TGDF

TGDF: Dünya sıfır açlık hedefinden uzaklaşıyor

İSTANBUL(AA) – Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu'ndan (TGDF) yapılan açıklamada, "Bugün yaşadığımız Kovid-19 pandemisi, bir yandan tarım ve gıda üretiminde belirsizliği artırırken, diğer yandan dünyada sıfır açlık hedefine ulaşmayı da imkansız hale getiriyor. Böyle giderse dünyada açlığı sonlandırmak, insanlığın bir büyük hayali olmaktan öteye gidemeyecek." ifadeleri kullanıldı.

TGDF'den yapılan açıklamaya göre, küresel ölçekte tarım ve gıdaya dair gelecek öngörülerini ortaya koyan ve 2020-2029 dönemini kapsayan OECD-FAO Tarımsal Görünüm Raporu yayımlandı.

Rapora göre, Kovid-19 sürecinde orta vadeli tarımsal tahminler için belirsizlikler artarken, pandeminin önümüzdeki yıllarda talebi azaltması ve gıda güvencesini daha da zayıflatması bekleniyor. Bu durum, gıdaya talepteki değişimlerle birlikte küresel gıda tedarik zincirlerinde de belirsizliklere neden oluyor.

Ulusal, bölgesel ve küresel düzeyde tarım ve su ürünleri piyasaları için 10 yıllık beklentileri ortaya koyan rapor, kısa vadede ekonomik ve sosyal etkileri, küresel tarımsal üretim ve gıda tüketimi için genel olarak olumlu orta vadeli görünümü kesintiye uğratıyor.

OECD-FAO Tarımsal Görünüm 2020-2029 Ortak Raporu'na göre, gelecek 10 yıl süresince arz büyümesi, talepteki artışı geride bırakacak ve çoğu emtia için fiyatlar ya değişmeyecek ya da düşecek. Arz ve talep cephesindeki keskin değişimler, fiyatlarda aşırı dalgalanmalara yol açabilecek.

– "130 milyondan fazla insan, Kovid-19 salgını nedeniyle kronik açlığa düşebilecek"

TGDF, birbiri ardına yayımlanan BM'nin Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu Raporu ile OECD-FAO'nun Tarımsal Görünüm Raporu'na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

TGDF açıklamasında, BM'nin 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri'nden ikincisinin açlığı sıfırlamak olduğuna dikkati çekilerek, şunlar kaydedildi:

"2015 yılından itibaren küresel açlıkla mücadele sayesinde dünyadaki aç insanların sayısı giderek azalırken, tarım ve gıda üretimini tehdit eden iklim değişikliği başta olmak üzere yaşanan olumsuzluklar, bu azalmayı sekteye uğratmış, bu konudaki umutları da azaltmıştır. Son BM raporuna göre, dünyadaki 690 milyon, yani gezegenin nüfusunun neredeyse yüzde 9'u aç. 2019 yılında açlıkla mücadele edenlerin sayısı, 2018'deki rakamdan 10 milyon ve son 5 yıllık ortalamadan yaklaşık 60 milyondan daha fazla.

Üstelik bütün dünyayı etkisi altına alan ve henüz aşısı, tedavisi bulunamamış olan Kovid-19 pandemisinin yarattığı belirsizlikler nedeniyle özellikle bu yıl çok daha fazla insan, açlıkla karşı karşıya kalabilecek. Yine rapora göre, dünya genelinde 2020 yılı sonuna kadar 130 milyondan fazla insan, Kovid-19 salgını nedeniyle kronik açlığa düşebilecek.
Pandemi sürecinde yüksek maliyetler ve düşük satın alma gücü, milyarlarca insanın sağlıklı veya besleyici bir şekilde beslenmesini de zora sokuyor."

– "Güçlü bir tarım ve gıda üretimine sahip olmak her zamankinden daha önemli"

Açıklamada, bugün dünyada ilk önceliğin pandemiyi durdurmak ve sağlığı korumak olduğuna işaret edilerek, "Bunun bir ayağı da, insanların bağışıklığını destekleyecek düzeyde sağlıklı ve yeterli beslenmenin garanti altına alınmasıdır. Gıda sistemlerini herkes için daha sürdürülebilir ve sağlıklı diyetler için uygun fiyatlı ve erişilebilir hale getirmeliyiz. Bugün dünyada pandemiye karşı normalleşme adımları atılmasına rağmen henüz neyin, nereye kadar normalleşeceği de belli değildir. Artık ülkelerin önceliği, önce kendi vatandaşını beslemek, daha sonra gıdanın ticaretini yaparak ihtiyaçlarını karşılamak olacak. Bunun için güçlü bir tarım ve gıda üretimine sahip olmak her zamankinden daha önemlidir." ifadeleri kullanıldı.

OECD-FAO Tarımsal Görünüm Raporu'nda pandemi sürecinin tarım ve gıdada belirsizliği artırdığının vurgulandığına işaret edilen açıklamada, "Bugün yaşadığımız Kovid-19 pandemisi, bir yandan tarım ve gıda üretiminde belirsizliği artırırken, diğer yandan dünyada sıfır açlık hedefine ulaşmayı da imkansız hale getiriyor. Böyle giderse dünyada açlığı sonlandırmak, insanlığın bir büyük hayali olmaktan öteye gidemeyecek." değerlendirmesinde bulunuldu.

TGDF Akademi Kalite Yöneticisi Yetiştirme Programı başlıyor

İSTANBUL (AA) – Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu'nun (TGDF) hayata geçirdiği TGDF Akademi, Kalite Yöneticisi Yetiştirme Programı başlığı altında kapsamlı bir dizi eğitim düzenleyecek.

TGDF'den yapılan açıklamaya göre, TGDF Akademi, bir dizi eğitimin yer aldığı Kalite Yöneticisi Yetiştirme Programı'nı hayata geçiriyor. Programın eğitmenliğini Dr. Atila Tunaboylu ve Okşan Bitirmiş Kardeş yürütecek. Online düzenlenecek eğitimlere katılanlara sertifika verilecek.

Online düzenlenecek eğitimler ile gıda ve içecek sektörü çalışanlarına ve danışmanlarına, teknik ve kalite yöneticilerine, yeni mezun ve sektörde kariyer planlayan gençlere çalışma hayatında ihtiyaç duyacakları önemli becerilerin kazandırılması hedefleniyor.

Programdaki ilk eğitim olan "BRC/PM V 6 Ambalaj Materyalleri için Küresel Standart Eğitimi" 6-7 Temmuz'da, "Kök Neden Analizi ve Problem Çözme Teknikleri Eğitimi" 9-10 Temmuz'da, "BRC/Gıda V 8 Gıda Güvenliği için Küresel Standart Eğitimi" 27-28 Temmuz'da, "Gıda Savunması Eğitimi" 6-7 Ağustos'ta, "HACCP Temel Eğitimi" 10-11 Ağustos'ta, "IFS/Gıda V 6.1 Küresel Gıda Güvenliği Standart Eğitimi" 17-18 Ağustos'ta gerçekleştirilecek.

Eğitimlerle ilgili daha detaylı bilgi almak ve kayıt yaptırmak isteyenler, akademi.tgdf.org.tr adresinden ve genelsekreterlik@tgdf.org.tr adresine e-posta göndererek detayları öğrenebilecek.

TGDF'den Dünya Gıda Güvenliği Günü açıklaması:

İSTANBUL (AA) – Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu'ndan (TGDF) yapılan açıklamada, "Yaşamakta olduğumuz günler, gıda güvenliğinin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle değişen hayatımızda güvenilir gıdayı tüketicilere ulaştırmak, Türk gıda sanayi olarak birinci önceliğimiz haline gelmiştir." denildi.

TGDF'den 7 Haziran Dünya Gıda Güvenliği Günü dolayısıyla yapılan açıklamada, gıda güvenliğinin önemine dikkati çekilerek, gıda güvenliğinin sağlanması için yapılması gerekenlere işaret edildi.

Açıklamada, "Yaşamakta olduğumuz günler gıda güvenliğinin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Kovid-19 nedeniyle değişen hayatımızda güvenilir gıdayı tüketicilere ulaştırmak, Türk gıda sanayi olarak birinci önceliğimiz haline gelmiştir. Gıda kaynaklı risklerin önlenmesi konusunda yürüttüğümüz çalışmalar meyvesini vermiş; ham madde tedarikinde yaşanan sıkıntılara rağmen raflar ve sofralar boş kalmamıştır." ifadeleri kullanıldı.

– "Gıda güvenliği, sadece gıda ve içecek üreticilerinin sorumluluğu değil"

Değişen iklim koşulları ve artan nüfusun doğayla daha fazla iç içe girmesi nedeniyle gelecekte benzer durumların sıklaşabileceğine dikkati çekilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Bu nedenle altyapımızı buna göre güçlendiriyor; tedarik zincirindeki aksamaların gelecekte de güvenilir gıdaya erişimi sekteye uğratmaması için var gücümüzle çalışıyoruz.

Severek üstleniyor olsak da gıda güvenliğinin sadece gıda ve içecek üreticilerinin sorumluluğu olmadığını hatırlatmak istiyoruz. Küresel anlamda güvenilir gıdaya erişim için öncelikle devletlerin politikalar ve teşvikler yoluyla sürdürülebilir tarım ve gıda sistemlerini desteklemeleri gerekmektedir. Devletler, uluslararası kabul görmüş standartları benimsemeli; gıda tedarik zincirinin başından sonuna kadar gıda ile ilgili risklerin denetçisi olmalıdır. Tarımsal üretim, yeterli gıda arzını garantilerken, çevresel etkileri de en düşük düzeyde tutmalıdır. Çiftçiler, gıdaların güvenilirliğini garanti altına almak üzere riskleri ortadan kaldırmalı; değişen koşullara uyum sağlamalıdır. Sanayi, üretim sürecinde önleyici uygulamalardan ayrılmamalı; gıdalara bağlı sağlık risklerini ortadan kaldırmalıdır. Tüketiciler, gıda güvenilirliğini her zaman ön planda tutmalı, dünyanın değişiminde bir itici güç olarak yer almalıdır."

– "Gıda güvenliği hepimizin meselesidir"

Bu bağlamda devletler, bölgesel ekonomik kurumlar, Birleşmiş Milletler'e bağlı örgütler, kalkınma, ticaret, tüketici ve üretici örgütleri, akademisyenler ve enstitüler, kamu ve özel sektör girişimlerinin bir arada çalışarak yerel, bölgesel ve küresel anlamda gıda güvenliğini sağlaması gerektiği vurgulanan açıklamada, "Türk gıda ve içecek sektörü olarak bu ortaklık çabalarının her zaman içinde yer almaktayız. Gıda tedarik zincirinin tüm paydaşlarıyla beraber her türlü zorluğa karşın ülkemizde ve dünyada tüketicilere güvenilir gıdayı ulaştırabilmenin gururu içerisindeyiz." ifadeleri kullanıldı.

Gıda güvenliğinin herkesin meselesi olduğu belirtilen açıklamada, "Bu yıl ikincisi kutlanan 7 Haziran Dünya Gıda Güvenliği Günü dolayısıyla gıda kaynaklı risklerin önlenmesine yönelik bizimle birlikte çaba gösteren tüm paydaşlarımızı kutlamak istiyoruz." denildi.

'Türkiye'nin gıda ve içecekte en az 6 aylık stoku var'

İSTANBUL (AA) – Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut Duruk, yaptığı yazılı açıklamada, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle vatandaşların son zamanda yoğun bir şekilde gıda ve içecek alışverişine yöneldiğini anlattı.

Evde kalınan süre uzadıkça tüketicilerin aldığı ürünlerin farklılık gösterebildiğini dile getiren Duruk, ilk başlarda sadece un, makarna, sıvı yağ gibi temel tüketim maddeleri ile temizlik ürünleri tercih edilirken, zamanla alınan şeylerin farklılaştığını bildirdi.

Duruk, “Tüketiciler evde kaldıkça içecek, atıştırmalık, kuru yemiş ve meyve gibi ürünleri de almaya başladı. Yani artık insanlar evde kalmanın tadını çıkarıyor. Evde tüketime yöneldi.” değerlendirmesinde bulundu.

“Sanayici ürün tedarikini hafta içi aralıksız sürdürüyor”

Geçen hafta ilk kez uygulanan ve bundan sonraki süreçte de devam edeceği açıklanan hafta sonu dışarı çıkma yasağının kimseyi endişelendirmemesi gerektiğini vurgulayan Duruk, şu açıklamalarda bulundu:

“Gıda ve içecekte üretim ve dağıtım faaliyetleri hafta içi tüm hızıyla sürüyor. Sanayicilerimiz, üreticilerimiz perakendecilere ürünleri hafta içi kesintisiz olarak ulaştırıyor. Türkiye’nin gıda ve içecekte en az 6 aylık stoku var. Hiçbir sıkıntı yaşanmaz. Vatandaşlarımızdan ricamız alışverişlerini hafta içine yaymaları. Yani pazartesi ve cuma günleri market ve diğer alışveriş noktalarında yoğunluk olacağını düşünüyoruz. Bu yüzden alışveriş için salı-çarşamba-perşembe günleri tercih edilmeli.”

“Acilen milli bir tarım politikası oluşturulmalı”

Mahmut Duruk, salgının gıda, tarım ve hayvancılığın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdiğinin altını çizerek, şu ifadeleri kullandı:

“Salgın kontrol altına alındığı andan itibaren çok acil milli tarım politikası oluşturulmalı. Bu politikayı oluşturacak kurulda bürokratlar, sanayiciler, üniversiteler, bilim adamları ve ilgili STK’lar olmalı. En fazla 6 ay içerisinde bu konuda adım atılmalı. Bakın mesela patates bir yıl 5 lira oluyor ertesi yıl çöpe atılıyor. Aynı durum farklı ürünlerde de söz konusu.”

Duruk, hazine arazilerinin tekrar tarıma açılmasının tek başına bir çözüm olmadığını kaydederek, milli tarım politikasıyla en üst noktadan planlanma yapılması, hangi bölgede hangi ürünlerin ekilip dikileceğinin belirlenmesi, toplulaştırma ve ölçek ekonomisine geçilmesi gerektiğini vurguladı.

“Gelecek süreçte tarımda iyi olan ülkeler ön plana çıkacak”

TGDF Yönetim Kurulu Üyesi Duruk, tarımda ülkelerin kendi kendine yetmesinin çok önemli olduğunu belirterek, ileride silahı olanın değil gıda ve tarımda kendisine yeten ülkelerin öne çıkacağını bildirdi.

Mevcut durumda artık bazı ürünlerde ülkelerin ihracat kısıtlaması getirdiğini kaydeden Duruk, “Mesela şu anda buğday ihracatına bazı ülkeler kısıtlama getirdi. Bu kısıtlama ilerleyen günlerde belki başka ürünlerde olacak. Yani parasını verseniz bile ürün bulamayacak veya alamayacaksınız.” açıklamasında bulundu.

Duruk, herhangi bir tarımsal üründe arzın yüzde 10 eksilmesinin fiyata yüzde 50 artış olarak yansıdığını ifade ederek, “Bu oran artabiliyor da. Söz konusu durum milli tarım politikasıyla planlı ekim dikim yapmanın önemini bize gösteriyor.” ifadelerini kullandı.