Türk Mutfağı

Migros, Türk mutfağının önemli ev lezzetlerini 30 dakikada evlere ulaştırıyor

İSTANBUL (AA) – Migros, Türk mutfağının önde gelen yemeklerini tüketicilerle buluşturduğu Migros Ev Lezzetleri ürünlerini, hızlı teslimat seçeneğiyle 30 dakika içinde sofralara ulaştırıyor.

Migros'un açıklamasına göre, Migros Ev Lezzetleri markasını kuran şirket, sunduğu taze, kaliteli ve uygun fiyatlı ev yemekleri menüleriyle, sofralarına güvenilir gıda koymak isteyenlerin hayatını kolaylaştırmayı hedefliyor.

Müşterilerinin ne yediğini önemseyen ve sofralarına sağlıklı ürünler ulaştıran Migros, Türk mutfağının en sevilen 22 yemeğini Migros Ev Lezzetleri markası altında hazır ev yemeği olarak müşterilerine sundu.

Evde yapılan lezzette ve özenle seçilmiş malzemeler kullanılarak hazırlanan yemeklerin etleri Migros'un taze et üretim üssü Miget'ten, sebzeleri ise İyi Tarım Uygulamaları kapsamında Türkiye'nin dört bir yanında en kaliteli ürünleri yetiştiren Migros çiftçilerinden temin ediliyor. Mevsiminde ve taze olarak elde edilen ürünler, baş şef Umut Reçber'in özel tariflerine göre, hiçbir koruyucu madde katkısı olmadan pişiriliyor.

İçerisinde hiçbir koruyucu katkı maddesi olmadan, en taze şekilde sunulan ve 5 gün raf ömrü bulunan yemekler, üretimden hemen sonra gaz ilavesiz olarak paketleniyor.

Soğuk zincir dahilinde taşınan ürünler Migros mağazalarında, Migros Ev Lezzetleri için hazırlanan özel soğuk reyon dolaplarında satışa sunuluyor. Günlük olarak tazelik kontrolü yapılan ürünler, Migros mağazalarından satın alınabilirken, Migros Sanal Market ve 30 dakikada adrese teslimat yapan Migros Hemen hizmetleri üzerinden de sipariş verilebiliyor. Ürünler buz akülü çantalar içerisinde müşterilere ulaştırılıyor.

Türkiye'nin yemek kültürü “Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı” kitabıyla tanıtılacak (2) – İSTANBUL

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Özyeğin Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Doç. Dr. Özge Samancı'nın açıklaması
– Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Genel Müdür Yardımcısı Elif Balcı Fisunoğlu'nun açıklaması
– Kitabın Yayın Koordinatörü, yemek ve seyahat yazarı Ebru Erke'nin açıklaması
– Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayesinde hazırlanan “Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı” kitabına katkı sunan akademisyenler ve şefler AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu
– Araştırmacı-Şef Vedat Başaran:
– “Türk mutfağı hala ailelerin evlerinde pişirdiği bir mutfaktır ve gelişmeye devam etmektedir. Bu nedenle Türk mutfağı diğer dünya mutfaklarının birçoğuna göre tüm zamanların mutfağı olarak adlandırılabilir”
– Sakarya Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Arif Bilgin:
– (Türk mutfağını) Dünyaya tanıtırken Türkiye'deki otellerin yabancı yemekler yapmak yerine Türk mutfağına dair ürünleri öne çıkarmaları ve bunları beğendirmeye dönük faaliyetlerine ağırlık vermeleri gerekiyor. Topyekün bir gayrete ihtiyacımız var. Bu gayretin Cumhurbaşkanımız ve Cumhurbaşkanımızın eşi Sayın Emine Erdoğan tarafından himaye ediliyor, üstleniliyor olması da bizim için umut vadedici bir şey”
İSTANBUL (AA) – Türkiye'nin asırlık yemek kültürü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayesinde hazırlanan “Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı” kitabıyla dünyaya tanıtılacak.

Huber Köşkü'nde Emine Erdoğan'la bir araya gelen, gastronomi kitabı projesine katkı sunan akademisyen, uzman ve şefler, programın ardından kitaba ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Araştırmacı-Şef Vedat Başaran, insanlığın en önemli ihtiyaçlarından birinin beslenme olduğunu ve bunun dünyanın sonuna kadar devam edecek bir süreç olduğunu hatırlattı.

Beslenme tekniklerinin bir milletin kimliğini de oluşturacağını belirten Başaran, “Bu sebeple bir ülkenin en üst düzeydeki kişilerinin böyle bir çalışmaya destek vermesi ve sahiplenmesi günümüzün en önemli ihtiyaçlarındandır. Böylece diğer sektörlerin de çalışmalara katkıda bulunması sağlanacağından hem eğitim modeli hem insanların beslenme davranışları hem de bu davranışların geleceğe doğru aktarılması noktasında son derece önemlidir.” dedi.

Başaran, Türk mutfağının, malzeme kalitesi ve çeşitliliği bakımından son derece geniş bir kültüre sahip olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:

“Türk mutfağı hala ailelerin evlerinde pişirdiği bir mutfaktır ve gelişmeye devam etmektedir. Bu nedenle Türk mutfağı diğer dünya mutfaklarının birçoğuna göre tüm zamanların mutfağı olarak adlandırılabilir. Türk mutfağının çoğunluk tarifi, atıkların olmayacağı şekilde düzenlenmiştir, yüzyıllardır da bu böyledir. Yani birçok tekniği alıp değerlendirdiğimizde, Türk mutfağında kullanılması gereken ürünlerin birçoğundan fazlası başka bir teknikle tekrardan hayata dönüştürülür, turşu olur, yemek olur, salça olur, bir şekilde kullanılır sirkeye dönüşür. Türk mutfağının geleneksel yapısı atıksız mutfaktan gelmiştir. Bizde pirincin tanesi bile tabakta bırakılmaz, herhangi bir şeyin kabuğu dahi atılmaz.”

– “Çok dengeli bir mutfaktan söz ediyoruz”

Sakarya Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Arif Bilgin de Türkiye'nin mutfak birikimini toplu ve sağlıklı bir şekilde yansıtacak olan bu kitabın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan tarafından himaye edilmesini çok önemli bulduğunu dile getirdi.

Prof. Dr. Bilgin, Türk mutfağının Orta Asya'dan bugüne gelişmesini sürdüren, 19. yüzyıl öncesinde belli bir noktaya gelen, 19. yüzyıl sonrasında ise Avrupa'dan birtakım katılımlarla kısmi değişiklik yaşayan bir mutfak olduğunu aktardı.

Son bin yıllık Türk mutfak kültüründen bahseden Bilgin, şu bilgileri paylaştı:

“Bir defa tahılların, etlerin, sebzelerin, meyvelerin ve diğer mutfak ürünlerinin dengeli bir şekilde işin içine sokulduğu, çok dengeli bir mutfaktan söz ediyoruz. Bu yüzden de oldukça sağlıklı bir mutfaktır. Problem şu ki günümüzde hem Türkiye'deki bazı merkezlerde hem de yurt dışındaki bazı şehirlerde takdim edilen Türk mutfağı büyük oranda kebap ve dönerle sınırlı kalmıştır. Oysa, Türk mutfağı hem kebaplardan hem tencere yemeklerinden hem farklı fırınlama tiplerinden ve menülerden oluşan bir mutfak türüdür. Bunun bu şekilde yaşatılması gerekiyor.”

Türk mutfağının 19. yüzyıldan itibaren özellikle de 20. yüzyılda Batılı mutfaklardan çok farklı ürünleri ve teknikleri aldığını ancak ana damarının devam ettiğini anlatan Bilgin, bunun korunması gerektiğinin altını çizdi.

Prof. Dr. Bilgin, Türk mutfağının zengin yönünün bir şekilde dünyaya duyurulması gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Bu Türk mutfağını bir turizm aracı olarak kullanabilmemizi de sağlayacaktır. Dünyaya tanıtırken Türkiye'deki otellerin yabancı yemekler yapmak yerine Türk mutfağına dair ürünleri öne çıkarmaları ve bunları beğendirmeye dönük faaliyetlerine ağırlık vermeleri gerekiyor. Topyekün bir gayrete ihtiyacımız var. Bu gayretin Cumhurbaşkanımız ve Cumhurbaşkanımızın eşi Sayın Emine Erdoğan tarafından himaye ediliyor, üstleniliyor olması da bizim için umut vadedici bir şey. Çünkü bu sadece yeme ve içmeyle ilgili sivil toplum örgütlerine, derneklere, federasyonlara bırakılacak bir mesele değil. Hakikaten merkezi bir rolle sorumluluk alınması gereken bir meseledir.”

– “Farklı beslenme gruplarından var olan reçetelerin bir arada olmasına dikkat ettik”

Özyeğin Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Doç. Dr. Özge Samancı ise Türk mutfağını “çok zengin ve büyük bir kültürel bir miras” olarak tanımladı.

“Türk mutfağını tanıtmak ve korumak amacıyla Emine Erdoğan'ın böyle bir proje himaye etmesi çok güzel bir girişim. Çok mutluyuz.” diyen Samancı, Türk ve Osmanlı mutfağı üzerine çalışan bir yemek tarihçisi olarak bu kitabın oluşmasında konsept, içerik, tarihsel arka plan alanlarında katkı sunduğunu aktardı.

Türk mutfağının içinde var olan geleneksel reçetelerin birçoğunun atıksız ve sürdürülebilir olduğuna dikkati çeken Samancı, kitap ile ilgili şöyle konuştu:

“Farklı beslenme gruplarından var olan reçetelerin bir arada olmasına dikkat ettik. Sebze, et, zeytinyağı bütün bu gruplardan olması. Onun dışında geleneksel reçetelerin üzerinde çok oynamadık. Bu kültürel miras aslında sadece Türkiye Cumhuriyeti sınırlarıyla belirli değil. Yakın geçmişte komşularımızla olan ortaklık var, Balkanlar'da, Orta Doğu'da, Kafkaslar'da. Dolayısıyla bu ortaklığı anlatmak, ilişkilerin daha sıcak, daha samimi, daha karşılıklı alışveriş içerisinde olabilmesi için bir araç, bir dil olabilir. Çünkü yemek öyle birleştiren bir dildir ve sevilen lezzetler herkesi aynı sofranın etrafında toplayabilir. Bu anlamda önemli. Kendi gastronomi mirasımızı tanıtmamızın turizm ve ekonomi açısından çıktısı olur çünkü yurt dışından gelecek turistleri artırabilir. Yurt dışındaki talebi artırabilir bunun dışında Türkiye'de gastronomi bölümleri çok açıldı. Ben de bu bölümlerden birinin hocasıyım. Genç şef adaylarımız yetişiyor ve bu öğrencilerimiz mezun olunca dünyaya açılıp çalışıyorlar. Onların Türk mutfağını daha çok tanıtması, talep edilmesi karşısında onların da mesleklerini icra etmesinde faydalı olabilir.”

– “Türk gastronomisinin dünyayla buluşmasında bir milat olacak”

Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Genel Müdür Yardımcısı Elif Balcı Fisunoğlu da gastronominin, ülkelerin kültürlerini diğer toplumlarla paylaşmalarında önemli bir değer olduğunu ifade etti.

Fisunoğlu, özellikle bir turizm ülkesi olan Türkiye'nin ilgi çekici zenginliklerini, değerlerini göstermesi anlamında gastronomiyi çok önemsediklerini aktararak, “Özellikle de son yıllarda gastrodiplomasi olarak adlandırdığımız yani ülkelerin aslında bütün ilişkilerini, iletişimlerini, farklı iş birliklerini gastronomi üzerinden gerçekleştiriyor olmaları çok yaygın bir çalışma. Bu anlamda Türkiye'nin Cumhurbaşkanlığı olarak ve Hanımefendinin himayelerinde bizzat böyle bir çalışmanın yapılıyor olması gerçekten çok heyecan verici. Bunun Türk gastronomisinin, Türk yeme-içme kültürünün dünyayla buluşması anlamında gerçekten bir milat olacağını düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Kitabın Yayın Koordinatörü, yemek ve seyahat yazarı Ebru Erke ise yemek tarihçileri, gastronomi editörleri ve Türk mutfağına hakim şeflerden oluşan editoryal kadrolarının yanı sıra uygulayıcı, fotoğraf çeken ve sayfa tasarımcılarından oluşan ekipleri olduğunu söyledi.

Erke, kitapta, mümkün olan en mükemmel şekilde Türk mutfağını ifade etmeye ve anlatmaya çalıştıklarını sözlerine ekledi.

Türkiye'nin yemek kültürü “Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı” kitabıyla tanıtılacak (1) – İSTANBUL

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Araştırmacı-Şef Vedat Başaran'ın açıklaması
– Sakarya Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Arif Bilgin'in açıklaması Türkiye'nin yemek kültürü “Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı” kitabıyla tanıtılacak
– Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayesinde hazırlanan “Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı” kitabına katkı sunan akademisyenler ve şefler AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu
– Araştırmacı-Şef Vedat Başaran:
– “Türk mutfağı hala ailelerin evlerinde pişirdiği bir mutfaktır ve gelişmeye devam etmektedir. Bu nedenle Türk mutfağı diğer dünya mutfaklarının birçoğuna göre tüm zamanların mutfağı olarak adlandırılabilir”
– Sakarya Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Arif Bilgin:
– (Türk mutfağını) Dünyaya tanıtırken Türkiye'deki otellerin yabancı yemekler yapmak yerine Türk mutfağına dair ürünleri öne çıkarmaları ve bunları beğendirmeye dönük faaliyetlerine ağırlık vermeleri gerekiyor. Topyekün bir gayrete ihtiyacımız var. Bu gayretin Cumhurbaşkanımız ve Cumhurbaşkanımızın eşi Sayın Emine Erdoğan tarafından himaye ediliyor, üstleniliyor olması da bizim için umut vadedici bir şey”
İSTANBUL (AA) – Türkiye'nin asırlık yemek kültürü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayesinde hazırlanan “Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı” kitabıyla dünyaya tanıtılacak.

Huber Köşkü'nde Emine Erdoğan'la bir araya gelen, gastronomi kitabı projesine katkı sunan akademisyen, uzman ve şefler, programın ardından kitaba ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Araştırmacı-Şef Vedat Başaran, insanlığın en önemli ihtiyaçlarından birinin beslenme olduğunu ve bunun dünyanın sonuna kadar devam edecek bir süreç olduğunu hatırlattı.

Beslenme tekniklerinin bir milletin kimliğini de oluşturacağını belirten Başaran, “Bu sebeple bir ülkenin en üst düzeydeki kişilerinin böyle bir çalışmaya destek vermesi ve sahiplenmesi günümüzün en önemli ihtiyaçlarındandır. Böylece diğer sektörlerin de çalışmalara katkıda bulunması sağlanacağından hem eğitim modeli hem insanların beslenme davranışları hem de bu davranışların geleceğe doğru aktarılması noktasında son derece önemlidir.” dedi.

Başaran, Türk mutfağının, malzeme kalitesi ve çeşitliliği bakımından son derece geniş bir kültüre sahip olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:

“Türk mutfağı hala ailelerin evlerinde pişirdiği bir mutfaktır ve gelişmeye devam etmektedir. Bu nedenle Türk mutfağı diğer dünya mutfaklarının birçoğuna göre tüm zamanların mutfağı olarak adlandırılabilir. Türk mutfağının çoğunluk tarifi, atıkların olmayacağı şekilde düzenlenmiştir, yüzyıllardır da bu böyledir. Yani birçok tekniği alıp değerlendirdiğimizde, Türk mutfağında kullanılması gereken ürünlerin birçoğundan fazlası başka bir teknikle tekrardan hayata dönüştürülür, turşu olur, yemek olur, salça olur, bir şekilde kullanılır sirkeye dönüşür. Türk mutfağının geleneksel yapısı atıksız mutfaktan gelmiştir. Bizde pirincin tanesi bile tabakta bırakılmaz, herhangi bir şeyin kabuğu dahi atılmaz.”

– “Çok dengeli bir mutfaktan söz ediyoruz”

Sakarya Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Arif Bilgin de Türkiye'nin mutfak birikimini toplu ve sağlıklı bir şekilde yansıtacak olan bu kitabın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan tarafından himaye edilmesini çok önemli bulduğunu dile getirdi.

Prof. Dr. Bilgin, Türk mutfağının Orta Asya'dan bugüne gelişmesini sürdüren, 19. yüzyıl öncesinde belli bir noktaya gelen, 19. yüzyıl sonrasında ise Avrupa'dan birtakım katılımlarla kısmi değişiklik yaşayan bir mutfak olduğunu aktardı.

Son bin yıllık Türk mutfak kültüründen bahseden Bilgin, şu bilgileri paylaştı:

“Bir defa tahılların, etlerin, sebzelerin, meyvelerin ve diğer mutfak ürünlerinin dengeli bir şekilde işin içine sokulduğu, çok dengeli bir mutfaktan söz ediyoruz. Bu yüzden de oldukça sağlıklı bir mutfaktır. Problem şu ki günümüzde hem Türkiye'deki bazı merkezlerde hem de yurt dışındaki bazı şehirlerde takdim edilen Türk mutfağı büyük oranda kebap ve dönerle sınırlı kalmıştır. Oysa, Türk mutfağı hem kebaplardan hem tencere yemeklerinden hem farklı fırınlama tiplerinden ve menülerden oluşan bir mutfak türüdür. Bunun bu şekilde yaşatılması gerekiyor.”

Türk mutfağının 19. yüzyıldan itibaren özellikle de 20. yüzyılda Batılı mutfaklardan çok farklı ürünleri ve teknikleri aldığını ancak ana damarının devam ettiğini anlatan Bilgin, bunun korunması gerektiğinin altını çizdi.

Prof. Dr. Bilgin, Türk mutfağının zengin yönünün bir şekilde dünyaya duyurulması gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Bu Türk mutfağını bir turizm aracı olarak kullanabilmemizi de sağlayacaktır. Dünyaya tanıtırken Türkiye'deki otellerin yabancı yemekler yapmak yerine Türk mutfağına dair ürünleri öne çıkarmaları ve bunları beğendirmeye dönük faaliyetlerine ağırlık vermeleri gerekiyor. Topyekün bir gayrete ihtiyacımız var. Bu gayretin Cumhurbaşkanımız ve Cumhurbaşkanımızın eşi Sayın Emine Erdoğan tarafından himaye ediliyor, üstleniliyor olması da bizim için umut vadedici bir şey. Çünkü bu sadece yeme ve içmeyle ilgili sivil toplum örgütlerine, derneklere, federasyonlara bırakılacak bir mesele değil. Hakikaten merkezi bir rolle sorumluluk alınması gereken bir meseledir.”

– “Farklı beslenme gruplarından var olan reçetelerin bir arada olmasına dikkat ettik”

Özyeğin Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Doç. Dr. Özge Samancı ise Türk mutfağını “çok zengin ve büyük bir kültürel bir miras” olarak tanımladı.

“Türk mutfağını tanıtmak ve korumak amacıyla Emine Erdoğan'ın böyle bir proje himaye etmesi çok güzel bir girişim. Çok mutluyuz.” diyen Samancı, Türk ve Osmanlı mutfağı üzerine çalışan bir yemek tarihçisi olarak bu kitabın oluşmasında konsept, içerik, tarihsel arka plan alanlarında katkı sunduğunu aktardı.

Türk mutfağının içinde var olan geleneksel reçetelerin birçoğunun atıksız ve sürdürülebilir olduğuna dikkati çeken Samancı, kitap ile ilgili şöyle konuştu:

“Farklı beslenme gruplarından var olan reçetelerin bir arada olmasına dikkat ettik. Sebze, et, zeytinyağı bütün bu gruplardan olması. Onun dışında geleneksel reçetelerin üzerinde çok oynamadık. Bu kültürel miras aslında sadece Türkiye Cumhuriyeti sınırlarıyla belirli değil. Yakın geçmişte komşularımızla olan ortaklık var, Balkanlar'da, Orta Doğu'da, Kafkaslar'da. Dolayısıyla bu ortaklığı anlatmak, ilişkilerin daha sıcak, daha samimi, daha karşılıklı alışveriş içerisinde olabilmesi için bir araç, bir dil olabilir. Çünkü yemek öyle birleştiren bir dildir ve sevilen lezzetler herkesi aynı sofranın etrafında toplayabilir. Bu anlamda önemli. Kendi gastronomi mirasımızı tanıtmamızın turizm ve ekonomi açısından çıktısı olur çünkü yurt dışından gelecek turistleri artırabilir. Yurt dışındaki talebi artırabilir bunun dışında Türkiye'de gastronomi bölümleri çok açıldı. Ben de bu bölümlerden birinin hocasıyım. Genç şef adaylarımız yetişiyor ve bu öğrencilerimiz mezun olunca dünyaya açılıp çalışıyorlar. Onların Türk mutfağını daha çok tanıtması, talep edilmesi karşısında onların da mesleklerini icra etmesinde faydalı olabilir.”

– “Türk gastronomisinin dünyayla buluşmasında bir milat olacak”

Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Genel Müdür Yardımcısı Elif Balcı Fisunoğlu da gastronominin, ülkelerin kültürlerini diğer toplumlarla paylaşmalarında önemli bir değer olduğunu ifade etti.

Fisunoğlu, özellikle bir turizm ülkesi olan Türkiye'nin ilgi çekici zenginliklerini, değerlerini göstermesi anlamında gastronomiyi çok önemsediklerini aktararak, “Özellikle de son yıllarda gastrodiplomasi olarak adlandırdığımız yani ülkelerin aslında bütün ilişkilerini, iletişimlerini, farklı iş birliklerini gastronomi üzerinden gerçekleştiriyor olmaları çok yaygın bir çalışma. Bu anlamda Türkiye'nin Cumhurbaşkanlığı olarak ve Hanımefendinin himayelerinde bizzat böyle bir çalışmanın yapılıyor olması gerçekten çok heyecan verici. Bunun Türk gastronomisinin, Türk yeme-içme kültürünün dünyayla buluşması anlamında gerçekten bir milat olacağını düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Kitabın Yayın Koordinatörü, yemek ve seyahat yazarı Ebru Erke ise yemek tarihçileri, gastronomi editörleri ve Türk mutfağına hakim şeflerden oluşan editoryal kadrolarının yanı sıra uygulayıcı, fotoğraf çeken ve sayfa tasarımcılarından oluşan ekipleri olduğunu söyledi.

Erke, kitapta, mümkün olan en mükemmel şekilde Türk mutfağını ifade etmeye ve anlatmaya çalıştıklarını sözlerine ekledi.

Türk mutfağının zenginliği Emine Erdoğan himayesinde dünyaya tanıtılacak – İSTANBUL

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Toplu fotoğraf çekimi
– Emine Erdoğan'ın konuşması
– Toplu fotoğraf çekimi Türk mutfağının zenginliği Emine Erdoğan himayesinde dünyaya tanıtılacak
– Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın öncülüğünde, TGA iş birliğinde, ünlü şefler ve akademisyenlerin desteğiyle hazırlanan “Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı” kitabı, Türk mutfağının zenginliğini dünyaya anlatacak
– Emine Erdoğan:
– “Türk mutfağı, insanın kendi bedenini tanıması, cismaniyetinin şifrelerini çözmesi için de bir yaşam rehberi. Dolayısıyla kitabımızın başlığı olan 'asırlık tarifler', bize Türk mutfağının uzun bir tarihe yayılan bir bilgelik yolculuğu olduğunu da fısıldıyor”
– “Bizim mutfağımızda, ezelden beri tek bir lokmanın bile israf edilmesini önleyecek nice reçete var. Atıksız mutfak anlayışı, doğaya saygımızın yanında edep ve adap kültürümüzün de yansımasıdır”

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Türkiye'nin asırlık yemek kültürünün tanıtılması için hazırlanan “Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı” kitabına katkı sunan akademisyen, uzman ve şeflerle bir araya geldi.

Proje kapsamında Huber Köşkü'nde düzenlenen programda konuşan Erdoğan, kitaba verdikleri katkılardan dolayı akademisyen, uzman ve şeflere teşekkürlerini iletti.

Bu ortak çaba sayesinde, Türk mutfak kültürünün çeşitli yönleriyle yurt dışında tanıtılabileceğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

“Zengin mutfak kültürümüzü layıkıyla tanıtma gereğini, en çok yurt dışına çıktığımda hissediyorum. Afrika'dan Latin Amerika'ya, Uzak Doğu'dan Avrupa'ya yaptığımız tüm ziyaretlerde görüyorum ki mutfağımızın üstüne bir mutfak gerçekten yok. Bolluğun ve bereketin coğrafyası Anadolu'yu tanıtmanın en etkili yolu da gastronomi. Başka mutfaklarda tek bir ana renk varken bizim gastronomi tarihimiz geniş bir coğrafi deneyimin ve renkli bir kültür mozaiğinin ürünüdür. Bu çeşitlilik, hoşgörü kültürümüzün izlerini de taşır. Katalanlı bir yazarın çok güzel bir sözü var; 'Yemek sanatı, tencereden seyredilen coğrafyadır.' der. İşte bizler de bu coğrafyanın zenginliğini, ayırıcı vasıflarını gastronomi üzerinden tanıtma sorumluluğu içindeyiz.”

Türk kültüründe, yemeğin karın doyurmanın çok ötesinde anlamları olduğunu ifade eden Erdoğan, “Hayatın kılcal damarlarına nüfuz eden, yazılı olmayan, fakat herkesçe konuşulan hayli zengin bir dili var. Cenaze evinde helva kavurmanın, hastaya çorba yapmanın, bayram sofralarını baklava ile şenlendirmenin ifade ettiği nice duygu var. Her bir tarifimiz, içinde nice güzel tat ve aroma yanında hikayeler de barındırıyor. Güçlü toplum yapımızın zemininde büyük sofraları, paylaşmayı ve dayanışmayı bir yaşam biçimi olarak öğütleyen mutfağımızı görüyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

– “Türk kültüründe yemek bir şifa aracı”

Emine Erdoğan, Türk kültüründe yemeğin bir şifa aracı olduğunu da belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Osmanlı mutfağında birçok reçetenin hekim tavsiyesi ile oluşturulduğunu biliyoruz. Etin, meyve ve pirinç ile buluşmasının, sağlıkla ilgili bir nedeni var malum. Bu anlamda Türk mutfağı, insanın kendi bedenini tanıması, cismaniyetinin şifrelerini çözmesi için de bir yaşam rehberi. Dolayısıyla kitabımızın başlığı olan 'asırlık tarifler', bize Türk mutfağının uzun bir tarihe yayılan bir bilgelik yolculuğu olduğunu da fısıldıyor. Fakat ne yazık ki yemeğin endüstrileşmesi, bizi beslenmenin özünden, ruhundan ve ahlakından da kopardı. Fast food kültürü, bugün maalesef dünyayı hasta ediyor. Kronik hastalıklar yüzünden her yıl gerçekleşen milyonlarca ölümün ardında yanlış beslenme kültürü olduğunu biliyoruz.”

Yeni bir uyanışın eşiğinde olan dünyada geleneksel mutfaklara hızlı bir dönüş yaşandığına işaret eden Erdoğan, “İnsanlar yemeğin aynı zamanda bir yaşam sanatı olduğunu yeniden hatırlıyorlar. Bunun yanında doğayla uyum içinde yaşamanın formüllerini arıyorlar. Çevre krizinin etkilerini azaltacak, sürdürülebilir hayatlar inşa etmeye çabalıyorlar. Yeme içme alışkanlıklarını değiştiriyor, israfın olmadığı mutfak anlayışını oturtmaya çalışıyorlar. Çünkü küresel olarak her gün tonlarca yiyecek çöpe atılıyor. Bunun çevre ve vicdanlar üzerinde ağır bir yükü var. Tabi bu tablo, yeme içmenin medeniyet değerlerinden uzak, hazcılığa varan vahim bir noktaya ulaştığını gösteriyor bize. Oysa bizim mutfağımızda, ezelden beri tek bir lokmanın bile israf edilmesini önleyecek nice reçete var. Atıksız mutfak anlayışı, doğaya saygımızın yanında edep ve adap kültürümüzün de yansımasıdır.” ifadelerini kullandı.

– “Türk mutfağının, dünyaya ihtiyacı olan bilgeliği sunacağına inanıyorum”

Tüketim toplumunun beslenme üzerindeki etkilerine de değinen Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

“İnsanlık, yürüdüğü yolda her zaman yeni arayışlar içinde olmuş ve sürekli bir şeyler denemiştir. Bazen dener başarırız, bazen dener yanılırız. 20. yüzyılda, tüketim toplumunun ürettiği yeme içme alışkanlıkları, ne yazık ki insanlığın en büyük yanılgılarından oldu. İşte bu nedenle medeniyet geçmişimizi, arkeolojik bir çalışma titizliğiyle daima araştırmalı, doğunun ve batının görgüsünü buluşturmalıyız. Tam da bu noktada, aşında tuz ve şeker kadar duygu ve kültür de olan Türk mutfağının, dünyaya ihtiyacı olan bilgeliği sunacağına inanıyorum. Tüketim toplumunun açtığı hasarlara, irfan dolu mutfağımız şifa olsun inşallah.”

Programa, kitabın hazırlanmasına katkı sağlayan Prof. Dr. Mehmet Öz, Prof. Dr. Arif Bilgin, Prof. Dr. Günay Kut, Doç. Dr. Özge Samancı, Nevin Halıcı, Gönül Paksoy, Vedat Başaran, Arda Türkmen, Ömür Akkor ve kitabın yayın koordinatörü Ebru Erke ile Zeki Açıkgöz, Sinem Özler, Ali Ronay, Savaş Aydemir, Şerife Aksoy, Sezai Erdoğan, Eyüp Kemal Sevinç, Cüneyt Asan, Aydın Demir, Fatih Tutak ve Elif Balcı Fisünoğlu gibi akademisyen, uzman ve şefler katıldı.

– “Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı” kitabı

Emine Erdoğan'ın öncülüğünde ve Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) iş birliğinde, ünlü şefler ve akademisyenlerin desteğiyle hazırlanan “Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı” kitabı, Türk mutfağının zenginliğini dünyaya tanıtacak.

Sağlıklı, geleneksel ve atıksız tariflerle gastronomi literatürüne katkı sağlanması amacıyla hazırlanan eser, dünyanın dört bir yanındaki gastronomi okurlarının beğenisine sunulacak.

Öncelikle Türkçe ve İngilizce yayınlanacak ve ileride farklı dillere çevrilmesi planlanan eserin ocak ayında raflarda yerini alması bekleniyor.

– Sağlıklı malzemelerle atıksız yemek tarifleri yer alacak

“Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı” kitabında coğrafi işaretli ürünlerden sokak lezzetlerine kadar Türkiye'ye has zengin tariflere yer veriliyor.

Yemeklerin sağlıklı malzemelerle ve “atıksız” bir şekilde nasıl hazırlanacağına ilişkin özel bir bölümün de yer aldığı kitapta, sağlıklı beslenmeye yönelik uzman görüşleri ve öneriler de bulunuyor.

Kitapta ayrıca, sağlık durumları sebebiyle farklı beslenme şekillerine ihtiyaç duyanlar için glutensiz beslenme, süt içermeyen gıdalar, vegan ve vejetaryen besinlerle hazırlanan özel tarifler ile Anadolu otlarından hazırlanan yemek tarifleri, kutlama/özel gün yemekleri, imece usulüyle hazırlanan yemekler ve fermente gıdalara yönelik tarifler de okuyucularla buluşturulacak.