TRT World

Türk dizilerine küresel talep

İSTANBUL (AA) – TRT World Araştırma Merkezi, uluslararası yayın kuruluşları tarafından yoğun bir talep gören Türk dizilerinin izleyicide oluşturduğu etki ve Türk dizilerine yönelik küresel talebi inceleyen bir araştırma yaptı.

Merkezin Pakistan’da gerçekleştirdiği "Türk dizilerinin izleyici üzerinde oluşturduğu etki" çalışması kapsamında 2020 Mayıs ayında yayınladığı raporda, Türk dizileri, izleyicinin Türkiye'ye olan desteğini arttırdığını gösteriyor.

Türk dizilerinin son zamanlardaki artan popülaritesiyle Türkiye’ye yönelik oluşturduğu algı arasındaki ilişkinin incelendiği çalışmada, Pakistan hükümeti, askeri birlikleri ve eğlence sektöründen üst düzey yetkililerle görüşmeler ve dijital anketler yapıldı.

Rapora göre, Türk dizilerini izleyenlerin, Türkiye'ye seyahat etme, çalışma ya da eğitim görme, haberlerini takip etme, dış politikasını destekleme ve Türk dilini öğrenme olasılıkları istatistiksel olarak izlemeyenlerden daha fazla olduğu ortaya çıkıyor.

Türk dizilerinin izlenme oranıyla Türkiye’yi destekleme oranı doğru orantılı olduğu tespit edilen raporda, katılımcıların yaklaşık yüzde 60’ı Türk dış politikasını desteklediğini belirtirken, yüzde 85’i de Türkiye’ye iş, eğitim veya turizm amaçlı seyahat etmek istediklerini ifade ediyor.

TRT World Araştırma Merkezi tarafından yapılan bu çalışma, Türk dizilerinin izlenme oranlarındaki artışın, Türkiye’ye yönelik bakışı olumlu etkilediğini ve Türk ürünlerini kullanmaya yönelik eğilimleri arttırdığını ortaya koyuyor.

Rapora, "https://researchcentre.trtworld.com/publications/reports/the-global-appeal-of-turkish-drama-series-a-case-study-in-pakistan" adresinden ulaşılabiliyor.

TRT World, BM'de gençlere yönelik panel düzenledi

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (AA) – TRT World Citizen, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Merkezinde "Sürdürülebilir bir gelecek oluşturmak: Gençliği ve korunaksız toplumları güçlendirmek" konulu panel düzenledi.

BM Nezdinde Türkiye Daimi Temsilciliği, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, BM Gençlik Temsilciliği ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği iş birliğiyle gerçekleştirilen panele, BM Kalkınma Ajansı Direktör Yardımcısı Richard Towle, BM Gençlik Elçisi Jayathma Wickranamayake, Prof. Dr. Talip Küçükcan, TRT World Araştırma Direktörü Pınar Kandemir ve SETA DC Araştırma Direktörü Kılıç Buğra Kanat konuşmacı olarak katıldı.

Panelde, dijital alanda aktif olan medya kuruluşlarının yaşam koşulları nedeniyle kendini ifade etme fırsatı bulamayan bireylere ve toplumlara nasıl fayda sağlayabileceği, gençlerin sosyal gelişimlerine ne şekilde olumlu katkıda bulunabileceği tartışıldı.

– "Türkiye, mülteciler konusunda üzerine düşenden daha fazla sorumluluğu yerine getiriyor"

SETA DC Araştırma Direktörü Kanat, Türkiye'de yaşayan Suriyelilere yönelik yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Küçükcan ise özellikle Türkiye'deki Suriyeli çocukların eğitimine değinerek, "Türkiye'deki Suriyeli mültecilerin çoğu kampların dışında, Türk halkı ile birlikte yaşıyor. Bu nedenle, ailelerin ve çocukların topluma entegrasyonu için eğitim faaliyetleri çok önemli." şeklinde konuştu.

BM Kalkınma Ajansı Direktör Yardımcısı Towle da Türkiye'nin bütün ekonomik zorluklara rağmen sığınmacılar konusunda dünyaya örnek bir çalışma sergilediğini vurgulayarak, "Türkiye, mülteciler konusunda üzerine düşenden daha fazla sorumluluğu yerine getiriyor." ifadelerini kullandı.

Richard Towle, özellikle sığınmacı çocuklara yönelik sunulan sağlık ve eğitim alanındaki hizmetlerinden dolayı da Türkiye'ye teşekkür etti.

Panelin ardından, Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu'nun da katılımıyla dünyanın değişik bölgelerinde TRT World ekiplerindeki haberciler tarafından çekilen fotoğrafların yer aldığı "Savaşın Kadınları (Women of War)" adlı sergi açıldı.

Sergi, 14 Şubat'a kadar açık kalacak.

TRT World Forum 2019

İSTANBUL (AA) – Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Faruk Kaymakcı, "PYD/YPG, DEAŞ'la savaşıyor' demeyin. PYD/YPG, DEAŞ üyelerini serbest bırakmaya başladı. Eğer onlarla mücadele ediyorlarsa neden serbest bırakıyorlar?" dedi.

Kaymakcı, TRT World Forum'da düzenlenen "Avrupa Birliği için sonun başlangıcı mı?" başlıklı oturumda Avrupa'nın geleceği hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye'nin göçmenler konusunda alamadığı desteğe dikkati çeken Kaymakcı, şunları söyledi:

"Göçle alakalı 3 boyut var. Birebir anlaşmamız var. Bu gayet iyi çalışıyor. Türkiye bütün kaçak göçmenleri geri alıyor. İkincisi ise mali destek. Bu destek Türkiye'ye değil, Türkiye'deki Suriyelilere verilecek olan destek bu. Avrupa Birliği 3+3 milyar avro vaat etti. İlk 3 milyar avronun işlemleri yapıldı. Ancak para akışı biraz yavaş. AB standartlarına göre hızlı sayılır. Uygulama söz konusu olunca biraz yavaş geliyor. Vaat edilen 6 milyar avronun 2,1 milyar avrosu Suriyelilere ulaştı. Bu bir hayal kırıklığı. Göç krizinin Türkiye'ye maliyeti 40 milyar dolardan fazla. 80 milyon Türk var 40 milyar dolarlık bir katkı yapan, 510 milyon Avrupa vatandaşı sadece 2,1 milyar avroluk katkı yaptı."

Türk vatandaşlarının hukukun üstünlüğü, kadın hakları, ticaret ve vize gibi nedenlerle AB üyeliğini istediğini belirten Kaymakcı, "Biz bir yandan NATO ve Avrupa Konseyi'nin kurucu üyesiyiz. Biz AB'ye üye olmadan Avrupalılığımızın tamamlandığını hissetmiyoruz. AB'nin de projesi tamamlanmış olmuyor." dedi.

Kaymakcı, FETÖ'nün 2016'daki darbe girişimi esnasında Avrupa'nın tutumunu eleştirerek, şunları kaydetti:

"15 Temmuz bir fay gibiydi Türkiye AB ilişkilerinde. Çünkü o gece ciddi güven sarsılması yaşadık. Avrupa'daki bazı liderler kimi aramaları gerektiğine karar vermek için sabahı beklediler. Acaba darbeci Fetullah Gülen'i mi arasınlar yoksa Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı mı arayacaklar diye sabaha kadar düşündüler. Çok ciddi bir güven sarsıntısı yaşandı. Türkiye'deki hükumeti ve siyasetçileri sevmeyebilirsiniz ama o gece Türk demokrasisine saldırıda bulunuldu. Biz orada destek bekledik ama bu destek gelmedi."

Türkiye'nin Barış Pınarı Operasyonu'na Avrupa'nın destek vermesi gerektiğini de dile getiren Kaymakcı, bu sayede Kuzey Suriye'nin terör örgütlerinden arındırılacağını kaydetti.

Kaymakcı Türkiye'nin güvenli bölge talebini 2011'den beri güçlü şekilde dile getirdiğini anımsatarak, Türkiye'nin desteklenmesini gerektiğini anlattı.

Eski Avrupa Parlamentosu Milletvekili Anna Maria Corazza Bildt'in Barış Pınarı Harekatı'na ilişkin eleştirilerine yanıt veren Kaymakcı, "Ülkemizde milyonlarca Kürt var. En azından 300 bin Suriyeli Kürt var. Bu kişiler zorla PYD/YPG tarafından yerlerinden çıkarıldı. Bizim bu harekatı yürüttüğümüz bu alana geri dönecekler. Dolayısıyla biz istikrardan bahsediyoruz. Suriye, yıkılmış durumda. Suriye bütün olarak kalsın istiyoruz. 'PYD/YPG, DEAŞ'la savaşıyor.' demeyin. PYD/YPG, DEAŞ üyelerini serbest bırakmaya başladı. Eğer onlarla mücadele ediyorlarsa neden serbest bırakıyorlar?" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin AB koşulları konusunda bir sorunu olmadığını anlatan Kaymakcı, çok kısa sürede fasılların açılıp kapatılabileceğini söyledi.

Kaymakcı Türk halkının AB'ye girme konusundaki desteğine dikkati çekerek, yüzde 80 civarında olan desteğin AB'ye giriş beklentisi hususunda yüzde 30'lara düştüğünü belirtti.

– "Türkiye'nin de eklenmesiyle AB ailesi tamamlanmış olacak"

Eski Hırvatistan Devlet Başkanı Ivo Josipovic, konuşmasında AB'nin zaman zaman göçmen sorununda eleştirildiğini fakat olumlu çalışmaların görmezden gelindiğini söyledi.

Josipovic, "Göçmenlerden bahsettik ama onlara niye buraya geliyorsunuz diye sorarsanız Avrupa’nın onlara belirli standartlar sunduğunu göreceksiniz. Evet belirli standartlar sunuyoruz. Şunu da eklemek gerekiyor. AB projesi tamamlandı ve hedeflerine ulaştı diyemeyiz. AB projesi Avrupa’daki tüm devletleri aldığı zaman tamamlanacak. AB çok fazla vaatte bulunduğu doğru. Veremeyecekleri şeylerin vaadinde bulunuyorlar. Avrupa projesi henüz tamamlanmış değil. Umarım Türkiye’nin de eklenmesiyle aile tamamlanmış olacak. Böylece ekonomik alanda ABD ile rekabet edebilecek hale gelebilecek." diye konuştu.

Eski İngiltere Devlet Bakanı Sayeeda Warsi de "AB'nin esnekliği yok, değişime çok açık değil ve reform talepleri istendiğinde çok yavaş ilerleyebiliyor." dedi.

"Avrupa'ya Türkiye'ye katılımıyla ilgili İngiltere hep destek oldu ama AB'nin genelinde bu böyle olmadı. Zaman içerisinde biz bir ortağı kaybettik." diyen Warsi, AB'nin tutucu tavrı yüzünden zaman zaman dost ve düşman ayrımını yapamadığını ifade etti.

Warsi, "Türkiye ile ilgili olarak da böyle oldu. Birden bire dostlarımızın AB'deki reformların olmamasından dolayı sıkılıyorlar, yoruluyorlar ve popülizm daha ön plana çıkıyor. AB daha esnek olsaydı, daha farklılıkları kucaklasaydı, her ülkenin kendi yolculuğunu yapması gerektiğini kabul etseydi, yani 'Tek bir çözüm herkes için uygundur' demek yerine böyle bir yol takip etseydi çok daha iyi olurdu." diye konuştu.

Warsi, şöyle devam etti:

"Suriye'deki durum çok önemli. Bizim Türkiye'nin yapmasını istediğimiz şey şu, 'Bizim mülteci sorunumuz, onların da mülteci sorunu', bizim yanımızda durdular. 'Bizim terörizm konusu, onların da terörizm konusu' dedik. Türkiye de şimdi diyor ki bireysel olarak farklarımız olabilir bu harekatla ilgili olarak ama Türkiye açıkça şunu söylüyor sizin 'sizin sorununuz bizim sorunumuzsa', 'bizim sorunumuz da sizin sorununuz' diyor ve 'biz sizden biraz destek bekliyoruz, bizim yanımızda olun bu zor süreçte' diyor Türkiye."

Eski Finlandiya Başbakanı Esko Aho da konuşmasında AB'nin sorunlarının iş birliğiyle çözülebileceğini belirterek, "AB'nin reform yapacak kadar cesur olmadığı yorumları doğru. Ama şimdi AB’nin geleceğine odaklanmak zorundayız. "dedi.

Aho, "AB’nin reform yapacak kadar cesur olmadığı fikrine katılıyorum veya yapay reformlar yapıldı. Anayasal konulardan bahsetmek büyük bir yanlıştı. O zaman günlük hayatla ilgili başka meseleler vardı. Şu anda bizim yapmamız gereken temel meselelere odaklanmak. "dedi.

TRT World Forum 2019 – 26

İSTANBUL (AA) – Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu Başkanı Francesco Rocca, "Göç konusunda farklı politikalar ve farklı hassasiyetler var. Geçen bunca zamana rağmen somut bir adım atılamadı. Ben bir gönüllü olarak 30 yıl önce bu alanda çalışmaya başladım. Somali'de hala bir düzelme yok. AB'nin uluslararası alandaki sorunları düzeltememesinden kaynaklanıyor bu durum." dedi.

Rocca, İstanbul Kongre Merkezi'nde devam eden TRT World Forum'da düzenlenen "Avrupa'nın Mülteci Kriziyle İmtihanı" başlıklı özel oturumda Avrupa'da mültecilere bakış ve göç konusunda değerlendirmelerde bulundu.

Cenevre Konvasiyonu'nun İtalya tarafından da imzalandığını anımsatan Rocca, bu konvansiyonu imzalayanların mülteciler konusunda bazı yükümlülükleri olduğunu söyledi.

Rocca, AB ve Libya sahil güvenliğinin beraber çalışma konusunda anlaştığını fakat Libya sahil güvenliğinin insan kaçakçılarıyla bağları olduğunun yakın zamanda tespit edildiğini anlattı. Libya'dan Avrupa'ya gelen mültecilerin sayısında geçmiş yıllara göre azalma olduğunu dile getiren Rocca, "Bu düşüşte Libya sahil güvenliğinin bir etkisi yok. Nijer üzerinden gelen mülteciler Libya'ya ulaşıyordu. Nijer'de gerçekleştirilen başarılı çalışmalar sonucu Libya'dan Avrupa'ya gelen mültecilerin sayısında azalma oldu." dedi.

Rocca, göçün kolay bir konu olmadığını belirterek, şunları kaydetti:

"Göç konusunda farklı politikalar ve farklı hassasiyetler var. Geçen bunca zamana rağmen somut bir adım atılamadı. Ben bir gönüllü olarak 30 yıl önce bu alanda çalışmaya başladım. Somali'de hala bir düzelme yok. AB'nin uluslararası alandaki sorunları düzeltememesinden kaynaklanıyor bu durum. Bu da hayal kırıklığı yaratıyor. AB bir bütün olarak hareket etmeden göç konusunda bir sonuç alınmayacak gibi görünüyor. Göç edenler Avrupa'ya ulaşmaya çalışıyor. AB'nin göçle baş edecek siyasi bir politikası yok. Her ülkenin kendi sınırlarını korumasına bir şey diyemeyiz. Ama başka çözümler bulunması gerektiğini de sınırlara bakınca anlıyoruz."

Avrupa'da bazı ülkelerle özel olarak çalışmalar yürüttüklerini anlatan Rocca, aslolanın temel ihtiyaçlar noktasında mültecilere yapılacak yardım olduğunu söyledi.

Rocca, konuşmasını şu değerlendirmelerle sonlandırdı:

"ABD'de Teksas'ta sınırdan gelenlere gıda verenler mahkemeye çıkarılıyor. Temel desteği verenler bunu yaşıyor. Yani yüreği olan insanların başına bunlar geliyor. Geçmişimizi unutuyoruz. Korkutucu olan da bu. İşim gereği birçok yere seyahat ettim ve yaşanan krizleri gözlerimle gördüm. Gazze ve Suriye'ye gittim. O ziyaretlerimde oradaki insanların ne şartlarda yaşadıklarını anladım. Yapılması gereken mülteciler hususunda yerel toplumu daha iyi bilgilendirmek. Bu sayede yerel halk onları daha iyi anlayabilir. Avrupa'da medyanın bu söylemi desteklediğini söyleyebiliriz."