Robot

Yerli denizaltı robotu Kaşif, sondaj gemilerinin denizdeki gözü olacak

ANKARA (AA) – AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Fatih sondaj gemisinin envantere dahil edilmesiyle hem ekipman hem de ekibin millileştirilmesi için önemli adımlar atıldı.

Bu kapsamda, petrol ve doğal gaz arama sektöründe yerli ve milli alternatif çözümlerin en üst seviyede ve hızda devreye alınması önem kazandı.

Gemide bulunan komuta merkezinde bir su altı robotu olarak tasarlanan Kaşif, yüzlerce metre derinlikte bir dalgıç gibi görev yapıyor, dalgıçların erişemediği alanlara hızlı ve güvenli erişim sağlıyor.

Yerli denizaltı robotu Kaşif, sondaj gemilerinin denizdeki gözü olacak

Robotik kollarıyla bilgileri, gerekli olan elektriği ve video verilerini aşağı ve yukarı aktarma kabiliyeti de bulunan Kaşif, denizdeki kablonun gerilimini ayarlayıp fazla salınmasını engelliyor. Robot, bu sayede, aracın ve kabloların su altı akıntılarından etkilenme oranını en düşük seviyede tutuyor.

Kaşif 3 bin metre derinliğe inebiliyor

Kaşif’te güçlü itiş gücüne sahip yedi elektrik tahrikli motor, çeşitli teknik kollar ve el aletlerinde kullanılmak üzere geliştirilen hidrolik güç ünitesi bulunuyor.

Bu özellikleriyle Kaşif, dünya üzerinde kendi sınıfındaki en güçlü hibrit ROV sistemine sahip bulunuyor. Kaşif, 3 bin metre derinliğe kadar olan tüm derin deniz sondaj faaliyetlerini yürütebilecek şekilde geliştirildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fatih sondaj gemisinin Karadeniz’deki yeni keşfine ilişkin yaptığı açıklamada “Fatih sondaj gemimiz, ekipmanın ve ekibin millileştirilmesi yolunda önemli bir adımdı. Şimdi yeni bir adım daha atarak uzaktan kumandalı ileri teknoloji ürünü denizaltı robotumuzu da yerli ve milli imkanlarla petrol sektörümüze kazandırdık. ‘Kaşif’ adını verdiğimiz bu denizaltı robotu sayesinde yüzlerce metre derinlikteki ihtiyaç duyulan elektrik ihtiyacını ve video görüntülerini uzaktan kumandayla hiçbir riske girmeden elde edebileceğiz.” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez de Kaşif’in yüzde 53 yerlilik oranıyla geliştirildiğini ve bu oranı yüzde 70’in üzerine çıkarmayı hedeflediklerini açıklamıştı.

Yerli denizaltı robotu Kaşif, sondaj gemilerinin denizdeki gözü olacak – ANKARA

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Yerli denizaltı robotu Kaşif Yerli denizaltı robotu Kaşif, sondaj gemilerinin denizdeki gözü olacak
– Petrol ve doğal gaz arama sektöründe atılan son adımlardan olan ileri teknoloji denizaltı robotu Kaşif, 3 bin metre derinliğe kadar olan tüm deniz sondaj faaliyetlerini yürütebiliyor
– Kaşif'te güçlü itiş gücüne sahip yedi elektrik tahrikli motor, teknik kollar ve hidrolik güç ünitesi bulunuyor
ANKARA (AA) – MURAT TEMİZER – Sektörde ROV olarak bilinen uzaktan kumandalı, ileri teknoloji denizaltı robotu “Kaşif”, yerli ve milli tedarikçilerle yapılan iş birliği sonucu milli enerji sektörüne kazandırıldı.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Fatih sondaj gemisinin envantere dahil edilmesiyle hem ekipman hem de ekibin millileştirilmesi için önemli adımlar atıldı.

Bu kapsamda, petrol ve doğal gaz arama sektöründe yerli ve milli alternatif çözümlerin en üst seviyede ve hızda devreye alınması önem kazandı.

Gemide bulunan komuta merkezinde bir su altı robotu olarak tasarlanan Kaşif, yüzlerce metre derinlikte bir dalgıç gibi görev yapıyor, dalgıçların erişemediği alanlara hızlı ve güvenli erişim sağlıyor.

Robotik kollarıyla bilgileri, gerekli olan elektriği ve video verilerini aşağı ve yukarı aktarma kabiliyeti de bulunan Kaşif, denizdeki kablonun gerilimini ayarlayıp fazla salınmasını engelliyor. Robot, bu sayede, aracın ve kabloların su altı akıntılarından etkilenme oranını en düşük seviyede tutuyor.

– Kaşif, 3 bin metre derinliğe inebiliyor

Kaşif'te güçlü itiş gücüne sahip yedi elektrik tahrikli motor, çeşitli teknik kollar ve el aletlerinde kullanılmak üzere geliştirilen hidrolik güç ünitesi bulunuyor.

Bu özellikleriyle Kaşif, dünya üzerinde kendi sınıfındaki en güçlü hibrit ROV sistemine sahip bulunuyor. Kaşif, 3 bin metre derinliğe kadar olan tüm derin deniz sondaj faaliyetlerini yürütebilecek şekilde geliştirildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fatih sondaj gemisinin Karadeniz'deki yeni keşfine ilişkin yaptığı açıklamada “Fatih sondaj gemimiz, ekipmanın ve ekibin millileştirilmesi yolunda önemli bir adımdı. Şimdi yeni bir adım daha atarak uzaktan kumandalı ileri teknoloji ürünü denizaltı robotumuzu da yerli ve milli imkanlarla petrol sektörümüze kazandırdık. 'Kaşif' adını verdiğimiz bu denizaltı robotu sayesinde yüzlerce metre derinlikteki ihtiyaç duyulan elektrik ihtiyacını ve video görüntülerini uzaktan kumandayla hiçbir riske girmeden elde edebileceğiz.” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez de Kaşif'in yüzde 53 yerlilik oranıyla geliştirildiğini ve bu oranı yüzde 70'in üzerine çıkarmayı hedeflediklerini açıklamıştı.

Kovid-19'dan korunmak için 'temassız' dezenfeksiyon robotu geliştirdiler

ESKİŞEHİR (AA) – Eskişehir’de robotik ve konumlandırma sistemleri üzerine faaliyet gösteren bir firma, tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile mücadele kapsamında otonom olarak ultraviyole ışığı (UV-C) dezenfeksiyonu sağlayan “COVİD-OTA” adlı yerli ve milli robot geliştirdi.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Teknokent’te robotik ve konumlandırma sistemleri üzerine alanında uzman AR-GE personeli ile faaliyet gösteren firma, dünyayı tehdit eden Kovid-19’u insanlardan daha fazla uzaklaştırabilmenin formülü üzerinde çalıştı.

Proje yetkilileri, sloganı “sıfır temas, tam dezenfeksiyon” olan robot ile amaçlananın, insan yoğunluğunun fazla olduğu alanlarda UV-C ışığı ile bakteri ve virüsleri yok etmek olduğunu söyledi.

İnovasyon Mühendislik Genel Müdürü Erol Çıracı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, UV-C ışığının özellikle Kovid-19 ve 80’den fazla genetik benzeşmesi olan virüsün genetik materyaline zarar verdiğinin, bakterileri ise yüzde 99 oranında yok ettiğinin kanıtlandığını anlattı.

Geliştirdikleri robotun da UV-C ışığını gövdesi üzerinde taşıyarak sıfır temasla dezenfeksiyon yaptığını anlatan Çıracı, “Endüstriyel bir amaçla ürettiğimiz robotu sağlık sektörüne uyarladık diyebilirim. Kısa sürede ekibimizle çözüm odaklı bir teknoloji ortaya çıkarmak istedik ve başarılı bir proje oluştu. Başlangıçta hastanelerde insansız dezenfeksiyon düşüncesiyle hareket etmiştik. Fakat şu an insanın olduğu her yerde kullanılması gereken bir teknoloji olduğunu düşünüyoruz.” diye konuştu.

Kovid-19 ile mücadele kapsamında “COVİD-OTA” adıyla üretimini gerçekleştirdikleri robotun fabrika, havaalanı, hastane, okullar, metro istasyonu gibi insanların yoğun olarak bulunduğu kapalı ortamlarda UV-C dezenfeksiyonu sağlayan otonom bir araç olduğunu belirten Çıracı, şöyle konuştu:

“Robot öncelikle görev yapacağı ortamın haritasını çıkarıyor. Dezenfeksiyon alanının konumu, dezenfeksiyonda görevli kişinin yetkisi, ortamda canlı olmaması gibi durumlar kontrol ediliyor. Tüm şartlar dezenfeksiyon için sağlanıyorsa robot ilgili alana girer, daha önceden haritasını çıkardığı ortamda belirli noktalarda, belirli süre durarak görevini tamamlar. Dezenfeksiyon esnasında odaya bir canlının girmesi durumunda, bunu algılayarak kendisini pasife alır. Çünkü UV-C ışığı canlılar için çok tehlikeli.”

Firma yöneticilerinden Ertul Erözdemir ise devletin yerli ve milli üretim çağrısını görev addettiklerini dile getirerek, salgın süresince AR-GE ekibiyle uzun süre çalıştıklarını söyledi.

Özellikle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca Teknopark içindeki firmaların AR-GE çalışmalarını hızlandırması talebi doğrultusunda harekete geçtiklerini anlatan Erözdemir, “Sayın Bakanımızın çağrısına kulak vererek ‘Ne üretebiliriz?’ dedik ve COVİD-OTA robotunu geliştirdik. Rakiplerinden bir eksiği yok. Hatta ithal rakiplerinden daha üstün diyebiliriz. Yerli mühendislik kaynağıyla üretildi. Yazılımı bize ait. Yerli ve milli bir firmayız. Seri üretimde robotik alanda Avrupa’da kendimizi ispat edeceğimize inanıyorum. Ülkemize katma değeri olan, tüm dünyaya ürün satan bir firma olmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz.” ifadesini kullandı.

Robotik cerrahiyle diz ve kalça ameliyatlarında hata riski sıfıra iniyor

BURSA (AA) – “Mako Robotik Cerrahi” yöntemiyle diz ve kalça protezi ameliyatı yapılacak hastanın operasyonel bilgileri doktorlar tarafından robota tanımlatılıyor.

Doktorların komutlarının ardından işleme başlayan robot, kemik kesme işlemlerinde ameliyat süresini kısaltırken operasyondaki hata payını da sıfıra indiriyor.

Diz ve kalça protezi ameliyatlarında 6-7 günü bulan taburcu süreleri ise robotik cerrahinin de katkısı ile bir güne kadar düşüyor.

Hastanenin yönetim kurulu başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, robotik teknolojinin ortopedi ameliyatlarında yaklaşık 10 yıldır kullanıldığını söyledi.

Prof. Dr. Bilgen, Türkiye’de de 3 ilde bu robottan faydalanıldığını Bursa’da ise kullanıma yeni başladıklarını belirterek, teknolojiyi takip etmenin, insanların güvenli ve çabuk iyileşmesine imkan sağladığını kaydetti.

Ameliyatlarda kullandıkları “Mako Robotik Cerrahi”nin hatasız işlem yapmayı sağlayan bir teknolojiye sahip olduğunu dile getiren Prof. Dr. Bilgen, şöyle konuştu:

“İnsana bağlı olan olası hataları ortadan kaldırmaya yönelik bir sistem geliştirilmiş. Bu sistem dahilinde biz kemik kesilerimizi yapıp implantları ona göre uyguluyoruz. Ameliyat öncesinde nasıl bir ameliyat yapacağımızı robota öğretiyoruz. Bunu öğrettikten sonra robot, ameliyat içinde bizim öğrettiğimiz yoldan hareket ediyor. Robot sayesinde ameliyat kısa sürüyor. Hasta, ameliyattan sonra daha az doku travması olduğu için daha çabuk iyileşiyor. Anestezinin de katkısıyla ameliyat sonrası ağrısız bir süreç yaşamasına imkan sağlanıyor.”

“Ekonomisine katkı sağlayacak bir yöntem”

Bilgen, robotik cerrahinin ekonomik faydalarına değinerek, “Yaptığımız implantların belli ömürleri var. Özellikle ülkemizde artroplasti cerrahisinde revizyon ameliyatları biraz fazla. Bunların en aza çekilmesi için bu tür teknolojik ürünlerin kullanılması revizyon oranlarımızı azaltacak. Dolayısıyla bunlar için ortaya çıkan maliyetleri ortadan kaldırmış olacağız. Yani ülke ekonomisine katkı sağlayacak bir yöntem.” diye konuştu.

Robot yardımıyla gerçekleşen multidisipliner bir ameliyatın ardından hastaların hemen yürüyebilecek duruma gelebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Bilgen, şöyle devam etti:

“Hastamız sabah ameliyatını olup akşam evine gidebilir. Eskiden hastalarımızı 8-10 gün hastanede tutardık. Şimdi anestezinin gelişmesi, cerrahi tekniklerin gelişmesi, bu işi yapan kişilerin dikkatli şekilde işlerine eğilmelerinin yanında bu gibi teknolojik cihazların kullanımıyla bu süreler kısaldı. Hastanede kalma sürelerinin azalması ekonomik olarak büyük fayda sağlar. Dolayısıyla hastanedeki yatak sayısı da artmış oluyor. Ameliyat olan hastalarımızın yüzde 25’ini aynı gün taburcu ediyoruz. Robot bize güvenli cerrahi yapmamızı sağlıyor.”

Prof. Dr. Bilgen, robottan İstanbul’da 2, Ankara’da ve Bursa’da ise birer tane bulunduğunun altını çizerek, “Dünya genelinde ise 700’ün üzerinde bu robottan kullanılıyor. Bunları üniversitelerde, eğitim kurumlarında yeni jenerasyonun öğrenmesi gerekiyor. İnsanlarımızın faydasına olacak şeyler. Robot, sadece kişilerin çabuk iyileşmesine değil, ülkeye ekonomik olarak da katkı sağlayacak. Robot yardımıyla iyi bir cerrahi uygulandığında revizyon oranları düşecek. İnsana bağlı hataları ortadan kaldıracak.” ifadesini kullandı.