New York Times

Beyaz Saray'dan New York Times'ın iddiasına ilişkin açıklama:

WASHINGTON (AA) – Beyaz Saray, Rusya'nın Taliban bağlantılı militanlara Afganistan'daki Amerikan askerleri ve koalisyon güçlerini öldürmeleri için gizlice para teklif ettiği istihbaratı olduğu iddialarına ilişkin, Başkan Donald Trump'a bu konuda bir bilgilendirme yapılmadığını açıkladı.

New York Times'ın, söz konusu istihbaratın mart ayında Trump ve Ulusal Güvenlik Konseyi'ni bilgilendirdiğini iddia etmesi üzerine, Beyaz Saray Sözcüsü Kayleigh McEnany açıklamada bulundu.

ABD'nin bir günde binlerce istihbarat raporu aldığına ve bunların dikkatle incelendiğini belirten McEnany, "Beyaz Saray genelikle istihbarat ya da iç konuşmalar hakkında bilgi vermez ancak CIA Direktörü, Ulusal Güvenlik Danışamanı ve Özel Kalem Müdürü, ne başkan Trump'ın ne de Başkan Yardım Yardımcısı Mike Pence'in Rusya konusunda bilgilendirildiğini teyit ediyor." ifadesini kullandı.

McEnany, "Söz konusu istihbarat hakkında bir açıklama yapmıyoruz ancak New York Times'ın, Trump'ın bu konuda bilgilendirildiği iddiası doğruyu yansıtmamaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

– New York Times'ın iddiası

New York Times gazetesi, ABD'li istihbarat yetkilileri ve bulgularına dayandırdığı haberinde, Avrupa'da suikast girişimleriyle de bağlantısı olan Rus istihbarat biriminin, Taliban militanlarına Afganistan'daki Amerikan askerini öldürmeleri için para teklif ettiğini iddia etmişti.

ABD'li yetkililerin, Rusya'nın Amerikan askerini öldürmeleri için militanlara para teklif ettiği istihbaratını, yakalanan Taliban mensuplarının sorgusu sırasında öğrendiği aktarılmıştı.

Söz konusu istihbaratın ABD Başkanı Donald Trump ve Ulusal Güvenlik Konseyi ile mart ayında paylaşıldığı belirtilen haberde, yönetimin diplomatik nota ile durumun Moskova'ya bildirilmesinden, birtakım yaptırımlar uygulanmasına kadar çeşitli seçenekleri görüştüğü kaydedilmişti.

Online toplantı platformu Zoom'a güvenlik incelemesi

NEW YORK (AA) – New York Times’ta yer alan habere göre, New York Başsavcılığından online video konferans uygulaması Zoom’a gönderilen yazıda, veri gizliliği ve bilgi güvenliği uygulamalarına ilişkin bilgi talep edildi.

Mektupta, uygulamadaki güvenlik açıkları konusunda yavaş davranıldığı ve bunun da endişeye yol açtığı belirtildi. Uygulamanın güvenlik duvarının son zamanlarda artan kullanım trafiğine uygun olmadığının düşünüldüğü ve Zoom’un bu hususu dikkate alıp almadığının merak edildiği kaydedildi.

Öte yandan, Boston Federal Soruşturma Bürosu (FBI), Kovid-19 salgını sırasında internet üzerinden yapılan konferans ve online eğitim uygulamalarının “hacklendiği” yönünde şikayetler aldıkları uyarısında bulundu.

Geçen günlerde internet korsanlarının, Zoom aracılığıyla yapılan toplantıları hackleyerek cinsel içerikli, ırkçı ve nefret mesajı yaydıkları haberlere yansımıştı.

New York Times, sözde Orta Doğu barış planını yorumladı: Ciddiye alınması en zor plan

NEW YORK (AA) – Amerika’nın önde gelen gazetesi New York Times (NYT), ABD Başkanı Donald Trump’ın sözde Orta Doğu barış planının öncekilere kıyasla “ciddiye alınması en zor plan” olarak niteledi.

Gazetenin yayın kurulunca kaleme alınan makalede, Trump’ın sözde barış planı için “Uzun zamandır beklenen bu ‘anlaşma’, İsrail’in sağ kanadına istediklerini veriyor.” ifadeleri kullanıldı.

Makalede, şu görüşlere yer verildi:

“Nereden bakarsanız bakın, ‘Yüzyılın Anlaşması’ olarak lanse edilen plan, başı belada olan iki politikacının yeniden seçilmek için, Netanyahu mart başında ve Trump kasımda, kendi sağcı tabanını memnun etmeye çalışan gündem değiştirmeye yönelik alaycı bir girişimi olarak görünüyor. Analistler, anlaşmanın daha doğmadan öldüğünü ve daha da kötüsü, Amerika’nın gelecekteki arabuluculuk rolünden feragat ettiğini ilan etti.”

Bölgede barış ihtiyacına rağmen söz konusu planı, en pragmatik ve bitkin Filistinlilerin bile kabul etmesinin zor olduğu vurgulanan makalede, Trump’ın düşündüğünün aksine planın Filistinliler tarafından reddedilebileceği kaydedildi.

Planın, uzun vadede İsrail’e nasıl bir fayda sağlayacağını görmenin de zor olduğuna işaret edilen makalede, şu değerlendirmelerde bulunuldu:

“Filistin’in bir devlet olmayacağını görmek için önerilen ‘devlet’ haritasına ve planın bazı ayrıntılarına sadece bir göz atmak yeterli. İsrail tarafından tanımlanan güvenlik gereksinimlerine tabi olarak köprüler, yollar ve tünellerle bağlandığı varsayılan bir etnik adalar yaması olacak. Başka bir deyişle, plan zaten şu an var olan duruma benziyor.”

Trump’ın planının, İsrail’e neredeyse tüm İsrail yerleşimlerini ve Ürdün Vadisi’ni hemen ilhak etme hakkı verdiğine dikkati çekilen makalede, plan kabul edilse bile sonunda İsrail’in 4 yıl sonra Filistin Devletini kabul edip etmeyeceği endişesi de dile getirildi.

Makalede, sözde önerilen Filistin Devleti’nin İsrail askeri gözetiminde olacağının altı çizilerek, “Filistinliler, planda istenilen bir dizi katı koşulları yerine getirse bile; bu 4 yıllık sürenin sonunda kendisine etkili olarak belirsiz bir şekilde veto hakkı verilen İsrail, koşulların karşılanıp karşılanmadığına karar verecek.” ifadelerine yer verildi.

Trump’ın sözde barış planının, İsrailli milliyetçilerle kendi Yahudi ve evanjelik bağışçılarının isteklerini yansıttığı vurgulanarak, “Plan, anlamlı bir Filistin egemenliği veya halkının durumunda gerçek bir gelişme için umut vaat etmiyor görünüyor.” yorumu yapıldı.

Trump’ın sözde barış planı

ABD Başkanı Trump dün İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Beyaz Saray’da düzenlediği ortak basın toplantısında tek taraflı sözde Orta Doğu barış planını kamuoyuna açıklamıştı.

Sözde barış planı kapsamında Kudüs’ün, İsrail’in “bölünmez” başkenti olarak kabul edileceğini ifade eden Trump, planın bağımsız bir Filistin devleti ve Filistinliler için “son şans” olduğunu iddia etmişti.

Planın açıklandığı toplantıya Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Umman’ın Washington büyükelçileri de katılmıştı.

New York Times Esed rejiminin işkence hapishanelerini yazdı

NEW YORK (AA) – New York Times (NYT) gazetesi, iç savaşın sekizinci yılına girdiği Suriye’de rejimin gizli hapishanelerinde ayak tırnakları sökülen, üzerine benzin dökülerek yakılan, tecavüze uğrayan, ağzına silah dayanan tutukluların maruz kaldığı işkenceleri ortaya koyan bir haber yayımladı.

Gazete, ulaştığı belgeler, kurbanlar ve kurbanların yakınlarıyla yaptığı röportajlarla rejimin sekiz yıl boyunca hapishanelerde tutuklulara ne tür işkenceler yapıldığını aktardı.

Rejim karşıtı barışçıl gösteriler düzenlerken tutuklanan Muhannad Ghabbash adlı bir hukuk fakültesi öğrencisi, tutuklu olduğu sürede saatlerce bileklerinden asıldığını, elektrik şoku verildiğini ve ağzına silah dayandığını anlattı.

12 günlük işkencenin ardından bombalı saldırı düzenleyeceği yönünde uydurma bir ifade vermeye zorlandığı ifade eden Ghabbash, daha sonra Şam’da bir hava üssündeki hapishaneye götürüldüğünü, burada kendisine soğuk suyla işkence yapıldığını, kendisi ve diğer tutuklulardan köpek gibi havlamaları ve eşek gibi anırmaları istendiğini, yapmadıkları takdirde dayağa maruz kaldıklarını, bazılarınınsa tecavüze uğradığını belirtti.

Ayak tırnakları söküldü

Ayak tırnaklarının söküldüğünü ve bir gün serbest kalması halinde mahkemeye göstermek umuduyla sökülen tırnaklarını sakladığını ancak kıyafetlerine el konulduğunu anlatan Ghabbash, tutuklu olduğu hapishane bir ayda 19 kişinin hastalık ve işkence nedeniyle öldüğünü ve 19 ay tutuklu kaldıktan sonra bir hakime rüşvet verilerek serbest bırakıldığını dile getirdi.

2013 yılında Türkiye’ye sığınan Ghabbash, Gaziantep’te yaşıyor ve Suriyeli mültecilere yardım ediyor.

Hapishanede üzerine benzin dökülerek yakıldı

Hapishaneden kurtulan ve Suriye’de ailesinin güvenliğinden endişe duyduğu için kimliğini gizleyen ve kendisini Khalil olarak tanıtan kişi ise genç bir tutuklunun üzerine benzin dökülerek yakıldığına şahit oluğunu anlattı.

Yaralanan göstericilere yardım ettiği ve muhaliflere ilaç temin ettiği için ”teröristlere yardım etmekten” suçlanıp tutuklanan Mariam Khleif ise tutuklu bulunduğu sırada tecavüze uğradığını söyledi.

Sednaya hapishanesinde tutuklu olan ve serbest bırakıldıktan sonra İstanbul’a kaçan Fakir isimli kişi ise buz gibi odalarda battaniye verilmeden tutulduklarını, sudan mahrum bırakıldıklarını ve tutuklu bir arkadaşının dişinin enfeksiyon kaptığını, ”çenesinin kafası kadar şiştiğini” ve tedavi edilmediği için hayatını kaybettiğini aktardı. Fakir, bazı tutukluların ise çıplak bir şekilde yatağa zincirlendiğini ifade etti.

Rejim hapishanelerinde 128 bin kişi kayıp ya da öldü

Suriye İnsan Hakları Ağının verilerine yer verilen haberde, rejimin gizli hapishanelerinde 128 bin kişinin kaybolduğuna, bu kişilerin ölmüş olabileceğine, yaklaşık 14 bin kişinin de işkenceden öldüğüne dikkat çekiliyor.

Rejim, DEAŞ’tan daha fazla kişi tutukladı

Suriye’de rejimin terör örgütü DEAŞ’tan daha fazla kişiyi tutukladığına da işaret edilen haberde, ölümlerin ve işkencelerin sorumlularının cezalandırılacağına dair çok az umut olsa da Fransız ve Alman savcıların Suriyeli üç eski güvenlik görevlisini tutukladığı ve Suriye Ulusal Güvenlik Başkanı Ali Mamlouk ve Hava Kuvvetleri İstihbarat Direktörü Jamil Hassan hakkında uluslararası yakalama emri çıkardığı kaydedildi.