Toroslar

Beyaz gelinlikli Toroslar havadan görüntülendi

ANTALYA (AA) – Kar yağışı ile beyaza bürünen Antalya'nın Akseki ilçesindeki Toros Dağları'nda kartpostallık görüntüler oluştu.

Bölgede etkili olan kar yağışı Toros Dağları'na beyaz gelinlik giydirdi. Karla kaplanan çam ağaçları ve kar birikintileri kartpostallık görüntüler oluşturdu.

Bu güzelliğin en iyi görüldüğü noktaların başında gelen Antalya ile Konya'yı bağlayan bin 825 metre rakımlı Alacabel geçidi ve Gidengelmez Dağları'nın arka yüzleri drone ile havadan görüntülendi.

Mersin'de kahve üretimi için bahçe

MERSİN (AA) – Günlük hayatta birçok insanın vazgeçilmezleri arasında yer alan kahveyi Mersin'de yetiştirmeyi başaran Toroslar Belediyesi ekipleri, seri üretime geçmek amacıyla belediyenin 8 dönümlük arazisinde 2 bin fidanla kahve bahçesi oluşturdu.

İthalatına büyük rakamlar ödenen kahveyi kentte yetiştirmek amacıyla geçtiğimiz yıl çalışma başlatan Toroslar Belediyesi ekipleri, yaklaşık 1,5 yıllık sürede çok sayıda kahve fidesi yetiştirmeyi başardı.

Bu fidelerden ürün alarak çiftçilere örnek olmayı amaçlayan belediye, seri üretime geçebilmek amacıyla 8 dönümlük arazide 2 bin fideden oluşan kahve bahçesi oluşturdu.

Şu anda bir yaşında olan fidelerden 2-3 yıl içerisinde ürün alınması hedefleniyor.

Toroslar Belediye Başkanı Hamit Tuna, Park ve Bahçeler Müdürlüğünde düzenlediği basın toplantısında, kahve fidesi üreminde önemli bir yol aldıklarını ve bir bahçe oluşturduklarını söyledi.

Toroslar'ın bereketli topraklarıyla yetiştirdiği tarım ürünleriyle ülkeyi besleyen bir konumda olduğunu belirten Tuna, "Bölgenin iklim şartlarına uygun ürünleri yetiştirmek için çalışmalar yaptık. Bugüne kadar 8-9 ürünü yetiştirdik. Bunlardan bir tanesi de kahve ağacı." dedi.

Kahve ağacının ülke ekonomisine önemli değer katacağını bildiren Tuna, şöyle konuştu:

"Siz bir ürünü aynı cinsten çok üretirseniz ve buna da ihracat alanında pazar bulamazsanız iç piyasada tüketmek zorunda kalıyorsunuz ve ürünün değeri istenen fiyatta olmuyor. İşte kahveye biz tamamen ithalata dayalı bir ürün olması nedeniyle bu konuda yaptığımız araştırmayla kendimiz de bu ürünü yetiştirebileceğimiz şeklinde bir sonuca vardık. Bir yıllık çalışma sonrası fideleri yetiştirmeyi başardık. Bu ağaç güneşi çok sevmiyor ve gölgede oluyor. Bizim de kendimize ait olan 16 bin metrekarelik bir narenciye bahçemiz var. Onun içerisinde 8 bin metrekareye 2 bin fidan ektik. Bundan 3 yıl içerisinde ürün alacağız. Şu anda 1 yaşındalar. Alternatif bir model. Biz bundan verim aldığımız takdirde bölgemizdeki üreticilere öneri getireceğiz. Yanılma olursa da biz yanılalım diye bir yol haritası çizdik."

Tuna, daha önce pasiflora, ejder meyvesi, pitaya, guava, safran ve daha birçok ürünü de yine belediye bünyesinde yetiştirmeyi başardıklarını, Toroslar'ın üreten yanını geliştirmek istediklerini sözlerine ekledi.

Torosların sakladığı Mennan Kalesi ziyaretçilerini bekliyor

KARAMAN (AA) – Karaman’ın Ermenek ilçesinde Torosların çıkılması zor bir zirvesinde ne zaman yapıldığı bilinmeyen ve en son Karamanoğlu Beyliği tarafından kullanılan Mennan Kalesi tarih, doğa ve fotoğraf severler için eşsiz güzellikler sunuyor.

Sarp bir arazi üzerine kurulduğu için alınması oldukça güç olan kalenin, tarih boyunca Hitit, Lidya, Asur, Pers, Selevkos, Roma, Bizans, Selçuklu, Karamanoğulları ve Osmanlı döneminde kullanıldığı biliniyor.

Göksu Nehri’nin Erik Deresi ile birleştiği noktada, üç tarafı sarp kayalıklarla çevrili, sadece batı yamacındaki Mazı yaylasındaki dar bir şeritten ulaşılabilen kale, tabla şeklinde bir tepenin üzerinde yer alıyor.

Mennan Kalesi, içindeki sarnıçlar, depolar, barınaklar, burçlar ve gizli tünelleri ile gördüğü onca harbe rağmen zamana meydan okurcasına varlığını sürdürüyor.

Son olarak, Fatih Sultan Mehmet devrinde Karamanoğlu Pir Ahmed Bey’in, Osmanlı ile yaptığı savaşı kaybederek Mennan Kalesi’ne sığındığı, ancak onu takip eden Osmanlı sadrazamı Gedik Ahmed Paşa’nın kaleyi ele geçirdiği bilgisi tarih kaynaklarında bulunuyor.

Günümüzde kaleye oldukça zorlu bir yolculuktan sonra ulaşılıyor. Ermenek ilçesine 33 kilometre uzaklıktaki kaleye, yol ayrımından sonra orman içinde yapılan yaklaşık 5 kilometrelik bir yürüyüşten sonra çıkılabiliyor.

İlçe 5 bin yıllık tarihi barındırıyor

Ermenek Belediye Başkanı Uğur Sözkesen AA muhabirine yaptığı açıklamada, 5 bin yıllık tarihe sahip ilçenin Firan, Asar ve Mennan kalelerinin arasına kurulmuş, Karamanoğullarına ev sahipliği yapmış bir yerleşim yeri olduğunu söyledi.

Karamanoğlu Beyliği’nin Ermenek’te son bulduğunu belirten Sözkesen, “Akdeniz ve İç Anadolu’da hangi yerleşim yerine gitseniz Karamanoğulları dönemine ait bir köprü, cami, medrese, kale görmek mümkün. Karamanoğulları gittikleri yere kültür götürmüştür. Bu büyük medeniyetin çıkış noktası Ermenek’tir. Mennan Kalesi de bunlardan biridir. Ne zaman yapıldığı bilinmeyen Mennan Kalesi de o zaman yeniden düzenlenerek bölge için önemli bir nokta konumuna getirilmiştir.” diye konuştu.

Restorasyonu için proje hazırlandı

Mennan Kalesi’nin önemli bir özelliğinin de Karamanoğlu Beyliğinin kaybettiği son toprak parçası olduğunu dile getiren Sözkesen, şöyle devam etti:

“Mennan Kalesi ulaşımı zor bir bölgededir. Tek noktadan bağlantısı vardır. Diğer yönlerden ulaşılması mümkün değildir. Kale, içinde yaşayanların korunması noktasında son derece güvenli bir noktadadır. Kalenin olduğu alan birinci derece arkeolojik sit alanıdır. Restorasyonu için belediye olarak müracatlarımız oldu. Projeler hazırladık, izin bekliyoruz. Mennan ve diğer iki kalenin restorasyonu tamalandığında bu önemli kültür varlıkları halkımızın ve turistlerin kullanımına açılacak. Mennan Kalesi şimdiden doğa tutkunlarının güzergahında olan bir yer. Belediyemizi arayan onlarca fotoğraf ve doğa sporu kulüpleri Mennan Kalesi ve bölge hakkında bilgi almaktadır.”

Sözkesen, kaleye oldukça zorlu bir parkurda yürüyüş yapılarak ulaşıldığına dikkati çekerek, “Zirveye ulaşıldığında ziyaretçileri muhteşem bir tarihi yapı karşılıyor. Ermenek Vadisi tüm güzelliğiyle görülebiliyor. İmkanı olan herkesi burayı görmeye davet ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Doğa harikası Eğrigöl'e fotoğrafçı ilgisi

KONYA (AA) – Konya ve Antalya sınırında, Geyik Dağları'nın eteklerinde yer alan Eğrigöl, Toroslar'daki bitki zenginliğine ev sahipliği yapan el değmemiş doğası ve endemik bitkileriyle nisan ayında doğa ve fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekiyor.

Taşeli Platosu'ndaki 2 bin 200 rakımlı göl, çevresinde yer yer 2-3 metreyi bulan kar kalınlığı ve hemen ilerisinde açık rengarenk çiçekleri ile misafirlerine iki mevsimi bir arada yaşatıyor.

Yaz aylarında çok sayıda yaylacının da geldiği Eğrigöl, olta balıkçılığı meraklıları ve kampçıların da akınına uğruyor.

Konya'nın Hadim ilçesinden bölgeye gitmek isteyenler, araç yolculuğunun ardından 3-4 saatlik zorlu bir yürüyüş etabıyla Eğrigöl'e ulaşıyor. Göle, Antalya'nın Alanya ve Gündoğmuş ilçelerinden gelenlerin de yine 7-8 kilometrelik bir yürüyüşü göze alması gerekiyor.

İlkbaharda karların erimesiyle oluşan bitki çeşitliliği ile dikkati çeken Eğrigöl, farklı renklerdeki çiğdemler, doğal ortamda yetişen kırmızı ve pembe lalelerin yanı sıra çeşitli endemik bitkileri ile biliniyor. Yükseklerde eriyen karlardan beslenen ve kıvrılarak göle akan çayların oluşturduğu eşsiz görüntü, dağlarda damar damar uzanan kar örtüsü ile bütünleşiyor.

Hadim, Gündoğmuş ve Alanya ilçelerinin oluşturduğu üçgenin ortasında yer alan Eğrigöl'e, Konya'dan gelen fotoğraf tutkunlarından Hasan Sayın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bölgeye çok fazla kar yağdığı için yayla yollarının geç açıldığını söyledi.

Seydişehir, Bozkır ve Taşkent ilçelerinden 13 kişilik bir ekiple bölgeye geldiklerini anlatan Sayın, "Buradaki güzellikleri keşfetmek amacıyla aracımızla belirli bir mesafeye kadar gelebildik. Yüksek kar kütlelerinin yolu kapatması nedeniyle 8 kilometrelik yolu yürüyerek Eğrigöl'e ulaştık." dedi.

Karın kalkması ile oluşan güzellikleri görmek ve çiçekleri solmadan fotoğraflamak için zorlu bir yolculuk yaptıklarını dile getiren Sayın, şöyle devam etti:

"Toroslar'ın, Geyik Dağları olarak bilinen bölgesinde bulunan Eğrigöl, çok sevdiğim, bakir, oldukça sulak bir bölgedir. Soğanlı bitkiler, sarı ve farklı renklerde çiğdemler, boylu lale ve sümbüller, gelin tacı dediğimiz ters laleler ile müthiş bir doğa harikası. Eğrigöl, her türlü doğa sporunun yapılabileceği özelliklere sahip. Dağ bisikleti, doğa fotoğrafçılığı, kampçılık, tırmanma, kayak ve trekking yapılabilecek en güzel doğal harikalarından biridir. Mutlaka koruma altına alınması lazım. Bir tabiat parkı olarak değerlendirilebilir. Bu güzelliği herkesin görmesini isterim."

– Ünal: "Tabiat parkı olarak korunması gerekir"

Seydişehir'den geziye katılan Mustafa Ünal da her ilkbaharda, yaklaşık 200 kilometre mesafeden bölgedeki güzelliklerin fotoğraflarını çektiklerini ifade etti.

Eğrigöl ve çevresine herkesin sahip çıkması gerektiğini, zaman zaman bölgede rastgele bırakılmış çöpler görünce üzüldüklerini vurgulayan Ünal, "Buraya gelen herkes bu doğa harikasını daha güzel kullanmalı. Bu bölgenin tabiat parkı olarak korunması gerekir." diye konuştu.

Özcan Doğan ise uzun bir süredir Eğrigöl'ü fotoğraflamayı hayal ettiğini, zorlu bir yolculuğun ardından ekip arkadaşları ile bunu gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadığını dile getirdi.

"Burası harika bir bölge" diyen Özcan, "Buradaki kardelenler ve çiğdemleri gördükten sonra insan ayrılmak istemiyor. Biraz zahmetli bir gezi oldu ama değdi. Karda yürümek, kar pekmezleyip yemek harikaydı." ifadelerini kullandı.