Telif Hakları

“Radyo Televizyon Yayıncılığı ve Telif” konferansı

İSTANBUL (AA) – Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği (RATEM) tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteğiyle gerçekleştirilen "10. İletişim Fikirleri Yarışması" kapsamında "Radyo Televizyon Yayıncılığı ve Telif" başlıklı konferans düzenlendi.

Harbiye'deki TRT Radyo binasında yapılan konferansın açılışında konuşan RATEM Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Gürsoy, İletişim Fikirleri Yarışması projesine 2009 yılında başladıklarını aktararak, "Türkiye'de bu tür projelerin uzun soluklu olması oldukça güçtür ama üniversitelerimizin, öğrencilerimizin ve yayıncı meslektaşlarımızın katkılarıyla 10. yılında da bu projeyi aynı heyecanla ve ilgiyle sürdürüyoruz." dedi.

Gürsoy, telif hakları konusunda farkındalık yaratmak adına son 3 yıldır üniversitelerde çeşitli sergiler ve etkinlikler düzenlediklerine değinerek, yarışmanın ödül töreninde de telif alanına dikkati çekmek amacıyla bu alanda karşılaşılan sorunları, uygulamaları değerlendirmek ve tespit etmek üzere bir konferans dizisi gerçekleştirdiklerini aktardı.

Telif Hakları Destek Hizmetleri Daire Başkanı Sanem Arıkan da Türkiye'nin çok derin bir kültür birikimine sahip olduğunu ve bu birikim sayesinde nitelikli eserler ortaya çıktığını ifade etti.

Arıkan, bir eser meydana getirme sürecini, küçük bir filizin ağaca dönüşme dönemine benzeterek, şöyle devam etti:

"Yani sancılı ve zahmetli bir süreçtir. Bu itibarla eser sahiplerlerinin haklarını teminat altına alan telif hukukuna riayet edilmesi önem arz etmekte bu hakların ihlal edilmesi ne yazık ki eser sahiplerimizin eserlerini meydana getirmekteki şevkini kırmaktadır. Yasal düzenlemeler, idari uygulamalar ne kadar mükemmel olursa olsun bu hakların en güvenli şekilde korunması, toplumdaki hassasiyet ve farkındalıkla mümkündür."

– "Bandrol satışı düşüşün ciddi sebebi dijitalleşmenin yaygınlaşmasıdır"

Oturum başkanlığını RATEM Hukuk Müşaviri Erdem Türkekul'un üstlendiği konferansta ise Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Müdürlüğünde uzman olarak görev yapan Ahmet Yener Koçak, "Telif Haklarına Genel Bakış" adlı bir sunum yaptı.

Yener, sunumunda telif hakkının ne olduğunu, eser sahibinin haklarını, eser koruması ve toplu hak yönetimi konularından bahsetti.

Telif hakları ihlalinin kültürün gelişmesine ve ekonomiye zarar verdiğini aktaran Yener, korsanla mücadele noktasında yürütülen 4 ana mekanizmaya ilişkin şu bilgileri verdi:

"Birincisi kayıt, tescil sistemi. Tescil, hak sahibinin hak sahibi olduğunu kanıtlayan bir mekanizmadır. Mesela bir roman yazdınız. Bunu Telif Hakları Müdürlüğü'nde kayıt altına alabilirsiniz. İspat kolaylığı sağlamaktadır. Sinema, müzik ve bilgisayar oyunları açısından ticari kayıt tescil vardır. Bunda da amaç hak sahiplerini korumaktır. Ayrıca bandrol uygulaması ve sertifika sistemi var. Kitap, bilgisayar oyunları, sinema ve müzik eserlerine yapıştırılması zorunludur."

Yener, konuşmasında bandrol verilerine de değinerek, "2010 yılında 214 milyon kitap bandrolü, 215 milyon da oyun, müzik ve sinema bandrolü satışı yapılmış. 2013 yılında ve 2016 yılında da kitaplar açısından bandrol artışı devam ederken, film, oyun ve müzik açısından bandrol satışı ciddi bir anlamda düşüyor. Tabii bu düşüşün ciddi sebebi de dijitalleşmenin yaygınlaşmasıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi Üyesi Dr. İhsan Baştürk de "Fikri Mülkiyet Haklarına" ilişkin yaptığı konuşmada, teknolojiye anlam kazandıran içeriğin eser olduğuna dikkati çekerek, "Eğer bir eser olmasa, içerik olmasa ne radyonun, ne de televizyonun bir anlamı olmazdı. Belki de izlediğimiz videolar olmasa internetin bir anlamazı olmaz." dedi.

Baştürk, ülkelerde uygarlık düzeyinin trafik düzeninden anlaşılamayacağını söyleyerek, "Ülkelerde fikir ve sanat eserlerinin korunma düzeyi o ülkenin demokratik toplum düzeyini doğrudan göstermektedir. Bu anlamda ülkemizi aydınlık yarınların beklediğine inanıyorum." şeklinde konuştu.

Konferansta ayrıca TRT Radyo ve Müzik Dairesi Başkanı Ahmet Akçakaya ile Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halil Nalçaoğlu birer konuşma yaptı.

Telif haklarına yeni düzenleme

TBMM (AA) – “Telif Hakları Yasası” olarak da bilinen, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı TBMM Başkanlığına sunuldu.

Tasarıyla, kanuna “icracı sanatçı” ve “fonogram yapımcısı” ve “film yapımcısı” tanımları eklendi.

Tasarıya göre, fikir, yöntem, teori, matematiksel kavram, günlük haber ve olay gibi eser niteliğini haiz olmayan unsurlar, bu kanun kapsamında korunmayacak.

Herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler ve sonraki bir aşamada bilgisayar programı oluşmasını sağlayacak nitelikteki hazırlık tasarım çalışmaları da dahil olmak üzere, her biçimdeki bilgisayar programları ilim ve edebiyat eserleri arasında yer alacak.

İçeriğinin seçimi veya düzenlenmesi itibarıyla derleyenin hususiyetini taşıyan veri tabanları da derleme eser kapsamında olacak.

Kayıt ve tescil belgeleri haciz ve rehin işlemleri ile hapis hakkına konu olamayacak.

Bir eserin fiziki nitelikteki aslını veya çoğaltılmış nüshalarını kiralamak, ödünç vermek, satışa çıkarmak veya diğer yollarla dağıtmak suretiyle yayma hakkı, münhasıran eser sahibine ait olacak. Mimarlık eserleri ile uygulamalı sanat eserleri, kiralama ve ödünç verme haklarına konu olmayacak.

Kiralama ve ödünç verme hakkı saklı kalmak kaydıyla, eserin aslı veya nüshalarının hak sahibinin izniyle yurt içinde veya dışında mülkiyeti devredilerek satış veya dağıtıma sunulmasından sonra bu nüshaların yeniden satışı veya dağıtılması, yayma hakkını ihlal etmeyecek.

Bir eserin aslı veya çoğaltılmış nüshalarının kiralanması veya ödünç verilmesi, eser sahibinin çoğaltma hakkına zarar verecek şekilde eserin yaygın kopyalanmasına yol açamayacak.

Bir eserin umumi mahallerde doğrudan doğruya gösterilmesi, çalınması, okunması veya oynanması gibi herhangi bir suretle temsili hakkı, münhasıran eser sahibine ait olacak.

Bir eserin herhangi bir suretle umuma iletilmesi hakkı münhasıran eser sahibine ait bulunacak. Umuma iletim hakkı özellikle eserin veya temsilinin radyo, televizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz vasıtalarla yayınlanmasını, yayınlanan eserin yeniden iletilmesini, eserin bir tespit, yayın veya yeniden iletim yahut dijital ağlar vasıtasıyla umumi mahallerde iletilmesini, eserin, telli veya telsiz araçlarla kişilerin bireysel olarak seçtikleri yer ve zamanda herhangi bir yöntemle erişimine sunulmasını kapsayacak.

Sinema eserinin sahibi ve film yapımcısı arasında akdedilen yapım sözleşmesinde aksi belirtilmedikçe eser sahibi, yayın, yeniden iletim ve erişime sunma haklarını yapımcıya devretmiş sayılacak.

Bu halde yahut anılan hakların yapımcıya veya bir başkasına sözleşmeyle devri ya da kullanım salahiyetinin verilmesi durumunda dahi eser sahibi, eserin hukuka uygun bir şekilde ilk gösterim veya umuma iletim tarihinden hangisi önce ise o tarihten itibaren 5 yıl geçtikten sonra bu eseri yayınlayan, yeniden ileten ve erişime sunanlardan uygun bedel alma hakkına sahip olacak. Dizi filmler bakımından bu süre 6 yıl olacak. Bu hak devir ve feragate konu edilemeyecek ve sadece meslek birlikleri aracılığıyla takip edilebilecek.

Devletin faydalanma salahiyeti dışındakiler hariç, koruma süresinin bitiminden sonra herkes, eser sahibine tanınan mali haklardan faydalanabilecek. Mali haklar için öngörülen koruma süreleri, tazmin amaçlı olanlar dahil olmak üzere uygun bedel hakları bakımından da uygulanacak.

Yayımlanmış bir eserin eğitim, öğretim veya bilimsel araştırma sürecinde örnekleme maksadıyla doğrudan veya dolaylı olarak kar amacı güdülmeksizin yüz yüze okunması, çalınması, oynanması, gösterilmesi veya uzaktan eğitim yöntemleriyle eğitime katılan kişi sayısıyla sınırlı olarak ve hak ihlallerini engellemeye yönelik teknolojik önlemlerin alınması kaydıyla erişime sunulması serbest olacak. Bütün bu hallerde eser sahibinin ve eserin adının mutat şekilde açıklanması zorunlu olacak.

Basılı ilim ve edebiyat eserlerinin kamuya açık kütüphaneler tarafından ödünç verilmesi serbest olacak. Ancak zorunlu eğitim ve öğretim hizmeti veren kurumların kütüphaneleri hariç olmak üzere ödünç verenler, eser sahibi ile eseri yayımlayanlara tazmin amaçlı bir bedel ödemekle yükümlü bulunacak. Bu bedel kütüphane kullanıcılarına yansıtılamayacak. Bu bedelin en az yarısı, ödünç verme hakkını devretmiş olsa dahi eser sahiplerine ait olacak.

Kamuya açık kütüphaneler ve müzeler ile arşivlerin, koleksiyonlarında bulunan eserleri muhafaza etmek amacıyla dijital veya diğer ortamlarda, doğrudan veya dolaylı ekonomik ya da ticari menfaat gütmeksizin çoğaltmaları serbest hale getirilecek.

Alenileşmiş bir eserin karikatür, parodi veya pastiş amacıyla kullanılması serbest olacak.

Eserin ticari menfaat güdülmeksizin çoğaltılması

Eserlerin gerçek kişiler tarafından doğrudan veya dolaylı ekonomik ya da ticari menfaat güdülmeksizin şahsi kullanım amacıyla çoğaltılması serbest olacak. Bu serbesti bilgisayar programları, elektronik veri tabanları ve mimarlık eserleri ile hukuka aykırı olarak çoğaltıldığı veya umuma iletildiği aşikar olan eserler hakkında uygulanmayacak.

Teknolojik bir işlem sürecinin ayrılmaz ve esaslı parçası olup tek amacı bir eserin hukuka uygun olarak kullanımını veya bir ağ içerisinde üçüncü kişilere iletimini sağlamak olan ve bağımsız bir ekonomik değer taşımayan geçici veya arızi nitelikteki çoğaltmalar serbest olacak.

Müzik notaları hariç olmak üzere bir eserin, fotokopi ya da aynı sonucu doğuracak yöntemlerle kağıt veya benzeri materyal üzerine, talebe bağlı olarak kısmen çoğaltılması serbest olacak ancak çoğaltma hizmetini ücret karşılığı gerçekleştiren veya ücretsiz olsa dahi doğrudan ya da dolaylı ekonomik menfaat sağlamak suretiyle yaygın şekilde çoğaltma hizmeti veren gerçek veya tüzel kişiler, eser sahibi ve eseri yayımlayanlara tazmin amaçlı bir bedel ödemekle yükümlü bulunacak. Bu bedelin en az yarısı, çoğaltma hakkını devretmiş olsa dahi eser sahiplerine ait olacak.

Meslek birlikleri ve hakların toplu yönetimi

TBMM Başkanlığına sunulan Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısıyla, meslek birlikleri ve hakların toplu yönetimi konusunda düzenlemeye gidiliyor.

Tasarıya göre radyo-televizyon kuruluşlarının, yayınlama hakkına sahip oldukları eserlerin, kendi olanaklarıyla kendi yayınları için geçici olarak kaydını yapmaları serbest olacak.

Geçici kayıt, özel kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla, hak sahiplerince verilen yayın izninin sona ermesini müteakip silinecek. Ancak nadir nitelikte bir belgesel olan kayıtlar kamuya ait arşivlerde muhafaza edilebilecek.

Tasarıyla, umuma açık mahallerde eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanılması ve veya iletilmesine ilişkin esaslar, tahditlerin uygulanması ve teknolojik önlemlerin sınırı, yeniden düzenleniyor.

Bu kapsamda, umuma açık mahallerde eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanılması ve veya iletilmesine ilişkin esaslar meslek birliklerine ilişkin hükümlerle birlikte ele alınacak.

Tahditler, ancak eserden normal yararlanmaya aykırı olmadığı ve eser sahibinin meşru menfaatlerine makul sayılamayacak şekilde zarar vermediği durumlarda uygulanabilecek.

Teknolojik önlemlerin düzenlemede öngörülen tahditlerin uygulanmasına engel teşkil etmesi halinde hak sahipleri, kullanıcıların bu tahditlerden yararlanmalarını temin edecek tedbirleri almakla yükümlü olacaklar. Kullanıcılar, mahkemeden hak sahiplerince bu tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilecekler.

Bu hüküm kişilerin bireysel olarak seçtikleri yer ve zamanda bir sözleşmeye dayalı olarak erişimine sunulan eserler hakkında uygulanamayacak.

Tasarıda Hakların Toplu Yönetimi konusunda da düzenleme yapılıyor.

Eser ve bağlantılı hak konuları üzerindeki mali hakların kullanımına ilişkin tarifelerin tespiti, sözleşmelerin yapılması, gelirlerin tahsili ve hak sahiplerine dağıtılması, kullanımların izlenmesi ve gerektiğinde hakların korunması amacıyla idari, hukuki ve cezai yollara başvurulması gibi hak yönetim faaliyetleri; yegane veya esas amacı birden fazla hak sahibi adına, müşterek menfaatleri doğrultusunda hakların toplu yönetimini sağlamak olan ve kar amacı gütmeyen, özel hukuk tüzel kişiliğini haiz meslek birlikleri tarafından yürütülecek.

Meslek birlikleri, rekabetin korunmasına dair hükümler saklı kalmak kaydıyla, düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili iş ve işlemlerde, yetkilendirildikleri hakların etkin bir şekilde takibi ve korunması amacıyla birlikte hareket edebilecek ve diğer meslek birliklerine yetki devrinde bulunabilecekler.

En az iki meslek birliği bir araya gelerek Kültür ve Turizm Bakanlığından izin almak suretiyle tüzel kişiliği haiz ortak Iisanslama birliği kurabilecekler. Düzenlemenin meslek birliklerine ilişkin hükümleri, niteliğine uygun düştüğü ölçüde ortak Iisanslama birlikleri hakkında da uygulanacak.

Meslek birlikleriyle ilgili esaslar

Meslek birlikleri, zorunlu organlarının asıl üye sayısının üç katı kadar üye olma niteliklerini taşıyan gerçek veya tüzel kişiler tarafından imzalanacak tüzüğün, kuruluş beyannamesiyle birlikte bakanlığa sunulmasıyla tüzel kişilik kazanacak.

Meslek birliklerinin toplu hak yönetim faaliyetinde bulunabilmesi için bakanlıktan faaliyet izni alması zorunlu olacak. Kuruluşundan itibaren bir yıl içinde faaliyet izni alamayan meslek birlikleri kuruluş amacını gerçekleştirmemiş sayılacak.

Üye sayısı bakımından gerekli koşulları yerine getirmesi ve bakanlıkça, bu meslek birliğinin haklarını etkin şekilde yönetebilecek idari ve ekonomik yetkinlik ile temsil kapasitesinin bulunduğuna karar verilmesi halinde aynı alanda yeni bir meslek birliğine faaliyet izni verilebilecek.

Düzenlemedeki haklar, ülke içinde kurulan meslek birlikleri dışında başka birlik, demek ve benzeri kuruluşlar tarafından yönetilemeyecek.

Meslek birliklerinin görev ve yükümlülükleri

Tasarıyla meslek birliklerinin görev ve yükümlülükleri de belirleniyor.

Buna göre meslek birlikleri; faaliyetlerini etkinlik, katılımcılık, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine göre yürütmek, üyelik şartlarını ayrımcılık yapmaksızın objektif ve şeffaf şekilde belirlemekle yükümlü olacak.

Ayrıca, hakların yönetimini hakkaniyete uygun koşullarda gerçekleştirmek, yönettikleri haklarla ilgili tarife ve artış gerekçeleri ile bu tarifelere ilişkin indirim ve ödeme kolaylıklarını süresinde duyurmak, yönettikleri haklara ilişkin her türlü bedelin tahsilini ve dağıtımım adil, şeffaf ve düzenli bir şekilde gerçekleştirmek, yönettikleri hakları korumaya yönelik tedbirleri almak, bu amaçla gerekli hallerde idari, hukuki ve cezai yollara başvurmak, haklarla ilgili eserlere ve bağlantılı hak konularına ilişkin veri tabanını oluşturmak, güncellemek ve kamunun bilgisine sunmak ile mevzuatta ve tüzüklerinde verilen diğer görevleri yerine getirmek de meslek birliklerinin görev ve yükümlülükleri arasında yer alacak.

Hiç kimse meslek birliğine üye olmaya zorlanamayacak

Tasarıyla meslek birliklerinin üyelik ve yetkilendirmelerine ilişkin de düzenlemeye gidiliyor.

Bu kapsamda hiç kimse meslek birliğine üye olmaya ve bu birliklerde üye olarak kalmaya zorlanamayacak.

Meslek birlikleri, faaliyet alanına giren haklara ilişkin üyelik taleplerini kabulden ve bu hakların yönetiminden haklı ve objektif gerekçeler bulunmaksızın kaçınamayacak. Meslek birliği üyeleri sermaye koymak, zarara ve hukuki mesuliyete iştirak etmekle yükümlü tutulamayacak.

Meslek birlikleri, hak sahipleri tarafından verilen yazılı yetki belgesi veya düzenlemeyle tanınan yetki çerçevesinde hakları yönetecek.

Yetki belgesi verilmesi, belge konusu mali hakkın veya kullanma yetkisinin devri sonucunu doğurmayacak, meslek birliğine sadece hakkın yönetim yetkisini verecek. Yönetim yetkisi meslek birliğine geçen haklar, ticari olmayan kullanımlar hariç, bireysel olarak yönetilemeyecek.

Yetki belgesine konu her hakkın türü ve kapsamı meslek birliğinin kriterlerine uygun olmak koşuluyla hak sahibince belirlenecek. Yetki belgesi, içeriğinde bulunan haklar bakımından hak sahibinin mevcut ve ileride meydana getireceği eserler ile bağlantılı hak konularını kapsayacak. Yetki belgesinin süresinin belirlenmesinde takvim yılları esas alınacak.

Süresinin bitiminden önce hak sahibinin meslek birliğine verdiği yetkiyi geri alması veya üyeliğin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde yetki belgesi o yılın sonuna kadar geçerliliğini koruyacak.

Meslek birliklerinin denetimi

Meslek birlikleri, idari ve mali açıdan Kültür ve Turizm Bakanlığının denetimine tabi olacak. Bakanlık, mali denetimin bağımsız denetim kuruluşlarına yaptırılmasını meslek birliklerinden isteyebilecek. Denetimler sırasında istenecek her türlü bilgi ve belgenin verilmesi veya bunlara erişimin sağlanması zorunlu olacak.

Denetimlerde, kuruluş amaçlarını veya görev ve yükümlülüklerini yerine getirmediği, iş ve işlemlerinde mevzuata aykırılık bulunduğu, idari veya ekonomik kapasitesini ya da temsil kabiliyetini esaslı bir şekilde kaybettiği, tespit edilen meslek birliği bakanlıkça yazılı olarak uyarılacak.

Tespitin niteliğine göre bir aydan az olmamak üzere verilecek makul bir süre içerisinde eksikliğin veya aykırılığın giderilmesi istenecek. Bu süre içerisinde gerekli tedbirlerin alınmaması veya alınan tedbirlerin yeterli görülmemesi halinde, meslek birliği ikinci kez uyarılacak.

İkinci uyarıya rağmen eksikliğin veya aykırılığın giderilmemesi halinde, bakanlıkça üç ay içerisinde genel kurulun olağanüstü toplanması sağlanacak. Uyarının gereğini yerine getirmeyen kişilere bakanlıkça tedbiren görevden el çektirilebilecek ve genel kurul olağanüstü toplanıncaya kadar bu kişilerin yerine görev yapmak üzere bakanlıkça atama yapılacak veya yedek üyeler göreve çağrılacak. Görevden el çektirilenler, genel kurulda aday olamayacak.

Olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasına rağmen aynı eksiklik veya aykırılığın devam etmesi halinde meslek birliğinin faaliyet izni iptal edilecek.

Denetimlerde, birliğin iş ve işlemlerinde açık ihmali veya suistimali görülenler, eylemin niteliği ve ağırlığına göre bakanlıkça her zaman görevden el çektirilebilecek.

El çektirmeler nedeniyle zorunlu organların üye sayısı, üye tam sayının yarısının altına düşerse bakanlıkça üç ay içerisinde genel kurulun olağanüstü toplanması sağlanacak. Genel kurul olağanüstü toplanıncaya kadar boş üyeliklere bakanlıkça atama yapılacak.

Hak sahipleri ile meslek birlikleri arasındaki, toplu hak yönetiminin işleyişiyle ilgili olmayan münferit ihtilaflar bakanlığın denetimine tabi olmayacak. Ancak bakanlık gerekli görmesi halinde tarafları arabuluculuğa teşvik edebilecek.

Toplu hak yönetimi

Tasarıyla hangi hakların toplu olarak yönetileceği de belirleniyor.

Hak sahiplerinin bireysel olarak takip etmeleri ve kullanıcılarla bireysel olarak izin sözleşmesi imzalamaları fiilen mümkün bulunmayan hakların takibinin etkinleştirilmesi, hak sahiplerinin bu haklar dolayısıyla elde edecekleri gelirlerin artırılması ve kullanıcılar açısından da çok sayıda hak sahibine ulaşma ve sözleşme yapma güçlüğünün ortadan kaldırılması için toplu hak yönetimi uygulaması getiriliyor.

Bu haklar, tek meslek birliğinin faaliyet gösterdiği sektörlerde bu meslek birliği, birden fazla meslek birliğinin faaliyet gösterdiği sektörlerde ise bakanlıkça yetkilendirilen ortak lisanslama birliği tarafından yönetilecek. İlgili meslek birliklerinin yetkili ortak lisanslama birliğine katılım talepleri reddedilemeyecek. Birden fazla meslek birliğinin faaliyet gösterdiği sektörlerde ortak lisanslama birliğinin oluşturulamaması halinde bakanlık, bu alandaki yetkiyi ilgili meslek birliklerinden birine verecek. Bu haklar bakımından toplu hak yönetim yetkisi sadece yetkili meslek birliği veya yetkili ortak lisanslama birliği tarafından kullanılacak.

Hakların yönetimi hususunda meslek birliğini yetkilendiren ve yetkilendirmeyen hak sahipleri arasında gelirlerin dağıtımı ve kesintiler yönünden ayrım yapılamayacak.

Meslek birliklerini yetkilendirmeyen hak sahipleri adına elde edilen gelirler beş yıl süreyle saklanacak. Bu süre içinde hak sahiplerinin başvurmaması halinde bu gelirler sosyal ve kültürel faaliyetler ile eğitim faaliyetlerinde kullanılmak üzere ilgili meslek birlikleri arasında temsil kabiliyetleri oranında paylaştırılacak.

Eser ve bağlantılı hak konularını umuma ileten mahaller ile çoğaltma yapan işletmeler, bulundukları bölgenin özelliği, kapasitesi ile nitelik ve niceliği, eser ve bağlantılı hak konularının sunulan ürün veya hizmetin ayrılmaz bir parçası ve ürün ya da hizmete katkısı olup olmadığı ve benzeri hususlar dikkate alınmak suretiyle tarife tespitine esas olmak üzere bakanlık tarafından sınıflandırılacak veya tasnif dışı bırakılacak.

Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun çerçevesinde faaliyet gösteren radyo-televizyon kuruluşları Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından, kanun dışında kalan ve umuma iletim yapan diğer kuruluşlar ise tarife tespitine esas olmak üzere sınıflandırılacak.

Bu düzenleme kapsamında sınıflandırılan mahal, işletme ve kuruluşlar kullandıkları eser ve bağlantılı hak konularına ilişkin listeleri, teknik olarak imkansız olmadıkça meslek birliklerine bildirmek zorunda olacak.

Telif koruma süresi

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’na göre, eser veya bağlantılı hak konularının kullanımından kaynaklanan ödemelere ilişkin yeni bir düzenleme getiriyor.

Buna göre, ödeme tarifeleri, ülkenin ekonomik ve toplumsal koşulları, uluslararası uygulamalar, teknolojik alandaki değişimler, yapılan sınıflandırma, yıllık enflasyon oranları, ilgili sektörlerdeki ürün ve hizmet fiyatları ve bu sektörlerin gayrisafi yurtiçi hasıladaki payı, eserlerin ve bağlantılı hak konularının kullanım sıklığı, kullanıcı sayısı, birim fiyat veya götürü usulü ödeme ve benzeri hususlar esas alınarak tespit edilecek.

Söz konusu tarifeler, eserlerin ve bağlantılı hak konularının üretildiği ve kullanıldığı sektörlerin yapısını tahrip edici, kullanıcıların bunlara ulaşmasını engelleyici ve genel kabul görmüş uygulamalara zarar verici etki yaratamayacak; rekabeti bozucu, engelleyici ve kısıtlayıcı şartlar oluşturamayacak.

Ödeme tarifelerinin belirlenmesi

Meslek birlikleri protokole bağlamak suretiyle ortak tarife belirleyebilecek. Aynı alanda birden fazla meslek birliğinin bulunması halinde bu meslek birliklerinin ortak tarife belirlemesi zorunlu olacak.

Tarifeler, meslek birliği veya varsa yetkili ortak lisanslama birliğince Kültür ve Turizm Bakanlığı ve kullanıcıları temsil eden kanunla kurulmuş meslek kuruluşlarına bildirilecek ve kamuoyuna duyurulacak. Tarifelerin temmuz ayının sonuna kadar bildirilmemesi halinde bir önceki yıl uygulanan tarifeler, bakanlıkça geçerli tarife olarak duyurulacak.

Kullanıcıları temsil eden kanunla kurulmuş meslek kuruluşları, tarifelerin kamuoyuna duyurulmasından itibaren 10 gün içinde tarifeyi belirleyen birliğe tarife bedeli teklifi ve gerekçesiyle başvurarak, tarifelerin müzakere edilmesini talep edebilecek. Hukuki yararı bulunan meslek birlikleri de diğer meslek birliklerinin tarifelerini müzakere talebinde bulunabilecek. Müzakere süreci, taraflarca belirlenen temsilciler tarafından her bir tarife veya birleştirilmiş tarife esas alınarak dürüstlük ve iyi niyet prensipleri çerçevesinde yürütülecek.

Tarifelerin kamuoyuna duyurulmasından itibaren bir ay içinde taraflarca Telif Hakem Kuruluna itiraz edilebilecek. Kısmen veya tamamen uzlaşılan tarifeler ile Kurul nezdinde itiraz edilmeyen tarifeler kamuoyuna duyurulacak ve duyurulduktan yılı takip eden yılın başından itibaren bir yıl süreyle geçerli olacak.

Telif Hakem Kurulu, tarife uyuşmazlıklarını karara bağlamak ve uygun tarife bedelini belirlemek amacıyla üç tarife dönemi için Yargıtay, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Rekabet Kurumundan birer üye, diğeri ekonomi alanında ihtisas sahibi üniversite öğretim üyeleri arasından bakanlıkça belirlenen iki üye olmak üzere toplam beş üyeden oluşacak. Bu üyelikler için aynı usulle birer yedek üye görevlendirilecek. Kurulun başkanı Yargıtaydan gelen üye olacak. Kurulun sekretarya hizmetleri bakanlık tarafından yerine getirilecek.

Taraflar beyanlarını yazılı olarak Kurula sunacak. Kurul, gerekli gördüğü takdirde, sözlü olarak tarafları dinleyebilecek, uyuşmazlık konusuna ilişkin her türlü bilgi ve belgeyi taraflardan veya ilgili kurum ve kuruluşlardan isteyebilecek ve raportör görevlendirebilecek.

Kurul, üye tamsayısının çoğunluğuyla karar alacak ve üyeler çekimser oy kullanamayacak. Tarife hükmündeki Kurul kararları bakanlıkça duyurulacak. Başvuru giderleri, tarafların haklılık oranına göre Kurul tarafından paylaştırılacak.

Taraflar aralık ayının 15’ine kadar Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenen dairesinde Kurul kararıyla belirlenen tarifenin iptalini isteyebilecek.

Bu süre içinde dava açılmaması halinde, Kurul kararı kabul edilmiş sayılacak. Dava açılması, Kurul kararıyla belirlenen tarifelerin icrasını durdurmayacak ve uygulanmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilemeyecek. Mahkeme, davayı basit yargılama usulüne göre evrak üzerinden inceleyecek ve gerekli görmesi halinde tarafları dinleyecek. Talebin kabulüne karar vermesi halinde mahkeme tarifeyi belirleyecek. Mahkemenin verdiği kararlar kesin sayılacak. Mahkeme kararıyla belirlenen tarifeler, bakanlığa gönderilecek ve bakanlıkça duyurulacak. Kararın açıklamasına kadar geçecek dönemde yapılacak sözleşmelerde, gerektiğinde mahsuplaşma yapılmak kaydıyla Kurulca karara bağlanan tarife esas alınacak.

Hakları ihlal ettiği tespit edilenlerin sertifikaları iptal edilecek

Hakların korunması ve etkin bir şekilde takibinin sağlanması amacıyla, sadece süreli yayınları basan yerler hariç olmak üzere, eserlerin tespit edilmesi ve çoğaltılmasına ilişkin materyalleri üreten veya eserlerin dolum, çoğaltım ve satışını yapan ya da herhangi bir şekilde yayan ve umuma arz eden yerler, müzik eserlerini ileten umuma açık mahaller ile fonogram ve film yapımcıları bakanlıkça ücreti mukabili sertifikalandırılacak. Bu yerler bakanlıkça talep edilmesi halinde gerçekleştirdikleri faaliyetleri bakanlığa bildirmek zorunda olacak. Bu kanunda öngörülen hakları ihlal ettiği tespit edilenlerin sertifikaları iptal edilecek.

Çoğaltım veya dolum yapan yerler ve mali hak sahipleri, bakanlıkça gerekli görülecek işaret ve seri numaraları ile uluslararası standartlara uygun kodları, taşıyıcı materyaller üzerinde bulundurmakla müştereken yükümlü olacak.

Sertifika alma yükümlülüğüne tabi olan yer ve mahallerin türleri, sertifikalandırma dışı bırakılacaklar, sertifikalandırma kriterleri, sertifika iptal sebepleri, alınacak ücretler ile sertifika uygulamasına ilişkin diğer hususlar bakanlıkça yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenecek.

Her türlü boş taşıyıcı materyaller ile eserlerin çoğaltılmasına yarayan her türlü teknik cihazı ticari amaçlı imal veya ithal edenler, imalat veya ithalat bedeli üzerinden yüz 3’ü geçmemek üzere Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenen oranda yapılan kesinti miktarını sonraki ayın en geç yarısına kadar bakanlık adına bir ulusal bankada açılacak özel hesaba yatırmakla yükümlü olacak.

5 bin lirayı aşan satışlarda hak sahibine pay ödenecek

Mimari eserler hariç olmak üzere, yağlı ve suluboya tabloları, heykeller, kabartmalar ve oymalar, el işleri ve küçük sanat eserleri, minyatürler ve süsleme sanatı ürünleri ile tekstil, moda tasarımları, fotoğrafik eserler ve slaytlar, grafik, karikatür eserleri, her türlü tiplemeler ve sinema eserleri gibi güzel sanat eserlerinin asıllarının mülkiyeti eser sahibi veya mirasçıları tarafından devredildikten sonra “telif koruma süresi” içinde gerçekleşen her satışta, satışı yapan gerçek veya tüzel kişi, 5 bin lirayı aşan satışlarda, satış bedeli üzerinden hesaplanacak bir payı hak sahiplerine ödemekle yükümlü olacak.

Buna göre, bedeli 5 bin ile 200 bin lira arasında olan satışlarda yüzde 4, bedeli 200 bin lira ile 800 bin lira arasında olan satışlarda yüzde 3, bedeli 800 bin lira ile bir milyon 400 bin lira arasında olan satışlarda yüzde 1, bedeli bir milyon 400 bin ile 2 milyon lira arasında olan satışlarda da yüzde 0,5, bedeli 2 milyon lirayı aşan satışlarda ise yüzde 0,25 ödeme yapılacak. Hak sahiplerine ödenecek payın toplam miktarı 50 bin lirayı aşamayacak.

Eser sahibince veya onun kontrolü ve izniyle sınırlı sayıda meydana getirilmiş ve kendisi tarafından imzalanmış ya da başka bir şekilde işaretlenmiş olmaları nedeniyle özgün olduğu kabul edilen güzel sanat eseri kopyaları da bu hakkın konusunu oluşturacak.

Araştırılmasına rağmen hak sahibi tespit edilemeyen veya hak sahibine ulaşılamayan alenileşmiş bir eser, koruma süresi sona ermeden önce bakanlığın izniyle kamu kurum ve kuruluşları tarafından, kamu yararı amacıyla basit ruhsat çerçevesinde kullanılabilecek. İznin verilmesini takip eden 10 yıl içerisinde hak sahibinin ortaya çıkması halinde, talebi üzerine kendisine ilgili kurum veya kuruluş tarafından bütçe imkanları dahilinde belirlenecek bir kullanım bedeli ödenecek.

Yakalanmasına yardım ederse ceza indirilebilecek

Bu düzenlemede belirtilen suçları işleyenler, kovuşturma başlamadan önce ihlalle ilgili diğer faillerin veya suça konu ürünlerin tespitine ya da yakalanmasına yardım ederse, yardımın niteliğine göre verilecek ceza 3/4’üne kadar indirilebilecek, hatta ceza vermekten de vazgeçilebilecek.

Tasarıya göre; eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanımının kontrolünü sağlamak üzere, erişim kontrolü veya şifreleme, karıştırma ve dönüştürme gibi koruma yöntemi ya da çoğaltım kontrol mekanizması uygulamalarıyla, etkili teknolojik önlemleri etkisiz kılmaya yönelik olarak; ürün ve araçları imal eden veya ithal eden, dağıtan, satan, kiraya veren veya ticari amaçla elinde bulunduranlar, reklam, pazarlama, tasarım veya uygulama hizmetlerini sunanlar 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak.

El konulan veya muhafaza altına alınan nüsha ve materyallerin emanet bürosunda muhafaza edilemeyecek olması halinde, numune alınması mümkün olan nüsha ve materyallerden yeteri kadar numune alınacak, geri kalanı ise mahallin maliye teşkilatına gönderilecek.

Bu nüsha ve materyallerin zarara uğraması veya değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı ya da muhafazasının ciddi külfet oluşturması halinde, hammadde olarak satışına veya imhasına karar verilecek.

Fikri haklar bürosu kurulabilecek

Hak ihlallerinin önlenmesi amacıyla Cumhuriyet başsavcılıklarında fikri haklar bürosu kurulabilecek. Yeterli sayıda cumhuriyet savcısı bu büroda görevlendirilecek.

Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle, hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacağından, tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle ciddi bir zarar doğacağından endişe edilmesi hallerinde; tecavüzün yaklaşık olarak ispat edilmesi koşuluyla, uyuşmazlık konusu hakkında hükmün etkinliğini sağlayacak nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilebilecek.

Tasarıyla, icracı sanatçıların hakları belirleniyor.

Buna göre, icracı sanatçılar, mali haklarından bağımsız olarak ve bu hakların devredilmesinden sonra dahi canlı veya tespit edilmiş icralarıyla ilgili olarak, icracı sanatçı olarak tanıtılmayı talep etme ve icralarının kendi itibarına halel getirecek şekilde tahrifini, bozulmasını veya değiştirilmesini men etme hakkına sahip olacak.

İcracı sanatçı ile film yapımcısı arasında akdedilen yapım sözleşmesinde aksi belirtilmedikçe icracı sanatçı, yayın, yeniden iletim ve erişime sunma haklarını film yapımcısına devretmiş sayılacak.

Bu durumda ya da anılan hakların yapımcıya veya bir başkasına sözleşmeyle devri durumunda dahi icracı sanatçı, filmin hukuka uygun bir şekilde ilk gösterim veya umuma iletim tarihinden hangisi önce ise o tarihten itibaren beş yıl geçtikten sonra filmleri yayınlayan, yeniden ileten ve erişime sunanlardan uygun bedel alma hakkına sahip olacak. Dizi filmler bakımından bu süre altı yıl olacak.

İcranın orkestra, koro ya da tiyatro grubu tarafından gerçekleştirilmesi halinde, orkestra veya koroda yalnız şefin, tiyatro grubunda ise yalnız yönetmenin izni yeterli olacak.

Fonogram yapımcısı; fonogramın çoğaltılması, asıl veya çoğaltılmış nüshalarının yayılması ve iletilmesi haklarına sahip olacak.

Ticari amaçla umuma arz edilen fonogramların umuma iletilmesinde, icracı sanatçıların ve fonogram yapımcılarının izni aranmayacak. Ancak bu fonogramları umuma iletenler, icracı sanatçılara ve fonogram yapımcılarına uygun bir bedel ödemekle yükümlü olacak.

Radyo-televizyon kuruluşlarının hakları

Tasarıyla, radyo-televizyon kuruşlarının hakları da belirleniyor.

Buna göre, radyo-televizyon kuruşları; yayınlarının tespiti, yeniden iletimi, girişi ücretli umuma açık mahallerde iletilmesi, tespit edilmiş yayınlarının çoğaltılması, kiralama ve ödünç verme hariç olmak üzere yayılması ve kişilerin bireysel olarak seçtikleri yer ve zamanda erişebilecekleri şekilde umuma sunulması haklarına sahip olacak.

Radyo-televizyon kuruluşları, haberleşme uyduları üzerindeki veya kendilerine yöneltilmiş yayın sinyallerinin diğer bir yayın kuruluşu, kablo operatörü veya diğer üçüncü kişiler tarafından umuma iletilmesi ve şifreli yayınlarının çözülmesine izin verme hakkına sahip olacak.

Tasarıyla, film yapımcılarının hakları da belirleniyor.

Film yapımcısı; film tespitlerinin çoğaltılması, bu tespitlerin asıl veya çoğaltılmış nüshalarının yayılması ve umuma iletilmesi haklarına sahip olacak.

Film yapımcısıyla akdedilen sözleşme hükümleri saklı kalmak kaydıyla, özgün müzik bestecisinin musiki eser sahipliğinden kaynaklanan hakları saklı olacak.

Radyo-televizyon kuruluşları, film yapımcıları, fonogram yapımcıları ile icracı sanatçıların hakları, icranın ilk tespitinin yapıldığı tarihten başlayarak 70 yıl devam edecek.

Bandrol suçları, şikayet şartı aranmaksızın resen soruşturulacak ve kovuşturulacak.

Fikir ve sanat eserlerine yönelik alınan kayıt ve tescil ücretleri, Telif Hakem Kurulu başvuru ücretleri, sertifika ücretleri, bandrol ücretleri, Kültür ve Turizm Bakanlığının merkez saymanlığı hesabına yatırılacak ve bütçeye gelir olarak kaydedilecek.

TBMM Başkanlığına sunulan Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile sinema eserlerinin yayın, yeniden iletim ve erişime sunma suretiyle kullanımları bakımından öngörülen uygun bedel hakkından, sinema eser sahipleri de yararlanabilecek. Uygun bedel hakları, tazmin amaçlı olan eserleri de kapsayacak. Bu sayede uygun bedel haklarının uygulama alanı netleştirilmiş olacak.

Tasarıyla, hak yönetim bilgilerinin ve eser üzerinde bulunan sayı ya da kodların yetkisiz olarak kaldırılması veya değiştirilmesini engelleyen hükmün, tüm bağlantılı hak konularını içerecek şekilde uygulanması sağlanıyor.

Tasarıyla, kayıt ve tescil ücretleri, Telif Hakem Kurulu başvuru ücretleri, sertifika ücretleri, bandrol ücretleri, Kültür ve Turizm Bakanlığının merkez saymanlığı hesabına yatırılacak ve bütçeye gelir olarak kaydedilecek. Bandrol yaptırılması için gerekli ödenek Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesine konulacak. İşlemin meslek birliklerince yapılması halinde bu birlikler, Kültür ve Turizm Bakanlığınca belirlenen ücretin yarısını aşmamak üzere hizmet bedeli artışı yapabilecek.

Bir veri tabanı içeriğinin derlenmesine, doğrulanmasına veya sunumuna nitelik veya nicelik yönünden esaslı bir yatırım yapan veri tabanı üreticisi, veri tabanı içeriğinin tamamının veya nitelik yahut nicelik bakımından esaslı bir kısmının herhangi bir araç veya yöntemle sürekli ya da geçici olarak başka bir ortama aktarılması, herhangi bir şekilde umuma iletilmesi, nüshaların dağıtımı veya kiralanması suretiyle yeniden kullanılması, izin verme ya da yasaklama yetkisine sahip olacak ancak kamuya ödünç verme, aktarma veya yeniden kullanma sayılmayacak.

Kiralama hakkı saklı kalmak kaydıyla, veri tabanı üreticisinin izni dahilinde yurt içinde veya yurt dışında mülkiyeti devredilerek satışı yapılan veya dağıtıma sunulan nüshalar üzerindeki haklar tükenmiş sayılacak.

Veri tabanı üreticisi, yasal kullanıcının veri tabanı içeriğinin nitelik veya nicelik bakımından esaslı olmayan kısımlarını herhangi bir amaçla çıkarmasını ya da yeniden kullanmasını engelleyeyecek ancak mükerrer ve sistematik olarak yapılan çıkarma veya yeniden kullanım, veri tabanından normal şekilde yararlanmaya aykırılık oluşturmayacak ve veri tabanı üreticisinin meşru menfaatleri korunacak.

Alenileşmiş bir veri tabanının yasal kullanıcısı, veri tabanı içeriğinin esaslı bir kısmıyla ilgili olarak, elektronik olmayan bir veri tabanı içeriğinin şahsi kullanım amacıyla başka bir ortama aktarılması, kaynağının alışılmış şekilde açıklanması şartıyla veri tabanı içeriğinin eğitim, öğretim veya bilimsel araştırma faaliyetleri kapsamında kar amacı gütmeksizin örnekleme maksadıyla başka bir ortama aktarılması, kamu güvenliğinin veya bir idari işlemin ya da yargısal faaliyetin gerektirdiği hallerde veri tabanı içeriğinin başka bir ortama aktarılması veya yeniden kullanılması konusunda veri tabanı üreticisinin izni alınmak zorunda kalınmayacak.

Veri tabanı üreticisine tanınan haklar, veri tabanı üretiminin tamamlandığı tarihten itibaren 15 yıl geçmesiyle sona erecek. Mevcut bir veri tabanının içeriğinde yapılan esaslı nitelikteki ekleme, çıkarma ve değişiklikler ile sair düzenlemeler, nitelik veya nicelik bakımından esaslı bir yeni yatırım olarak değerlendirilebildiği takdirde koruma süresi, veri tabanının bu esaslı yatırımla oluşturulan sürümü için yeniden başlayacak. Bu süreler, veri tabanının tamamlandığı veya alenileştiği günü takip eden yılın ilk gününden itibaren hesaplanacak.

Tanınan hakları ihlal edenler hakkında tacir olmasalar bile ceza hükümleri de dahil olmak üzere haksız rekabete ilişkin hükümler uygulanacak.

Zorunlu sertifikaları almadan, faaliyet gösteren mikro ve küçük işletmelere 2 bin, orta büyüklükteki işletmelere 8 bin, büyük işletmelere 20 bin, işletme niteliği taşımayanlara ise bin lira idari para cezası uygulanacak.

Denetimler için komisyon kurulabilecek

Sertifika ve bandrol yükümlülüğüne ilişkin resen denetim yapmak üzere illerde mülki idare amirleri tarafından denetim komisyonu oluşturulabilecek. İhtiyaç halinde denetim komisyonuna bağlı alt komisyonlar da kurulabilecek. Bu komisyonlar, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile genel kolluk temsilcilerinden oluşturulacak.

Denetime fiilen katılan ve denetime ilişkin işlemleri yürüten denetim komisyonu üyelerinden kamu görevlisi olanlara ikramiye ödenecek. Düzenlemenin yürürlüğe girmesinden önce, meslek birlikleri ile kullanıcılar arasında imzalanan sözleşmeler geçerliliğini koruyacak. Meslek birlikleri, üyelik ve yetkilendirmeye ilişkin hükümlere uygun işlemleri düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç 6 ay içinde yapacak. Ortak lisanslama birlikleri, düzenlemenin yürürlüğe girdiği yılı takip eden yılın nisan ayının sonuna kadar kurulacak.

Müzik eserlerini ileten umuma açık mahaller, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde sertifika almak zorunda olacak. Gerekli görülmesi halinde Bakanlık bu süreyi iki yıla kadar uzatabilecek. Düzenlemenin, yürürlüğe girdiği tarihten önce el konulan veya muhafaza altına alınan nüsha ve materyaller, 3 ay içinde imha edilecek.

Sosyal medyada kullanıcıların 'telifle' imtihanı

İSTANBUL – İzzet Taskiran (AA) – Sosyal medyada paylaşılan her türlü ses, görüntü ve veri içeriğinin ABD’de kabul edilen “Dijital Binyıl Telif Hakkı Yasası’na (DMCA) göre denetlendiği, herhangi bir hak ihlalinin tespiti halinde ülke kanunlarına bakılmadan ilgili içeriğin kaldırılabildiği ve söz konusu hesapların kapatılabildiği bildirildi.

Twitter ile Youtube’un diğer sosyal paylaşım sitelerine göre telif konusunda daha hassas olduğunu belirten uzmanlar, Twitter’da herhangi bir hesabı şikayet eden kişinin gerçek ya da sahte hesap olmasına bakılmadığını, yaptırım için telif hakkı ihlaline ilişkin eylemlere dikkat edildiğini kaydetti.

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Doktor Öğretim Üyesi ve Dijital İletişim Uzmanı Ali Murat Kırık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dijital medyanın gelişmesiyle sosyal medyada telif haklarının ön plana çıktığını belirtti.

Kırık, telif haklarının “Youtube”, “Twitter”, “Facebook” ve “Instagram’da çeşitli şekillerde korunduğuna dikkati çekerek, “Sosyal ağlar küresel ölçekte faaliyet gösterdiği için Türkiye’deki ‘5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’ yeterli olmamaktadır. Ancak sosyal medya aracılığıyla paylaşılan her türlü ses, görüntü ve veri içeriği ‘Dijital Binyıl Telif Hakkı Yasası’na (DMCA) tabidir. Yerel ülke kanunlarına bakılmaksızın hak ihlalinin tespiti sağlanırsa ilgili içerik kaldırılabiliyor, içeriğe erişim devre dışı bırakılabiliyor hatta hesaplar kapatılabiliyor veya erişim tamamen engellenebiliyor.” dedi.

“Kamuoyunda yanlış bir algı söz konusu”

Telif haklarını ihlal eden bir içerikle ilgili şikayet süreci hakkında da bilgi veren Kırık, şöyle devam etti:

“Telif haklı bir içeriğin kaldırılabilmesi için mutlak suratle telif hakkına sahip kullanıcı tarafından bildirimin gerçekleştirilmesine gerek yoktur. Herhangi bir kullanıcının da bu şikayeti yapması içeriğin kaldırılmasını sağlamaktadır. Kamuoyunda bu konuda yanlış bir algı söz konusu. Bir anda, birden çok kullanıcının içeriği şikayet etmesi ya da çok fazla takipçiye sahip bir hesabın herhangi bir iletiye yönelik geri bildirim sağlaması demek o içeriğin kaldırılacağı anlamına gelmez. Her sosyal paylaşım ağının da kendine özgü birtakım yöntemleri bulunuyor. Bu noktada Twitter ve Youtube, diğer sosyal paylaşım ağlarına göre biraz daha ağır şartlara sahip. Twitter olası bir telif hakkı ihlali durumunda, söz konusu içerikleri otomatik olarak silmek yerine hesapları askıya alma yoluna gidiyor hatta kullanıcıya bir bildirim göndermeden doğrudan silebiliyor. Nitekim kullanıcı sözleşmesinde de bu ibareler yer alıyor. Ancak sözleşmeler detaylı bir şekilde okunmadığı için kullanıcıların birçoğu mevcut durumdan haberdar olamıyor.”

Kırık, Youtube’daki görüntü ve ses tanıma özelliği nedeniyle yüklenen içeriklerin, herhangi bir telif hakkına sahipse otomatik olarak silinebileceğini kaydetti.

Bu durumun ihlallerin minimum düzeye indirgenmesini sağladığını aktaran Kırık, “Youtube, müzik eserleri için 2016 yılında Amerikan Ulusal Müzik Yayıncıları Derneği ile anlaşarak, telif haklarına yönelik koruma önlemlerini aldı. Facebook ve Instagram’da bu durum telif hakları ihlallerinde içeriğin doğrudan şikayet edilmesi ve çevrim içi ortamda form doldurulmasıyla sağlanıyor.” değerlendirmesini yaptı.

Avukat Burçak Ünsal da sosyal medya organlarında, telif nedeniyle içerik kaldırılması ile bir hesabın kısıtlanması veya askıya alınmasının hukuki temelde farklılıklar içerdiğini söyledi.

“Twitter”, “Youtube” ve “Google” gibi büyük şirketlerin Dijital Binyıl Telif Hakkı Yasası’na tabi olduğunu dile getiren Ünsal, bu kanun çerçevesinde telif hakkı ihlaline dair bir ihbar geldiğinde konuyla ilgili herhangi bir işlem yapmadan bırakılmadığını kaydetti.

Ünsal, bu konuda çok büyük cezalar verildiğini vurgulayarak, “Dijital Binyıl Telif Hakkı Yasası’na göre telif hakkı ihlalinde ortak olma gibi bir durum söz konusu. Burada başvuruyu yapanın telif hakkının gerçek sahibi olup olmadığını anlamaları gerekiyor. Bunun için Youtube’un özel bir sistemi var. Telif hakkı sahipleriyle içerik sözleşmesi yapıyor. Bu sayede içeriğin gerçekten o kişiye ait olup olmadığını teyit edebiliyor fakat Twitter’ın bildiğim kadarıyla böyle bir yöntemi yok.” diye konuştu.

“Hukuk güvenliği ilkesi bakımından ben bu yöntemi doğru bulmuyorum”

Twitter’da herhangi bir şikayette içeriğin kaldırıldığını, mağdur olan kişiye telif hakkıyla ilgili ihtilafın taraflarca çözüldüğü takdirde hesapların açılabileceğinin bildirildiğini kaydeden Ünsal, şöyle devam etti:

“Hukuk güvenliği ilkesi bakımından ben bu yöntemi doğru bulmuyorum. Şikayeti yapan elektronik posta sahibinin gerçekten o kişi ya da kurum mu olduğunun, resmi ya da tüzel kişilikse en azından kurumsal e-mail adresinden başvuru yapılıp yapılmadığının incelenmesi gerekiyor. ‘Bu maille hangi kurumu temsil ediyorsunuz, o kurumun resmi mail adreslerinden bize bir yazı yazın’ ya da ‘Avukat aracılığıyla temasa geçin’ tarzıyla biraz daha mesnetli hareket edilmesi iyi olur. Çünkü milyonlarca üyesi olan bir hesabın gerçekten hakkı olup olmadığına bakılmaksızın askıya alınması, içeriğinin kaldırılması gibi aslında çok ağır sayılabilecek bir işlem yapılıyor. Herhangi bir adresten, kötü niyetli kişilerce yapılan başvuruların da bu anlamda başarılı olmasının önü açılır. Bu da bir hukuki aykırılıktır aslında.”

Yazarlar fotokopilerden de telif hakkı istiyor

ŞANLIURFA (AA) – Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı Musa Arıcan, Kültür ve Turizm Bakanlığının, fotokopisi yaptırılan eserler için de yazara telif hakkı ödenmesi için gerekli düzenlemeleri yapması gerektiğini bildirdi.

Arıcan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’de korsan yayıncılık konusunda ciddi yasal boşluk bulunduğunu söyledi.

Yazarların, fikir insanlarının emeklerinin, zaman zaman onların izni olmadan çoğaltıldığı ve çalındığını belirten Arıcan, Kültür ve Turizm Bakanlığının bu konuda ciddi çalışmalar yürüttüğünü ifade etti.

Arıcan, korsan yayıncılığın sadece yasalarla önlenemeyeceğine işaret ederek, “Bu emeğin ihlal edilmemesi için bir kamuoyu, bir farkındalık oluşturulması gerekiyor. Türkiye Yazarlar Birliği, Ders ve Kültür Kitapları Yayıncıları Telif Hakları ve Lisanslama Birliği’yle 3 yıldır korsan yayınla mücadele çalıştayları düzenliyoruz. Çalıştaylarda sorunları masaya yatırıyoruz. Yazarların, yayınevlerinin yaşadığı sorunlara çözüm bulmaya çalışıyoruz. Yayınevlerimiz zor bir durumda işlerini yapıyor. Bu yayınlar bazı istismarcılar tarafından, kalpazanlar tarafından ihlal ediliyor. Bununla beraber bir makalenin, bir sanat eserinin de bu anlamda çoğaltıldığını görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Sosyal medyanın, dijital ortamın ve elektronik yayımcılığın artmasının, basılı yayımların ihmal edilmesine neden olduğunu anlatan Arıcan, şunları kaydetti:

“Biz yazarlar olarak fikir ve kültür boyutundayız. Kamuda bir farkındalık oluşturma sürecindeyiz. Korsanla mücadele konusunda ciddi anlamda yaptırımlar oluşturan yasalar var. Bu konuda ciddi girişimler yapıyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın da telif hakları konusunda, her bir eserin fotokopisi oluştuğunda, yazara da ücret gidecek şekilde bir düzenlenme yapması gerekiyor. Burada şunu dikkate almamız gerekiyor, yasayı oluştururken her ihlal edeni hemen cezalandırmaktan önce, aslında kolaylaştırıcı bir tarzla bu fikre, esere, düşünceye, kültür ve sanat eserlerinin çoğaltımında bu emeğe, nasıl bir katkı verilebilir, cüzi de olsa bu nasıl sağlanabilir. Bunun yapılması gerekiyor.”

“Maliyetler yüksek”

Arıcan, ABD ve Avrupa’da bu konuda yapılan düzenlemelerde, bu tür teşvikler olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

“Bu konuda bir teşvik olursa, yani bizim Kültür ve Turizm Bakanlığımız marifetiyle böyle bir çalışma düşünülüyor şu an. Bu katkı ile belki biz bir motivasyon sağlayabiliriz, bir teşvik oluşturmuş oluruz. Korsana gerek kalmaksızın, belki çoğaltmaya gerek kalmaksızın doğal olarak emek ödenmiş olacak. Dolayısıyla bir problem kalmayacaktır. Bugün yaşadığımız en büyük sorun, biraz maliyetlerin yüksek olması, kitap fiyatlarının yüksek olması ve yayıncıların bu konuda zorlanması. Aslında korsan ve kalpazan yayın niye doğuyor, fotokopiye niçin meylediliyor? Bu işi tespit edebilirsek, bunu önleyecek düzenlenmeyi yapıp, bir teşvik ve ödüllendirmeyi yaparsak, buna müracaat edilmeyeceğini düşünüyorum. Bu konuda Kültür ve Turizm Bakanlığımız ve ilgili genel müdürlüğümüz ciddi çalışmalar yapıyor. İleride daha sistemli bir durumun ortaya çıkacağına inanıyoruz ”

“Kar payımızı düşürerek müşteri kazanıyoruz”

Kitabevini 20 yıldır işleten Nazım Göker de yıllardır korsanla mücadelede konusunda sektörde boşluk olduğunu savundu.

Yapılması planlanan düzenlenmenin kitap satışlarına olumla yansıyacağını belirten Göker, korsan yayıncılıkla mücadele kapsamında yayınevlerinin de fikirlerinin dikkate alınması gerektiğini dile getirdi.

Göker, vatandaşların kitap fiyatlarının yüksek olmasından şikayetçi olduğuna değinerek, şöyle konuştu:

“Korsanla mücadele için ilk önce fiyatların düşürülmesi gerekiyor. Fiyatlar düştüğünde bu yayınevlerine olumlu yansıyacak. Bir eser çoğaltılacağı zaman, eserin sahibine nasıl katkı sağlanacak bunun netleştirilmesi gerekiyor. Bunun yanında herkesin fedakarlık yapması gerekir. Örneğin biz fiyatlar yüksek olduğu için kar payımızı düşürerek müşteri kazanıyoruz. Buna rağmen vatandaşlar internette fiyatların daha düşük olduğunu söylüyor. Bu da bizleri zorluyor. ” dedi.