'Teknolojiyi kontrolsüz kullanan çocuklar obez oluyor' uyarısı

Anadolu Üniversitesi (AÜ) Açıköğretim Fakültesi Sosyoloji Bölümü Sosyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Eraslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, teknolojinin çocuklar tarafından eğitim ve öğretim alanında kullanımının düşük, oyun ve zaman tüketmek amacıyla kullanımının ise yüksek olduğunu söyledi.

Ebeveynlerin kendi sosyal hayatlarındaki rahatlığı sağlamak uğruna çocukları cep telefonu, bilgisayar ya da tablete yönlendirerek hata yaptığını belirten Eraslan, şöyle konuştu:

“Akşam ezanıyla eve giren çocukların yerini ancak şarjı bitince sosyalleşebilen bir nesil aldı. Prizlere yakın yaşayan, tuvalete dahi cep telefonu ya da tabletle giden çocuklar obezite, duruş bozukluğu, duygusal ve sosyal bozukluklar yaşamaya başladı. Ebeveynlerin gerçek hayatın daha güzel ve eğlenceli olduğunu, teknolojik aletlerin sadece bir araç olarak kullanılması gerektiğini çocuklarına anlatması gerekiyor. Fakat tam tersine anne ve babalar ‘Sen gidip tabletinle oynasana’ diyerek, kendilerine zaman oluşturmanın formülünü kontrolsüz teknoloji kullanımıyla sağlıyor. İleride çocuklarını hastane hastane gezdirip ‘neden bu kadar kilo aldı’ sorusunun cevabı çok açık. Çünkü çocuklar dağda, kırda koşmak yerine tabletin içindeki karakterleri koşturdu.”

“Çocukların hayatı prize bağlı”

Eraslan, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 2018 yılında yapılan “Türkiye’de Çocukların Yeni Medya Kullanım Alışkanlıkları ve Siber Zorbalık Araştırması” verilerine de değinerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Verilerine göre ilköğretim öğrencilerinin yüzde 41’inin bilgisayarları kendi odasında. Çocukların yüzde 56’sı cep telefonunu her gün kullanıyor. Öğrenciler, tek bir iletişim aracı seçmek zorunda kalsalardı hangisini seçeceklerine yönelik soruya yüzde 75 oranla cep telefonu yanıtını verdi. Çocukların hayatı prize bağlı. Elektrik gittiğinde konuşamayan, dertleşemeyen bir nesil yetiştirmemek lazım. Burada görev bizlere, ebeveynlere düşüyor.”

Artan ekran kullanımının beraberinde omurga, omuz, dirsek, el ve el bileğinde ağrılara yol açıp hareket kısıtlılıkları ile birlikte yaşam kalitesinde azalmaya yol açtığına işaret eden Eraslan, “Literatürde tablet, bilgisayar, cep telefonu gibi kullanım yaygınlığı artan teknolojik cihazların fiziksel gelişim üzerindeki bu olumsuz etkilerinin yanı sıra, zamanın büyük bölümünde internet kullanan ve bilgisayar oyunları oynayan çocukların sosyal gelişimlerinin önemli ölçüde gerilediği, bu çocukların öz güvenlerinin düşük, sosyal endişe düzeylerinin ve saldırganlık davranışlarının yüksek olduğu saptanmıştır. Teknolojiyi doğru kullanmayı öğrenmek zorundayız.” dedi.

Gençlerde stres, hareketsizlik, sigara ve obezite kalp krizi sıklığını artırıyor

İSTANBUL (AA) – Medicana Avcılar Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Naser Can, değişen yaşam tarzları, stres, hareketsizlik, sigara, obezite gibi faktörlerin gençler arasında kalp krizi görülme sıklığını arttırdığını bildirdi.

Medicana'dan yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Can, doğuştan kalp anormalliği olan kişilerin kalp hastalığı kontrolleri rutin şekilde yapılmadığında genç yaşta kalp krizi görülebildiğini aktardı.

Değişen yaşam tarzları, stres, hareketsizlik, sigara, obezite gibi faktörlerin de gençler arasında kalp krizi görülme sıklığını arttırdığını belirten Can, şunları kaydetti:

"Kalbimiz sürekli olarak dolaşımda olan kanı vücudumuza pompalar. Vücudumuzdaki hücrelerin besin ve oksijen ihtiyaçlarının karşılanması, organların ve dokuların görevlerini yerine getirebilmeleri için elzemdir. Bu nedenle kalp hayati bir organdır. Dolaşımda olan kan, 'koroner arter' adı verilen atardamardan kalbe pompalanır. Kanın kalbe pompalanamaması durumu 'kalp krizi' olarak adlandırılır. Ani gelişen kalp krizine tıpta 'akut miyokard infarktüs' denir. Kalp krizi sonucu kalp kasları oksijensiz kalır ve kalp dokusu zarar görür. Kalp krizi sonucunda yaşamı tehdit eden ciddi sonuçlar doğabilir.

Kalp krizi, çeşitli genetik ve çevresel faktörler nedeniyle oluşabilir. En bilinen ve sık rastlanan sebebi, kalbi besleyen atardamarın tıkanmasıdır. Halk arasında damar sertliği olarak bilinen ateroskleroz; damarlarda yağ, kolesterol gibi maddelerin birikmesiyle oluşur. Bu birikintilere 'plak' denir. Kalbi besleyen atardamarlarda oluşan ya da vücudun başka yerinde oluşup atardamara ulaşan bu plaklar, atardamarı tıkayarak kalp krizine neden olabilir. Kalp krizi, yalnızca damar sertliğinden ötürü meydana gelmez. Doğuştan kalp, damar veya kalp kapakçıklarında bulunan yapısal bozukluklar ya da ritim bozukluğu gibi durumlar da kalp krizinin oluşma nedenleri arasındadır."

– "Gençlerin kalp krizi geçirme olasılığı akıllara gelmiyor"

Naser Can, uzun yıllar boyu kalp krizinde en önemli risk faktörünün yaş olduğunun düşünüldüğünü aktararak, "Halk arasında da kalp krizinin genellikle ileri yaşta bireyleri etkilediği söylenir. Gençlerin kalp krizi geçirme olasılığı ise akıllara gelmez. Oysaki sigara, alkol ve madde kullanımı, genetik yatkınlıklar ve doğuştan gelen anatomik bozukluklar gençlerde kalp krizi risk faktörleri arasındadır." ifadelerini kullandı.

Yaşam tarzlarının değişmesiyle obezite, diyabet, yüksek tansiyon ve yüksek LDL kolesterol düzeylerine sahip genç yetişkinlerin sayısının günden güne arttığını vurgulayan Can, bu hastalıklara sahip kişilerin kalp krizi geçirme riskinin bu durumlara sahip olmayan kişilere göre daha yüksek olduğunu kaydetti.

Can, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ayrıca, ailesinde (birinci dereceden yakınında) kalp hastalığı ya da kalp krizi hikayesi olan kişilerin de kalp krizi geçirme olasılığı yüksektir. Bir bütün olarak değerlendirildiğinde, düşük hayat kalitesi, sağlıksız beslenme, sigara kullanımı ve doğuştan gelen kalp ve damar yapılarındaki yapısal bozukluklar, gençlerde kalp krizi görülme riskini artıran başlıca nedenlerdendir.

Erken yaşlarda meydana gelen kalp krizi, önlem alınmadığı ve tedavi edilmediğinde ileri yaşlarda damar sertliğinin ilerlemesine ve kalp krizinin tekrarlamasına neden olur. Araştırmalar, ortalama 36 yaşında bir kez kalp krizi geçirmiş kişilerin yüzde 30'unun 15 sene içerisinde yaşamını kaybettiğini ortaya koymuştur. Bu nedenle ailesinde kalp hastalığı hikayesi olan, sigara kullanan, obezite, diyabet, yüksek kolesterol gibi risk faktörlerine sahip gençlerin mutlaka uzman bir hekim tarafından değerlendirilmeye alınması gerekir. Kalp krizi riski taşıdığı düşünülen gençlerin profesyonel ya da amatör olarak uğraştıkları spor dallarının da mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir. Kalp krizi riski, bu belirtilen risk faktörleri olmaksızın her yaşta meydana gelebilir. Bu nedenle herhangi bir rahatsızlığı ya da ailede kalp krizi ya da kalp hastalığı hikayesi olmayan kişilerin de her 4 ila 6 senede bir kalp ve damar sağlığının uzman hekimlerce kontrol edilmesi erken tanıda ve önlem almada önemli yer tutar."

“Obezite ile mücadele” alt komisyonu toplandı

TBMM (AA) – Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulu üyesi Prof. Dr. Abdullah Kağan Zengin, obezite cerrahisinin yılda 20 bine yakın yapıldığını, ölüm oranının ise binde 1 civarında olduğunu söyledi.

TBMM Dilekçe Komisyonu bünyesinde kurulan Obezite ile Mücadele Yöntemleri ve Cerrahi Uygulamalardaki Malpraktis İddialarının Araştırılması ve Alınabilecek Önlemlerin Belirlenmesi Alt Komisyonu toplandı.

TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanı ve aynı zamanda Alt Komisyon Başkanı, AK Parti İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır, 2018'de kurulan obezite merkezleriyle tedavinin ücretsiz yapıldığını anımsattı.

"Bariatrik cerrahi" diye adlandırılan kilo kaybında yardımcı olan çeşitli obezite cerrahisi operasyonları sonrası yakınları vefat eden dilekçe sahipleri, komisyonda mağduriyetlerini dile getirdi.

Komisyona katılan mağdur yakını, AK Parti Balıkesir Milletvekili Pakize Mutlu Aydemir, akrabasının da bu ameliyat sonrasında vefat ettiğini söyledi. Aydemir, bu ameliyatları genelde gençlerin yaptırdığını, internet üzerinden yapılan reklam havasındaki yayınlardan etkilendiklerini dile getirerek, komisyonun gayretleriyle bu tip yayınların çoğunun ortadan kalktığını belirtti. Aydemir, ameliyat yerine disiplinli diyet ve spor tavsiyesinde bulundu.

Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanı Dr. Yusuf Tanrıkulu, bu tip ameliyatların öncesi ve sonrası oluşabilecek hata ila komplikasyon arasındaki farklara ve vaka incelemelerine ilişkin bilgilendirme yaptı. Tanrıkulu, hastanın tam olarak aydınlatılmasının önemine dikkati çekti.

Adi Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulu üyesi Prof. Dr. Abdullah Kağan Zengin de yılda 20 bine yakın bu tip ameliyat yapıldığını, bu uygulama sonrası ölüm oranının binde 1 civarında olduğunu kaydetti. Zengin, son 2 yılda ölümle sonuçlanmayan 12 olgu geldiğini, bunların 5'inde komplikasyon sonrası yanlış yönetimden kaynaklandığına karar verdiklerini anlattı. Zengin, 22 vakanın ise ölümle sonuçlanarak kurula geldiğini, bunlardan yüzde 77'sinde kusur bulduklarını bildirdi.

Adalet Bakanı Bilirkişilik Daire Başkanı İzzet Kara, bu tip sağlık davaları için ihtisas mahkemeleri kurulmasının yararlı olacağını söyledi.

– "Obezite merkezlerine gitmeden cerrahi müdahale yapılamayacak"

Türk Tabipleri Birliği temsilcisi, avukat Leyla Verda Ersoy, bariatrik cerrahisi için reklamın çok sakıncalı olduğunu ve yasaklandığını ifade etti. Bu tip ameliyatlardaki komplikasyonların diğerlerine göre yüksek olmadığını belirten Ersoy, kadınların bu operasyonlara daha istekli olduğunu söyledi.

Türk Tabipleri Birliği adına konuşan Prof. Dr. Mehmet Mahir Özmen de obezitenin bir hastalık olduğunu bu ameliyatları bu şekilde değerlendirmek gerektiğini vurgulayarak, basının suçlayıcı dilde bu vakalara yaklaşmamasını istedi.

Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Planlama Daire Başkanı Dr. Yusuf Yavuz, hazırlanan yeni genelgeyle belli bir vücut kitle endeksi altında olanlara ve bazı hastalara, obezite merkezlerine gitmeden, kesinlikle cerrahi müdahale yapılamayacağını kaydetti.

Sağlık turizmi kapsamında gelen hastaların da bu genelgeye dahil olacağını belirten Yavuz, bu tip ameliyatlar öncesi obezite hastalarının merkezlerde 6 ay gibi bir süreç geçirmeden ameliyat yapılmayacağını söyledi. Yavuz, obezite cerrahisi yapabilmek için sertifika modeline de geçmeyi plandıklarını aktardı.

Ordu'da sağlıklı nesiller yetiştirmek için “Obeziteye Karşı Farkındalık Kampanyası” başlatıldı

ORDU (AA) – Ordu'da, sağlıklı nesiller yetiştirmek amacıyla "Obeziteye Karşı Farkındalık Kampanyası" başlatıldı.

Büyükşehir Belediyesi ve iştiraki ORBEL AŞ iş birliğinde başlatılan kampanya ile sağlıklı bir yaşam için bağışıklık sistemini güçlü tutma, bilinçli beslenme, doğal gıdalarda farkındalık ve fiziksel hareketlerin alışkanlık haline getirilmesi hedefleniyor.

Söz konusu alışkanlıkların küçük yaşlarda edinilmesi, sağlıklı nesiller yetişmesine katkı sunulması, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ve benzeri virüslere karşı direnç kazanılması amaçlanan kampanya için Ordu Büyükşehir Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu Salonu'nda imza töreni düzenlendi.

Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler, burada yaptığı konuşmada, doğal besin ile çocukların buluşturulacağı projenin harikulade olduğunu söyledi.

Bağışıklık sitemini güçlü tutmada gıda ve beslenmenin temel olduğunu vurgulayan Güler, "Bunun da esas kaynağı Ordu. Tabiat, doğal güzellikleri ile bizim yerli ürünlerimiz başlı başına geniş bir yelpaze oluşturuyor. Bu bakımdan biz böyle bir avantaja sahibiz." dedi.

Güler, kampanyayı gençlere ve büyüklere faydalı ve hayırlı bir proje olarak sunduklarını dile getirdi.

– Çocuklara bilinçli beslenme "Şakrak" ile anlatılacak

Çocuklara yönelik çalışmalar yapan yazar ve proje uzmanı Ayşe Gül Kara Zorlu ise bunun sadece Türkiye'nin değil, "dünyanın bir projesi olması gerektiğini" savundu.

Zorlu, tüm insanların sağlığı için mücadele ettiğini dile getirerek şöyle devam etti:

"Her şeyin temeli sağlıklı beslenmeden geçiyor. Sağlıklı beslenme için de doğal gıdalar, organik besinler ve en önemlisi gerçekten genetiğiyle oynanmamış, doğal, kanıtlanmış yiyecekler. İşte bunun da Türkiye'deki merkezlerinden bir tanesi Ordu şehrimiz. Ordu'nun temiz havası, doğal besinleri, organik gıdaları, Türkiye'ye değil, dünyaya örnek olmalı. Hazırlamış olduğumuz bu projede sağlıklı beslenmeyi çocuklarımıza anlatacağız. Çünkü bugün biz çocuklarımıza anlatmazsak yarın 50-55 yaşındaki obez hastalarımızın tedavisine geç kalmış oluruz."

Uluslararası araştırmalara göre, obezite hastalarının Kovid-19 veya diğer hastalıklara karşı eğiliminin yüksek olduğunun belirlendiğini kaydeden Zorlu, bağışıklık sistemini güçlendirmek için başlattıkları projede akademisyenlerle çalıştıklarını anlattı.

Zorlu, kampanya çerçevesinde Ordu'yu tanıtan doğal güzellikler ve besinler ile bilinçli tüketimi çocuklara anlatacaklarını aktararak kendi kaleminden çıkan yerli çizgi kahraman "Şakrak" ile de sağlıklı yaşamı buluşturarak anlatım yapacaklarını söyledi.

Konuşmaların ardından Güler ile proje uzmanı Zorlu arasında imzalar atıldı.