Türkiye Ekonomisi

“Seçim sonrası döviz dalgalanmaları normalleşecek”

GAZİANTEP (AA) – Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Orhan Aydın, "Seçim sonrası kesintisiz reform süreciyle bu dalgalanmanın normalleşmeye doğru gideceğini belirtebiliriz. Türkiye ekonomisine ilişkin beklentiler ise uzun vadede ekonomik oranda büyümeye işaret ediyor." dedi.

ASKON Aylık Ekonomi Değerlendirme Toplantısı'nın dördüncüsü Gaziantep'te bir otelde gerçekleştirildi.

Raporun sunumunu yapan ASKON Genel Başkanı Orhan Aydın, ekonomisi yüzde 7'lerde büyüyen, bölgesinde aktif rol oynayan ve bağımsız politikalar yürüten Türkiye'nin açıkça hedef seçildiğini belirtti.

Dünyanın en büyük 17. ekonomisi olan ülkenin cesur politikaları ve yürekli adımları nedeniyle hedef seçildiğini anlatan Aydın, 15 Temmuz darbe girişimi döneminde bile dizlerinin üstüne düşmeyen bir Türkiye'yi herkesin gördüğünü ifade etti.

Aydın, Türkiye'nin özgürlüğü söz konusu olduğunda geçmişinde olduğu gibi yeniden tüm prangaları bertaraf ettiğine işaret ederek, şöyle konuştu:

"Bu nedenle tüm dünyaya özgürlüğümüze ve bağımsızlığımıza olan düşkünlüğümüzü yeniden ihraç ettik. İşte bizim en büyük ihracatımız bağımsızlık karakterimiz oldu. Bu nedenle dünün ve bugünün emperyalist güçleri ülkemiz üzerine çeşitli senaryolarda buluşuyor ve saldırılarını gerçekleştiriyorlar. Bu saldırıları çok iyi okumalı, asıl gayelerini anlamalı ve geleceğe yönelik planlamalarımızı buna göre yapmalıyız. Bu süreçte biz iş insanlarına düşen görev ülkemiz üzerine oynanan bu oyunları bertaraf etmek için daha çok çalışıp, daha çok üreterek ülke ekonomimizi sağlam limanlara çekmek olmaktır. Unutmayalım ki bizleri terörle, darbelerle yıkamayan ve bölemeyenlerin hedefi ülke ekonomimiz olacaktır. Bu nedenle onlara verilecek en güzel cevap ekonomisi güçlü bir Türkiye olacaktır."

– "Türkiye fırsatçılar tarafından hedef seçilmiştir"

İstanbul seçimleri iptali nedeniyle özellikle döviz kurlarında dalgalanmanın seyrine devam edeceğini öngördüklerini aktaran Aydın, şunları kaydetti:

"ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşlarının endişeleri arttırdığı bir ortamda Türkiye YSK'nin seçim hukuku üzerinden vermiş olduğu bir karar sonrası ekonomik olarak bu durumdan istifade etmeye çalışan fırsatçılar tarafından hedef seçilmiştir. Seçim sonrası kesintisiz reform süreciyle bu dalgalanmanın normalleşmeye doğru gideceğini belirtebiliriz. Türkiye ekonomisine ilişkin beklentiler ise uzun vadede ekonomik oranda büyümeye işaret ediyor. 'Tarımda Milli Birlik Projesi' ile alınan kararların zamanla hayata geçmesi gıda enflasyonu üzerinde zamanla etkisini gösterecek ve enflasyon rakamları hedeflendiği üzere 2019 yılı için hedeflenen yüzde 15,9'luk orana düşecektir."

– Gaziantep'in ihracat rakamları

Gaziantep'in bu yılın ilk 4 ayındaki toplam ihracatının 2,5 milyar doları bulduğunu kaydeden Aydın, kenttin küresel anlamda sıkıntıların yaşandığı bir dönemde iyi bir gidişat gösterdiğini aktardı.

Aydın, şehrin ocak ayında 576 milyon, şubatta 587 milyon 774, martta 643 milyon 727 ve nisan aylarında 687 milyon 626 bin dolar ihracat rakamına ulaştığını ve sene sonunda ise 8 milyar doları bulmasının beklendiğini vurguladı.

Toplantıya Gaziantep Valisi Davut Gül, AK Parti Gaziantep milletvekilleri Mehmet Sait Kirazoğlu, Derya Bakbak, Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Gür, ASKON Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Yavuzer, ASKON Gaziantep Şube Başkanı Alper Tunga Çiftçi ve çok sayıda iş insanı katıldı.

ING Bank ve TİM'den ihracatçılara destek paketi

İSTANBUL (AA) – Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), ING Bank ile Türkiye ekonomisinin en önemli itici güçlerinden ihracatçılara çok avantajlı bir destek paketi sunmak üzere iş birliği protokolü imzaladı.

TİM Başkanı İsmail Gülle ve ING Bank Genel Müdürü Pınar Abay'ın imzaladığı protokol ile ihracatçıya avro bazında çok uygun faiz oranlarında kredi imkanı sunulurken, birçok dijital hizmet de ücretsiz sağlanacak.

Paket dahilinde sunulan sabit faizli ve rekabetçi fiyatlı nakit ihracat kredilerinde ihracatçılardan hiçbir komisyon ve masraf da alınmayacak.

TİM Başkanı İsmail Gülle, protokolün imza töreninde yaptığı konuşmada bugün ihracatçıların yüzünü güldürecek bir projeyi paylaşmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.

"İhracat, Türkiye'nin olmazsa olmazıdır. İstihdamın, zenginleşmesinin temel yolu ihracattır. İhracat hiç bu kadar önemli ve anlamlı olmamıştı." diyen Gülle, ihracatçının daha fazla ihracat yapabilmesi için yanlarında olacaklarını söyledi.

Gülle, şöyle devam etti:

"Göreve geldiğimiz günden bu güne kadar, ihracatın finansmanı anlamında birçok anlaşma ve protokole imza attık. Sizlerin karşısına her çıktığımızda ekonomimiz için, ihracatçımız için güzel haberler verdik, vermeyi de sürdüreceğiz. Bugün bu güzel haberlere bir yenisini daha ekliyoruz. İhracat, deyim yerinde ise küresel ticaretin er meydanı, ekonomimizin dinamosu. Finansmana erişimin küresel ölçekte gittikçe daha pahalı ve zor hale geldiği günümüz koşullarında atılan her adım gerek ekonomimiz, gerekse ihracatımız için çok büyük önem arz ediyor. Bizler de ülkemizin yüzünü güldüren ihracatçılarımıza finansman anlamında katkı sağlayacak çalışmalara son hızla devam ediyoruz.

Zira ihracatçılarımız tüm gücünü enerjisini üretime, satışa aktarmalı. İhracatçımız işe giderken parayı düşünmemeli, ihracatçının finansmanla ilgili sorun yaşamaması gerekiyor. İhracatçının en ucuz maliyetle en iyi şekilde finansmana ulaşmasının sağlanması gerekiyor. Hepimiz bunun için gayret gösteriyoruz. Burada üst sınırı olmayan, milyarlarca avroluk bir kredi anlaşması yapıldı. Türkiye ilk çeyrekte 45 milyar dolarla ihracatta Cumhuriyet tarihi rekoru kırdık."

İsmail Gülle, buradan hareketle, bugün ING Bank ile imzaladıkları protokolün, ihracatçılara daha uygun koşullar oluşturmak için attıkları önemli bir adım olduğunu söyledi.

Söz konusu protokolün, TİM üyelerine, nakdi ve gayri nakdi krediler, hazine işlemleri, dijital bankacılık, ihracat-ithalat bankacılık işlemleri, nakit yönetimi işlemleri başlıklarında önemli avantajlar sağlayacağını ifade eden Gülle, "Protokol kapsamında ihracatçılarımıza, sabit oranlı ve indirimli döviz kredisi avantajının sunulmasının yanı sıra, hayata geçecek bir başka uygulamayı da sizler ile paylaşmak isterim. İhracatçılarımız fuar katılım ödemelerini TL veya avro bazında çok özel faiz oranları ile kredi kartı kullanarak veya kredili hesaptan ödeyerek, 12 aya kadar taksitlendirebilecek. Özellikle TL bazında yüzde 11,63 faiz oranı, son derece cazip bir oran. Bu vesile ile ING Bank'a, TİM olarak 'dış ticaret fazlası veren Türkiye' misyonumuza katkıları nedeniyle teşekkür ederim. Protokolümüz 83 bin ihracatçımıza hayırlı olsun." değerlendirmesinde bulundu.

– "Rekabetçi ve esnek bir avro finansman imkanı sunuyoruz"

ING Bank Genel Müdürü Pınar Abay da TİM ile imzaladıkları ve pek çok avantaj barındıran iş birliğinin etkisiyle, ING Bank olarak dış ticaret yapan firmaların ana bankası olmayı hedeflediklerini söyledi.

İhracatın Türkiye ekonomisi için öneminin giderek arttığının altını çizen Abay, rekabetçi şartlarda sundukları avro bazlı kredi paketi ile Türkiye ekonomisinin performansına da olumlu katkı sunmayı hedeflediklerini söyledi.

Abay, şunları kaydetti:

"Bu yıl Türkiye'nin en çok ihracat yaptığı 10 ülkenin 8’inde ING Grubu'nun faaliyet gösteriyor olması da global gücümüzün ihracatçılara sağlayacağı katkıya işaret ediyor. İş birliğimiz; ihracatçılar için iki temel avantaj getirecek. Öngörülebilir maliyet ve rekabetçi fiyat. Firmalarımız öngörülebilir bir maliyetle hareket edebiliyor olacaklar, çünkü 12, 24, 36 ay vadeli sabit avro oranından kredi vermeyi taahhüt ediyoruz.

Tahsilat süreleri ihracatçımızın önünü kesmesin diye iki farklı kredi daha tasarladık. İsteyen ihracatçımız yine aynı oranlarla 3 ayda 1 eşit taksitli, isteyen ihracatçımız ise 6 ayda 1 eşit taksitli avro kredi kullanabilecek. Rotatif İhracat Kredisi ile de yine ihracatçımıza 12 ayda yüzde 2,25 gibi rekabetçi ve esnek bir avro finansman imkanı sunuyoruz."

– "Dijital bankacılıkta indirim ve muafiyetler sağlıyoruz"

ING Bank Genel Müdürü Pınar Abay, ihracatçıların dijitalleşme yolculuğunda da onların yanında olmayı hedeflediklerini söyledi.

Protokolle dijital bankacılıkta EFT ile havale işlemlerinden ve ihracat bankacılık işlemlerinden masraf alınmayacağını, muafiyetlerin yanı sıra dijital bankacılığa özel indirimler de uygulayacaklarını açıklayan Abay, "Yine bu protokolle ihracatçılara özel ING POS'ta kredi kartına 12 taksit imkanı sunuyoruz, burada da oranlarımızın çok rekabetçi olduğunu vurgulamak isterim." dedi.

Abay, ING Bank'ın sahip olduğu teknolojik üstünlükler sayesinde ihracatçıların taleplerine çok hızlı geri dönüş olacağını da dile getirdi.

“Türkiye ekonomisi daha da büyüyecektir”

NEVŞEHİR (AA) – Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal, "Türkiye ekonomisi; güçlü kamu maliyesi, güçlü bankacılığı, genç nüfusu, iletişim ve ulaştırma altyapısıyla, sahip olduğu global lokasyon avantajıyla önümüzdeki süreçte daha fazla yatırım çekecektir. Bu yatırımlar geldikçe Türkiye ekonomisi daha da büyüyecektir." dedi.

Nevşehir Valiliğini ziyaret eden ve Valilik Şeref Defteri'ni imzalayan Ağbal, Vali İlhami Aktaş'tan kent hakkında bilgi aldı.

Daha sonra Nevşehir Ticaret ve Sanayi Odası'nda düzenlenen toplantıya katılan Ağbal, burada iş insanlarıyla bir araya geldi.

Ağbal, toplantıda yaptığı konuşmada, son 17 yılda Türkiye'nin milli gelirinde önemli oranda artışlar olduğunu, milletin refah seviyesinin geçmiş yıllara kıyasla yükseldiğini belirtti.

Ülke ekonomisinin gelecek süreçte olağanüstü seviyede olumlu bir yöne doğru ilerlediğini aktaran Ağbal, "Türkiye 17 yılda milli gelirini üçe katladı. İnsanımızın refahı önceki dönemlerle mukayese edilemeyecek kadar arttı. Bugün Türkiye ekonomisi geldiği nokta itibarıyla olağanüstü yeni bir evreye doğru da ilerliyor. Bunu yaparken özel sektör olarak sizlerin bizlere olan güveni her şeyin üzerinde. Peş peşe açılan fabrikalar, yapılan yatırımlar bir taraftan istihdamı bir taraftan ülkemizin üretimini artırdı." diye konuştu.

Türkiye'nin en güçlü olduğu yönlerinden ikisinin kamu ekonomisi ve bankacılık sitemi olduğunu vurgulayan Ağbal, çeşitli avantajları içinde barındıran Türkiye'nin gelecek süreçte daha fazla yatırımcı çekeceğine inandığını, bunun da ekonominin büyümesini ve istihdamın artmasını sağlayacağını dile getirdi.

Altyapı, ulaştırma, sağlık ve eğitimde milletin takdir ettiği işler yaptıklarını anlatan Ağbal, "Bu dönemde ekonomide yakalamış olduğumuz olağanüstü büyüme ve gelişmeyi bize özel sektörümüz yaptı. Hükümet olarak biz, milletten aldığımız sorumluluğun bilincinde özel sektörün önünü açtık, yatırımların önünü açıp, yatırımcı güvenini sağladık, Türkiye'yi dışa açtık, AB yolunda çok önemli mesafeleri birlikte kaydettik. İçeride oluşturduğumuz bu uyum özel sektör yatırımlarını adeta patlattı." ifadelerini kullandı.

– "İstihdamda hızlı bir ivme yakalayacağız"

Ağbal, şöyle devam etti:

"Seçimden sonraki süreçte 4,5 yıl seçimin olmadığı bir evreye giriyoruz. Seçimden sonra kolları sıyırıp, çok daha güçlü yeni adımlar atarak, Türkiye ekonomisini olması gereken noktalara hep birlikte taşıyacağız. Bunu, hükümet, sivil toplum örgütleri, özel sektör ve çalışanlarıyla yapacağız. Bir süredir küresel ekonomide yepyeni bir döneme geçmenin sancılarını yaşıyoruz. Özellikle gelişmekte olan pazarlara ve ülkelere dönük olumsuz bir algının oluştuğu bir dönemden geçiyoruz. Ben yürekten inanıyorum ki Türkiye bu sınavdan da büyük bir başarıyla çıkacaktır. Bizim en güçlü olduğumuz özelliklerimizden birisi kamu maliyesinin güçlü olması. Biz, 17 yıldır ayağımızı yorganımıza göre uzattık. Bütçe açıklarını sürdürülebilir seviyede tutmanın gayreti içinde olduk. Bankacılık sitemimiz de en fazla iftihar ettiğimiz yönlerimizin bir tanesi. İçinde bulunduğumuz süreçte Türk bankacılık siteminin daha güçlü olması için her türlü gereken adım atılacaktır. Türkiye ekonomisi; güçlü kamu maliyesi, güçlü bankacılığı, genç nüfusu, iletişim ve ulaştırma altyapısıyla, sahip olduğu global lokasyon avantajıyla önümüzdeki süreçte daha fazla yatırım çekecektir. Bu yatırımlar geldikçe Türkiye ekonomisi daha da büyüyecektir. İstihdam noktasında da inanıyorum ki gelecek aylardan itibaren çok hızlı bir şekilde ivmeyi yakalayacağız."

Teknoparklardan 4 milyar dolara yakın ihracat

İSTANBUL (AA) – Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, teknoparkların Türkiye ekonomisi için önemine dikkati çekerek, "Türkiye'de 2001 yılında iki teknoloji geliştirme bölgesi varken bugün 84 teknopark var ve bunların 61’i halihazırda aktif. Şimdiye kadar teknoparklarımızda 4 milyar dolara yakın ihracat gerçekleştirildi. 119 milyar liralık satış gerçekleştirildi. 5 binin üzerinde teknopark firmamızda halihazırda 40 binin üzerinde araştırmacımız çalışıyor." dedi.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ARI Teknokent liderliğinde, İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) desteğiyle, Türkiye'nin fikirden ürüne dijital süreçlerle yürütülen kapsamlı dijital üretim merkezi İTÜ MAGNET FAB I TRİDİ törenle açıldı.

Törende bir konuşma yapan Kacır, Türkiye'nin yenilikçi teknolojileri geliştirme konusunda başarılı adımlar attığını söyledi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak son dönemde Ar-Ge ve inovasyon konusundaki çalışmaları Milli Teknoloji Hamlesi başlığıyla çerçevelediklerini belirten Kacır, Türkiye'nin kendi teknolojisini geliştirerek, dünya pazarlarında rekabet üstünlüğü sağlaması için yürütülen çalışmaları yoğunlaştırdıklarını söyledi.

Kacır, şunları kaydetti:

"Milli Teknoloji Hamlesi derken neyi kastediyoruz? Temelde bağımsızlığımız için stratejik değer taşıyan, olmazsa olmaz ürünlerin milli ve özgün olarak geliştirilmesi ve üretilmesi ve bunun yanında bizi dünyada ekonomik yarışta öne çıkaracak yüksek katma değerli ürünlerin önceliklendirilerek, kamu tarafından desteklenilerek milli ve özgün üretimlerin gerçekleştirilmesidir.

Milli Teknoloji Hamlesi’nde bu ekosistemin en önemli bileşeni diyebileceğimiz teknoparklar, teknoparklar bünyesindeki kuluçka hızlandırma merkezlerimiz, atölyeler, dijital merkezler çok büyük bir yer tutuyor."

İş fikirlerinin hayata geçmesinde prototip üretimi aşamasının önemli bir yer tuttuğunu söyleyen Kacır, bu aşamanın ardından seri üretimin ve markalaşmanın geldiğini hatırlattı.

– "Bütün gayretimizi bu ekosistemi güçlendirme yönünde sürdürüyoruz"

Ar-Ge ve inovasyon konusunda gelecek vadeden teknoparkların Türkiye'nin kalkınmasına önemli destekler sağladığını anlatan Kacır, girişimcilik ekosistemini bütüncül bir bakış açısıyla desteklediklerini söyledi.

Kacır, "Bütün gayretimizi bu ekosistemi güçlendirme yönünde sürdürüyoruz. Bakanlığımız bir yandan teknoloji geliştirilme bölgelerinin kuruluşlarına destek oluyor. Türkiye'de 2001 yılında iki teknoloji geliştirme bölgesi varken bugün 84 teknopark var ve bunların 61’i halihazırda aktif. Şimdiye kadar teknoparklarımızda 4 milyar dolara yakın ihracat gerçekleştirildi. 119 milyar liralık satış gerçekleştirildi. 5 binin üzerinde teknopark firmamızda halihazırda 40 binin üzerinde araştırmacımız çalışıyor." bilgilerini verdi.

Bakanlık olarak teknoloji geliştirme bölgelerine bugüne kadar 984 milyon lira doğrudan destek verdiklerini aktaran Kacır, bakanlığın 2017'de yaptığı sıralamada bütün teknoloji geliştirme bölgeleri arasında İTÜ ARI Teknokent'in birinci sırada yer aldığını hatırlattı.

Mehmet Fatih Kacır, "Ben hem rektörümüzü hem teknopark yöneticilerimizi hem de bütün bu sürece katkı veren girişimcilerimizi yürekten tebrik ediyorum." diye konuştu.

– "Ekibime ve arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum"

İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, açılışı yapılan İTÜ MAGNET FAB I TRİDİ'nin Türkiye girişimcilik ekosistemine hayırlı olmasını diledi.

Önceden prototip üretmek isteyen girişimcilerin Karaköy'deki Selanik Pasajı'na gittiğini hatırlatan Karaca, "Artık Selanik Pasajı'nı buraya getirdik diyebilirim. Çünkü burada 0'dan üretim söz konusu, her şeyi üretmek söz konusu. Sanayiciye transfer de mümkün olacak inşallah. Yani know-how merkezi burası. Bunların çoğalması dileğiyle diyorum. Gerçekten bu tür yerleri sadece İTÜ yapmasın, diğerleri de yapsın. Duyuyorum duayen okullarımız da yapıyor ama bunların Anadolu'nun her yerinde olması, yaygınlaşması lazım." diye konuştu.

İTÜ'nün inovasyon konusundaki görevinin Türkiye sınırlarını aştığını anlatan Karaca, "Biz artık hedefi sadece Türkiye'de değil, Balkanlar'da, Orta Asya'da, MENA Bölgesi'nde hedefi büyüttük. Amerika'ya da gidiyoruz, orayı da içten keşfediyoruz. O açıdan burada ekibime ve arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum, böyle bir yer oluşturdukları için. Tabii ki en büyük teşekkürüm finans desteğiyle bizim her zaman yanımızda olan bakanlığa ve kalkınma ajansına (İSTKA) teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.

– Hedef bir yılda binin üzerinde prototip

İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Doç. Dr. Deniz Tunçalp de İTÜ MAGNET FAB I TRİDİ'nin pek çok endüstrinin ihtiyaçlarına cevap vereceğini ifade ederek, bir yılda binin üzerinde prototip üretimi, 50'nin üzerinde endüstriyel tasarım ve 2 binin üzerinde kişiye hizmet sunmayı hedeflediklerini söyledi.

Tunçalp, inşaat ve cihaz parkuru için toplam yatırım tutarının 3 milyon 825 bin lira olduğunu belirtti.

Açılış konuşmalarının ardından kurdele kesimi yapıldı.

Kacır, Karaca, Tunçalp ve beraberindeki diğer ilgililer tesisi gezerek girişimcilere sunulan olanaklarla ilgili bilgi aldı.