“3. Sanatın ve Kültürün Kardeşliği Müze, Şiir, Müzik Projesi” etkinliği – BURSA

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Etkinlikten detaylar
– Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Kamil Özer'in konuşmasından detaylar
– İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız'ın konuşması
– Genel detaylar Bursa'da “3. Sanatın ve Kültürün Kardeşliği Müze, Şiir, Müzik Projesi” etkinliği
BURSA (AA) – Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (İLESAM) tarafından Türkiye genelinde gerçekleştirilen “3. Sanatın ve Kültürün Kardeşliği Müze, Şiir, Müzik Projesi”nin ikincisi Bursa'da başladı.

Kültür ve Turizm Bakanlığınca desteklenen ve İLESAM tarafından hazırlanan “3. Sanatın ve Kültürün Kardeşliği Müze, Şiir, Müzik Projesi” kapsamında müzeler tanıtılırken sanatın ile kültürün kardeşliği şiir ve müzikle gösteriliyor.

Kentteki Osmanlı Evi Müzesi'nde, “Müze ve Kültür” konulu mini konferans ve bilgilendirme toplantısında bir konuşma yapan İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız, birçok medeniyete ve uygarlığa ev sahipliği yapan Anadolu'nun bir açık hava müzesi olduğunu söyledi.

Bu medeniyetlerden ve uygarlıklardan birçok tarihi eserin kaldığını hatırlatan Parmaksız, bunların daha iyi değerlendirilmesi ve dünya çapında tanıtılması gerektiğini vurgulayarak, şöyle dedi:

“Bizim insanımız daha çok İtalya'yı, İspanya'yı yani daha çok yabancı ülkeleri görmek istiyor. Öncelikle kendi ülkemizi ve kendi tarihi zenginliklerimizi gezmeliyiz. Oralara ben de gittim. Kilise ve şatodan başka bir şey yok çünkü adamların başka bir kültürü yok. Ya şato ya da kilise yapmışlar. Bizde o kadar geniş bir kültür var ki biz bu tarihi eserlere bakmayı, onları okumayı ve onların arkasındaki hikayeyi bilirsek o zaman o eserler bizi daha çok etkileyecek. Anadolu coğrafyası içinde öyle medeniyetler gelmiş geçmiş ki yeraltı ve yerüstü zenginlik olarak herhalde ülkemiz gibi başka bir medeniyet beşiği yok. En son noktası da Göbeklitepe. Tarihin sıfır noktası.”

Kültür ve Turizm Bakanlığının müzeler ve müzecilik konusunda son yıllarda güzel çalışmalar yaptığına değinen Parmaksız, son olarak Sidas Antik Kenti'nden çalınarak İtalya'ya götürülen 1800 yıllık antik taş adak yazıtın, Kültür ve Turizm Bakanlığının çabalarıyla 23 yıl sonra dün Türkiye'ye getirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Etkinlikte Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Kamil Özer ile Bursa Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Dr. Öğretim Üyesi Doğan Yavaş da sunum yaptı.

Program kapsamında yarın aynı yerde misafir şairlerden şiir dinletisi ve Bursa Devlet Klasik Türk Müziği Korosu sanatçıları tarafından verilecek mini bir konser gerçekleştirilecek.

Proje, 1-2 Ekim'de Diyarbakır, 8-9 Ekim'de Şanlıurfa ve 15-16 Ekim'de ise Ankara etaplarıyla devam edecek.

Proje kapsamında geçen yıl Ağrı, Çanakkale, Gaziantep, Hatay, Ordu, Mardin, Van, Denizli, Mersin ve Antalya'da etkinlikler gerçekleştirilirken bu yılın ilk programı 17-18 Eylül'de Sivas Atatürk ve Kongre Müzesi'nde yapılmıştı.

Kahramanmaraş'ta Uluslararası Şiir ve Edebiyat Günleri düzenlenecek

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Yedi güzel adam edebiyat müzesinden görüntüler
– Programdan görüntüler
– Vali Ömer Faruk Coşkun'un konuşması
– TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Celalettin Güvenç'in konuşması
– Büyükşehir Belediye Başkanı Hayrettin Güngör'ün konuşması
– Programdan görüntüler
– Katılımcıların toplu fotoğraf çektirmeleri

Kahramanmaraş'ta Uluslararası Şiir ve Edebiyat Günleri düzenlenecek
KAHRAMANMARAŞ (AA) – Türk edebiyatına yön veren birçok yazarın yetiştiği ve eğitim gördüğü Kahramanmaraş'ta, Uluslararası Şiir ve Edebiyat Günleri düzenlenecek.

Vali Ömer Faruk Coşkun, Dulkadiroğlu ilçesindeki 7 Güzel Adam Edebiyat Müzesi'nin bahçesinde gerçekleştirilen tanıtım toplantısındaki konuşmasında, Kahramanmaraş'ın, edebiyat dünyasında söz sahibi şair ve yazarları barındıran bir edebiyat şehri olduğunu söyledi.

Kentin edebiyattaki tarihsel birikiminin ortaya konulması ve gelecek nesillerin edebiyata yönlendirilmesinin, herkesin ortak görevi olduğunu ifade eden Coşkun, şunları kaydetti:

“Şair ve yazarlar şehri olan Kahramanmaraş'ımızın yazar ve şairleri, edebiyat dünyasına kültürel bir miras bırakmıştır. Bu kültürel mirastan güç alarak gelecek nesillerden yeni şair ve yazarların yetişmesine büyük katkı sağlayacağını düşündüğüm bu organizasyonun, gelenekselleşerek paydaş kurumlarla devam etmesini temenni ediyorum. İnanıyorum ki, ilkini düzenleyeceğimiz Uluslararası Kahramanmaraş Şiir ve Edebiyat Günleri, kentimizin kültürünün, ulusal ve uluslararasında daha anlaşılır ve görünür olmasına katkıda bulunacaktır.”

TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Celalettin Güvenç ise edebiyatla ilgili etkinliğin, düzenlenmesinde geç kalınmasına rağmen Kahramanmaraş'a yakışacağını belirtti.

Güvenç, Kahramanmaraş'ın geçmişte önemli edebiyatçılara ev sahipliğini yaptığı ifade ederek, şöyle konuştu:

“Allah'a hamd olsun, öyle bir mirasın devrini almışız ki vicdan sahibi hiç kimsenin itiraz edemeyeceği zenginliğe sahibiz. Kahramanmaraş şiirin, şairin ve edebiyatın başkentidir. Dün öyleydi, bugün böyle, yarın da öyle olacaktır. Necip Fazıl, Rasim Özdenören ve Nuri Pakdil de öyleydi ve şu an aramızda olan sizler sayesinde böyledir ve böyle olmaya devam edecektir.”

Büyükşehir Belediye Başkanı Hayrettin Güngör de kentin büyük bir edebiyat geleneğine sahip, edebiyat içeriklerinin dolaşımının süreklilik arz ettiği, irfanın ve hikmetin hüküm sürdüğü şehir olduğunu aktardı.

Kentin edebiyattaki mirasının, Türkiye'nin yanı sıra dünyaya ulaştırılması gayreti içerisinde olduklarını kaydeden Güngör, şu ifadeleri kullandı:

“Kahramanmaraş'ta büyük bir edebiyat geleneğinden söz ediyoruz. Hem büyük hem de kesintisiz. Karacaoğlan'dan Ahmet Kuddusi'ye, Necip Fazıl'dan Nuri Pakdil'e, Aşık Mahzuni Şerif'ten Abdürrahim Karakoç'a kadar bir kesintisiz gelenek. Biz bu geleneğimizi, Edebiyat ve Şiir Günleri ile taçlandırarak, edebiyattaki öncülüğümüzü ortaya koymak istedik.”

Programa, AK Parti Kahramanmaraş milletvekilleri Ahmet Özdemir ve İmran Kılıç ile İl Emniyet Müdürü Salim Cebeloğlu'nun yanı sıra çok sayıda şair ve yazar katıldı.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını tedbirleri ile 16-20 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek 1. Uluslararası Şiir ve Edebiyat Günleri'nde, edebiyatın birçok dalında yarışmalar, sunum ve eğitim programları düzenlenecek.

Şiirin Can babası: Can Yücel

İSTANBUL (AA) – Eserleriyle bir döneme damga vuran ve şiirleri dilden dile aktarılan Türk edebiyatının usta ismi Can Yücel, vefatının 21. yılında anılıyor.

Eski Milli Eğitim Bakanı, Köy Enstitüleri’nin kurucusu ve öğretmen Hasan Ali Yücel’in oğlu, Canan Yücel Eronat’ın ikiz kardeşi ve ressam Su Yücel’in babası Can Yücel, 21 Ağustos 1926’da İstanbul’da dünyaya geldi.

Mevlanakapı Tekkesi müridlerinden telgraf nazırı Ali Rıza Beyin torunu olan ve ilk şiirini 10 yaşında kaleme alan Can Yücel, ironik yönü ağır basan şiirlerinde, halk ağzına, halk türkülerinin deyişlerine ve argo sözlere de yer verdiği için sıkıntılı zamanlar geçirdi.

Şairin ilham kaynağı ve şiirlerinin konuları doğa, insanlar, olaylar, kavramlar, heyecanlar, duyumlar ve duygular üzerine şekillendi.

Yücel, taşlama ve toplumsal duyarlılığın ağır bastığı şiirlerinde kullandığı yalın dili ve buluşlarıyla edebiyatseverlerin dikkatini çekti.

Usta şair, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Klasik Filoloji Bölümü’ndeki eğitiminin ardından İngiltere’de Cambridge Üniversitesi’nde Latince ve Yunanca eğitimi aldı.

Yücel, Londra’da BBC Radyo’nun Türkçe bölümünde spikerlik yaptı ve çeşitli elçiliklerde çevirmenlik görevi üstlendi.

Askerliğini Kore’de tamamlayan ve Güler Hanım ile 1956’da evlenen Can Yücel’in bu evlilikten kızları Güzel ve Su ile oğlu Hasan dünyaya geldi. Türkiye’ye 1958’de dönen Yücel, bir süre Bodrum’da turist rehberi olarak çalıştıktan sonra bağımsız çevirmen ve şair olarak yaşamını İstanbul’da sürdürdü.

Yalın dili ve farklı tarzıyla beğeni kazandı

İlk şiirlerini, 1950’de yayımlanan ”Yazma” kitabında toplayan Yücel, 1945-1965’te “Yenilikler”, “Beraber”, “Seçilmiş Hikayeler”, “Dost”, “Sosyal Adalet”, “Şiir Sanatı”, “Dönem”, “Yöne”, “Ant”, “İmece”, “Papirus” adlı dergilerde yazdı.

Usta şairin, 1962’de İngiltere’deyken, 1709 yılından kalma, Latin harfleriyle taş baskısı olarak basılmış bir Türkçe dilbilgisi kitabı bulması geniş yankı uyandırdı.

1965’ten sonra siyasal konularda da eserlere imza atan Yücel, “Yeni Dergi”, “Birikim”, “Sanat Emeği”, “Yazko Edebiyat” ve “Yeni Düşün” dergilerinde yayımladığı şiir, yazı ve çeviri şiirleriyle tanındı.

Can Yücel, çoğunda sevdiği insanları tarif ettiği şiirlerinde eşine, çocuklarına, torunlarına ve babasına olan sevgisini yansıttı. “Maaile” isimli bir eseri de bulunan Yücel’in, “Küçük Kızım Su’ya”, “Güzel’e”, “Yeni Hasan’a Yolluk”, “Hayatta Ben En Çok Babamı Sevdim” adlı şiirleri, ailesine yazdığı şiirler arasında yer aldı.

Lorca, Shakespeare, Brecht’in oyunlarını da çeviren şair Yücel, Shakespeare’in “Olmak ya da olmamak” anlamındaki “To be or not to be” cümlesini, “Bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin” şeklinde Türkçeleştirmesiyle de dikkati çekti.

Hapiste olduğu dönemde “Bir Siyasinin Şiirleri” adlı kitabını yayımladı

Che Guevara ve önceki Çin Komünist Partisi Başkanı Mao Zedong’dan çeviriler yaptığı gerekçesiyle 12 Mart 1971’de 15 yıl hapse mahkum olan Yücel, 1974’deki genel afla dışarı çıktı. Dışarı çıkışının ardından hapiste yazdığı “Bir Siyasinin Şiirleri” adlı kitabını yayımladı.

Can Yücel’in 12 Eylül 1980 sonrasında kaleme aldığı “Rengahenk” isimli kitabı, müstehcen olduğu iddiasıyla toplatıldı. 1998’de dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e hakaret ettiği gerekçesiyle Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Yücel, bir yıl iki ay hapis cezasına mahkum edilirken, Yargıtay 9. Ceza Dairesi bu hükmü, “cezanın ertelenmesi gerektiği” görüşüyle bozdu.

Kendine özgü samimi ve yalın dili, muhalif bakış açısı, derin mizah duygusuyla kaleme aldığı eserleriyle Türk edebiyatının özgün şairleri arasındaki yerini alan Yücel, ünlü dünya şairlerinden çevirdiği şiirleri bir araya getirdiği ”Her Boydan” adlı eserini 1959’da yayımladı.

Yücel, yapıtlarını “Yazma”, “Sevgi Duvarı”, “Bir Siyasinin Şiirleri”, “Ölüm ve Oğlum”, “Şiir Alayı”, “Rengahenk”, “Gökyokuş”, “Canfeda”, “Çok bi Çocuk”, “Kısadevre ve “Kuzgunun Yavrusu” adlı kitaplarda topladı.

İnsanlar kendi adlarına değil, kainat adına yazarlar

Zeynep Oral’ın “Sözden Söze” kitabında yayınladığı Can Yücel röportajında, Yücel şiir hakkında düşüncelerini şöyle ifade ediyor:

“Şiir gürültüden müziğe geçmektir. Şiir evrenin -bak kainatın demiyorum- içinde büyük seslerin, molekül ve atomlardan başlayan bütünlüğü, bu bütünlüğün müziğidir. Şairin görevi bu musikiyi kurmaktır. Kozmostan aşağı şiir yazılmaz. Üst tarafı minördür… Harika o ki, insanlar kendi adlarına değil, kainat adına yazarlar. Bütünselliğin dışında şiir yoktur. Hayat ve ölüm de bütündür. Şiir bu bütünden çıkan büyük çılgınlıktır.”

Nebil Özgentürk’ün hazırladığı “Bir Yudum İnsan” belgeselinde ikiz kardeşi Canan Yücel Eronat ise bir anne karnında iki minik yavrunun bir dünyayı paylaşmasını müthiş bir tesadüf olarak tanımlayarak, “Kardeşlik, paylaşmak, kucaklaşmak oradan başlıyor. Tesadüflerin en güzeli bence. Daha sonra kendimi bildim bileli beraber giderdik. Hatta erkek kardeş olduğu için koruma ve himaye göreviyle yüklüydü bana karşı.” yorumunda bulunuyor.

Geçtiğimiz yıllarda Buca Belediyesi’nin “Babalar ve Kızları” söyleşisine katılan Can Yücel’in kızı Güzel Yücel, “Babam yaşarken de seviliyordu, şimdi daha çok sevilme nedeni daha iyi anlaşılması.” ifadelerini kullanıyor.

Babasının kendilerine de aşıladığı deniz tutkusunu, yaptığı muhteşem yemekleri ve ailesine olan sevgisini aktaran Güzel Yücel, “Babam için ailesi çok önemliydi. Bizlerle olan sevgi dolu yaşamını şiirlerine de yansıttı. ‘Küçük Kızım Su’ya’, ‘Güzel’e’, ‘Yeni Hasan’a Yolluk’, ‘Hayatta Ben En Çok Babamı Sevdim’ bu sevgi şiirlerinden bazıları. Yokluğuna alışmak çok zor, hasreti hiç dinmiyor.” sözleriyle özlemini dile getiriyor.

İstanbul’da Kuzguncuk’ta yaşayan ve ömrünün son dönemlerinde Muğla’nın Datça ilçesine yerleşen usta şair, İzmir’de Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde bademcik kanseri tedavisi görürken 12 Ağustos 1999’da, 73 yaşında hayata gözlerini yumdu. Can Yücel en sevdiği günebakan çiçekleriyle uğurlanarak Datça’da toprağa verildi.

Şairin vefatından sonra Datça Belediyesi ve ailesi tarafından, anısına edebiyat ve kültür-sanat şenlikleri düzenlenirken, Datça’daki evi müze haline getirildi.

Muhabir: Salih Şeref

“15 Temmuz Şiir Yarışması”na başvurular başladı

İSTANBUL (AA) – 15 Temmuz darbe girişiminin 4. yıl dönümünde Ensar Vakfı tarafından düzenlenen "15 Temmuz" temalı şiir yarışmasına başvurular başladı.

Yarışma kapsamında yazılacak şiirler, şehit ve gazilere atfedilerek, Ensar Yayın tarafından kitaplaştırılacak.

Katılımcıların en fazla 2 şiir ile başvuru yapabileceği yarışmaya gönderilecek eserlerin daha önce yayımlanmamış, herhangi bir yarışmaya katılmamış veya yayın grubuna gönderilmemiş olması gerekiyor.

Son başvuru tarihi 5 Temmuz olarak belirlenen yarışmayla ilgili ayrıntılı bilgilere, "enstitu.ensar.org" adresinden ulaşılabilecek.