Prof. Dr. Ömer Özkan

“Türkiye'de en düşük ağırlıklı karaciğer naklini gerçekleştirdik”

ANTALYA (AA) – Antalya'da babasından alınan karaciğer dokusuyla hayata bağlanan 2 kilo 800 gram ağırlığındaki Gülsüm Sare'ye gerçekleştirilen nakil, doktoruna göre, Türkiye'de en düşük ağırlıklı karaciğer nakli oldu.

Fatma ve Mesut Yağcı çiftinin altı ay önce normal doğum ile 37 haftalık bir kız bebekleri dünyaya geldi. Gülsüm Sare bebeğe, karaciğer ve dalağında yaşadığı rahatsızlıktan dolayı yapılan araştırmada, anne karnında fazla demir birikimi nedeniyle karaciğer zedelenmesi teşhisi konuldu.

Yaklaşık 3 ay önce 2 kilo 800 grama kilograma ulaşan bebek, Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde ameliyata alındı. Babasından alınan 100 gramlık karaciğer dokusu nakli yapılan bebek, iki ay yoğun bakım ünitesinde, bir ay da serviste tedavi gördü.

Sağlık durumu her geçen gün daha iyi giden bebek, ilerleyen günlerde taburcu edilecek.

– "Türkiye'de en düşük ağırlıklı karaciğer nakli"

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Bülent Aydınlı, hastanede gazetecilere yaptığı açıklamada, zor ama başarılı bir ameliyat gerçekleştirildiğini söyledi.

Beş kilogramın altındaki bebeklere karaciğer nakli yapmanın çok zor olduğunu vurgulayan Aydınlı, şunları kaydetti:

"Burada 2,8 kilogram ağırlığındaki bir bebeğe babasından nakil yaptık. Babasından aldığımız parça bile çok büyük geldi ve ekibimiz parçayı daha da küçülttü. Bebeğimize 100 gram civarında bir karaciğer naklettik, çok çok küçülttük. Türkiye'de en düşük ağırlıklı karaciğer naklini gerçekleştirdik. Yapılması çok zor bir işlem. Büyük bir emek harcandı. Bebek şu anda 3 kilogram oldu. Artık daha sağlıklı bir şekilde kilo alacak."

Nakil operasyonunu gerçekleştiren Hastanenin Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan da bebeğin kısa süre içinde kendini toparlayacağını bildirdi.

Çocuk Gastroenteroloji Hepatoloji ve Beslenme Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reha Artan da başarılı bir operasyon gerçekleştirildiğini dile getirdi.

– "Çok şükür, bebeğimizi sağlıklı şekilde kucağımıza aldık"

Anne Fatma Yağcı, çocuklarını sağlıklı şekilde kucaklarına aldıkları için çok mutlu olduğunu söyledi.

Doktorlara teşekkür eden Yağcı, "Bir an önce bebeğimizle evimize dönmeyi bekliyoruz." dedi.

Baba Mesut Yağcı da yaklaşık altı aydır hastanede olduklarını dile getirdi.

Umutlarını hiç kaybetmediklerini anlatan Yağcı, "Doktorlarımıza güvendik, onlar da ellerinden geleni yaptılar. Çok şükür, bebeğimizi sağlıklı şekilde kucağımıza aldık." diye konuştu.

“Yaşlılar göz kapağı çevresi ve yüz germe ameliyatlarını tercih ediyor”

ANTALYA (AA) – Türkiye'de ilk yüz ve rahim naklini gerçekleştiren Akdeniz Üniversitesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan, yaşlıların en fazla göz kapağı çevresi ve yüz germe ameliyatlarını tercih ettiklerini bildirdi.

Özkan, Antalya Büyükşehir Belediyesince Antalya Kültür Merkezinde düzenlenen "Mavi Ev Konuşmaları İle Antalya Çok Güzel" konferansında yaptığı konuşmada, Türkiye'de 15-20 yıl önce 60 yaşındaki insanların yaşlı olarak adlandırıldığını ancak bu rakamın son yıllarda 70-80'lere yükseldiğini söyledi.

Yaşlılığın sadece dış deri görüntüsüyle değerlendirilmemesi gerektiğine dikkati çeken Özkan, kalp-damar sistemi, sinir sistemi ve kaslarla birlikte yaşlılık değerlendirilmesi yapılması gerektiğini kaydetti.

Mesleğe başladığı yıllarda estetik için gelen hastalarının çoğunluğunun 60 yaş üstü insanlardan oluştuğunu dile getiren Özkan, "Estetik biraz daha erken yaşlara döndü. Ameliyat teknikleri de çok fazla gelişti. Göz kapağının etrafını yapıyorsunuz inanılmaz değişiklik oluyor, insanı 10 sene öne götürüyor. Yaşlılar en fazla göz kapağı çevresi ve yüz germe ameliyatlarını tercih ediyor. Bunları karın germe ve meme ameliyatları takip ediyor." diye konuştu.

Akdeniz Üniversitesi Gerontoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. İsmail Tufan ise Türkiye'nin gelecekte yaşlılık ve yaşlanmayla önemli problemleri olacağını ifade etti.

Antalya'da bu problemin şimdiden hissedilmeye başlandığına dikkati çeken Tufan, "Antalya Büyükşehir Belediyesinin destekleriyle Mavi Ev'i kurduk. Mavi Ev'de haftada 60 alzheimer ve demans hastasını evinden alıp evine teslim ediyoruz. Katılımcılardan herhangi bir ücret almıyoruz. Bu proje Türkiye'ye örnek oldu. " dedi.

Mikrocerrahide “Robotik” dönem

ANTALYA (AA) – Türkiye'de ilk yüz ve rahim naklini gerçekleştiren Akdeniz Üniversitesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan, daha zor kopan uzuvların yerine dikilmesi, daha zor cerrahilerin yapılmasını teknolojiden destek alarak yapmaya çalıştıklarını belirterek, "Robot da bunlardan bir tanesi. Robotik mikrocerrahi, şu an örneklendirme aşamasında." dedi.

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Mikrocerrahi ve Rekonstrüksiyon Vakfı ana sponsorluğunda Antalya'da turizm merkezi Belek'teki bir otelde 45 ülkeden 600 mikrocerrahın katılımıyla düzenlenen "4. Asya Pasifik Rekonstrüktif Mikrocerrahi Kongresi" sunum ve konferanslarla devam ediyor.

Kongreye katılan Prof. Dr. Ömer Özkan, gazetecilere yaptığı açıklamada, söz konusu kongre için Türkiye'nin seçilmiş olmasının anlamlı olduğunu söyledi.

Daha önce yapılan kongrelerdekinden daha fazla katılım olduğuna işaret eden Özkan, "Çok üst düzeyde katılım var. Bizim tanıdığımız, bildiğimiz en üst düzeyde mikrocerrahi, süpermikrocerrahi ve her türlü mikrocerrahi yapan herkesin tecrübeleri burada paylaşılıyor. Onların burada sunulması çok önemli. Geri bildirimleri gayet güzel. Bizim için prestij oldu." diye konuştu.

Tıpta artık süpermikrocerrahinin konuşulduğuna dikkati çeken Özkan, süpermikrocerrahinin küçük damarların dikilmesi olduğunu, Türkiye'de bunun yıllardır yapıldığını anlattı.

Kongrede öğrenilen yeni bilgiler olduğuna değinen Özkan, "Bizim de yaptığımız önemli işleri onlarla paylaştık. Karşılıklı bilgi alışverişi bu. Ana hedef gelecekte daha iyi şeyler yapılması. Kopan uzuvların yerine dikilmesi, tümör cerrahisi, fonksiyonel kayıpların yerine getirilmesi oldukça önemli." dedi.

Teknoloji ve yeni cihazları dünyayla birlikte kendilerinin de uygulamaya çalıştığını belirten Özkan, "Daha zor kopan uzuvların yerine dikilmesi, daha zor cerrahilerin yapılmasını teknolojiden destek alarak yapmaya çalışıyoruz. Robot da bunlardan bir tanesi. Robotik mikrocerrahi, şu an örneklendirme aşamasında ama bunların örneklerini biz kendi üniversitemizde yaptık. Dünyada da bunun örnekleri yapılıyor." diye konuştu.

Vakfın Yönetim Kurulu Başkanvekili Feridun Uzunyol ise 33 yıllık bir vakıf olduklarını, vakfın asıl amacının bütün iş yerlerindeki olabilecek iş kazasının engellenmesi için eğitici faaliyetlerde bulunmak olduğuna vurgu yaptı.

Türkiye'de iş kazalarına bakıldığında uzuv kayıplı iş kazalarının sadece sanayinin içinde olmadığını dile getiren Uzunyol, "Kazanın en büyüğü trafikte, askeri çatışmaların olduğu sahalarda oluyor. Üçüncü boyutta sanayide oluyor. Vakfın öncelikli sırası sanayideki arkadaşlarımızın bu tür aktiviteleri öğrenerek, bunu engelleyecek faaliyetlerde bulunması. Mükemmel doktorlarımızın olduğunu bu kongrede gördük." dedi.

İş alanından deneyimli kişinin iş kazasında mağdur olmasının Türkiye için büyük bir kayıp olduğunu bildiren Uzunyol, vakıf olarak önemli desteklerinin olduğunu söyledi.

– "Mikrocerrahi, cerrahların hayalini gerçekleştirdi"

Kongrenin Onursal Başkanı ve Vakfın Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Türker Özkan da Türkiye'de acil mikrocerrahi gerektiren organ kayıplı kazalarda işçinin tedavisine, bu işleri yapacak hekim grubunun eğitimlerine en büyük desteği veren vakıf olduklarını ifade etti.

Sağlık Bakanlığının son yıllarda mikrocerrahi alanındaki çalışmalara önem verdiğine dikkati çeken Özkan, şöyle konuştu:

"Türkiye'deki ilk mikrocerrahi uygulamalarına başlayan ekipte yer alan üç kişiden biriyim. Türkiye'de ilk Pasteur Fransız Hastanesinde 1977-79 arasında bunlar başladı. Türkiye'de ilkler hep orada gerçekleşti. Dünyada bu işi yapan en seçkin ülkelerin başında geliyoruz. Son günlerde süpermikrocerrahi konuşuluyor. Mikrocerrahi, eskiden birkaç alandayken bugün mikrocerrahi tıpta cerrahın her alanına girdi. Organ nakillerinden tutun plastik cerraha, ortopediye, kadın doğuma, ürolojiye, beyin cerrahisine kadar. Bugün artık cerrahi varsa mikrocerrahi de orada vardır. Mikrocerrahi olmaz olan her şeyi kolaylaştırdı."

Özkan, vakıflarının bu yıl 31 merkeze mikrocerrahi desteği verdiğini, 13 üst düzey cihaz bağışladığını, 10 cihaz da bağış yapacağını kaydetti.