Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Suriyeli kardeşler Fatma ve Sara Afaş'a yardım eli – KOCAELİ

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :

– 3 yaşındaki Sara'nın kulak ölçümünden detay görüntüler
– Çocuklardan detay görüntüler
– Hala Eymen Afaş ile röportaj
– Mustafa Demirtaş ile röportaj
– KOÜ Rektörü Prof. Dr. Sadettin Hülagü ile röportaj
– Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla Suriye uyruklu 3 yaşındaki Sara Afaş'ın işitme yetisine kavuşması için tedavi süreci başladı
– KOÜ Rektörü Prof. Dr. Sadettin Hülagü:
– “İki ay sonra küçük kızımızın kulağına bir cihaz yerleştireceğiz. Kısmet olursa o cihazı taktıktan sonra sağlığına kavuşacak”

KOCAELİ (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 10 yaşında ilk defa duyan işiten Suriyeli Fatma ile işitme engelli kardeşi Sara'nın tedavi edilmesi talimatı verdi.

Suriye'nin Halep kentinden 8 yıl önce Kocaeli'ye göç eden Fares ve Gusun Afaş çiftinin 6 çocuğundan 10 yaşındaki Fatma ile 3 yaşındaki Sara'nın işitme engeli bulunuyor.

Körfez ilçesinde yaşayan belediyeden emekli Mustafa Demirtaş ve hayırsever eczacı Caner Göçmez'in girişimleriyle 3 gün önce Fatma'nın kulağına işitme cihazı takıldı.

İlk defa sesleri duyan Fatma ve ailesinin hikayesini öğrenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün akşam 3 yaşındaki Sara'nın da tedavi edilmesi talimatı verdi. Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sadettin Hülagü de bunun üzerine aileyle iletişime geçti.

Bugün annesi Gusun Afaş ve eczacı Caner Göçmez tarafından Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesine götürülen minik Sara'nın gerekli tetkikleri yapıldı.

Sara, birkaç ay içerisinde yapılacak cerrahi operasyonun ardından hem işitip hem de konuşabilecek.

– “Küçük kızımızın konuşma ve işitme yetisi normale yakın olacak inşallah”

KOÜ Rektörü Prof. Dr. Hülagü, AA muhabirine, dün akşam kendisini arayan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Sara'nın tedavisi için gerekli işlemlerin yapılması talimatını verdiğini söyledi.

Erdoğan'ın talimatı üzerine aileyi üniversite hastanesine davet ettiklerini anlatan Hülagü, Sara'nın konjenital hastalıklar grubuna giren doğuştan işitme kaybı olduğunu kaydetti.

Hülagü, işitme cihazı takılan ablanın sesleri duyabildiğini ama yaşı ilerlediği için konuşma konusunda zorluk yaşayacağını aktararak, “Onun eğitimine yardımcı olacağız. Sağlık Bakanlığımızın bununla ilgili sistemi var, kayıtlarını yaptırıyoruz. Özel eğitim verilmesi gerekiyor ses eğitimi, konuşma eğitimi.” diye konuştu.

“Konuşmayla ilgili Fatma için biraz daha uzun bir süreç olacak ama küçük kızımızın konuşma ve işitme yetisi normale yakın olacak inşallah. Ona bir cihaz taktık, onunla ses alışmaları yapacak.” diyen Hülagü, şu ifadeleri kullandı:

“İki ay sonra küçük kızımızın kulağına bir cihaz yerleştireceğiz. Kısmet olursa o cihazı taktıktan sonra sağlığına kavuşacak. Normalde bu cihaz takıldıktan sonra 6 ay bekleniyor ama kızımızın yaşı 4'e doğru geldiğinden konuşabilmesi için ameliyatını birkaç ay içerisinde yapacağız. Uzun süreli de özel eğitim alması gerekiyor.”

– “Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyoruz”

Hala Eymen Afaş da 8 yıl önce Türkiye'ye geldiklerini belirterek, Sara'nın doğuştan işitme kaybı olduğunu fakat ablasının sonradan bu yetisini kaybettiğini dile getirdi.

Fatma Afaş'ın Halep'teyken şiddetli patlamaların olduğu bir akşam ateşlendiğini anlatan Afaş, “Sabah kalktığımızda ne duyabiliyordu ne de konuşabiliyordu.” dedi.

Eymen Afaş, yeğenlerinin tedavisi için yardım eli uzatan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür etti.

Fatma Afaş'ın tedavisine vesile olan Mustafa Demirtaş ise aileyle Gölcük sahilinde tanıştığını kaydetti.

Fatma'nın işitme sorunu olduğunu öğrenince çok etkilendiğini ve eczacı Caner Göçmez'i aradığını belirten Demirtaş, şunları söyledi:

“Allah razı olsun Caner bey Fatma'nın cihazlarını aldı. Bu duyulunca dün akşam rektörümüz aradı, sabah Fatma'yı ve kardeşini getirmemizi söyledi. Şimdi Sara'nın tedavisi gerçekleştiriliyor. Bu çocukların gülmesine, konuşmasına vesile olduysak ne mutlu bize.”

GÖRÜŞ – Cumhurbaşkanı Erdoğan Keşmir'in umutsuz halkına ümit verdi

ANKARA (AA) – Cammu Keşmir halkı, Keşmir’in haklı davasına verdiği desteği bir kez daha yinelemesinden dolayı Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a gönülden teşekkürlerini ifade edecek kelime bulamıyor. Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler 75. Genel Kurul toplantısında sarf ettiği sözler, bölgedeki milyonlarca umutsuz insana ilham kaynağı oldu ve umut verdi. Erdoğan’ın Genel Kuruldaki açıklaması, Keşmir halkının özlemlerinin gerçek yansımasıydı.

Gerçeklerin bir ifadesi olarak Keşmir’e yaptığı atıfta Erdoğan şunları kaydetti: “Güney Asya’nın istikrar ve barışı için de kilit önem taşıyan Keşmir sorunu, halen acil çözüm bekleyen bir konudur. Cammu-Keşmir’in özel statüsünün ilgasının ardından atılan adımlar, sorunu daha da karmaşık hale getirdi. Bu meselenin diyalog yoluyla, Birleşmiş Milletler kararları çerçevesinde ve özellikle Keşmir halkının beklentileri doğrultusunda çözülmesinden yanayız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları, Mayıs 2017’de Hint televizyon kanalı WION’a verdiği röportajdaki “Bakın daha fazla can kaybına fırsat vermeden özellikle ikili diyalogları ki çoklu diyaloğa da girebilir bu, bizler bu konularda devreye girebiliriz, bu diyaloglar vasıtasıyla bence bu sorunu çözmenin ve ortadan bu sorunu kaldırmanın her iki ülkeye de faydasının çok çok büyük olacağına inanıyorum.” ifadesiyle tutarlı.

Burada Erdoğan’ın sözünü ettiği çoklu diyalog ayrıca BM 75’inci Genel Kurulu Başkanı Büyükelçi Volkan Bozkır’ın “Çok taraflılığı bir seçenek değil, zorunluluk olarak görüyorum.” değerlendirmesiyle de tutarlı.

Aslında iki taraflılık, Keşmir anlaşmazlığını çözmekte başarısız oldu. Anlaşmaya varılması için Hindistan ve Pakistan arasında ikili diyaloğa bel bağlamaktan başka seçenekleri olmayan bazı dünya güçleri iki taraflılık ifadesini tekrarlıyor. 70 yıldan uzun bir sürenin tecrübesi göz ardı edildi. Bir dış unsurun aktif rolü olmadan Hindistan ve Pakistan arasındaki ikili diyalog anlaşmalarla sonuçlanmaz.

Eksik unsur, barışı seven demokratik güçler tarafından sürdürülen ve koordine edilen “diplomatik ikna”dır. Erdoğan’ın vizyonunun, BM tarafından, Hindistan, Pakistan, Keşmir liderliği ve Türkiye ile birlikte BM Güvenlik Konseyinin bir veya iki daimi üyesiyle çok taraflı bir çabaya dahil edilmesi için takip edilmesi gerekiyor. Türkiye, tarafları bir araya getirmede etkili bir rol oynayabilir, hem Hindistan’a hem de Pakistan’a dost olabilir.

Teklif alışılmadık görünebilir, ancak bunun BM’nin barış, uluslar arası güvenlik ve insanlığın iyiliği için bir araya getirebileceği küresel devlet adamlığının çarpıcı bir göstergesi olacağına inanıyoruz.

BM’nin, önünde iki seçeneği var. Birincisi, hem Pakistan’ı hem de Hindistan’ı birbirleriyle savaşa girmemeleri konusunda uyarmaya devam etmektir. Bu politika, Güney Asya’daki savaş çıkmama ihtimalini çok tehlikeli bir temele dayandırıyor. İki ülke arasında düşmanlıkların patlak vermesi durumunda nükleer karşılaşma olasılığı göz ardı edilemez.

İkinci seçenek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önerdiği gibi Keşmir konusunda daha aktivist, ara bulucu bir rol oynamaktır. Bu, çok taraflı bir diyalog şeklinde veya BM’de yeni geliştirilen prosedür ve mekanizmaların uygun kullanımı şeklinde olabilir. BM, bir çözüm için gerekli olan katalizörü sağlayacaktır.

Dr. Ghulam Nabi Fai, Dünya Keşmir Farkındalık Forumu Genel Sekreteridir.

“Görüş” başlığıyla yayımlanan makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansı’nın editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail'e yönelik eleştirileri, BM'de İsrail Büyükelçisi'ne salonu terk ettirdi – NEW YORK

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– İsrail Büyükelçisi'nin salonu terk etmesi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail'e yönelik eleştirileri, BM'de İsrail Büyükelçisi'ne salonu terk ettirdi

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kuruluna hitabında İsrail'e yönelik eleştirileri, İsrail Büyükelçisi'ne salonu terk ettirdi.

İsrail'in BM Daimi Temsilcisi Gilad Erdan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın video mesaj ile katıldığı BM 75. Genel Kurulu Görüşmeleri'nde İsrail'in Filistin'e yönelik ''baskı, şiddet ve yıldırma politikalarından'' bahsederken, salondan ayrıldı.

Erdoğan, konuşmasının söz konusu bölümünde, şunları söylemişti:

“Üç büyük dinin kutsallarına ev sahipliği yapan Kudüs’ün mahremiyetine uzanan kirli el, cüretini giderek artırıyor. Filistin halkı, İsrail’in tüm baskı, şiddet ve yıldırma politikalarına yarım asırdan uzun bir süredir göğüs geriyor. 'Asrın Anlaşması' adı altında Filistin tarafına dayatılmaya çalışılan teslimiyet belgesi reddedilince, İsrail bu kez iş birlikçilerinin yardımıyla kaleyi içeriden fethetme girişimlerine hız vermiştir. Türkiye olarak Filistin halkının rıza göstermediği hiçbir plana destek vermeyeceğiz. Kimi bölge ülkelerinin bu oyuna ortak olması, İsrail’in temel uluslararası parametreleri aşındırma çabalarına hizmet etmenin ötesinde anlam taşımıyor. Birleşmiş Milletler kararları ve uluslararası hukukun hilafına Kudüs’te büyükelçilik açma niyetini beyan eden ülkeler, bu tavırlarıyla sadece ihtilafın daha da çetrefil hale gelmesine hizmet ediyor. Filistin meselesi, ancak 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi devamlılık içinde bir Filistin Devleti’nin kurulmasıyla çözülebilir. Bunun dışındaki çözüm arayışları beyhudedir, tek taraflıdır, adaletsizdir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile telefonda görüştü

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’dan gelen talep üzerine gerçekleşen görüşmede, Türkiye-Fransa ve Türkiye-AB ilişkileri ile Doğu Akdeniz başta olmak üzere bölgesel gelişmeler ele alındı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede, Doğu Akdeniz’deki gerginliğin sebebinin Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin bölgedeki meşru haklarının yok sayılması olduğuna işaret ederek, Fransa’nın Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum kesiminin gerginliği tırmandıran maksimalist iddia ve adımlarını desteklemesine anlam veremediğini belirtti.

Türkiye’nin kimsenin hakkında gözü olmadığını ancak kendi haklarını da kimseye yedirmeyeceğini vurgulayan Erdoğan, her zaman olduğu gibi bugün de sorunların çözümü için diyalog ve iş birliğini savunduklarını ifade etti.

“Tansiyonu düşürmek için diplomasi fırsatları değerlendirilmeli”

Tansiyonu düşürmek için diplomasi fırsatlarının değerlendirilmesi ve sürdürülebilir müzakere süreçlerinin hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çizen Erdoğan, tüm sorunları masada konuşmak ve çözmek istediklerini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte Fransa’dan da sağduyulu ve yapıcı bir tutum beklediklerini, Türkiye-Fransa arasında istişare ve iletişim mekanizmasının sürekli olarak işletilmesinde fayda gördüğünü kaydetti.

Erdoğan, AB Liderler Zirvesi’nden Türkiye’ye ilişkin yapıcı diyalog ve iş birliğini teşvik eden bir yaklaşımın çıkmasının da bölgesel meselelerin çözüm imkanları açısından önemli olduğunu vurguladı.