Tüp Bebek

Organ nakliyle hayata tutundu, tüp bebekle anne oldu – ADANA

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Anne Aylin Atik ve bebeğinin görüntüsü
– Anne Atik'in açıklaması
– Yüksek Riskli Gebelikler Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Cansun Demir'in açıklaması
– Kadın Hastalıkları ve Doğum Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Volkan Noyan'ın açıklaması Organ nakliyle hayata tutundu, tüp bebekle anne oldu
– Adana'da 4 yıl önce kadavradan karaciğer nakliyle yaşama tutunan Aylin Atik, yüksek riskine rağmen tüp bebek yöntemiyle çocuğunu kucağına alarak ane olmanın sevincini yaşadı
– Anne Atik:
– “Bir çok komplikasyon olabilirdi ama ben bunları göze aldım. Korkmadım. Her şeyin iyi olacağını düşündüm ve bunun sonucunda da çok güzel bir sonuç elde ettik”
– Yüksek Riskli Gebelikler Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Cansun Demir:
– “Araştırdığımda İngiltere'de 100 civarı, ABD'de 200 karaciğer naklili gebe var. Dünyada, bin tane böyle hasta yoktur muhtemelen”
ADANA (AA) – Adana'da, karaciğer nakli sonrası yüksek riske rağmen çocuk sahibi olmak isteyen 33 yaşındaki Aylin Atik, tüp bebek yöntemiyle doğum yaparak anne olmanın sevincini yaşadı.

Özel bir hastanenin ofis elemanı olan Atik, evliyken 29 yaşında kadavradan nakille sağlığına kavuştu. Organ nakliyle ikinci hayatına başlayan Atik, tıp literatüründe yüksek riski nedeniyle örnegi son derece az olmasına rağmen bebek sahibi olmaya karar verdi.

Başvurduğu özel bir hastenede tüp bebek yöntemiyle hamile kalan Atik, 17 Ağustos'ta dünyaya gelen ve 3 gün izlenen bebeğini, kendi doğum günü 20 Ağustos'ta kucağına alarak anne olmanın mutluluğunu yaşadı. 2 bin 444 gram ağırlığında 47 santim boyundaki bebeğe Hamza adı verildi.

Anne Aylin Atik, hastanede düzenlenen basın toplantısında, evlendiği günden beri her insan gibi bebek sahibi olmak istediği ancak geçirdiği büyük rahatsızlık sonrası bebek sahibi olmak için kendisini toparlamayı beklediğini kaydetti.

Atik, “Nakil olursam zaten ilk aklıma gelen şey 'acaba gebe kalabilir miyim' sorusu oldu. Nakli yapan hekimlere de sorduğum ilk şey buydu. Tabi ki net olmamak kaydıyla olumlu cevaplar aldım.” dedi.

Bebek sahibi olmak için araştırmalar yaptığını ifade eden Atik, şöyle konuştu:

“Bir çok komplikasyon olabilirdi ama ben bunları göze aldım. Korkmadım. Her şeyin iyi olacağını düşündüm ve bunun sonucunda da çok güzel bir sonuç elde ettik. Tabi illa ki aksilikler olacaktı, ben bunların hepsini tahmin edebiliyordum, önüme çıkacak şeyleri de ufak tefek bilebiliyordum Sonucunda tedaviler, ilaçlar çok şükür güzel bir sonuç aldık. Mutluyum, huzurluyum. Tarifsiz bir duygu. Kelimeler yetmiyor şu anki mutluluğa ve huzuruma. En önemli etken sağlıklı olmasıydı, korkularımız çok şükür olmadı.”

– Erken doğumla dünyaya geldi

Yüksek Riskli Gebelikler Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Cansun Demir de Atik gibi hastaların, gebelikte bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç kullanma zorunluluğu ve bebek kaybı, gebelik şekeri ve böbrek fonksiyon bozuklukları, bebek gelişme geriliği, erken doğum gibi riskler bulunduğunu belirtti.

Atik'in gebeliğinde, bebekte gelişme geriliği gözlemlediklerini ve 35 hafta 5 gün olarak sezaryenle erken doğum yaşandığını dile getiren Demir, bebeğin 3 gün yenidoğan ünitesinde izlendiğini söyledi.

Demir, “Bebeğin durumu iyi. Bu bebekler doğduktan sonra çok kısa zamanda, olması gereken kilolarını bir kaç ay içinde toparlarlar. Anne karnında yaşadıkları şey doğduktan sonra genellikle devam etmez.” dedi.

Karaciğer nakilli hastaların gebeliklerine dair literatür bilgisi veren Demir, şöyle konuştu:

“İlk karaciğer nakilli gebe 1978'de dünyada. Türkiye'de incelediğimde, İstanbul'da 6-7 hastayı içeren bir yayın buldum. 31 yıldır kadın doğumun içindeyim. Aylin, 31 yıl içinde karaciğer nakilli ilk hastamdı. Hem karaciğer nakilli olacak hem tüp bebek olacak. Böyle bir hasta da herhalde literatürde bir elin parmalarını geçmeyecek kadar vardır. Araştırdığımda İngiltere'de 100 civarı, ABD'de 200 karaciğer naklili gebe var. Dünyada, bin tane böyle hasta yoktur muhtemelen.”

– “Literatürde çok çok az vaka bildirilmekte”

Kadın Hastalıkları ve Doğum Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Volkan Noyan da 2016'da tam karaciğer nakli geçiren Atik'in, gerek bu nakil gerekse çeşitli hormonal problemlere rağmen çocuk istemesi ve sürecin uzamaması için kendisine tüp bebek tedavisine başladıklarını belirtti.

Geçen yılın sonunda tedaviye başladıklarını ifade eden Noyan, “Dünyada da karaciğer nakli sonrası gebelikler sınırlı olduğu gibi tüp bebek tedavisi uygulanarak gebe kalan karaciğer nakli hastaları da son derece az. Literatürde çok çok az vaka bildirilmekte.” dedi.

Noyan, Atik gibi karaciğer nakli yapılan hastaların, gebelik süreçlerinde birçok komplikasyon olabileceğinden yüksek riskli gebelikler uzmanı tarafından izlendiğini kaydetti.

Tüp bebek merkezi açıldı – MUĞLA

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Eğitim ve Araştırma Hastanesinden detaylar
– Tüp bebek merkezinden detaylar
– Protokol üyelerinin merkezi gezmesi Muğla'da tüp bebek merkezi açıldı
– AK Parti Muğla Milletvekili Yelda Erol Gökcan:
– “Bugüne kadar hemşehrilerimiz tüp bebek tedavisi için İzmir'e veya çevre illere gidiyorlardı”
MUĞLA (AA) – Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde, çocuk sahibi olamayan çiftlere umut ışığı olacak tüp bebek merkezi hizmete açıldı.

Muğla Valisi Orhan Tavlı, AK Parti Muğla Milletvekilleri Yelda Erol Gökcan ve Mehmet Yavuz Demir, MSKÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Çiçek ile hizmet vermeye başlayan merkezi gezerek çalışmalar hakkında bilgi aldı.

Tavlı, tüp bebek merkezinin Muğla halkına hayırlı olması temennisinde bulundu.

AK Parti Muğla Milletvekili Yelda Erol Gökcan ise tüp bebek merkezi ünitesinin, ileri teknolojiye sahip ekip ve donanımıyla çocuk sahibi olamayan çiftlere umut ışığı olacağını söyledi.

Hasta kabulüne başlayan merkezde tedavi olmak için 300 başvuru yapıldığını belirten Gökcan, merkezin açılması için yapılan görüşmeler sonucu Sağlık Bakanlığından yaklaşık 3 milyon lira ödenek aktarıldığını ifade etti.

Merkezin Muğla için çok önemli olduğunu belirten Gökcan, “Bu açılış benim için ve Muğla’da yaşayan kadınlarımız için çok önemli. Bugüne kadar Muğlalı hemşehrilerimiz tüp bebek tedavisi için İzmir’e veya çevre illere gidiyorlardı.” dedi.

Gökcan, tüp bebek merkezinde kadın hastalıkları ve doğum, üroloji, histoloji ve embriyoloji branşlarından öğretim üyelerinin görev yapacağını vurgulayarak, merkezin maddi imkansızlık içerisinde olup çocuk sahibi olmayı arzulayan aileler için umut olduğunu dile getirdi.

Anne baba adayları için 'tüp bebek tedavisi' önlemlerle başladı

İZMİR(AA) – Üreme Sağlığı ve İnfertilite Derneği (TSRM) Başkanı Prof. Dr. Ahmet Zeki Işık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle tüp bebek tedavisinde de zorlu bir dönem yaşandığını belirtti.

Salgın nedeniyle tüp bebek merkezlerinin 15 Mart’tan 15 Mayıs’a kadar başvuru almadıklarını aktaran Işık, “Bu kararda amacımız, hem anne ve baba adaylarının hem de sağlık hizmetlerinde görev yapan çalışanların ve ailelerinin hayatlarını korumaktı. Bu süre boyunca yaklaşık 20 bine yakın tüp bebek tedavisi başlayamadı.” dedi.

Ahmet Zeki Işık, Sağlık Bakanlığının onayıyla tüp bebek tedavilerinin 15 Mayıs’ta tekrar başladığını, 1 Haziran’dan sonra anne baba adaylarının tüp bebek merkezlerine başvurularda bulunmaya başladıklarını söyledi.

“Hijyen çok önemli”

Tüp bebek tedavisinin merkezlerde alınan önlemlerle kontrollü olarak yapılmaya başladığını belirten Işık, şunları kaydetti:

“Anne ve baba adaylarının bu süreçte maske takmak, sosyal mesafeye uymak ve hijyene çok önem vermesi gerekir. Onları tüp bebek merkezlerinde kişisel koruma ekipmanı giymiş sağlık çalışanı karşılıyor. Onlara Kovid-19 bulgularının olup olmadığını soruyor, ateşlerine bakılıyor ve Kovid testi uygulanıyor. Tüp bebek tedavi merkezlerinde hastalarımızı randevu esasına göre kabul ediyoruz. Tüp bebek tedavisinin doğası gereği anestezi altında yapılan müdahalelerde de hijyen önlemlerine dikkat ediyoruz.”

Prof. Dr. Işık, anne ve baba adaylarının kendilerine başvurdukları zaman ilk olarak tüp bebek laboratuvarlarındaki hijyen koşullarını sorduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Yumurta ve spermlerin birleştirilip embriyo haline getirildiği laboratuvarlar zaten hijyen bakımından özel önlemler alınan yerlerin başında geliyor. Kovid-19 salgını nedeniyle buradaki önlemler arttırılmış durumda. Salgın henüz sona ermedi. Bu süreçte çiftler alınan sıkı önlemlerle de tüp bebek tedavisine başlayabilir. Embriyolar 3 ya da 6 ay laboratuvarda dondurulabilir. Kovid-19’un aşısı ya da tedavi yöntemi bulunduktan sonra embriyo transfer edilip, annenin hamile kalması sağlanabilir.”

Ertelenen tüp bebek tedavileri gerekli önlemler alınarak yeniden başlıyor

İSTANBUL (AA) – Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Faruk Buyru, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle bazı tedavilerin yaklaşık 2,5 aydır ertelendiğini hatırlattı.

Tüp bebek tedavisi alanlardan yumurtalık kapasitesi sınırlı olanlar ile yaş sınırı nedeniyle SGK desteğini kaybedebilecek hastaların bu durumdan olumsuz etkilenmiş olabileceğini dile getiren Prof. Dr. Buyru, “Bu süreçte çalışanlarda veya hastalarımızın birinde ortaya çıkabilecek enfeksiyonun gerek embriyoları gerek gebe kaldıkları takdirde hastalarımızı ve bebeklerini nasıl etkileyeceğini net olarak bilmediğimiz için ulusal ve uluslararası derneklerin önerileri doğrultusunda yeni hasta kabul etmedik.” diye konuştu.

Süreç kapsamında halihazırda tedavi olan hastalara daha güvenli olacağı için embriyo dondurma seçeneğini sunduklarını aktaran Buyru, hem çalışanların hem de tedavideki çiftlerin sağlık güvenliği açısından bunun en doğru yöntem olduğunu vurguladı.

Buyru, “Koronavirüs ile mücadele sürecinde tüp bebek tedavileri de ertelendi. Bazı anne adayları bu süreçte doğum yapmak zorunda kaldı, kendilerine ve bebeklerine hastalık bulaşma kaygısını yaşadı. Haziran ayı itibarıyla koronavirüs vakalarının düşüşe geçmesiyle ertelenen tedaviler, önlemler alınarak tekrar yapılmaya başlanacak.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Buyru, bu süreçte tüp bebek tedavisi yapılmadığı gibi, acil olmayan ameliyatların da ertelendiğini belirterek, şu bilgileri verdi:

“İhtiyaç olması durumunda hasta yataklarının boş olması ve hastaneye başvuranlara bulaşma riskini en aza indirmek için bu gerekliydi. Tabii ki bu süreçte Kovid-19 hastalarının izolasyonu, bunlara bakan sağlık personelinin gerek kendilerine gerek diğer hastalara hastalık bulaşma riskini en aza indirmek için gerekli önlemler alındı. Ancak bugün salgının gerileme sürecinde de bu önlemlerin sürdürülmesi gerekiyor. Karşımızdaki kişilerin hasta veya taşıyıcı olabilme riskine karşı kendimizi korumalıyız, biz de hastalığın herhangi bir şikayet olmamasına rağmen kuluçka döneminde olabileceğimizi düşünüp mutlaka maske kullanarak karşımızdakileri korumalıyız.”

“Aşırı tedirginlik ve kaygı, tedavi sürecine olumsuz etki yapabilir”

Prof. Dr. Faruk Buyru, koronavirüs vakalarının azalması ile tüp bebek tedavilerine yeniden başlayacaklarına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Tedaviye başlamak isteyen hastaların ve çevresindekilerin son 15 gün içinde hastalık belirtisi, yüksek ateş, kan tetkiklerinde bir anormallik olup olmadığına bakıyoruz. Olası riskleri, belirsizlikleri anlatıp onaylarını alarak tedaviye başlıyoruz. Yine hastalarımıza embriyo dondurma seçeneğini sunuyoruz. Çalışanlar açısından da gerekli önlemleri alıyoruz. Tüm çalışanlara gerekli testler yapılıyor. Laboratuvar ortamında çalışan sayısını azaltıyoruz. Refakatçi kabul etmiyoruz.”

Pandeminin tamamen geçmesi halinde de aynı önlemlerle çalışılmaya alışılması gerektiğini vurgulayan Buyru, sözlerini şöyle tamamladı:

“Gerekli önlemler alındıktan sonra çok fazla çekinecek bir şey görmüyoruz. Unutmamalıyız ki aşırı tedirginlik ve kaygı da rahatsız edici bir durum ve gerek hormonlarımıza gerekse bağışıklığımız üzerinden tedavi sürecine olumsuz etki yapabilir. Bu dönemde doğum yapacak anne adaylarının da genel önlemlere çok dikkatlice uyması gerektiğini söylemeliyim. ‘Bu süreçte hastalığa yakalanır mıyım, hastaneye gitmek zorunda kalırsam yatak bulur muyum, bebeğime bir şey olur mu, doğum nasıl gerçekleşecek?’ şeklinde soruları neredeyse tüm gebeler haklı olarak yaşadılar. Zaman içinde bu soruların bir kısmının cevabı netleşse de halen ilk üç ayda Kovid-19 enfeksiyonu geçirildiğinde bebeğe bir etkisinin olup olmayacağını net olarak bilmiyoruz. Kan yoluyla bebeğe geçiş olmadığı gösterilmesine rağmen, gebelikte enfeksiyon geçirip doğum yapan annelerin plasentalarında virüse rastlandığı bildirildi. Bu belirsizlikler devam ettiği için anne adaylarına korkmamalarını ama genel önlemlere de olabildiğince dikkat etmeleri gerektiğini söylüyoruz.”