Şener Şen

Bursa'da “Zengin Mutfağı” oyunu sahnelendi

BURSA (AA) – Usta oyuncu ve yönetmen Şener Şen'in başrol aldığı "Zengin Mutfağı" oyunu Bursa'da sahnelendi.

Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde, Vasıf Öngören tarafından kaleme alınan, yönetmenliğini Şener Şen ve Doğu Yaşar Akal'ın üstlendiği oyun Bursalı sanatseverler tarafından yoğun ilgi gördü.

Oyunda Şener Şen'e Gizem Ergün, Onay Kaya, Uğur Arda Başkan ve Kutay Sandıkçı gibi oyuncular eşlik etti.

Oyun, Cumhuriyet tarihinde görülmüş en büyük işçi hareketi olan 15-16 Haziran 1970 olaylarının zengin bir ailenin mutfağına yansımasını konu alıyor.

Gecenin sonunda seyircileri selamlayan Şener Şen ve oyuncu ekibi uzun süre alkışlandı.

“Beğenmediğim bir şeyi yapamam”

İSTANBUL (AA) – "Brand Week İstanbul"a katılan usta oyuncu Şener Şen, oynamak isteyeceği rollerin gelmediğini söyleyerek, "Biraz beğeneceğim bir şey olsa, oynayacağım. Biliyorum, ben de faniyim. Gelip gidiyoruz. Biraz daha film yapsam ne iyi olur. Ama beğenmediğim bir şeyi de yapamam. Onun için Yavuz ile tekrar buluşmamızın nedeni bu." dedi.

Bu yıl "Sınır Tanımayan Fikirler" temasıyla Zorlu PSM'de gerçekleştirilen etkinliğin "Onur Konuğu" olan Şen, 77 yaşında olduğunu belirterek, "İnsan, hayatını kendi dizayn etmiyor. Yaşam şartlarınız, geldiğiniz çevre ve hangi ailede doğacağınıza da siz karar vermiyorsunuz. Tabii ki ileride kişiliğinizi etkileyen olayların kaynağı aile, anne, baba, çevre ve bulunduğunuz ortam. Babamın işi nedeniyle Adana'dan 1950'lerde buraya, Türkiye'nin ilk gecekondu semti Zeytinburnu'na geldik. Bir fabrika kuruluyordu. Babamın esas mesleği marangozluk ama aynı zamanda fabrikada ustalık da yapıyor. Öyle, bir fabrikanın kuruluşu için geldik." diye konuştu.

Şen, yaşam koşulları nedeniyle 1963'te öğretmen olduğunu aktararak, "Aradan geçen süre zarfında, ciddi bir hayat mücadelesi vardı. Maddi olarak çok ferah bir aileden gelmediğimiz için küçük yaşta her işi deneme, çalışma, hayatta kalma mücadelesi verdik." ifadelerini kullandı.

Yeşilçam sinemasında çok sayıda filmde rol alan, babası Ali Şen'in yaşadıklarına şahit olduğu için, sinemaya daha geç başladığını söyleyen Şen, "Sinemaya sonra başlamamın nedeni babamdır. Sinemayı asla istemedim hayatım boyunca. Yardımcı roller oynadığı için parasını pek alamazdı. Alsa bile düşük para alırdı. Evde bir tek o çalışıyordu. Evin geçimi, babamın sinemadan aldığı yevmiyeye bağlıydı. Bazen alamıyordu. Alırsa yemek yeniyor." değerlendirmesinde bulundu.

Başarılı oyuncu, öğretmenliğin öncesinde fabrika işçiliği, işportacılık ve pazarcılık yaptığının altını çizerek, canlandırdığı tüm karakterlerin temelinin de bu işler olduğunu vurguladı.

– "Hababam Sınıfı kadar beğenilen, uzun süre vizyonda kalan film olmadı"

Şehir Tiyatroları'nda oynamak üzere 1967'de başvurduğunu dile getiren Şen, şu bilgileri verdi:

"Darülbedayi yani usta-çırak metoduyla oyuncu olunan bir yer. Ben ona güvendim. Çünkü benim tiyatro eğitimim yok. Meğerse ben oraya gidene kadar usul değişmiş. Eğitimi olmayanları almıyorlardı. Bana da olmaz, 'Sizi alamayız' dediler. Başka türlü çalışan yok mu burada?, dedim. 'Figüran, sözsüz kalabalıklara ihtiyacımız oluyor bazen. Bir oyun için dışarıdan da oyuncu alıyoruz.' dediler. Öyle olayım, dedim. 'O da şimdi yok' dediler. Tam kapıdan çıkarken, hayatımın dönüm noktası olabilir, dönüp dedim ki, 'Peki parasız çalışabilir miyim?' dedim. Ben kendime bir yer edineyim. Bendeki bu coşkuyu görünce, onlar da heyecanlandı ve başla dediler. O şekilde başladım."

Figüran olarak çok sayıda sinema filminde rol aldığına da dikkati çeken Şen, bazı örnekler vererek, "Önde Kartal Tibet, Hülya Koçyiğit dans ediyor. Biz de arkada dans eden çiftlerden biriyiz. Ben de zayıfım. Arkada iki kaş görünüyor. Mesela Kadir İnanır ile de var. Bir yerde garsonum. Hiç konuşmam yok. Su bırakıyorum. Kadir de şefkatli bir şekilde bana bakıyor. Sahnem bu kadar. Cüneyt Arkın ile bir sahnem var. Sinemada ilerlediğim bir dönem, 2-3 cümle söylüyorum. (Arkın) Yeraltı dünyasının kabadayılarından biri. Kumarhane işletiyor. Herkes 'Ağabey hoş geldin' diyor. Ben de maaşını rulete yatıran bir adamım. Para gidiyor. Sonra Cüneyt'in ayaklarına kapanıyorum. 'Ağabey ben ettim, sen etme.' O da 'Verin bunun parasını. Bir daha gelirsen, ayaklarını kırarım' diyor. Bunlar benim ilerleme, kendime yer etme rollerimdi." dedi.

Oyuncu Şen, Ertem Eğilmez tarafından "Hababam Sınıfı" filminde "Badi Ekrem" karakteri için seçilme sürecini de anlatarak, "Hababam Sınıfı, Türk sinemasının dönüm noktalarından biridir, seyirciyle ilişki kurma açısından. Türk sinemasının geleneksel olarak halkla iyi bir ilişkisi var. Fakat Hababam Sınıfı'nda bu iyice tavan yaptı. Bu kadar beğenilen, uzun süre vizyonda kalan film olmadı." değerlendirmesinde bulundu.

– "Biz oyuncular ne yaparsak yapalım yorumcuyuz"

Özellikle sahtekar insan rollerini iyi canlandırdığını söyleyen Şen, şöyle devam etti:

"Belki de o adamları sevmediğim için, o adamlara bir tepki olarak canlandırıp cezalandırmak mı istiyorum? Nedir, bilmiyorum. Ama iyi gözlem yaptım onlar hakkında. Bir de tabii o zengin hayat, gecekondu, öğretmenlik, çok insan tanıma. Mesela işportacılık yaptım. O meşhur jilet sahnesi var ya, onlar benim gözlemlerim sonucu. Mesela Çiçek Abbas'taki o minibüs şoförü, onu ben tanıyorum zaten. Oyuncular için karakterler zordur. Bilmediği bir karakteri araştırırken yerinde gözlem yaparlar. Araştırırlar. Benzer kişilerle buluşurlar. Benim böyle bir derdim olmadı. O kadar çok malzeme var ki."

Şener Şen, yönetmen ve senarist Yavuz Turgul ile çalışmasının nedenlerine değinerek, "Yavuz bence Türkiye'nin önemli değerlerinden biri. Kreatif anlamda da önemli. Biz oyuncular ne yaparsak yapalım yorumcuyuz. Bir şey yaratmıyoruz. Yaratılan bir şeyi yorumluyoruz. Sinemada bu çok komplike bir iştir. Yönetmenin dediğini yapmamız lazım. O da güven duygusuyla oluşur. Yönetmene güveniyorsanız, oyunculuğunuz da onunla örtüşüyorsa yaparsınız. Senaryo yazıyor. Yelpazenin genişliğine de bir bakın. Şekerpare'yi yazan da Eşkıya'yı yazan da Yavuz. Davaro'yu da Züğürt Ağa'yı da yazan Yavuz. Bana o kadar uyuyor ki. Ben de değişik şeyler yapmayı çok seviyorum. Olanaklarımı zorlamak istiyorum. Oyunculuğumun sınırı nerede? Şimdi yapmadığımız ne kaldı? Yavuz'da da böyle bir şey var. Birlikteliğin temeli, sinemaya aynı açıdan bakışımız, kreatif anlamda ve oyunculuk anlamında sinemayı aynı şekilde algılamamız diyebilirim." diye konuştu.

Kendisine gelen tüm senaryoları okuduğuna işaret eden sanatçı, "Biraz beğeneceğim bir şey olsa, oynayacağım. Biliyorum, ben de faniyim. Gelip gidiyoruz. Biraz daha film yapsam ne iyi olur. Ama beğenmediğim bir şeyi de yapamam. Onun için Yavuz ile tekrar buluşmamızın nedeni bu." ifadelerine yer verdi.

Usta oyuncu, aralık ayı sonunda, ilk kez 40 yıl önce İstanbul Şehir Tiyatroları'nda oynadığı, Türk Tiyatrosu’nun ölümsüz klasiklerinden Zengin Mutfağı ile yeniden tiyatro sahnesinde olacağını dile getirdi.

Sanatçı, moderatörlüğünü Yekta Kopan'ın yaptığı, görüntü ve fotoğraf çekilmesine izin verilmeyen etkinliğin sonunda izleyicilerin sorularını yanıtladı.

“Çocukluğumda kahramanım Şener Şen'di”

ANTALYA (AA) – Oyuncu, senarist, yapımcı ve komedyen Cem Yılmaz, Türk sinemasında Şener Şen'in oynadığı karakterleri çok sevdiğini bildirdi.

Antalya Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde 55'incisi düzenlenen Uluslararası Antalya Film Festivali kapsamında, sinemada 20'nci yılını kutlayan ve festivalde "Yaşam Boyu Başarı Ödülü" takdim edilecek olan Cem Yılmaz'ın "Pek Yakında" ve "Arif V 216" filmlerinin özel gösterimi yapıldı.

Antalya Kültür Merkezi Aspendos Salonu'ndaki gösterimin ardından, yazar Yekta Kopan'ın moderatörlüğünde, Cem Yılmaz ve oyuncu Ozan Güven söyleşiye katıldı. Yoğun ilgi gören söyleşiyi, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel ile bazı sanatçılar da izledi.

Ozan Güven'i yaklaşık 20 yıl önce bir televizyon dizisinde gördüğünü anlatan Cem Yılmaz, Ozan Güven'in çok kabiliyetli bir oyuncu olduğunu dile getirdi.

Ozan Güven'in kendi jenerasyonlarında hem komedi hem dram hem de dansta çok önemli bir sanatçı olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Farklı disiplinlerde yetenekleri olan, işini hafife almayan ama büyük bir hafiflikle yapan, beraber çalışmaktan çok mutlu olduğum, en ciddi tartışmaları beraber yaptığım bir arkadaşım. İlk defa G.O.R.A. filminde bir araya geldik. G.O.R.A.'da kahramanlar dünyaya dönecekken orada kalan robota 'Seni robot zannettik ama adam çıktın.' diyor. Aslında benim o senaryoda yazdığım bir replik değildi. Aslında onu kalben Ozan'a söyledim." diye konuştu.

Ozan Güven de Cem Yılmaz'ın işini yaparken çok ciddiye alan, herkesin fikrini önemseyen biri olduğunu kaydetti.

– "Çocukluğumda kahramanım Şener Şen'di"

Bir konuğun "Kendiniz dışında en sevdiğiniz film karakteri kim?" sorusuna Cem Yılmaz, "Şener Şen'in oynadığı karakterleri çok severim. Bizim geçmişimiz de çok benziyor. Benim çocuklukta kahramanım Şener Şen'di. Hatta yan rol oynadığı filmlerde, diyelim Davaro. Kemal abinin kahraman olduğu, Şener Şen'in kötü adam olduğu film. Çok tuhaf Ozan'da da aynı huy varmış, biz hep Şener abiyi tutardık. Kötü adamı bu kadar eğlenceli oynayan dünya sinemasında da çok insanı tanıyorum. Hababam Sınıfı'nda Badi Ekrem, Şekerpare'de Ziver… Ozan'ın evinde Şekerpare karakterlerinden Ziver Bey'in tablosu var. Aile büyüğü gibi asmış." karşılığını verdi.

Yılmaz, bir soru üzerine bazı projelerde teknik ekip bulmakta zorlandığını dile getirdi.

– "Mart ayında sahneye çıkmaya başlayacağım"

Azerbeycan'dan gelen bir seyircinin "Bakü'de de sahneye çıkacak mısınız?" sorusuna Cem Yılmaz, "Mart ayında sahneye çıkmaya başlıyorum, Bakü'ye de gelmek isterim." dedi.

"Kara Komik Filmler" başlığı altında "Kaçamak" ve "İki Arada" isimli iki filmi tamamladıklarını, ocak ayında bu filmlerin vizyona gireceğine değinen Yılmaz, "Biraz değişik bir macera, 60 dakikalık iki filmi bir seansta izleyeceksiniz art arda. İkisi de farklı türde filmler. Bir deney gibi değil de değişik seyircileri bir araya getirme gayretindeyim. Kara Komik Filmler başlığı altında iki tanesi de ayın 29'un da çekmeye başlayacağız. Onlar da mart ayında vizyona girecek. Yani önümüzdeki sene baya yoğun bir Cem Yılmaz'a maruz kalacaksınız." ifadelerini kullandı.

Bir izleyicinin "Hokkabaz'ı sevdim ama G.O.R.A.'yı sevmedim, Hokkabaz gibi filmleri ne zaman yapacaksınız?" sorusuna Yılmaz, amacının farklı türlerde denemeler yapmak ve farklı seyirci topluluklarına hitap etmek olduğunu söyledi.

Söyleşinin ardından Cem Yılmaz 20'inci yıl anısına sahneye getirilen pastayı kesti. Yılmaz, "Ben bunu evde kendi başıma da kutlayabilirdim ama sizinle birlikte burada kutlamak çok anlamlı oldu. Çok teşekkür ederim." dedi.