Mustafa Safran

“Türkiye'deki tüm çocukların velisiyiz”

BİTLİS (AA) – Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mustafa Safran, "Türkiye'deki tüm çocukların velisiyiz, tüm velilerle kardeşiz ve arkadaşız. Bu toplumsal dili, hiç terk etmeden görevde kaldığımız sürece devam ettireceğiz." dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğünce Bitlis'in Ahlat ilçesinde "eğitim yönetimi" konulu seminer düzenlendi.

Halk Eğitim Merkezi salonunda 81 ilden şube müdürlerinin katılımıyla düzenlenen seminerde konuşan Bakan Yardımcısı Safran, yeni eğitim yılıyla vizyonlarını operasyonel olarak harekete geçirebileceklerini söyledi.

Milli Eğitim Bakanlığının yeni bir bakanlık olmadığını ancak yeni insanlarla yönetildiğini belirten Safran, "Bakanlığın gerçekten kültürel bir birikimi, entelektüel bir belleği var. Biz bu hafızayı hiçbir zaman inkar etmedik, etmememiz de lazım. Bu hafızadan hareket ediyoruz. Ama bu hafızanın biraz zihniyet değişimine yol açarak, geliştirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu anlamda tüm çalışmalarımız bunun üzerinde. Bazen haksız yere birtakım eleştirilere maruz kalıyoruz. Türkiye'deki tüm çocukların velisiyiz, tüm velilerle kardeşiz ve arkadaşız. Bu toplumsal dili, hiç terk etmeden görevde kaldığımız sürece devam ettireceğiz." diye konuştu.

Eğitim konusunda kentlerdeki tüm idarecilerle el birliği içinde hareket ettiklerini aktaran Safran, şöyle devam etti:

"Bunu her gittiğimiz yerde de konuşuyoruz. Tüm ülkenin idari kesimleriyle iş birliği içindeyiz. İyi bir sinerji yakaladık. Toplumsal desteğimizin son derece iyi olduğunun kanaatindeyiz. Bu desteği istismara uğratmadan, arkamızdan kaybolmasına imkan vermeden, tüm çocuklarımızı ve velilerimizi kazanmak için elimizden gelen gayreti hep beraber göstereceğiz. Sizi hiçbir yerde yalnız bırakmama, her yerde hakkınızı savunma adına gerçekten büyük mücadele veriyoruz."

Kaymakam Mustafa Akgül de konuşmasında ilçe hakkında katılımcıları bilgilendirerek programın hayırlı olmasını diledi.

Programda Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürü Hamza Aydoğdu, Temel Eğitim Genel Müdürü Cem Gençoğlu ile İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Emin Korkmaz da konuşma yaptı.

Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mustafa Safran Şanlıurfa'da

ŞANLIURFA (AA) – Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mustafa Safran, "Hem Türk hem de mülteci öğrenci sayısı ile büyük bir öğrenci potansiyeline sahip olan Şanlıurfa'nın, eğitim anlamında diğer büyük illerimizin seviyesine getirilmesi için Bakanlık olarak çalışmalarımız sürmektedir." dedi.

Safran, "2023 Eğitim Vizyonu" doğrultusunda İl Milli Eğitim Müdürlüğü konferans salonunda düzenlenen "Okul Yöneticileri ve Öğretmenlerin Mesleki Gelişim İcra Planı Paylaşım Toplantısı"nda yaptığı konuşmada, "tarih kokulu, eğitim dokulu" diye tanımlandırdığı Şanlıurfa'da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Bakanlık olarak kente ayrı bir önem verdiklerini belirten Mustafa Safran, şunları kaydetti:

"Hem Türk hem de mülteci öğrenci sayısı ile büyük bir öğrenci potansiyeline sahip olan Şanlıurfa'nın, eğitim anlamında diğer büyük illerimizin seviyesine getirilmesi için Bakanlık olarak çalışmalarımız sürmektedir. Bakanlık olarak göreve geldiğimiz günden bugüne sayın Bakanımız Prof. Dr. Ziya Selçuk ve ekibi olarak sürekli sahada öğretmenlerle birlikte sorunları dinlemek, dertleşmek, ihtiyaçları yerinde görmek için öğretmen ve okul idarecileriyle sürekli görüşme halindeyiz. Buradaki okul ihtiyacını büyük ölçüde gidermek için yöneticilerimizle birlikte yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Yeni açılacak okullarımızla birlikte ortaya çıkacak olan öğretmen ihtiyacı için de önümüzdeki öğretmen atamalarında Şanlıurfa için gereken çalışmalar yapılacaktır."

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Adnan Boyacı da nüfus ve öğrenci yoğunluğu olan kentte başarılı çalışmalar yapmalarından dolayı yetkililere teşekkür etti.

Boyacı, daha sonra 2023 Eğitim Vizyonu doğrultusunda öğretmenlerin mesleki gelişim imkanları üzerinden yapılan ve yapılması düşünülen projeler, ulusal ve uluslararası eğitim programları hakkında katılımcılara bilgi verdi.

İl Milli Eğitim Müdürü Şerafettin Turan ise Şanlıurfa'da eğitim alanında yürütülen çalışmalarla ilgili sunum yaptı.

Toplantıya, MEB Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğü Yusuf Büyük, il milli eğitim müdür yardımcıları, ilçe milli eğitim müdürleri, şube ve okul müdürleri katıldı.

Fen liseleri masaya yatırıldı

ANKARA (AA) – Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mustafa Safran, fen liselerine ilişkin, "İyi mühendislerin çıkmasını istediğimiz bu güzide okullarda ciddi performans düşüklüğü olmaya başladı. Ankara Fen Lisesi mezunu dershaneye gitmez, temel liseye gitmemeli." dedi.

Safran, Bilkent Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü'nde düzenlenen "Fen Liselerinin Müfredat ve Ders Çizelgelerinin Değerlendirilmesi Çalıştayı"nda konuştu.

Yüksek Öğretmen Okullarından mezun olanların yüzde 70'nin üniversitelerde profesör olduğunu, daha sonra açılan fen, anadolu ve sosyal bilimler liselerinin, elit liseler haline geldiğini ifade eden Safran, ancak bu okulların kalitesinin de bir süre sonra düşmeye başladığını bildirdi.

Safran, şöyle konuştu:

"İyi mühendislerin çıkmasını istediğimiz bu güzide okullarda ciddi performans düşüklüğü olmaya başladı. Ankara Fen Lisesi mezunu dershaneye gitmez, temel liseye gitmemeli. Ama çocuk dershane ihtiyacı duyuyor. O zaman bir yerlerde sıkıntı var. Müfredat mı sıkıntılı, eğitim öğretim ortamında mı bir yetersizlik var, yönetimsel bir yetersizlik mi var, bizim bunu görmemiz lazım. Bakan bey öncelikli olarak aslında okulların hepsini masaya yatırmak istiyor. Ama fen liselerinden başlama nedenimiz çok farklı. Çünkü en çok beklentimiz olan okulda böyle bir sıkıntı varsa bizim bu sıkıntıyı görerek, diğer okullar için yol haritası çizmemiz lazım."

– "İçeride dershanecilik devam ediyor"

Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdullah Atalar da Türkiye'de öğretim sisteminin çoktan seçmeli sınav başarısı üzerine kurulu olduğuna işaret etti.

Sadece lisede değil şu an üniversitede de aynı durumun söz konusu olduğunu belirten Atalar, açık öğretimdeki sınavların çoktan seçmeli yapıldığını ifade etti.

Eğitim sisteminde resim, müzik gibi derslerin hemen hemen yok olmaya başladığını dile getiren Atalar, şunları kaydetti:

"Resim yapmak ekonomi, teknoloji için çok önemli bir şey. Müzik aleti çalmak, o da yok. Neden? Üniversite sınav sisteminde yok çünkü. Dershanelerimiz kaldırıldı ama aslında o dershanelerin isminin arkasına lise eklediler, içeride dershanecilik devam ediyor. Orada 'Çoktan seçmeli sınavda nasıl başarılı olunur' bunu öğretiyorlar, konuyu öğretmiyorlar."

“Geleceğin Türkiye'si”nde Eğitim

İSTANBUL (AA) – İlke İlim Kültür Eğitim Derneği tarafından "Geleceğin Türkiye'si" projesi kapsamında eğitim, yönetim, yükseköğretim, dış politika, iktisat, kültür ve sosyal politika alanlarında Türkiye için gelecek vizyonu oluşturacak rapor serisinin ilki olan "Geleceğin Türkiye'sinde Eğitim" raporu sunuldu.

Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mustafa Safran, Şişli'de bir otelde düzenlenen programda, bakanlık olarak eğitimle ilgili hiçbir programı kaçırmamaya çalıştıklarını vurguladı.

Safran, Milli Eğitim Bakanlığı'nda yumakların ucunu yakalamayı amaçladıklarını belirterek, "Diğer bakanlar gibi birçok şeyi silip atmıyoruz. Gerçekten taşınabilir, yararlanılabilir, faydalı olan her şeyin ucundan tutup ileriye çekmek, ileriye götürmek amacımız. Çünkü daha önce '1, 2, 3, 4, 5' denilmiş, tekrar bir değişim olmuş, 1, 2, 3, 4, 5'te hep kalınmış. Bu bizim stratejimize uygun bir yaklaşım değil. Bizim işe biraz daha değişik baktığımızı herkes görecek inşallah." dedi.

"Geleceğin Türkiye'sinde Eğitim" raporunda Türkiye'de eğitimle ilgili söylenmesi gereken her şeyin söylendiğini ifade eden Safran, aslında herkesin sorunun nerede olduğunu bildiğini belirtti.

Safran, sorunun nasıl çözüleceğinin de bilindiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sorun nerede biliyor musunuz? Uygulamada, alana taşımada. O problemleri çözmek için alanda atılacak olan refleksler ve adımların ne olacağı konusunda sıkıntımız var. Bu Türkiye'nin genel rahatsızlığıdır. Bizim teorimiz çok iyidir. Bizim eğitim kurumlarımızda uygulama ağırlıklı eğitimin olmayışı… Çocuk teorik bilgiyi bir yere kadar muhafaza edebiliyor, ama onu uygulama alanına koymadığı için maalesef o bilgi içselleştirilemiyor. Dünya değişiyor, 4.0, 5.0, yarın 6.0 da olabilir ama biz sıfırlara mağlup olmak için var olan insanlar değiliz. Eğitimin içeriğini endüstriyle endeksliyoruz. Buna genelde Amerikan modeli diyorlar. Bu çıktıdan üretim nasıl olabilir. Bu adam mezun olduğunda neyi üretebilir, neler kazandırabilir, artı değerleri nedir. Bütün olaya hep böyle bakmışız. Bu, küresel bir bakış. Biz insan olarak araçlarda zengin, amaçlarda çok fakiriz."

Zihniyet dönüşümüne ihtiyaç olduğunu vurgulayan Safran, şöyle devam etti:

"PISA diye bir şey çıkarmışlar, aslında bu bir psikolojik savaş, evet gerilerdeyiz ama insanlara açıklarken hiç şunu söylemek istemiyor birçok insan, kardeşim bu sınavın içinde Suriyeli çocuklar da var, bunlar Türkiye'yi temsilen sınava giriyor. Çünkü bu sınavı yapan merkez ülkede kayıtlı öğrenciler içinden 15 yaşında kim varsa buralardan random usulüyle seçiyor. Urfa, Kilis, Van, Antep, Hakkari, Şırnak bu bölgelerden, özellikle Hatay'dan seçmiş olduğu çocukların çoğu Suriyeli. Türkçe'yi de bilmiyor, İngilizceyi de bilmiyor. Bu çocuk Türk çocuğu gibi sınava tabi tutuluyor ve o zaman Türkiye'nin ortalamaları düşüyor. Mesela Ankara Fen Lisesi'nin çocukları OECD ortalamalarının çok üzerinde ama genel bazda çektiğiniz zaman ortalama düştü. Türkiye 37. sırada, 'e lanet olsun ne olacak 37 olursa'. Burada psikolojik bir savaş var ve biz buna yeniliyoruz. Bizim çocuklarımız son derece zeki çocuklar. Biz onlara o imkanları iyi sunamadığımızdan. Eğitimde omurga öğretmendir. Öğretmenleri iyi yetiştiremedik. Biz kendimiz bunları iyi öğretmen olsun diye yetiştirmemiz gerekirken, biz bir an önce akademisyen olalım diye baktık. Eğitim enstitüsünde hocalar iyi öğretmen yetiştirmek için vardı, onun doçentlik profesörlük sorunu yoktu. Öğretmenlerimizi en ücra köşelere gönderiyoruz, Milli Eğitim Bakanlığı olarak o öğretmenimizin mesleki gelişimine katkı yapacak herhangi bir adım atamıyoruz."

İlke İlim Kültür Eğitim Derneği Yusuf Alpaydın, eğitim sisteminin devam eden başlıca sorunlarını, "Eğitim sistemindeki adaletsizlik, bireysel farklılıkların dikkate alınmaması, eğitim personelinin yetkinliği, istihdam gibi sistemlerle olan uyumsuzluk, kalitenin arttırılamaması, ülke insanına ve kültürüne uygun bir eğitim paradigmasının oluşturulamaması" olarak sıraladı.

Alpaydın, "Geleceğin Eğitimi" için şu önerileri sundu:

"Genç nüfusun azalmaya devam etmesi sebebiyle, derslik sayısını arttırmak yerine kalitenin arttırılması, aile kavramının daha sık vurgulanarak birlikte yaşama becerilerinin geliştirilmesi, eğitim ortamlarında öğrencilere hitap şeklinin güncellenmesi, eğitim programlarının ilgi ve yeteneklere göre farklılaşması, öğretmenlerle yöneticilerin toplumsal değerlerle barışık olması ve çok kültürlülüğü yönetebilecek donanıma sahip olması, milli kültürün korunarak Türk-İslam klasiklerinin eğitim programında daha çok yer alması."

Programa, Milli Eğitim Bakanlığı Başmüşaviri Necdet Subaşı, Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürü Nazif Yılmaz, İlke İlim Kültür Eğitim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Lütfü Sunar, derneğin mütevelli heyeti başkanvekili Şükrü Alkan, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Yıldız ile çok sayıda eğitimci ve dernek üyesi katıldı.