden, Mısır'ın demokratik yollarla seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, vefatının 40. gününde yad edildi.

Arap Meclisi, mahkeme salonunda hayatını kaybeden, Mısır'ın demokratik yollarla seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Mursi'nin vefatının 40. gününde anma töreni düzenledi.

Mursi'nin biyografisini anlatan bir filmin gösterildiği programda, Kur'an-ı Kerim okundu, dua edildi.

Programda, Mursi'nin ölümüne ve Mısır'da yaşananlara ilişkin araştırma yapmak üzere uluslararası bir komisyon kurulmasına karar verildiği duyuruldu.

Programa video mesaj gönderen Arap Meclisi Başkanı Dr. Moncef Marzouki, Mursi'nin, Mısır'ın istibdattan kurtulması sonrası milli iradeye dayalı seçilen ilk cumhurbaşkanı olduğunu kaydetti.

Mursi'nin Mısır'daki şehitlerin yürüyüşünü devam ettirdiğini dile getiren Marzouki, Mursi'nin her zaman zulme karşı durarak, adını tarihe altın harflerle yazdırdığını belirtti.

– "Bu kahraman insanın hayatını koruyamadık"

Mısır'daki Devrimin Yarını Partisi Lideri Dr. Eymen Nur da Mursi'nin hayatını kurtarmak için yapmaları gerekenleri yapamadıklarını düşündüğünü ifade ederek, "Bu kahraman insanın hayatını koruyamadık." dedi.

Anma töreninin sadece bir taziye değil, gelecek inşası olduğunu dile getiren Nur, şöyle konuştu:

"Bütün vatanseverler, onurlu insanlar ve başta Mursi, ne yaparsak bizden razı olur, bunun cevabını aramak gerekir. Mursi'nin binlerce kişinin hayatını, özgürlüğünü korumak için yaptığı fedakarlıklara karşı bizler ne yapabiliriz? Mısır hapishanelerini dolduran insanları nasıl koruyabiliriz? Çünkü kan akmaya devam etmektedir. Gün içerisinde 2 gencimiz hayatını kaybetti. Bu zalimlerin, faşist rejimin zulüm mekanizmasından insanlarımızı nasıl kurtarabiliriz, bunun cevabını aramalıyız."

– "Mursi'nin davası, uluslararası dava haline getirilmeli"

Nur, Mursi'nin ölümüne ve Mısır'da yaşananlara ilişkin kurulması planlanan komisyona ilişkin de "Tüm Mısırlıların davasını üstelenecek bir uluslararası komisyon olmalı. Halk ve STK temsilcilerinin de burada yer alması ve katkı yapması arzusundayız. Mursi'nin ve Mısırlı tutsakların davalarını, uluslararası bir dava haline getirmek üzere güçlü bir komisyon kurulmasını istiyoruz." ifadelerini kullandı.

Nobel Barış ödüllü Yemenli aktivist Tevekkül Karman, Mursi'nin ölümünün araştırılması gerektiğinin altını çizerek, uluslararası insan hakları kuruluşlara, "Herkesin kabul ettiği kuralları dünya demokrasisine yeniden bizlerin hatırlatması mı gerekiyor? Sisi rejiminin bugün hala devam ettiği işkence ve katliamları görmezden gelmeye devam mı edecekler? Suskunluğu tercih edenleri bir kez daha ifşa etmek istiyoruz." şeklinde seslendi.

Mursi, vefatının 40. gününde anıldı (1)

İSTANBUL (AA) – AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Bazı ölüler vardır ki, dirilerden daha diridirler. Mursi de şehit oldu ama 'yaşıyor' dediğimiz birçok insandan daha diri ve etkilidir. Naaşını toplumdan kaçıranlar, onun gücünü bir anlamda kabul etmiş oluyorlar. Aslolan şehit Mursi'nin fikirlerine, davasına, Mısır halkına ve geleceğine sahip çıkmaktır. Şehit Mursi, sadece Mısır ve İslam dünyasının değil, insanlık onurunu ayakta tutmaya çalışanların şehididir." dedi.

Arap Meclisi, mahkeme salonunda hayatını kaybeden, Mısır'ın demokratik yollarla seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin vefatının 40. gününde anma töreni düzenledi.

Törende konuşan Yılmaz, Arap Meclisi Başkanı Dr. Moncef Marzouki'nin Tunus Cumhurbaşkanı Baci Kaid es-Sibsi'nin vefatı nedeniyle törene katılamadığını belirterek, Sibsi'ye Allah'tan rahmet, Tunus halkına başsağlığı diledi.

Türkiye'nin bugünkü demokrasi seviyesine birçok mücadele ve fedakarlıklardan geçilerek gelindiğini ifade eden Yılmaz, 15 Temmuz'da 251 vatandaşın şehit, binlerce vatandaşın da gazi olduğu bir mücadeleyle demokrasinin korunduğunu hatırlattı.

Demokrasinin ithal edilemeyeceğini, halkın sahiplenmesi, mücadelesi ve fedakarlığıyla gelişeceğini vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:

"Türkiye olarak bunun farkındayız. 1960'ta yaşadığımız darbe girişiminden sonra o zaman ki Başbakanımız Adnan Menderes, bazı bakanlarıyla birlikte darbeciler tarafından idam edilmişti. Şimdi o darbecileri kimse hatırlamıyor ama Menderes'i herkes minnetle, şükranla hatırlıyor. Bugün artık hem geçmiş darbeleri yapanlar hem de 15 Temmuz'da darbeyi başaramayanlar mahkemelerde yargılanıyor. Geldiğimiz bu noktadan sonra hiçbir kesim, yeni bir darbe girişimine de cesaret edemeyecektir. Çünkü bunun hesabını çok ağır bir şekilde bu milletin soracağını herkes biliyor."

Yılmaz, meşru bir yönetimi ve Mısır halkının iradesini temsil eden Mursi'ye bir yıl sonra darbe yapıldığını, hatırlatarak, darbenin arkasındaki güçleri bildiklerini, bir kez daha lanetlediklerini ve kınadıklarını söyledi.

Milletin iradesine karşı darbe yapıldığını, darbelerin milli değil, gayrimilli olduğunu ifade eden Yılmaz, "Darbeciler kendi halklarına karşı son derece sert ve zalim, dış dünyaya karşı da son derece yumuşak ve boyun eğer pozisyondadırlar. Aslında dış dünyada itibarları yoktur. Kendi halklarının kalbinde de itibarları yoktur. Bunları, çeşitli ülkelerin tarihlerinden de biliyoruz. Sonuçta darbeciler kaybedecek, millet kazanacaktır. Bunu her seferinde de görüyoruz. Sabırla ve birlik içinde buna karşı mücadele etmek durumundayız." diye konuştu.

Mursi'nin 7 yıla yakın süre hukuksuz şekilde özgürlüğünden mahrum bırakıldığını, avukatları ve ailesiyle istisnai durumlar dışında görüştürülmediğini aktaran Yılmaz, Mısır halkının bütün bu hukuksuzluklara ve insan hakları ihlallerine şahit olduğunu kaydetti.

– "Adaleti savunmaya, mazlumlardan yana olmaya devam edeceğiz"

Bu darbeyi yapanların birtakım uluslararası çevrelerde ve ülkelerde kırmızı halılarla karşılandığını anlatan Yılmaz, aynı ülkelerin özellikle Türkiye'deki demokratik ortama dönük olumsuz algılar yaratma çabası içinde olduğunu dile getirdi.

Yılmaz, bu darbelere karşı uluslararası kuruluşların nasıl durduğunun görülmesi gerektiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Dünya beşten büyüktür.' sözünü hatırlatmak istiyorum. Bu sözün ifade ettiği gerçek şu, daha adaletli bir uluslararası düzene ihtiyacımız var. Ülkelerde daha demokratik, daha özgürlükçü bir düzene ihtiyacımız olduğu gibi uluslararası alanda da daha adil bir düzene ihtiyacımız var. Gücün haklı olmadığı ama haklı olanın güçlü olduğu, sadece belli ülkelerin kaygılarının geçerli olmadığı, bütün insanlığın hakim olduğu bir uluslararası düzene ihtiyacımız var. Bu anlamda da Türkiye olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde dünyada adaleti savunmaya, mazlumlardan yana olmaya ve gücün daha fazla paylaşılmasını savunmaya devam edeceğiz. Bu birilerini kızdırsa da Türkiye'ye yönelik sürekli bir baskı oluşturmalarına neden olsa da ısrarla bu tutumumuzu devam ettireceğiz."

– "Mursi'nin vefatı şaibelidir"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Mursi'nin vefatının şaibeli olduğunu, bilinçli, tedrici ve aşamalı bir şekilde şehit edildiğini söyledi.

Mursi'nin vefatı konusunda uluslararası birtakım çabalar sergileneceğinden memnuniyet duyduğunu ifade eden Yılmaz, şunları aktardı:

"İnşallah uluslararası hukuk platformlarında bu konu daha fazla gündeme gelecektir ve karşılık bulacaktır. Bunun da ötesinde Mısır mahkemelerinde de bununla ilgili suçlu olanların yargılanmasını ve hesap vermesini de temenni ediyorum. Türkiye olarak bu konuda da haklı davası olanların yanında olmaya devam edeceğiz. Bu dava sadece Mısır halkının, Türkiye'nin davası değil, bütün insanlığın meselesidir. İnsanlık olarak bir sınavdan geçiyoruz. Tüm dünyada onurlu, adaletten, özgürlükten, hukuktan yana olan insanların bu konuyu sahiplenmesi gerekiyor. Şehit Mursi'nin anma günü vesilesiyle şunu tekrarlamamız gerekiyor. Bazı ölüler vardır ki, dirilerden daha diridirler. Mursi de şehit oldu ama 'yaşıyor' dediğimiz birçok insandan daha diri ve etkilidir. Aslında onun naaşından korkanlar bunu gösteriyorlar. Naaşını toplumdan kaçıranlar, onun gücünü bir anlamda kabul etmiş oluyorlar. Aslolan şehit Mursi'nin fikirlerine, davasına, Mısır halkına ve geleceğine sahip çıkmaktır. Kardeş mısır halkının acısının yürekten paylaşıyoruz. Şehit Mursi, sadece Mısır ve İslam dünyasının değil, insanlık onurunu ayakta tutmaya çalışanların şehididir."

İslam dünyasının bir gün daha demokratik hale geleceğini, halkın iradesinin hakim olacağını ve güç kazanacağını belirten Yılmaz, Mursi ve arkadaşlarının ödediği bedelin boşuna olmadığını, fedakarlıklarının bir gün karşılığını bulacağını sözlerine ekledi.

– "Mursi şehadetiyle işkence altındaki Mısırlıların sesini haykırmıştır"

AK Parti Genel Başkan Danışmanı Prof. Dr. Yasin Aktay da Muhammed Mursi'nin şehadetinin, onun ölmesine sebep olanların gerçek yüzünü ifşa ettiğini ve Mısır'ın durumunu ortaya koyduğunu ifade etti.

Ümmetin geldiği bu durumunda prensipler ve ilkeler doğrultusunda çözülmesi gerektiğine işaret eden Aktay, "Özgürlük, adalet sloganları altında halklarımız ayağa kalmıştı. Bizler Muhammed Mursi nin, vefatının 40. günü dolayısıyla düzenlenen anma töreni vesilesiyle bu sorunlarımızı ve sloganlaştırdığımız bu meseleleri nasıl hayata geçirebiliriz, bu konuda etraflıca düşünmek zorundayız." dedi.

Videoda Muhammed Mursi'nin nasıl bir cinayete maruz kalarak şehadete eriştiğini gördüklerini aktaran Aktay, şu değerlendirmede bulundu:

"Cemal Kaşıkçı'nın öldürülüşüne de benzemektedir. Tüm devletler insanlarını korumak zorundadır ancak bazı devletler kendi elleriyle vatandaşlarını öldürmektedirler, haklarını gasbetmektedirler. Bu anlamda Mursi şehadetiyle bu gerçekleri öğretmiştir. On binlerce Mısırlı bugün işkence altında hapishanelere doldurulmuş durumdadır. Mursi şehadetiyle bu gerçeği de haykırmıştır. Şu an dünyada Müslümanların tamamı milli irade ve demokrasi arzularını dile getirmektedirler. Makaleler neşredilmekte, konferanslar düzenlenmektedir. 'Neden Müslümanlar demokrasi istememektedir?' sorusu sürekli terennüm edilmektedir. Oysa ki şimdi Mursi'nin şehadeti bu soruları soranların da gerçek yüzlerini ortaya koymaktadır. Müslümanların demokrasi içerisinde yaşanmasını arzu etmiyorlar. Biz kendi demokrasimizle, irademizle, onurumuzla, gururumuzla, kendi topraklarımızda insan hakları çerçevesinde yaşamak istiyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan, her zaman dürüst ve samimi bir şekilde Mısır davası şehitlerine sahip çıkmıştır. Bütün dünya mazlumlarına dayanışma içinde olmuştur. Mursi'nin kaybı sadece Mısır halkı ya da dünya Müslümanları için bir kayıp değildir, tüm dünya için bir hüzün sebebi, üzüntü kaynağı olmuştur."

Türkiye-Filistin Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan ise Mursi'nin mücadelesinin sadece bir demokrasi mücadelesi olmadığını, Hz. Adem ile başlayan ve kıyamete kadar devam edecek olan hak ile batılın mücadelesinin bugünkü halkası olduğunu belirtti.

Mursi'nin ölmediğini, diri olduğunu ifade eden Turan, "Belki bedenen aramızdan ayrılmıştır ancak hem davaları hem de bıraktıkları güçlü mesajları aynen devam etmektedir. Bizler de o davanın temsilcileri olarak yolumuzu aydınlatan şehitlerin yolunda gitmenin kararlılığındayız." diye konuştu.