Müslüm Gürses

Sanatçıların köyünde Müslüm Gürses için çınar fidanı dikildi

KONYA (AA) – Konya'nın Hüyük ilçesinde sanatçılar tarafından 2010 yılında kurulan Sonsuz Şükran Köyü'ndeki Büyük Ustalar Çınarlığı'na, arabesk müziğin efsaneleşmiş ismi merhum Müslüm Gürses anısına fidan dikildi.

İlçeye bağlı Çavuş Mahallesi'nde kurulu köyün Büyük Ustalar Çınarlığı'nda bir araya gelen sanatçılar, 7 yıl önce hayata gözlerini yuman Müslüm Gürses adına fidan dikmek için toplandı.

Program kapsamında, Büyük Ustalar Çınarlığı'na, heykeltıraşlar Meral Aran Kaysı ve Emrah Ateşli tarafından yapılan Müslüm Gürses büstü konuldu.

Sonsuz Şükran Köyü'nün kurucusu Mehmet Taşdiken, fidan dikimi öncesi yaptığı konuşmada, Büyük Ustalar Çınarlığı'nda, Türkiye'nin vefat eden değerli sanatçı ve kültür adamlarının anısını yaşatmak için çınar fidanları diktiklerini söyledi.

Bu anlamda çok sayıda sanatçı, kültür adamı ve önemli ismin burada birer ağacının olduğunu ifade eden Taşdiken, "Eğer kültürün, bir değerin yaşatılmasını istiyorsanız, mutlaka teşvik etmek, takdir etmek önemli. Ebediyete intikallerinin ardından onlara verdiğimiz değeri gösterecek işaretler de yapmamız lazım. İşte bugün Müslüm Gürses'in vefatının 7. yıl dönümü. Onun adına bir çınar dikiyoruz. Akşam da mini bir söyleşi ile onun hatıralarını arkadaşlarımız anlatacaklar. Kendisine Allah'tan rahmet diliyorum." diye konuştu.

– "Çok iyi kalpli bir insandı"

Daha sonra söz alan bağlama ustası Ali Osman Erbaşı, Müslüm Gürses'in birçok sanatçı gibi yanlış tanıtıldığını iddia etti.

Geçmişte, yanlış sanatçıların doğru, doğru sanatçıların da yanlış tanıtıldığını savunan Erbaş, "Yıllarca 'jiletçi, 'arabeskçi' diye… Öyle bir şey yok. Bizim müziğimiz zaten türküler de arabesktir, arabeskler de türküdür. Hepsi aynıdır. Müslüm Gürses yapmacık değil, çok doğal bir adamdı. Gerçekten çok iyi kalpli bir insandı. Çok acı çekmişti, acı çekmeyen ozan bir şey anlatamaz. O acıları müzikle anlatabildi." ifadelerini kullandı.

– "Gönül telimizi titreten bir sanatçımızdı"

Komedyen Fatih Mühürdar da hayatta iken yakından tanıdığı Gürses ile birçok program ve turnelerde beraber olduğunu belirtti.

Müslüm Gürses'in çok iyi kalpli bir insan olduğunu anlatan Mühürdar, "Gönül telimizi titreten bir sanatçımızdı. Allah gani gani rahmet eylesin. Burada Müslüm Gürses'in de bir çınarının olması çok güzel. Bu güzel heykeli yapan kardeşlerime de çok teşekkür ediyorum. Güzel bir insandı, heykeli de çok güzel olmuş." dedi.

Konuşmaların ardından Müslüm Gürses'in isminin yaşatılacağı fidan, sanatçılar, köy sakinleri ve katılımcılar tarafından toprakla buluşturuldu, ardından fidana can suyu verildi.

Daha sonra sanatçılar, köydeki anma programında Müslüm Gürses'in sevilen şarkılarını seslendirdi.

Hayata müziğiyle tutunanların 'Müslüm Baba'sı: Müslüm Gürses

İSTANBUL(AA) – Gerçek adı Müslüm Akbaş olan sanatçı, 7 Mayıs 1953’te Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinin Fıstıközü köyünde, tarım işçileri Mehmet ve Emine Akbaş çiftinin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.

Zeyno ve Ahmet adında iki kardeşi olan Gürses’in ailesi, ekonomik sıkıntılar nedeniyle kendisi 3 yaşındayken Adana’ya göç etti.

Müslüm Gürses, ilkokuldan sonra eğitime devam edemeyerek, bir süre ayakkabı tamircisi ve terzi olarak çalıştı.

Babasının engellemesine rağmen, annesinin desteğiyle 1967’de henüz 14 yaşındayken Adana’da bir çay bahçesinde düzenlenen ses yarışmasına katılan sanatçı, birinci olarak dikkati çekti.

Sanatçı, yarışmadan sonra “Gürses” soyadını kullanırken, bir yandan da halk eğitim merkezinde müzik dersleri almaya başladı.

Kendisine yapılan teklifle kısa bir süre çay bahçesinde türkü söyleyen sanatçı, işlerin iyi gitmemesi sebebiyle terziliğe geri dönmek zorunda kaldı.

Gürses, müziğe başladığı ilk yıllarla ilgili yaptığı bir açıklamada, “İlkokulu bitirdim. Gerisi yok. Adana’da damda yatarken uzun hava okudum. Arkadaşım Halkevine gidiyordu. Ben de gittim. Derken Çukurova Radyosu’nda sanatçı oldum.” ifadelerini kullanmıştı.

İlk plağı “Emmioğlu/Ovada Taşa Basma” büyük başarı yakaladı

Adana’daki bir gazinoda assolist olarak sahne alan Sadık Altınmeşe’nin rahatsızlanmasının ardından onun yerine sahneye çıkan sanatçı, büyük bir ilgi gördü ve mikrofonu bir daha elinden bırakmadı.

Müslüm Gürses, bir yandan Adana’da çeşitli mekanlarda konserler verirken, 1967’den itibaren her cumartesi TRT – Çukurova Radyosunda, canlı olarak türküler söyledi.

İlk plağı “Emmioğlu/Ovada Taşa Basma” adlı 45’liği 1968’de çıkaran sanatçı, kariyer basamaklarında hızla yükselmeye başladı.

Sanatçı, 29 Mayıs 1969’da babası tarafından annesi öldürülünce büyük bir sarsıntı yaşadı. Bir iddiaya göre, aynı gün Gürses’in kız kardeşi Zeyno Akbaş’ı da öldüren babası, cezaevine girdi.

Hayatının bu noktasıyla ilgili hiçbir zaman konuşmak istemeyen ünlü sanatçı, annesinin vefatının ardından geldiği İstanbul’da, “Giyin Kuşan Selvi Boylum/Hayatımı Sen Mahvettin” ve “Gitme Gel Gel/Haram Aşk” adlı iki 45’lik plak doldurdu.

Gürses, ”Sevda Yüklü Kervanlar” adlı şarkısıyla geniş kitlelere ulaşmayı başarırken, “Sevda Yüklü Kervanlar/Vurma Güzel Vurma” isimli 45’liği 300 bin basılarak dönemin rekorunu kırdı.

Askerliğini Mamak’ta yapan sanatçı, vatani görevini tamamladıktan sonra Burhan Bayar’ın bestelerine yer verdiği çok sayıda plağı hayranlarıyla buluşturdu.

Geçirdiği trafik kazası hayatının farklı bir dönüm noktası oldu

Müslüm Gürses, 1978’de Anadolu turnesi dolayısıyla Tarsus’tan Adana’ya dönerken trafik kazası geçirdi. Sürücünün hayatını kaybettiği kazada, öldü sanılarak morga kaldırılan Gürses’in yaşadığı son anda fark edildi ve ameliyata alındı.

Kazada, alnı ciddi biçimde zedelenen sanatçının başına, beynini koruyacak plaka takıldı. Gürses, kazadan dolayı koku alma duyusunu yitirdi. İşitme duyusu da ciddi biçimde zarar gören sanatçı, yavaş konuşmaya başladı.

Usta sanatçı, 1990’lı yılların başında “Özür Diliyorum Senden”, “İsyankar” ve “Ben İnsan Değil miyim?” adlı albümleriyle müzik dünyasında ikinci büyük çıkışını yakaladı.

Yaşadığı acılarla sanatını yoğuran Gürses, şarkılarında, kendisini umutsuz, çaresiz hissedenlerin hislerine tercüman olmaya çalıştı. Bir röportajında Orhan Gencebay ile arasındaki farkı, ”Orhan ağabey bizim pirimizdir. Orhan Gencebay, ‘Böyle gelmiş, böyle gitmez’ diyor. Bizse ‘Böyle gelmiş, böyle gider’ diyoruz” sözleriyle ifade etmişti.

2006’da “Aşk Tesadüfleri Sever” albümünde sınırlarını aştı

Müslüm Gürses, “Gönül Teknem” adlı albümünün yanı sıra yazar Murathan Mungan’la ortak projesi “Aşk Tesadüfleri Sever” adlı albümü 2006’da çıkararak müzikseverlerin beğenisine sundu.

David Bowie, Bjork, Bob Dylan ve Leonard Cohen’in de aralarında olduğu birçok yabancı müzisyenin bestelerine Mungan’ın yazdığı sözleri yorumlayan sanatçı, albümde Haris Alexiou şarkısını Sezen Aksu ile birlikte seslendirdi.

Unutulmaz isim, yaşamının son yıllarında bazı pop ve rock tarzındaki şarkıları da repertuvarına katarak, Bülent Ortaçgil’in “Sensiz Olmaz”, Nilüfer’in “Olmadı Yar”, Teoman’ın “Paramparça”, Tarkan’ın “İkimizin Yerine”, Şebnem Ferah’ın “Sigara” ve Kenan Doğulu’nun “Tutamıyorum Zamanı” adlı çalışmalarını da seslendirerek, 2009’da “Sandık”, 2010’da ise “Yalan Dünya” albümlerine imza attı.

Onlarca albüm ve plak yaptı

Gürses’in 1975-1978 yıllarında dört farklı “Müslüm Gürses” adlı albümü yayımlanırken, 1976’da “Öldürdüğün Yetmedi mi”, 1979’da “Gazla Şoför”, “Bağrıyanık”, 1980’de “Umutsuz Hayat”, “Esrarlı Gözler”, 1981’de “Mutlu Ol Yeter”, 1982’de “Müzik Ziyafeti”, “Tanrı İstemezse”, 1983’te “Anlatamadım”, “Dertliler Meyhanesi”, 1984’te “Yaranamadım”, 1985’te “Güldür Yüzümü”, “Gitme”, 1986’da “Sevda Yolu”, “Yıkıla Yıkıla”, “Küskünüm”, “İlk Aşkım Son Sevgilim”, “Hayatımı Sen Mahvettin”, 1987’de “Farketmez”, “Talihsizler”, 1988’de “Aldatılanlar”, “Dertler İnsanı”, “Vefasız Alem”, “Maziden Bir Demet”, 1989’da “Arabeskin Devleri”, “Bir Fırtına Kopacak”, “Bir Kadeh Daha Ver”, “Mahsun Kul”, “Müslüm Gürses Konser albümü”, 1990’da “Meyhaneci / Kırık Sazım”, “Hüzünlü Günler”, “Arkadaş Kurbanıyım”, “Güle Güle Git”, 1991’de “Bir Bilebilsen / Zalim”, “Sen Nerdesin Ben Nerdeyim”, “Yüreğimden Vurdun Beni”, “Bir de Benden Dinleyin”, “Her Şey Yalan”, “Yaşamalısın”, 1992’de “Müslümce 92”, 1993’de “Ah Gülüm”, “Dağlarda Kar Olsaydım”, “Kralların Müzik Şöleni”, 1994’te “Senden Vazgeçmem”, “İnsaf – Kahire Resitali”, 1995’te “Benim Meselem”, “Bir Avuç Gözyaşı”, 1996’da “Topraktan Bedene”, “Şiirlerim Şarkılarım”, 1997’de “Sultanım”, “Usta – Ne Yazar”, “Nerelerdesin”, 1998’de “Müslüm Gürses Klasikleri” albümleri yayımlandı.

“Arkadaşım”, “Garipler” ve “Vay Canım” albümleri 1999’da müzikseverlerle buluşan sanatçının ayrıca 2000’de “Biz Babadan Böyle Gördük”, “Zavallım”, 2001’de “Müslümce Türküler”, “Sadece”, “Yanlış Yaptım”, “Dünya Yalan”, 2002’de Açık Hava Konser albümleri- 1, 2, 3, “Müslüm Baba ile Yolculuk”, “Paramparça”, 2003’te “Yanarım”, “İkimizin Yerine”, 2004’te “Uyanma Zamanı”, 2005’te “Ayrılık Acı Bir Şey”, 2005’te “Bakma”, 2006’ta “Gönül Teknem”, “Aşk Tesadüfleri Sever”, 2009 “Sandık”, 2010’da “Yalan Dünya”, 2013’te “Veda – Ervah-ı Ezelde”, 2013 ve 2014’te “Baba Şarkılar 1-2” basıldı.

38 filmde rol aldı

Müslüm Gürses, arabesk furyasının yükseldiği dönemde Yeşilçam’a da adım attı. Çoğu şarkılı, türkülü olmak üzere 38 filmde rol alan Gürses, ilk kez 1979’da çekilen ”İsyankar” filmiyle kamera karşısına geçti.

Genellikle suça sürüklenen, alkolizmin batağına saplanmış gençlerin, acı dolu hayat hikayelerinin işlendiği filmlerde rol sanatçı, kariyerinin son döneminde de komedi filmlerinde yardımcı oyuncu olarak göründü.

Sanatçı, 1980’de “Bağrı Yanık”, “İtirazım Var”, “Hasret”, “Kul Sevdası “Zeytin Gözlüm”, 1981’de “Mutlu Ol Yeter”, 1983’te “Anlatamadım”, 1984’te “Ağlattı Kader”, “Bir Yıldız Doğuyor”, “Çare Sende Allah’ım”, “Garibanlar”, “Sev Yeter”, 1985’te “Güldür Yüzümü”, “İkizler”, “Kul Kuldan Beter”, “Yaranamadım”, 1986’da “Beleşçiler”, “Çığlık”, “Seher Vakti”, “Töre”, “Yıkıla Yıkıla”, “Kader Rüzgarı”, “Kısmetin En Güzeli”, “Küskünüm”, 1987’de “Oğlum”, “Talihsizler”, 1988’de “Yalnızlık Korkusu”, 1990’da “Dertler İnsanı”,”Dünya Boştur”, 2000’de “Sevmemeli”, 2002’de “Bir Akıllı Bir Deli”, “Muhabbet Kuşları”, “Ömerçip”, 2005’te “Balans ve Manevra”, 2006’da “Amerikalılar Karadeniz’de 2”, 2008’de “Esrarlı Gözler”, 2011’de “Şov Bizinıs” filmlerinde oynadı.

Muhterem Nur, Müslüm Gürses’in en büyük destekçisi oldu

Sinema oyuncusu Muhterem Nur ile 1982’de Malatya turnesinde ilk kez karşılaşan ve “Sahneye ilk kim çıkacak” kavgası eden sanatçı, bu olaydan sonra Nur’dan ayrılmadı.

Çocukluğunda hiçbir filmini kaçırmadığı ve büyük bir hayranlık duyduğu Muhterem Nur ile 1986’da hayatını birleştiren Gürses’in, ”Esrarlı gözler” isimli şarkısını Muhterem Nur için bestelediği söylendi. O dönem Türk sinemasında oldukça popüler bir konumda olan Nur, eşinin isteğiyle sanat yaşamını sonlandırırken, Gürses’in yaşamındaki en büyük destekçisi oldu.

Müslüm Gürses, eşiyle ilgili yaptığı bir açıklamada, “Her insana bel bağlamam ama Muhterem Hanım, bu dünyanın insanı değil. Ben bugün bir yerlere gelmişsem bunda yüzde 90 Muhterem Hanım’ın payı vardır.” ifadelerini kullanırken, Muhterem Nur ise “Ondan önce yaşamıyordum. Mutlu olmayı, huzuru anladım. Eğer bir gün gözlerim görmez, ayaklarım tutmaz, kollarım da yukarıya kalkıp ona yardım etmezse, o zaman Müslüm’ü yalnız bırakırım.” açıklamasında bulunmuştu.

44 yıllık kariyerinde 78 albüme imza attı

Yaklaşık 44 yıllık kariyerinin büyük bölümünde, hemen her yıl birkaç albüme imza atan ve toplam 78 albüm çıkaran Gürses, yaşamı boyunca “kenar mahalle” ya da “varoş” müziği yaptığı yönünde eleştirilere maruz kalsa da her türden müzisyenin ve müzikseverin saygısını kazanmayı başardı.

Arabesk müziğinin ünlü isimlerinden Orhan Gencebay, Gürses ile ilgili verdiği bir röportajda, “Müslüm Baba kendine has biriydi. Bu çalışmaya arabesk dediler. Aslında arabesk bilimsel olarak bir kategori değerlendirmesi değildir. Ama her şeye rağmen bir tanımdır. Müslüm Baba, arabesk diye adlandırılan bütünlüğün içerisinde kendine has icrasıyla fevkalade sevildi. Ben de kendisinin bu icrasını severdim.” ifadelerini kullanmıştı.

Müslüm Gürses’in arkadaşı olan sanatçı Selami Şahin ise bir söyleşide şunları anlatmıştı:

“Unkapanı Plakçılar çarşısı o dönem tarlaydı. Daha inşa edilmemişti. O zaman plakçılık Sirkeci Doğu Bank İş Hanı’nın zemin katındaydı. Çocukluk yıllarımdan beri arkadaşımdır Müslüm Gürses. Gerçekten kalbi çocuk gibiydi. Kimseye bir yanlışı asla olmamıştır. Başka bir ruha sahiptir. Onunla espri yapar, oturur sohbet ederdik. Çok buluştuk. 25 yaşlarındaydık o zaman.”

Usta sanatçı, 15 Kasım 2012’de geçirdiği by-pass ameliyatından sonra akciğer ve kalp yetmezliği nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı. Dört ay yoğun bakımda kalan sanatçıya solunum cihazı bağlandı. Müslüm Gürses, 3 Mart 2013’te, tedavi gördüğü İstanbul Memorial Hastanesinde hayatını kaybederek Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Mütevazı karakteriyle bilinen Gürses’in yaşamını beyaz perdeye aktaran “Müslüm” filmi, sanatçının Şanlıurfa’daki çocukluğundan başlayıp Adana’da keşfedilmesine ve İstanbul’da yıldızlaşmasına kadar pek çok bilinmeyen yönünü 2018’de sinemaseverlere sunmuştu.

“Sonsuz Şükran Köyü”nde sergilenmek üzere Müslüm Gürses'in büstünü yapıyorlar

HATAY (AA) – Hatay'ın İskenderun ilçesinde çalışmalarını sürdüren heykeltraşlar Meral Aran Kaysı ve Emrah Ateşli, Konya'nın Hüyük ilçesindeki "Sonsuz Şükran Köyü"nde sergilenmek üzere 7 yıl önce yaşamını yitiren sanatçı Müslüm Gürses'in büstünü yapıyor.

Kaysı ve Ateşli, büstü sanatçının ölüm yıl dönümü olan 3 Mart'tan önce tamamlamayı planlıyor.

Kaysı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaklaşık 30 yıldır heykel sanatıyla ilgilendiğini söyledi.

Konya'nın Hüyük ilçesinde, sanatçıların kurduğu "Sonsuz Şükran Köyü" bulunduğunu hatırlatan Kaysı, burada her yıl önemli sanatçıların anıldığını ifade etti.

Bu yıl da burada 3 Mart'ta Müslüm Gürses için anma töreni düzenleneceğini aktaran Kaysı, "Vefa borcumuzu sanata ve sanatçılara ödemek için böyle bir çalışma başlattık. Bir aylık çalışmamızın sonuna geldik." dedi.

Heykeltraş Emrah Ateşli de büstün boyunun 90, eninin de 70 santimetre ebatlarında olduğunu belirtti.

Sevenleri Müslüm Gürses'i unutmadı

ŞANLIURFA (AA) – Arabesk müziğinin efsane isimlerinden “Müslüm Baba” diye anılan sanatçı Müslüm Gürses, vefatının 6. yılında memleketi Şanlıurfa’da, kendi adını taşıyan müzede sevenleri tarafından yad ediliyor.

Atatürk Mahallesi’nde 5 yıl önce açılan Müslüm Gürses Müzik ve Sanat Müzesi’nde, sanatçının sürekli taktığı güneş gözlüğünden elinden düşürmediği tespihine, çocukluk ve gençlik yıllarına ait fotoğraflarından konserlerde ve günlük yaşamda giydiği elbise, ayakkabı ve gömleklerine kadar pek çok eşyası bulunuyor.

Merhum sanatçının kullandığı müzik aletleri, ilk çıkarttığı taş plaklar, ödülleri ve kasetlerinin de sergilendiği müzede, “Müslüm Baba”nın bal mumundan yapılmış heykeli de yer alıyor.

Ziyaretçiler, müzeyi Gürses’in seslendirdiği eserler eşliğinde gezme imkanı buluyor.

Müslüm filmi müzeye ilgiyi artırdı

Müze sorumlusu Zeynep Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçen yıl vizyona giren Müslüm Gürses’in yaşam hikayesinin sinemaya uyarlandığı “Müslüm” filminin, müzeye ilgiyi artırdığını söyledi.

Sanatçının hayranlarının müzeye yoğun ilgi gösterdiğini ifade eden Yılmaz, şunları kaydetti:

“Geçen yıl 20 bin ziyaretçi müzeyi ziyaret etti. Müslüm filminin vizyona girmesiyle ziyaretçi sayımız arttı. Bu yıl 30 binin üzerinde ziyaretçi müzemizi gezdi. Müslüm Gürses, Şanlıurfa’nın yetiştirdiği çok önemli bir isim. Filmi izleyenler çok etkilenmişler tekrar tekrar gelenler oldu. Buraya her yaştan ziyaretçi gelmeye başladı. Film müzenin tanıtımına ciddi anlamda katkı sağladı.”

Yılmaz, Müslüm Gürses’i mezarının başında anmak için Şanlıurfa’dan önemli bir hayran kitlesinin İstanbul’a gittiğini belirterek, “Milyonların gönlünde taht kurmuş Müslüm Gürses’in ölüm yılı nedeniyle kapılarımızı açtık. Bizler de burada onu yad ediyoruz. Müzede Müslüm Gürses’in kullandığı birçok özel eşyası sergileniyor. Gelen hayranları onu burada yad ediyor. Müzemiz açık ziyaretçilerini bekliyor.” dedi.

“Müslüm Baba’nın şarkılarıyla büyüdük”

Diyarbakır’dan müzeye gelen Mehmet Salih Koç, çok fanatik bir Müslüm Gürses hayranı olduğunu söyledi.

Yıllardan beri Gürses’in şarkılarını dinlediğini ifade eden Koç, “Müslüm Baba insanlığın içinde bastırılmış duyguları söylediği şarkılarla dışarıya vuruyordu. Onu bir kez daha yad ediyoruz. Ruhu şad olsun. Buradaki eşyalarını gördüm, inceledim sanki içimizde hiç ölmemiş gibi.” dedi.

Mukadder Koç ise müzeyi ailesiyle gezdiğini ve çok duygulandığını belirterek, “Müslüm Baba’nın bir kez daha ruhu şad olsun, mekanı cennet olsun. Biz sevenleri olarak hiç unutmayacağız.” diye konuştu.

Gerçek adı Müslüm Akbaş olan 1953 Şanlıurfa doğumlu sanatçı, 3 Mart 2013’te 60 yaşındayken hayatını kaybetti. Sanatçının anısını yaşatmak için 1 Ekim 2013’te memleketi Şanlıurfa’da Müslüm Gürses Müzik ve Sanat Müzesi açıldı.

Muhabir: Yasin Dikme