Nükleer Silah

İran: “ABD'nin nükleer anlaşma hakkında söz hakkı yok”

ANKARA (AA) – İran Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler (BM) yaptırımlarını geri getirebilmek için 2018'de tek taraflı çekildiği nükleer anlaşmaya dahil olma çabasına girişen ABD'nin anlaşmayla ilgili konular hakkında söz hakkı bulunmadığını belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak adlandırılan nükleer anlaşmadan çekilmesinin ikinci yıl dönümünde yazılı açıklama yayımladı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"KOEP'ten nefret eden ABD, anlaşmadan çıktı ve onu ihlal etti. Anlaşmaya bağlı kalanları da cezalandırmaya çalışıyor. ABD, nükleer anlaşmayla ilgili meseleleri gündeme getirecek konumda değildir."

– Nükleer anlaşma ve ABD'nin BM yaptırımlarını geri getirme çabası

İran ile ABD, Rusya Çin, Fransa, İngiltere ve Almanya (P5+1) arasında 2015 yılında Tahran'ın nükleer faaliyetlerinin düzenlendiği ve denetim altına alındığı bir anlaşma imzalanmıştı. Anlaşma 16 Ocak 2016'da BM Güvenlik Konseyi tarafından 2231 sayılı kararla desteklenerek yürürlüğe girmişti.

ABD Başkanı Donald Trump'ın göreve gelmesinin ardından Washington, 8 Mayıs 2018'de anlaşmadan tek taraflı çekilerek İran'a yeniden yaptırım uygulamaya başlamıştı. Anlaşmanın diğer taraflarından Washington'o durdurmasını isteyen ancak bunda başarılı olamayan İran, Temmuz 2019'da nükleer anlaşmanın bazı maddelerini, 5 Ocak'ta da anlaşmadan kaynaklanan tüm taahhütlerini askıya aldığını açıklamıştı.

Nükleer anlaşma kapsamında ekimde sona ermesi beklenen BM'nin İran'a yönelik silah ambargosunun kaldırılmasına karşı çıkan ve İran'a BM yaptırımlarını geri getirmeye çalışan ABD yönetimi, nükleer anlaşmadan ayrılmasına rağmen halen anlaşmanın bir parçasıymış gibi hareket etmeye çalışıyor.

New York Times gazetesi, 26 Nisan tarihli haberinde, ABD yönetiminin, İran'a yönelik BM'nin uyguladığı ve ekimde sona erecek silah ambargosunu uzatmak ve bu ülkeye BM yaptırımlarının uygulanmasına yol açacak yaptırımlar için anlaşmanın tarafı olduğu argümanıyla BMGK üyelerine baskıya hazırlandığını yazmıştı.

Anlaşmanın dayandığı 2231 sayılı BMGK kararının KOEP'ten bağımsız bir karar olduğunu savunan ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise geçen hafta ülke medyasına yaptığı açıklamada, "BMGK'nın 2231 sayılı kararı, KOEP'ten ayrı ve biz katılımcılardan biriyiz. Katılımcılar da ambargoların kaldırılmasını engelleyebilir." değerlendirmesinde bulunmuştu.

Tahran yönetimi ise Washington'ın nükleer anlaşmadan ayrıldığını ve dolayısıyla nükleer anlaşmayı destekleyen 2231 sayılı kararla ilgili de söz hakkı olmadığını ifade ediyor.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani dün kabine toplantısında yaptığı konuşmada, silah ambargosunun öngörülen tarihte kaldırılmamasının ağır sonuçları olacağı uyarısında bulunmuştu.

Ruhani, "Bu konuda neler yapacağımızı P5+1 ülkelerinin liderlerine gönderdiğim mektubun son paragrafında belirttim. Onlar bunun sonucunun ne kadar ağır olacağını biliyor." ifadelerini kullanmıştı.

Pompeo ve Lavrov'dan “silah kontrolü” görüşmesi

WASHINGTON (AA) – ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Rus mevkidaşı Sergey Lavrov'un, silah kontrolü anlaşmasına ilişkin telefon görüşmesi yaptığı bildirildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Morgan Ortagus, Pompeo ve Lavrov arasında yapılan görüşmeye ilişkin yazılı açıklama yayımladı.

Görüşmede ABD ve Rusya arasındaki nükleer silahların kontrolü anlaşmasının tartışıldığı kaydedilen açıklamada, ayrıca yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele ve diğer ortak meselelerin de ele alındığı belirtildi.

– Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması

ABD Başkanı Ronald Reagan ve Sovyetler Birliği lideri Mihail Gorbaçov tarafından 1987 yılında imzalanan anlaşma, karadan havaya atılabilen ve 500 ile 5 bin 500 kilometre arasında orta menzilli nükleer füzelerin yasaklanmasını öngörüyor. Anlaşma, denizden ateşlenen füzeleri kapsamıyor.

INF Anlaşması, nükleer silahlı füzeleri 30 yılı aşkın süredir Avrupa topraklarından uzak tutuyordu. Anlaşmanın ana amacı, Doğu ve Batı Almanya'daki kamplaşma döneminde Avrupa'da nükleer savaş riskini azaltmaya yönelikti. Nükleer savaş tehdidini ortadan kaldırmayı hedefleyen anlaşma kapsamında, 4 yılda yaklaşık 2 bin 700 füze imha edilmişti.

Anlaşmanın bozulması halinde, ABD'nin, NATO müttefiklerini zorlayacağı ve şubat ayından sonra füzelerini yeniden Avrupa topraklarına konuşlandıracağı ihtimali üzerinde duruluyor.

Bu bağlamda, yeni füze yapımı zaman alacağından ABD cephaneliğindeki mevcut ve karadan fırlatmaya daha hızlı uyarlanabilecek orta menzilli silahların kullanılacağı belirtiliyor.

ABD yönetimi, Rusya'nın, Rusya yönetimi ise ABD'nin INF Anlaşması'nı ihlal ettiğini savunuyordu.

Ruhani: “Silah ambargosu kalkmazsa bunun sonuçları ağır olur”

İSTANBUL (AA) – İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Tahran'a uygulanan silah ambargosunun kaldırılmamasının ağır sonuçları olacağını söyledi.

İran devlet televizyonuna göre Ruhani, Bakanlar Kurulu toplantısında yaptığı konuşmada, "Amerikalılar silah yaptırımının kalkmasına karşı çıkıyor. ABD yönetimi şunu iyi bilmelidir ki, silah ambargosunun kalkması nükleer anlaşmanın bir şartıdır. Eğer silah ambargosu kalkmaz ise bunun sonuçları ağır olur." dedi.

Ruhani, silah ambargosunun kaldırılmaması durumunda Tahran yönetiminin atacağı adımlara ilişkin ayrıntı vermezken, "Bu konuda neler yapacağımızı P5+1 ülkelerinin liderlerine gönderdiğim mektubun son paragrafında belirttim. Onlar bunun sonucunun ne kadar ağır olacağını biliyor." ifadelerini kullandı.

– İran'a silah ambargosunun tarihçesi

Eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın 2006'da uranyum zenginleştirme faaliyetini başlatması sonrası Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), İran'a birtakım yaptırım kararı aldı. Tahran yönetimine nükleer faaliyetlerini durdurma çağrısının yapıldığı 31 Temmuz 2006 tarihli 1696 sayılı kararda, İran'a nükleer başlıklı füzeye ulaşabileceği her türlü ürünün satışı yasaklandı. Aynı yıl 23 Aralık'ta alınan 1737 sayılı kararla önceki karar vurgulandı ve söz konusu alanlarda İranlı öğrencilere eğitim yasağı getirildi. 24 Mart 2007'deki 1747 sayılı kararda ise ağır silahların satışı durduruldu. Türkiye ve Brezilya'nın ret oyu kullandığı 9 Haziran 2010'daki 1929 sayılı kararda ise var olan yasaklara askeri silahların satışı da eklendi.

BMGK'nin 5 daimi üyesi (İngiltere, ABD, Çin, Fransa, Rusya) ve Almanya ile İran'ın, 2015 yılında imzaladığı nükleer anlaşmada, İran'a uygulanan "tank, zırhlı savaş araçları, ağır topçu sistemleri, savaş uçakları, saldırı helikopterleri, savaş gemileri, füzeler veya füze sistemleri" gibi silahlara getirilen yasakların 5 yıl sonra 18 Ekim 2020'de kaldırılmasına ilişkin bir madde yer alıyor.

Putin'den 'nükleer silahlarda Rusya'nın lider olduğu' iddiası

MOSKOVA (AA) – Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, başkent Moskova’da Manej Fuar Merkezi’nde Federal Meclise hitaben yaptığı konuşmada, uluslararası, bölgesel ve silahlanmayla ilgili konulara değindi.

Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki durumun kontrolsüz şekilde geliştiğine dikkati çeken Putin, “Bölgesel sorunlar uluslararası toplum için tehdit haline geldi.” dedi.

Putin, bölgedeki sorunların çözümü konusunda doğrudan diyaloğun kurulması gerektiğini belirterek “Nükleer silaha sahip 5 ülke (ABD, Rusya, İngiltere, Fransa, Çin), insanların korunması ve sürdürülebilir gelişimin sağlanmasından sorumludur. Bu ülkeler, küresel savaşın sebeplerini ortadan kaldıracak süreci başlatmalıdır.” diye konuştu.

Rusya’nın kimseyi tehdit etmediğini ve güvenlik konusunda gerekli adımları zamanında attığını savunan Putin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ulusal güvenliği güçlendirmek için zamanında ve yeterli adımlar attık. Sovyet dönemi ve günümüz dahil ilk defa tarihte nükleer silah varlığımız konusunda hiç kimseyi yakalamaya çalışmıyoruz. Tam tersine dünyadaki diğer ülkelerin, Rusya’nın sahip olduğu silahları üretmesi bekleniyor. Fakat bu alanda dünyadaki gelişmeleri takip ve analiz ederek ileriye doğru hareket etmeliyiz.”

Toplantının bu yıl 16’ncısı yapıldı

Rusya Devlet Başkanı Putin’in Federal Meclise hitaben yaptığı konuşma bir saat sürdü. Söz konusu toplantının bu yıl 16’ncısı düzenlendi.

Toplantıya, Federasyon Konseyi üyeleri, Duma milletvekilleri, hükümet üyeleri, yüksek mahkeme başkanları, bölge başkan ve valileriyle farklı dinlerin temsilcileri dahil 1300 davetli katıldı.

Yaklaşık 900 yerli ve yabancı gazetecinin takip ettiği Putin’in konuşmasında öne çıkan önemli ifadeler, Moskova’nın farklı yerlerinde binalar üzerinde kurulan dev ekranlardan yansıtıldı.

Muhabir: Ali Cura,Dmıtrı Chırcıu