Nuri Demirağ

Sivas'ta hava ulaşımına kar engeli

SİVAS (AA) – Sivas'ta hava muhalefeti nedeniyle bazı uçak seferleri iptal edildi.

Sivas Nuri Demirağ Havalimanı yetkililerinden alınan bilgiye göre, sabah ve öğle saatlerinde yapılması planlanan TK 2658 sefer sayılı İstanbul-Sivas ve TK 2659 sefer sayılı Sivas-İstanbul seferleri, yoğun kar yağışı ve sis nedeniyle karşılıklı kaldırıldı.

Öte yandan Şanlıurfa'dan kalkan ve Suudi Arabistan'a gidecek umre yolcularını taşıyacak FRE 9154 sefer sayılı uçak, hava muhalefeti nedeniyle Sivas Nuri Demirağ Havalimanı'na iniş yapamayınca Kayseri'ye yönlendirildi.

Umreye gidecek kafilede yer alan yaklaşık 150 kişinin havalimanındaki bekleyişi sürüyor.

Yetkililer, görüş mesafesinin düşük olması nedeniyle uçuşların iptal edildiğini, pistte herhangi bir sorun olmadığını ve umre yolcularını taşıyacak uçağın da gün içerisinde yeniden havalimanına gelerek kalkış yapacağını kaydetti.

Nuri Demirağ'ın torunu Onaral, dedesinin uçağını deneyimledi

İSTANBUL (AA) – Havacılık sektörüne tamamı yerli ilk eğitim ve yolcu uçaklarını kazandıran Nuri Demirağ'ın torunu Prof. Dr. Banu Onaral, merhum dedesinin tasarladığı Nu. D36 uçağının sanal gerçeklik (VR) simülasyonunu deneyimledi.

Türkiye'nin en büyük teknoloji etkinliği TEKNOFEST İstanbul Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali, (TEKNOFEST İstanbul) ikinci gününde, teknoloji tutkunlarını ağırlamaya devam etti.

Festivalde standı bulunan Teknopark İstanbul, TEKNOFEST İstanbul'a, Nuri Demirağ'ın tasarladığı ve Türkiye'nin ilk üretim ve tasarım uçaklarından biri olan Nu. D36 uçağının simülasyonu ile katıldı.

Festivalde Teknopark İstanbul standını ziyaret eden Nuri Demirağ'ın torunu Prof. Dr. Banu Onaral, stantta yer alan Nu. D36 uçağının VR simülasyonunu deneyimledi. 1930'lu yılların İstanbul'u üzerinde uçak kullanma deneyimi yaşayan Onaral, stanttaki gençlere hitap etti.

Merhum dedesinin Türkiye'de yenilikçiliği ve inovasyonu temsil ettiğini belirten Onaral, gençlere, "Tarihinizi okuyun." tavsiyesinde bulundu.

– "Öncelikle okumalı, tarihinizi bilmelisiniz"

ABD'deki Drexel Üniversitesi'nde Biyomedikal Mühendisliği Bilim ve Sağlık Sistemleri alanında görev yapan Prof. Dr Onaral, pilotların zihinsel aktiviteleriyle uçuş kontrol sistemleri arasında etkileşimi hızlandıran sistemler geliştirdiklerini söyledi.

Teknopark İstanbul'un ve Türk sivil havacılık sanayisinin geleceğine inandığını ifade eden Onaral, şöyle konuştu:

"Uçak tasarlamak, yapmak, onu üretmek zor bir iş değil. Benim dedem bunu yıllar önce yapmayı başardı. Önemli olan insanların satın almak isteyeceği uçaklar üretmek, ticarileşmiş uçaklarla dünya piyasasında yer almak. Bunu da yapacak olan siz gençlersiniz. Teknoloji ve havacılık alanında önemli başarılara imza atmak için öncelikle okumalı, tarihinizi bilmelisiniz. Bu, size gerekli azmi ve heyecanı sağlayacaktır."

Onaral, havacılıkla ilgilenen gençlere, İsmail Yavuz tarafından yazılan "Mustafa Kemal'in Uçakları" ve Fatih Dervişoğlu'nun "Nuri Demirağ-Türkiye'nin Havacılık Efsanesi" kitaplarını okumalarını tavsiye etti.

– "Ülkemizin Milli Teknoloji Hamlesi'ne katkı sunmaya devam edeceğiz"

Teknopark İstanbul Genel Müdürü Bilal Topçu da TEKNOFEST İstanbul'a katılım sağlayarak gençlere uçuş deneyimi yaşatmaktan ve Demirağ'ın torunu Onaral'ı stantlarında ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını ifade etti.

Festival ziyaretçilerinin uçuş etkinliğine yoğun ilgi gösterdiğini ve bu ilgiden büyük memnuniyet duyduklarını dile getiren Topçu, TEKNOFEST İstanbul'un, Türkiye'nin aydınlık geleceğine hizmet eden en önemli etkinliklerden biri olduğunu vurguladı.

Topçu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu festivali Milli Teknoloji Hamlesi çerçevesinde çok çok önemli buluyoruz. Savunma sanayimizin inovasyon merkezi olarak da burada yer almaktan gurur duyuyoruz. Türkiye'de hayata geçirilen yüksek teknoloji geliştirmelerinin yurt dışına ihracı da giderek artıyor. Teknopark İstanbul olarak büyük bir bölümü savunma sanayi teknolojisi olmak üzere 2018 yılında 24 milyon doları aşkın ihracat gerçekleştirdik. Bu rakamın önümüzdeki yıllarda katlanarak artacağını ve ülke ekonomimize büyük katma değer sağlayacağını düşünüyoruz. Teknoparkımızda bulunan tüm şirketlerimizle ülkemizin Milli Teknoloji Hamlesi'ne katkı sunmaya devam edeceğiz."

– Simülasyon olabildiğince gerçekçi hale getirildi

Teknopark İstanbul kuluçka merkezi mezunlarından Orka şirketinin sanal gerçeklik ile hazırladığı oyunda, İstanbul'un gerçek yükseklik haritası kullanıldı. Simülasyona Nuri Demirağ'ın fabrikasının planları alınarak fabrika modellendi. İlgili fiziksel mekanın özellikleri, 1930'larda bulunduğu bölgeye yerleştirildi.

Deneyim, Nu D.36 isimli uçağın elde bulunan kaynaklardaki resim ve planlardan modellenip gerçek motor gücü ve uçuş bilgileri eklenerek olabildiğince gerçekçi hale getirildi.

Standı ziyaret eden gençler, VR başlık takarak uçağı 1930'ların İstanbul'u üzerinde uçurdu. Uçuşu başarıyla tamamlayanlara uçuş sertifikaları verildi.

– Teknopark İstanbul, 10 patentle Buluş Fuarı'nda

Bu arada, Teknopark İstanbul, teknoparkın kuluçka merkezi Cube Incubation'da faaliyet gösteren 10 şirketin de festivale katılımını destekledi.

4. İstanbul Uluslararası Buluş Fuarı'nda, firmalarının 10 patenti ile katılım sağlayan Teknopark İstanbul, festivale adeta çıkarma yaptı.

Nuri Demirağ Kimdir?

Nuri Demirağ, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları inşaatının ilk müteahhitlerindendir. Türkiye’nin 10 bin km’lik demiryolu ağının 1250 km’lik bölümünün inşasını gerçekleştirmiş ve Nuri Demirağ’a bu nedenle kendisine Mustafa Kemal Atatürk tarafından “Demirağ” soyadı verilmiştir. Cumhuriyet döneminin sayılı zenginleri arasına girmiş ve hayırseverliği ile tanınmış bir iş adamıdır.

Nuri Demirağ, Türkiye’de ilk uçak fabrikasının kuruluşu, ilk sigara kağıdı üretimi, ilk yerli paraşüt üretimi gibi ilkleri gerçekleştiren, İstanbul Boğazı üzerine köprü yapılması, Keban’a büyük bir baraj yapılması düşüncelerini ilk kez gündeme getiren kişidir. Özellikle havacılık sanayisinde başarıları ile anılır. Aynı zamanda Nuri Demirağ, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk muhalafet partisi olan Milli Kalkınma Partisi’nin kurucusudur.

Nuri Demirağ, 1886 yılında, Sivas’ın Divriği ilçesinde dünyaya geldi. Babası Mühürzade Ömer Bey, annesi Ayşe Hanım’dır. Üç yaşında iken babasını kaybetti, annesi tarafından büyütüldü.

Nuri Demirağ, ortaöğrenimini Divriği Rüştiye Mektebi’nde tamamladıktan sonra okuldaki başarısı nedeniyle öğretmen yardımcısı olarak bir süre kendi okulunda görev yaptı. 1903’de Ziraat Bankası’nın açtığı memurluk sınavını kazanarak Kangal kazasındaki şubeye, bir yıl sonra ise Koçgiri Şubesi’ne atandı. 1906-1909 arasında Erzurum vilayetinde kıtlık yaşanmıştı. Nuri Bey, 1909’da, depolarda bırakılan buğday ve tahılları kişisel inisiyatifini kullanarak halka uygun bedelle sattı. Bu yüzden hakkında soruşturma açıldı ve aklandı.

Nuri Demirağ, 1910’da Maliye Bakanlığı’nın sınavını kazandı ve maliye memuru oldu. Beyoğlu Gelirler Müdürlüğü’nde memur olarak İstanbul’a atanmıştı. Kısa süre sonra Hasköy Mal Müdürü oldu. Maliyenin her kademesinde çalıştı. Bir yandan da Maliye Mekteb-i Alisi’nde gece derslerine katılarak yüksek öğrenimini yaptı. 1918’de maliye müfettişi oldu. Beyoğlu ve Galata dolaylarında görev yaparken I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmış bir devletin memuru olarak bazı hakaretlere maruz kalmıştı. Bu hakaretleri sindiremediği için istifa etti.

Mesude Hanım ile evlenen Mehmet Nuri Bey’in bu evlilikten Galip ve Kayı Alp adlı iki oğlu, Mefkure, Şukufe, Süveyda, Süheyla, Gülbahar ve Turan Melek adlarında kızları dünyaya geldi. Karikatürist Salih Memecan’ın eşi AK Parti milletvekili Nursuna Memecan torunudur.

İlk Türk Sigara Kağıdı
Maliye müfettişliğini bıraktıktan sonra ticaret yapmanın yollarını arayan Nuri Bey, 1918’de, yabancıların tekelinde olan sigara kağıdı işine girdi. Eminönü’de küçük bir dükkânda ilk Türk sigara kağıdı yapımını başlattı. Ürettiği sigara kağıdına “Türk Zaferi” adını verdi. Türk Zaferi sigara kâğıtları Kurtuluş Savaşı vermekte olan Türk halkı tarafından büyük ilgi gördü. Nuri Bey, bu ilk girişiminden büyük kazanç elde etti.

Milli Mücadele Yılları
Mehmet Nuri Bey, milli mücadele döneminde İstanbul’da sigara üretimi ve ticaretle uğraşırken bir yandan da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Maçka Şubesi’nin yönetti.

Demiryolu İnşaatı
Kurtuluş Savaşı’ndan bağımsız bir devlet olarak çıkan Türkiye Cumhuriyeti, ülkenin ulaşım sorununa demiryolları ile el atmıştı; amaç, en kısa sürede demiryolu ağını genişletmekti. 1926’da Samsun-Sivas demiryolu yapımını üstlenen Fransız şirketi işi bırakınca ilk etapta yapılacak yedi kilometrelik kısım için açılan ihaleye giren Mehmet Nuri Bey, çok düşük bir fiyat vererek ihaleyi aldı. İşin geri kalan kısmı da denemek üzere kendisine verildi. Tapu dairesinde mühendis olan kardeşi Abdurrahman Naci Bey’i de memuriyetinden istifa ettirip kendisine ortak yapan Mehmet Nuri Bey artık Türkiye Cumhuriyetinin ilk demiryolu müteahhidi olmuştu. Kardeşi ile birlikte çalışarak Samsun-Erzurum, Sivas-Erzurum ve Afyon-Dinar hattını 1012 kilometrelik demiryolunu bir yıl gibi kısa bir sürede tamamladı. Çok dağlık ve kayalık arazide balyozlarla dağları delerek tünel açmak zorunda kalmalarına rağmen işlerini zamanında tamamladılar. Başarılarından ötürü 1934 yılında Atatürk kendisine ve kardeşi Abdurrahman Naci Bey’e Demirağ soyadı verdi.

İnşaat İşleri
Nuri Bey, demiryolu yapımı sürerken çeşitli büyük inşaat projelerine de başladı. Karabük Demir Çelik, İzmit Selüloz, Sivas Çimento ve Bursa Merinos tesislerini, Eceabat Havalimanı’nı, Haliç kenarında İstanbul Hal Binası’nı inşa etti.

Boğaz Köprüsü Projesi
1931 yılında İstanbul Boğazı’na köprü inşası projesini başlattı. Yurtdışından uzmanlar getirerek incelemeler yaptırdı; San Francisco’daki Golden Gate Köprüsü ile aynı sistemde bir köprü inşa etmeleri için Golden Gate’i inşa eden firmayla anlaştı. Tüm hazırlıkları bitmiş olan projeyi 1934’te cumhurbaşkanı Atatürk’e sundu. Cumhurbaşkanı tarafından beğenilse de proje hükümetten onay alamadı ve proje gerçekleşmedi. Bu, Nuri Demirağ’da çok büyük bir hayalkırıklığı yarattı.

Siyaset Yaşamı
Nuri Demirağ, THK aleyhine açtığı davasını kaybettikten sonra, Türkiye’de adalet kavramının gelişmesi için tek-partili yönetim anlayışının değiştirilerek çok-partili demokratik düzenin getirilmesi gerektiğine inanmıştı. Bu düşünceyle siyasete atıldı. 1945 yılında Türkiye’nin ilk muhalafet partisi olan Milli Kalkınma Partisi’ni kurdu. Parti, 1946 ve 1950 seçimlerinde meclise giremedi. 1954 seçimlerinde Demokrat Parti’den adaylığını koydu, Sivas milletvekili oldu. Çölleşme, tarım ve hayvancılıkta gerileme, enerji, barajlar, köprüler, limanlar hakkında çalışmalar yaptı.

13 Kasım 1957’de İstanbul’da şeker hastalığı nedenile hayatını kaybetti. Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Uçak fabrikası ve gök okulu
“Avrupa’dan, Amerika’dan lisanslar alıp uçak yapmak kopyacılıktan ibarettir. Demode tipler için lisans verilmektedir. Yeni icat edilenler ise bir sır gibi, büyük bir kıskançlıkla saklanmaktadır. Binaenaleyh kopyacılıkla devam edilirse, demode şeylerle beyhude yere vakit geçirilecektir. Şu halde Avrupa’dan ve Amerika’nın son sistem tayyarelerine mukabil, yepyeni bir Türk tipi vücuda getirilmelidir.”

Devrin en zengin iş adamı olan Nuri Demirağ, 1936 yılında devletin ilk uçak fabrikasına kurma girişimine başladı. O yıllarda ordunun uçak ihtiyacı halktan ve zengin işadamlarından toplanan bağışlarla karşılanmaktaydı. Kendisinden uçak satın almak için başlatılan bir bağış kampanyasına katılması istendiğinde “Benden bu millet için bir șey istiyorsanız, en mükemmelini istemelisiniz. Mademki bir millet tayyaresiz yaşayamaz, öyleyse bu yaşama vasıtasını başkalarının lütfundan beklememeliyiz. Ben bu uçakların fabrikasını yapmaya talibim.” sözleriyle karşılık vermişti.

Nuri Demirağ, fabrikayı memleketi Divriği’de kurmayı planlamıştı. Ancak öncelikle İstanbul’da bir deneme atölyesi kurulacaktı. Bu amaçla Çekoslovak bir şirketle anlaştı. İstanbul’da Barbaros Hayrettin Paşa İskelesi’nin yanında atölye binası inşa edildi (Deniz Müzesi’nin solunda bulunan büyük sarı bina). Deneme uçuşlarını yapabilmek için Yeşilköy’deki Elmaspaşa Çiftliği’ni satın aldı ve üzerinde büyük bir uçuş sahası, hangarlar ve uçak tamir atöleysi yaptırdı. Uçuş sahası, Avrupa’nın en büyük havalimanı olan Amsterdam Havalimanı büyüklüğünde idi. Bu alan, günümüzde Uluslararası İstanbul Atatürk Havalimanı olarak kullanılır.

Uçakları kullanacak Türk pilotların yetişmesi için bir havacılık okulu kurmak gerekiyordu. Pistin bulunduğu arazide Gök Okulu kuruldu. Okul, 1943 yılında kadar 290 pilot yetiştirdi. Yeşilköy’deki Gök Okulu’ndan önce Divriği’de de bir Gök Ortaokulu açtı. Sivas’ın hiçbir ilçesinde ortaokul yokken açılmış bu okulda öğrencilerin tüm masrafları karşılanıyor; öğrenciler havacılığa özenmeleri için İstanbul’a getirtilip uçuş dersleri veriliyordu.

Beşiktaş’taki uçak fabrikasında üretilecek uçak ve planörlerin planını Türkiye’nin ilk uçak mühendislerinden Selahattin Reşit Alan çizdi. 1936’da ilk tek motorlu uçak üretildi ve Nu.D-36 adı verildi. 1938’de Nu.D-38 adlı çift motorlu 6 kişilik yolcu uçağı yapıldı. NuD-38, 1944 yılında dünya havacılığı yolcu uçakları A sınıfına alındı. İlk uçak siparişini 1938 yılında Türk Hava Kurumu (THK) verdi.

Nuri Demirağ, havacılık alanında çalışmalarına 1939’da Türkiye’nin ilk yerli paraşüt üretimini gerçekleştirerek devam etti. 1941’de tamamen Türk yapımı ilk uçak İstanbul’dan Divriği’ye uçtu. Nuri Demirağ’ın oğlu ve Gök Okulu’nun ilk mezunlarından olan Galip Demirağ, bu uçuşta pilot idi.

THK tarafından sipariş edilen 65 planör kısa sürede teslim edildikten sonra; NuD-36 adlı 24 eğitim uçağı tamamlanmış, deneme uçuşları İstanbul’da gerçekleşmişti.

Uçak fabrikasının kapanması
THK’nın siparişi olan ve son olarak İstanbul’dan Eskişehir’e uçan uçakların teslimi için Eskişehir’de bir kez daha test uçuşu yapılması talep edilmiştir. Selahatin Reşit Alan, 1938’de Nu.D-36 uçağıyla iniş yaparken, çevredeki hayvanlar hava alanına girmesin diye pistte açılan hendeği görmez ve hendeğe düşer. Reşit Alan bu kazada vefat eder. Bu kazadan sonra THK siparişi iptal etti. Nuri Demirağ, mahkemeye verdiği THK ile yıllar süren bir mahkeme sürecine girdi. Mahkeme THK lehine sonuçlandı. Ayrıca uçakların yurt dışına satılamaması için bir de kanun çıkartılır. Bu yüzden sipariş alamayan fabrika 1950’li yıllarda kapanır. Beşiktaş’ta üretilen uçakların uçuş deneme testleri ve gök okulu için yapılan pistler, hangarlar, üzerlerindeki bütün yapılı binalar o yıllarda dünyanın en büyük havalimanı Amsterdam Havalimanı büyüklüğündaki bütün kurulu tesisler istimlak edildi. Bu havalimanı günümüzdeki Atatürk Havalimanı’dır.

İspanya, İran ve Irak’tan alınan siparişler engellendi; elde kalan uçaklar hurdacıya satıldı. Nuri Demirağ’ın davayı kaybettikten sonra hükümet üyeleri ve cumhurbaşkanına mektuplar yazarak yanlışlığın düzeltilmesi için yaptığı girişimler başarısız oldu; fabrika tekrar açılamadı.

Araştırmacı-yazar Akkurt ‘Nuri Demirağ’ı anlattı

BURSA

Araştırmacı-yazar Hüseyin Caner Akkurt, Türkiye’de girişimcilik ruhunun önemli isimlerinden olup ilk yerli uçağı yapan Nuri Demirağ’ın 1936’da uçak yaptığını ancak devamına izin verilmediğini belirterek, “O dönem önü açılsaydı bugün dünya devleriyle yarışır olacaktık.” dedi.

Akkurt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tarihe not düşen, iz bırakan birçok Türk girişimci ve bilim adamının yer aldığını söyledi.

Yıllardır anılmayan, unutulmaya yüz tutan ama tarihi dönem noktalarında önemli işler yapan bu değerli isimleri mühendislere, girişimci ruhlara ve gençlere anlatmak istediklerini belirten Akkurt, “Onların açtığı yolda bizler neler yapabiliriz, tarihten örnek alarak neler gerçekleştirebiliriz, konuşmak gerekiyor. Nuri Demirağ da bu kişiler, değerler arasında önemli bir isim.” dedi.

Sultan 2. Abdülhamid’in devletin bekasını kurtarmak için hareket ettiği dönemlerde Almanya ile ittifak yapıldığını hatırlatan Akkurt, “İhanet ya da vatanı satmak olarak görmemek lazım, konjonktürel bakmak lazım. Osmanlı topraklarına gözünü dikmiş bir Avrupa var. Buradan bir çıkış yolu arayan lider var. Özellikle İngiliz ve Fransızların oyunları, Osmanlı topraklarındaki emellerini ortadan kaldırmak için çıkar yol olarak görüyor ve Almanlar ile ittifak içine giriyor. Bu ittifakla askeri modernizasyon başlıyor. Hem askeri modernizasyon hem de demiryolu projelerinin yapılmasıyla ilgili anlaşma yapılıyor. Bu anlaşma içinde demiryollarının geçtiği bölgelerin 20 kilometre sağı ve solu olmak üzere yer altı ve üstü madenlerinin çıkarılması işletilmesi, Almanya’ya götürülmesi, yerinde işletilip satılması Almanlara ait oluyor.” diye konuştu.

Demirağ’ın, böylesine zorlu bir çağda, 1886 yılında Sivas’ın Divriği ilçesinde dünyaya geldiğini anlatan Akkurt, onun, 1906’da Ziraat Bankasının açtığı sınavı kazanıp göreve başladığını söyledi.

Memuriyet yıllarında bile girişimci ve vatansever olduğunu ortaya koyan adımlar atan Demirağ’ın, zekasıyla İstanbul’da Maliye Bakanlığına geçtiğini dile getiren Akkurt, “Azmi ve dürüst çalışmalarından dolayı maliye müfettişliğine yükseliyor. Bir denetimden dönerken Rum gençleri kendisine sataşıyorlar, başındaki fesi alıp yere atıyorlar. Bir şey yapamamak Nuri Demirağ’ı kahrediyor. Bir şey yapamamanın üzüntüsünü yaşıyor ve istifa ediyor.” ifadelerini kullandı.

Sigara kağıdı üretimiyle ticarete atıldı

Akkurt, daha sonra Nuri Demirağ’ın ticarete atıldığını, düşük bir birikimle o dönemlerde gayrimüslimlerin elinde bulunan sigara kağıdı üretimine başladığını anlattı. Akkurt, şöyle devam etti:

“Bir süre sonra bu işini sonlandırıyor. O dönemlerde demiryollarının yerli müteahhitlerce yapılmasıyla ilgili yönerge çıkıyor. Yabancı şirketlerin verdiği fiyatların çok altında fiyat vererek kazanıyor. Memleket faydasına ve kendi yapacağına inandığı için düşük fiyat verdiğini anlatıyor. Başarılı demiryolu ağı kurduktan sonra aklına daha büyük girişimci fikirler geliyor. 1931 yılında ABD’ye giderek Golden Gate köprüsünü inceliyor. Yapan şirket ve mühendisleriyle bir araya geliyor proje çizdiriyor. 1933’te Mustafa Kemal’e hazırladığı projeyi Salih Bozok aracılığıyla sunuyor. Mustafa Kemal, Demirağ’ın İstanbul’a boğaz köprüsü yapma fikrini çok beğeniyor ama o dönemde Çankaya ile İnönü hükümetinin arası açık. Ciddi problemleri var. Mustafa Kemal çok da İnönü hükümetiyle yüz göz olmak istemiyor, hükümete havale ediyor konuyu.”

“Köprüden İsmet İnönü ve Ali Çetinkaya geçemez”

İsmet İnönü’nün başbakan, Ali Çetinkaya’nın bakan olduğu o dönemlerde projenin onaylanmadığını belirten Akkurt, “Ali Çetinkaya ile Nuri Demirağ’ın yıldızları barışmıyor. ‘Feribotla bu işi yapıyoruz buradan sadece zenginler geçer.’ diye bu projeye karşı çıkıyorlar. Peşini bırakmıyor. ‘Çocuklarıma torunlarıma yapmaları için tembihleyeceğim, köprüyü yaptırdığımda köprünün girişine tabela astıracağım buradan İsmet İnönü ve Ali Çetinkaya geçemez diye yazdıracağım.’ diyormuş.” ifadelerini kullandı.

Milli sanayinin gelişmesi için uçak üretiyor

O dönemki projenin bugünkü 3. köprünün prototipi olduğunu belirten Akkurt, şöyle devam etti:

“1934 yılından bahsediyoruz. Sene 2018. 2017’de açıldı köprü. 1934 yılında üzerinden demiryolunun da geçtiği yayaların da kullanacağı 4 şeritli köprü tasarlıyor. Şu anda yeni tasarlandı. o dönemki ufka bakın. O dönemlerde ciddi alay konusu bile oluyor. Yaptığı demirağlardan dolayı Atatürk’ün takdirini kazanıyor ve soyadı kanunuyla Demirağ soyadını Atatürk bizzat kendisi veriyor. 1935 yılına gelindiğinde bağışlar toplanarak Fransız ve İtalyanlardan uçak alınıyor. ‘Yabancılardan uçak alınırsa milli sanayimizin gelişmesi mümkün değil’ diyor ve uçak yapımına talip oluyor orada çalışmalara başlıyor.”

Nuri Demirağ’ın 17 Ekim 1936’da mühendis Selahattin Alan’ı da yanına alarak Beşiktaş’ta uçak fabrikası inşaatına başladığını anlatan Akkurt, “1937’de eğitim Nu.D-36 eğitim uçağını yapıyor. Türk Hava Kurumu, 10 eğitim uçağı ve 65 planör siparişi veriyor. Bu uçakların yapımına başlıyor. 1944 yılında Nu.D-38 uçağını tamamlıyor. Bu uçak yolcu uçağı ve savaş zamanında çok rahatlıkla bombardıman uçağına dönüştürülecek özelliği var.” dedi.

Akkurt, İstanbul’da teslimi yapılması gerekirken çeşitli bahaneler ve zorlamalarla uçağın Eskişehir’in İnönü ilçesinde teslim edilmesinin kararlaştırıldığını vurgulayarak, şartnamelere aykırı olan teslim için uçağı Selahattin Alan’ın pilot koltuğunda İnönü’ye getirmek üzere yola çıktığını söyledi.

Yerli uçaklar yerine Fransa’dan alıyorlar

İnönü’de manda yetiştiriciliği olduğu için bu hayvanların havaalanına girmemesi için çevresine geniş hendekler açıldığını anlatan Akkurt, şunları kaydetti:

“Selahattin Alan hendeği görmediği için iniş sırasında uçak kırıma uğruyor. Türk Hava Kurumu hızla karar veriyor, uçakların teknik şartnameye uymadığını belirtip ihale sürecini durduruyorlar, pilotaj hatasını kabul etmiyorlar. Nuri Demirağ, mücadeleyi bırakmıyor bilirkişi heyetleri oluşturuluyor. Motor gücünün teknik şartnamenin üzerinde olduğunu ispatlamasına rağmen başarılı olamıyor. Aslında o dönemlerde Türk Hava Kurumu, Fransa’yla uçak anlaşması yapmış. Dertleri ipe un sermek. Amaçları Nuri Demirağ’ın uçaklarını almamak. Mahkeme sonuçlanmadan Fransa’dan uçakları alıp getiriyorlar, orada 4-5 yıl uçmuş uçaklar alınıyor. O dönem çok ciddi paralar aktarılıyor. Sadece yerli girişime yerli sermayeye karşı çıkanlar değil küresel güçler de devreye giriyor. Defalarca İsmet İnönü’ye yazdığı mektuplar var. Ne söylese ne yapsa Ankara’ya sesini duyuramıyor.”

Yaptığı uçakların dünyada ses getirdiğini belirten Akkurt, İspanya, Mısır ve İran’dan heyetlerin gelip uçakları incelediğini ifade etti.

Heyetlerin motor gücünden, performansına ve teknik şartnamelerine kadar yaptıkları incelemelerin ardından uçakları almaya karar verdiğini vurgulayan Akkurt, “Uçakları satın alacaklar. ‘Satamazsın bunlar kritik savunma sanayi malzemesi satamazsın’ diyorlar. Ne alıyorlar ne satıyorlar. O dönemde yerli girişimciler devlet tarafından desteklenmiyor. Şakir Zümre’nin mühimmat fabrikasını soba fabrikasına çevirmesi bundandır. Bu kadar beyin gücünün o dönemde bir araya gelmesi ve devletin bunu değerlendirmemesi büyük vebaldir. Nuri Demirağ, 1936’da uçak yapıyor ama izin verilmiyor. O dönem önü açılsaydı bugün dünya devleriyle yarışır olacaktık.” diye konuştu.

Akkurt, milli sanayi denildiğinde aynı çizginin halen var olduğunu belirterek, “Çizgi aynı çizgi milli sanayi dediğimizde Şakir Zümreler, Nuri Demirağ ve Necmettin Erbakanlar ile bugünkü iktidar aynı çizgideler. Bu çerçevede şimdilerde çok önemli projeler hayata geçiriliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Muhabir: Zafer Akpınar