Ressam

Ressamlar Çankırı'nın güzelliklerini tuvale yansıttı

ÇANKIRI (AA) – Türkiye, Bulgaristan, Kazakistan ve İran'dan 11 ressamın Çankırı'nın tanıtımına katkı sağlamak için yaptığı resimler, açılan sergide ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.

Çankırı Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği ve Çankırı Belediyesinin desteğiyle Türkiye, Bulgaristan, Kazakistan ve İran'dan 11 ressam, Çankırı'daki 5 bin yıllık Tuz Mağarası, Çivitçioğlu Medresesi, Tarihi Çamaşırhane Müzesi, Taş Mescit, Çankırı Kalesi, Kadınçayırı, Kurşunlu, Orta ilçeleri, Devrez Çayı, kaya mezarları, peri bacaları gibi mekanları ziyaret ederek gözlem yaptı.

Çankırılı ressam Hülya Sezgin koordinatörlüğündeki çalışmada her biri ikişer resim yapan sanatçıların eserleri, Çamaşırhane Müzesi'nde sanatseverlerle buluştu.

Çankırı Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Mustafa Can, gazetecilere yaptığı açıklamada, Çankırı'da bir ilki gerçekleştirdiklerini söyledi.

Çalışmanın Çankırı'nın tanıtımına büyük katkı sağlayacağına inandıklarını dile getiren Can, resimlerin müzayedede satılarak elde edilen gelirle Çankırılı öğrencilere burs verileceğini ifade etti.

Hülya Sezgin ise Çankırı'nın Türkiye'de bile tanınmadığından dolayı büyük üzüntü duyduğunu belirtti.

Dünya çapındaki sanatçıları bir araya getirdiklerini kaydeden Sezgin, "Yurt içi ve yurt dışında ünü bulunan sanatçı arkadaşlarımız da var aramızda. 3 gün boyunca Çankırı'yı gezdik. Gezdikleri yerlerden resimler çalıştılar. 25 resim çıktı. 11 sanatçı 3 günde yaptı. Çankırı'yı çok sevdiler." diye konuştu.

Sergi açılışına, Çankırı Vali Yardımcısı Abdullah Aslaner, Belediye Başkanı İsmail Hakkı Esen, İl Emniyet Müdürü Sadettin Aksoy, sanatçılar ve vatandaşlar katıldı.

Murat Çeçen doğu'nun kültürünü çekirdek ve güvercin kanadında yaşatıyor

IĞDIR (AA) – Iğdır’da yaşayan ressam Murat Çeçen, bölgenin önemli kültürel ve tarihi objelerini güvercin kanadı ve kabak çekirdeğine çizerek gelecek kuşaklara aktarıyor.

Kentteki sanat evinde öğrencilere ve vatandaşlara resim yapmayı öğreten Çeçen, Doğu Anadolu Bölgesi’nin önemli ören yerlerini mikro resimlere yansıtıyor.

Herhangi bir mercek ve yakınlaştırıcı kullanmadan çizim yapan Çeçen, bölgenin kültürünün yanı sıra tarihi ve turistik önem taşıyan alanlarını eserlerine resmediyor.

Çeçen, kentte bir yandan öğrencilere resmi sevdirirken bir yandan da güvercin tüyü ve kabak çekirdeği başta olmak üzere birçok küçük objeyi sanat eserine çeviriyor.

Böylece bölgenin kültürünü yaşatıp gelecek kuşaklara aktarmaya çalışan Çeçen, bir yandan da elde ettiği gelirle maddi durumu iyi olmayan köy çocuklarına kıyafet ve kırtasiye malzemesi alarak destek oluyor.

“Elde ettiğim gelirin bir kısmını köy çocukları için harcadım”

Ressam Murat Çeçen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, uzun zamandır ressamlık yaptığını ve farklı çalışmalara imza attığını belirterek, ressamlık sanatının gün geçtikçe geliştiğini ve her geçen gün yeni çalışmaların ortaya çıktığını söyledi.

Eserlerinde özellikle bölgenin değerlerini ele aldığını ifade eden Çeçen, şöyle konuştu:

“Resimlerimde geniş alanın yanı sıra mikro sanat yani küçük sanat dediğimiz minik objeler üzerine kültürümüzü yansıtmaya çalışıyorum. Özellikle kabak çekirdekleri ve güvercin tüylerini seçiyorum, bunların üzerine kültürümüzü, değerimizi çizmeye çalışıyorum.”

Çeçen, ürettiği eserlerin ilgi gördüğünü ve taleplere karşılık vermeye çalıştığını aktararak, “Yaptığım çalışmalar değer görünce eserlerimi biraz daha öne çıkarmak için uğraştım. Birçok sipariş alıyoruz, yurt içi ve yurt dışından hemşehrilerimiz sipariş veriyor, yaptığımız eserleri onlara gönderiyoruz. Yaptığım çalışmalardan elde ettiğim gelirin bir kısmını köy çocukları için harcadım, gerek kırtasiye malzemeleri gerek kışlık kıyafetler alarak dağıttım.” diye konuştu.

“Bölgenin tanıtımına da katkı sunuyor”

İlk sergileme teklifinin Van’daki bir alışveriş merkezinden geldiğini ve bu tekliften sonra farklı illerden yoğun şekilde teklif aldığını ifade eden Çeçen, şunları kaydetti:

“Şimdi yaptığımız bu çalışmalar, sergilerde ziyaretçilere sunuluyor. Doğu Anadolu’dan birçok ilimiz bu çalışmaları aldı, sergilerde göstermek istedi, biz de gönderdik. Sadece Iğdır için değil birçok ilimizin değerlerini de çizerek sergilenmek üzere oralara gönderdik. O sergileri gezen birçok insan aslında kültürlerimizi daha iyi görüyor, tanımaya çalışıyorlar, bölgenin tanıtımına da katkı sunuyor. Daha önce ismini dahi duymadıkları birçok şeyi sanat eserleri üzerinde görebiliyorlar.”

Çoban Sinan'ın ressamlığa uzanan başarısı

ANTALYA (AA) – Antalya’da hayvancılıkla geçimlerini sağlayan Yörük ailenin çocuğu Sinan Demir, tüm imkansızlıklara ve ailesinin çoban olmasını istemesine rağmen azmiyle çıktığı yolda “Çoban Ressam” olarak hayallerinin peşinden koşmanın sevincini yaşıyor.

Korkuteli ilçesi Ulucak köyünde 32 yıl önce dünyaya gelen Demir, hayvancılıkla uğraşan Yörük Fayzullah ile Durdu Demir çiftinin dört çocuklarından biri. Çadırlarını kurdukları her yeri evi gören Demir, doğayla iç içe bir yaşam sürmenin avantajını da kullanarak resim sanatına merak saldı.

Hem hayvanları otlatan hem de resme olan ilgisi nedeniyle kaya parçalarına şekiller çizen Demir, ablasının kitaplarına, evin duvarlarına ve mahallenin kahvehanesine resimler çizdiği için defalarca azarlandı.

Yörük çadırında geçen zorlu yaşamına ve tüm engellemelere rağmen Demir, kendi imkanlarıyla bezden yaptığı ilk tuvale resim çizdi.

Ailesinin, “Oğlum ya çoban ol ya sigortalı bir işte çalış” söylemlerine aldırış etmeden resim çizmeye devam eden Demir, ilk kişisel resim sergisini, ortaokuldaki öğretmeni Mehmet Emin Erşan’ın desteğiyle 16 yaşındayken açtı. Uluslararası Kadınlar Dayanışma Derneği’nin 2004’te düzenlediği (IWSA AWARDS ) resim yarışmasında dünya üçüncüsü oldu.

Aynı yıl Milli Eğitim Bakanlığınca Cumhuriyet’in 80. yıl kutlamaları kapsamında düzenlenen resim yarışmasında Türkiye birinciliğini elde eden Demir, dördüncü kişisel resim sergisini açtı.

“Çoban Ressam” olarak anılmaya başlayan Demir, resimlerinde çoban ve Yörük kültürünü kendi dünyasında harmanlayarak, yöresel ve folklorik değerleri evrensel normlarda yorumluyor.

Foto muhabiri ve belgesel yapımcısı Coşkun Aral ile birçok çalışmada yer alan Demir, Aral’ın İzlanda’da çektiği fotoğraflar üzerinden buz kütleleri ve balığın dünyasını resmederek, dünyadaki tatlı su kaybına dikkati çekecek.

Resim yaptığı için sürekli kızdılar

Sanatsal çalışmalarını evindeki stüdyosunda, sokak ve parklarda duvar resimleri yaparak sürdüren Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çoban olduğu için liseyi açıköğretimden okumak zorunda kaldığını söyledi.

Konargöçer ailenin dağlarda hayvanlarla geçen bir hayatı olduğunu aktaran Demir, okumaya ve müzik dinlemeye başladıktan sonra resim yeteneğinin daha da geliştiğini bildirdi.

Harçlığını biriktirerek aldığı tuvalini ve boyalarını hayvanların arkasından taşıdığını vurgulayan Demir, şöyle devam etti:

“Dağlarda taşlara, kapılara çok çizim yapıyordum. Ailem sürekli kızıyordu, dayak bile yedim. Hayallerinizin peşinden koşun. Ablam okula gidiyordu, onun kitabına ve defterlerine gizlice resimler çizerdim, sonra bana kızardı. Evin duvarlarına çok resim yaptım. Ailem, ‘Yapma oğlum’ derdi. Kendini anlatabilmenin yolu resim yapmaktan geçiyor. Yörük konar göçer, kendi kültürleriyle yaşayan bir aileyiz. Evrensel bir iş, kendimce sanat yapmaya çalışıyorum. Ressam olmamı tuhaf karşıladılar. 16 yaşında ilk sergimi açtım, herkes gelince ailem gururlandı. 23 yaşına kadar çadırda, sürünün peşinde yaşadım. Hala kendimi doğadan koparmıyorum. Ankara ve İstanbul’da da sergi açacağım.

“Sinan hiç pes etmedi, başardı”

Hayvancılık yapan baba Fayzullah Demir ise çocuklarının zor şartlarda büyüdüğünü, kilometrelerce yol yürüyerek okula gidip geldiklerini ifade etti.

“Oğlum çoban ol dedim, gitti ressam oldu. Biz atalarımızdan çobanlığı öğrendik. Kara düzen bir hayat işte.” diyen Demir, oğlunun elinden her işin geldiğini anlattı.

Anne Durdu Demir de evladını resim yaparken görünce “Oğlum bu ne?” diye sorduğunu bildirdi.

Oğlu Sinan’ın bir gün ressam olacağını hiç düşünmediğini vurgulayan Demir, şöyle konuştu:

“Yayladayız, yağmur yağıyor. Sinan ağaçtan şövale çaktı. ‘Sinan bu ne olacak’ dedim. ‘Anne ben resim yapacağım, para ver’ dedi. Hiç para yok. Komşudan 20 lira aldık. Kızılcadağ’dayız. Sinan yürüyerek Korkuteli’ne gitti, tuval, boya almış yürüyerek döndü. Çizmeye başladı, yağmur da yağınca her yer güzel. Aşağıdan hayvanlar geldi. ‘Oğlum bırak bunu, hayvanlarla ilgilen’ dedim. Ama hiç pes etmedi, başardı.”

Trabzon'da trafolar ressamlara tuval oldu

TRABZON (AA) – Trabzon'da, Femin & Art Uluslararası Kadın Sanatçılar Derneği üyesi kadın ressamlar, şehir merkezindeki trafoları tuval olarak kullanıp şehre "renk" katıyor.

Büyükşehir Belediyesi, Çoruh Elektrik Dağıtım AŞ ile Femin & Art Uluslararası Kadın Sanatçılar Derneğinin organizesinde düzenlenen "Trabzon Sokakları Sanatla Buluşuyor Projesi" kapsamında, kent merkezindeki trafolara kadın ressamlarca yöre kültürünü yansıtan farklı içerikler resmedildi.

Yük ve çocuk taşıyan kadınlar, yayla göçü ve Trabzonsporlu çocukların da resmedildiği İskenderpaşa Mahallesi'ne giden Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu, şehrin farklı noktalarındaki 160 trafodan 55'ine kadın ressamların sanatlarını yansıttığını söyledi.

Çalışma ile trafoların estetik bir görünüme kavuşmasının yanında yöre kültürünün de anlatıldığını ifade eden Zorluoğlu, "Trabzon sokaklarını sanatla buluşturuyoruz. Şu anda baktığımızda sokaklar sadece bu dokunuşlar bile çok güzelleşmiş. Bunları inşallah artırarak devam edeceğiz." diye konuştu.

Kadın ressamlara katkıları için teşekkür eden Zorluoğlu, kentin farklı noktalarında da bu çalışmaların yapılabileceğini dile getirdi.

Çalışmalarına Gazipaşa ve Kunduracılar caddelerinde başlayan kadın ressamların, Uzunsokak ve Maraş Caddesi gibi yaya trafiğinin yoğun olduğu yerlerdeki trafolara da resim yapmaya devam edeceği belirtildi.