Narenciye

Adana'da narenciye hasadı yüz güldürüyor

ADANA (AA) – EREN BOZKURT – Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden Adana’da narenciye üretiminin geçen yıla göre yüzde 22 artışla 1 milyon 650 bin tona ulaşması bekleniyor.

Adana’da 470 bin dönüm alanda üretimi yapılan portakal, mandalina, limon ve greyfurtta hasat devam ediyor.

Geçen yıl 454 bin dekar alanda 1 milyon 355 bin tona yakın üretim yapılan narenciye ürünlerinde, bu yıl rekoltenin yüzde 22 artışla 1 milyon 650 bin tona çıkması bekleniyor.

Narenciye üretimi, bölgedeki çiftçilerin yüzünü güldürüyor.

Adana Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu ve Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, AA muhabirine, kentte havanın sıcak seyretmesi nedeniyle greyfurt dışındaki narenciye ürünlerinde üretimin arttığını söyledi.

Türkiye’nin narenciye ihtiyacının önemli bölümünün bölgeden karşılanmasının yanı ihracat da yapıldığını anlatan Doğan, “Narenciye bizim için çok değerli bir ürün. Çünkü tahıl ürünlerinde dışa bağımlıyız. Narenciyeyi yurt dışına gönderdiğimiz için ülkemize sürekli döviz giriyor. Bu yüzden narenciyenin daha çok desteklenmesi gerekiyor. Bu kapsamda Adana’da her geçen gün narenciye üretimi artıyor. Narenciye ekimi için çok fazla fidan siparişi verildi, fidan bile yetmiyor.” diye konuştu.

Üretimde artış

Doğan, hasadın tüm hızıyla sürdüğünü aktararak, “Türkiye’de 1 milyon 550 bin dönüm ekim alanı var. Bu yıl yaklaşık 5 milyon 400 bin ton narenciye üretimi gerçekleşecek. Adana’da da 470 bin dönüm alanda narenciye üretimi yapılıyor. Kentte bu sezon 1 milyon 650 bin ton narenciye üretimi bekliyoruz.” ifadesini kullandı.

Portakal ve mandalina üreticisi İbrahim Paksoy da verimden memnun olduklarını dile getirerek, narenciyenin yüzlerini güldürdüğünü kaydetti.

Geçen seneye göre verimin daha fazla olduğuna dikkati çeken Paksoy, “Bu sezon portakal ve mandalina üretimi geçen seneye göre daha fazla. Meyve bolluğu yaşıyoruz. Bu da bizi mutlu etti.” dedi.

Narenciye üreticilerinden “ilaç kalıntılı ürün” iddiasına tepki

ADANA (AA) – Adana'daki narenciye üreticileri, "Rusya Federasyonu'ndan geri çevrilen hastalıklı ve ilaç kalıntılı ürünlerin Adana'da pazara sürüldüğü" iddialarının gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, oda binasında Seyhan, Yüreğir, Karataş ziraat odası başkanları ve Adana Turunçgil Üreticileri Birliği ile ortaklaşa düzenlediği basın toplantısında, son yıllarda narenciye ekim alanlarının arttığını ve Adana'daki ürünlerin marka haline geldiğini söyledi.

Geçen kış aylarının bölgede ılıman geçmesiyle tüm zirai zararlıların popülasyonunda anormal artışlar olduğuna dikkati çeken Doğru, Akdeniz meyve sineği ile mücadele konusunda ise Adanalı narenciye üreticilerinin başarılı bir sınav verdiğini aktardı.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile yaptıkları görüşmelerde popülasyondaki artıştan duydukları endişeleri dile getirdiklerini hatırlatan Doğru, "Bakanımızın yakın ilgisi neticesinde bölgemizde sıkça kullanılan Akdeniz meyve sineği ile mücadele tuzaklarına verilen destek dekara 50 liradan 80 liraya çıkarılmıştır. Valimiz Mahmut Demirtaş, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü'nün verdiği büyük destek, tarım il ve ilçe teşkilatlarımızın yakın takibi ve çiftçimizin duyarlı davranışıyla Adana'da eşine ilk kez rastlanacak entegre bir mücadele yapılmıştır." diye konuştu.

– Haberlere tepki

Doğru, çiftçilerin ve idarecilerin dayanışmasıyla elde edilen başarıya rağmen bazı haber kanallarında yanlış ve eksik bilgiyle yapılan yayınların kendilerini üzdüğünü dile getirdi.

"Rusya Federasyonu'ndan geri çevrilen hastalıklı veya ilaç kalıntılı ürünlerin Adana'da pazara sürüldüğü" yönündeki televizyon haberlerini eleştiren Doğru, şöyle devam etti:

"Adana'daki narenciye üretiminin büyük bir bölümü 'İyi Tarım Uygulaması' kapsamında yapılıyor. Ürünler, kalıntı analizleri yapılıp, hasat öncesi bahçelerde kalite kontrolü yapıldıktan sonra satın alınarak ihraç edilmektedir. Çiftçilerimiz kendi çocuğuna yedirmeyeceği hiçbir ürünü piyasada satmayacak kadar bilinçli ve inançlıdır. Narenciye ihracatçılarımız, Rusya Federasyonu tarafından uygulanan tarife dışı engellemeler ve bazı gümrüklerde analiz bahanesiyle gereğinden fazla bekletilerek bozulan narenciyelerin geri gönderildiğini doğrulamaktadır. Ancak bu durum insan sağlığına zararlı ilaç kalıntısı veya hastalık sebebi değildir. Sadece bürokratik engellemelerden ve sudan sebeplerden dolayıdır."

Doğru, narenciye ve yaş meyve sebze kabul koşullarının daha ağır olduğu Avrupa Birliği ülkelerine rahatça ihraç edildiğini ve herhangi bir geri bildirimle karşılaşmadan pazara ulaştığına dikkat çekti.

Narenciye ihracatının yarıya yakınının yapıldığı Rusya Federasyonu'nda uygulanan bu yavaşlatmaların piyasaya yansıdığını vurgulayan Doğru, bu durumun hasat zamanı gelmesine rağmen malını satamayan çiftçileri tedirgin ettiğini, sorunun çözümü için de yetkililerden destek beklediklerini kaydetti.

Narenciye bahçelerinin koruyucusu laboratuvar böcekleri

ANTALYA (AA) – Antalya’da faaliyet gösteren Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü (BATEM) laboratuvarında, narenciye ve nar zararlısı unlubit ile mücadelede kullanılması için yılda yaklaşık 10 milyon faydalı böcek üretiliyor.

Turunçgil ve nar unlubiti ile biyolojik mücadelede çok etkili olan, bulunduğu bahçede unlubite karşı kimyasal ilaç kullanımı gerektirmeyen Cryptolaemus motrouzieri avcı böceği ile Leptomastix dactylopii parazitoidi, Türkiye faunasında bulunmuyor.

1965 yılında Avustralya’dan ithal edilen ve Türkiye şartlarında kışı geçiremeyen söz konusu böceklerin üretimi sürekli olarak BATEM laboratuvarında yapılıyor ve üreticiye satılıyor.

BATEM Müdür Yardımcısı Ali Öztop, AA muhabirine yaptığı açıklamada, BATEM laboratuvarında yıllık yaklaşık 7-8 milyon parazitoit ve 3-3,5 milyon civarında avcı böcek üretme kapasitesi bulunduğunu söyledi. Bu çerçevede geçen yıl ortalama 3 milyon avcı böcek ve 7 milyon parazitoit üretimi yapıldığını, 1,5 milyon avcı böcek ve 3 milyon civarında paraziot sattıklarını anlatan Öztop, “Bu 2 böcek özellikle turunçgil, nar, muz, gül başta olmak üzere süs bitkileri ve subtropik meyvelerin çoğunda kullanılabiliyor. Unlubit zararlısının olduğu tüm bitkilerde kullanılıyor ve oldukça da başarılı sonuçlar veriyor.” diye konuştu.

Öztop, turunçgil bahçelerinde genellikle mayıs ayında unlubit zararlısının çıkmaya başladığını, bu zararlının hortumu vasıtasıyla meyvenin öz suyunu emerek meyveye yüzde 30 ile yüzde 100 arasında değişen oranlarda zarar verdiğini bildirdi.

Unlubit zararlısının verimi neredeyse 5 kat düşürdüğüne işaret eden Öztop, şöyle devam etti:

“Yani bir ağaçtan ortalama 250 meyve alıyorsunuz, unlubit geldiği zaman 50 sağlam meyveyi ancak alırsınız. Unlubit sapla meyvenin birleştiği yerde zarar yaptığı için meyvenin dökülmesine de sebep oluyor, bu şekilde fiziki kayıplar da var. Üretime ve ihracata ciddi zarar veriyor.”

7 kez ilaçlamaya karşı bir kez böcek salımı

Unlubit zararlısına karşı üreticinin mayıs ayından başlayarak hasadın başladığı aralık ayına kadar ayda en az bir kez olmak üzere ortalama 7-8 ilaçlama yaptığını ifade eden Öztop, şunları söyledi:

“İlacın etki süresine ve havanın sıcak olduğu aylara göre bazen ayda 2 kez ilaçlama yapılıyor ve hasada kadar 9-10 kez bile ilaçlama yapılıyor sadece bu zararlı için. Bunun haricinde başka zararlılar da var, onlar için de ayrı ilaç atmanız gerekiyor. Maliyetleri topladığınız zaman oldukça yüksek ama mayıs ayında unlubit çıktığında siz bu böceği tedarik eder ve bahçeye salarsanız, unlubit için yılda ortalama 7-8 kez atmanız gereken kimyasal ilaçtan kurtuluyorsunuz.

Bu iki böcek bahçelere salındığı zaman ilaç atılmasına kesinlikle gerek kalmıyor. Bu böcekler unlubiti doğada kokusundan buluyor ve yiyor. Sadece böceği yiyor, meyveye bir zarar vermiyor. İlaç atılmadığı için meyvede kalıntı gibi bir problem de olmuyor. Bunun bir de şu faydası var, sadece ilaçtan kurtulmuyorsunuz, aynı zamanda 1-2 sene sonra bahçenizde doğal denge de oluşmuş oluyor. Diğer zararlıların faydalıları da çoğalmış oluyor. Mesela kırmızı örümcek de turunçgillerde bir sorundur. Bunun da ülkemizde birçok doğal düşmanı var. Bahçenizde doğal düşmanlar çoğaldığı için bir sene sonra bahçenizde kırmızı örümcek için de ilaç atmamaya başlıyorsunuz. Yani böcekleri kullanarak biyolojik yolla yaptığımız yöntem şu anda dünyadaki en sağlıklı mücadele yöntemi.”

350 lira yerine 57 lira maliyet

Sadece unlubit düşünüldüğü zaman en az 7 ilaçlama yapan bir çiftçi için mazot ve traktör masrafları hariç sadece ilaçlama için her seferinde dekara 50 liralık ilaç maliyeti bulunduğunu, 7 ilaçlamanın maliyetinin de ortalama 350 lira olduğunu anlatan Öztop, “Bizim böceklerin maliyeti ise ağaç başına 2 lira 30 kuruş. Turunçgil bahçesinde bir dekarda 20-25 ağaç olduğunu düşünürseniz bir dekarın maliyeti 57 lira. 7 ilaçlama için 350 lira maliyet olduğunu düşünürseniz, bu böceği yılda bir kez salarak, 57 lira ile bir yıldan kurtulabiliyorsunuz.” dedi.

Öztop, 57 liralının 50 lirasının da biyolojik mücadele desteği olarak devletten geri alındığına dikkati çekti.

Çiftçi çok fazla bilmiyor

Antalya’da 35-37 milyon civarında turunçgil ağacı bulunduğunu, bunların çok küçük bir bölümünün biyolojik mücadeleyle korunabildiğini kaydeden Öztop, çiftçilerin biyolojik mücadele yöntemlerini çok fazla bilmediğini söyledi.

Öztop, laboratuvarda ürettikleri böceklerin tümünü satmaları halinde Antalya’nın ihtiyacının ancak yüzde 5’inin karşılanacağına dikkati çekerek, özel sektörün bu işe girmesi gerektiğini dile getirdi.

Ağaç başına 10 avcı böcek ve 20 paratizoit bırakıldığını belirten Kırışık, böceklerin Türkiye’nin kendi faunası içinde bulunmadığını ve hava sıcaklığı 8 derecenin altına indiğinde öldüğünü dile getirdi.

Avcı böceklerin doğada 51 gün, parazitoidin ise 15 gün kaldığını, sıcaklık 8 derecenin altına düşmediği sürece kendi neslini devam ettirdiğini aktaran Kırışık, laboratuvar ortamında ise avcı böceklerin kitlesel olarak 28-33 gün, paraziotin de 15-17 günde üretildiğini kaydetti.