Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar

“Nehirlerimizin kirletilmesine müsade etmeyeceğiz”

TEKİRDAĞ (AA) – Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Mehmet Emin Birpınar, "Yatırım yapıyoruz, sadece işletmelerini doğru düzgün yapsınlar istiyoruz. Bu bölgede yapılan denetimleri de sıklaştıracağız. Sadece bu bölge değil, havza bazlı olarak baktığımızda Gediz Havzası'nda da sıkıntıların olduğunu biliyoruz. Nehirlerimizin kirletilmesine müsaade etmeyeceğiz." dedi.

Birpınar, bazı ziyaret ve incelemeler için geldiği Tekirdağ'da Vali Aziz Yıldırım'ı makamında ziyaret etti. Yaklaşık yarım saat süren ziyaretin ardından Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne geçen Birpınar, daha sonra Süleymanpaşa Batı Atık Su Arıtma Tesisinde incelemelerde bulundu.

Burada gazetecilere açıklama yapan Birpınar, belediyelerin çevre ile ilgili sorumluluklarını yerine getirip getirmediklerini incelediklerini söyledi.

Türkiye genelinde arıtma tesislerinin çalışıp çalışmadığını kontrol ettiklerini dile getiren Birpınar, "Türkiye, yerel yönetim seçimlerine gidiyor. Bu dönemde Türkiye'deki bütün belediyelerimizin çevre ile ilgili işlerini yapıp yapmadıklarıyla ilgili çalışma başlattık. Bugün Tekirdağ'dayız. Bütün 81 il ve ilçelerimizdeki belediyelerimize, organize sanayi bölgelerine ait arıtma tesislerinin doğru çalıştırılıp çalıştırılmadığı ve onların faaliyetlerini nasıl yaptıkları, çevreyi kirletip kirletmedikleri, derelere suyu verip vermedikleri ile ilgili geniş bir çalışma başlatıyoruz." diye konuştu.

– "Ayrım yapmıyoruz"

AK Parti iktidarları dönemlerinde nehirlerin kirletilmemesi, toprağın ve havanın korunması amacıyla bir sürü çalışma yapıldığını anlatan Birpınar, hehirlerin kirletilmemesi için çalışmalarına aralıksız devam ettiklerini aktardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde başlattığı çevrecilik anlayışını devam ettirmeye çalıştıklarını vurgulayan Birpınar, Tekirdağ'da 2002'den beri yaptıkları yatırımları anlattı.

Birpınar, çevrenin korunması çalışmalarında belediyeleri desteklediklerini ifade ederek, "Burada herhangi bir şekilde 'hükümetimizin belediyesi' veya 'muhalefetin belediyesi' diye bir ayrım yapmıyoruz. Sırf burada yaptığımız çalışmalar 4 milyarın üzerinde maliyet, merkezi hükümete yük getirmiştir." dedi.

Ergene Nehri'nin yıllarca kirletildiğini ancak son 15 yıldır temizlenmeye başladığını dile getiren Birpınar, "Bu nehir maalesef yıllarca kirletilmiş. Son 15 sene içerisinde yapılan gayretli çalışmalarla burası kontrol altına alınmaya çalışılmış. Buraya yaklaşık 10 OSB yapıldı. Bu OSB'lerin dışında başka faaliyetin yapılmasına bizce müsaade edilmiyor. Bu OSB'lerde doluluk yüzde 75-80'lere gelinceye kadar dışarıda herhangi bir fabrikanın yapılmasına da müsaade etmiyoruz. Çünkü dışarıda yapılan fabrika demek yeniden kirlilik demek." ifadelerini kullandı.

– "Denizin kirlenmemesi için milyarlarca para harcıyoruz"

Tek tek arıtma tesislerinin kontrolünün çok zor olduğunu, bunun için OSB'lerin kurulduğunu hatırlatan Birpınar, şöyle devam etti:

"Çünkü her bir arıtma tesisini ayrı ayrı kontrol etmek demek büyük zahmet. Burada yüzün üzerinde belki iki yüzün üç yüzün üzerinde arıtma tesisi var. Her birini tek tek kontrol etmek yerine bunların hep bir araya getirip belli noktalarda birleştirip orada arıtma tesisleri yapmayı planladık. Bunu da yüzde 80 oranında başardık.

2019 yılı itibarıyla da bu bölgedeki nehirlerin kirletilmemesi noktasında bu artıma tesisleri başarılı olacaktır. Bunları da Marmara Denizi'ne 45 metre altında dört buçuk kilometre içeride derin deşarjda arıttıktan sonra vereceğiz. Bu çalışmalarımız da bitmek üzere. Bu konuda merkezi hükümetin bu bölgeye, bu şehre verdiği destek Türkiye'de hiçbir şehre verilmemiştir. Bu noktada itirazların veya fazla ses çıkartmaların olmasını anlamıyoruz. Çünkü hakikaten inanılmaz bütçe ayırdık. Ergene Havzası'nın korunması ve kirletilmemesi, daha temiz akması, toprağın, suyun, denizin kirlenmemesi için milyarlarca para harcıyoruz."

Arıtma tesislerinin işletilmesinin de doğru yapılması gerektiğini vurgulayan Birpınar, "Sadece bu tesislerin yapılması yetmiyor. Bunların bir de denetlenmesi gerekiyor. Aynı zamanda iyi işletilmesi gerekiyor. Biz bu tesisleri yapıyoruz, sonra belediyelere ve OSB'lere teslim ediyoruz. Bunların buraya doğru dürüst elemanlarla bunları çalıştırmaları lazım. Kimyasalları koyup buraları çalıştırmaları lazım. Yani bu kadar yapılan yatırımın işletilmesi de doğru olması lazım. " şeklinde konuştu.

– "481 bin lira civarında bir ceza uygulaması yapacağız"

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, belediyelerin hangi partiden olursa olsun denetime tabi tutulacağını ve işletmesinde sıkıntısı olan belediyelere para cezası uygulanacağını belirterek, "İki gündür yaptığımız denetimlerde de maalesef bazı belediye ve OSB'lere ait arıtma tesislerinin doğru çalışmadığını gördük. Düzgün çalışmayan yerlere 481 bin lira civarında ceza uygulaması yapacağız. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak bütün belediyeleri, fabrikaları bundan sonra denetleyeceğiz." ifadelerini kullandı.

Bakanlık olarak çevreye zarar veren her kuruluşun takipçisi olacaklarını yineleyen Birpınar, şunları kaydetti:

"Çevre bizim ortak geleceğimiz. Çocuklarımıza kullanabilecekleri biraz su, verim alabilecekleri biraz toprak ve nefes alabilecekleri biraz hava bırakmak istiyorsak mutlaka bunları koruyup kollamamız lazım. Hiç kimsenin de gözüne yaşına bakmamamız lazım. Çünkü onlar çevreyi kirletiyorlarsa geleceğimizi karartıyorlardır. Hangi belediye olursa olsun, hangi partiden olursa olsun biz peşlerine düşeceğiz. Bunların denetimlerini Bakanlık olarak yapmaya devam edeceğiz. Yatırım yapıyoruz, sadece işletmelerini doğru düzgün yapsınlar istiyoruz. Bu bölgede yapılan denetimleri de sıklaştıracağız. Sadece bu bölge değil, havza bazlı olarak baktığımızda Gediz Havzası'nda da sıkıntıların olduğunu biliyoruz. Nehirlerimizin kirletilmesine müsaade etmeyeceğiz."

“Türkiye'nin önündeki en büyük fırsatlardan bir tanesi yeşil teknoloji”

İSTANBUL (AA) – Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, "Türkiye'nin önündeki en büyük fırsatlardan bir tanesi yeşil teknoloji. İklim değişikliğini bir tehdit olarak değil de bir fırsat olarak görüp zenginleşme aracı olarak kullanmak gerekiyor." dedi.

Birpınar, Birlik Vakfı Genel Merkezi'nde "Çevre ve İklim Değişikliği" konulu bir konferans verdi.

Çevre konusunda Türkiye'nin ilerlemesi gerektiğini ifade eden Birpınar, özellikle İstanbul'da çevre ile ilgili ciddi çalışmaların yapıldığını söyledi.

Bakan Yardımcısı Birpınar, 70-80 yıl öncesine bakıldığında İstanbul'un yeşil oranının daha fazla olduğunu belirterek, "1930'larda İstanbul'a baktığımız zaman insanların yaşadığı yerlerdeki yeşil oranı yüzde 25,4. Yani her 4 metrekareden bir metrekaresini yeşil bırakmış Osmanlı. Yıl 1994, Recep Tayyip Erdoğan İstanbul'a belediye başkanı olduğu dönemde nüfus 10 milyona çıkmış, Osmanlı'dan devraldığımız, insanların yaşadıkları yerlerde yeşil alan yüzde 1,5'e düşmüş, yani 25,4'ten yüzde 1,5'e düşmüş. Sonrasında yeşillendirme çalışmaları başlamış, bu rakam da yüzde 2,5'e çıkarılmış."

Şehirlerde insanların yaşadıkları yerlerde yeşillendirmenin dünya standartlarının altında olduğunu ancak standardı yakalamak için çalışıldığını vurgulayan Birpınar, "Cumhurbaşkanı'mızın önderliğinde millet bahçeleri yapmak için çalışıyoruz. Bunlar yapıldığında dünya standartlarına ulaşacağız. Yeşil parkların içerisinde yürüyüş yollarının, ağaçların olduğu yerler olması lazım. Biz, parkların içerisine de bir şeyler inşa ediyoruz, betonsuz yapamıyoruz, bir beton hastalığı var ve devam ediyor." değerlendirmesinde bulundu.

İstanbul gibi büyük şehirlerde çöplerin toplanması konusunda önemli mesafelerin katedildiğini dile getiren Birpınar, Sıfır Atık Projesi'nin önemli olduğunu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı binasında da bunu uyguladıklarını, tüm Türkiye'ye de yaymak istediklerini vurguladı.

– "Önümüzde bir fırsat var, bunun adı yeşil teknoloji"

Mehmet Emin Birpınar, Türkiye'nin tarihte dünyada gerçekleşen birçok devrimden, dönüşümden mahrum kaldığını, bilgi teknolojileri alanında gerçekleşen devrimlerden de sağ-sol, terör olayları gibi meseleler yüzünden uzak kaldığını ancak son yıllarda bir toparlanma olduğunu ifade etti.

Türkiye'nin önünde yeni bir fırsat olduğunu belirten Birpınar, şunları aktardı:

"Türkiye'nin önündeki en büyük fırsatlardan bir tanesi yeşil teknoloji. Türkiye bundan ne kadar faydalanır? İklim değişikliğini bir tehdit olarak değil de bir fırsat olarak görüp zenginleşme aracı olarak kullanmak gerekiyor. Dünyada şu anda fosil yakıtların bırakılması ve yenilenebilir enerji üretilmesi gündemde, elektrikli araçlar gibi şeyler yeşil teknolojinin ürünleri. Bunlarla zenginleşelim diye bir uğraş var. Türkiye, bunun ne kadar içinde olacak, ne kadar gelişecek, ne kadar bu ürünleri dünyaya satıp yani iklim değişikliği meselesini tehditten fırsata çevirecek ve zenginleşecek ona bakmamız lazım."

Yenilebilir enerjinin Türkiye'ye yayılması ve daha çok kullanılması gerektiğini kaydeden Birpınar, yeşil teknoloji alanında da çalışmaların artması gerektiğini, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na da teknopark kurmak gibi bir hayalinin de olduğunu sözlerine ekledi.

“Çevre kirliliği sınır tanımıyor”

İSTANBUL (AA) – Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, çevre meselesinin evrensel olduğunu belirterek, "Çevre kirliliği sınır tanımıyor. Bir yerde oluşan kirlilik, anında başka yerlere ulaşabiliyor. Ortak çalışmaların mutlaka yapılması ve çevre kirliğinin izlenmesi noktasında da beraber çalışılması gerekiyor." dedi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ev sahipliğinde düzenlenen "31 Ekim Uluslararası Karadeniz Günü Kutlamaları ve Karadeniz Madalyası Ödül Töreni", Şile'deki bir otelde gerçekleştirildi.

Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Birpınar, programda, deniz kirliliğine dikkati çekti. Dünyanın herhangi bir denizinde meydana gelen kirliliğin, diğer denizlere çok hızlı ulaştığını ifade eden Birpınar, şöyle devam etti:

"Avrupalılarla müzakereler konusunda hep şunu söylüyorum, 'Siz bizim insanlarımıza Avrupa'ya giderken vize koyabilirsiniz ama bizim oluşturacağımız kirliliğe vize koyamazsınız. Havayı, toprağı ve suyu kirlettiğiniz zaman çok kısa bir süre sonra bu size geri gelebilir. Dolayısıyla bu noktalarda siyasi düşünmeyin. Avrupa Birliği'nin çevreyle ilgili kısmını hızlı bir şekilde açtık ve şu ana kadar 60 yönetmeliği Avrupa Birliği'ne uyumlu hale getirdik. Bir o kadar da yönetmelik içindeki yönetmeliği ve genelgeleri de organize ettik. Dolayısıyla uluslararası anlaşmaların tamamı tarafsızdır, dolayısıyla bu noktada siyasi düşünmeyelim. Çevre meselesi evrenseldir, çevre kirliliği sınır tanımıyor. Bir yerde oluşan kirlilik, anında başka yerlere ulaşabiliyor. Ortak çalışmaların mutlaka yapılması ve çevre kirliğinin izlenmesi noktasında da beraber çalışılması gerekiyor. Siyaset üstü, hatta ülkelerin aralarındaki problemleri bile düşünmeden aşarak beraber çalışılması gerektiğini düşünüyorum."

Prof. Dr. Birpınar, çevreyle ilgili alternatif projeler üretilmesi gerektiğini vurguladı.

– Kanal İstanbul Projesi

Prof. Dr. Birpınar, Kanal İstanbul Projesi'ne ilişkin de şu bilgileri verdi:

"Niye yapıyoruz? Bir bakıyorsunuz doğal bir kanal var İstanbul'da. Bunun adı İstanbul Boğazı. Karadeniz'den gelen bir gemi Marmara'ya geçinceye kadar 12 kez rota değiştiriyor. Bazı yerlerde 90 derecelik dönüşler var. Gemi boylarına bakıyorsunuz, Boğaz'ın geçişini düzenleyen 1936 yılında bir anlaşma, Montrö Sözleşmesi yazılmış. Bununla ilgili 1936 yılında Boğaz'dan 2 tane gemi geçiyor. Şu anda Boğaz'dan 150 tane gemi geçiyor. O zaman geçen gemilerin boyları maksimum 50 metre, şimdi Boğaz'dan geçen gemilerin boyları 350 metreye çıkmış. Sayıları da inanılmaz artmış. O dönemde İstanbul'un nüfusu 900 bin kişi iken şimdi 20 milyonlara gelmiş. Her yıl ortalama 8 tane ciddi pazarlığın olduğu bir Boğaz'dan bahsediyoruz. Bunun alternatifini üretmeniz gerekiyor. Burası, Boğaz UNESCO'nun korunmasında bir yer, bir sürü tarihi eser var. Daha evvel meydana gelen kazalarda da çok büyük risklerin oluştuğunu biliyoruz. Bunlara karşı tedbirler almak amacıyla da alternatif projeleri üretmemiz lazım."

– "Denizlerdeki kirliliğin yüzde 80'i kara kaynaklı"

Bakan Yardımcısı Birpınar, denizlerdeki kirliğinin yüzde 80'inin kara kaynaklı olduğunu dile getirdi.

Denizlerdeki plastik miktarının Avrupa Kıtası'nın yüzey alanı kadar olduğunu vurgulayan Birpınar, şöyle devam etti:

"Bunlar bir süre sonra dalgalarla özellikle poşet noktasında çok fazla kirlilik oluşturuyor. Sadece Türkiye'de AVM'lerin kasalarında verilen poşetlerin sayısı yıllık 45 milyarı buldu. Yani içeride manav reyonları değil, onlarla beraber yüz milyar civarında poşetin doğaya her yıl sadece Türkiye tarafından gönderildiğini düşünün. Bunu bir de dünya çapında düşündüğünüz zaman bu rakamları hesap edin. Bunlar bir süre sonra doğada uçuşarak denizlere gidiyor ve denizlerde birikmeye başlıyor. Denizlerde dalgaların etkisiyle de bunlar çok küçük parçalara bölünüyor. Bunu balıklar ve kuşlar yem zannederek yiyor. Balık yediğinde besin zinciriyle maalesef insanlara geçmeye başlıyor. Birçok hastalığın sebebinin bu plastikler olduğunu biliyoruz. İnsan sağlığını önleyici hekimlik noktasında özellikle Karadeniz için bölgesel deniz çöpleri eylem planı ve deniz çöpü izleme doküman çalışmalarının devam ettiğini biliyorum. Bakanlık olarak da destek gerekiyorsa bunları da yapmamız lazım."

Birpınar, Bakanlık olarak atık su arıtma tesisleriyle ilgili çalışmalara da değinerek, "Karadeniz'in Türkiye kanadında bulunan uzun sahil şeridinde, hiç olmayan atık su arıtma tesislerinin tamamını bitirdik. Nihai amacımız çöp depolama sahalarını da bırakmamak. Tamamen bütün çöpleri kaynağında ayrı toplamak amacıyla Sayın Emine Erdoğan'ın himayelerine aldığı Sıfır Atık Projesi'ni başlattık. Bu proje ile Türkiye'de 2023 ve 2030 hedefleriyle bütün atıkların kaynağında ayrı toplanarak ekonomiye ham madde olarak kazanılması organik atıkların da komposta dönüştürülmesi meselesi de gündemimizde var. Onu da inşallah sıfır atık yönetmeliğini çıkararak başarmak istiyoruz. Hem ekonomiye kazanç sağlayalım hem de çevrenin kirlenmesine önlemeye çalışalım." diye konuştu.

Açılış konuşmasının ardından kutlamalar çerçevesinde, aralarında Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Hidrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Bat'ın da bulunduğu, Karadeniz'e kıyısı olan her ülkeden Karadeniz konusunda faydalı çalışmalar yürüten bir kişiye, "Karadeniz Madalyası" ödülü verildi.

Törenin sonunda çocuklarla beraber deniz çöplerini temizleme faaliyeti ve sıfır atık uygulamasına ilişkin etkinlik gerçekleştirildi.

Etkinliğe Şile Belediye Başkanı Can Tabakoğlu da katıldı.