Şule Yüksel Şenler

Emine Erdoğan, yazar Şule Yüksel Şenler'in vefatının 1. yılı anma programında konuştu – İSTANBUL

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Şule Yüksel Şenler Vakfı tarafından düzenlenen anma töreninden detaylar
– Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın konuşması
– Duaların edilmesi
– Yazar Şule Yüksel Şenler mezarı başında anılması Emine Erdoğan, yazar Şule Yüksel Şenler'in vefatının 1. yılı anma programında konuştu:
– “Nasıl Rosa Parks, Malcolm X, Muhammed Ali gibi büyük şahsiyetler hak arayışında evrensel semboller haline geldiyse, Şule Yüksel hanım da mutlaka uluslararası tanınırlığa kavuşmalıdır”
– “Bugün bilhassa dünyanın her yerindeki Müslüman kadınlar bir rol modele ihtiyaç duyuyorlar. Onları hedef alan baskılara karşı söylemlerini oluşturacak bir zemin arayışı içindeler. Yanlış kurulmuş cümleleri yeniden ve düzelterek kurmamız gerekiyor. İslam'ın kadına verdiği hakların Müslümanlar da dahil, hala layıkıyla anlaşılamamış olması en büyük üzüntümdür”
– “Şule ablamızın vefatı, bir devrin kapanması değil, aksine, onun şahsında cisimleşen cesaretin, yeni nesillere aktarılması için, yeni bir sorumluluk sürecidir. Bu vakıf, Şule Yüksel'in mücadelesini, evrensel insan hakları mücadele tarihi içinde hakettiği yere yerleştirmeyi hedeflemektedir”

İSTANBUL (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, “Nasıl Rosa Parks, Malcolm X, Muhammed Ali gibi büyük şahsiyetler hak arayışında evrensel semboller haline geldiyse, Şule Yüksel hanımın da mutlaka uluslararası tanınırlığa kavuşmalıdır.” dedi.

Erdoğan, Şule Yüksel Şenler Vakfı tarafından Mihrişah Valide Sultan İmareti'nde düzenlenen Şule Yüksel Şenler'in Vefatının 1. Yılı Anma ve Vakıf Yönetimi Tanışma Programı'na katıldı.

Şenler, sağlığında sık sık ziyaret ederek ihtiyaç sahipleriyle bir araya geldiği Mihrişah Valide Sultan İmareti'nin bahçesindeki kabri başında anıldı. İstanbul Müftüsü Mehmet Emin Maşalı, Şenler için kabri başında Kur'an-ı Kerim okudu, dua etti.

Burada yaptığı konuşmada, böyle özel bir günde, Şenler'in hatırasını yaşatacak Şule Yüksel Şenler Vakfı'nın kuruluşu sebebiyle bir araya geldiklerini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

“Ardında bıraktığı mirasa sahip çıkmak, hepimizin görevidir. Tahmin ediyorum, hepiniz Şule Yüksel Hanım'ın özel hayatımda çok önemli bir yeri olduğunu biliyorsunuz. Hayatıma kattığı değeri kelimelerle izah etmem gerçekten çok zor. Onun mücadelesine, önümüzde açtığı ufka, en yakın mesafeden şahitlik ettim. Müslüman kimliğinin, toplumun alt katmanlarına hapsedildiği bir dönemde o, cendereye sıkışmış bir kesim için rol model oldu. Dindar olmanın gericilik, yobazlık, çağ dışılık, geri kalmışlık gibi kelimelerle yan yana koyulduğu cümleleri, alt üst etti. Modern olmanın reçetesinin, tek tip kadın olma şartını, hükümsüz kıldı. O zamanlar çağdaşlık, bilhassa kadınların giyim kuşamına endeksleniyor, kadın üzerinden bir siyaset yürütülüyordu. Kentlilik ve modernlik, dindar kimliği tamamen dışlıyordu.”

– “Bize kazandırdığı en önemli şey 'çağın icapları' denen algıyı sorgulatmasıydı”

Emine Erdoğan, gençlik yıllarından hatırladıklarına göre, dinin gereklerine uygun, dindar bir hayat yaşamak isteyenlerin, adeta bir kimlik bunalımına itildiğini, saygıyı ve itibarı hak etmek için kendi özünü terk etmek imtihanıyla karşı karşıya kalındığını anlatarak, şunları kaydetti:

“İşte böyle bir ortamda Şule Yüksel hanım, kendi içine doğru başlattığı yolculuğu, bir topluluğun, kendi özüne doğru yaptığı yolculuğa çevirme noktasında rol model oldu. Bir yazar, gazeteci olarak dar kalıplara, taşraya hapsedilmiş Müslüman kadın algısını, yerle bir etti. Modanın uluslararası nabzını tuttu. Fransız moda dergilerine uzanan araştırmaları, onun bu algılarla mücadele azminden başka bir şey için değildi. Bu arayışları sonunda, şehirdeki Müslüman kadınların giyebileceği tasarımlar üretti. Ve bizzat kendi giyimi ile benim gibi şehir hayatına doğan binlerce genç kadına, hem şehirli, hem de dindar olmanın mümkün olduğunu gösterdi. Üstelik vakarla, onurla.”

Şenler'in her cepheden gelen toplumsal ve siyasal baskılarla mücadele ettiğini, yüksek sesli sorular sorduğunu belirten Erdoğan, “Şule Yüksel hanımın o dönem bize kazandırdığı en önemli şey 'çağın icapları' denen algıyı sorgulatmasıydı. Çağın icapları karşısında asimile olmak yerine, çağı kendi hakikatimize uyarlamaya davet ediyordu. Zamanı için en güncel araçları kullanmaktan da çekinmiyordu. Yazdığı romanlar da, bu anlamda Şule hanımın çağdaş duruşunun resmidir.” diye konuştu.

– “Bize kendi hakikatimizi terketme şartı koyan hiçbir teklif, muteber değildir”

Emine Erdoğan, Şule Yüksel Şenler'in yine bir ilke imza atarak, genç bir Müslüman hanım olarak şehir şehir gezip konferanslar verdiğini aktararak, “Anadolu'da verdiği bu konferanslara kadınıyla erkeğiyle on binler akın etmiştir. Bu, Halide Edip'ten bu yana belki de hiçbir kadın aktiviste nasip olmamıştır. Düşündüğüm zaman, bugün beni en çok sevindiren, verdiği mücadelenin meyvesini, dünya gözüyle de görmüş olmasıdır. Gençlere 'Sizler benim hayalimin süsüyken, bugün hayallerimin gerçeği olarak karşımdasınız.' diyebilmiş olması, büyük nimet. Elhamdülillah.” ifadelerini kullandı.

Şule Yüksek Şenler'in aynasında bugünün şartlarına bakma ve onun mücadelesinin bugüne bakan yanını görme zamanı olduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:

“(Zamanın icapları) olarak tanımlanan şeyler, şekil değiştirerek her daim karşımıza çıkmaya devam ediyor. O gün siyasal baskılar vardı, bugün de popüler kültürün dayatmaları var. Gençlerimizin zihinleri sistematik olarak bulandırılmaya çalışılıyor. Sadece hazlardan kurulu bir dünyaya davet ediliyorlar. Unutmayalım; bize kendi hakikatimizi terketme şartı koyan hiçbir teklif, muteber değildir. Gençlerimizin bunu çok iyi idrak edeceklerine inanıyorum. Kimliğimiz, dünyaya söylediğimiz sözümüzdür. 'Çağın icaplarına göre' kimliğimizi eğip bükmek, bizi sadece edilgen kitleler haline getirir. Şule Yüksel Şenler de, ortaya koyduğu aksiyon insanı karakteriyle, baskı unsurlarından nasıl özgürleşileceğini gösterdi bize. Bunu da son derece zarif bir şekilde yaptı. Kendine güvenen, düşünen, yazan, cesaret aşılayan bu Müslüman kadın örnekliği, nesiller boyu hepimize fazlasıyla yeter.”

– “Şule hanım, baskının zincirlerini İslam'la kırdı”

Emine Erdoğan, vakfın tam olarak bu misyon üzerine kurulduğunu ve bu vakfın gençlerin kendi hakikatlerini “çağın icapları” olarak sunulan şeyler karşısında güçlü biçimde sunacağı bir mecra olacağını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Nasıl Rosa Parks, Malcolm X, Muhammed Ali gibi büyük şahsiyetler hak arayışında evrensel semboller haline geldiyse, Şule Yüksel Hanım da, mutlaka uluslararası tanınırlığa kavuşmalıdır. Bugün bilhassa dünyanın her yerindeki Müslüman kadınlar bir rol modele ihtiyaç duyuyorlar. Onları hedef alan baskılara karşı söylemlerini oluşturacak bir zemin arayışı içindeler. Yanlış kurulmuş cümleleri yeniden ve düzelterek kurmamız gerekiyor. İslam'ın kadına verdiği hakların Müslümanlar da dahil, hala layıkıyla anlaşılamamış olması en büyük üzüntümdür. Zihinlerini, İslam'la özgürleştirenlerin örnekliği, hepimiz için yol göstericidir. Malcolm X, Muhammed Ali, Aliya İzzetbegoviç gibi, Şule hanım da baskının zincirlerini İslam'la kırdı. Biz de Şule hanımın mirasını devralanlar olarak, bugün bizlere özgürlük kılıfı içinde dayatılan bütün kalıpları özgür bir beyin ve kalple sorgulamalıyız. Çünkü, Allah'tan başka hiçbir güce kul olmayan insan, gerçek anlamda özgürdür. 'İslamofobi' denilen ve üzerine her gün yeni bir tuğla ekledikleri o çirkin duvarı yıkmak istiyorsak, tıpkı Şule Yüksel gibi şahsiyetli birer Müslüman olmalıyız. Aşağılık kompleksleriyle değil, kendi değerlerimizi yükselterek dünya ile muhatap olmalıyız.”

Emine Erdoğan, “Şule ablamızın vefatı, bir devrin kapanması değil, aksine, onun şahsında cisimleşen cesaretin, yeni nesillere aktarılması için, yeni bir sorumluluk sürecidir. Bu vakıf, Şule Yüksel'in mücadelesini, evrensel insan hakları mücadele tarihi içinde hakettiği yere yerleştirmeyi hedeflemektedir.” dedi.

Şule Yüksel Şenler'in, İslam'la özgürleşmiş, değerleriyle kuşanmış bir kadının, nasıl da güçlendiğini, pek çok siyasi baskıya nasıl kafa tutabildiğini ortaya koyduğunu vurgulayan Erdoğan, “Onun ayak izlerini takip ederek bugünlere gelen bizler, şimdi bu mücadele azmini, özgürleştiren imanı, gençlerimize anlatmak, aktarmak durumundayız.” şeklinde konuştu.

Erdoğan, vakfın hayırlı uğurlu olması temennisinde bulunarak, vakfın kuruluşuna ve faaliyetlerine katkı vereceklere başarılar diledi.

Şule Yüksel Şenler Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Leyla Şahin Usta da Şenler'in ruhuna 81 ilde 100 hatim okunarak duasının yapıldığını kaydetti.

Konuşmaların ardından Vakfın Onursal Başkanı Emine Erdoğan, Vakfın Mütevelli Heyeti Üyeleri Fatma Bayram, Fatma Özdemir, Türkan Kumru, Hayati İnanç, Leyla Şahin Usta, Mihrimah Belma Satır, Ziya Altan Elmas, Gaffar Koca, Şeyma Döğücü ve Rabia İlhan ile aile fotoğrafı çekildi.

Programın sonunda Şule Yüksel Şenler adına kurulan vakıf, ilk hayır faaliyetini gerçekleştirerek katılımcılara yemek ikramında bulundu.

Mücadeleci bir kalem: Şule Yüksel Şenler

İSTANBUL(AA) – Yücel Çakmaklı’nın “Birleşen Yollar” ismiyle sinemaya uyarladığı “Huzur Sokağı” romanına imza atan yazar ve gazeteci Şule Yüksel Şenler, vefatının ilk yılında yad ediliyor.

Pek çok konuda ilkleri yaşamış, tavizsiz bir isim olarak öne çıkan ve kalemiyle cihad eden Şenler, teyze çocukları olan Hasan Tahsin ile Mihriban Ümran çiftinin çocuğu olarak, 29 Mayıs 1938’de Kayseri’de dünyaya geldi.

Aslen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden olan ailesi,1930’lu yılların başında Kayseri’ye, ardından İstanbul’a göç etti.

Altı çocuklu ailenin üçüncü çocuğu olan Şenler, Koca Ragıp Paşa İlkokulu’na giderken ailesinin ekonomik durumu bozuldu. Annesi kalp krizi geçirip yatağa düşünce, Şenler, ortaokul ikinci sınıfta okuldan ayrılmak zorunda kalarak, Ermeni bir terzinin yanında çalışmaya başladı. Başarılı edebiyatçının bu tecrübesi, ileride kendi başörtü modelini tasarlamasına da öncülük etti.

Yazı hayatına 14 yaşında başladı

Şule Yüksel Şenler, yazı hayatına 14 yaşında Yelpaze Dergisinde kaleme aldığı hikayelerle başladı.

Asıl adı Yüksel olan Şenler, yazılarında isminin önüne Şule’yi ekleyerek erkek olmadığını vurgulamak istedi. Böylece yazı hayatında Şule Yüksel adıyla tanındı ve ünlendi.

Şenler, gazetecilik mesleğiyle 21 yaşında tanışarak, Gökhan Evliyaoğlu ve Peyami Safa’nın da yazar kadrosunda yer aldığı Yeni İstiklal gazetesinin gençlik köşesinde yazmaya başladı. Usta edebiyatçı, ilk düşünce yazılarını Faruk Nafiz Çamlıbel’in çıkardığı Kadın gazetesinde “Duyuşlar-Görüşler” adı altında kaleme aldı.

Gazetenin ilanlarını hazırlayan Yüksel Bey’den resim ve müzik dersleri alarak ney ve kanun çalmayı öğrenen Şenler’in “Huzur Sokağı” romanı, 1969’da gazetede tefrika şeklinde okurla buluşmaya başladı.

Şule Yüksel Şenler, 1965’te, o zamana kadar benimsemiş olduğu Batılı modern yaşam tarzını terk ederek dindar bir hayata yöneldi ve tesettüre girdi. Ardından Mehmet Şevket Eygi’nin çıkardığı Yeni İstiklal Gazetesinde yazılar kaleme aldı.

Yazılarından ötürü hakkında birçok kez dava açılan Şenler’in hayatında, Türk Kadınlar Birliği’nin şikayeti üzerine açılan dava sonrası yeni bir süreç başladı.

Konferanslarıyla 1960-1970’li yıllara damga vurdu

Başarılı edebiyatçı, başörtüsünün eğitimli Müslüman kadının hayatına girmesine vesile olurken, gerek yazıları gerekse konferanslarıyla da 1960 ve 1970’li yıllara damga vurdu.

Şenler, 27 Mayıs 1960 Darbesi’nden sonra kurulan Adalet Partisi’ne katılıp Bakırköy Gençlik Kolları, Edebiyat ve Kültür Kolu Başkanlığı görevlerini sürdürdü, Anadolu’yu dolaşarak verdiği konferanslarla tartışmalar başlattı.

Kendisini örnek alan genç kızların başlarını aynı şekilde örtmesi sonucu bu tartışmalar daha da alevlendi ve Şenler gibi başını bağlayan kadınların sayısı sürekli arttı. Bunun üzerine bu tür örtünmeye “Şulebaş” adı verildi.

Şule Yüksel Şenler, yayın hayatına 1960’ta başlayan Bugün Gazetesi’nin yazar kadrosunda yer alarak, kadın gazetecilerin parmakla gösterildiği bir dönemde, başörtülü bir kadın gazeteci olarak dikkatleri üzerine çekti.

Konferanslar ve yazı hayatının yanında modayla da ilgilenen usta yazar, modern başörtüsü ve pardösü modelleri de çiziyordu. Çizdiği modellerin Anadolu’da genç kızlar arasında yayılmaya başlamasının ardından başını örten öğrenciler, üniversitelerde de tesettürlü bir şekilde okumanın önündeki engellerin kaldırılması talebini güçlü bir şekilde dile getirdiler.

Cumhurbaşkanına hakaretten ötürü tutuklandı

Dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın 1971’de, “Sokaktaki örtülü kadın ve kızların öncüleri cezalarını çekecekler.” sözleriyle işaret ettiği Şenler, Sunay’a hitaben bir mektup yayımlayarak, cumhurbaşkanının Allah’tan ve milletten özür dilemesi gerektiğini savundu. Şenler, Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla tutuklandı ve 8 ay cezaevinde kaldı.

Sunay, 2 ay sonra Şenler’i affetti. Ancak usta yazar, bu affı reddederek Bursa Cezaevinde cezasını sonuna kadar çekti.

Cezaevinden çıktıktan sonra Türkiye’nin dört bir yanını dolaşarak konferanslar vermeyi sürdüren Şenler, Hür Söz, Yeni İstiklal, Babıalide Sabah gazetelerinde kadın sayfaları hazırladı. Bugün gazetesinde 1967-1971’de köşe yazarı olarak yer aldı. Seher Vakti Dergisi’nin başyazarı oldu ve 1980’den sonra aralarında Milli Gazete’nin de olduğu gazetelerde yazdı.

Huzur Sokağı romanı, film ve dizilere konu oldu

Başarılı yazarın Huzur Sokağı adlı eseri, Yücel Çakmaklı’nın yönettiği İzzet Günay ve Türkan Şoray’ın rol aldığı “Birleşen Yollar” filmiyle sinemaya uyarlandı.

Huzur Sokağı romanı, 2012’de aynı adla televizyon dizisi haline getirilerek izleyiciyle buluştu.

Usta yazar, yaşamı boyunca ayrıca “Gençliğin Izdırabı”, “Hidayet”, “Bize Ne Oldu”, “İslam’da ve Günümüzde Kadın”, “Duyuşlar”, “Her şey İslam İçin”, “Uygarlığın Gözyaşları”, “Kız ve Çiçek”, “Sağ El”, “Bir Bilinçli Öğretmen” ve “Yılanla Tilki” adlı eserlere de imza attı.

81 yaşında hayata veda etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan’ın evliliklerine ara bulucu olduğu belirtilen Şenler’in hayatı, gazeteci Demet Tezcan tarafından, “Bir Çığır Öyküsü: Şule Yüksel Şenler” isimli kitapta kaleme alındı.

Yaşamının son 15 yılını hastalıklarla mücadele ederek geçiren Şenler, yaklaşık 8 ay tedavi gördüğü hastanede, 28 Ağustos 2019’da 81 yaşındayken vefat etti.

Eyüp Sultan Camisi’nde kılınan namazın ardından son yolculuğuna uğurlanan Şenler’in cenaze merasimine kültür, sanat ve siyaset dünyasından çok sayıda isim katıldı.

“Şule hanımı en güzel ifade edecek kelime ‘mücahide’dir.”

Şenler ile ilgili biyografi kitabı yayınlayan yazar Demet Tezcan, vefatının ardından yaptığı açıklamada, “Şenler, çok kıymetli ve çıtası çok yüksek bir örnekti. Davası için yaptıkları karşılığında da her türlü bedeli ödemiş bir isim. Hakkında açılan davalar, hapis yatması… Şenler, zatürreye bağlı solunum yetmezliğinden vefat etti. Bu, Şule ablada yıllardır nükseden bir durumdu. Çünkü o yıllarda verem olmuştu. O koşturmada, aç, susuz, dinlenemeden, Karadeniz turnesi yaptığı bir dönemde hastalanmıştı ve tam o esnada da cezaevine girmişti. Hastalığının en zor yıllarını cezaevinde geçirmişti. Bunu hiç atlatamadı. En ufak yağmur damlasında dışarıya çıkamazdı. Son nefesini de yine davası için almış olduğu bir hastalıkla verdi.” ifadelerini kullandı.

Gazeteci-yazar Sibel Eraslan ise Şenler’in, arkasında herhangi bir STK, siyasi parti ya da maddi bir güç olmadan tek başına büyük bir mücadele veren isim olduğunu vurgulayarak, şunları aktarmıştı:

“Şenler, Türkiye’de hem direnişin hem dirilişin sembolüydü. Diriliş, ruhani manada tekrar ruhun imani aydınlanmaya yönelmesi. Bu konuda insanları davet etti. Büyük mevzuların kadınıydı, tek başına yüreğiyle çıkmıştı yola. İkinci aşamasında da başörtülü olduğu için bazı kısıtlamalarla karşı karşıya kaldı ve hukuk direnişinin sembolü oldu. 1968’den bu yana devam etti. Mesela benim hukukçu olarak serbestiyet kazanmam, mesleğimi yapabilmem için yasakların kalkması 2014 idi. Yani 1968’de Şule ablanın omuzladığı ve başlattığı hak arama, hukuk mücadelesi, avukatlar için 2014’te sonuçlandı. Bu sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en uzun hukuk mücadelelerinden biridir. Şenler, bunun mimarıdır. Şule hanımı en güzel ifade edecek kelime, “mücahide”dir. Davasına inancı açısından cesaret ve zarafet timsaliydi. Çok iyi bir anne olabilirdi, anne olsun isterdim ama bugün gördüm ki cenazesi başında milyonlarca kızı var. O kızlardan biri olmak çok büyük bir şeref. Şule abla her türlü mücadeleyi sürdürdü. Kolay değil bir hukuk mücadelesini tek başına sürdürmek ve arkasından milyonlarca insana yol açmak.”

Emine Erdoğan'dan gazeteci-yazar Şule Yüksel Şenler için duygusal mesaj

ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, hayatını kaybeden gazeteci-yazar Şule Yüksel Şenler için yayımladığı mesajda, "Kıymetli Şule Ablacığım, bugün seni Rabbimize uğurluyoruz. Rasulallah başta olmak üzere çok sevdiğin nice güzel ruh ile orada buluştuğuna inanıyor, seni şimdiden hasretle özlüyoruz. Yerin hiç dolmayacak." ifadelerini kullandı.

Emine Erdoğan, gazeteci-yazar Şenler'in son yolculuğuna uğurlanması dolayısıyla Twitter hesabından bir mesaj yayımladı.

Şenler ile hayatına yön bulma çabası içinde olduğu gençlik yıllarında yollarının kesiştiğini belirten Emine Erdoğan, şunları kaydetti:

"Şehirli bir Müslüman kadının, inancını yaşantıya nasıl dönüştüreceği arayışlarına bulduğumuz en güzel cevaptı o. İnançlarımızdan vazgeçmeden toplumsal hayatta var olmanın, inandığını özgüven ve vakarla temsil edebilmenin güçlü bir örneğiydi. Nezaketi, görgüsü, ilme merakı, sadra şifa olan kalemi, güçlü hitabeti ve cesareti ile yolumuza ışık tuttu. İdealist Hanımlar Derneği ve niceleri, ektiği tohumları birlikte yeşerttiğimiz yuvalar oldu bize."

Şenler'in zamanın gidişatına yön vermekte gösterdiği mücadele azmi ve gayretinin, bugünkü gençlere de örnek olması temennisinde bulunan Emine Erdoğan, şöyle devam etti:

"Her gün şükrettiğim evliliğimize vesile olduğu için özel olarak, hayatın zorlu sınamalarına karşı dirençli olma ve sabretme örnekliği içinse toplum olarak ona çok büyük bir şükran borçluyuz.
Kıymetli Şule Ablacığım, bugün seni Rabbimize uğurluyoruz. Rasulallah başta olmak üzere çok sevdiğin nice güzel ruh ile orada buluştuğuna inanıyor, seni şimdiden hasretle özlüyoruz. Yerin hiç dolmayacak. Mekanın cennet olsun."

Erdoğan'dan Şenler’in adının yaşatılacağı binaya ziyaret

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, bugün son yolculuğuna uğurlanan gazeteci-yazar Şule Yüksel Şenler’in isminin yaşatılacağı binayı ziyaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün tedavi gördüğü hastanede 81 yaşında hayatını kaybeden gazeteci-yazar Şule Yüksel Şenler'in Eyüp Sultan Camisi'nde kılınan cenaze namazında saf tuttu. Erdoğan, Eyüp Sultan Mezarlığındaki defin töreninin ardından Şenler'in adının verileceği, daha önce İlim Yayma Cemiyeti Genel Merkezince kullanılan binaya geldi.

Müze ve kütüphane olarak kullanılacağı belirtilen binada incelemelerde bulunan Erdoğan'a eşi Emine Erdoğan'ın yanı sıra Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş ve Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken de eşlik etti.