Osmanlı'da “insana verilen değerin” anlatıldığı müze ilgi görüyor – EDİRNE

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi'nden detaylar.
– Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu ile röportaj – Osmanlı darüşşifasının sunum ve modellemelerle anlatıldığı II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi, yurt içi ve dışından ziyaretçilerin ilgisini çekiyor
– Dönemin tedavi yöntemleri ve tıbbiye eğitiminin bal mumu heykellerle canlandırıldığı müzede, su ve musiki sesi, kokulandırmayla da dönemin havası yaşatılıyor
– Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu:
– “Sadece kendi milletimiz, medeniyetlerimizin mensupları değil, Meksika'dan, Kanada'dan, dünyanın dört bir yanından insanlar, UNESCO listesinde olan bu önemli değeri görebilmek için akın akın geliyor. Geçen yıl 300 bine yakın kişi gelmişti, her geçen gün insanları kendisine daha fazla çekmeye devam edecek”
EDİRNE (AA) – Osmanlı darüşşifasının sunum ve modellemelerle anlatıldığı II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi, yurt içi ve dışından gelen ziyaretçilerden yoğun ilgi görüyor.

Osmanlı'nın akıl hastalarını su ve müzik sesi, koku ve uğraşla tedavi ettiği devrin akıl hastanesi, dönemin şefkat ve merhametini müze olarak bugüne taşıyor.

Hastane ve tıbbiye olarak iki bölümden oluşan komplekste, devrin tıp eğitimi ve tedavi yöntemlerine tanıklık ediliyor. Dönemin tedavi yöntemleri ile tıbbiye eğitiminin bal mumu heykellerle anlatıldığı müzede, su ve musiki sesi, kokulandırmayla da dönemin havası yaşatılıyor.

– “Büyük bir medeniyetin temsilcileriyiz”
Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, müzeyi ziyaret edenlerin tarihlerini, medeniyetlerini, özlerini bulduklarını söyledi.

Müzenin, Avrupa'nın akıl hastalarını öldürdüğü, zincire vurduğu yıllarda Osmanlı medeniyetin insana verdiği değerin önemli bir kanıtı olduğunu ifade eden Tabakoğlu, şunları kaydetti:

“Yıl 1488 yani Avrupa'nın zorluk içinde olduğu, 'İnsanların içine şeytan girdi.' diye yakıldığı ve ciddi bulaşıcı hastalıkların olduğu bir dönem. Ama Osmanlı'ya baktığımızda bu gibi hastalar su sesiyle, müzik sesiyle, aroma terapiyle, en ileri bitkisel tedavilerle, ileri cerrahi tekniklerle tedavi ediliyor.

İnsanlar her yerden geliyor, milletine, ne olduğuna bakılmadan burada ücretsiz tedavi alıyor. İyileştikten sonra 3 gün yine istirahatte bulunup, evlerine gönderiliyorlar. Osmanlı'nın insana değer veren anlayışını görüyorsunuz.”

– Orijinal kayıtlar ışığında dizayn edildi

Müzenin tamamen dönemindeki tedavi ve sosyal hayatı anlatır tarzda yapıldığını vurgulayan Tabakoğlu, “Ziyaretçilerimiz müzeye girdiğinde adeta 15. yüzyıla dönüyor. Görüyorlar, kulaklarında o zamanın melodileri dolaşıyor, güzel koku alıyorlar, Osmanlı'nın şifalı şerbetlerinden tadıyorlar. Beş duyuyu kullanınca buranın unutulması mümkün olmuyor.” dedi.

Hem UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi'nde yer alması hem de birçok müzecilik ödülünün sahibi olmasının müzenin değerini de ortaya koyduğunu belirten Tabakoğlu, şöyle devam etti:

“Sadece kendi milletimiz, medeniyetlerimizin mensupları değil, Meksika’dan, Kanada’dan, dünyanın dört bir yanından insanlar, UNESCO listesinde olan bu önemli değeri görebilmek için, bu insanlık değerini görebilmek için akın akın geliyor. Geçen yıl 300 bine yakın kişi gelmişti, her geçen gün insanları kendisine daha fazla çekmeye devam edecek.

Her geçen yıl buranın uluslararası ziyaretçisi artıyor. İnşallah yeni müzelerimiz de imaret müzemiz de güzel misafirlerimizle açılacak, daha da önemli bir nokta olacak, giderek büyüyecek inşallah.”

– Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi

Sultan II. Bayezid'in Akkirman seferine çıkarken 1484'te temelini attığı külliye, 1488'de tamamlandı.
Osmanlı döneminde tıbbiye, şifahane ve imarethane görevleri üstlenen külliyede, 1800'lü yıllardan sonra sadece akıl ve ruh sağlığına yönelik tedaviler gerçekleştirildi.
Osmanlı'nın son dönemlerinde Balkan Savaşları'ndan sonra faaliyeti sonlanan ve zarar gören Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi, 1978'de Trakya Üniversitesinin yapıyı bünyesine almasıyla 1986'da restorasyon süreciyle ayağa kaldırıldı.

Müze, 2004'te Avrupa Konseyi Avrupa Müze Ödülü'nü kazandı. 2005'te ise Hırvatistan'ın Dubrovnik kentindeki “Dünya Ödüllü Müzeler Buluşması'”nda en iyi ikinci sunum, 2008'de ise Almanya'nın Köln kentinde en iyi sunum ödülünü aldı.

Osmanlı'da 'İnsana verilen değerin' anlatıldığı müze ilgi görüyor

Osmanlı darüşşifasının sunum ve modellemelerle anlatıldığı II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi, yurt içi ve dışından gelen ziyaretçilerden yoğun ilgi görüyor.

Osmanlı’nın akıl hastalarını su ve müzik sesi, koku ve uğraşla tedavi ettiği devrin akıl hastanesi, dönemin şefkat ve merhametini müze olarak bugüne taşıyor.

Hastane ve tıbbiye olarak iki bölümden oluşan komplekste, devrin tıp eğitimi ve tedavi yöntemlerine tanıklık ediliyor. Dönemin tedavi yöntemleri ile tıbbiye eğitiminin bal mumu heykellerle anlatıldığı müzede, su ve musiki sesi, kokulandırmayla da dönemin havası yaşatılıyor.

“Büyük bir medeniyetin temsilcileriyiz”

Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, müzeyi ziyaret edenlerin tarihlerini, medeniyetlerini, özlerini bulduklarını söyledi.

Müzenin, Avrupa’nın akıl hastalarını öldürdüğü, zincire vurduğu yıllarda Osmanlı medeniyetin insana verdiği değerin önemli bir kanıtı olduğunu ifade eden Tabakoğlu, şunları kaydetti:

“Yıl 1488 yani Avrupa’nın zorluk içinde olduğu, ‘İnsanların içine şeytan girdi.’ diye yakıldığı ve ciddi bulaşıcı hastalıkların olduğu bir dönem. Ama Osmanlı’ya baktığımızda bu gibi hastalar su sesiyle, müzik sesiyle, aroma terapiyle, en ileri bitkisel tedavilerle, ileri cerrahi tekniklerle tedavi ediliyor.

İnsanlar her yerden geliyor, milletine, ne olduğuna bakılmadan burada ücretsiz tedavi alıyor. İyileştikten sonra 3 gün yine istirahatte bulunup, evlerine gönderiliyorlar. Osmanlı’nın insana değer veren anlayışını görüyorsunuz.”

Orijinal kayıtlar ışığında dizayn edildi

Müzenin tamamen dönemindeki tedavi ve sosyal hayatı anlatır tarzda yapıldığını vurgulayan Tabakoğlu, “Ziyaretçilerimiz müzeye girdiğinde adeta 15. yüzyıla dönüyor. Görüyorlar, kulaklarında o zamanın melodileri dolaşıyor, güzel koku alıyorlar, Osmanlı’nın şifalı şerbetlerinden tadıyorlar. Beş duyuyu kullanınca buranın unutulması mümkün olmuyor.” dedi.

Hem UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde yer alması hem de birçok müzecilik ödülünün sahibi olmasının müzenin değerini de ortaya koyduğunu belirten Tabakoğlu, şöyle devam etti:

“Sadece kendi milletimiz, medeniyetlerimizin mensupları değil, Meksika’dan, Kanada’dan, dünyanın dört bir yanından insanlar, UNESCO listesinde olan bu önemli değeri görebilmek için, bu insanlık değerini görebilmek için akın akın geliyor. Geçen yıl 300 bine yakın kişi gelmişti, her geçen gün insanları kendisine daha fazla çekmeye devam edecek.

Her geçen yıl buranın uluslararası ziyaretçisi artıyor. İnşallah yeni müzelerimiz de imaret müzemiz de güzel misafirlerimizle açılacak, daha da önemli bir nokta olacak, giderek büyüyecek inşallah.”

Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi

Sultan II. Bayezid’in Akkirman seferine çıkarken 1484’te temelini attığı külliye, 1488’de tamamlandı.

Osmanlı döneminde tıbbiye, şifahane ve imarethane görevleri üstlenen külliyede, 1800’lü yıllardan sonra sadece akıl ve ruh sağlığına yönelik tedaviler gerçekleştirildi.

Osmanlı’nın son dönemlerinde Balkan Savaşları’ndan sonra faaliyeti sonlanan ve zarar gören Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi, 1978’de Trakya Üniversitesinin yapıyı bünyesine almasıyla 1986’da restorasyon süreciyle ayağa kaldırıldı.

Müze, 2004’te Avrupa Konseyi Avrupa Müze Ödülü’nü kazandı. 2005’te ise Hırvatistan’ın Dubrovnik kentindeki “Dünya Ödüllü Müzeler Buluşması'”nda en iyi ikinci sunum, 2008’de ise Almanya’nın Köln kentinde en iyi sunum ödülünü aldı.

Rusya'da 100 ton araba hurdasından üretilen eserlerin yer aldığı müze – MOSKOVA

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Müzedeki eserlerden görüntüler
– Makinelerin Yükselişi Müzesi Müdürü Anastasiya Guşçina ile röportaj
MOSKOVA (AA) – Rusya'nın başkenti Moskova'da yaklaşık 100 ton araba hurdasından oluşan eserlerin yer aldığı “Makinelerin Yükselişi Müzesi” açıldı.

Moskova'nın Kırmızı Ekim (Krasnıy Oktyabr) binasındaki müze açılışına çok sayıda davetli katıldı.

Yaklaşık 100 ton araba hurdasından üretilen eserler, ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.

Müzede, “Terminatör”, “Transformers”, “Çılgın Max” gibi Hollywood'un ünlü filmlerinden 150 karakter de yer alıyor.

Makinelerin Yükselişi Müzesi Müdürü Anastasiya Guşçina, Rusya'nın diğer kentilerinde benzer müzelere sahip olduklarını belirterek, “Ziyaretçilerin yeni şeyler keşfedeceğinden eminim. Eserlerin sayısı yükseldi.” dedi.

Guşçina, müzede çeşitli etkinliklerin de düzenleneceğini aktardı.

Fatih Sultan Mehmet'in doğduğu şehre adını taşıyan müze yapılacak – EDİRNE

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Saatli Medreseden drone çekimi detaylar
– Vali Ekrem Canalp ile röportaj
– Doç. Dr. Mustafa Göleç ve Prof. Dr. Mehmet Fatih Andı'nın konuşmaları
Fatih Sultan Mehmet'in doğduğu şehre adını taşıyan müze yapılacak
– Edirne Valisi Canalp:
– “Fatih Sultan Mehmet Edirnelidir. Dolayısıyla da Türkiye'de Fatih Müzesi kurulacaksa bunun adresinin de Edirne olması normaldir, doğaldır, olağandır, gereklidir ve gerekliliktir”
EDİRNE (AA) – Fatih Sultan Mehmet'in doğduğu kent Edirne'de, eğitim gördüğü medresede kurulması planlanan müze ile ilgili çalışmalar kapsamında, arama konferansı düzenlendi.

Edirne Saatli Medrese'nin “Fatih Sultan Mehmet Müzesi” olarak düzenlenmesi projesi kapsamında, kentteki bir tesiste düzenlenen “Fatih ve dönemi” adlı arama konferansına katılan Vali Ekrem Canalp, kentte gelecek yıl 9 müzenin faaliyete geçeceğini bunlardan birinin de Fatih Sultan Müzesi olacağını söyledi.

Fatih'in iyi bir komutan, karizmatik bir lider şahsiyet, şair, tarih meraklısı, 6 dil bilen bir bilim adamı olduğunu vurgulayan Canalp, derinliği olan bir şahsiyetin dönemini canlandıracak olmanın gururunu yaşamanın yanında aynı zamanda zorluğunu da bildiklerinin altını çizdi.

– “Edirne: İstanbul'u fetheden kent…”

Edirne'nin İstanbul'u fetheden kent olduğunu ve Edirne'nin Fatih'in kenti olduğunu belirten Canalp, “Fatih Sultan Mehmet Edirneli'dir. Dolayısıyla Türkiye'de Fatih Müzesi kurulacaksa bunun adresinin de Edirne olması normaldir, doğaldır, olağandır, gereklidir ve gerekliliktir” dedi.

Canalp; İstanbul, Fatih Sultan Mehmet ve Trakya üniversitelerinden alınacak destekle Fatih Sultan Mehmet Müzesi'nin Türkiye'deki en iddialı müzelerden biri olacağına işaret etti.

– Gelecek yıl bahar aylarında açılacak

Müzenin kurulmasında iş birliğine gidilen Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesinin rektörü Prof. Dr. Mehmet Fatih Andı da büyük şahsiyetlerin, toplumun geleceğinin inşacısı olduğunu söyledi.

Modern çağın insanlarına görsel olarak sunulanın, diğer algı mekanizmalarını da pekiştirdiğinin bilindiğini ifade eden Andı, Edirne'ye kurulacak müzenin gelecek yılın bahar aylarında açılmasının planlandığını belirtti.

– “Edirne'nin parlak geçmişine saygı duruşu”

Fatih Sultan Mehmet Dönemi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mustafa Göleç ise Fatih Sultan Mehmet'in yaşadığı 49 senenin, Türk tarihinin yıldızı parlak dönemlerinden biri olduğunun altını çizdi.

Tarihi şahsiyetleri anıtlaştırmanın araçları olduğunu anlatan Göleç, müzelerin de bir hafıza mekanı olduğunu anlattı.

Tarihin müzede vücut bulduğunu dile getiren Göleç, “Birbirini görmemiş insanlar ortak bir geçmişi hatırlıyorlar, millet oluyorlar. Fatih Sultan Mehmet Edirne'de doğmuş, burada yetişmiş. Buradan fetihlere çıkmış. Burayı fetihlerinin harekat merkezi olarak kullanmış, burada eserler ve anıtlar, bina etmiş bir tarihi şahsiyettir. Edirne'de bir Fatih müzesinin kurulması, hem bir vefa borcu hem de Edirne'nin parlak geçmişine saygı duruşudur.” diye konuştu.

İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu ve düzenleme kurulunda bulunan akademisyenlerin de katıldığı konferans oturumlarla devam etti.

Arama konferansı yarınki oturumların ardından sona erecek.