Tüberküloz

Tüberküloz aşısının Kovid-19'a karşı koruyuculuğu test edilecek

ANKARA(AA) – BBC’nin haberine göre, 1921 yılında geliştirilen ve tüberkülozun yanı sıra diğer enfeksiyonlara karşı koruyuculuk sağlayabileceğine dair kanıt bulunan BCG, uluslararası Brace çalışması çerçevesinde İngiltere, Avustralya, Hollanda, İspanya ve Brezilya’da toplam 10 bin gönüllü üzerinde deneniyor.

İngiltere’de Exeter Üniversitesinin liderliğinde başlatılan çalışma çerçevesinde BCG aşısı yapılacak bin gönüllünün Kovid-19’a yakalanma oranları izlenecek. Aşının büyük ölçüde Kovid-19’a maruz kalma olasılıkları daha yüksek sağlık çalışanlarına yapılacağı, böylece BCG’nin etkinliğinin daha hızlı biçimde öğrenileceği ifade edildi.

Exeter Üniversitesi Tıp Fakültesinde görevli Profesör John Campbell, BCG’nin Kovid-19 aşılarında başarılı sonuçlar alınana ve hastalığın tedavisinde yeni yöntemler geliştirilene kadar birkaç yıl zaman kazanılmasını sağlayabileceğini ümit ettiklerini söyledi.

Çocukken yapılan BCG aşısının Kovid-19’a karşı etkili olduğu doğrulanırsa fayda sağlamak için bu kişilerin yeniden tüberküloz aşısı yaptırması gerekeceği düşünülüyor.

Klinik çalışmalar, BCG’nin Gine-Bissau’da yeni doğan ölümlerini yüzde 38, Güney Afrika’da burun, boğaz ve akciğer enfeksiyonlarını yüzde 73 oranında azalttığı ortaya koymuştu.

Hollanda’da yapılan araştırmalar da BCG’nin vücutta sarı humma virüsünün miktarını azalttığını göstermişti.

Lancet dergisinde yayımlanan bir makalenin yazarları arasında yer alan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus da BCG’nin, Kovid-19’a has bir aşı geliştirilene kadar köprü görevi görme potansiyeline sahip olduğunu bildirmişti.

Akdeniz Üniversitesinden tüberküloz hastalığına erken tanı sağlayacak yöntem – ANTALYA

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Akdeniz Üniversitesi Verem Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin girişi
– Merkezde yürütülen çalışmalar
– Merkez Müdürü Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Çoban'ın açıklamaları Akdeniz Üniversitesinden tüberküloz hastalığına erken tanı sağlayacak yöntem
– Akdeniz Üniversitesi Verem Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürü Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Çoban:
– “Bu buluşla daha uygun maliyete, kısa sürede ve doğru sonuç alınabilen bir besiyerinin geliştirilmesini sağladık”
ANTALYA (AA) – Akdeniz Üniversitesi Verem Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürü Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Çoban'ın yaptığı çalışmayla tüberküloz hastalığında erken tanı sağlayacak bir yöntem geliştirildiği bildirildi.

Üniversiteden yapılan açıklamada, dünyada ölümcül hastalıklar arasında 10'uncu sırada yer alan, halk arasında verem olarak da bilinen tüberkülozun, günümüzde de sorun olmaya devam ettiği belirtildi.

Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı da olan Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Çoban'ın, yaptığı “Mikrobakterilerin Üretilmesi ve Antibiyotik Duyarlılıklarının Test Edilmesinde Yeni Bir Besiyeri” çalışmasıyla tüberküloz hastalığında tanının erken konabilmesi için daha uygun maliyete, kısa sürede ve doğru sonuç alınabilen bir besiyerini (tüberküloz basilinin üremesini ve çoğalmasını sağlayan ortam) geliştirdiği aktarıldı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Çoban, tüberküloz hastalarının öksürükle havaya yaydıkları damlacıkların, sağlıklı kişiler tarafından solunum yoluyla alındığını, böylece hastalığın toplum içerisinde yayıldığını vurguladı.

Mikrobiyal etkenin geç ve güç üremesi sorunundan yola çıktıklarına dikkati çeken Çoban, şunları kaydetti:

“Tanının erken konabilmesi için hızlı üremesini sağlayacak ortamlara ihtiyaç vardır. Günümüzde mevcut besiyerleri ve otomatize sistemlerin, özellikle maliyetler açısından dezavantajları vardır. Tüberküloz hastalığının özellikle gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaygın olarak görülmesi dikkate alındığında tanıda kullanılacak besiyerleri ve otomatize sistemlerin de ucuz olması gerekliliği kaçınılmazdır. Bu buluşla daha uygun maliyete, kısa sürede ve doğru sonuç alınabilen bir besiyerinin geliştirilmesini sağladık. Yakın zamanda bu besiyerlerini içeren, tüberküloz laboratuvarlarının rutin duyarlılık testleri için kullanıma hazır bir duyarlılık kiti tamamlanmış olacak.”

Açıklamada, Çoban'ın yaptığı çalışmanı, 5. İstanbul Uluslararası Buluş Fuarı'nda da ISIF'20 Altın Madalya ödülüne layık görüldüğü belirtildi.

The Union'dan düşük ve orta gelirli ülkelerde e-sigaranın satışının yasaklanması önerisi

İSTANBUL (AA) – Uluslararası Tüberküloz ve Akciğer Hastalıkları Birliğinin (The Union) 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü raporunda, düşük ve orta gelirli ülkelerde e-sigaranın ve ısıtılan tütün ürünlerinin satışının yasaklanmasının, tütünle mücadelede anahtar olduğunun altı çizilerek, bu ülkelerde özellikle gençlerin savunmasız olduğu belirtildi.

Birliğin 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü dolayısıyla yayımladığı raporda, medyanın, akademik makalelerin ve halk sağlığı çevrelerinin mevcut söylemlerinde ısıtılan tütün ürünlerinin halk sağlığı etkisinin yüksek gelirli ülkeler bağlamında ele alınmasının yetersiz kaldığına işaret edilerek, söylemin, düşük ve orta gelirli ülkeleri içerecek şekilde genişletilmesi gerektiği vurgulandı.

Bu ülkelerde e-sigaralar ve ısıtılan tütün ürünlerinin çoğunlukla çok zayıf düzenlemeyle veya hiçbir düzenleme çerçevesi bulunmadan piyasaya sokulduğu ve pazarlandığı belirtilerek, koruyucu ve önleyici satış yasağı tavsiyesi yapıldı.

Satış yasağı gerekçeleri, "endüstrinin gençleri hedeflemesi", "gençlerin e-sigaradan tütüne geçişi", " tütün kullananlarda yetersiz zarar azaltım kanıtı", "negatif net halk sağlığı çıktısı", "uygulama ve denetim boşluklarının kötüye kullanılması", "yeni ürünlerin dikkat dağıtıcı olması", "yeni ürünlerin kaynakları tütün kontrolünden çekmesi", "yeni ürünlerin endüstri müdahalelerini olanaklı kılması", "düşük ve orta gelirli ülkeler bağlamının Birleşik Krallık bağlamından büyük ölçüde farklı olması" ve "önce güvenliğin gelmesi gerekliliği" şeklinde sıralandı.

Yeni ve gelişen tütün ve nikotin ürünlerinin kaynakları kısıtlı ülkeler için yeni zorluklar getirdiğine değinilen raporda, şöyle denildi:

"Bu ülkelerin birçoğunda, yüksek tütün kullanımı, Dünya Sağlık Örgütü Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi ve MPOWER önlemlerinin eksik kabulü ve uygulanması, zayıf denetim mekanizmaları, sınırlı mali ve insan kaynakları ve tütün salgınının genellikle erken aşamasında bulunulması gibi belirli koşullar, tütün ve nikotin endüstrilerine özellikle gençler arasında bağımlılığı teşvik etmek için fırsat sunmaktadır. The Union yeni, yüksek bağımlılık yapıcı nikotin ve tütün ürünlerinin düşük ve orta gelirli ülkelere sokulmasının felakete varan sonuçları olacağını iddia etmektedir: E-sigaralar ve ısıtılan tütün ürünleri hükumetleri etkisiz kılma ve tütün salgınının ateşini körükleme konusunda güçlü potansiyele sahiptir. Düşük ve orta gelirli ülkelerde bu ürünlerin satışı yasaklanmalıdır; aynı şekilde bu ürünlerin üretimine, ithalat ve ihracatına izin verilmemeli ve ürünler tütün reklam promosyon ve sponsorluk yasakları ile dumansız hava sahası düzenlemelerine tabi kılınmalıdır."

– "Tütün ve nikotin endüstrisi yanıltıcı bilgi veriyor"

Sağlığa Evet Derneği Başkanı Prof. Dr. Elif Dağlı, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, elektronik sigaranın dumansız, riski azaltılmış, sosyal kabul görmüş tüketici ürünü olarak pazarlandığını, ancak asıl amacın "sigara içmeyi ve nikotin bağımlılığını tekrar kabul edilir kılmak" olduğunu belirtti.

Daha önce hiç sigara içmemiş ama e-sigara kullanan gençlerin ileriki yaşamlarında geleneksel sigara içme olasılıklarının 2 ile 4 kat artığına işaret eden Dağlı, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Tütün ve nikotin endüstrisi, e-sigaranın uzun dönem sağlık etkileri bilinmediğinden, çekinmeden yanıltıcı bilgi vermektedir. Isıtılmış tütün ürünlerini de aynı sınıfta değerlendirerek, özellikle çocuklar üzerinde etkili olan sosyal yerleştirme tekniğini kullanmaktadırlar. Endüstri temsilcileri karar vericilerin masasında bir yer edinmeye, yeni ve gelişen ürünlerin satışı ve pazarlanması hakkındaki politika tartışmalarına katılmaya gayret göstermektedirler. Önlem alınması gerekli dünya, bir neslin daha tütün endüstrisi yalanlarıyla kandırılmasına tahammül edemez. Kişisel seçim hakkını savunma oyunu sadece karlılığın sürdürülmesi içindir. Karşılığında her yıl milyonlarca kişi hayatını kaybeder. Ülkemizde de e-sigara ve ısıtılan tütün ürünleri satışının yasaklanması ve ilgili internet sitelerinin kapatılması gereklidir."

– Endüstrinin gençleri etkileme yöntemleri

Sağlığa Evet Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Osman Elbek, 31 Mayıs 2020 itibarıyla Dünya Sağlık Örgütü tarafından başlatılacak küresel kampanyayla tütün ve ilgili endüstrilerin özellikle gençlere yönelik manipülasyon taktikleri, e-sigara, ısıtılmış tütün ürünleri, aromalar ve tatlandırıcılar dahil olmak üzere ürünlere ait aldatıcı unsurların ifşa edilmesi, endüstrinin gelecek nesilleri tütün ve nikotine bağımlı kılma taktikleri konusunda aydınlatma planladığını aktardı.

Endüstrinin, yeni ürünleri "sigaradan daha az zararlı" veya "daha temiz" gibi pazarlayarak, sosyal medya platformlarında tütün ve nikotin ürünlerinin gizli reklamlarını yaparak, çocukların sıkça uğradığı satış noktalarındaki bayilerden tütün ve nikotin ürünlerini şeker, atıştırmalıklara yakın, reklam unsurları içeren duyurularla birlikte yerleştirilmesini sağlayarak, filmlerde, televizyonda, internet dizilerinde ürünlerin görünmesine olanak tanıyan dolaylı reklam yaparak gençleri yeni müşteri olarak kazanmayı istediğini anlatan Elbek, "Tütün ve nikotin ürünlerinin olmadığı bir gelecek kurmalıyız." ifadesini kullandı.

Akdeniz Üniversitesinde Verem Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi açıldı

ANTALYA (AA) – Akdeniz Üniversitesi bünyesinde, tüberküloz alanında yeni yerli ve milli ilaç ile aşı geliştirilmesi amacıyla Verem Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (AKVUAM) kuruldu.

AKVUAM Müdürü Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Çoban, yaptığı yazılı açıklamada, veremin başta akciğer olmakla solunum yolunu, diğer organları tutabilen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu belirtti.

Veremin dünya çapında hala çözülemeyen ve en çok öldüren 10'uncu hastalık olduğuna dikkati çeken Çoban, gelişmekte olan ülkelerde verem hastalığının hala önemli bir ölüm nedeni olarak gösterildiğini kaydetti.

Yıllar içerisinde mevcut ilaçlara dirençli hale gelen verem vakalarının artış eğiliminde olduğuna işaret eden Çoban, hastalıktan tam korunmayı sağlayan bir aşının olmadığını ve son 40 yıldır tedavi için geliştirilen ilaç sayısının yok denecek kadar az olduğunu ifade etti.

Bu unsurların araştırma ve geliştirme çalışmalarının gerekliliğini zorunlu kıldığına değinen Çoban, şunları kaydetti:

"Bu doğrultuda Türkiye'nin ilk Verem Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi, Akdeniz Üniversitesi bünyesinde kuruldu. Burası, verem hastalığı üzerine çalışan bilim insanlarını aynı çatı altında toplayan, hem araştırma hem de klinik alandaki sinerjik çalışmalar için gereken olanakları bir arada sunan bir araştırma merkezi olarak Türkiye'de ilk olma özelliğine sahip."

Çoban, merkezin hayırseverler tarafından hayata geçirildiğini belirterek katkıda bulunanlara teşekkür etti.

Merkezde yeni tanı ve tedavi yöntemleri ile koruyucu tekniklerin geliştirileceğini belirten Çoban, "Tüberküloz alanında yeni yerli ve milli ilaç ile aşı geliştirilmesi, fenotipik ve moleküler tanı, duyarlılık yöntemleri geliştirme, araştırmalar için hayvan deney ile hücre kültür modellerinin oluşturulması ve bu alanlarda inovasyon, ürün geliştirme, prototip, patent gibi uygulamaya yönelik çalışmalar yapılacak." ifadelerini kullandı.